Tekil Mesaj gösterimi
  #10  
Alt 03-21-2018, 05:21
Bedir Aslanı Bedir Aslanı isimli Üye şuanda  online konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 106
Bedir Aslanı is an unknown quantity at this point
Standart

22-Hz. Ali’ye (as) Duyulan Sevgi

Zenci birisi Hz. Ali (a.s)’ın huzuruna gelerek şöyle dedi: “Ya Emir’el-Muminin! Ben hırsızlık yaptım, beni günahtan arındır (bana had uygula)!”

Hz. Ali (a.s): “Şayet koru olmayan yerden hırsızlık yapmışsın” buyurarak yüzünü ondan çevirdi.

Zenci: “Ya Emir’el-Muminin! Koruk olan yerden hırsızlık yaptım, had (şer’i ceza) uygulayarak beni arındır!”

Hz. Ali (a.s): “Şayet (şer’i cezayı gerektiren) nisap miktarınca hırsızlık yapmamışsın” buyurarak tekrar yüzünü ondan çevirdi.

Zenci adam: “Ya Emir’el-Muminin! Nisap miktarınca hırsızlık yaptım!”

Zenci adam üç kez ikrar ve itiraf edince Hz. Ali (a.s) onun (sağ elinin dört) parmağını kesti. Hz. Ali (a.s)’ın yanından ayrılıp parmakları kesik olduğu halde evine döndüğünde, ağır bir darbe almasına rağmen yol boyunca yüksek bir sesle şöyle diyordu:

“Ey millet! Elimi, müminlerin emiri, muttakilerin imamı, secde azaları nurlu olanların komutanı, dinin lideri ve vasilerin efendisi olan Hz. Ali (Allah’ın emrine göre) kesti…”

Bu sözleriyle Hz. Ali (a.s)’ı durmadan methediyordu. İmam Hasan ve İmam Hüseyin (a.s) onun bu sözlerini duyunca ona doğru giderek onu karşıladılar. Daha sonra Hz. Ali (a.s)’ın yanına gelerek: “Eli kesilmiş olan Zenci birisinin yolda seni methettiğini gördük” dediler. Hz. Ali (a.s) eli kesilmiş olan zenciyi getirdiklerinde ona hitaben: “Elini kesmiş olduğum halde beni mi methediyorsun?” diye buyurdu.

Zenci adam cevaben şöyle dedi: “Ya Emir’el-Muminin! Sen beni günahtan arındırdın; şüphesiz senin sevgin benim et ve kemiğime işlemiştir; eğer sen beni doğram doğram etsen de senin sevgin benim kalbimden çıkmaz.”

Hz. Ali (a.s) onun hakkında dua etti, sonra kesilen parmaklarını kendi yerine bıraktı; derken parmakları eskisi gibi düzelip sağ-salim oldu.”[25]

23-Müminlerin Ruhlarının Toplandığı Yer

Esbeğ b. Nebate şöyle diyor:

Bir gün Emir’ul-Müminin Hz. Ali (a.s) Kufe’den çıkıp Ğariyyeyn’e (Kufe’nin dışında iki kutsal mekana) geldi ve oradan geçtiğinde biz ona ulaştık. Onun, altında bir şey olmaksızın sırt üstü toprak üzerinde uzanmış olduğunu gördük.

Kanber Hz. Ali (a.s)’ın toprak üzerinde yatmış olduğunu görünce şöyle dedi: “Ya Emir’el-Müminin! Abamı altınıza sermeme müsaade eder misiniz?”

Hz. Ali (a.s): “Hayır! Burası müminlerin makanıdır, (bu iş) onların meclislerinde rahatsızlıklarına sebep olmaktır” buyurdu.

Esbağ diyor; arzettim ki: “Ey Emir’el-Muminin! Müminlerin türbesinin ne olduğunu biliyoruz; o ya olup veya olacaktır; ama ‘onların meclislerinde rahatsızlıklarına sebep olmaktadır’ ne demektir!”

Hz. Ali (a.s) cevaben şöyle buyurdu:

“Ey İbn-i Nebate (Nebate’nin oğlu)! Perde gözlerinin önünden kalkmış olursa, müminlerin ruhlarının burada halkalar halinde birbirlerini ziyaret etmelerini ve birbirleriyle konuşmalarını görmüş olursun. İşte burası müminlerim ruhlarının bulunduğu yerdir.”[26]

24-Bal Kabı Olayı

Hz. Ali (a.s)’ın şahadetinden sonra kardeşi Akil Muaviye’nin sarayına uğradı. Muaviye Akil’den, kızartılmış demir olayını sordu. Akil kardeşi Ali (a.s)’ı hatırlayınca ağlayarak şöyle dedi:

Ey Muaviye! İlk önce kardeşim Ali hakkında diğer bir şey söyleyeceğim, daha sonra sorunun cevabını vereceğim.

Bir gün Hz. Ali (a.s)’ın oğlu Hüseyin’e bir misafir geldi. Hüseyin (a.s) onu ağırlamak için bir dirhem borç ederek onunla bir ekmek aldı. Ekmekle yenilecek bir katık olmadığından dolayı hizmetçileri Kanber’e, Yemen’den getirilmiş olan bal tulumlarından birini getirip açmasını istedi. Hüseyin (a.s) bir rıtl (ölçek/litre) bal ondan götürdü.

Hz. Ali (a.s) (Müslümanların arasında) onu bölmek istediğinde, tulumun ağzının açıldığından şüphelendiğinden dolayı şöyle buyurdu:

“Ey Kanber! Galiba bu tulumun ağzı açılmış ve bir şeyler yapılmıştır!

Kanber cevaben: “Evet, doğrudur” diyerek olayı ona anlattı. Hz. Ali (a.s) çok sinirlendiğinden: “Hüseyni bana getirin” diye emretti. Hüseyin (a.s)’ı getirdiklerinde kırbacı kaldırıp ona vurmak istediğinde Hüseyin (a.s): “Amcam Cafer’in hakkı hürmetine beni affet” dedi. Hz. Ali’yi kardeşi Caferi Tayyar’ın hakkına ant verdiklerinde öfkesi yatışıyordu. Hz. Ali (a.s) bu sözü duyunca onu vurmaktan vazgeçerek şöyle buyurdu:

“Neden bal müslümanların arasında bölünmeden ona el vurdun?”

Hüseyin (a.s) cevaben: “Babacığım! Bizim onda bir hakkımız vardır, ben ödünç olarak ondan bir miktar götürdüm, bizim payımızı verdiğinizde borcumu ödeyeceğim” dedi.

Hz. Ali (a.s) buyurdular ki:

“Baban sana feda olsun, senin onda hakkın olsa da müslümanlar kendi hakkından yararlanmadıkça (onların hakkı verilmedikçe) senin ondan yararlanmaya hakkın yoktur.”

Sonra buyurdular ki:

“Eğer Resulullah’ın senin ön dişlerinden öptüğünü görmüş olmasaydım, bu işinden dolayı canını incitirdim.”

Daha sonra Kanber’e bir dirhem vererek ona: “Bununla edebildiğin kadar en iyi bal al onun yerine bırak” diye emretti.

Akil diyor ki:

Hz. Ali (a.s)’ın tulumun ağzını açarak Kanber’in alınan balı ona döktüğünü ve Hazretin onun ağzını eliyle kıvırarak bağladığını görür gibiyim! Hz. Ali (a.s) ağladığı halde şöyle diyordu:

“Allah’ım! Hüseyin’i bağışla; zira o Çocuktur farkına varmamıştır.”[27]

Muaviye bu sözleri dinledikten sonra şöyle dedi:

“Öyle bir kimsenin faziletinden söz ettin ki, kimse onun faziletini inkar etmemektedir. Allah rahmet etsin Ebu’l- Hasan’a, şüphesiz o, kendisinden öncekilerden (fazilet açısından) öne geçmiştir ve kendisinden sonra gelecekleri de aciz bırakmıştır. Şimdi kızartılmış demir hikayesini bize anlat…”[28]
Alıntı ile Cevapla