Tekil Mesaj gösterimi
  #6  
Alt 03-21-2018, 04:09
Bedir Aslanı Bedir Aslanı isimli Üye şuanda  online konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 106
Bedir Aslanı is an unknown quantity at this point
Standart

13-Ömer Hz. Ali’den Bahsediyor

Ebu Vail şöyle diyor:

Bir gün Ömer bin Hattap bana: “Yakına gel de Ali’nin şecaat ve yiğitliğini sana anlatayım dedi.” Yanına yaklaşınca şöyle dedi:

“Uhud savaşında kaçmamak için Peygamberle ahitleşmiştik; bizden kaçan sapık, bizden ölen ise şehit ve Peygamber de onun ailesinin sorumlusu ve himayecisi olacaktı. Savaş zamanı aniden, her biri yüz savaşçıya bedel olan yüz şecaatli komutan grup grup bize saldırdılar; öyle ki artık biz savaş gücünü kaybettik, perişan bir vaziyette savaş alanından kaçtık. Bu sırada Ali’yi gördüm, güçlü bir aslan gibi yerden biraz kum götürüp yüzümüze serpti ve şöyle dedi:

“Yüzünüz çirkin ve kara olsun! Nereye kaçıyorsunuz?”

Biz bu sözlerle savaş meydanına dönmedik, bu defa bize saldırdı, elindeki kılıçtan kan damlıyordu, şöyle feryat etti: “Siz biat edip biatinizi bozdunuz. Allah’a ant olsun ki, sizler öldürülmeye kafirlerden daha layıksınız.”

Ali’nin gözlerine baktım, sanki iki zeytin meşalesi gibi ateş ondan saçıyordu veya kanla dolu iki kâse gibi idi. Bize saldırdığı takdirde hepimizi öldüreceğine yakin ettim. Bundan dolayı ben herkesten daha önce ona doğru koşup şöyle dedim: “Ey Ebe’l Hasan! Allah aşkına! Allah aşkına! Araplar savaşta bazen kaçıyor, bazen de saldırıyorlar ve yeni saldırı kaçmanın hasarını telafi ediyor.”

Bu sözüm üzerine güya kendisini kontrol etti, yüzünü bizden çevirdi. O zamandan şimdiye kadar, Ali’nin o günkü heybetinden kalbime işleyen vahşeti asla unutmamışım![13]

14-Hz. Ali’nin (as) Hz. Fatıma’yı (as) İstemesi

Zahhak bin Mezahim, Hz. Ali’den onun şöyle buyurduğunu naklediyor:

Ashaptan bazıları benim yanıma gelerek şöyle dediler:

Peygamber (s.a.a)’in huzuruna varıp Fatime hakkında O’nunla konuşsan ne olur?…

Ben Peygamber (s.a.a)’in huzuruna gittim, beni gördüklerinde gülümseyip şöyle buyurdular: “Ya Ebe’l Hasan! Ne için gelmişsin? Ne istiyorsun?”

Ben akrabalığımızdan, ilk müslüman olmamdan ve onun yanındaki cihatlarımdan söz ettim.

Resulullah (s.a.a) buyurdular ki: “Doğru söyledin, söylediğinden bile daha üstünsün.”

Bunun üzerine: “Ya Resulullah! Fatime’nin bana eş olmasını kabul ediyor musunuz?” diye arz etim.

Resulullah (s.a.a) buyurdular ki:

“Ya Ali ! Senden önce de Fatime’yi istemeğe geldiler, mevzuyu Fatime’ye söylediğimde razı olmamak eseri yüzünden okunuyordu. Şimdi sen burada bekle, ben tekrar döneceğim.”

Resulullah (s.a.a) Fatime’nin yanına gittiğinde, Fatime (babasını görünce) hemen yerinden kalkıp Hazretin abasını omzundan almış, ayakkabısını çıkarmış, ayaklarını yıkaması için su getirmiş ve ayaklarını yıkadıktan sonra geçip kendi yerinde oturmuştur.

Sonra Resulullah (s.a.a) ona şöyle buyurmuş:

“Ali bin Ebu Talib öyle bir kimsedir ki, sen onun akrabalık, fazilet ve islamiyetinden iyice haberdarsın, ben de Allah’dan istemiştim ki, Allah katında en iyi ve sevimli birisiyle seni evlendirsin, şimdi o seni istemek için gelmiştir.”

Bu esnada Fatime susmuş ve yüzünü geri çevirmemiştir. Resulullah (s.a.a) Fatime’nin yüzünden herhangi bir rahatsızlık (razı olmamak eseri) hissetmediğini görünce yerinden kalkıp: “Allah-u Ekber ! Fatime’nin susması onun razı olduğunun nişanesidir” buyurdular.

Sonra Cebrail Resulullah’ın yanına gelip şöyle dedi: “Ey Muhammed! Fatime’yi Ali’yle nikahla! Allah Teala, Fatime’yi Ali için, Ali’yi de Fatime için beğenmiştir.”

İşte böylece Peygamber (s.a.a) Fatime’yi benimle evlendirdi. Sonra Resulullah (s.a.a) benim yanıma gelip elimi tutarak şöyle buyurdular: “Allah’ın adıyla kalk ve şöyle de: “Ala bereketin vema şaallah’u, la havle illa billahi tevekkeltu aleyhi”

(Bereket üzere, Allah’ın isteği üzerine, güçler ancak Allah iledir, Allah’a tevekkül ettim.) Sonra beni Fatime’nin yanına götürüp şöyle dediler: “Allah’ım! Bu ikisi, yaratıklarının benim yanımda en sevimli olanlarıdırlar, onları sev, evlatlarını çok bereketli et, kendi tarafından onlara bir muhafız kıl, ben onların her ikisini ve evlatlarını kovulmuş şeytanın şerrinden sana emanet ediyorum.” [14]
Alıntı ile Cevapla