aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KERBELA FACİASI | HZ İMAM HÜSEYİN (AS) VE KERBELA FACİASI

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01-22-2017, 05:33
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.334
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart İlahi Peygamberler (as)'da İmam Huseyin (as) İçin Göz Yaşı Dökmüşler

İlahi Peygamberler (as)'da İmam Huseyin (as) İçin Göz Yaşı Dökmüşler

Hz.Musa Kelimullah (aleyhisselam)
Naql edilir ki, Hazreti Musa (as) Kerbela toprağına Yetişen zaman ayağında olan Ayakabının bağı kopar ve ayağına Diken batıp, kanadır. Musa (as) buyurur: “Allahım, Meğer ben hangi günah etmişim ki, bu tür cezaya düçar oldum?”. Allah (azze celle)'den Hitap gelir: “Hüseynin (as) kanı burada Dkülecekdir”. Musa (as) dedi: “Hüseyn (as) kimdir?”. Hitap geldi: “Hüseyn (as) - Muhemmed Mustafanın (sas) ve Ali Murtazanın (as) oğludur”. Musa (as) soruşur: “Onu öldüren kimdir?”. Hitab gelir: “Onu öldüren o Kimsedir ki, deniz balıkları, sahra vahşileri ve havada uçan kuşlar onu lanetler”. Hazreti Musa (as) da Yezide lanet okudu.

Hazreti Süleyman (aleyhisselam).
Hazreti Süleyman (as) Kendi uçan halısıyla havada uçardı . Kerbela toprağından geçtiği zaman Rüzgar onu uzağa attı ve Rüzgar durdu Ona göre de halısı yere düşdü. Süleyman (as) dedi: “Ey Rüzgar, sana ne oldu ki, sakinleştin durdun?”. Dedi: “Hüseyin ibn Alinin (as) Katledildiği yeri buradır”. Süleyman (as) : “Onu öldüren kimdir?”. Dedi: “Yerlerin ve göklerin lanet ettiği Yeziddir”. Süleyman (as) ellerini kaldırdı ve ona lanet okudu. Bu zaman rüzgar yeniden esti ve halı yoluna Devam etti.
Halid-i Rib’î, Ka’b’ın şöyle dediğini nakletmiştir:
Hz. İbrahim Halil (a.s), Hz. İmam Hüseyin’in (a.s) kâtiline lanet okuyan ilk kimselerdendi. Bu ameli yapmayı kendi çocuklarına da emretti ve onlardan bu ameli yapacaklarına dair söz aldı. Ondan sonra Hz. Musa Kelim (a.s) de böyle yaptı ve

kendi ümmetini buna davet etti. Sonra Hz. Davud (a.s) böyle yaptı ve İsrâiloğullarına (Yezid’e lanet etmelerini) emretti. Daha sonra Hz. İsa Mesih (a.s) böyle yaptı ve ümmetine şöyle buyurdu:
Allah tarafından gönderilen bütün elçiler Kerbela’yı ziyaret etmiş, orada durmuş ve “Sen mukaddes bir mekânsın ve sende parlak bir ay defnedilecektir.” diye söylemişlerdir.
Bihar-ul Envar, c.44, s.301-30

Hazreti Zekeriyye (aleyhisselam) .
Hazreti Zekeriyye (as) Allahdan isteyir ki, beş Ali-Abanın (as) adını ona öğretsin. Cebrayıl (as) nazil olur ve bu adları ona öğredir. Hazreti Zekeriyya (as) ne zaman Muhemmedin (sas), Alinin (as), Fatimenin (s.a), Hesenin (as) adını Söylerdi qamı aradan giderdi. Lakin ne zaman Hüseynin (as) adını Söylerdi qahır onu boğardı ve ağlamağa başlardı. Bir gün dedi: “Allahım, bu ne sıdır ki, ne zaman bu dörd Kişinin adını Söylüyorum, qamım-Kederim aradan gidir, lakin o zaman ki, Hüseynin (as) adını Söylüyorum, göz yaşlarım akır ve ah-nale ediyorum?”. Allah Teala Hüseynin (as) Olayını ona haber verdi. Zekeriyya (as) bu haberi duyduktan sonra 3 gün mescidden çıkmadı ve emr etdi ki, hiç kimse benim yanıma gelmesin. Ağladı ve nalesi (İnleme-İniltisi)Yeri Göğü İnletti.

Hazreti İsa Ruhullah (aleyhisselam).
Naql edilir ki, Hazret İsa (as) öz hevarileri ile Kerbela toprağından geçirdi. Bir Aslan görüyor ki, insanların yolunu Kesmiş Aslan İsaya (as) taraf gelir ve diyor ki: “Sizi geçmeye bırakmıyacağım o zamana qadar ki, Hüseynin (as) katilini lanetlemeyeceksiniz”. Hazret İsa (ə) soruyor: “Hüseyn (as) kimdir?”. Aslan diyor: “Son Peyqamberin (sas) ve Ali Murtezanın (as) oğludur”. İsa (as) soruyor: “Onun katili kimdir?”. Aslan Fasih bir dille Diyor: “Katili Yeziddir (la) ki, sahra vahşileri Aşura günü onu lanetliyirler”. Hazret İsa (as) Elini kaldırıp Yezide lanəe okuyor ve Aslan onlardan uzaklaşır.

Bihar'ul Envar'da Ağlayan Peygamberler
Halid-i Rib’î, Ka’b’ın şöyle dediğini nakletmiştir:
Hz. İbrahim Halil (a.s), Hz. İmam Hüseyin’in (a.s) kâtiline lanet okuyan ilk kimselerdendi. Bu ameli yapmayı kendi çocuklarına da emretti ve onlardan bu ameli yapacaklarına dair söz aldı. Ondan sonra Hz. Musa Kelim (a.s) de böyle yaptı ve

kendi ümmetini buna davet etti. Sonra Hz. Davud (a.s) böyle yaptı ve İsrâiloğullarına (Yezid’e lanet etmelerini) emretti. Daha sonra Hz. İsa Mesih (a.s) böyle yaptı ve ümmetine şöyle buyurdu:

“Ey İsrâiloğulları, Hz. Hüseyin’in kâtiline lanet okuyun. Eğer Hüseyin’in (a.s) yaşadığı zamanda olursanız, ondan yardımınızı esirgemeyin. Zira onun yanında şehid düşen, peygamberlerin yanında şehid düşmüş gibidir. Ona gönül veren ve her türlü zorluğa katlanan şehitleri görür gibiyim.”

Allah tarafından gönderilen bütün elçiler Kerbela’yı ziyaret etmiş, orada durmuş ve “Sen mukaddes bir mekânsın ve sende parlak bir ay defnedilecektir.” diye söylemişlerdir. Bihar-ul Envar, c.44, s.301-302
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 01-22-2017, 05:35
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.334
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

روى الشيخ المجلسي في البحار: أن إبراهيم عليه السلام مر في أرض كربلاء وهو راكب فرساً فعثر الفرس و سقط إبراهيم و شج رأسه وسال دمه فأخذ في الاستغفار وقال: إلهي أي شئ حدث مني فنزل إليه جبرائيل وقال : يا إبراهيم ما حدث منك ذنب ولكن هنا يقتل سبط خاتم الأنبياء وابن خاتم الأوصياء فسال دمك موافقة لدمه قال إبراهيم: يا جبرائيل ومن يكون قاتله قال: لعين أهل السماوات والأرضين والقلم جرى على اللوح بلعنه بغير إذن ربه فأوحى الله تعالى على القلم إنك استحققت الثناء بهذا اللعن فرفع إبراهيم عليه السلام يديه ولعن يزيد لعناً كثيراً و أمن فرسه بلسان فصيح فقال إبراهيم لفرسه: أي شئ عرفت حتى تؤمن على إبراهيم فقال: يا إبراهيم أنا أفتخر بركوبك علي فلما عثرت وسقطت عن ظهري عظمت خجلتي وكان سبب ذلك من يزيد لعنه الله تعالى . المصدر: نور العين في المشي إلى زيارة قبر الحسين عليه السلام ص 65.

Hazreti İbrahim Halilullah (aleyhisselam)
Şeyh Meclisi Biharda şöyle rivayet eder: İbrahim aleyhisselam atına binmiş bir vaziyyette Kerbeladan geçerken, atı tökezleyip İbrahim aleyhisselamı yere düşürerek başında derin bir yara açılmasına sebebiyet verdi. İbrahim aleyhisselam bunun üzerine, ilahi bende ne kusur olduki? Diye arzedince, Cebrail nazil oldu ve şöyle dedi: Ya İbrahim! Sende bir günah vuku etmedi. Velakin burası nebilerin sonuncusunun torunu ve vasilerin sonuncusunun oğlunun öldürüldüğü yerdir. Senin kanın da onun kanına benzesin diye aktı. İbrahim aleyhisselam: Ya Cebrail! onun katili kimdir? Diye sordu. Cebrail: Onun katili göklerin ve yerlerin lanet ettiği kimsedir. Kalem,onun katiline, rabbinden izinsiz olarak levhaya lanet yazınca Allah Teala kaleme, sen muhakkak ki bu lanet etmeğinle övülmeyi hakettin. Diye vahyetti. Bunun üzerine İbrahim aleyhisselam ellerini kaldırarak yezide çokça lanet etti ve atıda fasih (anlaşılır) bir dille amin dedi. İbrahim aleyhisselam: (Atına) Ne bildin de İbrahimin duasına amin diyorsun? Diye sordu. At cevaben şöyle dedi: Ya İbrahim! Ben senin bineğin olmaktan dolayı iftihar ediyordum, tökezlediğimde sen düşünce büyük utanç duydum, seni düşürmemin sebebi ise yeziddi Allah Teala ona lanet etsin.

İmam Hüseyin’in (aleyhisselam) Katline Lanet Etmek

İmam Rıza (a.s) İbn-i Şebib’e şöyle buyurdular:

“Ey Şebib, eğer cennette yapılmış olan odalarda Peygamber ve Ehl-i Beyt’i ile beraber olmak istiyorsan, Hüseyin’in katillerine lanet etmelisin.” [14]

Davud-u Rıkkî diyor ki:

İmam Sadık (a.s)’ın yanında durmuştum, su istedi, suyu içtiğinde gözlerinin yaşla dolduğunu ve ağladığını gürdüm. Sonra şöyle buyurdu:

“Ey Davud! Allah, Hüseyin’in katiline lanet etsin; Hüseyin’i anmak hayatı gamlı kılır (karartır). Ben her soğuk su içtiğimde Hüseyin’i anıyorum; kim su içip de Hüseyin’i anar ve onun katiline lanet ederse, Allah Teala ona yüz bin hasene (sevap) yazar, yüz bin günahı onun amel defterinden siler, yüz bin derece onun makamını yüceltir, yüz bin köle azat etmiş gibi olur ve Allah Teala onu, kıyamet günü güler yüzlü olarak haşır eder.” [15]
[1] - Emali-yi Saduk, s. 113.
[2] - A.K. s. 122.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 01-23-2017, 11:03
canpolat canpolat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2012
Mesajlar: 551
canpolat is an unknown quantity at this point
Standart

Allah razı olsun. Benim İnancım o dur ki: İmam Huseyin Şehid Olduğu Zaman Alemde Bütün Canlı ve Cansız Varlıklar Ağlamıştır.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 01-30-2017, 07:17
ensarullah ensarullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Mar 2015
Mesajlar: 74
ensarullah is an unknown quantity at this point
Standart

İmâm Cefer-i Sâdık (a.s) buyurdu:
“Kur’ân’da (Hz. Musa) hakkında “Oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vâdinin sağ yanında olan bir ağaçtan ‘Ey Musa, Âlemlerin Rabbi olan Allah benim;” diye seslenildi.' KASAS-30 âyetinde geçen “O kutlu yerdeki vâdinin sağ yanı”ndan maksat “Fırat”tır; “Kutlu yer”den maksat ise “Kerbelâ”dır.”: Kaynak : Bihâr-ül Envâr, C.57, S.203.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 01-31-2017, 08:01
zeynep sude zeynep sude isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 20
zeynep sude is an unknown quantity at this point
Standart Hz.Muhammed (sas)'ın Ehl-i Beyt (as)'a Yapılan Zülümlerden Haber Vermesi

Hz.Muhammed (sas)'ın Ehl-i Beyt (as)'a Yapılan Zülümlerden Haber Vermesi Mahmud b.

Lebid'den şöyle rivayet edilir:
Resulullah (s.a.a) vefat ettikten sonra, Hz. Fatıma (a.s), sürekli olarak şehitlerin mezarlarını ziyaret eder, Hamza'nın mezarının başında uzun süre ağlayarak beklerdi. Bir gün Hamza'nın mezarını ziyaret etmeye geldiğimde Hz. Fatıma'-yı (a.s) orada gördüm, ağlıyordu. Sakinleşinceye kadar bekledim. Sonra yanına geldim ve selâm verdim. Dedim ki: "Ey dünya kadınlarının efendisi! Allah'a yemin ederim ki, senin döktüğün gözyaşları yüzünden kalbimin damarları kopacak oldu."
Dedi ki:
Ey Ebu Ömer! Ağlamak benim hakkım. Ben ağlamayayım da kimler ağlasın?! Ben ki babaların en hayırlısını yitirdim! Ah! Resulullah'ın özlemi!
Sonra şu beyitleri okudu:
Biri ölünce, yavaş yavaş unutulur, ondan az söz edilir / Babam ise, öldüğünden beri daha çok anılır ol-du.
Dedim ki: "Ey Efendim! Sana bir soru sormak istiyorum, içimdeki huzursuzluğu, kararsızlığı dindirmiş olursun."
"Sor." dedi.
Dedim ki: "Resulullah (s.a.a) vefatından önce, Ali'nin (a.s) imameti hakkında açık bir şey söyledi mi?"
Dedi ki:
Hayret! Gadir-i Hum'u unuttunuz mu?
Dedim ki: "Evet, Gadir-i Hum olayı doğrudur. Ama Re-sulullah'ın (s.a.a) bir sır olarak bıraktığı bilgiyi istiyorum."
Dedi ki:
Yüce Allah şahittir ki, Resulullah'ın (s.a.a) şöyle dediğini duydum: "Ali, benden sonra size bırakacağım en hayırlı haleftir. O, benden sonraki imam ve halifedir. Şu iki torunum ve Hüseyin'in soyundan gelecek yedi kişi hayır ve iyilik imamlarıdırlar. Eğer onlara tâbi olursanız, onların hidayet üzere olduklarını ve sizi hidayete götürdüklerini görürsünüz. Ama onlara karşı gelirseniz, kıyamete kadar aranızda ihtilâf eksik olmaz."
Dedim ki: "Efendim! Peki, Ali niçin hakkını istemedi de bir köşede bekledi?"
Dedi ki:
Ey Ebu Ömer! Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu:
"İmam'ın örneği Kâbe örneğidir; ona gidilir, kendisi kimseye gitmez."
Sonra şöyle dedi:
Allah'a yemin ederim ki, eğer hakkı ehline verseler, Peygamber'in (s.a.a) Ehl-i Beyt'ine tâbi olsalar, Allah'ın dini ile ilgili olarak aralarında ihtilâf olan iki kişi bulunmaz. Bu dinin öncülüğünü, kuşaklar birbirlerinden alıp sonraki kuşaklara aktarırlar. Bu, Hüseyi-n'in soyundan gelen dokuzuncu imam ve Kaim'imiz kıyam edinceye kadar böyle devam eder. Ama ne yazık ki, Allah'ın arkaya attığını, insanlar öne çıkardılar, Allah'ın öne çıkardığını da arkaya attılar. Derken gönderilmişi inkâr ettiler, onunla birlikte sünnetini de me-zara koyup gömdüler. Heva ve heveslerinin telkinlerine uymayı tercih ettiler. Kendi görüşlerini esas aldılar. Elleri kuruyasıcalar! Allah'ın şu sözünü hiç mi duymadılar?: " Rabbin dilediğini yaratır ve seçer, onların seçme hakkı yoktur."
Kuşkusuz bu ayeti duymuşlardır; fakat onların durumu, yüce Allah'ın şu ayette buyurduğu gibidir:
"Gözler kör olmaz, ama göğüslerdeki kalpler kör olur."
Heyhat! Bütün dünyayı kaplayacak şekilde umutlarını yaydılar ve ecellerini unuttular. Yıkılasıcalar, boşa gitti amelleri. Allah'ım! Sıkıntı ve zorluktan sonraki nimetlerin doğurduğu rehavetten sana sığınırım. [1]
Talha'nın kızı Aişe'ye cevap verirken de şunları söylüyordu:
Bana, kuşları yolan, yürüyenlerin ayaklarını parçalayan, etkileri semaya kadar yükselen ve bir felâket olarak haberi tüm yeryüzüne yayılan şeyi mi soruyorsun? Teym kabilesinin silip süpürücüsü[2] ve Adiy kabilesinin azgını (Ömer'e işaret ediyor), Ebu'l-Hasan'a (Ali) zulmetmek için yarış hâlindeydiler. Açıktan açığa ona karşı çıkmaktan kaçarak gizlice plânlar kurdular. Onun açık hakkını dürüp gizlediler.
Dinin nuru sönünce, emin peygamber vefat edince, hemen dile geldiler. İçlerindekini dışarı vurdular. Derhal Fedek'e el koydular. Ama nice melikin mülkü yıkılıp gitmiştir. O, yüce Rabbin vefalı zürriyete bir bağışıydı. Resul'ün soyu ve benim neslim olan çocukların rızkıydı o. Burası Allah'ın bilgisi ve emin elçisinin [veya Cebrail'in] tanıklığıyla bize verilmişti.
Eğer yiyeceğimi elimden aldılarsa, bir parça lokmaya engel oldularsa, ben bunun hesabını haşre bırakıyorum. Andolsun, onu yiyenler, cehennemin kaynaması içinde kızgın bir alev olarak karşılarında bulacaklardır. [3]
[1]- Avalimu'l-Maarif, 11/444
[2]- Ebu Bekir'e işaret ediyor. Çünkü Ebu Bekir'in babasının adı Ebu Kuhafe'dir ve Kuhafe de, silip süpürmek anlamına gelen K H F kökünden türemiştir.
[3]- Reyahinu'ş-Şeria, 2/41; el-Emalî, Şeyh Tusî, s.204, Meclis: 7, Hadis: 350
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 02-18-2017, 07:04
مالك اشتر مالك اشتر isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 33
مالك اشتر is an unknown quantity at this point
Standart

İmam Hüseyin aleyhisselâm buyurdu ki: “And olsun Allah’a Ümeyyeoğulları’nın isyankârları beni öldürmek için toplanacaklar. Ömer Saad la’netullahi aleyh onların en önde geleni olacaktır.” İmam Hüseyin aleyhisselâm’ın bu buyurduklarının aynısını, Resûlûllâh sallallahu aleyhi ve âlihi ve selem de buyurmuştu. Bundan dolayı İmam aleyhisselâm’a arz ettim: “Bunu size Allah Resulü sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem mi haber verdi?” İmam aleyhisselâm şöyle buyurdu: “Hayır.” Râvî diyor: “Ben Resûlûllâh sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem’in yanına vardım ve olayı Resûlûllâh sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem’e arz ettim. Resûlûllâh sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem şöyle buyurdu: “Huzeyfe! Benim ilmim, İmam Hüseyin aleyhisselâm’ın ilmidir. İmam Hüseyin aleyhisselâm’ın ilmi ise benim ilmimdir. Biz olacak her şeyi olmadan önce, vücuda gelmeden önce biliriz.”
(Delail-u İmamet, s.183, hds.6; Bihar-ul Envar, c. 44, s.186, hds.14)
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 02-22-2017, 05:10
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.334
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Cebrail (as), Ehl-i Beyt (a.s) isimlerini Hz. Nuh (a.s)'a bildirdiğinde, Nuh (aleyhisselam)
İmam Hüseyin (aleyhisselam)'ın ismini duyunca ağladı.


Resul-i Ekrem (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’in (a.s) azametini gösteren bu rivayet, Şia’nın bazı hadis kaynaklarında gelmiştir. Rivayetin ravileri içinde ‘Yahya b.Eksem’ gibi Sünni olan kimselerde vardır.[1]

Hadisin Tam Metni
‘Enes b. Malik, Resul-i Ekrem’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: ‘Allah Teala, Nuh’un kavmini helak etmek istediğinde Ona, Tik ağacını ikiye bölüp gemi yapmasını vahyetti. Bu işi yaptıktan sonra onları ne yapacağını bilemedi. Cebrail geldi ve geminin şeklini ona gösterdi. Cebrail kendisiyle birlikte içinde 129 bin tane çivi olan bir de sandık getirmişti. Hz. Nuh (a.s) bütün çivileri tahtalara çaktıktan sonra geriye beş tane çivi kaldı. Onlardan birini eline aldığında birden parlamaya ve gökteki parlak bir yıldız gibi ışık saçmaya başladı. Hz. Nuh (a.s) buna çok şaşırdı. Allah, o çiviyi çok fesih bir şekilde konuşturdu; çivi dedi ki: ‘Peygamberlerin en üstünü Muhammed’in (s.a.a) adı benim üstümdedir.’
Cebrail, Nuh’un yanına geldi. Hz. Nuh ona dedi ki: ‘Bu nasıl bir çividir böyle? Şimdiye kadar böyle bir şey görmedim!’ Cebrail dedi ki: ‘O çivi, Allah’ın yarattıklarının en üstünü olan Hz. Muhammed b. Abdullah’ın (s.a.a) adınadır. Onu geminin ön sağ tarafına çak.’ Sonra ikinci çiviyi aldı eline. O da parlayıp ışık saçmaya başladı. Nuh, Cebrail’den: ‘Bu ne çivisidir?’ diye sorduğunda dedi ki: ‘Onun kardeşi ve amcasının oğlu Ali b. Ebi Talib’in (a.s) adınadır. Onu geminin ön sol tarafına çak.’ Sonra üçüncü çiviyi aldı eline. O da parlayıp nur vermeye başladı. Cebrail dedi ki: ‘Bu çivi Hz. Fatıma’nın adınadır. Onu babasının adına olan çivinin yanına çak.’ Dördüncü çiviyi eline aldığında o da parladı ve ışık saçtı. Cebrail dedi ki: ‘Bu çivi İmam Hasan’ın adınadır. Onu babasının adına olan çivinin yanına çak.’ Beşinci çiviyi eline aldığında da parladı, ışık saçtı ve ağladı. Nuh: ‘Bu ağlamak nedir?’ diye sorduğunda Cebrail dedi ki: ‘Bu çivi şahidlerin efendisi Hüseyin b. Ali’nin adınadır Nuh (aleyhisselam) İmam Hüseyin (aleyhisselam)'ın ismini duyunca Oda ağladı.. Hz.Nuh Onu kardeşinin adına olan çivinin yanına çak.’ Sonra Peygamber (s.a.a): ‘Onu, levhalardan yapılmış ve çivilerle kenetlenmiş bir gemide taşıdık.’[2] ayetini okudu ve şöyle buyurdu: ‘Levhalar, geminin tahtaları, biz ise onun çivileri idik. Biz olmasaydık gemi yolcularını götürmeyecekti.’[3]
Bu rivayete göre Hz. Nuh’un (a.s) gemisinin yürümesi, batmaktan ve helaketten kurtulmasının asıl nedeni mübarek Ehl-i Beyt İsmet ve Taharet’in (a.s) yüzü suyu hürmetinedir.[4]
Bazı fakihler diyorlar ki, insan arabasının üzerine Peygamberimizin abasının altındaki beş mübarek zatın ve diğer Masum İmamların (a.s) isimlerini yazarsa tehlikelerden korunur.[5]

[1] -Hoi, Seyyid Ebulkasım, Mu’cemu’r-Ricali’l-Hadis, c.21, s.35, Bi Ta ve Bi Na
[2] -Kamer/13
[3] -Seyyid b. Tavus, el-Eman Min Ahtari’l-Esfar ve’l-Ezman, s.118-119, Al’ul-Beyt, Kum, 1. Baskı, HK.1409; Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l-Envar, c.11, s.328, Müessesetü’l-Vefa, Beyrut, HK.1404; Abakatu’l-Envar Fi-İmameti’l-Eimmeti’l-Athar, c.23, s.1081.
[4] -Mir Hamid Hüseyin Hindi, Abakatu’l-Envar Fi-İmameti’l-Eimmeti’l-Athar, c.23, s.1080, 1082, 1092 (hadis hakkında daha fazla bilgi için), Neşr-i Kitaphane-i Umumi-i İmam Emiru’l-Müminin Ali (a.s) İsfahan, 2. Baskı, HŞ.1366.
[5] -Hüseyni, Şirazi Seyyid Muhammed, el-Fıkh, el-Murur, s.326, Bi Ta ve Bi Na.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 04-06-2017, 05:48
aliyyenveliyullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aliyyenveliyullah aliyyenveliyullah isimli Üye şuanda  online konumundadır
SİTE TEKNİKERİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 345
aliyyenveliyullah is on a distinguished road
Standart Peygamber her zaman Muaviye’ye, babasına ve oğluna lanet mi ederdi?

Soru: Peygamber (saa) her zaman Muaviye’ye, babasına (Ebu Süfyan’a) ve oğluna (Yezid’e) lanet mi ederdi?
Ziyaret-i Aşura’yı -manasına dikkat ederek- okuduğumda: ‘Allahım! Benî Ümeyye ve ciğer yiyenin oğlu, senin dilinde, resulünün (Sallallahu aleyhi ve Alihi) dilinde her yerde ve her menzilde lanetlenen lanetli oğlu lanetli bugünü mübarek bilmeleri...’ cümlesini gördüm ve aklıma şöyle bir soru takıldı: Peygamber her yerde ve her menzilde Muaviye b. Ebi Süfyan’a, babasına ve oğluna lanet mi ederdi? Ayrıca Allah’ın dili ne demektir?

Kısa Cevap: Allah’ın dilinden kasıt, Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.
Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s) Kerbela’dan geçtiklerinde her birinin başından bir olay geçti. Onlar Allah’tan bunun nedenini sorup cevabını aldıktan sonra Allah-u Rahman şöyle buyurdu: ‘Gök ve yer ehli, Hüseyin’in katiline lanet eder.’ Onlarda Yezid’e lanet okudular.
İslam Peygamberi de (s.a.a) çeşitli yerlerde Yezid’e lanet etmiştir. Peygamberimizin her yerde lanet etmesi, Yezid’e lanetin tekidi ve çokluğu manasına gelmektedir. Muaviye b. Ebi Süfyan, babası ve oğlu Kur’an’ın genel lanetlerinin kapsamına girmektedirler.

Ayrıntılı Cevap: Ciğer yiyenin oğlu’ ve ‘lanetli oğlu lanetli’ cümlesinden maksadın Muaviye olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü:
1) Onun annesi Hind, ‘Ciğer yiyen’ lakabını Seyyid-i Şüheda Hamza’nın şehadetinden sonra almıştı.[1]
2) Lanetli oğlu lanetli lakabı Muaviye’nin çeşitli lakaplarından biridir.[2]
Ancak, ‘Ben’i Ümeyye bugünü mübarek bildi’ cümlesinde ki ‘Bugün’ ism-i işaresi Aşura gününe işaret ettiğinden ‘ciğer yiyenin oğlu’ ve ‘lanetli oğlu lanetli’den maksat Yezid olabilir.
Bu girişten sonra asıl soruya geçiyoruz: Allah’ın Dili’nden maksat Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.[3] Ancak bütün insanlar Hak Teala’nın muhatabı olmaya layık olmadıklarından Allah mesajını genellikle Peygamberler (a.s) ve onlara gönderdiği kitaplar vasıtasıyla göndermiştir. Bununla, Peygamberlerin (a.s) ve Kur’an-ı Kerim’in vasıtasıyla Yezid’e çeşitli şekillerde lanet ettiğini insana bildirmiştir. Peygamberler (a.s) vasıtasıyla edilen lanette Yezid’in adı özellikle getirilmiştir. Ama Kur’an-ı Kerim’de[4] lanet genel olarak zikredilmiştir, bu yüzden Yezid’de o lanetlerin içine girmektedir. Belirtmek gerekir ki, Allah’ın lanet etmesi, onların ilahi rahmetten uzaklaştırılması demektir.[5]
Peygamberlerin (a.s) Yezid’i Lanetlemesi
Büyük peygamberler (a.s), bu cümleden Ulu’l Azm peygamberler Yezid’i lanetlemişlerdir. Bu konuda sadece bir rivayetle yetineceğiz:
‘Birgün Hz.İbrahim (a.s) Kerbela’dan geçerken atından düştü ve mübarek başı yaralandı. Hz. İbrahim (a.s) istiğfar ederek Allah’a şöyle arzetti: ‘Allahım! Ben bir hata mı yaptım acaba?’ Cebrail Onun yanına gelerek şöyle dedi: ‘Sen herhangi bir hata yapmadın. Ama burada son paygamberin evladı ve halifesi öldürülecektir. Senin kanın ona teselli olsun diye akıtıldı.’ Hz. İbrahim (a.s) ‘Katil kimdir?’ diye sordu. Cebrail dedi ki: ‘Göktekilerin ve yerdekilerin kendisine lanet ettiği kimsedir.’ Hz. İbrahim’de (a.s) ellerini göğe kaldırıp Yezid’e lanet etti.’[6]
İslam Peygamber’inin (s.a.a) Yezid’i Lanetlemesi
Resul-i Ekrem (s.a.a) seferlerinin birinde bir yerde durup: ‘İnna Lillah ve İnna İleyhi Raciun’ diyerek ağladı. Kendisinden bunun nedenini sorduklarında şöyle buyurdu: ‘Cebrail şu anda bana Fırat’ın kenarında bir yeri göstererek evladım Hüseyin’in orada öldürüleceğini söyledi.’ ‘Ya Resulellah! Kim onu öldürecek?’ diye sorduklarında ‘Yezid adında biri. Allah ona lanet etsin...’[7] diye buyurdu.
Abdulmuttalib’in kızı Safiye şöyle diyor: ‘Hüseyin dünyaya geldiği zaman Onu Peygambere verdim. Peygamber dilini Hüseyin’in ağzına koydu. Hüseyin onu emiyordu... Peygamber Onun iki gözünün arasını öptü. Sonra Onu bana verip şöyle buyurdu: ‘Oğlum, Allah senin katillerine lanet etsin.’ Safiye diyor ki: ‘Anam babam sana feda olsun! Kim Onu öldürecek’ diye arzettiğimde, ‘Benî Ümeyye’nin kalıntılarından asi bir grup (Allah onlara lanet etsin)’ diye buyurdu.[8]
Kur’an’da da lanetlenen kimseler vardır. Sünni ve Şii rivayet kitaplarında Yezid’in de içinde olduğu Benî Ümeyye’nin Kur’an’da lanetlenen kavimlere örnek olduğuna dair rivayetler vardır. Söz konusu ayetlerden bazıları şunlardır:
Lanetlenen Ağaç: İsra suresi 60. ayetinde bahsedilen rüya neydi ve lanetlenmiş ağaçtan maksat kimlerdir konusunda çeşitli görüşler vardır.[9] Bir kısım Sünni ve Şii tefsirlerinde şöyle yazar: ‘Resulullah rüyasında, minberinin üzerinde maymunların oynadıklarını görmüştü. Lanetlenmiş ağaç ise birbiri ardına Peygamberin (s.a.a) halifelik tahtına oturan Benî Ümeyye’dir.[10]
Şecer-i Habise (Kötü Ağaç),[11] rüşdü, maneviyatı ve hakikat toprağında kökü olmayan küfür ve şirktir. İmam Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Bu ağaç Benî Ümeyye’nin halini anlatır.’[12]
Allah ve Resulüne eziyet eden dünya ve ahirette lanetlenmiştir.[13] Sünni ve Şia kaynaklarında gelen rivayetlerde Ehl-i Beyt’e (a.s) eziyet edenin Allah ve Resulüne eziyet ettiği belirtilmiştir.[14]
İlahi nimete karşı nankörlük edenler kendi kavmini helakete ve yokluğa götürmüş, kötü bir yer olan cehenneme sürüklemişlerdir.[15] Sünni ve Şii kaynaklarında onların Kureyş’ten olan Benî Ümeyye ve Benî Mahzum kabileleri olduğu belirtilmiştir.[16]
Yine aynı kaynaklara göre, Benî Ümeyye Kadir gecesinin faziletinden mahrumdurlar. Onun yerine bin aylık geçici dünya saltanıtını gaspederek gönüllerini hoş tuttular.[17]
Kur’an-ı Kerim’de birçok gruba lanet edilmiştir. Örneğin: Zalimlere,[18] kafirlere,[19] kasıtlı olarak mümini öldürenlere[20] vs.[21] lanet edilmiştir. Bunlar Yezid’i de kapsamaktadır.[22]
Yezid’in cinayetlerine, Seyyid-üş Şüheda ve ashabının şehadet şekline, İmam Hüseyin’in (a.s) konumuna ve bütün Peygamberlerin varisi olduğu makamına yüzeysel olarak baktığımızda Yezid’in Kur’an’ın lanetlediği kimselerden olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz.
Yezid’in kötülük ve pislikleri öyle bir haddeydi ki, insanlık tarihinde Şeytan’dan sonra kimse onun gibi lanete uğramamıştır. Rivayetlere göre kara, deniz ve havada olan bütün varlıklar onu lanetlemekteler.
Her yerde lanet etmek
Her yerde lanet etme şu manalara gelebilir:
1-Yezid’in lanetlenmesinin çokluğu ve tekidi kastedilmiş olabilir.
2-Söz gibi zeban-ı hal ile de lanet edilebilir. Peygamber dini tebliğ ederken onun icrasına engel olanları zeban-ı hal ile lanetlemektedir. Yezid’de dinin icrasına engel olanlardan biri olduğundan Nebiyy-i Ekrem’in (s.a.a) lanetleri onu da kapsar.[23]
Kaynaklar:
[1] -İbn-i Esir, Usd-ul Gabe, c.7, s.281; en-Niza’ ve’t Tahasum, s.49; İbn-i Esir, el-Kamil Fi’tTarih, c.2, s.251 vb. Mecid-i Haydari Fer’in Medrese-i Aşk kitabı s.381’den (Zair-i Kum yayınları) ve Hasan Esedi’nin Berresi ve Tahlil-i Piramun-i Ziyaret-i Aşura kitabının s.242’den (Adine-i Sebz yayınları) alınmıştır.
[2] -Emini, el-Gadir, c.10, s.83, 156 ve 158. Medrese-i Aşk kitabı s.385’den alınmıştır.
[3] -Allah bazen vahiy meleğiyle, bazen kalbe ilhamla ve bazende ses dalgalarını havada ve cisimlerde yaratarak Peygamberiyle sohbet ederdi. Hz. Musa (a.s) böyle bir ayrıcalığa sahipti. O ses dalgalarını bazen Emin Vadinin Ağacından, bazende Tur dağından duyuyordu. Bu yüzden Ona Kelimullah lakabı verilmiştir. Bkz: Nasır Mekarim Şirazi, Tefsir-i Nümune, c.4, s.212, Dar-ul Kütüb-ü İsmailiyye yayınları, Tahran, h.ş. 1374, 1. Baskı.
[4] -Kur’an, ebedi bir kitap olduğundan konuları, genel olarak ele almaktadır. Eğer ayrıntılara girmiş olsaydı ve yalnızca tarihte lanetlenmiş kimselerin adını saymaya kalksaydı ciltler dolusu kitap olurdu. Peygamberler ve Vasiyleri ilahi kelamın müfessirleri olduklarından Kur’an’ın genel konularından belli başlı örnekleri açıklamaktadırlar.
[5] -Muhammed Hüseyin Tabatabai, el-Mizan (Seyyid Muhammed Bakır Musavi Hemedani’nin Farsça çevirisi), c.16, s.521, Defter-i İntişarat-ı İslamiy-i Camiay-ı Müderrisin-i Havzay-ı İlmiyyey-i Kum, h.ş.1374, 5. Baskı.
[6] -Bihar-ul Envar, c.58, s.243 ve 245, Medrese-i Aşk kitabı s.281’den alınmıştır.
[7] -Seyid b. Tavus, el-Luhuf Fi Katl-it Tufuf, s.16, Medrese-i Aşk kitabı s.284’den alınmıştır.
[8] -Bihar-ul Envar, c.43, s.243, el-Mektebet-ül İslamiyye, Medrese-i Aşk kitabı s.246’den alınmıştır.
[9] -el-Mizan, c.13, s.136, Müessese-i Matbuati-i İsmailiyan.
[10] -Nasır Mekarim Şirazi, Tefsir-i Nümune, c.12, s.171, 19. Baskı, Dar-ul Kütüb-ü İsmailiyye yayınları; Fahr-u Razi, Tefsir-i Kebir, c.2, s.237; Tefsir-i Kurtubi, c.6.
[11] -İbrahim/26.
[12] -Nur-us Sakaleyn, c.2, s.538, Tefsir-i Nümune, c.12, s.174’ten alınmıştır.
[13] -Ahzap/57.
[14] -Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail Buhari, Sahih-i Buhari, c.3, hadis:3509, 3541, 1361, 1370, 5. Baskı, Dimeşk, Berresi ve Tahlil Ez Ziyaret-i Aşura kitabı s.113’den alınmıştır.
[15] -İbrahim/28-29.
[16] -İmam Ebu İshak Ahmed Sa’lebi, el-Keşf ve’l Beyan, c.5, s.319, Dar-ul İhya-it Teras-il Arabi, aynı kaynak s.134’ten alınmıştır. Ebu Nasr Muhammed b. Mesud b. Ayyaşi Selemi Semerkandi, et-Tefsir, c.2, s.229, aynı kaynaktan alınmıştır.
[17] -Ebu İsa Muhammed b. İsa b. Sure, Sünen-i Tirmizi, c.5, Bab-ı Tefsir-il Kur’an, sayı:3350, Dar-ul Kutub-ul İslamiyye; Fahr-u Razi, Tefsir-i Kebir, c.32, s.31, aynı kaynak s.135’ten alınmıştır, Dar-ul İhya-it Teras-il Arabi.
[18] -A’raf/44, Hud/18, Ğafir/52.
[19] -Ahzap/64, Maide/78, Bakara/89.
[20] -Nisa/93.
[21] -Bakara/89-159, Nur/23
[22] -Bkz: Bihar, c.43, s.243, c.44, s.250, Medrese-i Aşk kitabı s.409’dan alınmıştır.
[23] -Berresi ve Tahlil Ez Ziyaret-i Aşura, s.246.
__________________
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

اَللَّهُمَّ خُصَّ اَنْتَ اَوَّلَ ظالِمٍ بِاللَّعْنِ مِنّى وَابْدَأْ بِهِ اَوَّلاً ثُمَّ الثَّانِىَ وَالثَّالِثَ والرَّابِعَ اَللَّهُمِّ الْعَنْ يَزيدَ خامِساً وَالْعَنْ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ زِيادٍ وَابْنَ مَرْجانَةَ وَ عُمَرَ بْنَ سَعْدٍ وَ شِمْراً وَ آلَ اَبى سُفْيانَ وَ آلَ زِيادٍ وَ آلَ مَرْوانَ اِلى يَوْمِ الْقِيمَةِ.

"Allah'ım, sen, (Resul ve Ehl-i Beyt'ine) ilk zulmedeni benim özel lanetime mazhar eyle. Bunun için de, önce birinci, sonra ikinci, sonra üçüncü ve sonra da dördüncüden başla. Sonra da... Yezid'e lanet eyle. Ziyad'ın ve Mercâne'nin oğlu Ubeydullah'a, Sa'd oğlu Ömer'e, Şimr'e, Ebu Süfyan'ın, Ziyâd'ın ve Mervân'ın soyuna kıyamet gününe kadar lanet et."


علی علی علی MEN ALİYYEL MURTAZA' NIN NÖKERİYEM علی علی علی
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 07-06-2018, 03:08
SALİH KUL SALİH KUL isimli Üye şuanda  online konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 103
SALİH KUL is on a distinguished road
Standart

Kamiluz Ziyaret kitabından su içerken İmam Hüseyin aleyhisselamı hatırlamak hakkında değerli bir hadis

عن داود الرقي، قال: كنت عند أبي عبد الله (عليه السلام) إذا استسقى الماء، فلما شربه رأيته قد استعبر واغرورقت عيناه بدموعه، ثم قال لي: يا داود لعن الله قاتل الحسين (عليه السلام)، فما من عبد شرب الماء فذكر الحسين (عليه السلام) ولعن قاتله الا كتب الله له مائة الف حسنة، وحط عنه مائة الف سيئة، ورفع له مائة الف درجة، وكأنما أعتق مائة الف نسمة، وحشره الله تعالى يوم القيامة ثلج الفؤاد.

Davud Reqqi diyor; İmam Sadık aleyhisselam'ın yanında idim su istedi suyu içerken hüzünlendiğini ve gözlerinin dolduğunu gördüm sonra bana şöyle buyurdu;

*"Ey Davut! Allah Hüseyin aleyhisselam'ın katillerine lanet etsin! Su içerken Hüseyin aleyhisselam'ın hatırlayıp onun katillerine lanet okuyan şahsa Allah yüzbin sevap yazar, yüzbin kötü amelini de amel defterinden siler, onu yüzbin derece yükseltir. Sanki yüzbin insan azat etmiş gibi olur. Kıyamet günü Allah o şahsı kalbi rahat halde haşreder."*

(İbn Kavleveyh Qumi, "Kamiluz-ziyarat", s 212
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 01:38


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.