aliyyenveliyullah -forum anasayfa-

aliyyenveliyullah -forum anasayfa- (http://www.aliyyenveliyullah.com/index.php)
-   HZ İMAM HÜSEYİN (AS) VE KERBELA FACİASI (http://www.aliyyenveliyullah.com/forumdisplay.php?f=30)
-   -   Hz. Resulullah'ın (s.a.a), Torunu İmam Hüseyin'e (a.s) Ağlaması (http://www.aliyyenveliyullah.com/showthread.php?t=2616)

CEMALETTİN YALDIR 07-28-2013 08:58

Hz. Resulullah'ın (s.a.a), Torunu İmam Hüseyin'e (a.s) Ağlaması
 
Ümmü'l-Fazl Hadisi:

Sünni Kaynaklar:

Müstedrekü's-Sahiheyn, Tarih-i İbn Asâkir, Hârezmî'nin Mak-tel'i ve diğer İslâmî kaynaklarda Haris'in kızı Ümmü'l-Fazl'dan şöyle rivayet edilir:

Hz. Resulullah'ın (s.a.a) huzuruna vararak:

− Ey Allah'ın Resulü! Dün gece kötü bir rüya gördüm, dedim.

Gördüğüm rüyayı sorunca; çok ürkütücü olduğunu söyledim.

Bunun üzerine Hz. Peygamber, tekrar buyurdu:

− Rüyanı anlat.

− Rüyamda, sizin vücudunuzdan olan bir parça et kollarımdaydı!...

Hz. Resulullah (s.a.a) gülümsedi:

− Korkmana gerek yok, hayırdır. Allah'ın izniyle kızım Fâtıma bir erkek evlât getirecek dünyaya, o bebeği senin kucağına verecekler.

Hz. Resulullah'ın (s.a.a) bu tabirinden sonra çok geçmeden Hz. Fâtımatü'z-Zehrâ (s.a) doğum yaptı ve Hz. Hüseyin'i (a.s) getirdi dünyaya; tıpkı Hz. Resulullah'ın (s.a.a) önceden buyurmuş olduğu gibi, bebeğin bakımını bana verdiler!

Bir gün Hz. Resulullah (s.a.a) girdi içeriye, bebeği onun kollarına bıraktım. Biraz sonra Hz. Peygamber'in ağladığını fark ettim, telaşla atıldım:

− Ya Resulullah! Anam babam sana feda olsun, ne oldu?

Hz. Peygamber (s.a.a), yaşlı gözlerle cevap verdiler:

− Cebrail (a.s) gelerek ümmetimin bu yavrumu şehit edeceğini haber verdi bana!

− Bunu mu?! Hüseyin'i mi?!

− Evet bunu, Hüseyin'i!... Hatta mezarının kırmızı renkli toprağından da biraz getirip verdi bana!"

Hâkim, bu hadisi aktardıktan sonra şöyle yazar: "Şeyheyn'in (Buharî ve Müslim'in) belirlemiş olduğu kurallara göre bu hadis-i şerif kesinlikle sahihtir; ama her nedense kendileri bu sahih hadisi aktarmamışlardır!"[1]


Sünni Kaynaklar:
[1]- İbn Asâkir Tarihi, hadis: 630-631 ve Mecmau'z-Zevâid, c.9, s.179 ve Maktel-i Harezmî, c.1, s.159 ve s.162'de farklı deyişle; Tarih-iİbn Asâkir, c.6, s.230 ve c.8, s.199 ve el-Emali, Şecerî, s.188 ve el-Fusulu'l-Mühimme, İbn Sabbağ el-Mâlikî, s.145 ve er-Ravzu'n-Nezîr, c.1, s.89 ve es-Savâik, s.115 ve bir başka baskısında da, s.190 ve Kenzü'l-Ummâl, eski baskı, c.6, s.223 ve el-Hasâisu'l-Kübrâ, c.2, s.125. Ehlibeyt kaynaklarından ise: Musiru'l-Ahzân, s.8; el-Luhuf, İbn Tavus, s.6 ve 7.

CEMALETTİN YALDIR 08-01-2013 05:22

Cahş Kızı Zeyneb Hadisi:

İbn Asâkir'in Mecmau'z-Zevâid'inde, İbn Kesir'de ve diğer tarih kaynaklarında Cahş kızı, Zeynep'ten şu hadis rivayet edilir:

Hz. Resulullah'ın (s.a.a) benim evimde olduğu bir gündü; henüz yürümeye başlamış olan minik Hüseyin de benim ya-nımdaydı. İşle meşgul olduğum bir sırada minik Hüseyin Hz. Peygamber'in odasına girdi, engellemek için içeri koştuysam da, Hz. Peygamber, "Ona engel olma." buyurdular. ...Derken, Hz. Peygamber (s.a.a) namaza durdu. Kıyamda Hüseyin'i kucağına alıyor, rükû ve secdeye varmadan önce onu yavaşça yere bırakıyordu. Namazını bitirdikten sonra oturup ağlamaya başladı, ellerini açıp dua etti. Duasını bitirince:

− Ya Resulullah, bugüne değin hiç görmediğim bir davranıştı bu! (namazda Hüseyin'i kucağınıza almanız) dedim.

Hz. Peygamber, şöyle buyurdular:

− Cebrail inerek, ümmetimin şu yavrumu öldüreceğini haber verdi bana! Cebrail'den, Hüseyin'imin şehit düşeceği yerin toprağını bana getirmesini istedim, o da kırmızı renkli bir toprak getirdi bana..."[1]


Sünni Kaynaklar:
[1]- İbn Asâkir Tarihi, hadis: 629; Mecmau'z-Zevâid, c.9, s.188; Kenzü'l-Ummâl, c.13, s.112; İbn Kesir Tarihi, c.8, s.199. Ehlibyet kaynaklarından ise: el-Emâlî, Şeyh Tusî, c.1, s.323, Musiru'l-Ahzan, s.7-10 (ki bunun sonunda çok önemli bilgiler de verilmektedir) ve el-Luhuf, s.7- 9.

CEMALETTİN YALDIR 08-03-2013 05:29

Âişe'nin Rivayet Ettiği Hadis:

Abdurrahman oğlu Ebu Seleme'den naklen: İbn Asâkir, Mak-tel-i Hârezmî, Mecmau'z Zevâid ve diğer büyük kaynaklarda, Abdurrahman oğlu Ebu Seleme'nin, Âişe'den naklettiği şu hadis geçer:

Hz. Resulullah (s.a.a) minik Hüseyin'i kucağına almış, dizine oturtmuştu, bu sırada Cebrail inerek:

− Bu senin evlâdın mı? diye sordu.

Hz. Resulullah (s.a.a), "Evet." diye cevap verince Cebrail (a.s) şöyle dedi:

− Ümmetin senden sonra onu öldürecek. İstersen, öldürüleceği yeri gösterebilirim!

Hz. Resulullah (s.a.a) göstermesini isteyince Cebrail, Hz. Peygamber'e (Kerbela) arazisinin toprağını gösterdi. "

Aynı rivayet bir başka yerde de "Cebrail Kerbela arazisini gösterdi ve oradan aldığı bir miktar toprağı Hz. Peygamber'e vererek "işte bu, onun katledileceği yerin toprağıdır!" dedi. şeklinde geçer.[1]
Sünni Kaynaklar:
[1]- Tabakât, İbn Sa'd, hadis: 269 ve İbn Asâkir Tarihi, İmâm Hüseyin'in (a.s) hayatı, hadis: 627 ve Maktel-i Harezmî, c.1, s.159 ve Mecmau'z-Zevâîd, c.9, s.187- 8 ve Kenzü'l-Ummâl, c.13, s.108 ve eski baskısında, c.6, s.223 ve es-Savâiku'l-Muhrika, İbn Hacer, s.115 ve diğer bir baskıda, s.119; Hasâis, Su-yutî, c.2, s.125 ve Cevahiru'l-Kelam, Karaoğlu, s.117. Ve Ehlibeyt mektebi kaynaklarından ise: Şeyh Tusî'nin el-Emâli'sinde, c.2, s.325 ve Şecerî'nin E-mâli'sinde, s.177'de tafsilatlı şekilde geçmektedir.

CEMALETTİN YALDIR 08-05-2013 11:00

Ümmü Seleme Rivayeti:

Müstedrekü's-Sahiheyn, Tabakât-ı İbn Sa'd, İbn Asâkir Tarihi ve diğer güvenilir kaynaklarda Abdullah İbn Vahab'dan şöyle rivayet edilir: Ümmü'l-Müminin Hz. Ümmü Seleme (radıyallahu anhâ) bana şöyle dedi:

Hz. Resulullah (s.a.a) bir gece uyumak için yatağına girdi; ama çok geçmeden tedirgin ve rahatsız bir hâlde yataktan kalktı. Tekrar uzanıp uyudu; ama çok geçmeden aynı şekilde yeniden uyandı. Bu defa, ilk hâlinden biraz daha farklıydı.

Üçüncü kez uyandığında yine rahatsızdı; ama bu kez avucunda kırmızı renkli bir toprak vardı, sevgiyle öpüyordu bu toprağı! Dayanamayıp sordum:

− Ya Resulullah, bu ne toprağı böyle?

− Cebrail (a.s), Hüseyin'imin Irak topraklarında öldürüleceğini haber verdi bana; onun öldürüleceği yerin toprağını göstermesini istedim; işte bu, o topraktır!"

Hâkim, bu hadisin sonunda şöyle yazar: "Bu hadis, Buharî ve Müslim'in koyduğu kural ve şartlara göre tamamen sahih ve doğru olduğu hâlde her nasılsa Buharî de Müslim de bu hadisi aktarmamışlardır!!"[1]
Sünni Kaynaklar:
[1]- Hâkim, Müstedrek'üs-Sahihayn, c.4, s.398 ve Taberânî'nin Mu'cemu'l-Kebir'i, hadis: 55 ve Tarih-i İbn Asâkir, hadis: 619 ve 621 ve İbn Sa'd'in Ta-bakât'ında Hz. İmam Hüseyin'in (a.s) Şerhihâli kısmında, hadis: 267 ve Zehe-bî'nin İslâm Tarihi, c.3, s.11 ve Siyeru'n-Nubelâ, c.3, s.194 ve 195 ve Maktel-i Hârezmî, c.1, s.158, 159'da özetle ve Zahairu'l-Ukbâ, Muhibbuddin Taberî, s.148, 149 ve Tarih-i İbn Kesir, c.6, s.230 ve Kenzü'l-Ummâl, Mattaki-i Hindî, c.16, s.266.


Hz.Muhammed (salallahu aleyhi ve alihi Vessellam)'in Dilinden İmam Huseyin (aleyhisselam)
HÜSEYİN: Yer ehli içerisinden ziyade gök ehli tarafından daha iyi tanınmaktadır.
HÜSEY
İN: Bendendir.
HÜSEYİN: Benim evladımdır.
HÜSEYİN: Müslümanların imamıdır.
HÜSEYİN: Müminlerin mevlasıdır.
HÜSEYİN: Alemlerin rabbinin halifesidir.
HÜSEYİN: Nale edenlerin feryadına koşandır.
HÜSEYİN: Sığınak arayanların sığınağıdır.
HÜSEYİN: Allah'ın hüccetidir.
HÜSEYİN: Ümmetin kurtuluş kapısıdır.
HÜSEYİN: Cennet gençlerinin efendisidir.
HÜSEYİN: Emri benim emrimdir.
HÜSEYİN: İtaati bana itaattir.
HÜSEYİN: Hidayet meş'alesidir.
HÜSEYİN: Kurtuluş gemisidir.
HÜSEYİN: Müminlerin kalbinde sevgisi kök salandır.
HÜSEYİN: Kıyamete kadar müminlerin kalbinde sevgi harareti sönmeyecek olandır.
HÜSEYİN: Göklerin ve yerin mahbubudur.

Kaynaklar;
-El'uyun, c.1 s.60
-Emali Şeyh Saduk, s.101
-Fezail'ul Hüseyin, s.572


CEMALETTİN YALDIR 08-12-2013 04:54

Enes b. Mâlik'in Rivayet Ettiği Hadis

Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde, Taberânî'nin Mu'cemu'l-Ke-bir'inde İbn Asâkir Tarihi'nde ve diğer birçok önemli kaynakta, Enes b. Mâlik'ten şöyle rivayet edilir:

Mukarreb meleklerden olan "Katar" meleği Hz. Resulullah'la (s.a.a) görüşebilmek için yüce Allah'tan izin istedi. Yüce Allah izin verdi. O gün Ümmü Seleme'nin (r.a) günüydü. Hz. Resulullah (s.a.a) Ümmü Seleme'ye (r.a) kapıda oturma-sını ve kimseyi içeriye almamasını buyurdu. Ümmü Seleme der ki: "Ben kapının önünde oturmuştum, bu sırada Hüseyin b. Ali geldi, kapıyı açıp doğru Hz. Peygamber-i Ekrem'in (s.a.a) odasına girdi. Hz. Peygamber, onu kucağına alıp şefkatle öpmeye başladı. Melek, "Onu seviyor musun?" diye sordu, Hz. Peygamber, "Evet." diye buyurunca, melek, "Ümmetin onu öldürecek, istersen öldürüleceği yeri göstereyim sana!" dedi. Hz. Peygamber, göstermesini isteyince o melek kırmızı renkli, kuma benzer bir miktar toprak verdi Peygamber'e. Ümmü Seleme, bu toprağı Hz. Peygamber'den alıp itinayla sakladı.

Sabit şöyle yazar: "Biz oraya 'Kerbela.' deriz."[1]

Peki bütün bu delillere rağmen Aşura günü Şiaların yas tutmasına bizde müslümanız diyen neden yezit taraftarları karşı geliyorlar?

Sünni Kaynaklar:
[1]- Müsned-i Ahmed, c.3, s.242, 265 ve Tarih-i İbn Asâkir, hadis: 615 ve 617 ve Taberânî'nin Mu'cem'i, hadis: 47; Harezmi'nin Maktel'i, c.1, s.160-162; Zehebî'nin İslâm Tarihi, c.3, s.10; Siyeru'n-Nubelâ, c.3, s.194; Zehairu'l-Ukbâ, s.146, 147; Mecmau'z-Zevâid, c.9, s.187 ve s.190'da "hasen" olarak adlandırılan bir başka senetle geçer. Tarih-i İbn Kesir, c.6, s.229'da da şöyle geçer: "Biz, Hüseyin'in Kerbelâ'da öldürüleceğini duymuştuk." Yine Kenzü'l-Ummal, c.16, s.266; es-Savâik, s.115; Ebu Nuaym'in ed-Delail'i, c.3, s.202; el-Mevahibu'l-Ludeniyye, Kastalanî, c.2, s.195; Süyutî'nin Hasâis'i, c.2, s.25. Ehlibeyt okulu kaynaklarından ise: Şeyh Tusî'nin (öl. 460 hk.) Emâli'si, Nu'man baskısı, Necef, 1384 hicrî kamerî, c.1, s.221. (Burada "meleklerin büyüklerinden biri" şeklinde geçiyor.)

------------Kim Hüseyin’im İçin Ağlayacak-------------
Hz. Peygamber (s.a.a), Hüseyin (a.s)’ın şehit olacağını ve çekeceği diğer musibet ve sıkıntıları kızı Fatime (a.s)’a haber verdiğinde Fatime (a.s) çok ağladı ve şöyle dedi:

“Bu sıkıntı ve musibetler ne zaman vuku bulacaktır?” Peygamber (s.a.a); “ Ben, sen ve Ali dünyada olmadığımız bir zamanda” buyurdular.

Fatime (a.s) bu sözü duyunca ağlaması daha çoğaldı. Sonra; “ Kim Hüseyinime ağlayacak ve onun için yas tutacaktır.”dediğinde de Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdular:

“Fatimeciğim! Ümmetimin kadınları, Ehl-i Beyt’imin kadınlarına, erkekleri de erkeklerine ağlayacaklar. Her yıl onun yasını yenileyecekler (canlandıracaklar). Kıyamet günü olduğunda sen kadınlara şefaat edeceksin, ben de erkeklere. Kim Hüseyin’in sıkıntı ve musibetine ağlamış olursa, onun elini tutup cennete götüreceğiz. Fatimeciğim! Kıyamet günü, Hüseyin’in musibetine ağlayan göz dışında bütün gözler ağlayacaktır; o göz cennet nimetlerine ulaşmak için gülecektir.”[1]
Şii Kaynaklar:
[1]- Bihar’ul-Envar, c. 44, s. 292

ebu ishak 08-15-2013 10:26

Allah razı olsun, Selam Olsun Huseyne, Evladına, Ashabına ...

Fatime Nisa 10-08-2013 09:30

Selman-i Farisi, Resul-i Ekrem’in (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmiştir.

“Hasan ve Hüseyin benim çocuklarımdır; onları seven beni sever, beni sevense Allah’ı sever; Allah’ı seveni de Allah cennete koyar. Onlara buğzeden bana buğzeder, bana buğzeden Allah’a buğzeder, Allah da kendisine buğzedeni, cehenneme atar… Bunlar benim ve kızımın çocuğudurlar. Allah’ım, ben onları severim, sen de onları ve onları sevenleri sev.

Sünni Kaynaklar:
[ Sünen-i Tirmizî, c.2, s.240 ve 307, Müstedrek-üs Sahihayn, c.3, s.166 ]

Allah Katillerine ve Düşmanlarına lanet etsin

sürgündeki şia 10-16-2013 01:12

Allah Rasulu Ağlıyor
 
Allah Rasulu Hz.Muhammed (sas) Vevat Ederken Ağlıyordu:
Allah Rasulu Hz.Muhammed (sas) En son anında İmâm Huseyini sinesine aldı. Gözyaşları içinde ona bakarak ; Ben Yezite ne yapmıştım. Allahım Yezitten bereketini kes. Allahım Yezite lanet et....dedi ve
ağlayarak dünyaya gözlerini kapattı.
Kaynak:
(Hasais el Huseyni.. Şuşteri)

intizar-ı ferec 09-30-2017 07:41

İmam Hüseyin (a.s) öyle özellikleri vardır ki, bu özellikler diğer hiçbir Masumda (a.s) yoktu:
Yegâne İmamdır ki, savaş meydanında şehit olmuştur.
Yegâne İmamdır ki, tevessül duasında ona "ya şehit" diye hitap edilir, halbuki bütün masum imamlar (a.s) şehit olmuşturlar.
Yegâne İmamdır ki, hayattayken iki şehit babası olmuştur.( Ali Ekber ve Ali Asker ).
Yegâne İmamdır ki, dünyadan göçtüyünün 40. günü (Erbein) ziyareti olarak kayıt olunur.
Yegâne İmamdır ki, pak kabri 10 defadan çok dağıtıldı ki alameti kalmasın ama başaramadılar.
Yegâne İmamdır ki, dünyaya gelmeden bin yıllarca önce onun musibetine ağlanmıştır.
Yegâne İmamdır ki, ona sağlığında eza meclisi tutulmuş ve hatta çocuk iken musibetlerine ağlamışlardı.
Yegâne İmamdır ki, kefensiz defnedilmiştir.
Yegâne İmamdır ki, mübarek başı bedeninden ayrılmıştır.
Yegâne İmamdır ki, Mızrakdan, okdan, taştan, kılıçtan yüzlerce yara aldıktan sonra şehit olmuştur.
Yegâne İmamdır ki, Şehit olduktan sonra ailesi esir alınmıştır.
Yegâne İmamdır ki, annesi, babası ve dokuz evladı masumdur.
Yegâne İmamdır ki, dünyaya geldiği ay hiçbir şehadet yoktur ve şehit edildiği ayda hiçbir mevlüt yoktur.
Yegâne İmamdır ki, altı aylıkken dünyaya gelmiştir.
Yegâne İmamdır ki, kabrinin toprağından şifa niyeti ile yemek olur.
Yegâne İmamdır ki, her yıl Erbeinde milyonlarca insan babası Emirul Mümin'in Hz Ali (a.s)'ın Necef'de olan mübarek pak kabrini ziyaret edip sonrasında 100 km. mesafesini piyade giderek onun mübarek kabrini ziyaret ediyorlar.


Şu Anki Saat: 05:56

Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.