aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | HİLAFET | MEZHEPLER TARİHİ VE ŞİİLİK

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08-20-2017, 07:57
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart İmam Cafer Sadık (as)'dan Şialara Öğütler

Seyyidimiz,Mevlamız İmam Cafer Sadık (aleyhisselam)'dan Şialara Öğütler

1- İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer Şiilerimiz dosdoğru olsalardı melekler onlarla tokalaşır bulutlar başlarına gölge ederdi ve gündüz bile parlarlardı. Başlarının üstünden ve ayaklarının altından rızıklanırlardı. (gök ve yeryüzünün bereketleri onlara yağardı) ve Allah’tan ne isteseler onlara verirdi.”[1]
2- İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Dili ile Şia olduğunu söyleyen ama aksine amel eden kimse Şiilerimizden değildir.”[2]
3- İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:“Ey Şiiler topluluğu! Sizler bize mensupsunuz. O halde bize süs olun. Bizlere utanç sebebi olmayın.”[3]
4- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şiilerimiz (takipçilerimiz) –günahlardan sakınma ve çaba ehlidirler. Onlar vefakarlık ve emanet ehlidirler. Zühd ve ibadet ehlidirler. Gece gündüz Elli bir rekat namaz kılanlardır. Geceleri ibadetle geçirir, gündüzleri oruç tutar, mallarının zekatını verir, hacca gider ve her haramdan sakınırlar.” [4]
5- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şiilerimiz, iyi saydıkları şeyleri önceden gönderenler ve çirkin bildikleri şeylerden sakınanlardır. Onlar iyilikleri aşikar kılar, yüce Allah’ın rahmetine iştiyak sebebiyle büyük işlere koşarlar. Dolayısıyla o (bunlar) bizdendir, bize doğru gelir ve biz nerede olursak, bizimle beraberdirler.” [5]
6- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şiilerimiz Allah korkusundan rengi solmuş, bitkin ve zayıf olmuşlardır. Gece karanlığı çökünce gam ve hüzünle onu karşılarlar.” [6]
7- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gerçekte Ali’nin Şiileri karın ve tenasül organı, karın ve bel iffetine sahip olan kimselerdir. Onlar ibadette büyük gayret gösterir, Rableri için çalışır, onun sevabını ümit eder ve cezasından korkarlar. Böylesi kimseleri gördüğünde bil ki onlar Cafer’in Şiileridir.” [7]
8- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şiilerimizi üç şeyde imtihan edin, namaz vakitlerini gözetmede, düşmanları karşısında sır saklama da, kardeşlerine yardımda bulunmada.” [8]
9- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şiilerimiz bu birkaç hasletle tanınırlar: Cömertlik, kardeşlere bağışta bulunma ve gece gündüz elli rekat namaz kılmak.” [9]
10- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şiilerimiz dört göze sahiptir: Baştaki iki göz, ve kalpteki iki göz. Biliniz ki bütün insanlar böyledir. Lakin aziz ve celil olan Allah-u Teala gözlerinizi açmış sizin onların gözünü ise kör kılmıştır.” [10]
11- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey Al-i Muhammed’in Şiileri! Öfkelendiğinde nefsine sahip olmayan ve arkadaşına, yoldaşına, kendisiyle barışık olana ve kendisine muhalif olana karşı iyi davranmayan kimse bizden değildir.” [11]
12- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bin kişilik bir şehirde yaşadığı halde o şehirde kendisinden daha takvalı birisi bulunan kimse Şiilerimizden değildir.” [12]
13- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bir grup benim onların imamı olduğumu söylüyorlar. Allah’a yemin olsun ki ben onların imamı değilim. Allah onlara lanet etsin ben her ne kadar onları örtmeye çalışıyorsam da onlar perdeyi yırtıyorlar. Ben, “Şöyle veya böyle” diyorum onlar, “Maksadı falan filandır” diyorlar. Ben, “Bana itaat eden kimsenin imamıyım.” [13]
14- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Benim ashabım akıllı ve sakınan kimselerdir. O halde akıllı olmayan ve sakınmayan kimse benim ashabımdan değildir.” [14]
15- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Dört şeyi inkar eden kimse bizim Şiilerimizden değildir: Miracı, kabir sorgusunu, cennet ve cehennemin yaratılmış olduğunu ve şefaat konusunu.” [15]
16- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şiilerimiz her ne olursa olsun şu üç ayıba sahip değildirler. Onlar arasında dilencilik yapan kimse yoktur. Onlar arsında cimri kimse yoktur ve onlar arasında homoseksüel kimse yoktur.” [16]

Şia ve Kardeşlere Yardım
17- İmam Sadık (a.s) birine mümin kardeşlerini sordu. O şahıs mümin kardeşlerini övdü ve onların temiz ve iyi insanlar olduğunu söyledi. Bunun üzerine İmam (a.s) şöyle buyurmuştur: “Zenginlerin fakirlerle ilgilenmesi nasıldır?”
O şahıs: “Azdır” deyince İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Zenginlerin fakirleri ziyaret edip onlara baş vurması nasıldır?” O şahıs, “Azdır” dedi. İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Zenginlerin fakirlere mali yardımı nasıldır?” O şahıs, “Siz bizim aramızda çok az bulunan sıfat ve ahlaktan bahsediyorsunuz” dedi. İmam (a.s) şöyle buyurdu: “O halde onlar nasıl Şia olduğunu iddia ediyorlar.” [17]
18- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şiiler üç türdür: (Bizi seven ve bize ilgi duyan Şiiler. Bu tür Şiiler bizdendir. Kendisini bizimle süsleyen Şiiler. Kendisini bizimle süsleyen kimseye biz de onun süslenme sebebi oluruz. Ve bizi rızıklanma vesilesi kılan Şialar fakirliğe düçar olur.” [18]
19- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar bizim hakkımızda üç gruptur: Bir grubu bizi sever ve dünyamızdan bir şey elde etmek için Kaim’imizin zuhurunu beklerler. Bunlar bizim sözlerimizi söyler, onları ezberler ama yaptıklarımızla amel etmezler.
Çok yakında Allah bu grubu ateşte haşredecektir. Bir grup ise bizi sever, sözümüzü işitir ve yaptıklarımızla amel ederler ki bizim adımıza insanları soysunlar. Allah bu grubun karnını ateşle dolduracak, onlara açlık ve susuzluğu musallat kılacaktır.
Bir grup ise bizi sever, sözümüzü ezberler, emrimize itaat eder, yaptığımızın aksine bir şey yapmaz. Bunlar bizdendir ve bizde onlardanız.” [19]
20- İmam Sadık (a.s), yanına gelip kendisine dostlarından ve onu sevenlerden biri olduğunu iddia eden birine şöyle buyurmuştur: “Sen bizim hangi dostlarımızdansın?” O şahıs sustu. Sudeyr şöyle sordu: “Ey İbn-i Resulillah! Sizin kaç tür dostlarınız vardır?”
İmam şöyle buyurdu: “Dostlarımız üç gruptur: Birisi zahirde bizi sever, ama batında (gerçekte) sevmez. Bazıları batında (gerçekte) bizleri sever ama zahirde bizleri sevmez. Bir grubu ise hem batında ve hem de zahirde bizleri sever. Bunlar en önde gelenlerdir.
İkinci grup daha aşağı bir gruptur. Zahirde bizlere sevgi gösterir ama padişahlar gibi davranırlar. Dilleri bizimle ama kılıçları aleyhimizdedir. Üçüncü grup ise orta merhalede yer almaktadır. Kalpte bizi sevmekte ama zahirde bizi sevmemektedir. Allah’a andolsun ki eğer batında bizleri sevecek olsaydı, gündüz oruç tutanlar ve gece ibadet edenlerden olurlardı. İbadetin izleri yüzlerinde açıkça görülür, teslim ve itaat ehli olurlardı.
O şahıs şöyle dedi: “Ben sizin zahiri ve batini dostunuzum.” İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: “Bizim zahiri ve batıni dostlarımızın kendileriyle tanındığı bir takım nişaneleri vardır.” O şahıs, “O nişaneler nedir?” diye sordu. İmam şöyle buyurdu: “Şu birkaç haslettir: İlk hasleti Allah’ı hakkıyla tanımaları ve tevhid ilmini sağlam ve iyi öğrenmeleridir.” [20]
21- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey Abdula’la!…Benim selamımı ve Allah’ın rahmetini Şiilere ulaştır ve de ki: “(İmam Sadık) sizlere şöyle diyor: “İnsanlara derk ettiği sözleri bildirerek ve onların derk etmediği şeyleri beyan etmekten sakınarak insanların sevgisini bizlere ve kendisine celbeden kimseye Allah rahmet etsin.” [21]
22- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey Şiiler topluluğu! Bize süs olun, utanç vesilesi olmayın. İnsanlara güzel sözler söyleyin, dilinizi koruyun ve dillerinizi boş ve çirkin sözlerden alı koyun.” [22]
23- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bizleri halka sevdiren ve nefret ettirmeyen kimseye Allah rahmet etsin. Allah’a yemin olsun ki eğer insanlara bizim sözlerimizin güzelliklerini rivayet etselerdi, daha değerli olurlardı ve hiç kimse onlara bir şey isnat etmezdi.” [23]
24- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bizi insanlara sevdiren ve onlara nefret ettirmeyen kimseye Allah rahmet etsin! Bilin! Allah’a andolsun ki eğer bizlerin güzel sözlerini rivayet etselerdi daha değerli olurlardı ve hiç kimse onlara (kötü bir şey) isnat etmezdi. Ama onlardan biri bizden bir şey işitiyor ve ona on cümle daha ekliyor.” [24]
Kaynaklar:
[4] a. g. e s. 167/23
[5] a. g. es. 169/29
[6] el-Kafi, 2/233/7
[7] a. g. e h. 9
[8] Bihar, 83/22/40
[9] Tuhef’ul Ukul, 303
[10] el-Kafi, 8/215/260
[11] Tuhef’ul Ukul, 380
[12] Bihar, 68/164/13
[13] a. g. e. 2/80/76
[14] Bihar, 68/166/17
[15] a. g. e. 69/9/11
[16] el-Hisal, 131/137
[17] el-Kafi, 2/173/10
[18] el-Hisal, 103/61
[19] Tuhef’ul Ukul, 514
[20] a. g. e. 325
[21] Bihar, 2/77/62
[22] Emali es-Seduk, 327/17
[23] a. g. e. 180
[1] Tuhef’ul Ukul, 302
[2] Bihar, 68/164/13
[3] Mişkat’ul Envar, 67
[24] el-Kafi, 8/229/293
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08-21-2017, 08:30
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart İmam Ali (aleyhisselam)'dan Öğütler

Haydar-ı Kerrar İmam Ali (aleyhisselam)'dan Öğütler
Ey oğul! Susarak kaçırdığın bir şeyi telâfi etmek konuşarak gücendirdiğin bir kalbi tamir etmekten daha kolaydır. Tulumdaki suyu muhafaza etmek, ağzını sıkı bağlamakla olur. İffetle içindeki fakirlik daha iyidir Ey oğul! Elde bulunan malı muhafaza etmek, başkasının elinde bulunan malı elde etmeye çalışmaktan iyidir. İffet içinde fakirlik ve çalışmak, haksız yollardan zengin olmaktan hayırlıdır. Çok konuşan çok yanılır Ey oğul! Kişi kendi sırrını başkalarından daha iyi muhafaza eder. Çok kimse var ki, kendi zararına çalışır. Çok konuşan çok yanılır, Düşünen kimsenin görüşü kesinleşir. Her konuşan doğru konuşmayabilir. Her isteyen isabet etmemiş olabilir. Her giden de geri dönmeyebilir. İyilere yaklaş Ey oğul! İyilere yaklaş ki, onlardan olasın. Kötülerden uzaklaş ki, şerlerinden kurtulasın. İyilik kötülüğe yol açarsa, kötülük olur. Çok zaman dert deva; deva da dert olur. Çok zaman ehliyetsiz kimseler öğüt verir, kendilerinden öğüt beklenen kimseler de aldatır. Tembellik ölülerin işidir Ey oğul! Ümide dayanıp işsiz güçsüz bekleme. Tembellik ölülerin işidir. Akıl, tecrübeleri ezberlemektir. Tecrübelilerin en hayırlısı sana öğüt verendir. Fırsatları iyi değerlendir Ey oğul! Fırsatları iyi değerlendir. Lokma boğazında durmadan kendine gel. Fesat; takva ve iyilik azığını kaybetmek, nefsin isteklerine meyletmek suretiyle er geç kendisine dönülecek yeri bozmaktır. Her şeyin bir neticesi vardır. Takdir edilmiş olan her şeyi şüphesiz göreceksin. Tüccar tehlikededir. İşlerinizde intizamlı olun Ey oğul! Size, bütün evlatlarıma, ehlime ve bu vasiyetimin ulaştığı kimselere Allah'tan korkmayı, işlerinizde intizamlı olmayı, birbirinize iyilikle davranmayı, insanların arasını bulmayı vasiyet ediyorum. Ben dedenizden (a.s.m.) şöyle duydum: "İki kişinin arasını düzeltmek, bütün (nafile) namazlardan, oruçlardan daha faziletlidir." Yetimleri gözetin, komşuları kollayın Ey oğul! Allah için yetimlerin hakkını gözetin. Onları bir aç, bir tok bırakarak hazırladıkarınızı zayi etmeyin. Allah rızası için komşularınızın hakkına riayet edin. Bunlar size Peygamberinizin vasiyetidir. O, komşular hakkında öyle tavsiyelerde bulundu ki, biz onların mirasımıza da dahil olacaklarını sandık. Cihadı terk etme Ey oğul! Allah için Kur'ân'a uyun. Onunla amel etmekte başkası sizden ileri olmasın. Allah rızası için namaza dikkat edin. Çünkü namaz dininizin direğidir. Allah için Rabbinizin evinin hakkını verin. Sağ olduğunuz müddetçe orayı boş bırakmayın. Çünkü o ev terk edilirse, dininizin farzını ihmal ettiğinizden dolayı ne Allah, ne de halk sizden hoşnut olur. Allah için cihadı terk etmeyin. Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla, dillerinizle cihad edin. Fitneye karşı iki yaşındaki deve gibi ol Ey oğul! Size düşen görev, karşılıklı iyi ilişkilerde bulunmak, karşılıklı olarak hediyeler vermektir. Sırt çevirip gitmek ve birbirinizle dargın durmaktan sakının. İyiliği emredip kötülükten sakındırmayı terk etmeyin. Aksini yaptığınız takdirde başınıza kötüleriniz geçer ve sonra yaptığınız dualar da kabul olmaz. Fitneye karşı iki yaşındaki deve gibi ol. Onun ne binilecek sırtı, ne de sağılacak sütü vardır. Allah'tan kork Ey oğul! Allah'tan hakkıyla kork. Emrinden dışarı çıkma. Allah'ın zikriyle kalbini diri tut. Allah'ın ipine sım sıkı sarıl. Eğer tutunuyorsan, Rabbinle aranızdaki bağdan daha kuvvetli hangi bağ bulunabilir? Kalbini öğütle yaşat Ey oğul! Kalbini öğütle yaşat, hikmetle aydınlat. Dünya malım ve ona olan aşkı terk etmekle nefsini öldür. Kalb, hakla kuvvetli, hikmetle parlak ve nurlu olur. Ölümü sık an Ey oğul! Sık sık ölümü an, ölümü anmak kalbi yumuşatır. Herşeyin yok olacağını bil ve kalbine yoklukta karar kılacağını bildir. Ona dünya facialarını ve musibetlerini tek tek göster. Zamanın şiddetini ve kükreyişini, gece ve gündüzlerin aleyhine çevrildiğini düşün, hatırla ve hatırlat. Geçmişten ders çıkar Ey oğul! Daha önce geçmiş olan milletlerin kıssalarını ve hikâyelerini oku. Tarihte insanların başına gelen felaket ve musibetleri düşün. Aynı şeylerin tekrarlanmaması için iyice dikkat et. Gideceğin yere hazırlan Ey oğul! Atalarının topraklarında, yaşadıkları yerlerde gez ve onların eserlerini dikkatle incele. Onlar neler yapmışlar, nereden nereye niçin göçmüşler? Bunları incelediğin zaman onların yakınlarından ve sevdiklerinden ayrılıp gurbet ellere gittiklerini göreceksin. Tıpkı onlar gibi sen de yakında bilmediğin ve görmediğin yerlere göçüp gideceksin. Şu halde gelecekteki yerini şimdiden hazırla ve temizle. Dünya için âhiretini satma. Söze karışma Ey oğul! Bilmediğin bir şey hakkında söze karışma. Üzerine düşmeyen hususu konuşma. Sonunda bir felaketin gelmesinden korktuğun yolu terket. Çünkü bir işte felaket sezildiğinde onu terk etmek, korkuyla ilerlemekten daha iyidir. Her işi ehline bırak. İyiyi işle, kötülükten sakın Ey oğul! İyi şeylerle emret, iyi şeylere ehil ol. Kötü şeylere meydan verme. Onları elinle ve dilinle geri bırak. Onları işlemekten var gücünle uzak ol. Nerede olursa olsun zor işlere hakkı bulmak için gir. Bütün işlerde nefsini zorla; onu emin bir yere, kuvvetli bir güvene getiresin. Allah yolunda çalış Ey oğul! Allah yolunda iyi çalış. Onun yolunda mücahede ve mücadele etmekten çekinme. Bütün işlerinde Allah'a sığın. O en iyi koruyucu ve en yakın kurtarıcıdır. Her işinde Allah'a teslim ol. İstediğini yücelten, istediğini alçaltan Odur. Güçlükleri aşmaya çalış Ey oğul! Herhangi bir kimsenin ağır sözleri seni yolundan alıkoymasın. Kendini güçlükler karşısında sabretmeye alıştır. Haksızlık karşısında hakka sabretmek en iyi ahlaktır. Bir işi yapmadan önce çokça düşün. Güvenilir kişilerle istişare et Ey oğul! İyi karar verebilmek için güvenilir kimselerle istişare En hayırlı söz faydalı olandır. Faydasız bilgide hayır yoktur. Lüzumlu olmayan bilgiden de bir fayda temin edilemez. İslâmiyette ne varsa hepsini anla ve öğren. Şu esaslara riayet et Ey oğul! Sana söyleyeceğim sekiz husus var ki, bunları aklından çıkarma:
1. En büyük zenginlik akıldır. 2. En büyük vahşet kibirdir. 3. En büyük fakirlik ahmaklıktır. 4. En büyük meziyet güzel ahlâktır. 5. Ahmaklarla asla dostluk kurma. Çünkü o sana faydalı olayım derken zarar verir. 6. Yalancılarla dostluk kurma. Çünkü onlar sana uzak olanı yakın, yakın olanı da uzak gösterirler. 7. Cimri insanlarla yakınlık kurma. Çünkü cimri adam ihtiyacın olan şeyi bile senden esirger, vermekten çekinir. 8. İslâmı hayattan uzak olanlarla dost olma. Çünkü seni âdi şeylere götürürler.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08-23-2017, 06:48
canpolat canpolat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2012
Mesajlar: 556
canpolat is an unknown quantity at this point
Standart

Paylaşımınız için Allah cc Razı olsun İnşallah
ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 04-17-2018, 02:12
azra yasgülü azra yasgülü isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2011
Mesajlar: 120
azra yasgülü is an unknown quantity at this point
Standart

İmam Muhammed Bakır ( a s) Buyurdu: "Ant olsun Allah’a Ey Cabir! Bir kuşun iyi buğday tanelerini bozuk buğday tanelerinden ayırdığı gibi Hz. Zehra (s.a) da kıyamet gününde Şialarını ve dostlarını seçip ayıracaktır. Hanımlar Hanımı Zehra selamullahi aleyha'nın Şiaları ve dostları Cennet kapısına yaklaştıkları zaman durup bekleyeceklerdir. Yüce Allah azze ve celle, onlara “Habibim Muhammed sallallahu aleyhi ve alihi’nin kızı sizlere şefaat ettiği halde niçin durdunuz?” diye sorduğunda onlar:
“Ey Rabbimiz! Böyle bir günde (Hz. Fatıma’yı s.a sevdiğimizden dolayı bize bahşedilen) makamımızın bilinmesini istiyoruz” diyecekler. Yüce Allah (cc) onlara şöyle buyuracaktır:
“Ey benim dostlarım! Dönün ve Fatıma’yı (sa) sevdiğinizden dolayı sizi sevene, Fatıma’yı (sa) sevdiğinizden dolayı size yiyecek ikram edene, Fatıma’yı (sa) sevdiğinizden dolayı size elbise verene, Fatıma’yı (sa) sevdiğinizden dolayı size bir bardak içecek verene, Fatıma’yı (sa) sevdiğinizden dolayı sizin arkanızdan gıybet edeni susturana şefaat ediniz, onların ellerinden tutup kendinizle birlikte Cennet’e götürünüz.
Kaynak: Biharu’l-Envar, c.8, s.51; Tefsir-i Fırat-ı Kufî, s.113
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 06-08-2018, 10:21
canpolat canpolat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2012
Mesajlar: 556
canpolat is an unknown quantity at this point
Standart

Şia olmak demek, Hz. Ali (a.s)'nin velayetinde olmak demektir; Hz. Ali'yi (as) tanımak demektir; onun yolundan gitmek demektir. Şii; giyimiyle, konuşmasıyla, hareketiyle, edebiyle, ahlakıyla örnek olmalıdır.
Şii; ilim peşinde koşandır, başına gelecek tüm musibetlere sabredendir. Nitekim Usul-u Kâfi'de, İmam Hz. Cafer-i Sadık (a.s)'tan şöyle rivayet edilmiştir: "Bizler sabredeniz ve taraftarlarımız (Şiiler) bizden daha sabırlıdır." İmam Hz. Muhammed Bakır (a.s) der ki; "Vallahi taraftarlarımız (Şiiler) sadece Allah'tan çekinen ve ona itaat edenlerdir."
Cabir el Cufi (r.a), İmam Hz. Muhammed Bakır (a.s)'ın kendisine şöyle buyurduğunu nakletmektedir: "Ey Cabir, taraftarımız olduğunu söylemek için sadece biz Ehl-i Beyt'e sevgisi olduğunu söylemek yeterli midir? Allah'a yemin olsun ki taraftarlarımız (Şiiler) sadece Allah'tan korkanlar ve Allah'a itaat edenlerdir. Ey Cabir, şüphesiz ki onlar (Şiiler) sadece tevazu, huşu, emaneti korumak, Allah'ı çok zikretmek, namaz kılmak, oruç tutmak, anne babasına iyilikte bulunmak; fakir komşularına, miskinlere, borçlulara ve yetimlere yardımcı olmak, doğru konuşmak, Kur'an okumak, insanlar hakkında hayırlı şeyler konuşma dışında diline sahip olma ve bütün işlerde yakınlarının emini olmakla tanınırlar..."(Kâfi, c. 2, s. 74)

Her şey "Ben Şiiler" demekle bitmiyor! Bir insanın "Şiiyim" diyebilmesi için Hz. Ali'yi (as) tanıması gerekiyor. Nitekim Hz. Ali (a.s) bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:
“ Taraftarlarımızdan (yandaşlarımdan) ancak beni nuraniyetimle tanıyan uzgörü katına ulaşabilir ve beni böyle tanıdığında bilgi denizine dalarak uzgörülü, kâmil bir erişkin olur ve üstünlük basamaklarını çıkıp Allah'ın sırlarından ve gizli hazinelerinden bir sırra erer."(9)
Bir Şiinin mutlaka İmamını (Hz. Ali'yi) araştırıp, öğrenmesi gerekmektedir. Ebû Salt-ı Hirevi, senetli bir şekilde Emir'ül Müminin Hz. Ali (a.s)'den şöyle naklediyor: Resulullah (s.a.a.v)’tan duydum ki; “Ben Allah’tan Duydum ki; Ali b. Ebu Talip benim kullarım üzerindeki hüccetim, beldelerimdeki nurum ve ilmimin eminidir. Onu tanıyanı cehenneme sokmayacağım; bana isyan etse (bazı günahları işlese) dahi ve onu inkâr edeni cennete sokmayacağım; bana (bazı konularda) itaat etse dahi.” Bu hadislerin benzeri çoktur. Yine başka bir hadiste Esbağ b. Nübâte, Emirü’l müminin Hz. Ali (a.s)’den şöyle duyduğunu nakleder; “Beni ve hakkımı tanımayan kimsenin vay haline. Hz. Ali’yi tanımak, hakkını bilmek tüm insanlara farzdır. Özellikle eğitimli, kültürlü gençlerimizin mutlaka imamlarını (Hz. Ali (a.s)’yi) araştırıp öğrenmeleri ve tanımaları gerekmektedir.
Kaynaklar:
1- Menakib lil Havarezmi s. 31. Feraid es Samtayn c.1 bab 54. s. 292. Yanabiul Mevedde s. 86,113. Riyad-ul Nadira 2/173, 177, 243. Tarih Bağdad 3/161. Maktel el Huseyin 2/39.
2- El-Müttaki el-Hindi' nin "Kenz'ul Ummal" c.6, s.158 / Süleyman el-Kunduzi'nin "Yenabi' ul Mevedde" s.235 / Es-Seyyid Murtada Hüseyni'nin "Fedail'ül Hamse min es-Sıhah es-Sitte" c.2, s.210)
3-Kenz-ül Ummal c. 6 s. 156
4- Yanabiul Mevedde s. 252. Menakib lil Havarezmi s. 28.
5- Yanabiul Mevedde s.85.
6- Hâkim el haskalani el hanfi C. 2, S. 356-366 hadis:1125-1147, Savaik’ul Muhrika C.2 S. 486, Der-ul Mansur, Suyuti C. 6 S.379, Tefsir Taberi C.3 S.146, Kifeyetul Talib S. 244-246, Menakib lil Havrezmi S. 62 ve 187, Fusul Mühime S.107, Nizam der es-samtayn s.92, Fehul kadir C.5 S.477 (El-Muracaat, Abdülhüseyin Şerafuddin El Musevi, tahkik edilmiş 7. baskı kaynaklar bölümü 111. dipnot S. 348), Yenabi'ul Mevedde S.62-74 ve 270. sayfalar.
7-Ahmet bin Hanbel Müsnedi 3/14 ve 17 ve 26. Hafız ebu Naim “Hilyetul Evliya” 4/306. Hafız Bağdadi “Tarih Bağdad”12/91. ıbın sabbağ el meliki “Fusul Mühime” 8. el hâkim “Müstedrek” 3/150, 2/343. Süleyman el Hanefi el Kanduzi “Yanabiul Mevedde” 4. bab 56. bağ ıbni hacer “Savaikul Muhrika” 234. Kenzul Ummal 13/8 ve 85 .(bu hadisin kaynakları 50ye yakındır yazının fazla uzamaması için bir kaçını yazmakla yetiniyoruz)
8-Taha Suresi 47. ayet
9-Nuraniyetle tanıma hutbesi (Allame meclisi “Bihar’ül Envar” C.26 S.1-7, Sahifet’ül Ebrar C.1 S.130-134
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 06-11-2018, 10:14
ebuzer rebezede ebuzer rebezede isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 91
ebuzer rebezede is an unknown quantity at this point
Standart

İmam Cafer-i Sadık aleyhisselam bana şöyle buyurdu:

“Bir kavim vardır ki beni kendilerinin imamı sanarlar. Allah’a andolsun ki ben onların imamı değilim. Allah onlara lânet etsin. Ben her ne kadar onu örttüysem, onlar o örtüyü yırttılar. Ben kezâ ve kezâ diyorum. Onlar da diyorlar ki: “İmam başka birşey söylemek istiyordu.” Ben sadece bana itaat edenlerin imamıyım.”

9- …Kerrâm-ı Has’emi’den:

İmam Cafer-i Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu:

“Vallahi eğer ağızlarında kilit olsaydı, onlara yapması geretiği işleri söylerdim. Vallahi eğer takiyye edebilen birini görseydim, ona çok şeyler anlatırdım. Allah bana yardımcı olsun.”
[Bakara 164.Ayet: اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah´ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için Allah´ın varlığını ve birliğini isbatlayan birçok deliller vardır.
[Nisa 139.Ayet: اَلَّذ۪ينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ اَيَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَاِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَم۪يعاًۜ

Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet güç ve şeref mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah´a aittir.
Sûre:6. Sûre (En’âm ), 162. Ayet."
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 06-25-2018, 06:53
aralıklı kerrar aralıklı kerrar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesajlar: 84
aralıklı kerrar is an unknown quantity at this point
Standart

İmam Sadık aleyhisselam şöyle buyurmaktadır: “Bazı insanların kamil bir fesahate sahip olduğundan bir “lam” veya “vav”da dahi hata etmediğini, ama kalplerinin, karanlık bir geceden daha karanlık olduğunu görürsün. Bazı kimseler ise kalpleri bir lambadan daha aydınlık olduğu halde, dilleriyle kalplerinde olanları ifade edemezler.”
Usul-i Kafi, c. 2, s. 422, Kitab’ul-İman ve’l-Kufr, bab-u zulmet-i kalb-i münafık, 1.hadis
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 06-29-2018, 02:48
AMMAR AMMAR isimli Üye şuanda  online konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 68
AMMAR is on a distinguished road
Standart

...Ebu Seleme şöyle rivayet etmiştir:

Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum: «Biz, Allah'ın itaatimizi farz kıldığı kimseleriz. İnsanların bizi tanımaktan başka çareleri yoktur. İnsanlar bizi tanımamış olmakla mazur kabul edilmezler. Bizi tanıyan mü'mindir, bizi inkâr eden kâfirdir. Bizi bilmeyen ve inkâr etmeyen kimse, Allah'ın vacip kıldığı itaatimize dönünceye kadar sapıktır. Eğer bu sapıklığı üzere ölürse, Allah onun hakkında dilediği gibi hareket eder.»
kafi c1 s 187

١ - علي بن إبراهيم، عن صالح بن السندي، عن جعفر بن بشير، عن أبي سلمة
عن أبي عبد الله عليه السلام قال: سمعته يقول: نحن الذين فرض الله طاعتنا، لا يسع الناس
إلا معرفتنا ولا يعذر الناس بجهالتنا، من عرفنا كان مؤمنا، ومن أنكرنا كان كافرا،
ومن لم يعرفنا ولم ينكرنا كان ضالا حتى يرجع إلى الهدى الذي افترض الله عليه
من طاعتنا الواجبة فإن يمت على ضلالته يفعل الله به ما يشاء.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 07-02-2018, 05:30
Bedir Aslanı Bedir Aslanı isimli Üye şuanda  online konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 105
Bedir Aslanı is an unknown quantity at this point
Standart İlk Rafiziler Kimlerdir.?

İlk Rafiziler Kimlerdir.?

Bir gün İmam Cafer Sadık’a (aleyhi selam) Ammar Deheni’nin İbn Ebu Leyla’nın (Kufe kadısı) mahkemesinde şehadet ettiğini, ancak kadının ona şöyle dediğini naklettiler:

“Ey Ammar! Biz seni tanıyoruz, sen Rafızisin, şehadetin kabul değildir, kalk oradan.” Ammar vücudu titrer ve ağlar bir şekilde yerinden kalkar.

İbn Ebu Leyla şöyle der: “Ey Ammar! Sen âlim bir adamsın, eğer bu isimden hoşlanmıyorsan bu mezhepten vazgeç. Böyle yaparsan o zaman bizim kardeşimiz olursun.” Ammar şöyle der:

“Hayır, senin düşündüğün gibi değildir. Ben kendime ve sana ağlıyordum. Kendime ağlamamın nedeni senin beni layık olmadığım yüce bir isim ve dereceyle anmandır; sen beni Rafızi olarak andın, oysa İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bu isimle ilk olarak adlandırılan kişiler Firavun’un sihirbazları idi. Sihirbazlar Hz. Musa’nın (a.s) hakkaniyetini görünce Firavun ve onun mektebini rafz ettiler (terk ettiler) ve Hz. Musa’ya katıldılar. Her türlü işkenceye katlandılar. Daha sonra Firavun onları dinini rafz ettikleri (terk ettikleri) için Rafızi olarak adlandırdı. Dolayısıyla Allah katında çirkin ve kötü olan şeyleri terk edenlere Rafızi demektedirler."Senin için ağlamama gelince, nasıl kendinde böyle bir cüret bulabiliyorsun ki en üstün ve onurlu bir lakabı kötü olarak biliyorsun? Sen kıyamette bu büyük cinayet ve suçtan dolayı nasıl Allah’a hesap vereceksin?!”

Hz. İmam Cafer Sadık (aleyhi selam) bu olayı duyunca şöyle buyurdu:

Eğer Ammar’ın göklerden ve yerlerden daha büyük günahı olsaydı, bu sözlerinden sonra hepsi silinmiştir ve onun yaptığı bu şey her bir hardal tanesini dünyadan bin kat daha büyük eden sevaplarının artmasına neden olmuştur.Ebu’l Carud şöyle demektedir: Adamın birisi İmam Muhammed Bakır’a (a.s) şöyle dedi: “Ey Resulullah’ın oğlu! İnsanlar bizleri (Şiaları) Rafızi olarak adlandırmaktadırlar.” İmam Bakır (aleyhi selam) göğsüne işaret ederek şöyle buyurdular: “Ben de Rafızi’yim” bu sözü üç kere tekrarladı.Ebu Basir şöyle demektedir: “İmam Bakır’a şöyle dedim: “Fedanız olayım! Bizlere öyle bir lakap takmışlar ki hâkimler ve komutanlar bu lakapla bizlerin canına kastetmekte, malına el koymakta ve işkence etmektedirler.” İmam buyurdu: “Ne lakabı?” dedim ki: “Rafızi”

İmam Muhammed Bakır (aleyhisselam) şöyle buyurdu:

“Firavun ordusundan 70 kişi Firavun’u rafz ederek (terk ederek) Hz. Musa’ya (a.s) katıldılar. Bunlar, Hz. Musa’nın kavmindekilerden daha çok dinlerinde sabit ve sağlamdılar ve ayrıca Harun’u sevmekteydiler. Daha sonra Firavun onlara Rafızi lakabını taktı. Sonra Hz. Musa’ya (a.s) şöyle bir vahiy geldi: bu ismi Tevrat’ta onlar için kaydet ve ben bu ismi onlar için seçtim.”

İmam Muhammed Bakır (aleyhisselam) daha sonra şöyle buyurdu:
Allah bu adı sizlere (Ali taraftarlarına) de takmıştır

Biharu’l Envar, c. 68, s. 97 – 156.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 05:48


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.