Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 01-21-2009, 06:06
aliyyenveliyullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aliyyenveliyullah aliyyenveliyullah isimli Üye şuanda  online konumundadır
SİTE TEKNİKERİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 345
aliyyenveliyullah is on a distinguished road
Arrow Nahiyet'ul Mugaddese -Hz. Mehdi Sahib-ez Zaman'dan (a.f) nakledilen Ziyaretname-

Hz. Mehdi Sahib-ez Zaman'dan (a.f) nakledilen " Nahiyet'ul Mugaddese" adlı ziyaret-namede şöyle buyrulmaktadır:

Nahiyet'ul Mugaddese Ziyaretinin Türkçe Anlamı
Selam olsun Allah'ın yarattıklarının içinden (arasından) seçilmiş olan Âdem'e! Selam olsun Allah tarafından seçilmiş ve O'nun velisi olan Şit (Şis)’e! Selam olsun Allah'ın hüccetini ayakta tutan İdris'e! Selam olsun duasına icabet edilen Nuh'a! Selam olsun Allah tarafından yardımına koşulan ve korunan Hud'a! Selam olsun Allah'ın kendi keramet tacını giydirdiği Salih'e! Selam olsun Allah'ın kendine has dostluk (dostluğunu) ve muhabbetini bahşettiği İbrahim'e! Selam olsun Allah'ın cennetin değerli kurbanlığını feda ettiği İsmail'e! Selam olsun Allah'ın peygamberliği, zürriyetine (bıraktığı) verdiği İshak'a! Selam olsun Allah'ın rahmetiyle tekrar görmesini sağladığı Yakup'a! Selam olsun Allah’ın (üstün) azametiyle kuyudan kurtardığı Yusuf'a!
Selam olsun Allah'ın (eşsiz) kudretiyle denizi O'nun için ikiye ayırdığı Musa'ya! Selam olsun Allah'ın nübüvvet makamını ihtisas ettiği Harun'a! Selam olsun Allah'ın ümmetine galip gelmesi için yardım ettiği Şuayb'a! Selam olsun Allah'ın hatasını görmezlikten geldiği Davut'a! Selam olsun izzetinden dolayı cinlerin (bile) itaat ettikleri Süleyman'a! Selam olsun Allah'ın hastalığına şifa verdiği Eyüp’e! Selam olsun Allah'ın O'nun hakkındaki ahdini yerine getirdiği Yunus'a! Selam olsun Allah'ın ölümünden sonra tekrar dirilttiği Üzeyir’e! Selam olsun imtihan ve musibetlere karşı sabreden Zekeriya’ya! Selam olsun Allah'ın şehit oluşuyla mertebesini yükselttiği Yahya'ya! Selam olsun Allah'ın kelamı ve ruhu olan İsa'ya! Selam olsun Allah'ın seçtiği ve habibi olan Muhammed'e

Selam olsun Allah'ın Resulü'nün kardeşi olmasından dolayı özel bir makama sahip olan Ebu Talibin oğlu ve Mü'minlerin Emiri Ali'ye! Selam olsun Allah'ın Resulu'nün kızı Hz. Fatma'ya! Selam olsun Hz. Ali'nin vasisi ve kendinden sonra yerine geçen; Muhammed’in oğlu Hasan bin Ali|Hasan'a! Selam olsun kanını vererek; canını feda eden Hüseyin'e! Selam olsun Allah'a gizli ve açıkta itaat edene! Selam olsun Allah'ın toprağını şifa kıldığı kişiye (Hüseyin’e)! Selam olsun kubbesi altında duaların kabul olduğu kişiye (Hüseyin’e)! Selam olsun İmamların O'nun evlatlarından olduğu kişiye (Hüseyin’e)! Selam olsun son Peygamberin oğluna (Hüseyin’e)! Selam olsun bütün vasilerin yerine geçecek olan Ali'nin oğluna! Selam olsun Fatıma Zehra'nın oğluna! Selam olsun Haticetu’l-Kübra'nın oğluna (Hüseyin’e)! Selam olsun Sidretü'l-Münteha'nın oğluna (Hüseyin’e)! Selam olsun Cennetu’l-Me’va’nın (ebedi) oğluna (Hüseyin’e)! Selam olsun Zemzem ve Safa'nın oğluna (Hüseyin’e)! Selam olsun bedeni kana bulanmış olana (Hüseyin’e)! Selam olsun çadırlarına hürmet edilmeyene (Hüseyin’e)! Selam olsun Kisa ehlinin beşincisine (Hüseyin’e)! Selam olsun gariplerin en garibine (Hüseyin’e)! Selam olsun şehitlerin şehidine (Hüseyin’e)! Selam olsun haramzadeler tarafından öldürülene (Hüseyin’e)! Selam olsun Kerbela sakinine (Hüseyin’e)! Selam olsun gökyüzü meleklerinin ağladığı kişiye (Hüseyin’e)! Selam olsun nesli pak olana (Hüseyin’e)! Selam olsun dinin önderine (Hüseyin’e)! Selam olsun ilahi hüccetlerin olduğu mekanlara! Selam olsun imamların şereflisine!
Selam olsun o üstü başı parçalanmış olanlara! Selam olsun o kurumuş dudaklara! Selam olsun eziyet çeken o canlara! Selam olsun o ruhları bedenlerden çıkanlara! Selam olsun çıplak bırakılmış o bedenlere! Selam olsun rengi solmuş bedenlere! Selam olsun dökülen o kanlara! Selam olsun paramparça edilmiş o azalara! Selam olsun mızrak uçlarındaki başlara! Selam olsun çadırlardan dışarı çıkan o kadınlara! Selam olsun âlemlerin Rabbi'nin hüccetine! Selam olsun sana ve senin pak soyuna! Selam olsun sana ve senin şehit olan evlatlarına! Selam olsun sana ve sana yardım eden hanedanına! Selam olsun sana ve mezarında seninle birlikte olan meleklere! Selam olsun mazlum bir şekilde öldürülene! Selam olsun zehirlenilmiş kardeşin (Hasan)’a! Selam olsun Ali Ekber'e! Selam olsun o süt emen küçük bebeğe! Selam olsun elbiseleri ve eşyaları çalınmış o bedenlere! Selam olsun Peygamberin garip İtretine/Ehlibeytine! Selam olsun çöllerde yola düşenlere!
Selam olsun vatanlarından uzak kalanlara! Selam olsun kefensiz defnedilenlere! Selam olsun başları bedenlerinden ayrılanlara! Selam olsun tedbirle davranıp sabredene! Selam olsun yardımcısı olmayan mazluma! Selam olsun pak türbenin sakinine! Selam olsun o yüce makamlı türbenin sahibine! Selam olsun Yüce Allah'ın tathir ettiği kişiye! Selam olsun Cebrail'in gurur duyduğu kişiye! Selam olsun Mikail'in O'nu mutlu edebilmek için beşikte konuştuğu kişiye! Selam olsun ahdine vefa edilmeyene! Selam olsun hürmeti korunmayana! Selam olsun zulümle kanı dökülene! Selam olsun yarasındaki kanıyla gusül aldırılana! Selam olsun mızraklardaki kadehlerle sarhoş olana (şehadet şerbetini içene)! Selam olsun kanı mubah olan mazluma! Selam olsun başı bedenden ayrılana! Selam olsun köy halkı (Beni Esed kabilesi) tarafından defnedilen bedene! Selam olsun şah damarı kesilene! Selam olsun dini savunurken yarsız kalana! Selam olsun sakalı kana boyanana! Selam olsun yüzü toprağa sürtülene! Selam olsun elbiseleri ganimet olarak alınan bedene! Selam olsun çubukla dudaklarına vurulana! Selam olsun damarı kesilene! Selam olsun başı mızraklarda taşınana! Selam olsun vahşi hayvanlar gibi etrafına üşüşülen ve aç kurtlar gibi paramparça edilen Kerbela çöllerinde çıplak bırakılmış bedenlere! (Bedenlerindeki tüm eşyaların çalınması kastedilmiş olabilir).

Türbeni tavaf edip, ziyaretine gelen ve pak mezarının etrafında kanat çırpan meleklere ve sana selam olsun Ey Mevla’m! Selam olsun sana! Kurtuluşun senin elinde olduğu ümidiyle sana yöneldim. Senin hürmetini bilen, velayetinde ihlâslı, senin muhabbetinle Allah'a yakınlaşan ve senin düşmanlarından nefret eden bir kişi olarak seni selamlıyorum. Musibetinden kalbi yaralanmış ve seni andığında gözyaşı döken bir kimse olarak seni selamlıyorum. Kederinle hüzünlenmiş, musibet görmüş, derbeder ve biçare bir kişi olarak seni selamlıyorum. Eğer senle Kerbela’da olsaydım; keskin kılıçlara karşı seni canıyla koruyan, senin için ölümü göze alan, seninle cihad eden, sana zulmedenlere karşı yardımına koşan, canını, malını ve çocuklarını sana feda eden, kendi canını senin canına tercih eden ve ehlini senin ehlibeytine gelecek belalara karşı siper olacağı bir kimsenin selamıyla seni selamlıyorum. Her ne kadar asırlar geçmiş, Allah’ın takdiri beni sana yardım etmekten alıkoymuşsa da senle savaşanlarla savaşmadıysam, sana düşmanlık edenlere karşı düşmanlık etmediysem (onun yerine) her sabah ve her akşam sana mersiye okuyacak ve sana olan bu musibetler yüzünden üzülüp, ruhumu inciten ve içimi acıtan bu musibet ve üzüntüden dolayı ölene kadar gözyaşı yerine kan ağlayacağım.

Senin namazı ikame ettiğine, zekât verdiğine, iyiliği emredip kötülükten nehyettiğine, Allah’a itaat edip O'na isyan etmediğine, Allah’ın ipine sarılıp O'nun rızasını kazandığına, O’ndan korktuğuna, emrini muhafaza ettiğine, O’nun isteklerini yerine getirdiğine, ilahi sünnetlere uyduğuna, fitnelere son verdiğine, halkı hidayete ve kemale davet ettiğine, hakikatin yollarını gösterdiğine, Allah yolunda hak için cihad ettiğine, Allah’a tabi olduğuna, değerli deden Muhammed'in takipçisi ve baban Ali'nin buyruğunu dinlediğine ve erkek kardeşin (İmam Hasan)'ın vasiyetini yerine getirdiğine, dini ayakta tuttuğuna, tuğyanın, itaatsizliğin ve zulmün kökünü kazıdığına, ümmetin iyiliğini istediğine, Allah yolunda ölüm girdaplarını göze aldığına, fasıkla savaştığına ve Allah'ın hüccetlerini ikame ettiğine, İslam’a ve Müslümanlara rahmet getirdiğine, hakka yardım ettiğine, zorluklar ve belalar karşısında sabırlı, dini koruyup, ona yardım ettiğine, adaleti yaydığına, dini açığa çıkardığına, dini alaya alanları bu yaptıklarından alıkoyup men ettiğine, zayıfların hakkını güçlülerden aldığına ve güçlüyle zayıf arasında hükmederken eşitliği sağladığına dair şehadet ederim.
Sen yetimlerin baharı, halkın sana sığındığı, İslam’ı yücelten ilahi ahkâmın madeni, affedici ve ihsanda bulunandın. Sen, ceddinin ve babanın yolunu takip eden, erkek kardeşin gibi babanın vasisi ve ahdine vefa edendin. Antlaşmalara ve ahitlere vefakâr, beğenilen hasletleri olan, apaçık büyüklük ve bağışlayıcı özelliği olan, gecesini ibadetle geçiren, temiz geçmişe sahip, necip ve asil soylu, yüksek makam ve mertebelere mensup, birçok fazilet sahibi, iyi ahlaklı, hamdeden, çok bağışlayan, sabırla kemale eren, Allah’a yönelen, bağışlayıcı, âlim, güçlü, şehitlerin lideri, Allah’ın huzurunda ağlayan, sevilen, heybetli ve vakarlı idin.
Sen Peygamber salallahu aleyhi ve alih’in oğlu, Kur'an’ın destekçisi (dayanak ve kurtarıcısı), İslam ümmetine yardım edip Allah'ı itaat etmede çok çaba gösterirdin. Sen ahit ve antlaşmaları koruyan, fasık ve günahkârların yolundan yüz çeviren, Allah yolunda gücünün yettiğince her şeyini feda ederdin. Rükû ve secdelerini uzun yapardın. Dünyadayken dünyadan her an göç edecekmiş gibi zahitlik ederdin. Dünyevi isteklerini kenara koydun ve dünyanın ziynetleri önemsiz oldu. Dünyanın mutluluklarına yüz çevirdin. Senin ahirete olan rağbetin ve meylin biliniyor ve meşhurdur.

Sitem, tecavüz elini uzattığı, zulmün maskesinin düştüğü, dalalet ve sapıklığın senin yolunun yolcularını cezbettiği sırada sen; Allah Resulünün hareminde sakin iken zulümden uzak bir şekilde mihrabı kendine mekân edinmiş, her türlü şehvani istek ve lezzetlerden kendini alıkoymuş, gücünün ve imkânlarının yettiğince kalp ve dilinle çirkinlikleri inkâr edip, reddetmiştin.
Vakti geldiğinde ilminle inkâr ettin ve işte o zaman düşman ve fesatçılarla cihad etmek sana vacip oldu. Daha sonra hanedanın, takipçilerin ve sevenlerinle yola çıktınız. Gerçekleri söyleyip, Allah'ın ilahi hüccetlerini açığa çıkardın. Nasihat ve hikmetli sözlerle halkı Allah'a yönelmeye davet ettin. Allah'ın ilahi çizgilerini belirleyip, O'na itaate emretmenin yanında çirkinliklerden ve itaatsizlikten nehyettin. Ama onlar sana düşman ve isyankâr olarak ayaklandılar.

Onları bu işlerinden vazgeçirdikten ve hücceti tamamladıktan sonra onlarla cihat ettin. Sana olan sözlerini ve ahitlerini ayaklar altına aldılar. Seninle savaşarak Allah'ı ve Resulünü hiddetlendirdiler. Vurduğun her kılıç ve mızrak darbeleriyle dimdik ayakta durdun. Günahkâr orduyu bozguna uğrattın. Toz toprağın birbirine karıştığı savaş meydanına Zülfikar’ınla geldiğinde Allah'ın seçkin kıldığı Ali'ye benziyordun. Seni korkusuz ve kararlı bir şekilde gördükleri zaman seni öldürmek için yollarına ölüm tuzakları kurdular ve tüm şirretlikleriyle senle savaştılar.
Ve o melun savaşçılarına senin sudan uzaklaştırılma emrini verdi. Seninle savaşta acele ederek, develerinden inip senle mübareze ettiler. Seni taş ve ok yağmuruna tuttular. Hadlerini aşıp sana el kaldırdılar ve hakkını yediler. Hiçbir günahı ve haramı düşünmeksizin yaranlarını öldürüp, talan ederek, sana hürmet etmeyip hakkını yediler. Gözün gözü görmediği o savaş meydanında öyle bir azar ve eziyetlere tahammül ettin ki; gökyüzündeki melekler sabır ve direnişinin karşısında hayrete düştüler.
Düşmanlar senin etrafını çevreleyip; derin yaralarla seni yaraladılar ve kurtuluş kapılarını üzerine kapattılar. Öyle ki yardıma koşacak kimse kalmamıştı. Her şeyi Allah’a bırakıp sabrederek seni atından düşürene dek kadınları ve çocuklarını koruyordun. Atların ayakları altında çiğnenirken yaralar-bereler içerisinde yere yıkıldın. Saldırganlar sana kılıçlarıyla vuruyorlardı.
Alnında ölüm teri belirdi ve mübarek bedeninin sağ ve sol tarafı kasılıp, gevşedi. Gözünün ucuyla haremine ve çadırına bakıyordun. İçinde bulunduğun o vaziyet seni evlatlarından ve Ehlibeytinden alıkoyuyordu. Atın; senin şehit olduğun haberini Ehlibeytine ulaştırabilmek için ağıt yakarak hızla çadırların yolunu tuttu. Haremin kadınları eyeri alt üst olmuş ve belaya uğramış atını görünce kendilerini çadırlardan dışarı attılar. Hicaplarının altından saçlarını yüzlerinin önüne savurup, peçelerini çıkarıp, yüzlerini tokatlamaya başladılar. Yüksek sesle ağladılar, feryatlarla seni andılar.
Onlar izzetli bir yaşamdan sonra, zillete maruz kaldılar ve süratle ölüm mahalline doğru ilerlediler. Şimr göğsüne çöküp kana susamış kılıcıyla boğazını kesti ve o iğrenç elleriyle mübarek sakalını tutup kılıcıyla başını bedeninden ayırdı. Kılıcını kana doyurdu. Son nefesini verdiğin o huzurlu anda kendinde değildin. Biraz sonra mübarek başın mızrakların ucundaydı. Ehlibeytini köleler misali elleri zincirlenmiş, ayakları prangalı şekilde esir almışlardı. Develerin üzerindeki güneşin kızgın sıcaklığı yüzlerini kavurmuş bir şekilde ıssız çöllerde oradan oraya götürülüyorlardı. Elleri enselerinde çarşıdan çarşıya dolaştırılıyorlardı.

Seni öldürmekle, İslam’ı yok edip, oruç ve namazı inkâr eden ve Allah’ın ilahi sünneti ve dinin ahkâmını ayaklar altına alanlar din ve imanın sütunlarını yıktılar. Kur’an’ın ayetlerini tahrif ederek sana düşmanlık eden fasık ve günahkârların vay haline! Senin şahadetin ile Resülullah’ın (Allah’ın selamı onun ve Ehlibeytinin üzerine olsun) mazlumiyeti bir kez daha ortaya çıktı. Ve Allah’ın kitabı yeniden kenara atılmış oldu. Senin mağlubiyetinle hakkın yerini batıl aldı. Senin olmayışınla Allah-u Ekber ve La ilahe illallah nidaları, Allah’ın haram ve helalleri, Kuran’ın tenzil ve tevili yok oldu. Senden sonra dinde değişmeler, küfür, dinsizlik, Allah’ın sünnetlerine uymama, nefsi isteklere kapılma, sapıklık, fitne ve batıl ortaya çıktı.

Senin şahadetinin habercisi ceddin Allah Resulü’nün mezarına giderek, gözyaşlarıyla şahadet haberini Peygambere vererek şöyle buyurdu: “Ey Allah’ın Resulü! Cennet genci olan torunun öldürüldü. Ehlibeytinin hürmetini çiğneyip, mubah kıldılar. Senin çocuklarını ve zürriyetini Senin ölümünden sonra esir aldılar. Ailen ve akrabaların musibete maruz kaldılar.
Peygamber bu olaylar karşısında, çok üzüldü ve ağladı. Senin şahadetinden dolayı Enbiya ve melekler Peygamber’e başsağlığında bulundular. Ve annen Zehra mateme boğuldu. Allah’a en yakın olan melekler ordusu baban Müminlerin emirine başsağlığı dilediler. Ve Allah’ın arşında yas merasimi yapıldı.
Hur’u’l-Ayn Senin için kendilerini tokatlayıp, sana gözyaşı döktüler. Gökyüzündekiler, Cennet ve muhafızları, dağlar ve etekleri, deniz ve balıkları, Cennet bahçeleri ve gençleri, Kâbe, Hz. İbrahim’in makamı, Mescidu’l-Haram, Meş’ar-ı Haram ve etrafının tamamı yas tutup ağladılar.

Ey yüce Allah’ım! Bu yüksek mertebeli mekânın yüzü suyu hürmetine Hz. Muhammed’e ve hanedanına selam ve rahmet gönder. Ve bizi Onlarla haşret. Onların şefaatiyle beni Cennetine girenlerden eyle.
Allah’ım sana yalvarıyorum. Ey amel defterine herkesten çabuk bakan! Ey kerametlilerin en kerametlisi! Ey en iyi hüküm veren! Senin tarafından tüm âleme gönderilen Peygambere, yüksek dereceli ilmin sahibi, kalbi imanla dolu kardeşin ve amcanın oğlu olan Emire’l-Müminine ve âlemlerin annesi olan Hz. Fatma’ya, muttaki ve ismet sahibi olan Hasan’a, şehitlerin en yücesi olan Eba Abdillahi’l-Hüseyin’e, şehit çocuklarına ve mazlum itretine, abitlerin ziyneti olan Zeynel Abidin’e, tövbe edenlere olgu olan Muhammed bin Ali’ye, sadıkların en sadığı olan Cafer bin Muhammed’e, Allah’ın hüccetlerini ortaya çıkaran Musa bin Cafer’e, dinin yardımına koşan Ali bin Musa’ya, hidayet edenlerin lideri olan Muhammed bin Ali’ye, zahitlerin zahidi Ali bin Muhammed’e, hilafetin varisi ve âlemlerin tüm yaratıklarına ilahi hüccet olan Hasan bin Ali’ye, iyi amelde bulunup, doğru söz söyleyen Taha ve Yasin hanedanından olan Muhammed ve âli Muhammed’e selam ve rahmet gönder. Kıyamet gününde beni müminlerden, huzura, hidayete, saadete erenlerden, müjdelenenlerden eyle!
Allah’ım! Beni gerçek Müslümanlardan eyle. Beni salih kullarınla birlikte kıl. Beni sonu hayırlı olanlardan eyle. Düşmanlar karşısında beni muzaffer kıl. Beni kıskançların tuzaklarından koru. Beni hilecilerden muhafaza et. Zalimlerin zulmünü benden uzak kıl. Beni nimet verdiğin mübarek serverlerim olan; Peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kullarınla birlikte melekuti âlemde haşr eyle ey merhametlilerin en merhametlisi!
Allah’ım! Günahtan arınmış, masum Peygamber’in hakkına, senin kesin hüküm ve takdirinin hakkına, nehyettiğin gizliliklerin hakkına, mazlumca öldürülmüş masum imamın ziyaret ve ziyaretçilerinin yeri olan mezar-ı şerifinin hakkına beni üzüntülerden arındır. Beni kötü olan her türlü kazadan ve beladan beri kıl. Beni yakıcı Cehennem ateşinden koru. Allah’ım beni nimet verdiklerinden ve nimetine razı olanlardan eyle. Üstün bağışlayıcılığınla günahlarımı affet. Ve beni intikamından ve hilenden uzak kıl.
Allah’ım! Beni sapıklığa düşürme. Beni verdiğim söz ve amellerimde istikametli kıl. Bana uzun ömür ver. Hastalıklardan arındır ve bana afiyet ver. Velilerimin ve yüce ihsanının hakkına beni en faziletli emellerime ulaştır. Allah’ım! Muhammed (s.a.a) ve soyuna rahmet ve selam gönder ve tövbemi kabul et. Gözyaşlarıma acı. Ayağımı kaydırma. Üzüntü ve sıkıntılarımı gider. Günahlarımı bağışla. Benim neslimi salih olanlardan kıl.
Allah’ım! Günahlarımı bağışlamadan, ayıplarımı örtmeden, üzüntümü gidermeden, bol rızk vermeden, menzilet ve makamımı yüceltmeden, fesatlığımı gidermeden, beni arzularıma ulaştırmadan, dualarımı kabul etmeden, sıkıntılarımı gidermeden, bölünmeleri toplamadan, emirlerini yerine getirmeden, varlığıma varlık katmadan, kötü hasletlerimi düzeltmeden, infakta bulunduklarımı çoğaltmadan, hayatımı abad etmeden, kıskançlık edenleri kökten kurutmadan, düşmanlarımı yok etmeden, şer ve kötülükleri uzaklaştırmadan, hastalara şifa vermeden, uzaklıklara son vermeden (yakınlaştırmadan), içimdeki bocalamaları ıslah etmeden, isteklerimi eta etmeden beni kerametli makam olan bu mezar-ı şeriften ayırma.
Allah’ım! Dünya ve ahiret saadetini istiyorum. Allah’ım helallerinin hakkına beni haramlardan sakındır. Yüce kerametinin yüzü suyu hürmetine beni kimseye muhtaç etme. Allah’ım! Senden hayırlı bir ilim, huşulu bir kalp, şifa verici bir yakin, güzel olan bir sabır ve çokça ecir talep ediyorum.
Allah’ım! Bana verdiğin nimetler karşısında şükrünü yerine getirenlerden eyle. Bana olan lütfunu arttır. Sözü halkın arasında itibar görenlerden eyle. Ve amellerimi indi ilahinde kabul eyle. Hayırlı işlerimizin insanlara örnek olmasını sağla. Düşmanımı yok et.
Allah’ım! Gecenin ve gündüzün her bir anında Muhammed (s.a.a) ve O’nun iyi hanedanına selam ve rahmet gönder. Kötü kişilerin şerrinden beni koru. Beni her türlü günah ve çirkinliklerden arındır. Cehennem ateşinden koru. Beni Cennetine koy ve beni affet. Beni ve bütün imanlı mümin ve mümine kardeşlerimi rahmetinle bağışla ey merhametlilerin en merhametlisi.


Selam olsun yardımcısız kalan mazluma.

Selam olsun zulümle kanı akıtılana.
Selam olsun yarala-rının kanıyla yıkanana.
Selam olsun toz-toprağa bulanmış yanaklara.
Selam olsun kana boyanan sakallara.
Selam olsun susuz kalan dudaklara.
Selam olsun gözler önünde başı kesilene.
Selam olsun parçalanmış bedenlere.
Selam olsun Kerbela'da yatana.
Selam olsun gökyüzünün ağla-dığı Hüseyin'e.
Selam olsun sana, öyle bir kimseden taraf ki, kalbi senin musibetinle yaralanmış ve gözleri seni hatırladığında (devamlı) ağlamış.


Öyle bir kimsenin selamı ki, eğer Kerbela'da olsaydı, canıyla keskin kılıçların karşısında seni korurdu, sana zulmeden-lerle cihad edip, zalimlere karşı sana yardımda bulunurdu, ruhunu, cismini, malını ve evladını senin uğruna feda ederdi.
(Ey Hüseyin!) Her ne kadar zaman beni geri
bıraktı, ilahî takdir de benim (senin zamamnda olup) sana yardımcı olmama engel oldu ve ben sana karşı savaşanlarla savaşamadım, düşmanlarına karşı düşmanlığımı gösteremedim, ama (onun yerine) sabahlar ve akşamlar (her zaman) sana göz yaşı dökerim.

(Eğer ğöz yaşım kurursa) göz yaşı yerine kan ağlarım; senîn musibetlerine olan şiddetli üzüntülerimden ölünceye kadar..."

"Ey Huzura kavuşmuş olan can! Sen Rabbinden, Rabbin de senden razı olmuş bir şekilde Rabbine dön, kullarımın arasına katıl ve cennetime gir."

__________________
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

اَللَّهُمَّ خُصَّ اَنْتَ اَوَّلَ ظالِمٍ بِاللَّعْنِ مِنّى وَابْدَأْ بِهِ اَوَّلاً ثُمَّ الثَّانِىَ وَالثَّالِثَ والرَّابِعَ اَللَّهُمِّ الْعَنْ يَزيدَ خامِساً وَالْعَنْ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ زِيادٍ وَابْنَ مَرْجانَةَ وَ عُمَرَ بْنَ سَعْدٍ وَ شِمْراً وَ آلَ اَبى سُفْيانَ وَ آلَ زِيادٍ وَ آلَ مَرْوانَ اِلى يَوْمِ الْقِيمَةِ.

"Allah'ım, sen, (Resul ve Ehl-i Beyt'ine) ilk zulmedeni benim özel lanetime mazhar eyle. Bunun için de, önce birinci, sonra ikinci, sonra üçüncü ve sonra da dördüncüden başla. Sonra da... Yezid'e lanet eyle. Ziyad'ın ve Mercâne'nin oğlu Ubeydullah'a, Sa'd oğlu Ömer'e, Şimr'e, Ebu Süfyan'ın, Ziyâd'ın ve Mervân'ın soyuna kıyamet gününe kadar lanet et."


علی علی علی MEN ALİYYEL MURTAZA' NIN NÖKERİYEM علی علی علی
Alıntı ile Cevapla