aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | HİLAFET | GADİR-İ HUM

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 05-16-2008, 01:20
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.377
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart İmam Ali (a.s), Resulullah'in (s.a.a) İlim Kapısı

1- Resulullah (s.a.a): "Ali, benim ilmimin kapısıdır." İhkâkü'l-Hak, c.15, s.566, El-Mürâciât, s.153
2- Resulullah (s.a.a): "Ben, öğrendiğim her şeyi, mutlaka Ali'ye de öğrettim; o, benim ilim şehrimin kapısıdır."
İhkâkü'l-Hak, c.5, s.501, Et-Terâif, s.77
Bu hadis mütevatir ve kesin olan hadislerdendir. Allame-i Emini, El- Gadir kitabında Ehl-i Sünnet alimlerinden 143 kişinin bu hadisi naklettiklerini yazmıştır. El-Gadir, c. 6, s. 61
3- Ehl-i Sünnet ve Şia alimleri Hz. Ali’nin şöyle buyurduğunu nakletmişlerdir: “Beni kaybetmeden önce istediğiniz şeyi benden sorun. Allah’a andolsun ki, eğer fetva kürsüsünde oturursam, Tevrat ehli arasında Tevrat’ın hükmü ile, İncil ehli arasında, İncil ile, Zebur ehli arasında Zebur ile ve Kur’ân ehli arasında Kur’ân’la fetva veririm. Öyle ki eğer Allah Teala o kitapları konuşturmuş olursa ‘Ali doğru dedi, bizde nazil olan hükme göre fetva verdi’ derlerdi.” Hz. Ali Kimdir?, s. 236.(Fazlullah Kompani)
4- Hz. Ali (a.s)’ın sorulara çok çabuk cevap vermesi herkesi şaşırtıyordu. Bir gün Ömer şöyle dedi: “Ya Ali, beni şaşırtan, bütün ilmi, fıkhi ve siyasi ilimleri çok iyi bilmen değildir, benim asıl şaşırdığım şey senin çok çabuk ve beklemeden cevap vermendir.
Hz. Ali (a.s) onun bu sözüne karşılık şöyle buyurdu: “Ey Ömer, bu elimde kaç parmak vardır?” Ömer; “Beş parmak vardır” dedi.
İmam (a.s); “Öyleyse neden bu sorunun cevabında düşünmedin?” Ömer; “Bu açıktır, düşünmeğe gerek yoktur” dediğinde,
Hz. Ali (a.s); “Bütün meseleler de benim yanımda beş armak gibi açıktır.”
5- Yine Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Ümmetimin en alimi Ali’dir.” Yenabi’ul- Mevedde, s. 70
6- Emir’ul- Muminin Hz. Ali de şöyle buyurmuştur: “Kur’ân’da olan her ayeti Resulullah’a okudum, O da onun manasını (tefsirini) bana öğretti.”

Şevahid’ut- Tenzil, c. 1, s. 43
7- Hz. Ali (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir: “Gaip sırlarını benden sorun; çünkü ben peygamber ve elçilerin ilminin varisiyim.”
Yenabi’ul- Mevedde, bab14, s. 69
8- Ebûzer-i Gıfârî Resulullah'tan (s.a.a) şöyle nakletmiştir; buyurdu: "Ali, benim ilmimin kapısı ve ümmetime açıklayandır…"
İhkâkü'l-Hak, c.7, s.213, Yenâbîü'l-Mevedde (Kundûzi-i Hanefi), s.235
9- İbn Abbâs Resulullah'tan (s.a.a) şöyle nakletmiştir; buyurdu: "Rabb'imin huzuruna vardığımda, benimle konuştu ve münâcât etti; ben de öğrendiğim her şeyi Ali'ye öğrettim; o, benim ilmimin kapısıdır." İhkâkü'l-Hak, c.6, s.461, Et-Terâif, s.77
10- Resulullah (s.a.a): "Ben, bildiğim her şeyi Ali'ye de öğrettim; o, benim ilim şehrimin kapısıdır." İhkâkü'l-Hak, c.5, s.501
11- Hz. Ali'den (a.s) şöyle nakledilmiştir; Resulullah (s.a.a), Hayber fethedildiğinde bana buyurdu ki: "Sen, benim ilmimin kapısısın;
senin evlatların, benim evlatlarımdır; senin etin, benim etimdir ve senin kanın, benim kanımdır." İhkâkü'l-Hak, c.6, s.448
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 11-17-2017, 09:28
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.377
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart İlim Şehri Hadisi Sünni Kaynaklarında | حديث أنا مدينة العلم وعلي بابها في أ

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Hamd Olsun Alemlerin Rabbine ve Selam Olsun Mövlamız Muhammede ve Onun Tertemiz Ehli Beytine


İlim Şehri Hadisi Sünni Kaynaklarında | حديث أنا مدينة العلم وعلي بابها في أهل السنة

Nebi s.a.a’in “ben ilim şehri Ali ise onun kapısıdır” kelamını İslami/Şii kaynaklardan sahih senedlerle ve belgeli bir şekilde sizlerle paylaşıyoruz. inşaAllah bu çalışmamızda hadisi sünni kaynaklarından aktaracağız.

İslami/Şii kaynaklarda olduğu gibi sünni kaynaklarda da bu hadis değişik senedler ile farklı sahabelerden rivayet edilmiştir. inşaAllah çalışmamızda her sahabeden rivayet edilen hadisi ayrı ayrı kaynaklardan aktaracağız.

1. imam Ali a.s hadisi: bu hadisi Ahmed b. Hanbel ve Taberi başta olmak üzere bir çok muhaddis değişik senedlerle Hz. Ali a.s’dan rivayet etmiştir.

Ahmed b. Hanbel’in “Fedail es-Sahabe” adlı Kitabında şu ifadeler var:

حدثنا إبراهيم قال نا محمد بن عبد الله الرومي قال نا شريك عن سلمة بن كهيل عن الصنابحي عن علي بن أبي طالب قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم أنا دار الحكمة وعلي بابهاbana İbrahim anlattı, dedi ki: bana Muhammed b. Abdullah er-Rumi anlattı, dedi ki: Şerik bana Seleme b. Kuheyl’den, o Sanabih’den, o da Ali b. Ebu Talib’den anlattı, dedi ki: Rasulullah s.a.a dedi ki: “ben hikmet evi ve Ali onun kapısıdır”

Ahmed b. Hanbel, “Fedail es-sahabe”, 2/634-635, hadis 1081

hadisi Taberi “Tehzibul Asar”, 4/123, hadis 1414‘de; Ebu Nuaym el-İsfehani “Marifetus Sahabe”, 1/106, hadis 347‘de; ibni Asakir “Tarihi Dimeşk”, 42/378, hadis 44629‘da Hz. Ali a.s’dan rivayet etmiştir.

hadisi kendi kitabında rivayet eden Ebu Cafer et-Taberi hadis hakkında diyor ki:

وهذا خبر صحيح سنده
ve bu haberin isnadı sahihtir.

Taberi, “Tehzibul Asar”, 4/123, hadis 1414

2. ibni Abbas r.a hadisi: bu hadisi Hakim en-Nişaburi ve Hayseme b. Süleyman rivayet etmiştir.

sünni muhaddis Hayseme b. Süleyman’ın “min hadisi Hayseme” adlı kitabında şu ifadeler var:

حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْفٍ، حَدَّثَنَا مَحْفُوظُ بْنُ بَحْرٍ الأَنْطَاكِيُّ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ مُحَمَّدٍ الأَنْصَارِيُّ الْكُوفِيُّ، عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا مَرْفُوعًا أَنَا مَدِينَةُ الْحِكْمَةِ، وَعَلِيُّ بَابُهَاbana ibni Avf anlattı, dedi ki: bana ibni Bahr anlattı, dedi ki: Musa b. Muhammed el-Ensari bana Ebu Muaviye’den, o Ameş’ten, o Mücahid’den, o da ibni Abbas r.a’dan anlattı, dedi ki: “ben hikmetin şehri ve Ali onun kapısıdır”

Hayseme, “min hadisi Hayseme b. Süleyman”, sayfa 200

hadisi Hakim en-Nişaburi “Müstedrek”, 3/137, hadis 4637‘de değişik bir sened ile ibni Abbas r.a’dan rivayet etmiştir.

Hayseme’nin aktardığı senedde yer alan tüm raviler sika (güvenilir)‘dir. Şimdi inşaAllah raviler hakkında bilgi vereceğiz:

Abdullah b. Abbas (عبدالله بن عباس): sahabedir ve malm olduğu üzere sünniler nezdinde tüm sahabeler adil ve sika (güvenilir)’dirler. O yüzden hakkında detaylı bilgi vermeye gerek duymuyoruz.

Mücahid (مجاهد بن جبر): sünniler nezdinde güvenilir bir ravidir. Sadece şu kadarını söylemek yeterlidir ki, sünniler nezdinde Kur’an sonrası en güvenilir kitap olan “Sahihi Buhari”nin ravilerindendir. Sünni rical alimi ez-Zehebi onun biografisinde diyor ki:

مجاهد بن جبر ( ع ) الإمام ، شيخ القراء والمفسرين ، أبو الحجاج المكي ، الأسود
Mücahid b. Cabir, imam, kurra ve müfessirlerin şeyhi, Ebul Haccac el-Mekki el-Esedi

وقال يحيى بن معين ، وطائفة : مجاهد ثقة
قال ابن سعد مجاهد ثقة ، فقيه ، عالم ، كثير الحديث
Yahya b. Main ve taife dedi ki: “Mücahid sika (güvenilir)‘dir”
ibni Sad dedi ki: “Mücahid sika (güvenilir), fakih, alim ve çok hadis rivayet eden birisidir”

ez-Zehebi, “Siyer”, 4/449

Ameş (الاعمش): önceki ravi Mücahid gibi sünniler nezdinde güvenilir olup “Sahihi Buhari” ve “Sahihi Müslim”de kendisinden hadis rivayet edilmiş olan bir ravidir. ez-Zehebi onun biografisinde diyor ki:

الاعمش (ع) سليمان بن مهران، الامام شيخ الاسلام، شيخ المقرئين والمحدثين، أبو محمد الاسدي
el-Ameş: Süleyman b. Mihran, imam, şeyhul İslam, müfessir ve muhaddislerin şeyhi, Ebu Muhammed el-Esedi

ez-Zehebi, “Siyer”, 6/227

Ebu Muaviye (أبو معاوية): sünniler nezdinde güvenilir bir ravi ve “Sahihi Buhari” ve “Sahihi Müslim”in ravisidir. ez-Zehebi onun biografisinde diyor ki:

أبو معاوية ( ع ) محمد بن خازم مولى بني سعد بن زيد مناة بن تميم ، الإمام الحافظ الحجة أبو معاوية السعدي الكوفي الضرير ، أحد الأعلام
Ebu Muaviye, Muhammed b. Hizam. Sadan b. Ziyad oğullarının mevalisi, imam, hafız, hüccet, Ebu Muaviye el-Esedi el-Kufi, ulemadan biridir.

وقال أحمد بن عمر الوكيعي : ما أدركنا أحدا كان أعلم بأحاديث الأعمش من أبي معاوية
قال العجلي : كوفي ثقة
وقال يعقوب بن شيبة : ثقة
وقال النسائي : ثقة
Ahmed b. Ömer dedi ki: “hadis ilmini Ebu Muaviye hariç Ameş’ten kimse idrak edememiştir”
İcli dedi ki: “kufeli ve sika (güvenilir)’dir”
Yakub b. Şeybe dedi ki: “sika (güvenilir)‘dir”
Nesai dedi ki: “sika (güvenilir)‘dir”

ez-Zehebi, “Siyer”, 9/74

Musa b. Muhammed el-Ensari (موسى بن محمد الأنصاري): sünni rical ilmine göre güvenilir ravilerden biridir, ibni Ebu Hatem er-Razi onun biografisinde diyor ki:

موسى بن محمد الأنصاري
Musa b. Muhammed el-Ensari

نا عبد الرحمن نا أبو سعيد بن يحيى بن سعيد القطان نا محمد بن الصلت أبو جعفر: نا موسى بن محمد الأنصاري الثقة والله
قال نا أبو مالك الأشجعي نا عبد الرحمن قال ذكره أبى عن إسحاق بن منصور عن يحيى بن معين أنه قال : موسى بن محمد الأنصاري ثقة
نا عبد الرحمن قال سألت أبى عن موسى بن محمد الأنصاري فقال: لا بأس به
bana Muhammed b. Sulat dedi ki: “bana Musa b. Muhammed el-Ensari anlattı ve vallahi o sika (güvenilir)‘dir”
Yahya b. Main dedi ki: “Musa b. Muhammed el-Ensari sika (güvenilir)‘dir”
babama onun hakkında sordum, dedi ki: “onda sorun yoktur”

ibni Ebu Hatem, “Cerh ve Tadil”, 8/160

Mahzuf b. Bahr (محفوظ بن بحر): sünni rical ilmine öre güvenilir bir ravidir, sünni rical alimi ibni Hibban onu “es-Sikat (güvenilirler)” kitabında zikretmiştir, bkz: ibni Hibban, “es-Sikat”, 9/204

Muhammed b. Avf (محمد بن عوف): sünni rical ilminde otorite alimlerden olan ibni Hacer onun biografisinde diyor ki:

محمد بن عوف بن سفيان الطائي أبو جعفر الحمصي ثقة حافظ من الحادية
Muhammed b. Avf b. Süfyan et-Tai, Ebu cafer el-Hamsi, sika (güvenilir) ve hadis hafızıdır.

ibni Hacer, “Takribut Tehzib”, 2/121, 6222-ci ravi

görüldüğü gibi Hayseme b. Süleyman’ın rivayet ettiği hadisin senedinde yer alan tüm raviler sika (güvenilir)’dir. hadisi kendi kitabında ibni Abbas r.a’dan başka bir sened ile rivayet eden Hakim en-Nişaburi de hadisin sıhhati hakkında diyor ki:

هذا حديث صحيح الإسناد و لم يخرجاه و أبو الصلت ثقة مأمون فإني سمعت أبا العباس محمد بن يعقوب في التاريخ يقول: سمعت العباس بن محمد الدوري يقول: سألت يحيى بن معين عن أبي الصلت الهروي فقال: ثقة فقلت: أليس قد حدث عن أبي معاوية عن الأعمش أنا مدينة العلم فقال: قد حدث به محمد بن جعفر الفيدي و هو ثقة مأمون سمعت أبا نصر أحمد بن سهل الفقيه القباني إمام عصره ببخارى يقول: سمعت صالح بن محمد بن حبيب الحافظ يقول: و سئل عن أبي الصلت الهروي فقال: دخل يحيى بن معين و نحن معه على أبي الصلت فسلم عليه فلما خرج تبعته فقلت له: ما تقول رحمك الله في أبي الصلت فقال: هو صدوق فقلت له: إنه يروي حديث الأعمش عن مجاهد عن ابن عباس عن النبي صلى الله عليه و سلم أنا مدينة العلم و علي بابها فمن أراد العلم فليأتها من بابها فقال: قد روى هذا ذاك الفيدي عن أبي معاوية عن الأعمش كما رواه أبو الصلت
bu hadisin isnadı sahihtir ve onlar (Buhari ve Müslim) tahriç etmemiştirler ve (hadisin ravilerinden) Eba Selt sika (güvenilir)’dir. Ebul Abbas Muhammed b. Yakub “Tarih”de dedi ki: Abbas b. Muhammed Duri’nin şöyle dediğini duydum: Yahya b. Main’e Eba Selt el-Herevi hakkında sordum “sika (güvenilir)‘dir” dedi. Dedim ki: “ama o Ebu Muaviye’den, o da Ameş’ten “ben ilmin şehriyim” hadisini rivayet etmektedir” (Yahya b. Main) dedi ki: “bu hadisi Muhammed b. Cafer el-Feydi de rivayet etmiştir ve o sika (güvenilir)’dir.” (ben Hakim) Ebu Nasr Ahmed b. Sehl’in şöyle dediğini duydum: hafız Salih b. Muhammed b. Habib’e Ebul Selt el-Herevi hakkında sorulan soruya cevaben şöyle dediğini duydum: Yahya b. Main’in yanına girdik ve “Ebu Selt el-Herevi hakkında ne dersin?” dedik. Yahya b. Main dedi ki: “o sadık’tır” dedim ki: “ama o Ebu Muaviye’den, o Ameş’ten, o Mücahid’den, o ibni Abbas’dan, o da Nebi s.a.a’den “ben ilmin şehri Ali ise kapısıdır, ilim isteyen kapıya gelsin” diye rivayet etmektedir” Yahya b. Main dedi ki: “bu hadisi Feydi Ebu Muaviye’den, o da Ameş’ten Ebu Slet’in rivayet ettiği gibi rivayet etmiştir”

Hakim en-Nişaburi “Müstedrek”, 3/137, hadis 4637
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 11-17-2017, 09:33
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.377
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart İlim Şehri Hadisi Şii Kaynaklarda / حديث أنا مدينة العلم وعلي بابها في ك

İlim Şehri Hadisi Şii Kaynaklarda | حديث أنا مدينة العلم وعلي بابها في كتب الشيعة

Bilindiği gibi İslam aleminde meşhur olan, avamdan alime her kesin bildiği hadislerden birisi Nebi s.a.a’in “ben ilim şehri, Ali ise onun kapısıdır” kelamıdır. inşaAllah bu çalışmamızda bu hadisi şerifi İslami/Şii kaynaklardan sahih senedler ile sizlere aktaracağız.

hadisi Şeyh Saduk ve Şeyh Tusi r.a gibi büyük muhaddisler sahih ve değişik senedlerle imamlar a.s’dan rivayet etmiştirler. inşaAllah çalışmamızda her imamdan gelen hadisi ayrı olarak aktaracağız.


1. imam Sadık a.s hadisi: hadisi Şeyh Saduk r.a “Emali” kitabında şöyle rivayet etmektedir:

حدثنا أبي (رضي الله عنه)، قال: حدثنا سعد بن عبد الله، قال: حدثنا أحمد ابن محمد بن خالد، عن القاسم بن يحيى، عن جده الحسن بن راشد، عن أبي عبد الله الصادق جعفر بن محمد، عن آبائه، عن أمير المؤمنين (عليهم السلام)، قال: قال لي رسول الله (صلى الله عليه وآله) على منبره:
يا علي، أنا مدينة العلم وأنت بابها
bana babam r.a anlattı, dedi ki: bana Sad b. Abdullah anlattı, dedi ki: Ahmed b. Muhammed b. Halid bana Kasım b. Yahya’dan, o ceddi Hasan b. Raşid’den, o Ebu Abdullah Cafer b. Muhammed es-Sadık’dan, o babalarından, onlar da Müminlerin Emiri a.s’dan anlattı, dedi ki: Rasulullah s.a.a minberde olduğu zaman bana dedi ki: “ey Ali! Ben ilim şehri, sen ise onun kapısısın”

Şeyh Saduk r.a, “Emali”, sayfa 655, hadis 891

hadisin senedinde yer alan tüm raviler sika (güvenilir) ve hadisin isnadı muttasıldır.

2. imam Rıza a.s hadisi: bu hadisi de yine Şeyh Saduk r.a “Uyunu ahbar er-Rıza a.s” kitabında rivayet etmiştir.

Şeyh Saduk r.a’ın “Uyunu ahbar er-Rıza a.s” adlı kitabında şu ifadeler var:

حدثنا علي بن الحسين بن شاذويه المؤدب و جعفر بنمحمد بن مسرور رضي الله عنهما قالا حدثنا محمد بن عبد الله بن جعفر الحميري عنأبيه عن الريان بن الصلت قال
و رسول الله يقول أنا مدينة العلم و علي بابها فمن أرادالمدينة فليأتها من بابها

bana Ali b. Hüseyin b. Şevzeb ve Cafer b. Muhammed b. Misvar r.a anlattılar, dediler ki: Muhammed b. Abdullah b. Cafer el-Himyeri bize babasından, o da Reyyan b. Salt’dan anlattı, dedi ki: (imam Rıza a.s Abbasi Memun’un meclisinde muhalif alimlerlere İtret hakkında Kur’an’dan delil getirirken şöyle dedi) Rasulullah s.a.a: “Ben ilmin şehriyim, Ali de onun kapısıdır; ilim şehrini dileyen onun kapısından gelmelidir” buyurmuştur.

Şeyh Saduk r.a, “Uyunu ahbar er-Rıza a.s”, 210-211, hadis 1

bu hadisin de senedinde yer alan tüm raviler sika (güveilir) ve isnadı muttasıldır. Hadisin aslı ilk ravi Reyyan b. Salt r.a’ın “imam Rıza a.s’ın itret ve ümmetin farkı hakkında kelamı” adlı kitabındandır ve Şeyh Saduk r.a bu hadisi onun kitabından raviler aracılığı ile kendi kitabında aktarmıştır. Nitekim Necaşi r.a Reyyan b. Salt’ın biografisinde diyor ki:

ريان بن الصلت الاشعري القمي أبو علي روى عن الرضا عليه السلام ، كان ثقة صدوقا. ذكر أن له كتابا جمع فيه كلام الرضا عليه السلام في الفرق بين الال والامة. قال أبو عبد الله الحسين بن عبيدالله رحمه الله : أخبرنا أحمد بن محمد بن يحيى قال : حدثنا عبد الله بن جعفر عن الريان بن الصلت به.
Reyyan b. Salt el-Eşari el-Kummi, Ebu Ali. imam Rıza a.s’dan rivayet etmiştir ve o sika (güvenilir), sadıktır. onun “imam Rıza a.s’ın itret ve ümmetin farkı hakkında kelamı” adlı kitabı vardır. Ebu Abdullah Hüseyin b. Ubeydullah r.a dedi ki: bana Ahmed b. Muhammed b. Yahya haber verdi, dedi ki: Abdullah b. Cafer bana Reyyan b. Salt’dan o kitabı anlattı.

Necaşi r.a, “Rical”, sayfa 165, 437-ci ravi

yani bu demek oluyor ki, imam Rıza a.s’ın o mecliste yaptığı munazarayı Reyyan b. Salt r.a kitap haline getirmiş ve bu kitabı ondan Abdullah b. Cafer rivayet etmiştir. Abdullah b. Cafer’den itibaren ise hadisi hem Saduk ve hemde Necaşi kendi senedleri ile rivayet etmiştirler. Saduk’un senedi gibi Necaşi’nin de senedinde yer alan tüm raviler sika (güvenilir)‘dir.

Velhamdulillahi Rabbil Alemin.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 11-18-2017, 08:11
aliyyenveliyullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aliyyenveliyullah aliyyenveliyullah isimli Üye şuanda  online konumundadır
SİTE TEKNİKERİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 345
aliyyenveliyullah is on a distinguished road
Standart

HZ. ALİ İLİM KENTİNİN KAPISIDIR

1. Hz. Ali, Cabir bin Abdullah el-Ansari ve Mücahit'ten naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :

"Ben ilmin kentiyim, Ali de kapısıdır, her kim ilim isterse kapıya gelsin"

Kaynaklar:
(el-Hakim'in "Müstedrek es-Sahihayn" c.3, s.126 / el-Müttaki el-Hindi'nin "Kenz'ul Ummal" c.11, s.600 / el-Münavi'nin "Fayd'ül Kadir" c.3, s.46 / İbn-i Hacer'in "Lisan'ül Mizan" c.1, s.191 / el-Suyuti'nin "Cami us-Sağir" c.1, s.108 / el-Bağdadi'nin "Tarih-i Bağdat" c.4, s.348 / İbn-i Asakir'in "Tarih-i Dimaşk" c.2, s.459 / İbn-i Hacer'in "Sevaik'ül Muhrika" s.120 / İbn-i Kesir'in "el-Bida-ye ven-Nihaye" c.7, s.358 / Menakıb-ı Hüvarezmi s.40 / el-Mes' udi'nin "Müruc el-Zeheb" c.2, s.437 / İbn'ül Esir'in "Üsd'ül Gabe" c.4, s.100)

2. Hz.Ali'den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :

"Ben ilmin kentiyim, Ali de kapısıdır, evlere ancak kapılarından geçilir"

Kaynaklar:
(Menakıb-ı Meğazeli s.82 / el-Künci eş-Şafii'nin "Kifayet üt-Talib" s.220)

3. Ali bin Musa el-Rida'dan, babası ve dedelerinden, Hz.Ali 'den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu:

"Ey Ali, ben ilmin kentiyim, sen de kapısısın, her kim kente, kapıdan değil de başka bir yerden geçtiğini söylerse yalancıdır"

Kaynaklar:
(Menakıb-ı Meğazeli s.85 / el-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'ül Mevedde" s.72)

SORUN BENDEN BENİ YİTİRMEDEN

4. Hz. Ali şöyle buyurdu :

"Bana sorunuz, vallahi Kıyamete kadar ne hakkında sorarsanız size haber veririm. Bana Allah’ın kitabından sorunuz,
her ayetin gece mi, gündüz mü, dağlıkta mı, düzlükte mi indiğini bilirim"


Kaynaklar:
(Tabari'nin "Cami'ül Beyan" c.1, s.114 / el-Suyuti'nin "Tarih'ül Hulefa" s.214 / Feth'ül Bari c.8, s.485 / Miftah'üs Seadet c.1, s. 400 / el-Atkan c.2, s.319)

5. Hz. Ali şöyle buyurdu :

"Sorun benden beni yitirmeden, Şüphesiz ben gökyollarını yeryüzü yollarından daha iyi tanırım"

Kaynaklar:
(İbn-i Ebi Talha'nın "Metalib'üs Süül" s.26 / el-Kunduzi el-Hane-fi'nin "Yenabi'ül Mevedde" s.66 / Tefsir'ül Fatiha s.52 el-Ezher bas.)

6. Hz. Ali şöyle buyurdu :

"Gayb sırlarından bana sorunuz, mürsel peygamberlerin tüm ilimlerine varisim ben"

Kaynaklar:
(el-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'ül Mevedde" s.69)

7. Hz. Ali şöyle buyurdu :

"İsteseydim yalnız Fatiha'nın tefsirinde yetmiş deve yükü kitap yazardım"

Kaynaklar:
(İmam Gazzali'nin "İhya-u Ulumiddin" c.1, s.803 / el-Kunduzi 'nin "Yenabi'ül Mevedde" s.64,407,524/ Tefsir'ül Fatiha s.57 /
Kemaleddin el-Halebi eş-Şafii'nin "ed-Darr'ül Manzum")


8. Hz.Ali şöyle buyurdu :

"Bil ki tüm semavi kitapların esrarı Kur'an'da toplanmıştır, Kur'an'ın tüm esrarı Fatiha'dadır, Fatiha'nın tüm esrarı Besmelededir, Besmelenin tüm esrarı 'B' harfindedir, 'B' harfinin tüm esrarı da onun altındaki noktadadır." Daha sonra şöyle buyurdu :
" 'B' harfinin altındaki nokta benim. "


Kaynaklar:
(El-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'ül Mevedde" s.69 / Kemaled-din el-Halebi eş-Şafii'nin "ed-Darr'ül Manzum")
__________________
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

اَللَّهُمَّ خُصَّ اَنْتَ اَوَّلَ ظالِمٍ بِاللَّعْنِ مِنّى وَابْدَأْ بِهِ اَوَّلاً ثُمَّ الثَّانِىَ وَالثَّالِثَ والرَّابِعَ اَللَّهُمِّ الْعَنْ يَزيدَ خامِساً وَالْعَنْ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ زِيادٍ وَابْنَ مَرْجانَةَ وَ عُمَرَ بْنَ سَعْدٍ وَ شِمْراً وَ آلَ اَبى سُفْيانَ وَ آلَ زِيادٍ وَ آلَ مَرْوانَ اِلى يَوْمِ الْقِيمَةِ.

"Allah'ım, sen, (Resul ve Ehl-i Beyt'ine) ilk zulmedeni benim özel lanetime mazhar eyle. Bunun için de, önce birinci, sonra ikinci, sonra üçüncü ve sonra da dördüncüden başla. Sonra da... Yezid'e lanet eyle. Ziyad'ın ve Mercâne'nin oğlu Ubeydullah'a, Sa'd oğlu Ömer'e, Şimr'e, Ebu Süfyan'ın, Ziyâd'ın ve Mervân'ın soyuna kıyamet gününe kadar lanet et."


علی علی علی MEN ALİYYEL MURTAZA' NIN NÖKERİYEM علی علی علی
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 12-19-2017, 09:34
hacer76 hacer76 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 68
hacer76 is an unknown quantity at this point
Standart

Hz.Muhammed (saa) "Ben ilim şehriyim; Ali ise kapısıdır." sözü Sünni kaynaklarında
(el- Cami’us-Sağir 1/415, Sevaiku'l-Muhrika 73; Tehzibu't-Tehzib 6/320; Müstedrek-i Hâkim 3/126)

Hadis Kütüb-i Sitte içinde sadece Tirmizî'nin Sünen’inde yer almaktadır. Tirmizî’nin rivayeti, “Ben hikmet eviyim. Ali de onun kapısıdır." şeklindedir. Tirmizî’nin dışında Ukaylî, Taberânî, İbn Adî ve Hâkim'in rivayetleri ise, "Ben ilim şehriyim. Ali de onun kapısıdır. İlim isteyen kapıya gelsin” tarzındadır.

Hz.Peygamber’in (saa) sahip olduğu ilim şehrinin kapısının Hz.Ali (as) olduğu şeklindeki rivayet Sünni muhaddisler Arasında Kabul Görmüştür
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 12-19-2017, 09:43
AZER HAN AZER HAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 52
AZER HAN is on a distinguished road
Standart

Hadis Kütüb-i Sitte , Tirmizî (ö.279/892)’nin Sünen’inde yer almaktadır. Tirmizî’nin rivayeti, “Ben hikmet eviyim. Ali de onun kapısıdır انا دار الحكمة و علي بابها şeklindedir. Tirmizî’nin dışında Ukaylî (Ö.322/933), Taberânî (Ö.360/971), İbn Adî (Ö.365/975) ve Hâkim (ö.405/1014)’in rivayetleri ise, انا مدينة العلم و علي بابها فمن اراد العلم فليأت الباب Ben ilim şehriyim. Ali de onun kapısıdır. İlim isteyen kapıya gelsin” tarzındadır .

HADİSİN SAHİH OLDUĞUNU SÖYLEYENLER
Hâkim (Ö.405/1014) Müstedrek’te hadisi “sahîhul’-isnâd: isnadı sahih” olarak değerlendirmiştir .
Yukarıda naklettiğimiz görüşler dışında hadis hakkında olumlu olumsuz her hangi bir değerlendirme yapmadan eserlerinde nakleden müellifler de vardır. Meselâ Ebû Nuaym (Ö.430/1038), Hz.Ali’den bahsederken onun kavmin efendisi, mabûdun sevgilisi, “ilim ve ilimlerin şehri” olduğunu söylemiş , İbn Abdülber (Ö.463/1071), herhangi bir değerlendirme yapmadan “ruviye” lafzıyla hadisi zikretmiş , İbnü’l-Esîr (Ö.630/1233) de İbn Abbas’tan gelen rivayete yer vermiş, Ebû Muaviye’nin bu hadisi önceleri rivayet ettiğini, sonra bıraktığını söylemiştir .
Şiî kaynaklarda da hadis aşağı yukarı sünnî kaynaklarda olduğu gibi “Ben ilim şehriyim, Ali onun kapısıdır” şeklinde geçmektedir. Bu rivayetin yanısıra aynı kaynaklarda Resûl-i Ekrem’in Hz.Ali’ye hitaben kendisinin ilim şehri Ali’nin onun kapısı olduğunu, kapıdan gelen kişinin o şehre ulaşacağını, Ali’nin ilim kapısı kendisinin de Allah’ın kapısı olduğunu, Ali dışında o kapıya gelenin ilim şehrine ulaşamayacağını belirten rivayetler de vardır . Ayrıca Hz.Ali’nin Resûl-i Ekrem’in “ilim hazinesi, ilim kabı olduğu” , Hz.Hasan’ın minberde halka hitap ederken, dedesi Resûlullah (s.a.)’in “Ben ilim şehriyim. Ali onun kapısıdır. Şehre ancak kapıdan girilir” buyurduğunu söylediği , bir başka rivayette Resûl-i Ekrem’in “Ben ilim şehriyim, Ali onun kapısıdır. İlim isteyen Ali’den alsın” dediği , Hz.Ali’ye Kur’ân’ı şerh ve beyanın ancak Ehl-i beyt olan kendilerinde bulunduğu söylendiğinde Hz.Ali’nin bunu kimsenin inkar edemeyeceğini, Resûl-i Ekrem’in “Ben ilim şehriyim, Ali onun kapısıdır” buyurduğunu söylediği de rivayetler arasındadır . Şiîler, hadisi İbn Abbas’tan da rivayet etmişlerdir .
Şiî kaynaklarda Hz.Ali’nin ilmini gösteren başka bilgilere de yer verilir. Hz.Ali’nin “Beni kaybetmeden önce bana sorun” dediği , İbn Mesud’dan gelen bir rivayete göre Resûl-i Ekrem’in Ali’yi yanma çağırdığı, onunla bir süre yalnız kaldığı, daha sonra Hz.Ali’ye bu durum sorulduğunda Resûl-i Ekrem’in kendisine ilimden bin bab öğrettiği, her babdan da bin bab açtığını söylediği rivayet edilmiştir . Yine Hz.Ali’nin kendisinin zikir ve ilim ehli, tevil ve tenzilin madeni olduğunu söylediğine dair nakiller de vardır .
Şiî kaynaklarda “ilmin şehri” hadisinin birçok tarikten merfû olarak rivayet edildiği belirtilmiş , hatta bu hadisin avam ve havas arasında mütevatir olduğu ifade edilmiştir . Bütün bu bilgiler hadisin Şiîlere göre sahih olduğu olduğunu göstermektedir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 12-25-2017, 09:23
sürgündeki şia sürgündeki şia isimli Üye şuanda  online konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 564
sürgündeki şia is an unknown quantity at this point
Standart

İmam Ali (as) "İnsanlara anlayacakları şeyleri söyleyiniz" diyerek ilim ahlâkına altın bir pencere açıyordu. Ona göre kişi anlamadığı şeyin düşmanıydı. Bu yüzden ya ikna edecek bir ilme sahip olmalı ya da inkâra zemin hazırlamamak için susmalıydı. Belki de bu nedenle kılıcının kınında bir hadis sahifesi vardı Hz. Ali'nin. Bilgi ve eylemin bir araya geldiği bu kında savaş hukukuyla ilgili bizzat hadisler taşıyordu.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 12-25-2017, 09:48
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.377
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Sünni Kaynaklarından Hz.Ali İlmi Hakkında Okyanustan Bir Damla

Sünni Kaynaklarından Hz.Ali (aleyhisselam)'ın İlmi Hakkında Okyanustan Bir Damla

İmam Ali'nin (a.s.) İlmi Ali (a.s)'ın yüksek ilmî bir makama sahip oluşu ve Peygamber'in tüm ashabı içinde herkesten daha bilgin olduğu ispatlanması zor olan öylesine belirsiz bir konu değildir. Aksine oldukça açık ve bilinen bir husustur. Ama buna rağmen bu husustaki vesvese ve şüpheleri yok etmek için aşağıdaki üç metottan biri izlenebilir:

1. Metod: İlk etapta Ali (a.s)'ın Peygamber (S.A.V.)'e eşsiz yakınlığına ve özel konumuna işaret etmek gerekir. Ayrıca Hz. Ali (a.s)'ın büyük ilmî şahsiyetinin Peygamber (S.A.V.)'in tarafından aracısız ve direkt öğretimleri vasıtasıyla oluştuğu gerçeğini de beyan etmek gerekir. Hz. Ali (a.s) daha çocuk yaşta iken, risalet beşiğinde terbiye oldu. Nitekim bizzat kendisi Kasıa adlı hutbesinde bu gerçeği şöyle beyan etmektedir: “Resulullah'a ne kadar yakın olduğumu, yanında nasıl bir yere ulaştığımı bilirsiniz. Çocukluğumda beni bağrına basar, yatağında yatırır. Lokmayı çiğnedikten sonra bana verirdi. Ne söylediğimde bir yalan, ne yaptığımda bir kötülük bulmuştur. Allah, sütten kesildiği andan itibaren meleklerin büyüklerinden birini ona arkadaş etmişti; O melek, O'na gece gündüz yüceliklerin yolunu, âlemin güzel ahlakını öğretirdi. Ben de yavrusu devenin ardından nasıl giderse O'nu öylece takip ederdim; her gün huylarından birini öğretir, ona uymamı isterdi. Her yıl Hira dağına çekilirdi; O'nu ben görürdüm; benden başkası da görmezdi. O gün İslam Resulullah ve Hatice'nin evinden başka hiçbir evde yoktu; ben de onların üçüncüsüydüm. Vahyin ve risaletin nurunu görür, nübüvvetinin kokusunu duyardım. O'na vahiy geldiği zaman, şeytanın feryadını duydum da “Ya Resulullah! Bu feryat nedir?”dedim. “Bu kendisine kulluk edilmesinden ümidi kesen şeytandır. Benim duyduğumu duyuyor; gördüğümü görüyorsun. Ancak sen nebi değilsin; vezirsin,Vasisin ve hayır üzeresin” dedi” [1] Evet böylece bu mektebe layık öğrencinin yüce şahsiyeti şekillendi; ve o hayatının bütün aşamalarında Peygamber'le omuz omuza ve onun yanında yer aldı. Peygamber (S.A.V.)'in ilim ve sırlarının büyük hazinesinden istifade etti. Bu seçkin öğrenci, öğrenmek için her fırsatı değerlendirmekte idi. Peygamberin de ona öğretmeye olan özel ilgisini yine Hz. Ali'nin (a.s) şu sözlerinden anlamak mümkündür: “Ben Peygamber'e bir şey sorunca beni bilgilendiriyordu. Ben sessiz kalınca da O konuşmaya başlıyordu.” [2] “Her gün iki defa, sabah ve akşam olmak üzere -özel olarak- Peygamber'in huzuruna varıyordum.” [3] “Allah'a yemin olsun ki, inen bütün ayetlerin ne hakkında, nerede ve kimin hakkında nazil olduğunu biliyorum. Allah bana düşünen, sorgulayan bir kalp ve açık bir dil vermiştir.” [4] “Ashab, Resulullah'dan her şeyi soran ve açıklama isteyen bir konumda değildi. Öyle ki bir Arap Bedevi'nin gelip Peygamber'e sormasını ve bu vesileyle ilgili konunun açıklamasını duymalarını istiyorlardı. Ama ben öyle değildim. Aklıma gelen her şeyi Peygamber'e soruyordum ve duyduğum her şeyi de ezberliyordum.[5] Necva hadisleri de Hz. Ali (a.s)'ın Peygamber (S.A.V.) ile yaptığı uzun sır konuşmalarını beyan etmektedir. Tirmizi, Menakıb-ı Ali bâbında şöyle rivayet etmektedir: “Resulullah (S.A.V.) Taif günü Ali (a.s)'ı yanına çağırdı; ve kulağına eğilip uzun süre bir şeyler söyledi. Bazıları, “Bu gizli konuşmanız ne kadar da uzun sürdü?” diye sorunca, Peygamber şöyle buyurdu: “Bunu kendi başıma yapmış değilim; Allah böyle istediği için yaptım.” [6] Ali (a.s) Peygamber (S.A.V.)'den ilim öğrenme hususunda bir an olsun boş durmuyordu. Necva ayeti [7] nazil olduğunda Hz. Ali (a.s)'ın bir dinarı vardı. Bu dinarı on dirheme çevirdi; ve Peygamber'den on ilmî mesele sordu. Her defasında bir dirhemini sadaka olarak verdi. Sonunda da bu ayet nesh oldu. Bu ayet nesh olmadığı müddetçe Ali dışında hiç kimse bu ayete amel etmemiştir. Hz. Ali sürekli öğrenme aşkı ile yanıyor ve şöyle buyuruyordu: “Allah'ın Resulü bana her birisinden bin kapı açılan tam bin ilim kapısı öğretti.” [8] Peygamber (S.A.V.) ömrünün son anlarında da Ali'yi yanına çağırarak başını kucağına koydu ve hayata veda edinceye kadar da kendisiyle gizlice konuşmalarını sürdürdü.[9] Bütün bu beyan ettiğimiz hususlar Ali (a.s) dışında sahabeden hiç kimse için mümkün olmamıştır; ve bunlar ebedi olarak da sadece Hz. Ali (a.s)'a özgü olarak kalmıştır.

2. Metod: Hadis kaynaklarında Hz. Ali (a.s)'ın ilmî üstünlüğünü beyan eden sayısız nas ve hadislerle karşılaşmaktayız. Peygamber (S.A.V.) onu ilim şehrinin kapısı; insanların en bilgini; ahkâm ilminin en âlimi ve ümmete sünneti açıklayan kimse olarak tanıtmaktadır. Aşağıda bu konuyu açıklığa kavuşturan bazı hadislere işaret edelim. Peygamber şöyle buyurmuştur: -Ben ilim şehriyim; Ali ise kapısıdır. İlmi isteyen kimse kapıdan girmelidir.[10] -Ben hikmet eviyim; Ali ise kapısıdır.[11] -Ali benim ilmimin kapısıdır; ve benden sonra uğruna gönderildiğim şeyi beyan eden kimsedir.[12] -Ey Ali, sen benden sonra ümmetin ihtilafa düşeceği hususları beyan edecek kimsesin.[13] -Peygamber (S.A.V.), Fatıma (a.s)'a şöyle hitap etmiştir: “Eşin (Hz. Ali), ümmetin en hayırlısı, ilim açısından en bilgini, hilim ve sabır açısından en üstünü ve İslam'ı kabul açısından insanların ilkidir.” [14] -Ali, ilmimin kapısıdır.[15] -En iyi hüküm vereniniz Ali'dir.[16] Bütün bu hadisler bize ümmetin en bilgininin Ali (a.s) olduğunu açık bir şekilde göstermektedir.

3. Metod: Peygamber (S.A.V.)'in vefatından sonra gelişen olaylar içinde fırsatçı bir teşebbüs neticesinde vesayet ve hilafet hakkı Ali (a.s) ve hanedanından alınmış, ama ümmetin onun bitmeyen ilim sermayesine olan ihtiyacı devam etmiştir. Bu ışık saçan güneş hiç bir zaman parıldamaktan ve ışık saçmaktan geri kalmamıştır. Tarihin de tanıklık ettiği gibi ilk üç halife hüküm, siyaset ve savaş stratejileri hususunda ona ihtiyaç duymuşlardır. Özellikle Ömerin Halifeliği döneminde sürekli “İçinde Ali'nin olmadığı bir sorunla karşılaşmaktan Allah'a sığınırım.” [17] “Eğer Ali olmasaydı şüphesiz ki rezil rüsva olurdum.” “Eğer Ali olmasaydı helak olmuştum” sözlerini tekrarlamıştır. Ashabın bir çok bilginleri kendilerini Hz. Ali (a.s)'ın sonsuz ilminin öğrencisi kabul ediyorlardı. İbn-i Abbas şöyle diyordu: “Benim ve ashabın ilminin, Ali (a.s)'ın ilmi karşısındaki konumu bir damlanın yedi deniz karşısındaki konumu gibidir.” [18] Ayrıca şöyle diyordu: “Allah'a andolsun ki, ilmin onda dokuzu Ali'ye verilmiştir. Geri kalan onda biri hususunda da Ali insanlarla ortaktır.” [19] Abdullah bin Mesut şöyle diyordu: “Şüphesiz ki Kur'an yedi harf üzere nazil olmuştur. Her harfin bir zahiri ve bir de batını vardır. Kur'an'ın zahir ve batın ilmi ise Ali'nin yanındadır.” [20] Yine şöyle diyordu: “Ali, Peygamber (S.A.V.)'den sonra insanların en bilginidir. Onu sürekli akan bir deniz gibi gördüm.” [21] Said bin Museyyib ise şöyle diyordu: “Ali'den başka insanlardan hiç kimse “istediğinizi bana sorun” diyememiştir.” Ebu Tufeyl ise şöyle demiştir: “Ali (a.s)'ın halka şöyle hitap ettiğine ben de şahidim: “Bana istediğinizi sorunuz, Allah'a andolsun ki kıyamete kadar olacak her neyi sorarsanız cevaplarım. Bana Allah'ın kitabını sorunuz, Allah'a and olsun ki bütün ayetlerin tek tek, gece mi veya gündüz mü, çölde mi ya da dağda mı nazil olduğunu bilirim.” [22]
Kaynaklar ve Dipnotlar
[1] - Nehc'ül-Belağa 190. Hutbe (Kasıa Hutbesi) [2] - Tabakat-i İbn-i Sa'd [3] - Sünen-i Nesai c.1,s.178 [4] - Tabakat-i İbn-i Sa'd [5] - Nehc'ül-Belağa 210 [6] - Tirmizi, Menakib-i Ali bâbı; Tarih-i Bağdat 7/402 [7] - “Peygamber ile gizli bir şey konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz.” (Mücadele/12) [8] - Tefsir-i Razi ve Kenz'ul-Ummal 6/392-405 [9] - Müstedrek-i Hâkim 3/138 Hesais'un-Nesai 40 ve Müsned-i Ahmed 6/300 [10] - El- Cami'us-Sağir 1/415, Sevaik'ul Muhrika 73 Tehzib'ut-Tehzib 6/320 ve Müstedrek-i Hâkim 3/126 [11] - El- Cami'us-Sağir 1/415 “İlim şehri” hadisi, Sıhah, Sünen ve Müsned kitap yazarlarının mütevatir olarak rivayet ettikleri hadislerden biridir. Allâme Eminî (r.a) el- Gadir kitabının altıncı cildinde bu hadisi nakleden 143 Ehli Sünnet muhaddisinin adını zikretmektedir. Bu cümleden Hâkim, Müstedrek'de; Abdurrezzak, Musennef'de; Ahmed bin Hanbel, Menakib'de; Tirmizi, Sahih'de; İbn-i Cerir, Tehzib'ul Asar'da; Taberani, Mu'cem'ul Kebir'de; Hatib, Tarih-i Bağdat'da; İbn-i Abdulbir İsti'ab'da; Hatip Harezmi, Menakıb'de; İbn-i Esir, Cami'ul-Usul'da; Cezeri, Usd'ul-Gabe'de; Suyuti, Cami'us-Sağir'de; Muttaki Hindi, Kenz'ul-Ummal'da; İbn-i Esakir, Tarih-i Dimeşk'te…burada adını zikretmediğimiz daha bir çok muhaddis de bu hadisi kitaplarında beyan etmiş sahih veya hasen olarak kabul etmişlerdir. [12] - Kenz'ul-Ummal 11/614. [13] - Müstedrek-i Hakim 3/122. [14] - Kenz'ul-Ummal 11/605, Cem'ul-Cevami', Suyuti, 6/398; İstiab 3/1099; Mecme'uz Zevaid 9/101 ve 114; Siyer-i Halebiyye 1/285. [15] - Cami'us-Sağir, 2/177. [16] - İstiab 3/38. [17] - Ensab'ul-Eşraf 100 [18] - İstiab 3/1104 [19] - a.g.e [20] - Usd'ul-Gabe 4/22 [21] - Ensab'ul Eşraf [22] - Tefsir-i Taberi 26/16; Tabakat: 338 ve Feth'ul-Bari 10/221
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 12-25-2017, 10:57
TUBA TUBA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 107
TUBA is on a distinguished road
Standart

Hz. Muhammed (saa) miraçta Allah ile 90 bin kelam konuşur. 30 Kelamı ifşa eder. Bunun 30 bini sırrı hakikat olup Hz. Ali'de kalır. Hz. Ali'den Evlatlarına oradan 12 İmam'a kadar gider. Bu sır olan 30 bin kelam ilimdir ve Kuran'daki batini anlamlarını içeriyordur. O yüzden Hz. Ali'ye Kuran'ı Natik denir. O yüzden Peygamber'imiz ben ilimim Ali'de ilmin kapısıdır demiştir. Bunu olaylarla ayetlerle sunacağım.
90 bin kelam konuştuklarını, öğrendiği ilimlerin 30 binini herkese aşikar ettiklerini, 30 binini de yalnızca ehline kalben aktardıklarını, kalan 30 bini de kimseye açıklamadıklarını izah buyurmuşlardır.

Nitekim Ali İmran Suresinde şöyle denilmektedir:

“…Onun ayetlerinin bir bölümü muhkem ( anlamı açık ) dir. Onlar kitabın anasıdır. Öbür ayetlerse müteşabih ( içsel anlamı olan ) tir… Onun yorumunu ise ancak Allah ve İlimde derinleşenler bilir…” ( Ayet:7 )

İmam Ali (as) buyuruyor: Allah'ın buyurduğu İlimde Derinleşenler Ben Ve Ehli Beytimdir
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 02-05-2018, 05:52
alinin mezlumesi alinin mezlumesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Oct 2011
Mesajlar: 87
alinin mezlumesi is an unknown quantity at this point
Standart

Zaman, Hz. Peygamber (saa) efendimizden sonraki zamandı. Bir tüccar Medine dışına uzun bir sefere çıkmak istiyordu. Emanet olarak birinci halifeye bin dinar verdi ve sefere gitti. Yolculuğu çok uzun sürdü. Medine'ye geri döndüğünde halifenin vefat haberini aldı.

İkinci halifenin yanına gelerek meseleyi ona anlattı. Halife haberinin olmadığını söyledi.

Tüccar Salman-ı tanıyordu. Salman'ın yanına giderek bin dinar konusundaki sıkıntısını ona anlattı.

Salman, tüccarı Hz. İmam Ali aleyhisselamın yanına götürerek meseleyi o hazrete anlattı.

İmam Ali aleyhisselam mescide geldiler ve şöyle buyurdular; Tüccarın emaneti falan yerdedir. Ebu Bekir onu oraya saklamıştır. Sonra Hz. Ali aleyhisselamın emri ile gösterdiği yeri kazdılar ve bin dinarı oradan çıkardılar.

İkinci halife Hz. İmam Ali aleyhisselama şöyle dedi; Muhakkak Ebu Bekir bu sırrı (emanetin yerini) sana söylemişti!

Hz. Ali aleyhisselam şöyle cevap buyurdu; Hayır bana söylemedi ve eğer birisine söylemesi icab etseydi bana değil, sır dostu olan sana söylerdi!

Ömer, öyleyse sen nerden bildin dedi?

Hz. İmam Ali aleyhisselam şöyle cevap buyurdu; Allah, yeryüzünde vuku bulan her hadiseyi bana haber vermesi için yere emir vermiştir.
Kaynak:
Menakıb'i Murtezevi, s. 281
Alıntı ile Cevapla
  #11  
Alt 05-16-2018, 05:25
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.377
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Resulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem şöyle buyurdu: Ben ilim şehriyim ve Ali onun kapısıdır. O hâlde kim ilim istiyorsa, onu Ali’den alsın.
“Kaynak:Bihârü’l-Envâr, c.40, s.203,El-İrşâd, s.22, İsbâtü’l-Hüdât, c.2, s.144.

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ben ilmin şehriyim ve Ali onun kapısıdır. O hâlde kim ilim isterse, kapıya gelsin.
“Kaynak: Bihârü’l-Envâr, c.40, s.203. Keşfü’l-Ğumme, c.1, s.113, Yenâbîü’l-Mevedde, s.234, İsbâtü’l-Hüdât, c.2, s.246, Menâkıb-u Ali b. Ebî Tâlib, s.83,

İmam Caferi Sadık aleyhisselam buyurduki; İlminizi kimden aldığınıza dikkat edin.
Kaynak: Biharul Envar c.2 s.9

İmam Muhammed Bagır aleyhisselam buyurduki; Kaynağı, biz Ehl-i Beyt (aleyhimusselam) imamları olmadıkça hiçbir insanın yanın da hak ve doğruluk namına birşey yoktur…
Kaynak: Usul-i Kafi c.1 h.1040

İmam Muhammed Bagır aleyhisselam buyuruyor; İster doğuya gidin ister batıya gidin, sahih ilmi biz Ehl-i Beyt`den (aleyhimusselam) başka bir yerde bulamazsınız.
Kaynak: Usul-i Kafi c.1 H.1042

İmam Musa El Kazım Aleyhisselam şöyle buyurdu: Dini maarifimizi şiilerimizden başkasından alma. Eğer şiadan yüz çevirirsen Allahu Teâlâ’ya ve Resulu Sallallahu aleyhi ve âlihi vesellem’e ihanet edenlerden dinini öğrenmiş olursun. Allahu Teâlâ, Resulu Sallallahu aleyhi ve âlihi vesellem ve melekleri onlara lanet etsin. Benim pak babalarımın, benim ve kıyamete kadar ki şiilerimin laneti de onlara olsun.
Kaynak: Rical-i Keşşi s.4

İmam Sadık aleyhisselam buyurdu ki; Mahvolsun, uğursuz olsun, bedbaht olsun o kimse ki, felsefeye inanıp onun peşinden gitmekte.
Kaynak: Bihar`ul envar; c.3 s.75; c.61 s.327

İmam Rıza aleyhisselam buyurduki; Kimin yanında sufilerden bahsedilse, dili ve kalbi ile onu inkar etmezse o zaman bizden değildir.
Eğer inkar ederse, o zaman Resulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem`in yanın da kafirler ile cihad eden kimse gibidir.
Kaynak: Mustedrek`ul Vesail c.12 s.323

İmam Rıza a.s: Şialarımızdan biri, Caferi Sadık’a şöyle demişti. “Bizim zamanımızda bir grup insan kendilerini sufi diye çağırmaya başlamıştı. bunlar hakkında ne dersiniz?”. İmam a.s buyurdu: “Onlar bizim düşmanımızdır. Her kim onlara meylederse, onlardan olur ve onlara biraraya getirilecektir. Ve bizleri sevdiğini söyleyip de, onlara meyleden insanlar olacak ve onlara benzemeye çalışacaklar. Ve kendilerini onlar gibi etiketleyecekler. Ve onların dediklerini izah edecekler. şüphesiz, her kim onlara meylederse, bizden değildir ve ben ondan beriyim. Ve her kim onları reddederse ve onlara karşı konuşursa, Resulullah saas’in gözünde kafire karşı cihad eden biri gibidir.”
عن البزنطي عن الرضا عليه السلام قال: قال رجل من أصحابنا للصادق جعفر بن محمد عليهما السلام: قد ظهر في هذا الزمان قومٌ يُقال لهم: الصوفية، فما تقول فيهم؟
قال: إنهم أعداؤنا فمن مال إليهم فهو منهم ويحشر معهم وسيكون أقوام يدّعون حبنا ويميلون إليهم ويتشبّهون بهم ويلقّبون أنفسهم بلقبهم ويأوّلون أقوالهم ألا فمن مال إليهم فليس منا وأنا منه براء ومن أنكرهم وردّ عليهم كان كمن جاهد الكافر بين يدي رسول الله (صلى الله عليه وآله

Ebu Muhammed el Askari a.s: Ebu Abdullah a.s’a, Ebu Haşim el Kufi’nin durumu sorulmuştu. Bunun üzerine o a.s şöyle dedi: “Akidesinde (itikatında/inancında) bayağı bir bozulmuştur. Ve kendisi, Sufizm diye bir itikad icat eden kişidir. Ve böylece, çürümüş itikadı için bir günah tekesi yaratmıştır.” Kurb el Isnad
عن قرب الاسناد للشيخ الاقدم علي بن بابويه القمي، بسنده عن ابي محمد العسكري (ع) انه قال : سُئِلَ ابو عبد الله (ع) عن حال ابي هاشم الكوفي، فقال (ع) انه كان فاسد العقيدة جداً، وهو الذي ابتدع مذهباً يقال له التصوف، وجعله مفراً لعقيدته الخبيثة.

Resulullah saas Ebuzer’e olan vasiyetinde şöyle buyurdu:
“Ey EbuZer! Ahir zamanda bir grup insan yaz, kış Suf(yün) giyinecek. bunda diğerlerine nazaran üstünlük olduğunu görecekler. yer ve gök ehli onlara lanet eder.” Bihar’ül Envar c.77 s.91
1. في وصية النبي (ص) لأبي ذر الغفاري رحمه الله قال : يا أبا ذر، يكون في آخر الزمان قوم يلبسون الصوف في صيفهم وشتائهم، يرون ان الفضل بذلك على غيرهم، اولئك تلعنهم ملائكة السماوات والأرض (بحار الأنوار ج77 ص91)

El Askeri (aleyhisselam) Ebu Haşim El Caferi’ye şöyle buyurdu: “Ey Ebu Haşim! Bir zaman gelecek ki, insanlar mutlu görünecek ama aslında kalpleri dertle dolu olacak. Gerçek sünnet onların arasında bidat olarak anılacak, bidatler ise sünnet olarak anılacak. Gerçek bir iman eden onlar arasında hakir görülecek, zındık ise aralarında saygın olacak. Onları yönetenler despotlardır. Ulemaları karanlığın geçitlerinde yürürler. Zenginleri fakirlerinden çalar. Gençleri yaşlılarından daha çok itibar görür. Herhangi bir cahil, alim bir ulema oİmamlarak kabul edilir. İnsanlar inançlıyı, inançsızı ayırt edemez hale gelirler. Toplumda, kurt tabiatlı, kuzu tabiatlı insanı ayıramazlar. Onların öğretmenleri Allah’ın yarattıklarının en şerlileridir, çünkü onlar felsefe ve sufizm’e meyletmişlerdir. Allah’a yemin olsun, onlardır İslam’a hücum eden ve onu tahrif eden. Onlar şiilerimizi de yanlış yola saptırır. Eğer mevki tutarlarsa, tahribatları bitmek bilmez, tutamazlarsa, ibadetleri aldatmacadan ibarettir. Onlar, iman edenlerin yolundaki eşkıyalardır. Kafirlerin yoluna çağırırlar. Onlardan sakının! İnançlarınızı onlardan koruyun, himaye edin! Ey Ebu Haşim! Bu bana büyükbabalarım tarafından anlatılmıştır, bu anlattığımı iyi koru ve doğru biçimde açığa vur.”
(Sefinet’ül Bihar, Şeyh Abbas Kummi, cilt 2, sayfa 58)
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 05-30-2018, 06:50
alinin mezlumesi alinin mezlumesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Oct 2011
Mesajlar: 87
alinin mezlumesi is an unknown quantity at this point
Standart

İmam Sadık aleyhisselâm’ın şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Resûlûllâh sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem şöyle buyurdu: “Müjdeler olsun benim Ehl-i Beytim’in Kâimini derk eden kimseye! Onun kıyamından önce ona inananlara müjdeler olsun! Ona ve ondan önceki İmamlara inanıp takip edenlere müjdeler olsun! Kalbinde onun ve ondan önceki İmamların muhabbetini saklayanlara müjdeler olsun! Müjdeler olsun! Ehl-i Beyt aleyhimusselam’ın düşmanlarından teberri edenlere ki benim halis dostlarım onlardır. Benim yanımda ümmetimin en üstün olanları onlardır.” (Kemal-ud Din, c. 1, s.286, hds.3)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 02:42


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.