aliyyenveliyullah -forum anasayfa-

aliyyenveliyullah -forum anasayfa- (http://www.aliyyenveliyullah.com/index.php)
-   HZ İMAM HÜSEYİN (AS) VE KERBELA FACİASI (http://www.aliyyenveliyullah.com/forumdisplay.php?f=30)
-   -   Harebedeki o Dehşetli Gece... (http://www.aliyyenveliyullah.com/showthread.php?t=604)

BETÜL ZEHRA 07-01-2008 07:04

Harebedeki o Dehşetli Gece...
 
HARABEDEKİ O GECE

Arş titremiş, melekler feryat etmişti. Güneş utanmıştı parlamaktan. Sema kan rengine bürünmüştü. Orada, Fırat’ın kenarında insanlığın en yücesi, kainatın varlık sebebi, aşağıların en aşağısı tarafından katledilmişti. Fırat’ın suları ağlıyordu, Kerbela’nın kızgın kumları ağlıyordu, çöl ağlıyordu, kainat ağlıyordu.

Esirler kervanı yola koyuldu. Çıplak develerin üzerinde, aç, yorgun, yaralı yol alıyorlardı. Küpelerini almak için yırttıkları kulaklarının acısı, kamçı izlerinin sızısı bile susuzluklarını bastıramıyordu. En acısı ise gözlerinin önünde götürülen mızraklara vurulmuş, babalarının, kardeşlerinin başlarıydı. Buna dayanamıyorlardı işte… Hele Rugeyye… O imam Hüseyin’in üç yaşındaki nazlı kızı… Sürekli babasını çağırıyor, babasını istiyordu.

Esir kervanı, şehir şehir dolaştırılıp, nihayet Şam’a varmıştı. Bir harabede indirdiler onları. Çıplak develere binmenin verdiği acı, açlık ve susuzluk, satılık esirler gibi çarşı pazar dolaştırılmalarının verdiği utanç, kamçı izlerinin sızısı ve kaybettikleri şehitlerinin acısı bitap düşürmüştü onları. Ama Rugeyye’nin feryadı bütün bu acıları bile bastırıyordu. “Baba” diyordu, Rugeyye; “baba neredesin? Baba, bizi dövdüler, halam Zeyneb’i kamçıladılar, abim Seccad’ın boynuna zincir taktılar. Ayaklarımıza dikenler battı baba, diken yerleri acıyor. Bize kamçı ile vurdular, kamçı yerleri sızlıyor. Baba, neredesin, amcam Abbas nerede, abim Ali Ekber nerede? Gel baba, gel!”

Kimse Rugeyye’yi sakinleştiremiyordu. Harabe Rugeyye’nin feryadı ile inliyordu. Düşman da rahatsız oldu bundan. “susturun şunu” diye emretti komutanları. Ona istediğini verin, sussun.” Dedi muzaffer bir edayla.

Harabenin kapısında iri kıyım bir insan müsveddesi göründü. Elinde üstü bezle örtülü bir tepsi vardı. Tepsiyi getirip Rugeyye’nin önüne koydular. Şaşkınlıkla baktı küçük yavru. Ben aç değilim ki.” Dedi. “ Ben babamı istiyorum.” Bir sırtlan gibi sırıttı iri kıyım adam. “Bezi çek de bak” dedi yılan gibi tıslayarak. Önce korktu Rugeyye, sonra minicik ellerini uzattı, örtüyü çekti. Birden bir çığlık yırttı karanlığı, bir feryat titretti arşın temellerini: Baba! Babasının kanlı başını kucakladı Rugeyye, bastı bağrına. “Baba, neden sakalların kana bulanmış, neden yüzün solgun baba.”

Harabe ağlıyordu, yıkık duvarlar ağlıyordu, gece ağlıyordu, Zeyneb ağlıyordu, Rugeyye ağlıyordu ve kesik baş ağlıyordu. Zaman durdu, ay utanarak bir bulutun ardına gizlendi. Gayb aleminde meleklerin feryadı doldurdu arşı.

Rugeyye kucağında babasının kesik başı, uzandı kuru toprakların üzerine yavaşça. Yüzünde babasına kavuşmanın sevinci vardı. Artık unutmuştu yırtılan kulağının acısını, sırtındaki kamçı izlerinin, ayaklarındaki dikenlerin sızısını. Bedeni hafifçe titredi ve ruhu babasına kavuşmak üzere yükseldi göğe. Minicik cansız vücudu topraklar üzerinde kalmış, ne çıkar. O dünyayı da, aşağılık mahlukları da terk edip babasına gidiyordu …


RUKAYYE

Deme ufacık bir kızdır
Deme sönmüş bir yıldızdır
Sanma ki bu boş bir sözdür
Benim adım Rukayye'dir

Semâlarda parlar adım
Tarihte çınlar feryadım
Sınır tanımaz imdâdım
Benim adım Rukayye'dir

Resul bağının gülüyüm
Harabeler bülbülüyüm
Ben gözyaşının seliyim
Benim adım Rukayye'dir

Dedem benim Peygamber'dir
Bir de Aliyy-i Haydar'dır
Anam Zehrây-ı Ether'dir
Benim adım Rukayye'dir

Babam şehitlere server
Kardeşim Aliyy-i Ekber
Küçük asker, Ali Esğer
Benim adım Rukayye’dir

Ben Kerbelâ elçisiyim
Hak-bâtılın ölçüsüyüm
Ben cennetin yolcusuyum
Benim adım Rukayye’dir

Muhammed313 12-05-2008 07:58

Allahu Ekber!!!

Z€YNEB!Y€L! 10-30-2012 06:51

Adim Adim...! Yavas Yavas..!
Kerbela Yakin..! Kerbela Uzak..!
Diller Huseyn..! Kalpler Muaviye..!
Karanlik Otuz Bin..! Aydinlik Yetmis iki..!
Cehennem Otuz Bin..! Cennt Yetmis iki..!
Akma Firat Dur..!
Rugayye Susuz..!
Ali Asker Aglar..!
Abbas Kolsuz..!
Huseyn Yorgundur..!
Ali Ekber Meydanda..!
Kasim Var Sirada..!
Cennet Kapilari Acilin..!
Sehitler Yolda..!
Gel Ey Fatima..!
Oglun Huseyn Burada..!
Kizin Zeyneb Çaresiz..!
Rubab Ogulsuz..!
Gel Ya Sahib-i Zaman..!
Zaman Senin Zamanin..!
Sialarin Seni Bekler..!

elif gibi 09-29-2017 07:29

Hanım Rugayye (sa)..
 
Hz. Rugayye (sa)..
Babacığım seni kim kendi kanına boyadı?
Babacığım
kim boğazını kesti?
Babacığım,
kim beni bu yaşta yetim bıraktı?"
İmam Hüseyin (as)'ın üç dört yaşlarında ve Rugayye (as) isminde küçük bir kızı vardı. Hz. Rugayye (as) Aşura günü babasının ve diğer Kerbela yiğitlerinin şehit edilişinden sonra esirlerle birlikte Şam'a götürüldü. Şam harabelerinde devamlı babasının nerede olduğunu soruyordu. Ona baban yolculuğa çıktı, diyorlardı.
Bir gece babasını rüyasında gördü. Uyanınca şiddetle ağladı ve babasını istedi. Her ne yaptıysalar onu susturamadılar. Rugayye'nin (as) ağlaması orada bulunan esirlerin hepsini etkiledi. Herkes başlarına ve yüzlerine vurarak ağlamaya başladı.
Yezit (la) sesleri duyunca neler olduğunu sordu. Durumu öğrenince İmam Hüseyin'in (as) mübarek başını bir kabın içerisine koydurdu ve Rugayye'ye (as) götürmelerini emretti. Rugayye (as) kabın üstündeki örtüyü kaldırdı ve Feryat etti Feryadı Semayı Çınlattı Rugayye (as) babasının başını bağrına basarak "Babacığım seni kim kendi kanına boyadı? Babacığım kim boğazını kesti? Babacığım, kim beni bu yaşta yetim bıraktı?" diya ağıtlar okudu. Rugayye bu sözlerin ardından daha fazla dayanamadı ve orada vefat etti.
Mübarek bedenini oraya defnettiler. Kabri zamanla sevenlerinin ziyaret yeri oldu. Allah'ın sonsuz selamı onun üzerine olsun.
(Mealis-Sibteyn, c.2, s.170)

CEMALETTİN YALDIR 09-29-2017 03:47

Hz.Ruqeyye (sa) Ziyaretnamesi
 
Hz.Ruqeyye (salamullahualeyha)'nın Ziyaretnamesi

Bismillahirrahmanirrahim
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يا سَيِّدَتَنـا رُقَيَّةَ،
Esselamu aleyki ya seyyidetena rugayye,
عَلَيْكِ التَّحِيَّةُ وَاَلسَّلامُ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكاتُهُ،
aleykittahiyyetu ve esselamu ve rahmetullahi ve berekatuh,
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يـا بِنْتَ رَسُولِ اللهِ،
Esselamu aleyki ya binte Resulillah (sallallahu aleyhi ve alih),
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يـا بِنْتَ اَميرِ الْمُؤْمِنينَ عَلِيِّ بْنِ اَبي طالِبِ،
Esselamu aleyki ya binte Emiril Mu’minîn aliyyibni Ebî Talib, (aleyhisselam)
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يا بِنْتَ فاطِمَةَ الزَّهْراءِ سَيِّدَةِ نِسـاءِ الْعالَمينَ،
Esselamu aleyki ya binte Fatimetez Zehrai seyyideti nisa’il a’lemîn,
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يا بِنْتَ خَديجَةَ الْكُبْرى اُمِّ الْمُؤْمِنينَ وَالْمُؤْمِناتِ،
Esselamu aleyki ya binte Hadicetel Kubrâ Ummil Mu’minîn vel Mu’minat
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يا بِنْتَ وَلِىِّ اللهِ،
Esselamu aleyki ya binte Veliyyillah
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يا اُخْتَ وَلِىِّ اللهِ،
Esselamu aleyki ya uhte Veliyyillah
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يا بِنْتَ الْحُسَيْنِ الشَّهيدِ
Esselamu aleyki ya bintel Huseyniş şehid(aleyhisselam),
، اَلسَّلامُ عَلَيْكِ اَيَّتُهَا الصِّدّيقَةُ الشَّهيدَةِ،
Esselamu aleyki eyyetuhas siddigatu şehide,
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ اَيَّتُهَا الرَّضِيَّةُ الْمَرْضِيَّةُ،
Esselamu aleyki eyyatuhar raziyyetul merziyye,
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ اَيَّتُهَا التَّقيّةُ النَّقيَّةُ،
Esselamu aleyki eyyatuhat tegeyyetun negiyye,
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ اَيَّتُهَا الزَّكِيَّةُ الْفاضِلَةُ،
Esselamu aleyki eyyatuhaz zekiyyetul fazile,
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ اَيَّتُهَا الْمَظْلُومَةُ الْبَهِيَّةُ،
Esselamu aleyki eyyatuhal mezlumetul behiyye,
صَلَّى اللهُ عَلَيْكِ وَعَلى رُوحِكِ وَبَدَنِكِ
Sallallahu aleyki ve ela ruhike ve bedenike,
،فَجَعَلَ اللهُ مَنْزِلَكِ وَمَاْواكِ فِى الْجَنَّةِ مَعَ آبائِكِ
Fece’el Allahu menzileki ve mevaki fîl cenneti me’e eba’iki
وَاَجْدادِكِ الطَّيِّبينَ الطّاهِرينَ الْمَعْصُومينَ
ve ecdadiki ettayyibînet tahirînel me’esûmîn
اَلسَّلامُ عَلَيْكُمْ بِما صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدّارِ
Esselamu aleykum bima sabertum feni’eme u’gbeddar
وَعَلَى الْمَلائِكَةِ الْحـافّينَ حَوْلَ حَرَمِكِ الشَّريفِ
ve elal melaiketeil haffîne havle haremikiş şerîf
وَصَلَّى اللهُ عَلى سَيِّدِنا مُحَمَّد
Ve rahmetullahi ve berekatuh.
وَآلِهِ الطَّيِّبينَ الطّاهِرينَ وَسَلَّمَ تَسْليماً بِرَحْمَتِكَ يا اَرْحَمَ الرّاحِمينَve alihit tayyibînet tahirîne ve selleme teslîmen bi rahmetike ya erhamerrahimîn.

BETÜL ZEHRA 12-11-2017 02:38

Esir Edilen Ehl-i Beyt (aleyhisselam)
 
Esir Edilen Ehl-i Beyt (aleyhisselam)

İbn-i Nema ve diğerlerinin rivayetiyle imam Zeynel Abidin (as) buyurmuştur; Risalet (Peygamber) Ehlibeytinden olan bizler on iki kişiydik ki bizi yezid (la) meclisine götürdüler, boyunlarımızda zincirler vardı ve kalın iplerle bizleri birbirimize bağlamışlardı.
Dedim; Allaha yemin olsun ey yezid! Hz. Risalet (dede ceddimiz Peygamber) bizi bu halde görürse ona ne diyecek ne cevap vereceksin? Sonra imam Hüseyinin kızı Fatıma dedi ki; Ey Yezid! Allahın Resulünün (saa) kızlarını esir mi ediyorsun?
Orda bulunanların hepsi ağladılar ve kadınların ağlama sesleri yezidin evinde yükseldi. O melun hüküm etti ipleri kestiler, zincirleri çözdü kaldırdılar ve imam Hüseyinin mübarek başını bir leğen (tepsi) içine koyarak o melunun yanında hazır ettiler…… (Mesir’ul Ehzan- s.98 – Melhuf- s.213)

Hz. imam Hüseyinin (as) kızı Fatıma’dan (sa) rivayet edilmiştir; (Kerbela Vakasında) ben çocuktum ve iki tane altın halhal ayaklarımdaydı. (Yezid ordusundan) Namerdin biri (yağma yapıp) halhalları ayaklarımdan çıkarırken ağlıyordu. Dedim; Ey Allahın düşmanı niye ağlıyorsun?
Dedi ki; Nasıl ağlamayayım, Hz. Resulün kızlarının mallarını yağmalıyoruz.
Dedim; Eğer sen biliyorsan ki ben peygamber kızıyım niye yağma için eşyalarıma saldırıda bulunuyorsun?
Dedi ki; Eğer ben almasam benden başkası alacaktır. (Emali- Şeyh Saduk- s.139)


Şu Anki Saat: 06:59

Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.