aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | FÜRU-U DİN | 2. ORUÇ

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 06-18-2018, 01:09
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.686
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Fitre Zekatını Vermek Farz, Bayram Namazını Kılmak Müstehaptır

Fitre Zekatını Vermek Farz, Bayram Namazını Kılmak Müstehaptır

Fitre Zekatı, yalnızca oruç tutanlara mahsus değildir. Bilakis bu bir görevdir. Kim orucunu bilerek veya her hangi bir özürden dolayı tutmamış olsa dahi fitre zekatını vermelidir.

İki çeşit zekat Müslümanlara farzdır; Mal ve Beden zekatı. Kişinin bayram günü kendisinin, ailesinin ve bayram akşamı günü yemeğini yiyen kişi ve kişiler için verdiği zekata fitriyye veya fitre zekatı denir. Bu zekatın bedenin sağlık ve selameti için olduğu söylenmektedir.

Peki, Fitre Zekatını Vermek Kimler İçin Farzdır

Bu konu için müracaat edilecek her hangi bir tam ilmihal konuyu net bir şekilde açıklayabilir ama bizler kısaca şu noktalara değinmek istiyoruz: Kim bayram akşamı mükellef olur yani ergenlik çağına girse artık oda fitre zekat verenler kapsamına girer. Öte yandan fakir ve başkasının yemeğini yiyen birisi olmayan, nispeten kendi ayakları üzerinde duran kimse fitre zekâtını vermesi gerekir. Ama fakir ve başkasının yemeğini yiyen birisinin üzerine bu görev farz değildir. Aynı şekilde mükellef olmayan birinin fitre zekatı onun geçimini sağlayan kişinin boynuna farzdır.

Fitre Zekatı Ne Zaman ve Nasıl Verilir?

Fitre Zekatı, Fıtır (Ramazan) Bayramı akşamından bayram gününün öğlen vaktine kadardır. Bu zaman zarfından itibaren fitre zekatı verilmelidir ve bayram namazı öncesi bu zekatın verilmesi ihtiyata uygundur.

Bilerek geciktirilmemelidir ve hatta fakir birini bulamayan biri bu zaman zarfında fitresini ayırıp bir kenara bırakmalı ve uygun bir fakir bulduğunda vermelidir. Eğer birisi fitre zekatını ayırıp bir kenara koymuşsa o malda değişiklik yapamaz veya başka bir şeyle değiştiremez.

Fitre zekatını vermek ibadettir. Dolayısıyla fitre zekatını veren kişi onu zekat niyetiyle vermelidir ve namaz gibi Allah’a yakınlık kastıyla yerine getirmelidir.

Üzerine fitre zekatı farz olan kişinin, fitre zekatını ya kendisi vermeli veya vermesi için birini vekil etmelidir. Dolayısıyla eğer birisi vekil olmadan bu işi yaparsa verdiği fitre zekatı kabul olmaz, her ne kadar o kişinin hoşuna gideceğini bilse de.

Yurt dışında yaşayan ve her hangi bir fakiri bularak doğru bir şekilde fitre zekatını veremeyen kişiler yakınlarını arayarak onlara vekalet vermeli ve fitre zekatlarını bu şekilde yerine getirmelidir. Fitre zekatını vermenin bir vakti vardır ve gereksiz olarak geciktirilmemelidir.

Fitre Zekatının Ölçüsü ve Hükmü

Her mükellef için fitre zekatının miktarının üç kilo buğday, hurma, pirinç ve onun gibi şeyler fitre zekatın ölçüsüdür. Bu denilen miktar geneldir, ancak kişinin gücü miktarı kadar vermesi uygundur. Yani hangi yiyeceği daha fazla tüketiyorsa o yiyeceğin miktarı kadar fitre zekatını verilmelidir.

Örnek olarak eğer bir kişi normal yaşantısında genel olarak pirinç tüketiyorsa pirinci ölçü alarak fitre zekatını vermelidir. Bu gıda maddelerinin karşılığı kadar para vermenin bir sakıncası yoktur. Karı, koca ve üç çocuktan oluşan beş kişilik bir aile ya 15 kilo, buğday, pirinç, hurma… vermeli veya karşılığı kadar para vermelidir.

Dünyaya Gelmemiş Çocuk İçin Fitre Zekatı

Henüz dünyaya gelmemiş ve birkaç güne kadar dünyaya gelmesi düşünülen çocuk için fitre zekatı vermek farz değildir, ancak verilmesi güzeldir. Aynı şekilde fakir ve ihtiyaç sahiplerinin de zekat vermesi farz değildir.

Öğrenci, Memur, İşçi ve Çalışanlar İçin Fitre Zekatının Hükmü

Kışlalarda, hastanelerde, bürolarda, gece vardiyasında çalışanlar veya sağlık ocaklarında doktor, sağlık görevlisi ve hemşire olarak çalışıp da orada iftarlarını açanların fitre zekatı kışla, hastane… gibi yerlerin boynuna gelmemektedir. Gerçi misafirin fitre zekatı ev sahiplerinin boynuna gelir, ancak burada o durum söz konusu değildir. Çünkü fetva şahsî ev sahipliği için geçerlidir, beytülmal ve devletten kullanılan mal için geçerli değildir.

Geçimini temin eden gençlerin kendi fitre zekatlarını vermeleri gerekir. Hatta eğer yıllar önceden fitre zekatını vermemiş ve boynunda kalmışsa onu da günümüz şartlarına göre hesaplayarak vermelidirler.

Fitre Zekatının Yerleri

اِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكٖينِ وَالْعَامِلٖينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِى الرِّقَابِ وَالْغَارِمٖينَ”

"Sadakalar (zekâtlar) Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (İslâm'a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olana, yolda kalana mahsustur." (Tövbe/60)

İşte, fitre zekatı bu ayet esasına göre verilir. Müçtehitlerimizin meşhur fetvasına göre fitre zekatın fakirlere verilmesi ve başka yerde kullanılmaması söylenir.

Yeni Dünyaya Gelmiş Çocuğun, Üvey Çocuk ve Çalışan Kadının Fitre Zekatı

Bayram akşamı ve güneş batmadan önce dünyaya gelen çocuğun fitre zekatını vermek farzdır. Ama eğer bu vakitten sonra dünyaya gelmişse vermek farz değildir. Üvey çocuğun geçimini üvey babası veya üvey annesi temin ediyorsa fitre zekatını onların vermesi gerekmektedir. Boşanmış ve babasının yanında yaşayan çalışan kadının fitre zekatı eski eşinden nafaka alsa bile babasının üstündedir, çünkü babasının yemeğini yiyen olarak sayılmakta ve bağımsız değildir.

Fitre Zekatını Vermek Farz, Bayram Namazını Kılmak Müstehaptır

Bayram namazını kılmak her ne kadar güzel ve bereket getiren bir ameldir. Fitre zekatını vermeden bayram namazı kılan birinin bayram namazı kabuldür, ancak şu konu çok iyi bilinmelidir ki; fitre zekatını vermek farz, ama bayram namazını kılmak müstehaptır ve önemi bayram namazından çok daha fazladır.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 06-03-2019, 08:39
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.686
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

www.aliyyenveliyullah.com

Soru: Eğer bir baba fitre zekâtını vermiyorsa bu durumda kadın ve çocukların vazifesi nedir?

Cevap: Onların herhangi bir vazifesi yoktur ve fitre vermeleri gerekmez.

Soru: Eğer bir kadının kocasının ihtiyacından dolayı evin geçimine katkıda bulunuyorsa, bu ev halkının fitre zekâtını kimin vermesi gerekiyor?

Cevap: Eğer kadın erkeğin ekmeğini yiyen sayılırsa, erkek gücü yettiği takdirde kendisinin ve hanımının fitre zekâtını vermesi gerekir ve eğer kadın ne kocasının nede başka birisinin ekmeğini yiyen konumuda değilse kendisi kendi fitre zekatını vermelidir.

Soru: Sadece ramazan bayramı öncesi gece misafir gelen insanın fitre zekâtıyla ilgili hükmü nedir?

Cevap: Onun fitre zekâtı ev sahibinin boynuna düşmez.

Soru: Eğer misafir kendi fitre zekâtını kendisi verirse ev sahibinin boynundan onun fitresi kalkar mı?

Cevap: Eğer misafir ev sahibinin ekmeğini yiyen hesap edilirse, ev sahibinin izniyle ev sahibinden taraf fitresini verdiği takdirde ev sahibinin boynundan onun fitresi kalkar.

Soru: Eğer insan bayram öncesi akşam misafir olursa ve sabah olduğunda o gününün bayram olduğunu anlarsa, acaba misafirlerin fitre zekâtı ev sahibinin boynuna mı gelir?

Cevap: Hilalin görülüp görülmeyeceğini bilmemek fitreyi ödeme hükmünde bir tesir bırakmaz. Ancak daha öncede söylediğimiz gibi bir akşamlık misafirin fitresi kendi boynunadır.

Soru: Acaba mali gücü olmayan şahsın fitre zekâtı vermesi vacip midir?

Cevap: Eğer fakir olursa fitre zekâtı vermesi vacip değildir, ama üç kilo buğday ve benzeri bir şeyi varsa yâda onun miktarında parası varsa bu buğday veya parayı zekât olarak vermesi sünnettir. Eğer bu durumda olan şahsın ailesi varsa bu üç kilo buğdayı aile efradı bir birlerine fitre kastıyla verebilirler. Bundan daha iyi olan bu fitreyi son olan aile ferdinin onu aileden olmayan bir fakire fitre olarak vermesidir.

Soru: Kocasının cinsel talebine itaatsizlik eden kadının fitre zekâtını vermek kocanın üzerinden kalkar mı?

Cevap: Hayır kalkmaz, kadının fitre zekâtı başkasının boynuna vacip olmadığı müddetçe kocası onun fitresini vermek zorundadır.

Soru: Geçen yıllar içerisinde benim eşim, ben ve akrabalarımdan birçok altın takıyı hediye olarak almış bulunuyor, elbette kendisi ev hanımı olup herhangi bir gelire sahip değildir. Bu durumda sizin görüşünüze göre eşimin zekât vermesi gerekiyor mu?

Cevap: Sikke halinde olmayan altına zekât düşmez.

Soru: Acaba fitre zekâtının normalde tükettiğimiz şeylerden mi vermeliyiz, yoksa şeriatın belirlediği şeylerden mi?

Cevap: Eğer buğday, arpa, hurma, pirinç ve benzeri şeylerden verilirse yeterlidir ve insanın genel olarak tükettiği şeyden vermesi gerekmez.

Soru: Fitre zekâtının miktarı ne kadardır?

Cevap: Herkes kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu şahısların her biri için halkın tükettiği genel yiyeceklerden birisinden ( buğday, arpa, hurma, kuru üzüm, pirinç, mısır veya bunların benzeri şeyler) üç kilo veya onların değerini para olarak muhtaç olan birisine vermelidir.

Soru: Eğer birisi fitresini ayırırsa, daha sonra onun yerine başka bir mal bırakmak şartıyla onu kullanabilir mi?

Cevap: Hayır, fitre olarak ayırdığı malın bizzat kendisini fitre olarak vermelidir.

Soru: Fitre zekâtı ne zaman ayrılmalı ve ne zaman verilmelidir?

Cevap: Şevval ayının görüldüğü kesinleştikten sonra fitre zekâtı ayrılabilir. Eğer şahıs bayram namazı kılacaksa ihtiyatı vacip gereği namazdan önce fitre zekâtını vermeli veya bir kenara bırakmalıdır. Eğer şahıs bayram namazı kılmıyorsa bayram günü öğleye kadar vakti vardır.

Soru: Acaba fitre zekâtını ramazan ayından önce fakire vermek caiz midir?

Cevap: Hayır, yeterli değildir; ama parayı fakire borç unvanıyla verip ramazan bayramı günü o borcu fitre zekâtına sayabilirsiniz.

Soru: Acaba fitre zekâtını başka şehirde vermek caiz midir?

Cevap: Eğer kendi şehrinde fitreye müstahak olan birisi bulunmazsa, onu başka şehre götürebilir.

Soru: Acaba dindar olmayan fakir aileye fitre zekâtı verilebilir mi?

Cevap: Fitre zekâtının verildiği şahsın adil olması şart değildir. Ama açıkça büyük günah işleyen birine fitre vermemek ihtiyat gereğidir.

Soru: Acaba baba muhtaç durumdaki öğrenci oğluna fitre zekâtını verebilir mi?

Cevap: Eğer çocuklar fakir olurlarsa anne ve baba onların vacip ihtiyaçlarını karşılamak zorundadırlar ve kendi fitre zekâtlarını onların ihtiyaçlarını karşılamak için veremezler. Ama çocuklarının borçlarını ödemek için veya vacip olmayan ihtiyaçlarını gidermek için fitre zekâtını onlara vermelerinde bir sakınca yoktur.

Soru: Acaba fitre zekâtını haysiyetleri zedelenmesin diye hediye unvanıyla bazı akrabalara verebilir miyiz?

Cevap: Hediye olarak verebilir ve karşı tarafa onun fitre olduğunu söylemesi gerekmez, ama kendisi niyetinde fitre zekâtı vermeye niyet etmelidir.

Soru: Acaba fitre zekâtını kültürel çalışmalarda ve dinin yayılmasına vesile olan işlerde kullanmak caiz midir?

Cevap: Fitre zekâtının dinin yayılmasına neden olan işlerde kullanılmasının sakıncası yoktur, ama fitre zekâtının fakire verilmesi daha iyidir.

Soru: Seyit olamayan birisi seyide fitre zekâtı verebilir mi?

Cevap: Hayır, caiz değildir.

Soru: Hanımım seyittir ve onun fitre zekâtını vermek benim boynumadır. Benim kendim seyit değilim ve seyitlerin fitre zekâtı ayrı alınmaktadır. Acaba hanımıma ait fitre zekâtını seyitlere ait özel fitre sandığına mı atmam gerekir?

Cevap: Fitre zekâtının ödenmesinde ölçü zekâtı ödeyendir, zekat kendisinden taraf verilen şahıs değil. Dolayısıyla siz eşinizden taraf verdiğiniz zekâtı, eşiniz seyit dahi olsa, seyitlere veremezsiniz.

Soru: Acaba fakir seyitlere fitre zekâtı verilebilir mi?

Cevap: Seyit olamayan seyit olana fitre zekâtı veremez.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 06-03-2019, 08:49
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.686
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Kaza ve Keffareti Gerektiren durumlar
1658- Ramazan ayında kasten kusan veya 1630. hükümde açıklandığı gibi gece cünüp olduktan sonra üç defa uyanıp tekrar uyuyan ve sabah ezanına kadar uyanmayan oruçlunun üzerine ancak o günün kazası farz olur. Kasten tenkıye yapan veya başının tamamını suya sokan kimseye, farz ihtiyat gereği keffaret de gerekir. Oruca aykırı olan diğer şeylerin orucu bozduğunu bildiği hâlde kasten yapan kimsenin üzerine ise hem kaza, hem de keffaret farz olur.

1659- Hükmü bilmeyişi yüzünden orucu bozan işlerden birini yapan kimse eğer hükmü öğrenebilir durumda olursa, farz ihtiyat gereği üzerine keffaret gerekir. Ama hükmü öğrenebilir durumda olmaz veya böyle bir hükmün farkına varmaz veyahut o işin orucu bozmadığını kesin olarak bilirse, üzerine keffaret gerekmez.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 06-03-2019, 08:49
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.686
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Orucun Keffareti
1660-
Ramazan orucunun keffareti üzerine farz olan kimse, bir köle azat etmeli veya bir sonraki hükümde açıklayacağımız şekilde iki ay oruç tutmalı veya altmış fakiri ya doyuracak kadar yedirmeli yahut her birine bir müd (yaklaşık 750 gr.) buğday, arpa ya da benzeri yiyecek maddelerini aynen vermelidir. Bunların hiçbirine gücü yetmeyen kimse, gücü yettiği miktar kadarıyla fakirleri doyurmalıdır. Eğer hiçbir şekilde yiyecek maddesi vermeye gücü yetmezse, en azından meselâ bir kere "Estağfirullah" diyerek, Allah-u Tealâ'dan mağfiret dilemelidir. Ancak farz ihtiyat gereği, istiğfar ettikten sonra keffareti ödemeye güç kazanırsa, keffareti yerine getirmesi gerekir.

1661- Ramazan orucunun keffaretini iki ay oruç tutarak ödemek isteyen kimse, onun otuz bir gününü peş peşe tutmalıdır; ama geride kalan diğer günlerin peş peşe olmamasında herhangi bir sakınca yoktur.

1662- Ramazan orucunun keffaretini iki ay oruç tutmakla yerine getirmek isteyen kimsenin peş peşe tutacağı otuz bir günün içinde, Kurban Bayramı gibi oruç tutulması haram olan bir günün bulunmaması gerekir [aksi takdirde keffaret orucuna başlayamaz].

1663- Eğer peş peşe tutacağı otuz bir gün dolmadan özürsüz olarak bir gün oruç tutmaz veya belirli bir adak gününün orucu gibi tutulması farz olan bir gün araya girecek şekilde oruca başlamış olursa, keffaret orucuna yeniden başlaması gerekir.

1664- Hayız, nifas, mecburi yolculuk gibi özürler sebebiyle peş peşe tuttuğu oruçları yarıda bırakan kişinin, keffaret orucuna yeniden başlaması gerekmez. Böyle bir kimse özrü bertaraf olunca, orucuna kaldığı günden devam eder.

1665- Oruçlu kimse orucunu haram bir şeyle batıl edecek olursa, ister o şey şarap ve zina gibi aslen haram olsun, ister hayız hâlindeyken kendi hanımıyla cinsel ilişki kurmak gibi başka bir sebepten dolayı haram olsun, [farz] ihtiyat gereği üzerine cem keffareti gerekir. Yani bir köle azat etmeli, iki ay oruç tutmalı ve altmış fâkiri ya doyurmalı veya onlardan her birine bir müd (=yaklaşık 750 gr.) buğday, arpa, ekmek veya benzeri bir şey vermelidir. Bunların üçünü birden yapmaktan âciz olan kimse, hangisine gücü yeterse onu yerine getirmelidir.

1666- Allah'a veya Peygamber'e (s.a.a) yalan isnatta bulunan oruçlu kimsenin üzerine, farz ihtiyat gereği önceki hükümde açıkladığımız cem keffareti farz olur.

1667- Ramazan ayının aynı gününde cinsel ilişki olayı bir kaç kere tekrarlanırsa, ilişki kuran kimsenin üzerine tek bir keffaret [yani keffaret türlerinden sadece biri] farz olur. Fakat [zina gibi] aslen haram olan bir yol ile cinsel ilişkide bulunursa, üzerine cem keffareti [yani keffaret çeşitlerinin üçü de] farz olur.

1668- Eğer aynı gün içinde cinsel ilişki dışında oruç bozma olayı bir kaç kere tekrarlanırsa, bunlardan dolayı tek bir keffaret ödemek yeterlidir.

1669- Önce haram yoldan cinsel ilişkide bulunup, sonra da kendi helâliyle ilişki kuran oruçlu kimse için yalnız bir cem keffareti, [yani keffaret çeşitlerinin üçünü de] ödemek yeterlidir.

1670- Su içmek gibi aslında helâl olan ve orucu bozan bir şeyle orucunu bozduktan sonra yenilmesi haram olan bir yiyecek gibi aslında haram olan ve orucu batıl eden başka bir iş yapan kimse için, tek bir keffaret ödemek yeterlidir.

1671- Oruçlu kimse geğirmek vasıtasıyla ağzına gelen bir şeyi kasten yutarsa, orucu batıl olur ve üzerine hem kaza, hem de keffaret gerekir. Ancak geğirdiğinde, eğer kan veya yenilebilir olmaktan çıkmış yiyecek maddesi gibi yenmesi haram olan bir şey ağzına gelir ve kasten onu yutarsa, üzerine kaza gerektiği gibi ihtiyat gereği cem keffareti de farz olur.

1672- Belli bir günde oruç tutmayı nezreden kimse, eğer o günün orucunu kasten bozarsa, bir köle azat etmeli veya peş peşe iki ay oruç tutmalı ya da altmış fakiri doyurmalıdır.

1673- Başkasının akşam olduğunu haber vermesi üzerine iftar eden kimse, sonradan akşam olmadığını anlarsa, [haber veren adil olmadığı takdirde] üzerine hem kaza, hem de keffaret gerekir. Fakat haber veren adil kimse olursa, sadece kaza gerekir.

1674- Orucunu bilerek bozan bir kimse, öğleden sonra veya keffaretten kurtulmak amacıyla öğleden önce yolculuğa çıkarsa, üzerine farz olan keffaret düşmez. Hatta böyle bir kimse için öğleden önce tesadüfen bir yolculuk söz konusu olsa bile, ihtiyat gereği keffaret ödemesi farzdır.

1675- Orucunu bilerek bozduktan sonra hayız, nifas veya hastalık gibi bir özürle karşılaşan kimseye keffaret farz olmaz.

1676- Ramazan ayının ilk günü olduğunu kesin olarak bildiği hâlde orucunu bilerek bozan kimse, eğer daha sonra o günün şaban ayının son günü olduğunu anlarsa, üzerine keffaret gerekmez.

1677- Ramazanın son günü mü yoksa şevval ayının ilk günü mü diye şüphelendiği bir günde orucunu bilerek bozan kimse, daha sonra şevval ayının ilk günü olduğunu anlarsa, üzerine keffaret farz olmaz.

1678- Oruçlu kimse, ramazan ayında oruçlu olan hanımıyla cinsel ilişkide bulununca, bakılır: Eğer hanımını bu işe mecbur etmişse, hem kendinin hem de hanımının keffaretini vermelidir. Fakat kadının kendisi de bu işe razı olmuş olursa, her birine birer keffaret farz olur.

1679- Eğer bir kadın oruçlu olan kocasını cinsel ilişkiye veya orucunu bozan başka bir işi yapmaya zorlarsa, üzerine kocasının keffareti farz olmaz.

1680- Oruçlu kimse, ramazan ayında oruçlu hanımıyla cinsel ilişkide bulununca, bakılır: Eğer erkek karısını çaresiz bırakacak bir şekilde bu işe zorlar, fakat daha sonra kadın ilişki esnasında bu işe razı olursa, erkek iki keffaret, kadın ise bir keffaret ödemelidir. Ama eğer kadın mecbur bırakılmasına rağmen bu işi kendi irade ve ihtiyarı ile yapmış olursa, erkeğin hem kendi kefaretini, hem de karısının keffaretini ödemesi gerekir.

1681- Oruçlu olan bir kadın ramazan ayında uyuduğu hâlde, oruçlu olan kocası onunla cinsel ilişki kurarsa, kocasının üzerine tek bir keffaret farz olur; ama kadının orucu sahihtir ve bundan dolayı da keffaret gerekmez.

1682- Eğer erkek, hanımını cinsel ilişki dışında orucu bozan başka bir işe zorlarsa, kadının keffaretini ödemesi gerekmediği gibi kadının üzerine de keffaret farz olmaz.

1683- Yolculuk veya hastalık gibi bir sebepten ötürü oruç tutmayan kimse, oruçlu olan hanımını cinsel ilişkiye zorlayamaz; fakat zorladığı takdirde ihtiyat gereği kadının keffaretini ödemesi gerekir.

1684- İnsan, keffaretini yerine getirme hususunda ihmalkâr davranmamalıdır; ama hemen yerine getirmesi de gerekmez.

1685- Farz olan keffaret borcu birkaç yıl ödenmezse, üzerine bir şey eklenmez.

1686- Keffaret borcunu altmış fakire yiyecek maddesi vererek ödemesi gereken kimse, altmış fakirlere ulaşma imkânı olduğu takdirde onların her birine yaklaşık 750 gr. miktarında olan bir müdden fazla yiyecek maddesi vermemeli veya bir fakiri bir defadan fazla doyurmamalıdır. Fakat yiyecek maddelerini, nafakaları üzerine farz olan ailesinin fertlerine aynen vereceğinden veya onlara yedireceğinden emin olduğu bir fakire, ailesinin her biri için yaşları küçük olsa dahi birer müd vermesinin sakıncası yoktur.

1687- Ramazan orucunun kazasını tutmakta olan bir kimse, öğleden sonra orucunu kasten bozarsa, on fakire birer müd (yaklaşık 750 gr.) buğday ve benzeri yiyecek maddesi vermeli; bunu vermekten âciz olursa da, farz ihtiyat gereği üç gün peş peşe oruç tutmalıdır.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 06-03-2019, 08:50
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.686
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

1991- Fitre, Ramazan Bayramı gecesi güneşin batması ile vacip olur. [Müslüman olan herkesin bu zekâtı vermesi gerekir. O hâlde,] bir kimse baliğ, hür, akıllı ve şuuru yerinde olur, fakir de olmazsa, kendisi ile geçimini sağlamakla yükümlü olduğu [ve o gece ekmeğini yiyenlerden sayılan] kimseler için fitre olarak kişi başına yaklaşık üç kilogram buğday, arpa, hurma, kuru üzüm, pirinç veya mısır gibi yiyecek maddelerinden müstahak olan birine vermesi gerekir. Bunlardan birinin kıymetini para olarak ödemek de yeterlidir.

1992- Kendisi ile aile fertlerinin yıllık masrafına yetecek miktarda ne malı ne de bir kazancı bulunmayan kimse, fakir sayılır ve onun fitre vermesi farz değildir.

1993- Bayram gecesi güneş batarken, [akşam yemeğine davet edilen ve] ekmeğini yiyenlerden sayılan kimselerin fitresini vermek ev sahibinin üzerine farz olur, ister bunlar nafakasını temin etmekle yükümlü olduğu kimselerden olsun ister olmasın, küçük olsun büyük olsun, Müslüman olsun kâfir olsun, kendi oturduğu şehirden olsunlar veya başka bir şehirden olsunlar fark etmez.

1994- Başka bir şehirde olup, ekmeğini yiyenlerden sayılan kimseyi [yetkisinde bıraktığı] malından kendi fitre zekâtını vermesi üzere vekil tayin eden kimse, vekilin kendi fitresini vereceğinden emin olursa, onun fitresini kendisinin vermesi gerekmez.

1995- Bayram gecesi güneş batmadan önce ev sahibinin rızasıyla evine gelip, onun ekmeğini yiyenlerden sayılan misafirin fitre zekâtı, ev sahibine farz olur.

1996- Ramazan Bayramı gecesi güneş batmadan önce ev sahibinin rızası olmadan evine gelip, bir müddet onun yanında kalan bir misafirin fitresini vermek ev sahibinin üzerine farzdır. Hatta bir kimse, birisinin geçimini temin etmeye mecbur edilirse, onun da fitresini bu şahısın vermesi gerekir.

1997- Bayram gecesi güneş battıktan sonra gelen misafirin fitresini vermek, güneş batmadan önce davet edilse ve iftarını da gittiği evde açmış olsa bile, ev sahibinin üzerine farz değildir.

1998- Ramazan Bayramı gecesi güneş battığı sırada deliren veya bayılan kimsenin fitre vermesi farz değildir.

1999- Güneş batmadan önce bulûğ çağına eren çocuk, iyileşen deli veya zengin olan fakirin, fitre zekâtının belirtilen diğer şartlarının bulunması durumunda, fitre vermesi vaciptir.

2000- Bayram gecesi güneş battığı sırada üzerine fitre vermek farz olmayan bir kimse, bayram günü öğle namazı öncesine kadar fitrenin vacip olma şartlarına kavuşursa, fitre zekâtını vermesi [farz olmasa da] müstehaptır.

2001- Ramazan Bayramı gecesi güneş battıktan sonra Müslüman olan bir kâfirin fitre vermesi gerekmez. Ama Şia olmayan bir Müslüman, ay göründükten sonra Şia olursa, fitre vermesi gerekir.

2002- Yalnızca üç kilogram buğday ve benzeri bir şeye sahip olan kimsenin fitre vermesi [vacip olmasa da] müs-tehaptır. Hatta geçimlerini sağlamakla yükümlü olduğu ailesinin de fitresini vermek istediği takdirde, elindeki o üç kiloluk yiyecek maddesini fitre zekâtı niyetiyle aile fertlerinden birine verir, o da aldığını fitre olarak niyet edip, bir diğerine verir ve böylece el ele ailenin son ferdine kadar dolaştırırlar; ama son kişi bunu fitre niyetiyle kendilerinden olmayan başka bir fakire verirse, daha iyi olur. Fakat onlardan biri küçük çocuk olursa, ihtiyat gereği fitre olarak aile fertlerinin arasında dolaştırılan bu mal, o çocuğa verilmemelidir. Eğer fitreyi [çocuğa verirler ve] çocuktan taraf da velisi onu alırsa, çocuğun ihtiyaçlarına harcaması gerekir; yoksa onun adına fitreyi başka birine verme hakkı yoktur.

2003- Güneş battıktan sonra doğan çocukla iftar yemeğine gelip, ev sahibinin ekmeğini yiyenlerden sayılan misafir için fitre vermek farz değildir. Ancak, güneşin bat-masından bayram günü öğleye kadar insana yemekte misafir olan bütün herkes için fitre vermek müstehaptır.

2004- Birisinin ekmeğini yiyenlerden sayılan kimse, güneş batmadan önce başka birinin ekmeğini yiyenlerden olursa, onun fitresi ekmeğini yemekte olduğu ikinci kimse üzerine farzdır. Meselâ, babasının evinde olan bir kız, güneş batmadan önce evlenerek kocasının evine giderse, fitresi kocasının üzerine farz olur.

2005- Fitresi başkası tarafından verilmesi gereken kimsenin, tekrar kendisinin fitre vermesi gerekmez.

2006- Eğer fitresini vermek başka birinin üzerine farz olur, o da vermezse, insanın kendi üzerine bir şey farz olmaz.

2007- Fitresini vermek başka birine farz olan kimse, kendi fitresini verse bile, bu fitre, onu vermekle yükümlü olan kişinin üzerinden düşmez.

2008- Kocası tarafından nafakası karşılanmayan bir kadın, eğer bir başkasının ekmeğini yiyenlerden sayılırsa, fitresi onun üzerine farzdır. Ancak başkasının ekmeğini yiyenlerden sayılmazsa, fakir olmadığı takdirde fitresini kendisi vermelidir.

2009- Seyit olmayan kimse, seyit olan birisine fitre veremez. Hatta fitresini vermekle yükümlü olduğu seyidin fitresini de başka bir seyide veremez.

2010- Anne ya da sütanneden süt emen çocuğun fitresi, anne veya sütannenin ihtiyaçlarını karşılayan kimseye farzdır. Ancak anne veya sütanne, kendi ihtiyaçlarını çocuğun malından karşılıyorlarsa, çocuğun fitresi kimsenin üzerine farz olmaz.

2011- Bir kimse, ailesinin ihtiyaçlarını haram maldan karşılasa bile, onların fitrelerini helâl maldan vermelidir.

2012- İnsan, bir kimseyi ecîr tutar ve anlaşmada onun masraflarını karşılamayı şart koşarsa, eğer şartına amel eder ve ecîr onun ekmeğini yiyenlerden sayılırsa, fitresini de vermesi gerekir. Ancak yalnız onun ihtiyaçlarına yetecek miktarda belirli bir ücret vermeyi şart koşar ve örneğin, ihtiyaçlarını karşılaması için bir miktar para verirse, ecîr olan kimsenin fitresini vermek onun üzerine farz olmaz.

2013- Bayram gecesi güneş battıktan sonra ölen kimsenin kendisinin ve ailesinin fitresi, miras olarak bıraktığı maldan verilmelidir. Fakat bir kimse güneş batmadan önce ölürse, onun ve ailesinin fitresini terekeden vermek farz değildir.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 06-03-2019, 08:50
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.686
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

2014- Bir kimse fitre zekâtını, farz olan mal zekâtında açıklanan sekiz yerden birine verirse yeterlidir. Ancak müstehap ihtiyat gereği, yalnız Şia fakirlerine verilmelidir.

2015- İnsan fitreyi fakir olan Şiî bir çocuğun ihtiyaçlarına harcayabileceği gibi velisine teslim ederek çocuğun mülkiyetine de geçirebilir.

2016- Kendisine fitre verilen fakirin âdil olması gerek-mez. Ancak farz ihtiyat gereği içki içen ve açıktan (alenî olarak) büyük günahları işleyen kimseye fitre verilmemelidir.

2017- Fitreyi günah işlerde kullanacak olan kimseye, fitrenin verilmemesi gerekir.

2018- Bir fakire, farz ihtiyat gereği yıllık ihtiyacından fazla ve yaklaşık üç kilo yiyecek maddesinden de az miktar fitre verilmemelidir.

2019- Fitre olarak yaklaşık üç kilogram miktarında yiyecek maddelerinden verilmesi gereken bir cinsin değeri, normalinin iki kat üzerinde olur ve insan o iyi cinsin yarısını örneğin, üç kiloluk normal buğdayın yerine değeri onun iki katı olan iyi cins buğdayın yarısını fitre olarak verirse, yeterli olmaz. Hatta onu, fitre verilmesi gereken malın kıymeti niyetiyle verse bile, fitre zekâtı yerine geçmez.

2020- Fitrenin yarısını bir cinsten, meselâ buğdaydan ve diğer yarısını da başka bir cinsten, örneğin arpadan ver-mek caiz değildir. Hatta onu, fitrenin kıymeti niyetiyle ver-mek sakıncalıdır ve de yeterli değildir.

2021- Fitre zekâtını verirken, akrabadan olan fakirleri, sonra fakir komşuları, sonra da ilim ehli fakirleri diğerlerine tercih etmek müstehaptır. Ancak herhangi bir açıdan üstünlüğü olan başka kimseler bulunursa, önce onlara vermek müstehaptır.

2022- Bir kimse, fitresini fakir zannettiği birisine verdikten sonra onun fakir olmadığını anlarsa, eğer ona volur veya dış görünüşü itibarıyla fakir olduğuna kanaat getirilir yahut önceden fakir olduğu bilinirse, ona fitre verilebilir.erilen mal mevcut bulunuyorsa, geri alıp müstahak birisine vermelidir. Fakat malı ondan geri alamazsa, tekrar kendi malından fitre vermesi gerekir. Ancak fitre olarak verdiği mal yok olmuşsa, eğer fitreyi alan kişi onun fitre zekâtı olduğunu biliyor veya ihtimal veriyor idiyse, karşılığını vermelidir; aksi takdirde bedelini ödemek fitre alan kimsenin üzerine farz değildir; ama fitre vermekle yükümlü olan kimsenin yeniden fitre vermesi gerekir.

2023- Bir kimseye, "Ben fakirim" demesi üzerine fitre verilmez. Ancak [bu sözü üzerine] onun fakirliğine güven hâsıl olur veya dış görünüşü itibarıyla fakir olduğuna kanaat getirilir yahut önceden fakir olduğu bilinirse, ona fitre verilebilir.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 06-03-2019, 08:51
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.686
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

2024- İnsan, fitre zekâtını kurbet kastıyla, yani âlemlerin Rabbinin emrini yerine getirmek için vermeli, onu verdiği zaman da fitre zekâtı olarak niyet etmelidir.

2025- Fitreyi ramazan ayı girmeden önce vermek caiz değildir. Farz ihtiyat gereği ramazan ayı içinde de verilmemelidir. Fakat ramazandan önce veya ramazan ayı içinde fakire borç verir ve üzerine fitre farz olduktan sonra alacağını fitre karşılığı olarak sayarsa, sakıncası yoktur.

2026- Fitre olarak verilen malın toprak veya başka bir cinsle karışmış olmaması, karışacak olursa da dikkat çekmeyecek derecede az olması gerekir. Eğer bu miktardan çok karışırsa, fitre olarak verilmesi gereken malın ağırlığı toplam üç kilogram olacak şekilde olursa, sahih olur. Ancak örneğin, üç kiloluk buğdayın içine bir kaç kilo toprak karışır ve onu temizlemek para harcamaya yahut haddinden fazla uğraşmaya ihtiyaç duyarsa, onun fitre olarak verilmesi caiz değildir.

2027- Bir kimse, kusurlu bir şeyi fitre olarak verirse, yeterli olmaz.

2028- Birkaç kişinin fitresini vermekle yükümlü olan kimsenin, fitrelerin hepsini bir cinsten vermesi gerekmez; bazılarının fitresini buğday, diğer bazılarınınkini ise arpa olarak verirse yeterlidir.

2029- Bayram namazı kılan kimse, farz ihtiyat gereği fitresini bayram namazından önce vermelidir. Ama bayram namazı kılmayan kimse, fitreyi öğleye kadar geciktirebilir.

2030- Fitre niyetiyle malından bir miktarını ayırır ve bayram günü öğleye kadar müstahak olan kimseye de ulaş-tırmazsa, farz ihtiyat gereği onu fakire verdiğinde, [yeniden] fitre niyeti ederek vermelidir.

2031- Fitre zekâtı farz olduğu zaman fitreyi vermez ve sonradan vermek amacıyla da ayırıp bir kenara koymazsa, farz ihtiyat gereği verirken, eda ve kaza olduğuna niyet etmeksizin onu vermelidir.

2032- Bir kimse, fitre olarak ayırdığı malı kendisine alıp, yerine başka bir şeyi koyamaz.

2033- Değeri fitreden fazla bir mala sahip olan kimsenin fitre vermeyip, bu malın bir kısmının fitre olmasını niyet etmesi sakıncalıdır.

2034- Fitre zekâtı olarak ayrılan mal zâyi olunca, ba-kılır: Eğer müstahak olan bir fakire ulaşma imkânı olduğu hâlde fitreyi geciktirmişse, değer olarak onun bedelini ver-melidir. Fakat fakire ulaşma imkânı olmazsa, üzerine yeniden fitre lazım gelmez. Ancak onu korumada kusuru olursa, tekrar fitre vermesi gerekir.

2035- Fitreyi kendi malından ayırdıktan sonra, eğer yaşamakta olduğu bölgede müstahak kimse bulunuyorsa, farz ihtiyat gereği fitreyi başka bir yere götürmemelidir. Eğer başka bir yere götürür ve sonra zâyi olursa, onun bedelini vermesi gerekir.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 06-03-2019, 09:01
SADIK ŞİA SADIK ŞİA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 93
SADIK ŞİA is on a distinguished road
Standart

"Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır." (bk. Zâriyât, 19-24) buyurulmaktadır.

Kısa adı fitre olan “sadaka-ı fidr” e, orucun bitmesiyle vacip olmasından dolayı “zekâtül fıdr”, nefsi temizleyip amellerin sevabını artırdığı için de bedenin zekatı anlamında “zekâtül beden” denir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 06-03-2019, 09:02
FATİME FATİME isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 66
FATİME is on a distinguished road
Standart

Her kim bayram akşamı mükellef olur (ergenlik çağına girse), fakir ve başkasının yemeğini yiyen birisi de olmasa o kişinin fitre zekâtını vermelidir. “Fitre zekatı fakir ve başkasının yemeğini yiyen birinin üzerine farz değildir. Aynı şekilde mükellef olmayan birinin fitre zekatı onun geçimini sağlayan kişinin boynuna farzdır, kendi boynuna değil.”
__________________
HZ.PEYGAMBER EFENDİMİZ(s.a.a) ŞÖYLE BUYURUYORLAR: CENNET, EHLİBEYTİME ZULMEDEN VE İTRETİM HAKKINDA BENİ İNCİTENE HARAM KILINMIŞTIR.
(Tefsir-i Kurtubi, c. 16, s. 22).
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 06-03-2019, 09:09
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.686
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Keffare ve Fitre Nedir, Ne kadardır?

Mübarek Ramazan ayında en fazla sorulan iki soru; keffare ve fitre hakkındadır. Sizler için bu iki soruyu cevaplandırmaya çalıştık:

Keffare (Kefaret)

Keffare, Küfür maddesinden örtmek ve saklamak anlamına gelmektedir.

Dini ıstılah açsından ise işlediği günah ve hatadan dolayı sadaka vermek, kurban kesmek, şer'i bir ameli yapmak gibi bir takım şeyleri yerine getirmeye denir. Bu işi yapmak günahın eserini ortadan kaldırdığı için onu insandan örtmektedir. Bundan dolayı ona keffare (kefaret) denmektedir.

Kafir insana da Allah, Kıyamet, Nübüvvet… gibi hakikatleri inkar ettiği ve onu saklayıp örttüğünden dolayı kafir denilmektedir.

Keffare birkaç çeşittir: “Muayyen, muhayyer, mürettep, mürettep ve muhayyer ve toplu kefarettir” bunların her birinin açıklaması kendi yerinde beyan edilmiştir.

Ramazan orucunun keffareti üzerine farz olan kimse, bir köle azat etmeli veya bir sonraki hükümde açıklayacağımız şekilde iki ay oruç tutmalı veya altmış fakirin her birine bir müd (yaklaşık 750 gr.) buğday, arpa ya da benzeri yiyecek maddelerini aynen vermelidir.

Toplu Kefaret

Toplu Kefaret, kefaret çeşitlerinden biri sayılmaktadır. Anlamına gelince; bir köle azat etmek, iki ay oruç tutmak ve altmış fakire yemek vermektir. Boynuna toplu, kefaret gelen kişi bunların hepsini tek tek yerine getirmek zorundadır. Toplu kefaret iki yerde insanın boynuna gelebilir; birincisi insan orucunu haram bir şeyle batıl ederse (örneğin; zina eder, şarap içer, istimna ederse…) ikincisi ise günahsız yere ve bilerek Müslüman birisini öldürürse. (böyle birinin öteki cezaları yerindedir.)
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #11  
Alt 06-04-2019, 10:18
zehra gülü zehra gülü isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 19
zehra gülü is an unknown quantity at this point
Standart

Paylaşımınız İçin Allah Razı Olsun
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 06:53


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.