İÇİNDEKİLER
 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

EZANDA

ALİYYEN VELİYYULLAH

VE

FAKİHLERİN GÖRÜŞÜ

 

 

CAFERİ NUR

 

 

Muaviye bin Ammar diyor ki;İmam Caferi Sâdık aleyhisselam’a şöyle arzettim:Sizin hadislerinizi halkın arasında yayan ve sizin sözünüzü söyleyerek halkın ve şiilerinizin kalbini sağlamlaştıran bir adam var.Aynı zamanda sizin şiilerinizden çok ibadet eden bir adam da var.Ama o bu durumda değildir.Sizce hangisi daha üstündür? Buyurdu ki: Bizim sözlerimizi rivayet ederek şiilerimizin kalplerini sağlamlaştıran adam bin âbidden daha üstünüdür.(1)

 

 

 

(1)      Usul ü Kâfi c1 sf 33,9.hadisi şerif.

MAKAMLAR:

 

BİRİNCİ MAKAM

 

ÂL-İ MUHAMMED’İN -ALEYHİMUSSELAM -ALİMLERİ

 

1. ONLAR MUHAMMED VE ÂL-İ MUHAMMEDİN VELAYETİNİ YAYANLARDIR -ALLAH’IN SELAMI ONLARA OLSUN-:
 

İmamımız Caferi Sâdık aleyhisselam buyurdu ki: “Her kim biz Ehli Beyt’i sevenleri ve inancı zayıf olan şiilerimizi düşmanımız karşısında korur ve düşmanımızın inancının batıllığını ortaya çıkarır ve bizi sevenlerin inancını onların karşısında savunur ve hedefi Âl-i Muhammed’in velayetini yaymak olursa,Allah düşmanlarının karşısında delil getirdiği her harfin karşılığında dünyadaki halkın sayısından daha fazla meleği ona cennette saraylar yapmakla görevlendirir.Her bir meleğin kudreti ise gökleri ve yeri taşıyacak derecededir.O alime verilecek nimetlerin ve sarayların değerini alemlerin rabbi olan Allah’tan başkası bilemez.”(1)
 

2. ONLAR ÂL-İ RESUL ALEYHİMUSSELAM’IN DİNİNİN SINIRLARINI SAVUNANLARDIR:
 

İmamımız Caferi Sâdık aleyhisselam buyurdu ki: “Şiilerimizin alimleri; İblis ve askerlerinin saldırdığı zayıf şiilerimizi koruyan ve İblis’in ve nasıbi  askerlerinin onlara musallat olmasını engelleyenlerdir.Şiilerimizden her kim bu görevde olursa Rum’lara,Hazarlılara ve kafirlere karşı savaşanlardan binlerce kez daha üstündür.Çünkü onlar bizi sevenlerin dinini savunur.Bunlar ise sadece bedenlerini savunurlar.”(2)
 

3. EHLİ BEYTİN YETİMLERİNİ KORUYANLARDIR:

Şehidlerin efendisi Hz.Hüseyin aleyhisselam buyurdu ki:

(1)                 Avâlim ul Ulûm c3 sf 292,84.hadisi şerif.

(2)                 Avâlim ul Ulûm c3 sf 292,83.hadisi şerif

-142-

 

 

“Her kim biz Ehli Beyt’in sıkıntıda olan yetimlerini korur ve onu hidayet ve irşad edecek ilimlerle onu yönlendirir ve hidayet ederse Allah azze ve celle onun hakkında şöyle der:Ey kardeşini koruyan kerim kulum!Ben senden daha kerim ve cömertim.Ey meleklerim!Öğrettiği her harfin karşılığında ona cennette binlerce saray yapın ve ona layık olan diğer nimetlerden de verin.”(1)
 

4. KENDİLERİNDEN  İLİM ÖĞRENENENLERE ŞEFAAT EDECEK OLANLARDIR:
 

İmamımız Aliyy ür Rıza aleyhisselam buyurdu ki: “Kıyamet günü âbide şöyle söylenecek:Sen iyi bir adamdın ama hedefin sadece kendi nefsin idi. Geçimini de halk sağlıyordu.Cennete girebilirsin. Ama halka hayırı ulaşan ve onları düşmandan koruyan ve cennet nimetlerinden faydalanmasını ve Allah’ın rızasını kazanmasını sağlayan alim ve fakih ise böyle değildir.

Fakihe şöyle söylenecek: Ey Ehli Beyt aleyhimusselam’ın yetimlerine kefil olan!Ey Ehli Beyt dostlarından zayıf olanları hidayet eden!Dur ve senden ilim öğrenenlere şefaat et.Onunla birlikte gruplar halinde cennete girecekler.Bu gruplar ondan ilim öğrenenler ve ondan ilim alanlardan ilim öğrenenler ve kıyamete kadar dolaylı olarak ondan ilim alanlardır.

İki makam arasında ne kadar da fark vardır?”(2)
 

5. MELEKLER ONLARA ŞÖYLE SÖYLEYECEKTİR: NE MUTLU SİZE!EY İYİ İNSANLARDAN KÖPEKLERİ UZAKLAŞTIRANLAR!
 

Yine İmamımız Aliyy ür Rıza aleyhisselam buyurdu ki: “Bizi seven alimlerin kıyametteki muhtaçlık halleri ve o sıkıntılı anları için yapabileceği en iyi amel;biz Ehli Beyti seven zayıf bir dostumuzu Allah ve Resulü’nün düşmanının elinden

kurtarmaktır.Melekler onun kabrinden cennetteki yerine kadar onu taşımak için sıraya dizilir ve kanatlarını açarak ona  şöyle söylerler : Ne  mutlu  sana  ey  iyi  insanlardan

(1)     Avâlim ul Ulûm c3 sf 287,76..hadisi şerif

(2)     Avâlim ul Ulûm c3 sf 293,87.hadisi şerif.

-142-

köpekleri uzaklaştıran!Ne mutlu sana ey imamlarına taassupla(1) bağlanan!”(2)
 

6. ALLAH KATINDA HER BİRİSİ BİNLERCE ÂBİD ERKEK VE KADINDAN DAHA ÜSTÜNDÜR:
 

Hâcetler kapısı olan imamımız Musa el Kâzım aleyhisselam buyurdu ki: “Bizi göremeyen ve bizden uzak olan bir yetimimize gerekli olan ilimlerini öğreten alim şeytana binlerce âbidden daha şiddetlidir.Çünkü abidin hedefi sadece kendi nefsidir.Bu ise kendisiyle birlikte Allahın diğer kullarını da İblisin ve askerlerinin elinden kurtarmayı düşünür.Allah katında bunun değeri binlerce ibadet eden erkek ve kadından daha üstündür.”(3)
 

7. ÇÜNKÜ ASIL YETİM İMAMI GAYBA ÇEKİLENDİR:
 

Hz.Resulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem buyurdu ki: “Babasını kaybeden yetimden daha yetim olan imamını kaybeden yetimdir.Ona ulaşamayan ve dînî hükümlerini ondan alamayan ve ne yapacağını bilmeyendir.

Bizim şiilerimizden her kim bizim ilimlerimizi öğrenir ve bize ulaşamayan bu yetimlere hükümlerimizi öğretir ve onları irşad ederse en yüce cennetlerde bizimle birlikte olur.”(4)
 

8. BU YÜZDEN ALLAH KATINDA ONLARI KORUMAK BABASI ÖLENİ KORUMAKTAN DAHA MAKBULDÜR:
 

İkinci imamımız İmam Hasan aleyhisselam buyurdu ki: “Cehalet rütbesinde olan bir Ehli Beyt yetimini cehaletten çıkaran ve ona gerekli ilimleri öğreten adamın herhangi bir yetimi yedirip içiren adama olan üstünlüğü, tıpkı güneşin küçük yıldızlara olan üstünlüğü gibidir.”(5)
 

9. EHLİ BEYTTEN SAPANLARIN ELİNDEN KURTARMAK ÖZELLİKLE GAYBET ZAMANINDA BÜTÜN VACİPLERDEN ÖNDE GELEN BİRİNCİ GÖREVDİR:

 

(1)                 İlim ehli çok iyi bilmektedir ki hakka taassupla bağlanmak da hakdır.Hakka ve gerçeğe taassupla bağlanmayan hak ehlinden değildir.

(2)                 Avâlim ul Ulûm c3 sf 294,88.hadisi şerif

(3)                 Bihar ul Envar c2 sf 5,9.hadisi şerif.

(4)                 Bihar ul Envar c2 sf 2,1.hadisi şerif.

(5)                 Bihar ul Envar c2 sf 3.4.hadisi şerif.

-144-

 

 

İmamımız Hasan el Askeri aleyhisselam şöyle buyurdu: “Hz.Hüseyin aleyhisselam adamın birine şöyle buyurdu:Hangisi sence daha makbuldür?Bir miskini öldürülmekten kurtaran mı?Yoksa bizi sevenlerden mustaz’af birini sapıttırmak isteyen düşmanımızın elinden kurtararak Allah’ın delilleriyle o düşmanın delillerini batıl eden ve o düşmanı zelil eden mi?

Adam dedi ki:Bu miskin mümini bu Ehli Beyt düşmanının elinden kurtaran!Allah azze ve celle buyurdu ki: “Her kim onu ihya ederse sanki halkın hepsini diriltmiş gibidir.”(1)Yani her kim onu küfürden çıkarıp imana hidayet ve irşad ederse sanki halkın hepsini diriltmiş ve ihya etmiş gibidir.Bu mana kılıçla öldürülmekten daha önce gelir.”(2)
 

10. ONUN İÇİN İMAMIMIZ MUHAMMED BÂKIR ALEYHİSSELAM BİR HADİSTE ŞÖYLE BUYURUYOR:
 

O hazrete şöyle sordular: “Ehli Beyt düşmanının eline esir düşen bir mümin Ehli Beyt dostunu onun dilinden ve saptırmalarından kurtarmak mı daha üstündür yoksa Rum’ların eline esir düşen birini kurtarmak mı?(3) İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam o adama şöyle buyurdu: “Hayırlı bir mümin ile bir serçe aynı anda boğulsalar ve senin ikisini birlikte kurtarman mümkün olmazsa hangisini kurtarırsın?Adam dedi ki:Tabi ki o boğulan hayırlı mümini.O hazret buyurdu ki:Senin sorduğun meselede de ikisinin arasındaki fark bu ikisinden daha açıktır.Bu adam onu dininden döndürüp rabbinin cennetinden alıkoyuyor ve ateşe gitmesine sebep oluyor.Rum’un eline esir düşen ise cennete gidecektir.”(4)

 

(1)                 Mübarek “Maide “suresi 32.ayeti şerife.

(2)                 Avâlim ul Ulûm c3 sf 288,77.hadisi şerif.

(3)                 Rumların eline esir düşenler de genelde öldürülmekteydiler.

(4)                 Avâlim ul Ulûm c3 sf 291 ve 292,82.hadisi şerif.

-145-

11. HATTA HER KİM HALKI EHLİ BEYT’İN VELAYETİNE İRŞAD VE HİDAYET EDERSE HALKIN BOYNUNDA ÖYLE BİR HAKKA SAHİP OLURKİ KELİMELERLE ANLATILAMAZ.HATTA BABALARINI ÖLDÜRSE DAHİ BUNUN FAZİLETİNİN YANINDA BİRŞEY SAYILMAZ.
 

      İmamımız Hasan el Askeri aleyhisselam şöyle buyurdu: “Adamın biri İmam Zeynelâbidin aleyhisselam’ın yanına birini getirerek onun kendi babasının katili olduğunu iddia etti ve o adam da suçunu itiraf etti ve kısas vacip oldu.Katil o adamdan af diledi ve affederse Allah’ın ona yüce sevaplar vereceğini söyledi ama öldürülenin oğlu razı olmadı.

   İmam Zeynel abidin aleyhisselam öldürülenin oğluna şöyle buyurdu:Eğer bu adamın senin üstünde bir hakkı varsa bu cinayetini affet ve suçunu bağışla.

   Dedi ki:Ey Resulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’in oğlu!Bunun benim boynumda hakkı varsa da babamın katili olan bu adamı affetmeme yetmez.Buyurdu ki:Peki ne istiyorsun?Dedi ki:Kısas istiyorum.(Yani öldürülmesini)Ama eğer o hakkını bağışlarsa diyet alırım ve onun öldürülmesinden vazgeçerim. İmam Zeynel abidin aleyhisselam buyurdu ki:Senin üzerindeki hakkı nedir?

    Dedi ki: Ey Resulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’in oğlu!Bana Allah’ın tevhidini,Allah Resulü Muhammad’in nübüvvetini ve Ali aleyhisselam’ın ve imamların velayetini telkin etti ve öğretti. İmam Zeynel abidin aleyhisselam buyurdu ki:Babanın kanı onun öğrettiklerine asla ulaşamaz.Evet Allah’a andolsun ki peygamberler ve imamlar dışında yeryüzünün halkının hepsinin kanı dahi bunun öğrettiğine ulaşamaz . Hepsi öldürülse dahi onların kanının hakkı bunun hakkına ulaşamaz.

     Dedi ki:Evet,öyledir.

İmam Zeynel abidin aleyhisselam katile dönerek buyurdu ki:Senin hakkının sevabını bu adama bağışlarsan ben de diyetini öderim ve böylece sen de öldürülmekten kurtulursun. Katil şöyle arzetti:Ey Resulullah’ın oğlu!

-147-

Benim suçum büyük de olsa ben o sevaba muhtacım.Benim suçum öldürülenle benim aramdadır,onun velisi ile değil. İmam Zeynel abidin aleyhisselam buyurdu ki;Sence öldürülmek o sevabını bağışlamaktan daha mı iyidir?

    Dedi ki:Evet ey Resulullah’ın oğlu!

    İmam Zeynel abidin aleyhisselam öldürülenin velisine dönerek şöyle buyurdu:Ey Allah’ın kulu!Bu adamın suçu ile yaptığı iyiliği mukayese et.Eğer sabredersen bilki senin baban şu anda cennettedir.Bu adam sana imanı telkin etmiş ve sonsuz cennete hidayet ederek cehennemden kurtulmana sebep olmuştur.Onun iyiliği suçundan çok çok fazladır.Eğer o iyiliğiyle birlikte eğer onu bağışlarsan size Resulullah’ın fazileti hakkında öyle bir hadis söyleyeceğim ki dünyadaki herşeyden daha üstündür.Eğer diyet istersen ben de o hadisi sana değil ona söyleyeceğim ve sen bütün dünyadan daha hayırlı olan o hadisten mahrum kalacaksın.

    O genç dedi ki:Ey Resulullah’ın oğlu!Onu bağışlıyorum ve ne diyet ne de başka birşey istemiyorum.Sırf Allah’ın rızası ve senin isteğin üzerine davamdan vazgeçiyorum.Hadisi ikimize de söyle ey Resulullah sallallahu  aleyhi ve alihi ve sellem’in oğlu!

İmam Zeynel abidin aleyhisselam da buyurdu ki:......”(1)

İbret alın ey basiret sahipleri!!!

Telkinin manasını unutma ey muhip!Eğer bir insan Ehli Beyt inancında ise telkin yani hatırlatmak ,kalbi,aklı ve dili Ehli Beyti anarak sağlamlaştırmak demektir. Ve eğer bir adam Ehli Beyt inancında değilse ona öğretmek irşad ve hidayet etmek demektir.

Hakk inançta olan birisi gaflete,unutkanlığa ve cehalete düşmüştür ve insani ve şeytani güçler ona tuzaklar hazırlamıştır.O muhibbin kalbi de mal ve makam gibi Ehli Beyt dışındaki şeylere saplanıp kalmıştır.Bunun yegane sebebi ise Ehli Beytin sağlam ipine sarılmamaktan kaynaklanmıştır.

 “De ki amel edin.Allah,resulü ve müminler sizin yaptıklarınızı görmektedir.Sonra da yaptıklarınızın hatırlatılacak olan gaybı ve hazırı bilene

(1)   Avâlim ul Ulum c3 sf 289 ve sonrası 80.hadisi şerif.

-149-

 

döndürüleceksiniz.”(1)
 

12. İMAMLARIN BABASI VE VASİLERİN ÖNDERİ HZ.ALİ ALEYHİSSELAM DA BUYURUYOR Kİ:
 

“Şiilerimizden her kim bizim şeriatımızı öğrenir ve zayıf şiilerimizi cehalet karanlığından kurtarıp kendisine bahşettiğimiz ilmin nurundan yararlanırsa kıyamet günü başında nurdan bir taç ile gelecek ve kıyamet sahasını aydınlatacaktır.Üzerinde öyle bir elbise olacaktır ki onun bir ipine dahi dünyadaki hiçbir güzellik ulaşamayacak.Sonra bir melek şöyle nida edecek;Ey Allah’ın kulları!Bu alim Âl-i Muhammed’in alimlerinden birinin öğrencisidir.Her kim dünyada onun sayesinde cehalet karanlığından çıktıysa onun nuruna sarılsın ve buranın karanlığından kurtulup cennete gitsin.Her kime onun bir hayırı dokunmuş ve kalbindeki cehalet kilidini açmış ve kalbindeki şüpheleri gidermişse cennete gidecektir.”(2)
 

13. İMAM ALİYYÜN NAKİ ALEYHİSSELAM Şİİ ALİMLERİNİN KIYAMET SAHRASINA GİRİŞLERİNİ ŞÖYLE ANLATIYOR:
 

   “Biz Ehli Beytin inancını kabul eden ama inancı zayıf olan şiilerimizin inancını güçlendirip takviye eden alimlerimiz kıyamet gününde alnı açık olarak gelecek ve her birinin başında behâ(değer) tacı olacak.O tacın nuru kıyamet sahasını ve etrafını üçyüzbin yıllık mesafeye kadar ışıklandıracak.Nurları her tarafı saracak ve yardım ettikleri yetimler ve cehalet karanlığından ve şaşkınlıktan kurtardıkları herkes onların nurundan bir parçaya sarılacak ve cennetin seviyesine çıkarak muallimlerinin,üstadlarının ve davet ettikleri imamlarının huzurunda olacaklardır.Diğer taraftanbu nurun ulaştığı bütün Ehli Beyt muhaliflerinin gözleri kör,kulakları sağır olacak ve dilleri tutulacak ve bu nur onlara ulaşırken ateşten daha yakıcı olacak ve onları cehennem ateşine sevk edecektir.”(3)
 

14. YÜCE ALLAH BU YÜCE DERECELERİ ÂL-İ
 

(1)Mübarek “Tevbe” suresi 115. ayeti şerife.

(2)Avâlim ul Ulum c3 sf 285 ve 286,72.hadisi şerif.

(3) Avâlim ul Ulum c3 sf 295 ve 296,92.hadisi şerif.

-150-

 

MUHAMMED’İN ALİMLERİNE HAKKIN SESİNİ

YAYDIKLARI , HİDAYET BAYRAĞINI YÜKSELTTİKLERİ VE TEVHİD,NÜBÜVVET VE VELAYETİN SAĞLAM KALESİ VE ŞİİLERİN SIĞINAĞI OLDUKLARI İÇİN ONLARA VERMİŞTİR. ONLARIN KONUMUNU İMAM HASAN EL ASKERİ ALEYHİSSELAM ANLATMAKTADIR:
 

“ Muhammed ve Âl-i Muhammed’i –Allah’ın en yüce selamı onlara olsun-sevenlerin inancı zayıf olanlarına yardım etmek,fakirlerine yardım etmek gibidir.Bu zayıf şiilerin gücü Allah düşmanlarının karşısında azalmış ve din ve inançlarına saldıranların karşısında zayıf düşmüştür.Her kim onları ilmi ve bilgisi ile savunur,Allah düşmanlarının karşısında korur ve onları bozguna uğratıp Âl-i Resul’ün velilerini savunursa ,Allah acizliği ve miskinliği o sapıklara geri döndürüp hilelerini boşa çıkarır ve bu alimin hediyesini de Resulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’in eliyle verir.”(1)
 

15. BU YÜZDEN İMAM ALİYYÜN NAKİ ALEYHİSSELAM PRATİKTE BUNU UYGULAMIŞ VE HAKK ALİMLERİ YÜCELTEREK HERKESE BU KONUDA DERS VERMİŞTİR.BU KONU ONLARIN TEFSİRİNDE (2) ŞÖYLE GEÇER:
 

“O’nun şiilerinden fakih olan biri Ehli Beyt muhalifleriyle tartışarak onları sağlam delillerle mağlup etmiş ve onların gerçek yüzünü ortaya çıkarmıştı.Bu adam İmam Aliyyün Naki aleyhisselam’ın da bulunduğu meclise geldi ve oradaki onca eşraf ve ileri gelene rağmen İmam ona meclisin başındaki kürsüde yer verdi.Meclistekiler itiraza başladılar ve Haşimilerin önde gelenlerinden biri şöyle söyledi:

Ey Resulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’in oğlu!Neden avamdan olan birini Talib ve Abbas’ın evlatlarından olan bunca seyyidden öne geçiriyorsun?

İmam buyurdu ki: Sakın Allah azze ve cellenin ayetindeki şu adamlardan olmayasınız:

(1)   Avâlim ul Ulum c3 sf 297 ve 298,94.hadisi şerif.

(2)   Bu tefsir İmam Hasan el Askeri aleyhisselam’ın tefsiridir.

 -151-

 “Görmüyor musun kendilerine kitaptan nasip verilenlere aralarında kitap hakem olsun diye davet edildiklerinde geriye dönüp yüz çevirirler.”(1)Hakem olarak Allah’ın kitabına razı oluyor musunuz? Dediler ki:Evet!

    Buyurdu ki:Allah azze ve celle şöyle buyurmuyor mu: “Ey iman edenler! Size meclislerde yer açın denildiğinde yer açın.Allah da size genişlik versin.” (2)...sonra şöyle buyurdu: “Ve kendilerine ilim verilenlere makamlar verilmiştir.”(3)Yalnızca müminlerin alim olanlarının alim olmayanlarına üstünlüğü olduğunu bildirmiştir.Tıpkı müminlerin mümin olmayanlardan üstün olduğunu bildirdiği gibi. “Allah içinizden iman edenleri üstün kılmıştır ve kendilerine ilim verilenlere makamlar verilmiştir.”(4)

Yoksa kendilerine soy ve nesep verilenlere dereceler verilmiştir mi buyurdu?

Allah buyurmuyor mu: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”(5)

Abbasi dedi ki: Ey Resulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’in oğlu!Sen soy ve nesep olarak bizden aşağı olan birini bizden öne geçirdin. Halbuki islamın başından beri şerefi ve soyu üstün olanlar daha önde değil miydi?

İmam buyurdu ki: Fesüphanallah!Abbas Haşimi olmasına rağmen neden Tim kabilesinden olan Ebu Bekir’e biat etti?

Abbas’ın oğlu Abdullah da Haşimi olmasına ve Abbasi halifelerinin babası olmasına rağmen neden Adiy kabilesinden olan Ömer’e hizmet etti?

Ömer Kureyş’e uzak olanları şuraya getirmesine rağmen neden Abbas’a şura’da yer vermedi?

Haşimi olmayanı Haşim’den öne geçirmeme itiraz ediyorsanız,öyleyse Abbas’ın Ebu Bekir’e biatını da inkar edin.Abdullah bin Abbas’ın da biatten sonra Ömer’e hizmetini de inkar edin.Eğer o caizse bu da caizdir.O Haşimi sert birkayaya çarpmış gibi sendeledi.”(6)

 (1)   (2) (3) Mübarek “Mücadele” suresi 11.ayeti şerife.

        (4)   Mübarek “Zümer” suresi 9. ayeti şerife.

 (5)   Avâlim ul Ulum c3 sf 296 ve 297,93.hadisi şerif.

 (6)   Mübarek “Âl-i İmran” suresi 23. ayeti şerife.

-152-

16. EHLİ BEYT KATINDA BU GİBİ ALİMLERİN DEĞERİ EHLİ BEYT ŞİİLERİNİN KALPLERİNİ GÜÇLENDİRMEK VE ZAMANIN İMAMINI TANITMAK GAYRETİ İÇİNDİR. BU YÜZDEN İMAMIMIZ SECCAD ALEYHİSSELAM BUYURUYORKİ:
 

“Yüce Allah Musa’ya şöyle vahyetti:Beni kullarıma sevdirirsen ben de kullarımı severim.

Dedi ki:Ey rabbim!Bunu nasıl gerçekleştireceğim?

Buyurdu ki: Onlara bahşettiklerimi ve nimetlerimi hatırlat.Böylece beni severler.Benim dergahımdan kaçanı döndürür veya benim yolumdan sapanı yola getirirsen bu senin için yüzbin yılı gece namaz ve gündüz oruç tutarak geçirmenden daha hayırlıdır.

Musa aleyhisselam dedi ki:Senin dergahından kaçan kulun kimdir?

Buyurdu ki: Şüpheye düşüp isyan edendir.

Dedi ki:Peki yolundan sapıtan kimdir?

Buyurdu ki : Zamanının imamını tanımayandır.Onu tanıtırsın ve ona dinin hükümlerini ve rabbine nasıl ibadet etmesini ve onun rızasını nasıl kazanabileceğini öğretirsin.

İmam Zeynel abidin aleyhisselam buyurdu ki: Şiilerimizin alimlerini büyük sevap ve hayırlı mükafat ile müjdeleyin.”(1)

Ey muhip! Bu rivayete iyi bak ve en sonundaki Allah yolundan sapıtmanın manasını tekrar düşün................................
 

17. İMAM ZEYNEL ABİDİN ALEYHİSSELAM’IN MÜBAREK DUDAKLARINDAN DÖKÜLEN BU MÜJDELER ALİYYEN VELİYYULLAH VE ONUN İÇERİĞİ OLAN VELAYETİ SAVUNUP DESTEKLEYEN VE ONA DAVET EDEN ALİMLER İÇİNDİR. GÖRMÜYOR MUSUN HZ.EMİRÜLMÜMİNİN ALEYHİSSELAM NE BUYURUYOR:
 

O hazret buyuruyor ki; “Her kim dininde güçsüz olan ve

(1)                 Avâlim ul Ulûm c3 sf 288, 78.hadisi şerif.

-153-

 

düşmanımıza ve muhalifimize karşı zayıf olan birini takviye ederse,Allah ona kabrinde şöyle telkin edecek;De ki rabbim Allah’tır,peygamberim Muhammed’dir ve velim Ali’dir,Kâbe kıblemdir,kitabım Kur’an’dır ve Kur’an benim zahiremdir,müminler kardeşimdir.

Allah sonra buyuracak ki;Delilleri getirdin ve cennetin en yüce makamlarını hakettin.Böylece onun mezarı cannet bağlarından birine dönüşecek.”(1)
 

18. HACETLER KAPISI VE YÜCE MAKAMLAR SAHİBİ İMAMIMIZ MUSA EL KÂZIM ALEYHİSSELAM DA BUYURUYOR Kİ:
 

“Her kim bizim düşmanımız karşısında bizim dostumuza yardım eder ve onu bizim faziletlerimizi savunmak yolunda cesaretlendirerek batıl inançların ve düşmanımızın alçaklığını ispatlar ve gafilleri uyandırarak kendisinden ilim alanları irşad ederse Allah azze ve celle kıyamet günü ona cennetin en yüce mevkilerinde yer verir ve şöyle seslenir;

Ey kulum!Ey düşmanlarımı bozguna uğratan ve dostlarımıza yardım eden ve Muhammed’in peygamberlerin en üstünü ve Ali’nin de vasilerin en üstünü olduğunu ilan eden ve onların düşman olduklarına düşman olan ve o ikisinin ve halifelerininin isim ve lakaplarını alan kulum.

Allah bunu bütün kıyamet meydanında ilan eder ve bütün kafir,zorba ve şeytanlar,Âl-i Muhammed’in düşmanlarını bozguna uğratan bu alime salât gönderirler.Muhammed ve Ali’ye düşman olan herkes düşmanlık ettiklerinden dolayı kendi kendilerine lanet ederler.”(2)
 

19. BU MAKAMDAKİ BU MENZİLİ ONUNCU İMAMIMIZ ALİYYÜN NAKİ ALEYHİSSELAM’IN HADİSİYLE BİTİRİYORUZ;
 

“Eğer Mehdimiz aleyhisselam’ın gaybetinden sonra halkı o hazrete davet eden ve ona yönlendiren ve ilahi delillerle Allah’ın dinini savunan ve Allah’ın zayıf kullarını Ehli Beyt

düşmanlarının ve şeytan ve askerlerinin tuzaklarından

(1) El İhticâc c1 sf 18.

(2) Bihar ul Envar c2 sf 10 ve 11,20.hadisi şerif.

-152-

kurtaran alimler olmasaydı halkın hepsi dinden çıkıp kafir olurlardı.Ama onlar zayıf şiilerimizin kalplerini tıpkı geminin kaptanının dümeni koruduğu gibi korudular.Allah azze ve celle’nin katında üstün olanlar da bunlardır.”(1)

Besmele’nin harfleri sayısınca bu makamda naklettiğim bu hadisler hakkında uzunca tefekkür et.Bu hadisler İmam-ı Zaman aleyhisselam’dan ayrı kalıp onun ayrılık ateşi ile yanıp tutuştuğumuz şu günlerde haktan bahseden ve ilim havzasına giren bütün herkesin Besmelesi olmalıdır.

Onun ayrılığı ve onu görememek ve onun gaybeti ile birlikte fitnenin kara dumanı maalesef üzerimize çökmüştür.Allah zuhur gününde onun mübarek cemaline bakmaya bizi muvaffak etsin.Bizler o an;hizmet,itaat,teslimiyet ve ona yardım makamında olmalıyız ve olacağız inşaallah!

 

 

 

 

***                             ***                             ***                            

 

 

 

 

(1)      Avâlim ul Ulûm c3 sf 295,91.hadisi şerif.

-153-

 

-İKİNCİ MENZİL-

ALİYYEN VELİYYULLAH’I

SAVUNUP DESTEKLEYEN ALİMLER ÇİZELGESİ

 

NO

FAKİHİN ADI

ÖZETLE GÖRÜŞÜ

AMELİ SONUCU

KAYNAK

  1.  

Şeyh Abdünnebi Iraqi r.a.

Meşhur görüş olmasaydı vacib cüz idi.Neticede müstehapcüzdür

Müstehap niyetiyle söylenir

Risalet ul Hidaye sf 49

  1.  

Şeyh

M.Taki Meclisi r.a.

Takiyye olmazsa ezanın gerçek cüz’ü olabilir

İmanın bir parçası olarak söylenir

Ravzat ul Muttakin c2 sf 246

  1.  

Şeyh

M. Rıza Necefi r.a.

Takiyye olmazsa ezanın cüz’ü olması güçlüdür.

Cüz niyetiyle değil tercih olarakdenir

Sır ul İman sf 41.

  1.  

S.Mirza İbrahim İstihbânâti r.a.

Beyan edilecek ortam olmazsa gerçek cüzdür.

Mutlak müstehap niyetiyle denir.

Sıır ul İman sf 26

  1.  

Şeyh

Muhammed Bâkır Meclisi r.a

Ezanın müstehap cüzü olması muhtemeldir.

Mutlak müstehap niyetiyle denir

Bihar ul Envar c 84 sf 112.

  1.  

Şeyh Yusuf Behrâni r.a.

Ezanın müstehap cüzü olması muhtemeldir.

Mutlak müstehap niyetiyle denir

Hadâiq un Nâzira sf 404.

  1.  

Şeyh Hürr el Âmuli.r.a.

Ezanın müstehap cüzü olması muhtemeldir.

Mutlak müstehap niyetiyle denir

Risalet ul Hidaye sf 14.

  1.  

Seyyid Vahid Behbehâni r.a.

Ezanın  ve kametin müstehap cüzü olması muhtemeldir.

Sünnet ve müstehap niyetiyle denir

Risalet ul Hidaye sf 14.

9.      

Şeyh

Muhammed Hasan Necefi r.a.

Meşhur görüş olmasa ezanın cüzü olması iddia edilebilir.

Diğer iki şehadet yanında müstehaptır.

Sırr ul İman sf 43 ve 44.

10.  

Şeyh M.Hüseyn Kâşif ul Gıtâ r.a.

Ezan ve kametin müstehap cüzüdür.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Urve haşiyesi sf 63.

11.  

Seyyid Ali Meded Kazvini r.a.

İmamların üslubunu bilenler ezanın cüzü olduğuna yakin ederler.

Ezanın cüzü değil tercih niyetiyle denir.

Sırr ul İman sf 61.

12.  

Seyyid Ahmed Müstenbit r.a.

Ezanın müstehap cüzüdür

Müstehap olarak

söylenir.

El Katre c1 sf 221.

13.  

Seyyid İmam el Humeyni r.a.

Ezanın müstehap cüz’ü ihtimali uzak görüş değildir.

Mutlak

gurbet

niyetiyle

 demek

 ihtiyattır.

Adab ul Maneviye sf 265.

14.        

Seyyid Nimetullah Cezâiri r.a.

Genel anlamda müstehap olup ezanda şeri vazife değildir.

Mutlak müstehap niyetiyle denir.

Envar un Numaniye c1 sf 172.

15.  

Seyyid Mehdi Bahr ul Ulûm r.a.

Diğer iki şehadeti tamamlamak ezan ve kamette iyidir.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Manzumei Dürret un Necefiyye

16.  

Seyyid Ali Tabatabai r.a.

Rivayetlere göre ezanda iki. şehadetten sonra müstehaptır

Müstehap niyetiyle söylenir.

Riyaz ul Mesail c1 sf 151.

17.  

Şeyh Ahmed Neraqi r.a.

Özellikle ezanda müstehap oluşu uzak görüş değildir.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Müstened uş Şia c1 sf 314.

18.  

Şeyh Murtaza Ensâri r.a.

Ezanın cüzü değildir. Tercih kastıyla söylenir

Müstehap niyetiyle söylenir.

En Nuhba sf 52.

19.  

Şeyh Meşkur en Necefi r.a.

Ezan ve kamette şehadeteyni  tekmil müstehaptır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Kifayet ut Talibin sf 87.

20.  

Seyyid Ali Bahr ul Ulûm r.a.

Şehadeteynden sonra müstehaptır.Cüz niyeti olmamalıdır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

El Burhan ulqati’ c3.

21.  

Seyyid Hüseyn el Türk r.a.

Muhammeden Resulullah’tan sonra söylemek müstehaptır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Tevzih ul Mesail

22.  

Şeyh Cafer el Tusteri r.a.

Ezanda cüz olmamakla birlikte teberrüken ve tercihen söylenir.

Mutlak müstehap niyetiyle denir.

Menhec ur Reşâd sf 175.

23.  

Şeyh Zeynelabidin el Hâiri r.a.

Ezanda cüz olmamakla birlikte müstehap niyetiyle söylenebilir.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Zahiret ul Mead sf 316.

24.  

Mirza Muhammed H.Şehristani r.a.

Ezanda iki şehadeti velayeten tamamlamak müstehaptır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Necat ul İbâd haşiyesi

25.  

Seyyid İsmail Nuri r.a.

Rivayetleri araştıranlar iki şehadet yanında makbul olduğunu görür

Müstehap niyetiyle söylenir.

Necat ul İbâd haşiyesi

26.  

Şeyh Ahmed Şerbeyani r.a.

Diğer iki şehadetten sonra söylemek müstehaptır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

S.Hüseyn Türk’ün risalesinde

27.  

Şeyh Ağa Rıza Hemedâni r.a.

İki şehadeti velayeten tamamlamak iyidir.Cüz değildir.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Misbah ul Fakih c1 sf 221.

28.  

Şeyh Muhmed Taha Necef r.a.

Ezanda v.s..iki şehadeti velayeten tamamlamak müstehaptır.

Müstehap niyetiyle

 söylenir.

Necat ul İbâd haşiyesi

29. 29.

 

Şeyh Hasan Mâmeqâni r.a.

Bu şehadet velayeten müstehaptır.Ama ezanın cüzü değildir.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Tevzih ul Mesail

30. 30

S. Muhammed Sahib ul Belğe r.a.

Ezan ve kametin faslı değildir. Şehadeteyni tekmil  müstehaptır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Özet ilmihal risalesi

31. 31

Şeyh Abdullah Mâzenderani r.a.

Cüz değildir ancak yerinde söylemek Allah’ın rızasıdır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

M.Eşrefi risalesine haşiye

32. 32

Mirza Hüseyn el Halilî r.a.

Ezanda v.s.iki şehadeti velayeten tamamlamak müstehaptır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Necat ul İbâd haşiyesi

33. 33

Şeyh Muhammed Taki Necefi r.a.

Tercihen söylemek müstehaptır ama ezanın cüzü değildir.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Tevzih ul Mesail

34. 34

Mirza Ebul Kasım Evredbâdi r.a

Müstehaplığı ezan ve kamettedir.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Sırr ul İman sf 50.

35. 35

Şeyh Muhammed Cevad Havlâvi r.a.

Ezanda iki şehadeti velayeten tamamlamak müstehaptır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Kifayet ut Talibin şerhi.

36. 36

Seyyid Mehdi Kâzımi r.a.

Velayeten iki şehadeti tekmil müstehaptır.Cüz değil.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Tevzih ul Mesail

37. 37

S.Muhammed Kazım Yezdi r.a.

Ezan ve kamet faslı değildir, iki şehadeti tekmil müstehaptır

Müstehap niyetiyle söylenir.

Özet ilmihale haşiye

38. 38

Mirza Muhammed Taki Şirazi r.a.

Ezan ve dışında şehadeteyni tekmil velayeten

müstehaptır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Tevzih ul Mesail sf 60.

39. 39

 

Şeyh Ahmed Kâşif ul Gıtâ r.a.

Ezanın faslı değildir, iki şehadeti tekmil müstehaptır.İki kez oku

Müstehap niyetiyle söylenir.

Sefinet un Necat c1 sf 206.

40. 40

Şeyh Abdünnebi el Nuri r.a.

Ezanın cüzü değildir. Tercihen söylemek iyidir.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Mecme ul Mesail haşiyesi.

41. 41

Seyyid Hasan Sadr r.a.

Ezan ve dışında diğer iki şehadeti tekmil velayeten müstehaptır

Müstehap niyetiyle söylenir.

Mesail ul Mühimme sf 22.

42. 42

Şeyh Musa Erdebili r.a.

Ezan ve dışında diğer iki şehadeti tekmil velayeten müstehaptır

Müstehap niyetiyle söylenir.

Mirza Şirazi risalesinde

43. 43

 

Mirza Cevad Meliki Tebrizi r.a

Ezanın cüzü değildir. Ama söylemekle sevap ümid edilir.

Müstehap niyetiyle yada recâen söylenir.

Esrar us Salât sf 181.

44. 44

Şeyh Ziyâuddin Iraqi r.a.

Ezan ve kametten sonra müstehaplığında bir sakınca yoktur.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Risalet ul Hidaye sf 16.

45. 45

Şeyh Muhammed Rıza Dezfuli r.a.

Ezanın cüzü değilsede teberrüken ve mutlak müstehap olarak denir.

Mutlak müstehap olarak söylenir.

Kelimet ut Taqva sf 170.

46.

Mirza M. Hüseyn Nâini r.a.

Ezan ve dışında diğer iki şehadeti tekmil velayeten müstehaptır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Sırr ul İman sf 52 ve 53.

47.

Şeyh Muhammed Hüseyn İsfahani r.a.

Ezan ve dışında diğer iki şehadeti tekmil velayeten müstehaptır

Müstehap niyetiyle söylenir.

Sırr ul İman sf 52 ve 53.

48.

Seyyid Hüseyn el Kummi r.a.

Ezan ve kamette diğer iki şehadetin olgunluğu Aliyyen Veliyyullahtır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Muhtasar ul Ahkam sf 26.

49.

Şeyh Muhammed Rıza Âl-i Yasin r.a

Ezan ve kamet cüzü değildir ama gerçekten iyidir,şianın şiarıdır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Mehdi Sadr risalesinde

50.

Şeyh Abdülhüseyn er Reşti r.a.

Ezan ve kametten değildir ama mutlak gurbet niyetiyle denir.

Mutlak Müstehap niyetiyle denir.

Kifaye risalesine şerh.

51.

Seyyid Muhsin el Hekim r.a.

İman şiarı ve şianın özüdür hatta vacip olur ama ezanın cüzü değil

Müstehap niyetiyle söylenir.

Minhac us Salihin c1 sf 208

52.

S.Abdülhüseyn Şerefuddin r.a.

Ezan ve dışında diğer iki şehadeti tekmil velayeten müstehaptır

Müstehap niyetiyle söylenir.

Ennassu vel İctihad sf 243.

53.

Seyyid Abdülhâdi Şirazi r.a.

Ezan ve kamette Aliyyen Veliyyullah müstehaptır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Burucerdi risalesine haşiye

54.

Mirza Bâkır Zencâni r.a.

Ezan ve dışında müstehaptır.Tamamlar ama ezanın cüzü değil.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Sırr ul İman sf 59.

55.

Şeyh Murtaza Âl-i Yasin r.a.

Ezan ve kametin cüzü niyeti olmazsa müstehaptır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Sırr ul İman sf  62.

56.

Seyyid Mahmud Şahrûdi r.a.

Müstehaplığına delalet eden genel kanunlara dayanmak evlâdır.

Müstehap niyetiyle söylenir.

Urve haşiyesi c1 sf 602.

57.

Şeyh M.Ali Zencâni r.a.

Ezanın her yerinde müstehaptır ama ikinci şehadet sonrası evladır

Müstehap niyetiyle söylenir.

Nizam ul Ferâid sf 327.

58.

Seyyid Ebul Kasım el Hoi r.a.

Ezan ve dışında diğer iki şehadeti tekmil velayeten müstehaptır

Müstehap niyetiyle söylenir.

Minhac us Salihin c1 sf 149

59.

S.Muhammed Hüccet Kuhkemeri r.a.

Ezan ve kametin cüzü değildir.

Mutlak müstehap niyetiyle denir.

Urvet ul Vuskâ haşiyesi.

60.

Şeyh Muhammed Kâzım Şirazi r.a.

Ezan ve kametin cüzü değildir.

Mutlak müstehap niyetiyle denir.

Urvet ul Vuskâ haşiyesi.