aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | BEKLENEN ZUHUR | GAYBET-İ KUBRA, GAYBET-İ SUĞRA VE RİCAT

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 05-02-2018, 06:24
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart İmam Mehdi (a.s)

İmam Mehdi, İmam Zaman ve Hüccet İbni'l-Hasan diye meşhur olan Muhammed b. Hasan ( الإمام المهدي), Hz. İmam Hasan Askeri’nin (a.s) tek oğludur ve on iki imamın sonuncusudur. İsmi ve künyesi Hz. Resulü Kibriya Efendimizin (s.a.a) ismi ve künyesi ile aynıdır. Hicretin 255. yılında Şaban ayının on beşinde dünyaya geldi. Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ve önceki İmamlar, Hz. Mehdi’nin (a.f) geleceğini müjdelediği için onunla çağdaş olan hükümet, onu ele geçirme peşine düşmüştür. Dolayısıyla İmam Hasan Askeri (a.s) oğlunun dünyaya gelişini gizlemiş ve kendi yaşamı boyunca onu güvendiği doslarından az sayıda insanlara göstermiştir.
İmam Mehdi (a.s) beş yaşında iken (h. 260) imamet makamına erdi. Bu tarihten itibaren Küçük Gaybet'i bitene kadar dört naip diye bilinen elçileri aracılığı ile tanınmakta ve insanlarla iletişim kurmaktaydı. Son naibin vefatından (h. 329) sonra büyük Gaybet başlamıştır. Günümüzde de büyük Gaybettedir ve tıpkı hadislerin bildirdiğine göre İmam Mehdi’nin (a.s) zuhur tarihi hiçbir şekilde belli değildir. Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) İmam Mehdi (a.f) hakkında buyurmuş olduğu hadisler yalnızca Şia kaynaklarında yer almamış, bilakis Ehlisünnetin kaynak kitaplarında da kayda değer sayıda nakiller yer almaktadır.
Şia inancına göre İmam Mehdi (a.s) ilahî semavi dinlerin beklediği, geleceği vaat edilmiş olan kişidir ve gelişi ile dünyayı adaletle dolduracak ve evrensel ilahî hükümeti kuracaktır.
Çeşitli yerlerdeki birçok mekân İmam Mehdi’ye (a.s) atfedilmiştir. Örneğin: Samerra şehrindeki “serdab”, Mescid-i Sehle ve Kum’daki Mescid-i Cemkeran. Bazı hadislere göre Gaybet döneminde de İmam Mehdi (a.s) ile görüşmek mümkündür. Büyük Şia âlimleri, bazı kişilerin İmam Mehdi (a.s) ile defalarca görüştüklerini kitaplarında nakletmişlerdir.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 05-02-2018, 06:26
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

İsim, Künye ve Lakapları
Şia hadislerinde, Şiaların On İkinci İmamı, Hz. Mehdi (a.s) hakkında Muhammed, Ahmed ve Abdullah gibi isimler nakledilmiştir. Tüm bunlara rağmen Şialar yanında daha çok Mehdi ismi ile tanınmıştır.[1] Çeşitli hadislere göre, ismi Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) ismi ile aynıdır.[2] “Kâfi” ve “Kemalü’d-Din” gibi bazı Şia hadis kitaplarında ismi Muhammed anlamında “م ح م د” (m-h-m-d) ayrı yazıldığı görülmektedir[3] Bu şekildeki belirgin olmayan yazı, isminin anılmasını yasaklayan çok sayıdaki hadislerin etkisinden kaynaklanmaktadır.[4]

İsminin Kutsallığı
Şia kaynaklarında zikredilen çok sayıdaki hadis, On İkinci İmam'ın gerçek adının (Muhammed) anılmasını yasaklamış ve haram kılmıştır.[5] Şia âlimleri nezdinde bu hadislerin analizinde iki yaklaşım öne çıkmıştır; Seyyid Murtaza, Fazıl Mikdad, Muhakkik-i Hilli, Allame Hilli ve başka birkaç âlim, bu hürmetin takiye zamanıyla sınırlı olduğu, buna karşın, Mir Damad ve Muhaddis Nuri gibi âlimler gerçek isminin anılmasının haram oluşunun zuhur gerçekleşene kadar tüm zamanlarda geçerli olduğu görüşündedirler.[6]

Künye ve Lakapları
Şiaların On ikinci İmamı Hz. Mehdi (a.s), tarihî, kelâmi kitaplarda, dua ve ziyaret namelerde çok sayıda lakap ve künye ile vasfedilmiştir. Bunlardan en meşhurları şunlardır: “Mehdi, Kaim, Sahibu'z-Zaman, Ebu Salih, Muntazar, Hüccetullah, Bakiyetullah, Muntakim, Mev'ud, Hatemü’l-Evsiya, Gaib, Me’mul ve Muztar.”
İmam Mehdi (a.s) için başka isim, lakap ve künyeler de zikredilmiştir. Örneğin “Necmu’s-Sakib” kitabında 182 isim ve lakap zikredilmiş ve “Namname-i Hz. Mehdi (a.s)” kitabında ise 310 dolayında isim ve lakap nakledilmiştir.
Muhaddis Nuri, “Necmu’s-Sakib” kitabında, muteber ve senetli tüm isim ve lakapları bir araya topladığını iddia etmiştir. Bunun için kesin olmayan araştırmalara güvenmemiştir ve eğer aksi bir durum söz konusu olsa idi, İmam’ın çeşitli kitaplarda zikredilen isim ve lakapları bunun birkaç katı olurdu. Bu lakaplardan bazıları şunlardır:
“Ahmed, Ebu’l-Kasım, Ebu Salih, Bakiyetullah, Beledü’l-Emin, Burhanullah, Bakiyetu’l-Enbiya, Hüccet, Hak, Hatemu’l-Evsiya, Hatemu’l-Eimme, Halef veya Halef-i Salih, Halifetullah, Halifetu’l-Etkiya, Sahib-i Zaman, Sahib-i Asr, Sahibu’l-Emr, Mehdi, Mev’ud, Muntazar, Muztar ve Varis.”[7][Notlar 1]
Şiaların On ikinci İmamı'nın isim ve lakapları, Ehlisünnet kaynaklarında da nakledilmiştir. Her ne kadar bu kaynaklar, daha çok “Mehdi” isminden yararlansa da diğer isim ve lakaplar daha az zikredilmiştir. “Kaim” lakabı, Ehlisünnet kaynaklarında nadiren bulunmaktadır. Sünni kaynaklarda nakledilen bu isim ve lakaplardan bazıları şunlardır:

Mehdi-yi Hazihi’l-Ümmet
el-Mehdi fi’l-Arz ve’l-Mehdi fi’s-Sema
Mehdi-yi Hayr
Mehdi-yi Abdullah
el-İmam
Ahiru’l-Eimme (İmamların sonuncusu)
Halifetullah
Halife-i Beni Haşim
Halife
Veliyullah
el-Emir
Emiru’t-Taife
Emiru’n-Nas
Hayretullah fi Halkihi
Hahru Ümmet Muhammed
Hayrun-Nas
Hayru Ehli’l-Arz
Zahiretu’l-Enbiya
Ya’subu’l-Ümmet
er-Reculu’s-Salih
Salih men Meza
el-Adilu’l-Mubarek ez-Zeki
el-Mansur
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 05-02-2018, 06:29
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Ailesi

Babası
Şia inancına göre İmam-ı Zaman’ın (a.s) babası, on birinci imam Hz. Hasan Askeri’dir(a.s). Bazı Ehlisünnet mensubu kişiler, Şiaların yanında zayıf ve geçersiz olan bir hadis gereği İmam Mehdi’nin (a.s) babasının adının Abdullah olduğunu iddia etmişlerdir.[9]

Annesi
Sahibu’l-Emir Hz. Mehdi’nin (a.s) annesi çeşitli isimlerle zikredilmiştir. Örneğin: Nergis, Süsen, Sakyl veya Saykel, Hadise, Hekime, Melike, Reyhane ve Ğamt.[10]
İmam Mehdi’nin (a.s) annesinin yaşamı ve özellikleri hakkında dört çeşit rivayet bulunmaktadır. Bunlardan ilki Şeyh Saduk’un “Kemalu’d-Din ve Tamamu’n-Ni'met” kitabında naklettiği[11] ve İmam Mehdi’nin (a.s) annesinin Rum imparatorunun kızı ve Prenses olduğunu belirten rivayetler; İmam Mehdi’nin annesinin yaşamına değinmeden yalnızca İmam Cevad’ın (a.s) kızı ve İmam Mehdi’nin (a.s) halası Hekime Hatun'un eğitim ve terbiyesi altında yetiştiğine değinen rivayetler.[12] Üçüncü grup rivayetler ise -Mesudi, “İsbatu’l Vasiyet” kitabında nakletmiştir-[13] İmam Mehdi’nin annesinin Hekime Hatun'un eğitimine tabi tutulmasının yanı sıra, yine o evde dünyaya geldiğine dair nakledilmiş rivayetlerdir. Dördüncü grup rivayetlerin ise ilk üç grup rivayetlerle temelden farkları bulunmaktadır. Bu rivayetlerde İmam Mehdi’nin (a.s) annesinin, siyahi bir cariye olduğu belirtilmiştir.[14] İlk üç kategorideki rivayetleri birbirlerinin tamamlayıcısı olarak değerlendirmek mümkündür. Ancak dördüncü kategorideki rivayetlerin diğer rivayetlerle örtüşen bir yanı yoktur. Buna rağmen bazıları, bu dört kategorideki rivayetleri bütünleştirmek ve toplamak için bu kadının İmam Mehdi’nin (a.s) vasıtayla annesi veya annesinin dadısı olduğunu ileri sürerek rivayetleri örtüştürmeye çalışmışlardır.[15]

Halası
Hz. Hekime Hatun (s.a) Şiaların dokuzunca İmamı, Hz. İmam Cevad’ın (a.s) kızı ve on birinci imam olan Hasan Askeri’nin (a.s) halasıdır. Dört imamla aynı dönemde yaşamış ve Şii kaynakların belirttiğine göre İmam Mehdi’nin (a.s) dünyaya gelişinin tanığı ve ravisidir. İmam Mehdi’nin (a.s) annesi, onun evinde eğitim görmüş ve İmam Mehdi’nin dünyaya gelişi ile ilgili birçok rivayet onun kanalıyla nakledilmiştir.[16]

Büyük Annesi
Cedde veya Hudeys, İmam Hasan Askeri’nin (a.s) annesi ve İmam Mehdi’nin (a.s) büyük annesidir. Hadislerde Cedde adıyla anılmıştır. Kaynakların belirttiğine göre İmam Hasan Askeri (a.s) şehit olduktan sonra Şiaların işleri genel olarak onun omuzlarına yüklenmiş ve Şiaların korunmasında temel bir rol üstlenmiştir.[17]

Cafer-i Kezzab
İmam Mehdi’nin (a.s) amcası, Cafer b. Ali, İmam Hasan Askeri (a.s) şehit olduktan sonra, imamet iddiasında bulunmuştur. Bu yüzden kendisine Cafer-i Kezzab (yalancı Cafer) denmiştir. Rivayetlerde, isyankâr, günahkâr ve büyük günahlara düşen biri olarak geçmiştir. O, İmamet iddiasının yanı sıra İmam Hasan Askeri’nin (a.s) varisini inkâr ederek, zamanın devlet adamlarını on ikinci imam olan Hz. Mehdi (a.s) aleyhine kışkırtmıştır.[18] Bazı kaynaklara göre, ömrünün sonuna kadar iddiasını sürdürmüş ve kendisini imam olarak bilmiştir. Bazı rivayetlerde ise imamet iddiasından vazgeçtiği ve tövbe ettiği belirtilmiş ve bu yüzden Şiiler onu Cafer-i Kezzab yerine Cafer-i Tayyip olarak anmıştır. Cafer b. Ali 45 yaşında Samerra’da vefat etmiştir.[19]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 05-02-2018, 06:32
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart İmam Mehdi’nin (a.s) Kutlu Doğumu

Doğum Vaktiİ
mam Mehdi’nin (a.s) dünyaya geliş zamanı konusunda fikir ayrılıkları vardır. Bazı eski kaynaklarda İmamın doğuş tarihine değinilmemiş ve bunun gizli olduğu belirtilmiştir.[20] Ancak birçok Şia ve bazı Sünni rivayetlerde, İmam Mehdi’nin (a.s) hicretin 255.[21] veya 256.[22] yılında dünyaya geldiği belirtilmiştir.
İmam Mehdi’nin (a.s) hangi ayda dünyaya geldiği konusunda da fikir ayrılıkları vardır. Ancak meşhur olan görüş, Şaban ayında dünyaya geldiği görüşüdür ve birçok eski Şii kaynaklarda bu ayda dünyaya geldiği belirtilmiştir.[23] Buna rağmen bazı Şii[24] ve Sünni[25] kaynaklarda Ramazan ayında dünyaya geldiği ve bazı Sünni kaynaklarda ise[26] Rebiülevvel veya Rebiülahir ayında dünyaya geldiği de yazılmıştır.
Tarihi kaynaklarda, ay ve gün olarak ne zaman dünyaya geldiği konusunda on bir farklı rivayet nakledilmiştir. Bunlardan Şaban ayının on beşinci günü en meşhuru ve bilinenidir.[27] Şia âlimlerinden Kuleyni, Mes'udi, Şeyh Saduk, Şeyh Müfid, Şeyh Tusi, Fettal Nişaburi, Eminu’l-İslam Tabersi, Seyyid İbni Tavus, İbni Taktaki, Allame Hilli, Şehid-i Evvel, Kef’emi, Şeyh Bahai… ve Ehlisünnet âlimlerinden İbni Hallikan[28], İbni Sebbag Maliki, Şa’rani Hanefi, İbni Tolun ve değerleri da bu görüşü kabul etmişlerdir. Ramazan ayının ilk Cuma akşamı veya Ramazan ayının Cuma gecelerinden bir gece rivayeti de Şeyh Saduk’un “Kemalu’d-Din” kitabında nakledilmiştir.[29]

Dünyaya Geldiği Yer
Bu konuda görüş belirten tarihçiler, İmam Mehdi’nin (a.s) babası İmam Hasan Askeri’nin (a.s) Samerra’daki evinde dünyaya geldiğini belirtmişlerdir.[30] Bu evin “Raze” veya “Vesafe”adında bir mahallede olduğu yazılmıştır.[31] Bu ev, şu anda İmam Hadi ve İmam Hasan Askeri’nin (a.s), türbesinin olduğu yerdir.[32] Nakledilen bazı nakillere göre İmam Hadi (a.s) ve İmam Askeri (a.s), İmam Mehdi (a.s) dünyaya gelmeden yıllar önce Samerra’ya -Abbasi halifelerinin merkezi-[33] çağrılmış ve ömürlerinin sonuna kadar orada yaşamışlardır.[34]

Dünyaya Geliş Ayrıntıları
İmam Mehdi’nin (a.s) doğumu hakkında meşhur olan rivayet İmam Askeri’nin (a.s) halası Hz. Hekime Hatun’un (r.a) naklettiği rivayettir. Şeyh Saduk’un (r.a) rivayet ettiği bu hadisin bazı kısımları şöyledir: İmam Hasan Askeri (a.s) beni yanına çağırdı ve şöyle buyurdu: ‘‘Ey halacığım! Bu gece yanımızda kal. Bu gece Şaban’ın on beşinci gecesidir ve Allah Teâlâ, bu gece -yeryüzündeki- hüccetini zahir edecektir.’’
Dedim: Annesi kimdir?
Buyurdu: Nergis.
Dedim: Fedanız olayım! Onda hiçbir gebelik belirtisi yoktur.
Buyurdu: Sana dediğim gibidir.
Gelip selam vererek oturdum. Nergis geldi ve ayakkabılarımı çıkararak ‘ey benim hanımım ve ailemin hanımı nasılsınız? Dedi.
Dedim: Sen benim hanımım ve ailemin hanımısın.
Nergis, bu sözlere alınmış bir edayla "Halacığım! Bu nasıl söz?" Dedi.
Dedim ki: Sevgili kızım! Allah Teâlâ, bu gece sana dünya ve ahiret'in efendisi olan bir evlat verecektir. Nergis benim bu sözümden dolayı utanarak hayâ etti. İftardan sonra namazımı kıldım ve yatağıma gittim. Gece yarısından sonra uykudan uyanıp gece namazını kıldım. Namazdan sonraki tesbihat ve amelleri yerine getirdikten sonra tekrardan uyudum. Sonra tedirgin bir şekilde uyandım. Nergis’in de uyanık olduğunu gördüm. Gece namazı kılıyordu.
Şafağın söküp sökmediğini anlamak için odadan dışarı çıktım. İlk şafağın söktüğünü ve Nergis'in uyuduğunu gördüm. Bu arada “neden Allah'ın hücceti doğmadı” diye içimden geçirmeye başladım. Birden Ebu Muhammed (İmam Askeri) yan odadan seslendi: “Halacığım acele etme, vaat edilen saat yakındır.” Ben oturdum ve Secde ve Yasin surelerini kıraat etmeye başladım. Kur'an okuduğum sırada birden Nergis hatun acıyla uyandı. Ben aceleyle onun yanına gittim ve ‘‘Allah aşkına, bir şey hissediyor musun?” diye sordum. Evet, dedi. Ben “Allah'ın adını zikret, bu sana akşam söylediğim şeydir, endişelenme, sakin ol” dedim. Bu arada onunla benim arama nurdan bir perde geldi. Bende ve Nergis hatunda bir gevşeklik oluştu ve efendimin (Hz. Mehdi’nin) sesiyle kendime geldim ve dünyaya geldiğini anladım. Nergis'in üstündeki örtüyü kaldırdığımda efendimi secde halinde gördüm. Onu kucağıma alıp pak ve temiz olduğunu gördüm.
Ebu Muhammed (İmam Hasan Askeri (a.s)) “Halacığım! Oğlumu benim yanıma getir” diye seslendi. Ben bebeği onun yanına götürdüm. İmam (a.s) kollarını açarak onu kucağına aldı. Dilini bebeğin ağzına koydu ve elini, bebeği gözüne, kulağına ve eklemlerine sürdü. “Ey oğlum! Konuş’’diye buyurdu.
Dedi ki: “Eşhedu En La İlâhe İllâllah vehdehu la şerikeleh ve eşhedu enne Muhammeden Resulullah”.
Sonra İmam Ali (a.s) ve diğer İmamlara sırayla selam gönderdi. Sıra babasına gelince ona da selam verdi.”[35]

Doğumun Gizli Olması
Abbasi halifeleri, Hz. Peygamber (s.a.a) ve Ehlibeyt (a.s) inin rivayetlerinden on ikinci İmam'ın, İmam Mehdi (a.s) olduğunu biliyorlardı. Dolayısıyla İmam Hasan Askeri'yi (a.s) ve evini gözetlemeleri için birilerini görevlendirmişlerdi. Tarihçilerin naklettiğine göre Abbasi halifesi Mu’temid, bazı ebelere, başta İmam Hasan Askeri (a.s) olmak üzere seyyidlerin evlerine sık sık ve izinsiz olarak girmelerini ve evleri aramalarını, ev hanımının hamile olup olmadığını kendisine haber vermelerini emretmişti.[36] Sakil adındaki bir cariye İmam Zaman’ın (a.s) canını korumak amacıyla hamile olduğu iddiasında bulunmuş ve bunun üzerine tutuklanmıştır. İki yıl tutuklu kalıp ve hamile olmadığı anlaşıldıktan sonra serbest bırakılmıştır.[37]
İmam Mehdi’nin (s.a) kutlu doğumu halkı çoğundan gizli tutulmuştur. Rivayetlerde bu konuya ve deliline işaret edilmiştir.[38] İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bizim Kaimimizde Peygamberlerin sünneti vardır... İbrahim’in (a.s) sünneti… Doğumunun gizlice gerçekleşmesi ve insanlardan uzak durması…”[39] Yine İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Emir sahibinin doğumu insanlardan gizlidir. Böylece zuhur edecek ve kimsenin biati, onun boynunda olmayacaktır.”[40]
Şeyh Müfid de şöyle inanmaktadır: “O dönemin sorunları ve zamanın sultanının Allah’ın son hüccetini bulmak için ısrarla araması ve amansız takibi yüzünden, o hazretin doğumu herkesten gizli kalmıştır.”[41]
Doğumunun gizli olması, tarihte görülmemiş bir şey değildir. Hz. İbrahim’in (a.s) doğumu da o zamanın kralı tarafından öldürülme korkusundan dolayı, gizli tutulmuştu.[42] Yine Kur’an-ı Kerim, Kasas Suresi’nin 7 ile 14. ayetinde Hz. Musa b. İmran’ın (a.s) doğumunun gizli olduğuna işaret etmiştir.

Doğumuna Tanıklık Edenler
Hz. Hekime Hatun’a (s.a) ilaveten İmam Hasan Askeri’nin Mariye ve Nesim adlı iki cariyesi de bu doğuma tanıklık etmişlerdir. Şeyh Tusi ve Şeyh Saduk şöyle yazmışlardır: “Nesim ve Mariye şöyle demektedir: ‘Sahib-i Zaman (a.s) annesinin rahminden dünyaya gelince dizlerinin üzerine oturarak iki işaret parmağını gökyüzüne doğru kaldırdı. O anda hapşırdı ve şöyle buyurdu: ‘Elhamdulillahi rabbil alemin ve sallallahu ala Muhammed’in ve alihi.” Zâlimler Allah’ın hüccetinin ortadan kalktığını zannettiler. Eğer bize konuşma izni verilseydi, şüpheler bertaraf edilirdi.”[43]

Ashabın Hz. Mehdi (as) Görmesi
İmam-ı Zaman (a.s) dünyaya geldikten sonra, İmam Hasan Askeri’nin (a.s) güvendiği ashabından bazıları, İmam-ı Zaman'ı (a.s) görmüşlerdir. Şeyh Müfid, Muhammed b. İsmail b. Musa b. Cafer (a.s), İmam Cevad’ın (a.s) kızı Hz. Hekime Hatun, Ebu Ali b. Mutahhar, Amr Ahvazi, Ebu Nasr Türeyf ve on birinci İmam'ın hadimi gibi kişilerin İmam Mehdi’yi (a.s) gördüğünü kaydetmiştir.[44]
Muhammed b. Osman Emri, kırk kişi ile birlikte İmam Hasan Askeri’nin (a.s) yanında oldukları bir sırada, İmam Askeri (a.s) İmam Mehdi’yi (a.s) onlara göstermiş ve şöyle buyurmuştur:
“Bu, sizin benden sonraki imamınız ve benim sizin yanınızdaki halifemdir. Ona itaat ediniz ve dininizde benden sonra anlaşmazlık yaşamayınız, yoksa helak olursunuz. Bu günden sonra onu bir daha görmeyeceksiniz.”[45]
Bu rivayetin bir benzerini Şeyh Tusi de nakletmiş ve Ali b. Bilal, Ahmed b. Hilal, Muhammed b. Muaviye b. Hekim ve Hasan b. Eyyup b. Nuh gibi kişilerin adını zikretmiştir.[46] Yine Kuleyni, Zeu b. Ali İcli’den Fars ahalisinden bir adamın şöyle dediğini nakletmiştir: “ Hz. Askeri’nin (a.s) evinde Hizmet etmek için Samerra’ya gittim. İmam (a.s) beni evin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla alışveriş işleriyle görevlendirdi. Bir gün İmam Askeri (a.s) oğlunu (iki yaşlarında idi) bana gösterdi ve “bu sizin sahibinizdir” diye buyurdu. Zeu b. Ali İcli, Farslı adamın o günden sonra İmam Askeri’nin vefatına kadar bir daha o çocuğu görmediğini rivayet etmektedir.[47]
Şeyh Müfid de Ebu Ömer, Osman b. Said es-Semman ve oğlu Ebu Cafer Muhammed b. Osman gibi kişilerin İmam Askeri (a.s) hayatta iken İmam Zaman’ı gördüklerini zikretmiştir. Yine Nusaybin’den Ruheba oğulları, Ahvaz’dan Said oğulları ve Mehziyar oğulları, Kufe’den er-Rukuli oğulları, Bağdat’tan Nubaht oğulları kabilelerinden bazı kimseler, ayrıca Kum ve Kazvin’den bazılarının ve yine Cibal bölgesinden bazı kişilerin İmam Hasan Askeri'nin (a.s) hayatta olduğu dönemde İmam Zaman’ı gördüklerini yazmıştır.[48]
İmam Hasan Askeri (a.s) hayatta iken, oğlunun isminin anılması yasaktı. İmam Hasan Askeri (a.s) oğlunun yalnızca “el-Hüccet min Al-i Muhammed” diye anılmasına vurgu yapmıştı.[49]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 05-02-2018, 06:39
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Sünni Rivayetleri
Sünni âlimleri arasında bazıları İmam Mehdi’nin (a.s) doğumunu rivayet etmiş, ancak onun vaat edilmiş kişi olduğu konusunda sessizliğe bürünmüşlerdir. Örneğin: İbni Esir (ö. 630) “el-Kamil fi’t-Tarih” kitabında[50], İbni Hallikan (ö. 681) “Vefyyatu’l-A’yan”[51] ve Zehebi (ö. 748) “el-İber” kitabında Hazretin vaat edilmiş kişi olduğu konuya değinmemişlerdir. Bazıları da doğumunu rivayet ettikleri gibi, onun vaat edilmiş kişi olduğunu da açıklamışlardır. Örneğin: İbni Talha Şafii (ö. 652) “Metalibu’s-Suul”[52] kitabında İbni Sabbağ Maliki (ö. 855) “Fusulu’l-Mühimme”[53]-[54] kitabında konuyla ilişkin açıklamalarda bulunmuştur.

Abbasilerin Tepkisiİ
mam Hasan Askeri’nin (a.s) hasta olduğu haberi o zamanın halifesi Mu’temid ’Abbasi'in kulağına ulaşınca, kendisine bağlı ve güvendiği beş subayını İmamı yakından takip etmeleri için o hazretin evine gönderdi. Yine o zamanın baş kadısına da güvendiği on kişiyi, İmamı kontrol altında tutmak için görevlendirmesini emretti.[55]
İmam Hasan Askeri (a.s) kendi vasiyetinde tüm malvarlığını annesi Hudeys’e bırakmıştır. Ancak Abbasiler İmamın tüm malvarlığının annesine ulaşmasına mani olmuş ve malvarlığının yarısına Cafer el koymuştur.[56]
İmam Askeri (a.s) şehit olduktan sonra, Abbasi halifesi bir grubu İmamın evine göndermiştir. İmamın evini mühürlemek ve malvarlığını incelemenin yanı sıra imamın oğlunu araştırmaya koyulmuşlar, kadın ve cariyelerin hamile olup olmadığını dahi incelemişlerdir.[57] Hamile olduğundan şüphelenilen Sekil adındaki bir cariyeyi yanlarında götürmüş ve hamile olmadığı anlaşıldıktan sonra serbest bırakmışlardır.[58]

İmam Mehdi’nin (a.f) Ömrü
İmam Mehdi (a.s) hicretin 255. yılında dünyaya gelmiştir. O günden bu yana yaklaşık 12 yüzyıl geçmiştir. Bu kadar uzun bir ömür, sıradan insanların ömründen çok fazladır. Şii mütekellimler, İmam Mehdi’nin (a.s) uzun ömrüne yönelik şüphe ve sorulara çeşitli yanıtlar vermişlerdir.

Tecrübi ve Deneyimsel Cevaplar
Bazı mütekellimler bilim insanlarının elde ettikleri deneysel keşiflere dayanarak insanlar için uzun bir ömrün mümkün olduğunu ileri sürmektedirler. Örneğin Ayetullah Lütfullah Safi Gülpaygani, batılı bilim adamlarının bir insanın 800 veya 1000 yıl yaşayabileceğini iddia ettiklerini belirtmektedir. [59]

Akli Yanıtlar
Uzun Ömrün Mümkün Olması
Hz. Resulü Kibriya (s.s.a) şöyle buyurmuştur:

“Dünyanın sonuna bir gün kalmış olsa bile, Allah zulüm ve kötülükle dolmuş olan yeryüzünü adaletle doldurması için, benim Ehlibeytimden bir kişiyi gönderecektir."
—Sünen-i Ebu Davud, c. 2, s. 310, h: 4283.

Mucize: İmam Mehdi’nin (a.s) uzun ömrü mucizedir ve doğaüstü olaylardan biridir.
Allah’ın iradesi uzun bir ömre veya ömrün devamına yönelik olabilir.
İnsan nefsi, cisim ve bedeni yönetmekte ve ona egemendir. Eğer insan nefsi güçlü olursa, cismini yönetme dışında ona velayeti de olur. Allah’ın izni ile cisim ve bedenini daha uzun ömürlü kılabilir.
İnsanda baki kalma ve kalıcılık zatidir, baki olmamak ise arızidir. Arızi şeylerin bertaraf edilmesi ise mümkündür. Dolayısıyla arızi bir durum olmazsa, kalıcılık ve ölümsüzlük hâsıl olur.
Hz. Üzeyir’in (a.s) yemek ve içeceği yüz yıl sonra dahi sağlam ve taze olarak kalmıştır. Oysaki bunlarda can ve ruh yoktur. Ruh sahibi insanın sıradan bir ömürden uzun ömür sürmesi kaçınılmazdır.
Tarihi ve yaşanmış hadiselere baktığımızda, bir şeyin olasılığına en iyi delil, o şeyin vuku bulmuş olmasıdır. (Tarihte onca örnekleri vardır).

Tarihi Örnekler
Ebu Hatem Sicistani, “el-Muammerun ve’l-Vesaya” kitabında sıra dışı uzun ömür yaşayan kişilerden bahsetmiştir. Şeyh Saduk, “Kemalu’d-Din”, Keraceki “el-Burhan ale Sıhhati Tul-i Ömri’l-İmam Sahibi’z-Zaman” kitabında da uzun ömür sürmeye yönelik şüphelere karşın, eserinde "Muammerler" babı açarak yanıtlar vermiş ve onlarca uzun ömür sürmüş kişiden bahsetmişlerdir.

Semavi Kitaplar
Tevrat, İncil ve Kur’an’da sıra dışı uzun ömür süren insanların varlığından bahsedilmiştir. Kur’an, Hz. Nuh’un (a.s) davet döneminin tufandan önce dokuz yüz elli yıl olduğunu belirtmektedir.

Rivayetler
Ehlibeyt (as) İmamlarından nakledilen bazı rivayetlerde İmam Mehdi'nin (a.s) uzun ömürlü olmasına değinilmiştir;
İmam Seccad (a.s) buyurdu: Bizim kaimimiz de peygamberlerden sünnetler vardır... Hz. Adem ve Hz. Nuh'tan sünneti uzun ömürlü olmasıdır.[60]
İmam Sadık (a.s) buyurdu: İmam Mehdi'yi (a.s) Hz. İbrahim'e benzetmiş ve "Hz. İbrahim iki yüz yıl yaşamasına rağmen otuz yaşındaki bir genç gibi görünüyordu." demiştir. .[61]
İmamın Ömrünün Sonu
İmam-ı Zaman (a.s) Ahir Zamanda kıyam ettikten sonra ilahi bir hükümet kuracaktır. Hadislerde hükümet süresinin 7 ile 303 yıl kadar olduğu zikredilmiştir. Sünni rivayetlerinde yedi yıl daha meşhurdur.[62] Şia rivayetlerinde ise on yıldan daha fazladır. Bazı Şia rivayetlerinde hükümet süresinin yedi yıl olduğu geçmiştir, ancak her bir yılın karşılığı on yıl[63] veya yirmi yıl[64] olduğu kaydedilmiştir. Bazı hadislerde ise hükümet süresinin Allah’ın iradesinde olduğu ve belirsiz olduğu kaydedilmiştir. Şia'lar için en meşhur görüş ise 19 yıldır.[65]
İmam Mehdi’nin (a.s) şehadet veya vefatının nasıl gerçekleşeceği rivayetlerde geçmemiştir.[66] Bazı âlimler tüm imamların şehit olduklarına binaen ve “Bizler ya katledilerek ya da zehirlenerek, şehit oluruz” hadisi gereği imam Mehdi’nin (a.s) de ömrünün sonunda şehit olacağı görüşündedir. Rivayet içeriği olmayan, yalnızca bir nakilde imamın şehadetinden bahsedilmektedir. Bu nakilde, İmam Mehdi'nin (a.s) yetmiş yıl hükümet sürdükten sonra sakalı olan bir kadın tarafından şehit edileceği geçmiştir. Gerçi “İlzamu’n-Nasib”[67] kitabı, bunu zuhurdan sonra gerçekleşecek hadiselerden biri olarak zikretmekte ve sonra bu nakilleri hadislerden elde edilen bir algı olarak ileri sürmektedir, ancak rivayetlerde böyle bir hadise rastlanmamaktadır.[68]
Şii-İmamiye inancına göre İmam-ı Zaman’ın (a.s) ömrü sona erince ric'at gerçekleşecektir. İmam Hüseyin (a.s) ric'at edecek ilk kişidir. İmam Hüseyin (a.s) İmam Mehdi’ye (a.s) namaz kıldıracak ve ona gusül vererek kendisini kefenleyecektir.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 05-02-2018, 06:42
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Yaşadığı Yer

Doğduğu Yer ve Gaybet Öncesi Yaşamı
İmam Mehdi Efendimiz (a.s) dünyaya geldikten sonra Küçük Gaybet dönemi gerçekleşinceye dek doğduğu yer olan Samarra’da yaşamıştır. Bu dönemde Serdap (mahzen ), ibadet ettiği ve yaşadığı yer olmuştur. Nakledilen rivayetlere göre babası hayatta iken bu yerde defalarca görülmüştür.[69] Bazı araştırmacılara göre de babası ömrünün sonlarında onunla birlikte hac merasimlerine katılmış ve sonra Medine’de gözlerden kaybolmuştur.[70] Bu görüş, Şia kaynaklarıyla pek uyumlu değildir.[71]

Gaybet Dönemindeki Yaşadığı Yer
Bazı hadislerde İmam Zaman’ın (a.s) Gaybet döneminde yaşadığı yerin belirsiz olduğu geçmiştir. Buna rağmen başka rivayetlerde “Zi Tuva”[72], “Razva Dağı”[73] ve Taybe (Medine)[74] gibi yerler Gaybet döneminde imamın yaşadığı yerler olarak belirtilmiştir. İmam Mehdi’nin (a.s) Küçük Gaybet döneminde dört naiple irtibat halinde olduğu düşünülürse, bu Gaybet döneminin en az bir bölümünü Irak’ta geçirdiği ortaya çıkmaktadır. İbn Cevzi ve İbn Haldun, Şiaların İmam Zaman’ın ( a.s) Gaybet döneminde Serdap'ta yaşadığı ve oradan zuhur edeceğine inandıklarını iddia etmektedir, ancak Şia kitaplarında böyle bir inancın olduğu geçmemiştir. Şia yanında oranın kutsal oluşunun nedeni, İmam Mehdi’nin (a.s) değerli babası İmam Hasan Askeri (a.s) hayatta iken orada yaşaması ve ibadet etmesinden dolayıdır.

Zuhur, Ayaklanma, Hükümet ve Yaşamı (Zuhur Sonrası)
Rivayetlere göre Hz. Mehdi Efendimizin (a.s) [75] ayaklanmasının başlangıç noktası Mescid-i Haram’dır. Yaren ve yoldaşları Rükün ve Makam arasında ona biat edeceklerdir.[76] Bazı rivayetlerde ise Tihame bölgesi İmamın ayaklanmasının başlayacağı nokta olarak belirtilmiştir.[77] Bu toprakların bir parçası olan Mekke’ye de Tihame denmektedir.
Başka rivayetlere göre İmam Mehdi (a.s) “Zi Tuva” bölgesinde zuhur edecektir.[78] Sonra yarenlerinden 313 kişi ile birlikte Mekke’ye gidecek, Hacerü’l-Esved’e dayanarak kendi sancağını dalgalandıracaktır.[79] Bazı rivayetlerde “Kir’e” veya “Kur’e”[80] İmam Mehdi’nin (a.s) zuhur yeri olarak belirtilmiştir. Muhtemelen Yemani’nin Yemen’den kıyam edişi ile karıştırılmıştır.[81] Ehlisünnet yazarlarından Muhammed Kurtubi, “Mağrib-i Aksa”[82] ve Kadı Numan Mağribi, “Mağrib”in (muhtemelen Fas kastedilmektedir)[83] İmam Mehdi’nin (a.s) ayaklanma yeri olduğunu iddia etmişlerdir. Bu da İmam Mehdi’nin Mekke’de zuhur edeceğine dair Şia kaynaklarında geçen hadislerle örtüşmemektedir. Dolayısıyla muhtemelen Süfyani’nin ayaklanma yeri ile karıştırılmıştır.[84]
Bazı rivayetlerde, İmam Mehdi’nin (a.s) hükümet merkezinin Kufe olacağı,[85] Kufe Mescidi’nin hüküm vereceği yargı merkezi,[86] Mescid-i Sehle’nin yaşadığı yer[87] ve beytülmalın bölüşme yeri[88] olacağı geçmiştir.

İmam Mehdi’ye Atfedilen YerlerŞiaların Büyük Gaybet döneminde İmam ile irtibat kurmak için İmam Mehdi’ye (a.s) atfedilen yerler şunlardır:

Gaybete çekildiği Serdap: İmam Hadi, İmam Askeri (a.s) ve İmam Mehdi’nin (a.s) ibadet yeridir.
Mescid-i Cemkeran: Meşhur bir görüşe göre Kum’da Cemkeran Köyü yakınlarında İmam Mehdi’nin (a.s) emriyle Hasan bin Müsle Cemkerani’nin yaptığı bir mescittir.
Mescid-i Sehle: Bu mescitte bir makam İmam Mehdi’ye (a.s) atfedilir. Mescidin ortalarında, İmam Seccad (a.s) ile Hz. Yunus (a.s) makamları arasındadır. Bazı rivayetlerde, İmam Zaman'ın (a.s) zuhur ettikten sonra burada yaşayacağı belirtilmiştir.[89]
Zi Tuva: Mekke’de haremin içinde yer alan bir yerin adıdır. Bazı rivayetlere göre, Hz. Mehdi (a.s) orada yaşamaktadır. Bazı rivayetlerde, zuhur yeri ve yarenlerinin toplandığı merkez olarak geçmiştir. Yine bazı rivayetlere göre İmam-ı Zaman (a.s) Kâbe’den ayaklanmasına başlamadan önce burada 313 yarenini bekleyecektir.[90]
Razva Dağı: Bazı rivayetler, İmam Mehdi’nin (a.s) Gaybet döneminde Razva dağında yaşadığını belirtmiştir.[91] Razva, Mekke ve Medine arasında yer alan Tihame dağlarından bir dağın adıdır.
Vadi-yi Selam: Kubbe ve türbesi olan İmam Mehdi’ye (a.s) ait bu kabristandaki makam, Sind kralı Seyyid Muhammed Han tarafından 1310 yılında yaptırılmıştır. Bir önceki binası Seyyid Bahru’l-Ulum (ö. 1212) tarafından tamir ettirilmiştir. Hz. Mehdi’nin (a.s) makamının mihrabında taşın üzerine yazılmış bir ziyaretname bulunmaktadır. Bu taş, 1200 yılının Şaban ayının dokuzunda yaptırılmıştır.
Cezire-i Hazra: Yeşil ada anlamına gelen bu yer, İmam Mehdi’nin (a.s) çocuklarının yaşadığı yer olarak bazı rivayetlerde kaydedilmiştir. Bu yer hakkında iki görüş bulunmaktadır. Bazıları bu görüşü kabul etmiş, bazıları ise reddederek bunun bir efsane olduğunu ileri sürerek reddinde kitaplar kaleme almışlardır.
Taybe: Bazı rivayetlere göre Gaybet döneminde Hz. Mehdi'nin (a.s) yaşadığı yer olarak geçmiştir. Denildiğine göre Taybe’den maksat Medine’dir.[92]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 05-02-2018, 06:47
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Ahlaki ve Zahiri Özellikleri
Şia ve Sünni hadis kitaplarında İmam Mehdi’nin (a.s) ahlaki, dini ve zahiri sıfat ve özelliklerini anlatan çok sayıda hadis ve rivayet bulunmaktadır.

Zahiri Özellikleri
Hz. Resulü Kibriya Efendimiz'den (s.a.a) nakledilen çok sayıdaki rivayette Efendimiz İmam Mehdi’yi (a.s) kendisine en çok benzeyen kişi olarak belirtmiştir.[93]-[94] İmam Hasan Askeri (a.s) de çehre ve ahlak olarak Hz. Resulullah’a (s.a.a) en çok benzeyen kişinin İmam Mehdi (a.s) olduğunu belirtmiştir.[95] İmam Ali’den (a.s) nakledildiğine göre Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Mehdi'nin (a.s) kıyam ettiğindeki yaşı otuzla kırk yaş arasında olacaktır.”[96]
İmam Hasan Mücteba (a.s) İmam Mehdi’yi (a.s) kırk yaşının altında, çok güçlü bir genç olarak tanıtmaktadır.[97].
İmam Sadık (a.s) İmam Mehdi’yi (a.s) yüz açısından tam iyi görünümlü ve mutedil bir genç olarak tanıtmıştır.[98] Allame Meclisi bu rivayetin açıklaması hakkında şöyle yazmaktadır: “Mutedilden maksat, orta yaş veya gençliğinin son demleridir.”
İmam Rıza (a.s) Ebu Salt Harevi’nin, İmam Mehdi'nin (a.s) kıyamının nişanelerini sorduğunda şöyle buyurmuştur: “Nişanesi şudur ki yaşlı olmasına rağmen görüntüsü genç olacaktır, öyle ki onu görenler kırk yaşında veya daha genç olduğunu sanacaklardır.”
"Mikyalu’l-Mekarim” kitabında cemal, yakışıklılık ve güzellik, İmam Mehdi’nin (a.s) özelliklerinden biri olarak kaydedilmiştir. Öyle ki ay gibi parladığı vurgulanmıştır.[99] Çeşitli nakillerde İmam Mehdi’nin (a.s) mübarek yüzünün ayrıntıları zikredilmiştir. Bir rivayette Hz. Resulullah Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mehdi bendendir, açık alınlı ve çekik burunludur.”[100] Başka bir rivayette Efendimiz (s.a.a) İmam Mehdi’nin (a.s) Arap renkli bir yüze, İsrailli (Yakubi) bir fiziğe sahip olduğunu belirtmiştir (Muhtemelen burada Arapların Hz. İsmail’in soyundan, Yahudilerin Hz. Yakup’un soyundan geldiği anımsatılarak her iki peygamberin görüntüsüne sahip olacağı vurgulanmıştır)([Notlar 2]) Sağ yanağında parlayan bir yıldız misali bir ben de bulunmaktadır.[101]
İmam Muhammed Bakır (a.s) atalarından şöyle nakletmektedir: "Bir gün İmam Ali (a.s) minberde olduğu sırada şöyle buyurdu: ‘Benim evlatlarımdan birisi Ahir Zamanda zuhur edecektir. Yüz rengi kızıla çalan beyaz… Omuzları güçlü ve arkasında iki beni vardır. Birisi cildinin rengine diğeri ise peygamberin benine benzemektedir.’”[102]

Dini ve Ahlaki Özellikleriİmam Mehdi’nin (a.s) dini ve ahlaki özelliklerini iki şekilde incelemek mümkündür:
1- Hz. Peygamber Efendimiz'e (s.a.a) en çok benzeyen kişinin İmam Mehdi (a.s) olduğunu belirten hadisler baz alındığında Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) ahlaki ve dini özelliklerini açıklayan Kur’an ve hadislere dayanarak, aynı özelliklere Hz. Mehdi’nin de sahip olduğunu görebiliriz.
2- Hz. Mehdi’nin (a.s) özelliklerini doğrudan anlatan hadislere başvurmak da diğer bir yaklaşımadır. Şia ve Sünni rivayetlerinde İmam Mehdi’nin dini ve ahlaki özelliklerini anlatan hadisler kümesinden ortaya çıkan özellik, İmam Mehdi’nin (a.s) Allah’a boyun eğen en itaatkâr kişi olduğu[103] ve insanlar arasında en bilgili kişinin kendisi olduğudur.

İmam Hüseyin (a.s) İmam Mehdi (a.s) hakkında şöyle buyurmaktadır: “Mehdi’yi, sükûnet, asalet ve vakarından, helal ve haram ile ilgili sahip olduğu bilgisinden, insanların kendisine ihtiyacı olduğu halde onun insanlara ihtiyacı olmadığı özelliklerinden tanıyın.”[104]
İmam Sadık (a.s) İmam Mehdi’yi (a.s), zühtte benzersiz biri olarak tanıtmış ve giyeceklerinin sert ve kaba, yiyeceğinin ise arpa ekmeği olduğunu belirtmiştir.[105]-[106] Devlet işlerinde çalışan memurlarına karşı katı, insanlara karşı bağışlayıcı ve ihtiyaç sahiplerine karşı ise şefkatlidir.[107]

İmam Bakır (a.s) İmam Mehdi’yi (a.s) Allah’ın kitabına uyan ve tüm emirlerine teslim olan biri olarak tanıtmıştır.[108]

İmam Rıza (a.s) İmam Mehdi’nin (a.s) genel özellikleri hakkında şöyle buyurmuştur: “O, insanlara kendilerinden daha layık, onlara anne ve babalarından daha şefkatli ve merhametlidir. O, halk arasında Allah’a karşı en mütevazi olan ve kendisinin emrettiği şeylere en çok uyan ve kendisinin nehyettiği şeylerden en çok uzak duran kişidir.”[109] Yine İmam Rıza (a.s), İmam Mehdi’yi (a.s) en bilgili, hekim, bilge, takvalı, hoşgörülü, cömert, çok ibadet eden ve meleklerin onunla konuştuğu bir kişi olarak tanıtmıştır.[110]

İmametinin Delilleri
Hz. Resulü Ekrem’den (s.a.a) onun imamlığına dair çok sayıda rivayetler mevcuttur. Ondan sonra Müminlerin Emiri Hz. Ali’den (a.s) ve sonra tüm Ehlibeyt (a.s) imamları tarafından onun imametini ortaya koyan birçok rivayet de mevcuttur. Son olarak da on birinci imam olan Hasan Askeri (a.s) Şiaları ve yarenlerinin yanında oğlu İmam Mehdi’nin (a.s) imametini vurgulamıştır.[111]
Evrensel ıslah edicinin ayaklanmasına inanmak, Şia’ya veya öteki İslam fırkalarına has bir inanç değildir, bilakis gayrimüslim olan başka uluslar bile bu konuya iman etmişlerdir. Aradaki fark budur ki On İki İmam Şiaları, ıslah edici ve hidayete vesile olan kişinin, belirli ve bilinen bir kişi olduğuna ve hicretin 255. veya 256. yılında dünyaya geldiğine ve hâlihazırda yaşadığına inanmaktadır.[112]

Hz. Peygamberin (s.a.a) Sözleri
Şia Kaynakları
Hz. Resulü Kibriya’dan (s.a.a) nakledilen bazı rivayetler on ikinci imamın imametini ortaya koymaktadır. Örneğin Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) İmam Hüseyin’e (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Sen seyyid (efendi) oğlu seyyidsin ve seyyidlerin babasısın, Sen imam, imam oğlu ve imamların babasısın; Sen Allah’ın hüccetinin oğlu ve sonuncuları kaim olan dokuz hüccetin babası olan hüccetsin.”[113]

Sünni Kaynakları
Ahmed b. Hanbel, Müsned adlı kitabında çeşitli senetlerle Cabir b. Semere aracılığı ile Hz. Peygamberimizden (s.a.a) şöyle nakletmektedir: “Hepsi Kureyş’ten olan 12 Halife (bazı rivayetlere göre ‘emir’) gelecektir.”[114]
Harezmi’nin Maktel kitabında zikredilen bir hadiste Miraç gecesi, Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) Şia (Ehlibeyt) İmamlarının hepsinin adlarını tek tek saymıştır. Bunların en sonuncusu, ilahî velilerin hücceti ve Allah’ın düşmanlarından intikam alıcı olarak Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) adı zikredilmiştir.[115]
Ümmü Seleme, Hz. Resulullah’ın (s.a.a) şöyle dediğini duydum: “Mehdi, benim Ehlibeytimden ve Fatıma’nın çocuklarındandır.”[116]
İmam Ali (a.s) Hz. Resulullah’tan (s.a.a) şöyle nakletmektedir: “Mehdi, biz Ehlibeyttendir ve Allah işlerini bir gecede düzene sokacaktır.”[117]
“Dünyanın sonuna bir gün kalmış olsa dahi Allah zulüm ve kötülükle dolmuş olan yeryüzünü, adaletle doldurması için benim Ehlibeytimden bir kişiyi gönderecektir.”[118]
Ehlibeyt İmamlarının Sözleri
Ehlibeyt (a.s) İmamlarından İmam Mehdi (a.s) hakkında nakledilen hadisler oldukça fazladır. Örneğin İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:
“ Allah’a and olsun ki ben ve bu iki oğlum (Hasan ve Hüseyin) kesinlikle öldürüleceğiz ve hiç kuşkusuz Allah, benim çocuklarımdan olan bir kişiyi ahir zamanda gönderecek ve bizim öcümüzü alacaktır. O, Gaybet döneminde delalet ehlinin belirlenip ayrılması için kesinlikle insanlardan gizli kalacaktır. Böylece cahil: ‘ Âl-i Muhammed’e ihtiyaç yoktur’(Allah’a ulaşmak konusunda) diyecektir.”[119] Hz. İmam Muhammed Bakır’dan (a.s) şöyle nakledilmiştir:
“Hüseyin b. Ali’den sonra sonuncusu kaim olan 9 imam gelecektir.”[120]

İmamet Dönemi
İmam Askeri’nin (a.s) Şehadeti Sonrasındaki Durumu
İmam Askeri’nin (a.s) Çocuğunun Varlığı Konusundaki Belirsizlik

İmam Hasan Askeri’nin (a.s) zamanında, Şiaların onun evladının kıyamını beklediklerine dair söylentiler meşhurdu.[121] Bundan dolayı, Abbasi memurları o çocuğu araştırmakta ve onu bir şekilde ele geçirmeye çalışmaktaydı.
Bu yüzden İmam Hasan Askeri (a.s) yaşamı boyunca oğlunu, bazı özel yareni dışında, açıkta kimseye göstermemekteydi.[122] Sonuçta İmamın şehadeti sırasında (İmamın yarenleri haricinde) kimse İmam Mehdi’nin (a.s) varlığından haberdar değildi.[123]
Öte yandan İmam Hasan Askeri (a.s) siyasi koşullardan dolayı, vasiyetnamesinde yalnızca annesinin adını anmış ve imamın vefatının ilk birkaç yılında bazı Şialar imamın Gaybet’i süresince niyabetini de değerli annesinin yürüteceğini düşünmekteydiler.[124]
İmam Hasan Askeri’nin (a.s) şehadetinden hemen sonra, Osman bin Said Amri’nin (ö. 260 – 267) liderliğindeki özel ashabı, Şia toplumuna İmam Askeri’nin (a.s) bir oğlunun olduğunu ve imamet makamını yürüttüğünü bildirmiştir.[125] Abdullah bin Cafer Humeyri şöyle diyor: “Osman bin Said Amri, İmam Askeri’nin (a.s) halefinin kim olduğu sorulunca şöyle demiştir: “Siz onun adını sormaktan men edilmişsiniz. Çünkü sultan (zamanın halifesi) İmam Askeri’nin (a.s) hiçbir oğlu olmadığını ve mirasının (anne, kardeş ve kız kardeşleri arasında) paylaştırıldığını düşünmektedir. Eğer ismi anılacak olursa, onu bulmaya koyulurlar. Dolayısıyla onun adını sormayın.”[126]

İmamı Tanımadaki Karmaşıklık
İmam Askeri’nin (a.s) özel ashabının aydınlatıcı açıklamalarına rağmen, Şia toplumu pratikte kötü durumda bulunmakta ve Irak ve Mezopotamya Şialarının birçoğu da yeni bir durumla karşı karşıya kalmış ve şaşkınlık içinde kalmışlardı.[127] Örneğin Şialar, İmam Askeri (a.s) şehit olduktan sonra bir kişiyi Medine’ye göndermiş ve geride bir oğul bırakıp bırakmadığını araştırmışlardır. Çünkü oğlunun İmam Askeri (a.s) tarafından Medine’ye gönderildiği söylentileri çıkmıştı.[128] Yine nakledildiğine göre küçük Gaybet döneminde yaşayan ünlü âlim Ebu Zeyd Ahmed bin Sehl Belhi, imamını araştırmak için Horasan’dan Irak’a gitmiş ve birkaç yıl orada imamını araştırmıştır.[129]
İmamın evinde de ihtilaf ortaya çıkmıştı. İmam Askeri Efendimiz'in (a.s) annesi Hz. Hudeys ve Hz. Hekime Hatun, İmam Askeri’nin (a.s) oğlunu ve imametini savunmakta, ancak İmam Hadi’nin (a.s) geride kalan tek kızı (ki Cafer’in de kız kardeşidir) Cafer’i desteklemiştir.[130] Devlet kademesinde görevli olarak bulunan Şialar arasında daihtilaf çıkmıştı. Örneğin Nubaht hanedanı, İmam Askeri’nin (a.s) oğlunu desteklemekte ve Osman bin Said ve oğlunu imamın naip ve elçisi unvanı ile kabul etmekteydiler.[131]

Şia Toplumundaki Bölünmeler
Bu dönemdeki liderlik krizi o kadar ağır olmuştur ki hatta bazıları kendi mezheplerini bırakmış ve diğer Şii ve gayri Şii fırkalara yönelmişlerdir.[132] Bir grup İmam Askeri Efendimizin (a.s) ölümünü kabul etmemiş ve onun Mehdi olduğunu iddia etmiş, bir grup da İmam Hadi’nin (a.s) oğlu seyyid Muhammed’in imametini kabul etmiş ve İmam Askeri’nin (a.s) imametini inkâr etmiştir.[133]
Bu meyanda büyük bir grup, Cafer’i imam olarak kabul etmiştir.[134] Cafer, imameti elde etmek için çok çaba sarf etmiştir. İmam Askeri (a.s) şehit olduktan sonra, annesinin hayatta olmasına rağmen imamın mirasına konmaya çalışmıştır.[135] Yine zamanın iktidarını İmam Askeri’nin (a.s) evini araması ve oğlunu bulması için kışkırtmıştır. Cafer’in işbirliği ile İmam Askeri’nin (a.s) cariyelerinden biri hapse atılmış ve ağır şartlar altında gözetlenmeye tabi tutulmuştur.[136] Buna ilaveten Cafer, devlet yetkililerinden birine onun imametini teyit etmesi için yılda yirmi bin dinar rüşvet vermiştir.[137]
Tüm bu anlaşmazlıklara rağmen, sonunda Şiaların çoğunluğu İmam Askeri’nin (a.s) oğlunun imametine dönmüştür. Bu akım sonralarda Şii İmamiye’nin asıl liderliğini üstlenmiş ve dördüncü yüzyılda İsna Aşeri (12 İmam) Şiaları olarak baki kalmışlardır.[138] Şeyh Müfid, “Fireku’ş-Şia” kitabının yazarı Hasan bin Musa Nubahti’den İmam Askeri (a.s) şehit olduktan sonra ortaya çıkan on dört fırka hakkında şöyle yazmaktadır: “Bahsettiğimiz bu fırkalardan bizim zamanımızda, yani 373 yılında On İki İmam Şia’sı dışında o fırkalardan geriye hiçbir fırka kalmamıştır.Yani Resulullah’ın (s.a.a) adının konulduğu, Hz. Hasan Askeri'nin (a.s) oğlunun imametini kabul edenler ve kılıçla kıyam edeceği güne kadar onun yaşadığına ve baki kalacağına inanan On İki İmam Şiaları.”[139]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 05-02-2018, 06:54
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Tevkilerin Şia’lığın Sağlamlaşmasında ki Rolü
Bu dönemde İmam Mehdi (a.s) tarafından mektuplar yayınlanmıştır. Bu tevkilerden (İmam Mehdi (a.s) tarafından yazılmış mektuplar) bazıları kendi imametinin ispatına yöneliktir. İmametini ispatlamak için İmam-ı Zaman (a.s) tarafından yayımlanan mektuplardaki delil, Hz. Âdem’den (a.s) Hz. İmam Askeri’ye (a.s) kadar ilahi hidayetin devam ettiği ve yeryüzünün ilahi hüccetten yoksun kalmayacağı delilidir. Yine İmam-ı Zaman Efendimiz (a.s) imamet iddiasında bulunanların teşhisi için üç ölçü ve kriter belirtmiştir: ismet (masumiyet), ilim ve ilahi teyit.
Bu mektuplardan iki örnek:

Ehlibeyt mektebinin büyük şahsiyetlerinden rahmetli Muhakkik Damad “Sırat-ı Müstakim” adlı kitabında şöyle yazmıştır: “Şeyh Osman bin Said Amri, İbn Ebi Ganim Kazvini’nin ‘İmam Hadi (a.s) vefat ettiği zaman evladı yoktu dolayısıyla halefi yoktur!’ dediğini, bunun üzerine Ehlibeyt dostlarının onunla tartışıp, İmam'a bir mektup yazıp durumu bildirdiler. Bundan dolayı İmam bir mektup yazmıştır; İmam (a.s) tarafından yazılan cevabın metni şöyledir:
“Bismillahirrahmanirrahim… Allah sizi ve bizi, fitne ve sapıklıktan korusun. Sizlerden bir grubun din ve emir sahiplerinin hakkaniyeti hakkında şüphe ettiği bize ulaştı... Niye şüpheye kapılıyorsunuz? İmamlarınızdan (a.s) size ulaşan şeyin gerçekleşeceğini bilmiyor musunuz? (Geçmiş imamlar Kaim’in (a.s) Gaybet edeceğini ve gözlerden gizleneceğini bildirmediler mi?) Acaba Allah Teâlâ’nın, Âdem’in (a.s) zamanından geçmiş İmam'ın zamanına kadar onlara sığınasınız diye onları sizler için sığınaklar karar kıldığını ve aracılıklarıyla halkın hidayet bulacağı alametler bıraktığını ve bir bayrak gizlendiğinde diğer bir bayrağın açığa çıkacağını, bir yıldız battığında başka bir yıldızın doğacağını görmediniz mi? Allah’ın geçmiş İmam'ın (on birinci İmam) ruhunu aldıktan sonra kendi dinini batıl mı edeceğini sandınız? Mahlukatını kendine hidayet edecek sebep ve vesilelerden yoksun bırakacağını mı zannediyorsunuz? Asla böyle değildir! Ve kıyamet kopuncaya ve Allah'ın emri zahir oluncaya kadar da böyle olmayacaktır. "Önceki İmam (a.s) vefat etmiştir… Vasiyeti, ilmi ve hilafeti bizdedir ve günahkâr zalim dışında hiç kimse onun makamı hakkında bizimle çekişmez."”[140]

Muhammed bin İbrahim bin Mehziyar, İmam-ı Zaman’ın sefiri olan babası İbrahim bin Mehziyar öldükten sonra kendisi de İmamın sefir ve naibi olmuştur.[141] Kendisi ilk önce İmam Zamanın varlığından şüpheye düşmüştür. Ancak Irak’a gittikten sonra İmam-ı Zaman tarafından kendisine bir tevki gönderilmiştir. Bu tevkide şöyle yazmaktadır:
“Mehziyar’a de ki bölgenizde Şialarımıza dediğin şeyi duydum. Onlara de ki Allah Azze ve Celle’nin şöyle buyurduğunu duymadınız mı: “Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ululemre de itaat edin”(Nisa, 59) Allah kıyamet gününe kadar olacak şeylerin dışında bir şeye emir verir mi? Acaba Âdem’in (a.s) zamanından bir önceki İmam Ebu Muhammed’in (a.s) zamanına kadar onlara sığınmanız için sizlere sığınıklar karar kılmadı mı? Allah’ın onları halk için bir sığınak belirlediğini ve hidayet olmaları için rehberler tayin ettiğini bilmiyor musunuz? Her ne zaman onlardan bir işaret gizlenirse başka bir işaret ortaya çıkar. Her ne zaman onlardan bir yıldız batarsa başka bir yıldız doğar. Allah Azze ve Celle İmam Hasan Askeri’yi (a.s) kendi yanına aldığında Allah ile kulları arasındaki irtibatının koptuğunu zannetmeyin. Kıyamet kopana kadar asla böyle bir şey olmadı ve olmayacaktır. Ey Muhammed bin İbrahim! Sakın şüpheye düşme. Allah Azze ve Celle yeryüzünü hüccetsiz bırakmaz…”[142]

Küçük Gaybet
Küçük Gaybet ve Dört Sefir
Küçük Gaybet'in ne zaman başladığı konusunda fikir ayrılığı vardır. Bazıları İmam-ı Zaman'ın (a.s) hicri 255 yılında doğduktan hemen sonra Gaybet’in başladığını ileri sürmektedir. Bu durumda 74 yıl sürmüş olur. Bazıları İmam Hasan Askeri'nin (a.s) hicri 260. yılında şehit olduktan sonra başladığını ileri sürmüştür. Bu durumda Gaybet 69 yıl sürmüş olur.
Şeyh Müfid (ö. 413) “el-İrşad” kitabında[143], Tabersi (ö. 548) “İ’lamu’l-Vera” kitabında[144] ve yine Şia’nın önde gelen büyük muhaddis ve fakihleri ve birçok tarihçi, birinci görüşü benimsemiş ve küçük Gaybet süresinin 74 yıl olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Küçük Gaybet dönemi boyunca İmam-ı Zaman (a.s) Şialarla ilişkilerini dört özel sefir ve naibi aracılığı ile gerçekleştirmiş ve bu şekilde onların işlerini çözmüştür. Bu işler inanç ve fıkıh konularının yanı sıra mali ve finans konularını da kapsamaktaydı.

Büyük Gaybet
Allah’ın yeryüzünde karar kıldığı son hücceti İmam Mehdi (a.s) hicretin 260. yılında kendi imamet dönemi başladığında, Şialarla olan ilişkilerine kısıtlama getirmiş ve özel sefir ve vekilleri aracılığı ile bu ilişkiyi sürdürmüştür. İmam Mehdi’nin (a.s) son sefiri olan Ali bin Muhammed Semuri, hicretin 329. yılında Şaban ayının on beşinde ölmüştür.
Ölümünden bir hafta önce İmam Mehdi (a.s) tarafından ona hitaben şöyle bir tevki gönderilmiştir:
“Ey Ali bin Muhammed Semuri!… Doğrusu altı gün sonra vefat edeceksin. Kendini hazırla ve kendinden sonra kimseyi yerine tayin etme. Artık ‘Büyük Gaybet’ dönemi başlamış ve Allah'ın izin vereceği güne kadar zuhur gerçekleşmeyecektir. Bu da uzun bir süre sonra, kalpler katılaştıktan ve dünya adaletsizlikle dolduktan sonra gerçekleşecektir...”[145]
Ali bin Muhammed Semuri’nin vefatından sonra özel sefirlerle görüşme dönemi de sona ermiş ve Gaybet (gizlilik) yeni bir aşamaya girmiştir. Bu dönem sonraki kaynaklarda ‘Gaybet-i Kubra’ olarak adlandırılmıştır.
Şia kaynaklarının çoğu son sefirin ölüm tarihini,hicretin 329. yılı olarak vermiştir, ancak Şeyh Saduk ve Fazıl bin Hasan Tabersi, ölüm tarihini 318 olarak kaydetmişlerdir.[146]
"Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.”
—Kur'an-ı Kerim, Kasas suresi, 5-6.

İnsanların Büyük Gaybet’te İmam Mehdi (a.s) ile İlişkileri
İnsanların İmamı Mehdi’yle (a.s) büyük Gaybet (gözden ırak ve gizli) döneminde ilişki ve irtibat kurması hakkında iki bakış açısı bulunmaktadır:

Bir grup ileri gelen Şia âlimine göre Büyük Gaybet döneminde Şiaların İmam Zaman’la (a.s) ilişki ve irtibat kurma olanağı yoktur ve tıpkı İmam Mehdi Efendimizin (a.s) emri ile görüşme iddialarını yalanlamak gerektiği görüşündedirler. Bu görüşü açıkça benimseyenler şunlardan ibarettir: “Muhammed bin İbrahim Numani “Kitabu’l-Gaybet” kitabında, Şeyh Müfid, rivayetler esasına göre Büyük Gaybet döneminde Hz. Mehdi (a.s) ile görüşmenin yalnızca Efendimizin hadimlerine mahsus olduğuna inanmaktadır. Feyzi Kaşani, “el-Vafi” kitabında ve Cafer Kaşifu’l-Gıta, “el-Hakku’l-Mubin” risalesinde bu görüşü benimsemişlerdir. Bu grubun delilleri rivayetler ve ayrıca İmam Zaman’ın son sefiri Ali bin Muhammed Semuri’ye yazdığı son mektubudur.
Diğer bir grubu oluşturan Şia âlimleri de, Büyük Gaybet döneminde İmam Mehdi (a.s) ile görüşme imkânının olduğu görüşündedir. Bu görüş mutaahhirler (sonradan gelen âlimler) arasında meşhurdur. Bu görüşü Seyyid Murtaza başlatmakta ve ondan sonra Karacaki, Şeyh Tusi… gibi âlimler de devam ettirmişlerdir. Bu grubun delili ise şöyledir: Bizler İmamı hiç kimsenin tanımadığına ve huzuruna kabul etmediğine dair kesin bir bilgiye sahip değiliz, bilakis evliyalardan bir grubun onunla bir araya gelerek toplanması ve bu toplantının gizli ve gözden ırak gerçekleşmesi mümkündür.[147]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 05-02-2018, 07:07
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

İmam Mehdi’nin (a.s) Zuhuru ve Ayaklanması
İmam Mehdi’nin (a.s) zuhuru ve ayaklanması hakkında sayısız hadisin yanı sıra Şia müfessirleri, Ehlibeytin konuşmalarına dayanarak Kur’an’ın da İmam’ın zuhur ve alametleri hakkında konuştuğunu ileri sürmektedir.
Şia hadislerine göre dünya, zuhur eşiğinde üç genel özelliğe sahip olacaktır:

Zulüm her yeri kuşatıp her eve girerek yayıldıktan sonra.[148]
Süfyani, Nasibiler ve başka düşmanların Irak ve diğer İslam topraklarında Şia (öz Muhammedi İslam) karşıtı çalışmalarına yoğunlaşıp sonra Suriye’ye egemen olmaları ve oranın hükümetini ele geçirmeleri.[149]
İmam Mehdi’nin (a.s) yarenlerinden oluşan akımın İslam topraklarında onun adını ve özelliklerini yaymaya çalışmaları.[150]

Sözler, Konuşmalar ve Yazılar
Her ne kadar tevki terimi, başta İmam Mehdi (a.s) olmak üzere İmamların mektup ve yazıtları anlamına gelse de bu terim İmam Mehdi’nin (a.s) mektup olmayan sözlerini de kapsamaktadır. Dolayısıyla 12. İmamın (a.s) tevkileri bir araya getirildiğinde (Örneğin Şeyh Saduk’un Kemalu’d-Din ve Mu’cemu’l-Ahadisi el-İmamu’l-Mehdi kitapları), Efendimizin yazılı olmayan sözleri ve hatta özel sefirlerinin sözleri de tevkilerin yanında getirilmektedir.[151] 80 kadar olan İmam-ı Zaman’ın (a.s) tevkileri, genel olarak Küçük Gaybet döneminde çeşitli inanç, fıkıh, iktisadi… konularda yayımlanmıştır.

İmam Mehdi’nin (a.s) Kur’an ve Hadislerdeki Yeri
Kur’an’da İmam Mehdi
İmam Mehdi (a.s) konusu, ahir zamanda gelecek olan kurtarıcının zuhuru Kur’an’da açıkça zikredilmemiştir; ancak Şia müfessirleri, birçok ayetin İmam Mehdi (a.s) ile ilişkili olduğunu ve bu konudaki ayet sayısının 250 kadar olduğunu belirtmiştir.[152] Müfessirlerin, İmam Mehdi’nin (a.s) varlığı ve zuhuru konusu hakkında benimsediği ayetler iki kategoridedir:

İmamın varlığının zorunluluğuna vurgu yapan ayetler:
Kur’an-ı Kerim’in ayetlerine göre Allah Teâlâ, hidayetleri için her ümmetten birini seçmiştir: “Her toplumun bir hidayet edicisi vardır.” (Ra’d, 7) Dolayısıyla beşerin yaşamı boyunca bir hidayetçisi olagelmiştir. İmam Sadık (a.s) yukarıdaki ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur: “Her zamanda bizim hanedanımızdan bir imam, halkı Resulullah’ın (s.a.a) getirdiği şeylere hidayet etmektedir.”[153]
İmamın varlığının zorunluluğu hakkında müfessirlerin ortaya koydukları delillerden biri de Kur’an’ın bir açıklayıcı ve müfessire ihtiyaç duyduğu delilidir. İmam dışında hiç kimse Kur’an’ın tüm anlam ve özelliklerini bilmemektedir. Dolayısıyla akıl gereği Hz. Peygamberden (s.a.a) sonra imamın varlığı gerekli ve zorunludur.[154] Şia, imamın insanlar için huzur, sükûnet ve varlık emniyeti olduğuna, ilahi feyzin aracı ve Allah Teâlâ’nın nimet ve bereketinin onun (imam) aracılığı ile insanlara ulaştırıldığına inanmaktadır. Eğer yeryüzü bir an bile imamdan yoksun kalırsa içindekileri yutar.[155]

Mümin ve Salihlerin yeryüzündeki hükümetinin müjdelendiği ayetler:
Şia müfessirleri, Kur’an-ı Kerim’deki onlarca ayet gereği, İmam-ı Zaman’ın zuhurunu senetli ve belgeli bilmekle beraber salih ve mustazafların ellerinden alınmış haklarının geri alınması ve hak ve adalete dayalı evrensel İslam hükümetinin tüm din ve ekollere üstün gelerek güç ve iktidara ulaşacağını belirten ayetlerin olduğunu da söylerler. Kur’an-ı Kerim’in ayetlerine göre bu müjde, diğer semavi kitaplarda da zikredilmiştir. “Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da ‘Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır’ diye yazmıştık.” (Enbiya, 105) Bu durum, Kur’an’da Allah’ın iradesine dayandırılmıştır: “Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.” (Kasas, 5) Bu gibi ayetler, çok sayıdaki hadisler, İmam Mehdi’nin (a.s) zuhuruna atfedilmiştir.
Başka bir ayette Allah Teâlâ, Mümin ve salihlerin hükümet ve halifeliğini mümin kulları için İlahi bir vaat olarak beyan etmiş ve emniyet ve huzuru müjdelemiştir: “Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vaat etmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini yine kendileri için sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe kavuşturacaktır. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar…” (Nur, 55) Şia İmamlarından nakledilen çok sayıdaki hadiste, bu ayet İmam-ı Zaman (a.s) ve onun ashabına atfedilmiştir.[156]

Hadislerde İmam Mehdi (a.s)
İmam Mehdi konusu, İslam’da ve özellikle de Ehlibeyt mektebinde geçmişi olan en önemli konulardan biridir. İmam-ı Zaman’ın (a.s) zuhuru Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) tarafından vaat edildiğinden daha ilk günlerden itibaren “Mehdi” ismi, dillerde dolaşmış ve İmam Mehdi (a.s) daha dünyaya gelmeden önce Şialar tarafından onlarca kitap onun hakkında yazılmış ve dünyaya geldikten sonra da bu süreç devam etmiş ve binlerce kitap İmam Mehdi (a.s) hakkında yazılmıştır. Bu kitaplardan en muteber olanlardan bazıları şunlardır:

*Kemalu’d-Din ve Temamu’n-Nimet
*El-Gaybet
*El-Fusulu’l-Aşere fi’l-Gaybet
*Erbea Risalat fi’l-Gaybet
*El-Gaybet lil-Hüccet
*El-Mu’cemu’l-Ahadisi’l-İmami’l-Mehdi
*Biharu’l-Envar (51, 52 ve 53. Cilter)
*Muntehabu’l-Eser.

İmam-ı Zaman’ın (a.s) makam, derece ve önemi hakkında Şia hadislerinde çokça sözler söylenmiştir.[157] Bu hadislerde ele alınan konular, İmam Zaman’ın (a.s) kişiliği[Notlar 3][158] ve kendisini bekleyenlerin kişilikleri[Notlar 4][159], fereci beklemenin değer ve fazileti[Notlar 5][160], zuhurun alametleri[Notlar 6][161] ve ayrıca zuhur zamanındaki hadiseler[Notlar 7][162] ve zuhur sonrasında dünyada yaşanacak olaylardır.[Notlar 8][163]

İmam Mehdi ile İrtibat
İmam-ı Zaman Namazı, Gaybi Yardımlar, Mescid-i Cemkeran, Yalancı Mehdiler ve Yalancı Naip ve Sefirler
Şialar, Gaybet (İmam-ı Zaman’ın (a.s) gözlerden ırak ve gizli oluşu) döneminde Hz. Fahri Kâinat Efendimiz (s.a.a) ve öteki Masum İmamların yanı sıra özel olarak İmam Zaman’a (a.s) tevessül etmekte ve onun dua ve özel ilgisini talep etmektedirler.[Notlar 9] Çok sayıdaki rivayet,[164] imamların Allah’ın izin ve iradesi ile insanların yaşam ve koşullarından haberdar oldukları ve maddi ve manevi koşullarının iyileştirilmesinde etkin olabileceği ve her ne kadar takip, tevessül ve irtibat fazla ve güçlü olursa, bu etkinin de o oranda çok olacağına değinmektedir. “Ahd duası, Tevessül Duası, İmam-ı Zaman Namazı, Mescid-i Cemkeran’da hazır olmak, Âl-i Yasin Ziyareti, İmam Zaman’ın (a.s) sağlığı için sadaka vermek, 15 Şaban’da kutlamalar yapmak… Şiaların, İmam Zaman’la (a.s) olan ilişkilerinden birkaç örnektir.

Bazı iletişim Kuralları
Musevi İsfahani, “Mikyalu’l-Mekarim” kitabında, İmam Zaman’la (a.s) Ehlibeyt dostlarının irtibatına ve bazı adaplara değinmiştir. Onlardan bazıları şunlardır:

*İmam-ı Zaman’ı (a.s) daha iyi tanımak
*İmam-ı Zaman’ı (a.s) ahlak ve davranış konusunda izlemek
*İmam-ı Zaman’ı (a.s) anmak, onun anıldığı toplantı ve meclislere katılmak ve programlar düzenlemek
*Anıldığında edep ve ahlak kurallarına uymak
*İmamı görme ve ziyaret etme istek ve arzusu
*İntizar-ı Ferec
*Gaybet ve zuhur döneminde kalben İmam Zaman’a yardım etme kararı almak
*Diğer Şialara yardım etmek
*Zalim ve batıl ehliyle mücadele etmek
*İmam için dua etmek
*Gaybet koşullarına sabretmek
*Zuhur vaktini belirlememek
*Onun adına ziyarette bulunmak
*İmamın sağlığı için sadaka vermek
*Özel zaman ve mekânlarda İmam-ı Zaman’ı anmak ve tevessül etmek
*İmam Zaman’a (a.s) mahsus dua ve ziyaretnamelerin okunması.

İmam-ı Zaman’la Mülakat
Büyük Gaybetten Önceki Mülakatlar
Bazı tarihi ve hadis içerikli kitaplarda -Kâfi, el-İrşad, İ’lamu’l-Vera, Kemalu’d-Din, el-Gaybet (Şeyh Tusi), el-Gaybet (Numani) gibi- İmam Hasan Askeri (a.s) hayatta iken İmam Mehdi’yi (a.s) görme şerefine ermiş bazı kişilerin adları zikredilmiştir. Örneğin Hz. Hekime Hatun[165] İmam Zaman’ın (a.s) dünyaya gelişine tanıklık etmiştir. Bu insanların birçoğu İmam Hasan Askeri’nin (a.s) yâren ve hizmetkârlarından idiler: Ebu Nasır Zarif[166] (İmam Askeri’nin (a.s) hadimi), Ahmed bin İshak Eş’ari Kummi[167], Ebu Ali bin Mutahhar[168], Said bin Abdullah Eş’ari Kummi[169], Yakup bin Mankuş[170], Ebu Ganim Hadim[171], Kamil bin İbrahim[172]…[173]
Ayrıca nakledildiğine göre 69 yıllık Küçük Gaybet döneminde İmamın dört özel sefirinin yanı sıra, çok sayıda kişi İmamı görmüşlerdir. Örneğin: İbrahim bin İdris[174], İbrahim bin Abdu Nişaburi ve hadimi[175], Ebu’l-Edyan (İmam Askeri’nin hadimi)[176], Ebu Said Ganim Hindi[177], Ebu Abdullah bin Salih[178], Ebu Muhammed Hasan bin Vecenna Nuseybi[179], Ebu Ali bin Muhammed bin Ahmed bin Hammad Mervezi Mahmudi[180], İsmail bin Ali Nubahti[181], Ali bin İbrahim bin Mehziyar[182], Muhammed bin İsmail (İmam Kazım’ın (a.s) torunu)[183], Muhammed bin Şazan Nişaburi[184] ve onlarca sayıda başka kişiler İmam’ı görme şerefine nail olmuşlardır.[185]

Yalancı Naip ve Sefirler
Küçük Gaybet döneminde, naip ve sefir iddiasında bulunan yalancı sefirlerin sayısı az değildi. Muhammed bin Nusayr, Ahmed bin Hilal Kerhi ve Muhammed bin Ali Şelmağani gibi isimler kendilerini İmam-ı Zaman’ın (a.s) naip ve temsilcisi olarak tanıtmışlardır. İmam tarafından yayımlanan çok sayıdaki tevkide (mektup, ferman) bu kişilere lanet edilmiştir.[186]

Büyük Gaybet Dönemindeki Mülakatlar
Büyük Gaybet döneminde İmam Mehdi’yi görme hakkında iki görüş bulunmaktadır. Bazıları bunu inkâr etmiş, bazıları da bunun mümkün olduğunu ileri sürerek bazı kanıt ve deliller ortaya koymuşlardır. Bu inkâr, bazen Gaybet döneminde görüşme iddiasında bulunanların yalancı olduğuna dair hadislere dayandırılmıştır.([Notlar 10] Bazen de gördüğünü söyleyenlerin sadakatinden şüpheye düşülmüştür. Bazıları da fırsatçıların kötü amaçlarından uzak durmak için her türlü rüyeti inkâr etmiştir.[187]
Öte yandan bazı hadislerde, İmam Mehdi’yi (a.s) görmek için bazı dua ve amellerin yapılması tavsiye edilmiştir.[188] İmam Zaman’ın takipçileri için Efendimiz'i görme ve ona ulaşma hakkında en az iki güvenilir hadis bulunmaktadır.([Notlar 11] Şeyh Saduk, Şeyh Müfid ve Şeyh Tusi gibi büyük Şia âlimleri, kendi kitaplarında İmam-ı Zaman’ı görenlerin adlarının olduğu bir bap açmış ve bunun mümkün olduğunu açıklamışlardır.[189] Yine bazı haberlerde büyük bazı âlimlerden tutun da sıradan insanlara kadar İmam-ı Zaman’ı (a.s) gördükleri geçmiştir. Şeyh Hürrü Amuli, Seyyid Abdullah Şubber ve Ayetullah Safi Gulpeygani gibi âlimlerin dediğine göre bu haberler art arda yaşanmıştır.[190] Bu kişilerden bazıları şunlardır: “Mirza Muhammed Hüseyin Naini[191], Seyyid İbn Tavus[192], İbrahim Kef’emi[193], Muhammed Taki Meclisi[194], Ebu’l-Hasan Şa’rani[195], Şeyh Hürrü Amuli[196], Mukaddes Erdebili[197], Mirza Muhammed Esterabadi[198], Şehit Sani[199], Seyyid Bahru’l-Ulum[200], Seyyid Nimetullah Cezairi[201], Şeyh Murtaza Ensari[202]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 05-02-2018, 07:13
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Dualar ve Ziyaretnamelerİmamların hepsinin ziyaret edilebileceği genel ve cami ziyaretnamelerle beraber aynı zamanda İmam Mehdi’yle (a.s) iletişim ve irtibat kurmak için de çok sayıda dua ve ziyaretname nakledilmiştir. Onlardan en önemlileri şunlardır:

* Nudbe Duası
* Ferec Duası
* İmam-ı Zaman’a istiğase: “Selamullahi'l-Kamil'ut-Tam”
* Al-i Yasin Ziyareti
* Garik Duası
* Ahd Duası
* İmam Zaman’a özel salavat
* Cuma Günü ziyaretnamesi.

Nahiye-i Mukaddese’den de çeşitli dua ve ziyaretnameler sadır olmuştur. Örneğin: Ferec Duası (Allahumme Azume’l-Belau ve Berihe’l-Hafa...), “Ya Men Ezhere’l-Cemil” duası, “Allahumme Rabbe’n-Nuri’l-Azim” duası, “Allahumme er-Zukna Tevfike’t-Taat” duası, “Allahumme Sehmu’l-Leyl” duası, Recep ayının günlük duaları, “Allahumme inni Es’eluke bil-Mevludine fi Recep” duası, “Allahumme inni Es’eluke bi-Maani Cemi ma Yed’uke bin Vulatu Emrike” duası, Nahiye-i Mukaddese duası ve Şüheda ziyareti gibi.[203]

İntizar
İntizar-ı Ferecİslam kültüründe, intizar-ı ferec -kötü ve uygunsuz koşulların düzeleceğine ümit etmek anlamında- ayet ve hadislerde çokça tekrar edilen kavramlardandır.([Notlar 12] Şia kültüründeki intizarın en önemli dayanaklarından biri, İmam Mehdi’nin (a.s) ayaklanması ile zorlukların düzeleceği ve geleceğin aydın olacağıdır. Bu tür intizar, rivayetlerde: “el-Muntazaru li-Emrina”, “Muntazarun Li-Haza’l-Emr”, “İntizaru Kaimuna”, “Tevekku’u’l-Ferec”, “el-Muntazirine Li-Zuhurihi”, “Muntazirune li-Devleti’l-Hak” ve “el-Muntaziru Li-Sani Aşer” sözcükleri ile geçmiştir.[204] Bu hadislerde muntazırlar (intizarda olanlar) için sayısız mükâfat ve faziletler sayılmış ve onları “Allah’ın evliyaları” ve insanların en üstünleri olarak zikretmiştir.

İntizar-ı Ferec ve aydınlığa çıkmanın bireysel ve toplumsal yönleri olabilir.[205] Bu da çaba ve hazırlıklarla birlikte olmalı ve gecikmesi durumunda müminlerin ümitsizliğe kapılmamasında yapıcı olacaktır. Sonuç olarak böyle bir intizar ve çaba, birey ve toplumun tekâmülü yönünde olacaktır.[206]

Başkalarının Gözünde İmam Mehdi
Şia Fırkaları
Zeydiye ve İsmailiye fırkaları, Mehdeviyet (Mehdilik) konusunu kabul etmelerine rağmen İmamın vaat edilen kişi olduğu konusunda İmamiye Şia’sı ile anlaşmazlığa düşmüşlerdir. Zeydiyenin bazı kolları, İmam Mehdi’nin (a.s) dünyaya gelişine inanmamakta ve Gaybetini kabul etmemektedirler, yalnızca ahir zamanda vaat edilmiş İmam Mehdi’nin (a.s) zuhur edeceğine inanmakta ve İmamiye Şialarının inancı olan on ikinci imam yoluna inanmamaktadırlar. Dolayısıyla Hz. Muhammed bin Hasan Askeri’nin (a.s) varlığını reddetmiş veya en azından teyit etmemişlerdir. Onlar, sadece ahir zamanda beklenen imamın zuhur edeceğine inanmaktadırlar.
Genel olarak Zeydiye böyle bir Mehdiliğe inanmaktadır: İmamların silsilesinden gelen son imamın dünyayı adaletle dolduracağına ve o kişinin vaat edilmiş Mehdi olduğuna inanmakta ve vaat edilen Mehdi olabilir gerekçesiyle kendilerini davet eden her bir seyyidi takip etmeyi gerekli bilmektedirler.[207] Eğer o seyyid, dünyayı adaletle dolduracak olursa o kişinin vaat edilmiş Mehdi (a.s) olduğu anlaşılır, olmazsa başka bir seyyidin yolunu beklemek gerekir.[208]
Tarih boyunca Zeydiye'den bazı gruplar, ayaklanmalarda öldürülen bazı imamlarının mehdiliğine inanmış ve bir gün geri dönerek dünyayı adaletle dolduracağına inanmaktadırlar. Zeyd bin Ali[209], Nefsi Zekiyye[210], Muhammed bin Kasım bin Ali bin Ömer bin Ali bin Hüseyin bin Ali bin Ebu Talip (ö. 219)[211], Yahya bin Ömer bin Yahya bin Hüseyin bin Zeyd bin Ali bin Hüseyin (ö. 250)[212] ve Hüseyin bin Kasım Ayyani (ö. 404) hakkında mehdeviyet (mehdi oldukları) iddiasında bulunmuşlardır.[213]

Sünniler
Sünni kaynaklarında İmam Mehdi (a.s) ve ahir zaman kurtarıcısı hakkında çok sayıda hadis nakledilmiştir. Büyük hadisçilerden, Abri Şafii[214], Abdu-l hak Dehlevi[215], Sefarini[216] ve Şukani[217] İmam Mehdi (a.s) hakkında nakledilen hadislerin mütavatir olduğunu kabul etmişlerdir. Bu hadisler gereği Ehlisünnet İmam Mehdi'ye (a.s) ve onun Hz. Peygamber'in (s.a.a) ismini taşıdığına ve O hazretin soyundan olduğuna, ahir zamanda, Hz. İsa (s.a) ile birlikte zuhur edip zulüm ile dolmuş yeryüzünü adaletle dolduracağına inanmaktadır.[218] Görüldüğü gibi bu inançlar Şia inançlarıyla tam olarak örtüşmektedir, ama bazı konularda Ehlisünnet Şia'daki Mehdeviyyet inancıyla farklılıklar göstermektedir;

İmam Mehdi'nin babasının ismi Hz. Peygamber'in babasının ismiyle aynıdır.[219] Ama Şia'ya göre İmam Mehdi'nin (a.s) babasının ismi Hasan Askeri'dir.
Bazılarına göre İmam Mehdi (a.s) Hz.Hasan'nın (a.s) soyundan gelmektedir.[220]
Ehlisünnetin meşhur bir görüşüne göre İmam Mehdi (a.s) ahir zamanda dünyaya gelecektir.[221]
Oryantalistler
Bazı oryantalistlerin tez konusu Mehdeviyet ve Mehdilik konusu olmuştur. Dolayısıyla Mehdililk hakkında çeşitli tezler ortaya koymuşlardır. Ünlü Fransız oryantalist filozof ve akademisyen olan Henry Corbin, fenomonolojik bir perspektifle, mehdilik inancını irfan ve Şii hikmet’in en eksenli inanç unsurlarından saymaktadır. Ona göre Mehdilik dinin batınının tefsiri, İmamın zuhuru ise, insan hayatının yeniden ihya olması ve dirilişidir.[222] Ona göre, zuhurla birlikte gizli temeller veya ilahi vahyin manevi anlamı aşikâr olacaktır.[223]
Fransız yazar ve arkeolog Darmesteter, tarih açısından bakarak Mehdeviyetin Kur’an’da geçmediğini ve Hz. Resulullah’ın (s.a.a) sözlerinde de bu konuda açık göstergelerin olmadığını iddia etmiştir. Ona göre Mehdeviyet Şii düşünceden doğmuş ve İran mitoloji ürünüdür.[224] Hint oryantalist Van Vloten, Mehdeviyet düşüncesinin Kufe Şiileri aracılığı ile yayıldığını ve bu şekilde Emevilerin Şam’daki halifelerine karşı mücadele etme potansiyelini elde etmeye çalıştıklarını iddia etmektedir.[225]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #11  
Alt 05-02-2018, 07:15
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Dipnotlar
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 2, s. 283.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 2, s. 283.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 2, s. 289, 291.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 2, s. 297, 305.
Tabersi, Ta Zuhur, c. 1, s. 44.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 2, s. 311.
Nuri, Necmu’s-Sakib, c. 1, s. 165, 265.
Tabersi, Ta Zuhur, c. 2, s. 492.
Hudamurad Süleyman, Ferheng Name Mehdeviyet, s. 131.
Hudamurad Süleyman, Ferheng Name Mehdeviyet, s. 131.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din ve Tamamu’n-Ni'met, c. 2, s. 41, h. 1.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din ve Tamamu’n-Ni'met, c. 2, s. 41, h. 2.
Mesudi, İsbatu’l Vasiyet, s. 272.
Nu'mani, el-Gaybet, s. 163.
Biharu’l-Envar, c. 51, s. 219, 8. Hadisin zeyli.
Hudamurad Süleyman, Ferheng Namei Mehdeviyet, s. 191, 192.
Hudamurad Süleyman, Ferheng Namei Mehdeviyet, s. 150.
Seyyid Muhammed Sadr, Pejuheş der Zendegiyi İmam Mehdi, s. 247.
Seyyid Mustafa Hüseyni Deşti, Maaref ve Maarif, c. 4, s. 165.
Mukaddesi, Bazpejuhiyi Tarihi Veladet ve Şehadeti Masuman (a.s), s. 555; Eş’ari, el-Makalat ve’l-Firak, s. 103; Nubahti, Fıraku’ş-Şia, s. 108, 112; İbni Haşşab, Mevalidu’l Eimme ve Vefayatuhum, s. 200, 201; ve Sünni kaynakları.
Hudamurad Süleyman, Ferhengnamei Mehdeviyet, s. 192; Tusi,

Kitabu’l-Gaybet, s. 231; Şeyh Müfid, el-İrşad, s. 346.
Mukaddesi, Bazpejuhiyi Tarihi Veladet ve Şehadeti Masuman (a.s), s. 555, 569; Kuleyni, el-Kâfi, c. 1, s. 329, h. 1; Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 430, h. 3.
Mukaddesi, Bazpejuhi Tarihi Veladet ve Şehadeti Masuman (a.s), s. 593; Kâfi, c. 1, s. 514; Mesudi, İsbatu’l-Vasiyet, s. 258;

Saduk, Kemalu’d-26- Din, c. 2, s. 424, 430 ve 432; Şeyh Müfid, el-İrşad, s. 339; Taberi, 27- Delailu’l-İmamet, s. 501; Tusi, Kitabu’l-Gaybet, s. 239; Fettal Nişaburi, Ravzatu’l-Vaaizin, s. 266.
Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 474; Tusi, Kitabu’l-Gaybet, s. 238.
İbni Talha Şafii, Matalibu’s-Suul, 12. Bap, Erbili’den naklen, Keşfu’l-Gumme, c. 2, s. 437.
İbni Hallikan, Vefayatu’l-A’yan, c. 4, s. 176.
Mukaddesi, Bazpejuhi Tarihi Veladet ve Şehadeti Masuman (a.s), s. 597.
İbni Hallikan, Vefayatu’l-A’yan, c. 4, s. 176.
Bu iki haber, Akid Hadim’e nispet verilmiş ve her ikisi de Şeyh Şaduk’un Kemalu’d-Din kitabında kaydedilmiştir. (Mukaddesi, Bazpejuhiyi Tarihi Veladet ve Şehadeti Masuman (a.s), s. 601; Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 474)
Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 42, h. 1; Tusi, Kitabu’l-Gaybet, s. 238.
Mukaddesi, Bazpejuhiyi Tarihi Veladet ve Şehadeti Masuman (a.s), s. 605; Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 475.
Mukaddesi, Bazpejuhiyi Tarihi Veladet ve Şehadeti Masuman (a.s), s. 605.
Mehallati, Me’suru’l-kubra fi Tarihi Samarra, c. 1, s. 31 ve sonrası, c. 12, s. 80 ve sonrası.
Caferiyan, Hayat-ı Fikri ve Siyasiyi İmamanı Şia (a.s), s. 537, 538; Şeyh Müfid, el-İrşad, s. 334; İbni Hallikan, Vefayatu’l-A’yan, c. 2, s. 94, 95; Yakut-u Hemevi, Mu’cemu’l-Buldan, c. 4, s. 134; İbni Tolun, el-Eimmetu’l-İsna Aşer, s. 113.
Süleyman, Dersname-i Mehdeviyet (1), s. 183; Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, b. 42, h. 1; Tusi, Kitabu’l-Gaybet, s. 238; Erbili, Keşfu’l-Gumme, c. 2, s. 449.
Süleyman, Dersname-i Mehdeviyet (1), s. 186; Safi Gulpeyegani, Müntehabu’l-Eser, s. 353.
Caferiyan, Hayatı Fikri ve Siyasiyi İmamanı Şia (a.s), s. 186; Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 473, 474.
Bkz. Süleyman, Dersname-i Mehdeviyet (1), s. 184.
Süleyman, Dersname-i Mehdeviyet (1), s. 184; Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 567.
Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 479, h. 1.
Caferiyan, Hayat Fikri ve Siyasiyi İmamanı Şia (a.s), s. 567; Şeyh Müfid, el-İrşad, s. 345.
Süleyman, Dersname-i Mehdeviyet (1), s. 185.
Şeyh Tusi, Kitabu’l-Gaybet, s. 244, h. 211; Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, b. 42, h. 5; Ravendi, el-Haraic ve’l-Ceraih, c. 1, s. 475, h. 2.
El-İrşad, s. 350, 351; Yenabiu’l-Meveddet, s. 461.
Muntehabu’l-Eser, s. 355; Yenabiu’l-Meveddet, s. 460; El-Gaybet Tusi, s. 217.
Muntehabu’l-Eser, s. 355.
El-Kâfi, c. 1, s. 514.
Müfid, el-Fusulu’l-Aşer, s. 80.
Müfid, el-Fusulu’l-Aşer, s. 73.
İbni Esir, el-Kamil fi’t-Tarih, c. 7, s. 274; el-Amidi, Mehdiyi Muntazar der Endişei İslami, s. 186’dan naklen.
İbni Hallikan, Vefyyatu’l-A’yan, c. 4, s. 176, h. 562; el-Amidi, Mehdi Muntazar der Endişe İslami, s. 186’dan naklen.
Şafii, Metalbu’s-Suul, c. 2, s. 79, b. 12.
Maliki, el-Fusulu’l-Mühimme, s. 287.
Süleyman, Dersname-i Mehdeviyet (1), s. 190, 191.
Müfid, el-Fusulu’l-Aşer, s. 71; Saduk, Kemalu’d-Din, s. 474.
Müfid, el-Fusulu’l-Aşer, s. 69, 72.
El-Kâfi, c. 1, s. 505; Kemal, s. 43.
Kemal, s. 473, 476.
Safi, Nevid-i Emn ve Eman, s. 167-205.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, (1385) c.1 s.322.
Tusi, El-Ğeybet, s. 420.
Taberi, s. 469, 480; İbn Hambel, c. 3, s. 17; el-Dani, c. 5, s. 1038, h. 553; Musuli, c. 12, s. 19, h. 665; Bkz. Mustafa Vermeziyar, İmam Zaman’ın hükümet süresini inceleme.
Müfid, c. 2, s. 381, c. 2, s. 385; Tusi, s. 474, h. 497.
Fettal Nişaburi, s. 264.
Numani, s. 353, 354, b. 26, h. 1, 2, 3, 4.
Kazvini, Seyyid Muhammed Kazım, el-İmamu’l-Mehdi mine’l-Mehd ile’l-Lehd, s. 638.
Yezdi Hairi, Ali, İlzamu’n-Nasib fi İsbatu’l-Huccetu’l-Gaib, c. 2, s. 139.
Kazvini, Seyyid Muhammed Kazım, el-İmamu’l-Mehdi mine’l-Mehd ile’l-Lehd, s. 638.
Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 407.
Casim, Hüseyin, Tarih Siyasi İmam Devazdehum, Tahran, s. 124.
Süleyman, Dersname-i Mehdeviyet (1), s. 145, 146.
Tusi, el-Gaybet, s. 182.
Tusi, el-Gaybet, s. 163.
Tusi, el-Gaybet, s. 162.
Numani, el-Gaybet, s. 313.
Sadr, Tarih Ma Ba’d Zuhur, c. 3, s. 212, 224.
Uyun-u Ahbari er-Rıza, c. 1, s. 63.
İbn Kayyim, el-Menaru’l-Munif, s. 152, 153; İbn Haldun, Mukaddime, s. 207, 208.
Numani, el-Gaybet, s. 315.
El-Melahim ve’l-Fiten, s. 278.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 8, s. 199.
Kurtubi, et-Tezkire, s. 610.
Kadı Numan Mağribi, c. 3, cüz, 14, s. 364, 365.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 8, s. 199.
Biharu’l-Envar, c. 53, s. 11.
Biharu’l-Envar, c. 53, s. 11.
Kâfi, c. 3, s. 495; Biharu’l-Envar, c. 52, s. 318; İbn Meşhedi, el-Mezaru’l-Kebir, s. 134; Müfid, el-İrşad, c. 3, s. 380.
Biharu’l-Envar, c. 53, s. 11.
Kâfi, c. 3, s. 495; Biharu’l-Envar, c. 52, s. 318; İbn Meşhedi, el-Mezaru’l-Kebir, s. 134; Müfid, el-İrşad, c. 3, s. 380.
Numani, el-Gaybet, s. 182.
Tusi, el-Gaybet, s. 163.
Tusi, el-Gaybet, s. 162.
Saduk, Kemalu’d-Din, c. 1, s. 534, 535, h. 1.
Mukaddesi Şafii, Akdu’d-Durer, s. 45, 55.
Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 118, h. 7.
İhkaku’l-Hak, c. 19, s. 654.
Saduk, Kemalu’d-Din, c. 1, s. 315.
Biharu’l-Envar, c. 52, s. 287.
Hairi Kazvini, Mikyalu’l-Mekarim, c. 1, s. 132.
Biharu’l-Envar, c. 36, s. 90, h. 200.
Biharu’l-Envar, c. 36, s. 95, h. 200.
Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 560, h. 17.
İbn Tavus, Melahim, s. 73.
Yevmu’l-Helas, Kamil Süleyman, s. 52.
Biharu’l-Envar, c. 41, s. 159 ve c. 47, s. 55.
Numani, el-Gaybet, s. 233, 234.
Mu’cemu Ahadis imam Mehdi (a.s), c. 1, s. 242, h. 152.
El-Kâfi, c. 8, s. 396, h. 597.
İlzamu’n-Nasib fi İsbatu’l-Hüccetu’l-Gaib, s. 24.
Men la yahzuruhu’l-Fakih, c. 4, s. 418.
El-Müfid, el-İrşat, s. 512.
Muzaffer, Mesailu İ’tikadi ez didgahı Teşeyyü, s. 102.
Es-Saduk, Uyun-u Ahbari er-Rıza (a.s), c. 1, s. 56.
Müsned-i Ahmed, c. 5, s. 86-90, 92-101, 106-108.
El-Harezmi, Maktelu’l Hüseyin (aleyhi selam), el-Cüzü’l Evvel, s. 146-147.
“El-Mehdi min ıtrati mi vuldi Fatıma” Sünen-i Ebu Davud, 4/107, h: 4284; Süneni İbn Mace, 2/1368, h: 4086; el-Müstedrek ale’s-Sahiheyn, 4/601, h: 8672; ed-Durrü’l Mensur, 7/484; Mizanu’l İ’tidal, 3/160, rakam: 5959; Müntahab Fazailu’n Nebi ve Ehlibeytuhu (a.s) mine’s sihahi’s Sünnet ve gayrih mine’l Kubu’l Mu’tebere inde Ehlisünnet, s. 373’den naklen. Ayrıca Bkz. Es-Süyuti, el-Havi lil-Fetava… c. 2, s. 214.
“El-Mehdi minna Ehlelbeyt Yuslihullahu fi leylet” Sünen-i İbn Mace, 2/1367, h: 4085; Müsned-i Ahmed, 1/136, h. 646; Hilyetü’l Evliya, 3/177; ed-Durrü’l Mensur, 7/484; Musnef İbn Ebu Şeybe, 8/678, h: 190; Müntahab Fazailu’n Nebi ve Ehlibeytuhu (a.s) mine’s sihahi’s Sünnet ve gayrih mine’l Kubu’l Mu’tebere inde Ehlisünnet, s. 372’den naklen.
Sünen-i İbn Davud, 4/107, h: 4283; ed-Durrü’l Mensur, 7/484; Mişkatu’l Mesabih lil-Hatibi Tebrizi, 3/170, h: 5452; Musnef İbn Ebu Şeybe, 8/678, h: 194; Müntahab Fazailu’n Nebi ve Ehlibeytuhu (a.s) mine’s sihahi’s Sünnet ve gayrih mine’l Kubu’l Mu’tebere inde Ehli sünnet, s. 372’den naklen.
Numani, Gaybet, s. 197.
El-Kuleyni, el-Kâfi, c. 1, s. 533.
Şeyh Müfid, el-İrşad, c. 2, s. 336.
Casim, Hüseyin, Tarih Siyasi İmam Devazdehum, az bir farkla, s. 102.
Nuvbahti, Fireku’ş-Şia, s. 105; el-İrşad, c. 2, s. 336; İbn Şehraşub, el-Menakib, c. 4, s. 422.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 507.
Ebu Sehl Nubahti, et-Tenbih, s. 92, 93.
Şeyh Tusi, el-Gaybet, s. 359, 361.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 426, 429, 487.
Kuleyni, Kâfi, c. 1, s. 328.
Yakut Hamevi,Mu’cemu’l-Udeba, c. 3, s. 73, 74.
Müderrisi Tabatabai, Mekteb der Ferayend Tekâmül, s. 161, 162.
Müderrisi Tabatabai, Mekteb der Ferayend Tekâmül, s. 162.
Kuleyni, Kâfi, c. 1, s. 520; Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 408.
Sabıri, Tarihi Firek İslami, c. 2, s. 197, 2. Dipnot.
Nubahti, Fireku’ş-Şia, 107, 109; Eş’ari Kummi, el-Makalat ve’l-Firek, s. 110, 114; 122. Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 408.
Müfid, el-İrşad, s. 345; Tabersi, İ’lamu’l-Vera bi-İ’lamu’l-Huda, s. 360; Erbili, Keşfu’l-Gumme fi Marifeti’l-Eimme, c. 3, s. 205.
Müfid, el-İrşad, s. 345; Tabersi, İ’lamu’l-Vera bi-İ’lamu’l-Huda, s. 360; Erbili, Keşfu’l-Gumme fi Marifeti’l-Eimme, c. 3, s. 205.
Müfid, el-İrşad, s. 345; Erbili, Keşfu’l-Gumme fi Marifeti’l-Eimme, c. 3, s. 199, 205.
Tusi, el-Gaybet.
Seyyid Murtaza, el-Fusulu’l-Muhtare, c. 2, s. 321.
Şeyh Tusi, el-Gaybet, s. 286.
Kuleyni, El-Kâfi, c. 1, s. 518.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 487.
El-İrşad, c. 2, s. 340.
Fazıl bin Hasan Tabersi, İ’lamu’l-Vera bi-İ’lamu’l-Huda, c. 2, s. 259.
Erbili, Keşfu’l-Gumme fi Marifeti’l-Eimme, c. 2, s. 530; İhticac, c. 2, s. 555, 556; Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 516.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 503, H. 32; Tabersi, İ’lamu’l-Vera bi-İ’lamu’l-Huda, s. 417
Hawza websitesi.
Et-Taraif fi Marifet Mezahibu’t-Tavaif, Seyyid bin Tavus, c. 1, s. 177.
Biharu’l-Envar, c. 52, s. 186.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, c. 1, s. b. 31, h. 2.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 502, 505; Mu’cemu Ahadis el-İmam el-Mehdi, c. 4, s. 316.
Mu’cem Ahadis İmam Mehdi, c. 5.
Biharu’l-Envar, c. 23, s. 5.
Seyyide Nusret Emin, Mahzenu’l-İrfan der Tefsir Kur’an, c. 3, s. 39, Nahl, 44.
Biharu’l-Envar, c. 23, s. 55.
Farzi, Muhammed Ali, Umit Sebz, s. 34.
El-İmam Mehdi, Ali Dahil, s. 66.
Biharu’l-Envar, c. 51, s. 80.
Mişkatu’l-Envar fi Gureru’l-Ahbar, s. 63.
Biharu’l-Envar, c. 52, s. 146.
İ’lamu’l-Vera bi-İ’lamu’l-Huda, s. 456.
Biharu’l-Envar, c. 52, s. 190.
Fezailu’l-Hamse mine’s-Sihahi’s-Sitte, c. 3, s. 335.
Bunların bir kısmı Kâfi kitabında “İmamlar, Allah’ın mahlukat üzerindeki şahitleridir babı adında zikredilmiştir.’’
Tabersi, İ’lamu’l-Vera bi-İ’lamu’l-Huda, c. 2, s. 214; Kuleyni, Kâfi, c. 1, s. 330; Şeyh Müfid, el-İrşad, c. 2, s. 351.
Kuleyni, Kâfi, c. 1, s. 332; Şeyh Müfid, el-İrşad, c. 2, s. 354; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 12.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, c. 2, s. 384; Tabersi, İ’lamu’l-Vera bi-İ’lamu’l-Huda, c. 2, s. 248; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 13.
Kuleyni, Kâfi, c. 1, s. 331; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 14.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, s. 454; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 16.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, s. 407 ve 436; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 19.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, s. 431; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 15.
Şeyh Tusi, el-Gaybet, s. 426; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 20.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 9, 29.
Kuleyni, Kâfi, c. 1, s. 331; Şeyh Tusi, el-Gaybet, s. 268; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 29.
Şeyh Müfid, el-İrşad, c. 2, s. 352; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 9, 29.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, s. 457; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 30.
Kuleyni, Kâfi, c. 1, s. 515; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 33.
Şeyh Müfid, el-İrşad, c. 2, s. 352; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 37.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, s. 443; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 38.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, s. 470; Şeyh Tusi, el-Gaybet, s. 259; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 40.
Şeyh Tusi, el-Gaybet, s. 271; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 51.
Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, s. 465; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 62.
Müfid, el-İrşad, s. 351; Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 75.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 93.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 29, 97.
Hawza dergisi, Çeşm bi Rah Mehdi, s. 39.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 179.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 179; Tabersi, Mekarimu’l-Ahlak, c. 2, s. 35, h. 76.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 180.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 183.
Tabersi Nuri, Necmu’s-Sakib, s. 320.
Tabersi Nuri, Necmu’s-Sakib, s. 344, 348, 349.
Tabersi Nuri, Necmu’s-Sakib, s. 360.
Tabersi Nuri, Necmu’s-Sakib, s. 415.
Tabersi Nuri, Necmu’s-Sakib, s. 443.
Tabersi Nuri, Necmu’s-Sakib, s. 351.
Tabersi Nuri, Necmu’s-Sakib, s. 353.
Tabersi Nuri, Necmu’s-Sakib, s. 461.
Tabersi Nuri, Necmu’s-Sakib, s. 462.
Tabersi Nuri, Necmu’s-Sakib, s. 473, 474, 475, 476, 477.
Tabersi Nuri, Necmu’s-Sakib, s. 480.
Şeyh Mahmud Iraki, Daru’l-İslam, s. 290.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 295, 327.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 306, 307, 314, 321, 328, 363.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 308.
Muhammedi Reyşehri, Danışname-i İmam Mehdi, c. 5, s. 310.
Akl Gerai Zeydiye Der İnhiraf ez Mehdeviyet.
Ceryan Fikri Siyasi Zeydiye.
Mecmu Kutub ve Resail İmam Zeyd bin Ali, s. 360; Mürucu’z-Zeheb, c. 3, s. 230; el-Akdu’s-Semin fi Ahkami’l-Eimmeti’t-Tahirin, s. 197.
Mekatilu’t-Talibin, s. 207 ve 210, 219; Risaletu’l-Huru’l-Ayn, s. 39; Şerh Risale el-Huru’l-Ayn, s. 156; el-Akdu’s-Semin fi Ahkami’l-Eimmeti’t-Tahirin, s. 322; Mekalatu’l-İslamiyyin, s. 67.
Murucu’z-Zeheb, c. 4, s. 61; Risale Huru’l-Ayn, s. 39; Şerh Risale Huru’l-Ayn, s. 156; eş-Şafii, c. 1, s. 272 ve 276; el-Akdu’s-Semin fi Ahkami’l-Eimmeti’t-Tahirin, s. 423; Mekalatu’l-İslamiyyin, s. 67.
Risale Huru’l-Ayn, s. 39; Şerh Risale Huru’l-Ayn, s. 156; eş-Şafii, c. 1, s. 286; el-Akdu’s-Semin fi Ahkami’l-Eimmeti’t-Tahirin, s. 423; Mekalatu’l-İslamiyyin, s. 67.
Seyyid Ali Musevi Nejad, Mehdeviyet ve Firekuhu Hüseyniye Zeydiye, Heft Asıman, ş. 27, s. 127, 162.
Danişnameyi İmam Mendi (a.s) c.1 s.82.
Eşetul Lemaat c.4 s.228.
Levami-l envar elbehine c.2. s.70.
Danişnameyi İmam Mendi (a.s) c.1 s.83.
Danişnameyi İmam Mendi (a.s) c.1 s.86 .
Danişnameyi İmam Mehdi (a.s) c.1 s.88.
Danişnameyi İmam Mendi (a.s) c.1 s.89.
Danişnameyi İmam Mendi (a.s) c.1 s.90.
Musevi Gilani, Seyyid Razi, s. 72.
Musevi Gilani, Seyyid Razi, s. 72.
Musevi Gilani, Seyyid Razi, s. 72.
Musevi Gilani, Seyyid Razi, s. 72.


Faydalandığımız Kaynaklar:

  • İbn Hanbel, Ahmed, Müsned-i Ahmed, c. 5, Beyrut, Daru Sadr.
  • El-Harezmî, (Ahteb Harazmi), Ebu’l Muid el-Muvaffak b. Ahmed el-Mekki, Maktelu’l Hüseyin aleyhi selam, tahkik: Muhammed es-Semavi, Kum, Envaru’l Huda, k. 1418.
  • Tabersi, Fazl b. Hasan, İ’lamu’l Vera bi’ilamu’l Huda, tahkik: Ali Ekber Gaffari, Beyrut, daru’l Marifet, k. 1399.
  • Taberi, Muhammed b. Cerir b. Rüstem, Delailu’l İmamet, Kum, Biset, k. 1413.
  • Taberi, Muhammed b. Cerir b. Rüstem, Tarihu’l Umem ve’l Muluk, Tarihi Taberi, tahkik: Muhammed Ebu’l Fazl İbrahim, Beyrut, Revaiu’t Turasu’l Arabi, k. 1387, c. 9, s: 208.
  • İbn Şehraşub, Menakib, Kum, Kitapfuruşu Mustafa.
  • İbn Halakkan, Ebu’l Abbas Şemsettin Ahmed b. Muhammed, Vefayatu’l A’yan ve Enba-i Ebnai’z-Zaman, tahkik: İhsan Abbas, Beyrut, Daru’s Sekafet, c. 2, s. 94.
  • Nişaburi, Fettal, k. 508, Ravzatu’l Vaizin ve Basiretu’l Mutaazzin, birinci baskı, Kum, Delilima, k. 1423.
  • Şeyh Müfid, Mesaru’ş-Şia, tahkik: Mehdi Necef, Beyrut, daru’l Müfid, ikinci baskı, k. 1414.
  • Sabt b. Cevzi, Tezkiretu’l Havas, tahkik: Hüseyin Taki Zade, el-Mecmeu’l el-Alemi li-Ehli Beyt (a.s), birinci baskı, k. 1426.
  • el-Müfid, el-İrşad fi marifeti hüccecüllah ale’l ibad, Kum, Said b. Cubeyr, k. 1428.
  • es-Sicistani, Süleyman b. El-Eşa’s, Sünen-i Ebu Davud, c. 2, tahkik ve talik: Said Muhammed el-Liham, daru’l fikr lil-Tabaet ve’n Neşr ve’t Tavzi, k. 1410/ m. 1990.
  • Casim Hüseyin, Tarih-i Siyas-i Gaybet İmam Devazdehom (a.f), tercüme: Seyyid Muhammed Taki Ayetullahi, Tahran, Emir Kebir, 1386.
  • eş-Şehidu’l Evvel, ed-Durusu’ş-Şariiyye fi Fıkhı’l İmammiye, c. 2, Kum, müessese en-Neşru’l İslami.
  • Sabiri, Hüseyin, Tarihi Fireki İslami (2), fireku Şia ve firekhai mensub be Şia, Tahran, Semt, 1384.
  • Es-Saduk, Uyun-u Ahbari’r-Rıza (a.s), tashih, talik ve takdim: hüseyin el-A’lemi, c. 1, Beyrut, müessese el-A’lemi lil-Matbuat, k. 1404/ m. 1984.
  • Saduk, Kemalu’d-Din ve Tamamu’n-Nimet, tahkik: Ali Ekber el-Gaffari, Kum, müessese en-Neşru’l İslami, k. 1422.
  • el-Kuleyni, Muhammed b. Yakup, Usul-u Kâfi, tahkik: Ali Ekber Gaffari, Tahran, daru’l Kutubu’l İslami, k. 1388.
  • Mesudi, Ali b. Hüseyin, Mürucu’z-Zeheb, Kum, Daru’l Hicret, ikinci baskı, k. 1363.
  • Şeyh Müfid, el-İrşat, Beyrut, müessese el-A’lemi lil-Matbuat, üçüncü baskı, k. 1399.
  • Hasan b. Musa Nubahti, Fireku’ş-Şia, tashih: Seyyid Muhammed Sadık Al-i Bahru’l Ulum, Necef, el-Mektebetu’l Murtazavi, k. 1355.
  • Hüseyin b. Abdulvahhab, Uyunu’l Mucizat, Necef, el-Matbaatu’l Haydariye, k. 1369.
  • Şeyh Saduk, Kemalu’d Din ve Temamu’n Nimet, Tahran, Daru’l Kutubu’l İslami, k. 1359.
  • Şeyh Tusi, Muhammed b. Hasan, el-Gaybet, Tahran, Mektebetu Neyneva.
  • Navbahti, Hasan b. Musa, Firaku’ş Şia, tercüme: Muhammed Cevat Meşkûr, Tahran, İlmi ve Ferhengi merkez yayınları, 1361.
  • Mucmelu’t Tavarih ve’l Kısas, Muhammed Romabi’nin çabaları ile, Tahran, Kelale Haver, 1309.
  • Hüseyin, Casim, Tarihi siyasi Gaybet İmam devazdehom (a.f), tercüme: Seyyid Muhammed Taki Ayetullahi, Tahran, Emir Kebir, ş. 1385.
  • Cabbari Muhammed Rıza, Sazman Vekâlet ve nakşi an der asrı eimme aleyhimu’s selam, Kum, müessese Amuzeş Pervereş İmam Humeyni, ş. 1382.
  • Tusi, Mıuhammed b. Hasan, Ricalu’l Keşşi, (İhtiyaru’L Marifetu’r Rical) Meşhed, Meşhed Üniversitesi, ş. 1348, s. 149.
  • Caferiyan, Resul, Hayatı Fikri Siyasi İmaman Şia, Kum, Defteri neşri Maarif, ş. 1391.
  • Erbili, Ali b. İsa, Keşfu’l Gumme fi marifeti’l Eimme, Tahkik: Seyyid Haşim Resuli, Tebrizi, 1381.
  • Numan, İbn Ebu Zeynep, Gaybet-i Numani, tercüme: Muhammed Cevad Gaffari, Tahran, neşri Saduk, ş. 1376/ k. 1418.
  • Muzaffer, Muhammed Rıza, Mesail İ’tikadi ez didgahı Teşeyyü, tercüme: Muhammed Muhammedi İştihardi, Kum, defteri intişarat İslami, 1375.
  • Müntahab Fazailu’n-Nebi ve Ehlibeytuhu (a.s) mine’s-sihahi’s-Sünnet ve gayrih mine’l Kubu’l Mu’tebere inde Ehlisünnet, takdim: Muhammed Beyumi Mihran, Beyrut, el-Gadir, 1423/2002.
  • Mevlevi, Celalettin Mıhammed, Külliyat Şemsi Tebrizi, Tahran, Emir Kebir, 1376.

__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 05-14-2018, 10:06
kehriban kehriban isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2018
Mesajlar: 1
kehriban is an unknown quantity at this point
Standart

Allahümme Accil Veliyekel Ferec
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 05-25-2018, 12:24
sürgündeki şia sürgündeki şia isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 565
sürgündeki şia is an unknown quantity at this point
Standart

Cabir b. Abdullah-i Ensari şöyle diyor: Resulullah (s.a.a) buyurdu ki:
“Mehdi benim evlatlarımdandır; O’nun ismi benim ismimdir; künyesi de benim künyemdir; ahlak ve yaratılış olarak da insanların en çok bana benzeyenidir. O gaybete çekilecek ve o dönemde halk şaşkınlık içinde kalacak, ümmetler sapıklığa düşecektir. Sonra Mehdi, parlak bir yıldız gibi ortaya çıkacak, yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi onu adalet ve eşitlikle dolduracaktır.”

Feraid’us- Simtayn, c. 2, s. 334.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 05-25-2018, 07:34
heyderiyem heyderiyem isimli Üye şuanda  online konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 249
heyderiyem is an unknown quantity at this point
Standart

İmam Ali (as) buyurdu: Mısırda bir minber yükselteceğiz. Süfyaninin Şam'ında taş üstünde taş bırakmayacağız. Yahudileri bütün arap şehirlerinden süreceğiz ve elimdeki şu asam ile arapları yöneteceğiz.
Birisi dedi ki : Ya Ali. sanki öldükten sonra tekrar dirileceğini söylüyorsun.
Buyurdu ki . Senin zannettiğin gibi değil. Bunu benim evlatlarımdan olan Mehdi yapacak.


( Bihar ul Envar c 53 sf 59-60 , Mikyal ul Mekarim 1/146 , Kitabul İqaz sf 384 Müstedrek u sefinet il Bihar)
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 06-19-2018, 09:47
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Kaim’e (a.s.) karşı kuranla savaşanlar

KAİM’E (A.S.) KARŞI KURANLA SAVAŞANLAR

Fazl bin Yesar şöyle der: İmam Caferi Sadık aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu duydum: “Doğrusu Kaim’imiz kıyam ettiğinde, Resulullah’ın cahiliyet dönemindeki halktan gördüğü muamelelerden daha şiddetlisi ile karşılaşacaktır. Şöyle arzettim: Bu nasıl olacak? Şöyle buyurdu: Resulullah halka geldiğinde halk taşlara, kaya parçalarına ve tahta parçalarına tapıyordu. Ama Kaim’imiz kıyam ettiğinde halk ALLAH’IN KİTABINI kendilerine göre yorumlayarak ona delil olarak gösterecekler. Sonra şöyle buyurdu: Allah’a andolsun ki tıpkı sıcak ve soğuğun evlerine girdiği gibi, onun adaleti de onların evine girecektir.”
- İsbatul-Huda: 3/544, hadis 529; Hilyetul-Ebrar: 2/630; Biharul-Envar: 52/362, hadis 131; Mucemul-Ehadis: 3/501, h.1072; Gaybeti-Numani: bölüm 17, hadis 1

Muhammed bin Hamza’nın bazı ricalden naklettiğine göre İmam Ebu Abdullah Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “Kaim, savaşlarda Resulullah’ın çektiği eziyetlerden daha fazlasıyla karşlaşacaktır. Doğrusu Resulullah halka geldiğinde halk yontulmuş taş ve tahta parçalarına tapıyordu. Ama Kâim geldiğinde halk Kur’an-ı ona karşı yorumlayacak ve ona karşı Kur’an üzerinden savaşacaklar.”
- Hilyetul-Ebrar: 2/631; Biharul-Envar: 52/362, hadis 133; Mucemul-Ehadis: 3/501, hadis 1072; Gaybeti-Numani: bölüm 17, hadis 3

Ebu Basir der: İmam Sadık (as)’a {Allah’ı bırakıp, hahamlarını ve rahiplerini rabler edindiler.} [9:31] ayetiyle ilgili sorduğumda şöyle buyurdu: “Vallahi ALİMLER VE DİN REHBERLERİ, insanları, kendilerine ibadet etsinler diye çağırmadılar. Böyle yapmış olsalardı insanlar kabul etmezlerdi. Bunun için, Allahın HARAMINI HELAL ve HELALİNİ HARAM yaptılar ve bu şekilde insanlar farkına varmadan bilmeyerek onlara ibadet etmiş oldular.”
- Usuli-Kafi: cilt 1, s.53.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 09:20


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.