aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | EHL-İ BEYT (A.S) | 14 MASUM (AS)

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01-29-2018, 07:16
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz.Fatime (sa) Şehadeti Sünni Kaynaklarda

İmam Alinin ( aleyhisselam ) ve Hanım Zehranın ( selamullahi aleyha ) 6 aylık oğlu Muhsin’in düşmesi sünni kaynaklarında.

Sünni alimlerinden olan Genci Şafe’inin "Kifayetut-Talib” kitabında şöyle geçmektedir:

"İbn Kuteybenin "el-Mearif” adlı kitabında şöyle yazılmıştır:

"Fatimenin –selamullahi aleyha- evlatları: Hasan, Hüseyn, Zeynep ve Ümmü-Gülsümdür. Muhsin adlı bebeği ise Kunfuz’un (Ömerin kölesi) darbesi ile (anasının karnında) öldürüldü.”

Muhsin adlı bebek Ana Karnın da Altı Aylıkken Şehid edilmişdir.”

"Menagibi Ali Ebu Talib”, c.3, s.358; "Kifayetut-Talib”, s.413

"Ömer, bey'at gününde Fatimenin-selamullahi aleyha- karnına vurdu, O da bunun neticesinde karnındaki bebeğini kaybetti(düşürdü)

"el-Milelu ven-Nihel”, c.1, s.57

Zehebi "Mizanul-etidal” kitabında Muhammed ibn Ahmed Kufi Hafizden nekl eder ki, Ahmed ibn Muhammedin – İbn Ebi Daremin adı ile şöhret bulmuş muhaddis Kufinin huzurunda (vefat 357-ci h.k.) bu hadis okundu:

إِنَّ عُمَرَ رَفَسَ فٰاطِمَةَ حَتّٰى أسْقَطَتْ بِمُحْسِنٍ

"Ömer Fatime’ye-selamullahi aleyha- bir tekme vurdu ve onun karnında olan Muhsin adlı bebek düştü.”

"Mizanul-etidal”, 1. cilt, s. 139, no. 552.

Burada dikkat edimesi gereken bir husus vardır.
Zehebi adı geçen şahsın adını takdim ederken diyor ki:
أحمد بن محمد بن السري بن يحيى بن أبي دارم المحدث أبو بكر الكوفي الرافضي الكذاب
"Ahmed bin Muhammed bin es-Seri bin Yahya bin Ebi Darim el-Muhaddis Ebu Bekr el-Kufi er-Rafizi el-Kezzeb (yalançı)"

Şemseddin Zehebi -Siyer A'lamun Nubela سير اعلام النبلاء kitabında -İbn Ebi Daremini -ابن أبي دارم "İmam" "Hafiz ve Alim ve Fazilet sahibi" olarak tanıtmıştır.

ابن أبي دارم. الامام الحافظ الفاضل، أبو بكر أحمد بن محمد السري بن يحيى بن السري بن أبي دارم....

Arkası sıra yazmıştır:
كان موصوفا بالحفظ والمعرفة إلا أنه يترفض.
Onun, iyi hafizası ve marifeti var idi. Ama şialığa (rafiziliğe) meyilli idi.
Yine şöyle demiştir:

وقال محمد بن حماد الحافظ، كان مستقيم الامر عامة دهره.
"Muhemmed ibn Hemmad diyor ki: Bütün ömrü boyu kendi mezhebinde kalmıştır "

الذهبي، شمس الدين محمد بن أحمد بن عثمان، (متوفاي748هـ)، سير أعلام النبلاء، ج 15، ص 577 ـ 579، تحقيق: شعيب الأرناؤوط، محمد نعيم العرقسوسي، ناشر: مؤسسة الرسالة - بيروت، الطبعة: التاسعة، 1413هـ

Buna ilave olarak Zehebi Peygamberden bir rivayet nakl ediyor ki, onun içinde sözü geçen ravi de var.
O rivayet budur:

الحلال بين، والحرام بين، وبين ذلك مشتبهات لا يعلمها كثير من الناس. من ترك الشبهات استبرأ لدينه وعرضه، ومن وقع في الشبهات، وقع في الحرام كالراعي إلى جنب الحمى، يوشك أن يواقعهHalal açıktır , haram da açıktır. Bu ikisi arasındakiler şüphelidir...

Ama ne hikmetse burda hadise eleştiri yapmıyor ve hadisin makbul olduğunu söylüyor.
الحديث. متفق عليه."
Bu hadis makbuldur ve onun üzerinde ittifak edilmiştir.."

الذهبي، شمس الدين محمد بن أحمد بن عثمان، (متوفاي748هـ)، سير أعلام النبلاء، ج 15، ص 577، تحقيق: شعيب الأرناؤوط، محمد نعيم العرقسوسي، ناشر: مؤسسة الرسالة - بيروت، الطبعة: التاسعة، 1413هـ

Her ne oluyor ise bilinmez ama Zehebi ve aynı zihniyetteki kimseler Yukarıda Ömer ile ilgili hadis ve benzeri hadislerde ravilerden Şia olan var ise hemen hadisin üstünü çiziyor ve senedi zayıf diyor. Ama son örnekte arz edilen onların halifelerine dokunmayan hadislerde de sahih – makbul diyor. Uzun lafın kısası yukarıda ki hadislerde adama göre muamele vardır.

Ancak şunu söylemek gerekir ki eğer ravi zincirinde Şia var diye hadisleri zayıf kabul etmek şartı var ise Sihah-i Sitte muallifleri bir çok rivayeti nazara almamalıdırlar. Çünkü oradaki hadislerin çoğunun ravisi Şai’dır. (Sihaı Sitte: Buhari, Müslim, Davud vb kitaplardaki hadislerdir) Mesela:
عبيد الله بن موسي
Ubeydullah bin Musa
جعفر بن سليمان الضبعي
Cafer bin Suleyman
عبد الملك بن أعين الكوفي
Abdulmelik bin Ueyne
عدي بن ثابت
Udeyy bin Sabit
عباد بن يعقوب الرواجني
Ebbad bin Yakub
اسماعيل بن خليفه
İsmail bin Halife ve s..

Siz vicdan ile düşünün ve insafla karar verin!

İbrahim ibn Seyyad Nezzam Mutezili (160-231 h.k.) O da bir çok kitaplarda Fatimenin-selamullahi aleyha- evine baskın meselesini kaydederek yazmıştır:
إِنَّ عُمَرَ ضَرَبَ بَطْنَ فٰاطِمَةَ یَوْمَ الْبَیْعَةِ حَتّٰى ألْقَتِ الْمُحْسِنَ مِنْ بَطْنِهٰا"Ömer Ebu Bekir için biat alınan günde Fatimenin selamullahi aleyha- karnına vurdu ve karnında "Muhsin" düştü.”

"El-vafi bil-vefeyat”, 6. cilt, s. 17, no. 2444; "El-milelu ven-nihel”, Şehristani, 1. cilt, s. 57, "Darul-marifet” çapı, Beyrut. Tercüme halinde, "Buhusun fil-milali ven-nihal” kitabına bakın: 3. cilt, s. 248-255.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 01-29-2018, 07:23
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz.Fatime (sa) Defni Ve Kızqınlığı Sünni Kaynaklarda

Hz.Fatime (sa) Defni Ve Kızqınlığı Sünni Kaynaklarda

1. “Aişe diyor: Fatime –selamullahi aleyha- Ebubekiri Fedek hadisesine göre gazaplandı (konuşturmadı) ve onunla vefat edene kadar konuşmadı ve Peygamberden sonra 6 ay yaşadı, vefat ettiyinde Ali onu gece defn etti ve Ebubekire izin vermemişdi ki, defnde iştirak etsin.”
Kaynak:
Muhemmed ibn İsmail Buhari “Sahih Buhari” c.5,sah.177, Beyrut çapı.

2. “Fatime –selamullahi aleyha- Ebubekire qazablandı ve onu konuşturmadı ve vefat edəne kadar onunla bir kelime bile konuşmadı. Ali (aleyhisselam) onu gece defn etti.”
Kaynak:
Beyhaqi “Sunenul-Kubra” c.6, sah.300, Beyrut çapı

3.“Fatime –selamullahi aleyha- vefat ettiyinde Ali (aleyhisselam) onu gece cenaze namazı kılıp defn etti ve Ebubekire haber vermedi ki, onun cenaze namazında iştirak etsin.”
Kaynak:
Müslim ibn Haccac “Sahih Müslim” c.3,sah.1380

4. Aişe diyor: “Fatime –selamullahi aleyha- Ebubekiri konuşturmadı ve vefat edene kadar onunla bir kelime bile alıp vermedi. Ve Peygamberden sonra 6 ay yaşadı, vefat ettiyinde Ali –aleyhisselam- onu gece defn etti ve izin vermedi ki, onun cenazesine hazır olsun ve namaz kılsın.”
Kaynak:
İbn Esir “El-Kamil Fit-tarix” c.2,sah.126

5. “Heqiqeten Ali Fatimeyi(aleyhimusselam) gece defn etti.”
Kaynak:
Muhemmed ibn Ebi Şeybe “El-Musennef” c.4,seh.141

6.“Fatimeye –selamullahi aleyha- Esma binti Umeys ve Ali –aleyhisselam-meyyit kuslu verdi ve gece (Ali) onu defn etti.”
Kaynak:
Ebi Felah El-Hanbeli “Şezeratuz-Zeheb” c.1, sah. 15, Kahire çapı.

7. “Fatimenin –selamullahi aleyha- vasiyyetine göre, ona Ali (aleyhisselam) ve Esma meyyit kuslu verdiler. Ve Ebubekirle Ömer onun ölümünden haber bile vermediler ve Ali Fatimeyi gecə defn etdi.”
Kaynak:
Bilazeri “Ensabul Eşref” c.1,sah.405, Mısır çapı

8. “Ona )Fatimeye –selamullahi aleyha-) Ali aleyhisselam gusul verdi ve ona (meyyit) namazı qılıb gece defn eledi.”
Kaynak:
Suyuti “Es-Suğurul-Basime” sahife 15, Bombey çapı, Hindistan

9. “Benim nazarımda sahih (doğru) olan budur ki, hazret Zehra –selamullahi aleyha- Ebubekirle Ömerden gazaplı halde vefat etmişdir. Ve hakiketen (hiç şüphesiz ki) o vasiyet etmişdir ki, o ikisi onun cenazesinde namaz kılmasınlar.”
Kaynak:
İbn Ebil Hedid Mutezili “Şerhu Nehcil-Belağə” c.6,seh.50

Hz.Fatime –selamullahi aleyha- Şehadeti hakkında Daha fazla bilgi edinmek isteyen arkadaşlar aşağıdakı kaynaklara Muracat edebilirler:
1) “Sahih Buhari” c.5,sah.9; c.7,sah.87;
2) “Tarih Yakubi” c.2, sah.115;
3) “İkmalur-rical” sah.753.


10. Hazreti Zehra –selamullahi aleyha- Ebubekir ve Ömere hitaben diyor ki:
“Hakiketen ben Allahı ve meleklerini özüme şahid tutarım ki, siz ikiniz beni qazablandırdınız, beni razı etmediniz, ona göre de Peygamberle (sallallahu aleyhi ve alih) görüştüyünüzde kati olarak ona sizin ikinizden şikayet edeceyim.”
Başka bir yerde ise Hanım Zehra (–selamullahi aleyha-) Ebu Bekire hitaben deyir: And olsun Allaha ki, mutlak her namazımda seni nifrin (lanet) edeceğim.

Kaynak:
İbn Kuteybı “Al-İmametu ves-siyasetu” sah.14 ve Muhammed ibn Yusuf Genci Şafei “Kifayetut Talib” bab 99:

“Hz. Fatime (s.a) Birinci Ve İkinciye Beddua edir”

“Onlar eve dahil olub selam verdiler ve dediler: “Bizden razı ol, Allah da (c.c) senden razı olsun”.Hz.Fatime (sa) buyurdu: “Sizi buraya ne getirib?” Onlar dedler: “Yaptığımız pis işi itiraf ediyoruz ve ümid ediyoruz ki, bizi bağışlayıp bize olan qazabından Vazgeçesin”. Fatime (s.a) buyurdu: “Eğer doğru diyorsunuzsa, bende sizden soracağım şeyler hakkında bana cavap verin. ben sizden öyle bir şey soracağam ki, sizin onu bildiyinizi biliyorum. Eğer doğru deseniz, bileceyem ki, bura gelirken doğru niyyetle gelmişsiniz”. Onlar dediler: “Ne istiyorsun sor”. Fatime (s.a) dedi: “Sizi and veriyorum Allaha (c.c), Allah Rasulunun (saa) böyle dediyini duydunuzmu: “Fatime (s.a) benim canımın bir parçasıdır. Kim onu inciderse, beni incitmişdir?” Onlar dediler: “Evet”. O An Fatime (s.a) elini göğe doğru qaldırıb dedi: “İlahi, onlar beni incitdiler. Ben onlardan Sana (c.c) ve Rasuluna (saa) şikayet ediyorum. Haıyr, Allaha (c.c) and olsun ki, hiç bir vakit sizden razı olmayacağım. Ta ki, Babam Rasulallahla (saa) görüşüp sizin yaptığınız işler hakkında ona haber vereceyim. O özü sizin aranızda hüküm verecek”. Ravi deyor: “Bu an, Ebu Bekir ah-vay ile feryat etmeye başladı ve acaip kederlendi. Ömer Ebu Bekire Hitaben dedi: “Ey Allah Rasulunun halifesi, bir qadının sözüne göremi kederleniyorsun?

Ebu Sadiq Süleym b. Qays el-Hilali el-Emiri, “Kitabu Süleym ibn Qays el-Hilali” kitabı, 1-ci cild, 391,392-ci sahifeler, Tehqiq: Muhemmed Baqir el-Ensari, ez-Zencani, el-Huini, Neşr: “El-Hadi”, İran, Qum, hicri 1420-ci il, 1-ci Baskı


İmam Hasan (aleyhisselam) Muğeyre b. Şübeye Hitaben buyurdu: Sen o İnsansın ki: Peygamberin kızı Fatimeyi vurup onun kanının akıtmasına sebep olmuşsun, Fatimenin karnındaki Çocuğunun ölümüne sebep olmuşsun.
Kaynak:
El- ihticac Cilt. 1 Sayfa. 413, 414
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM

Konu CEMALETTİN YALDIR tarafından (02-13-2018 Saat 08:24 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 01-29-2018, 07:31
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz Fatime Selamullahi aleyhanın Şehadeti

Hz Fatime Selamullahi aleyhanın Şehadeti
İmam Cafer Sadık'tan (aleyhisselam) şöyle rivayet edilmiştir: "Fatıma (selamullahi aleyha), hicretin on birinci senesinin cemaziyelahir ayının üçüncü gününe denk gelen salı günü vefat etmiştir."[1]

İmam Muhammed Bâkır'dan (aleyhisselam) şöyle rivayet edilmiştir: "Fatıma (selamullahi aleyha) vefat ettiği zaman yaşı, on sekiz yıl, yetmiş beş gündü."

Cabir b. Abdullah el-Ensarî'den şöyle rivayet edilmiştir: "Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve alih) vefat ettiği zaman Fatıma'nın yaşı, on sekiz yıl, yedi aydı."[2]

Ebu'l-Ferec İsfahanî şöyle der: "Fatıma (selamullahi aleyha), Resulullah'ın (sallallahu aleyhi ve alih) vefatından bir süre sonra vefat etmiştir. Bu sürenin ne kadar olduğu hususunda ihtilâf vardır. En fazla olduğunu söyleyenlere göre altı ay, en az olduğunu söyleyenlere göre de kırk gündür. Fakat İmam Muhammed Bâkır'dan (aleyhisselam) gelen sahih bir rivayette Fatıma'nın (selamullahi aleyha) Peygamberimizden (sallallahu aleyhi ve alih) üç ay sonra vefat ettiği belirtilmektedir."[3]

Vahiy Evine Hücum

Hz. Ali’nin (aleyhisselam) halis yarenlerınden olan “Suleym İbn Kays” bu konu hakkında kendi kitabında şöyle yazmaktadır: Ömer, ateş isteyerek onunla evi tutuşturdu. Sonra kapıya yüklenerek onu açtı ve içeri girdi! Hz. Fatıma (selamullahi aleyha) Ömer’in tarafına gelerek “Ey Babacığım! Ey Resulallah-sallallahu aleyhi ve alih-! Diye feryat etti. Ömer kılıcını kınında olduğu bir şekilde kaldırarak Hz. Fatıma’nın-selamullahi aleyha- yanına (kaburgasına) vurdu. Hz. Fatıma-selamullahi aleyha- feryat ederek “Ey babacığım!” diye bağırdı. Bu sırada Ömer kamçısını çıkararak Hz. Fatıma’nın-selamullahi aleyha- koluna vurdu. Hz. Fatıma-selamullahi aleyha- ‘Ey Resulallah-sallallahu aleyhi ve alih-! Ömer ve Ebu Bekir senin geride bıraktığına ne kadarda kötü davranıyor’ diye feryat etti.

Bu sırada Hz. Ali (aleyhisselam) yerinden sıçrayarak Ömer’in yakasından tutarak onu hızlı bir şekilde çekerek kaldırıp yere vurdu. Burnuna ve boynuna vurdu. Onu öldürmeyi istedi,ancak Allah Resulünün (-sallallahu aleyhi ve alih-) sözünü hatırladı ve ona buyurmuş olduğu vasiyet aklına geldi ve şöyle buyurdu:“Ey Suhak’ın oğlu! (Ömer’in babası Hattab’ın annesinin adı) Muhammed’i-sallallahu aleyhi ve alih- peygamberlikle şereflendirdiği Allah’a yemin olsun ki eğer ilahi mukadderat ve peygamberin benimle olan ahitleşmesi olmasaydı, evime giremeyeceğini çok iyi biliyordun.”

(Süleym İbn Kays Hilali’nin, ‘ölüm tarihi, 80 hicri’kitabı, s. 568)

Aynı şekilde Sünnilerin meşhur müfessiri Alusi, şöyle yazmakta: Ömer öfkelenerek Ali’nin evininin kapısını yakarak içeri girdi. Fatıma (selamullahi aleyha) Ömer’in tarafına gelerek “Ey Babacığım! Ey Resulallah-sallallahu aleyhi ve alih-! Diye feryat etti. Ömer kılıcını kınında olduğu bir şekilde kaldırarak Hz. Fatıma’nın-selamullahi aleyha- mübarek yanına (kaburgasına) vurdu. Sonra kamçısını çıkararak Hz. Fatıma’nın-selamullahi aleyha- koluna vurdu. Hz. Fatıma-selamullahi aleyha- “Ey Babacığım!” diye feryat etti. Hz. Ali (aleyhisselam) yerinden sıçrayarak Ömer’in yakasından tutarak onu hızlı bir şekilde çekerek kaldırıp yere vurdu. Burnuna ve boynuna vurdu.

(Alusi Bağdadi, Allame Ebu’l Fadl Şahabuddin es- Seyyid Mahmut ‘Ölümü 1270 hicri’ “Ruhu’l Meani fi Tefsiri’l Kur’an el- Azim ves’ sebu’l Mesani, c. 4, s. 124, Daru ihya’u turas el-Arabi, Beyrut)

Alusi, bu rivayeti hiçbir eleştiri ve haşiyeye inmeden nakletmiştir.B unu bu şekilde açıklaması rivayeti kabul ettiği anlamına gelmektedir. Müminlerin Emiri Hz. Ali (aleyhisselam) yaşamının tüm dönemlerinde, ilahi emirlere tam bir bağlılık göstermiş ve sadece ve sadece ilahi emirler doğrultusunda amel etmiştir. Hiçbir zaman taassup, öfke ve şahsi menfaatler onu tahrik etmemiştir. Örneğin Hz. Ali’nin-aleyhisselam- Hendek savaşı sırasında düşman tarafında bulunan zamanın en büyük kahramanı olan Amr bin Abduved’i yere serdiği sırada onu öldürmeyip geri çekildikten biraz sonra tekrar ona yaklaşıp öldürme olayıdır. Hz. Ali (aleyhisselam) bu büyük musibet ve belâ karşısında Allah ve Resulü (-sallallahu aleyhi ve alih-) tarafından sabır ve tahammülle görevlendirilmişti. Burada da bu emir doğrultusunda hareket ederek böylesine zor bir durumda sabretmiştir.

Merhum Seyyid Raziyuddin Musevi, şerif kitabı “Hasaisu’l Eimme (aleyhisselam)” kitabında şöyle yazmakta: İmam Kazım (aleyhisselam) diyor ki babam İmam Cafer Sadık’a-aleyhisselam- şöyle sordum: “Hz. Resulullah kendisine geldikten sonra ne oldu?” (Peygamberin kağıt kalem getirmelerini emretmesi ve Ömer’in bu sayıklıyor bize Kur’an yeter deyip kağıt kalemin getirilmesine mani olduktan sonrası) (Ömer'in bu sözünden Allah’a sığınırız) şöyle buyurdu:“Kadınlar içeri girdi ve ağlama sesleri yükseldi. Muhacirler ve Ensar toplanmış ve üzüntü ve kederlerini gösteriyorlardı. Hz. Ali (aleyhisselam) şöyle buyurdu: O sırada Resulullah-sallallahu aleyhi ve alih- beni çağırdı ve kendimi Allah Resulünün-sallallahu aleyhi ve alih- üstüne attım. Bana şöyle buyurdu:“Kardeşim! Bu insanlar beni bırakacak ve dünya işleriyle uğraşacaklardır, ancak bu durum benim işlerimi görmene mani olmasın. Sen bu ümmet içinde Kâbe gibisin. Allah onu uzak yerlerden onun yanına gelmesi için bir nişane karar kılmıştır…sana vasiyetim bittikten sonra dünyadan göçtüğümde ve bedenimi kabre koyduğunda evinde otur ve sana emrettiğim gibi Kur’an’ı farzlar,hükümler ve nüzul sırasına göre bir araya getir. Sana ve Fatıma’ya bu topluluktan gelecek her türlü şeye karşı sabırlı olmanı vasiyet ediyorum. Bana ulaşıncaya kadar sabret.

(Şerif Razi, Ebu’l Hasan Muhammed bin Hüseyin bin Musa el- Musevi el- Bağdadi, ‘Ölümü, 406 hicri’ Hasaisu’l Eimme, s. 73 ve Biharu’l Envar, c. 22, s. 484)

Kaynaklar:
[1]- Delailu'l-İmame, Taberî, s.45 Keşfu'l-Gumme 1/53
[2]- Menakıbu Âl-i Ebi Talib 2/357
[3]- bk. Keşfu'l-Gumme, s.128

Ömer İtiraf Ediyor ki: Kapıyı İteleyip İçeri Girdim Fatime (as) Öyel Bir Yüzle Karşımda Durdu ki: Nuru Gözlerimi Tuttu. Ben Hicabın Üstünde Ona Bir Sille Vurdum. Bu sille Neticesinde Onun Küpesi Dağılıp Yere Düştü,
Kaynak:
Biharul Envar Cilt. 30. Sayfa. 369. Hadis. 151
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 01-30-2018, 08:40
SUDE SUDE isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 123
SUDE is on a distinguished road
Standart

Peygamber (s.a.a) buyurmuştur ki: “Fatıma (a.s), ilklerden ve sonrakilerden bütün cennet kadınlarının en üstünüdür.” Keşf'ül- Ğumme c. 2, s. 76, Bihar-ül Envar c. 14, s. 206, c. 43, s. 21, 37.
Selam Olsun Ya Fatime Babana, Kocana, Ve Oğullarına
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 01-31-2018, 05:39
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Allahım Fâtımanın nurunun hakkı için.
Fâtımanın sırrının hakkı için.
Fâtımanın rutbesi hakkı için
Fâtımanın makamı hakkı için
Fâtımanın menzileti hakkı için
Fâtımanın yakınlığı hakkı için
Fâtımanın azameti hakkı için
Fâtımanın masumluğu hakkı için
Fâtımanın sırrı hakkı için
Fâtımanın temizliği hakkı için
Fâtımanın sefâsı hakkı için
Fâtımanın ilimleri hakkı için
Fâtımanın ibadeti hakkı için
Fâtımanın duaları hakkı için
Fâtımanın tesbihinin hakkı için
Fâtımanın kırılan kaburgası hakkı için
Fâtımanın şehit Muhasseni hakkı için
Fâtımanın kırılan kalbinin hakkı için
Fâtımanın yaratanının hakkı için
Fâtımanın babasının hakkı için
Fâtımanın eşinin hakkı için
Fâtımanın evlatlarının hakkı için
Fatımaya gönül verenleri affet.
Fâtımaya tevessül eden hastalara şifa ver.
Sana Fâtımayı ant verenlerin işlerini kolaylaştır.
Ve bu duayı okuyanların hâcetini yerine getirir. (Selamullah Aleyha.)
Allahumme salli Ala Muhammed ve Ali Muhammed ve Eccil Ferecahum velan e'dâehum Allahumme Eccil Veliyyikel Ferec...
selam ve dua ile...
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 01-31-2018, 05:50
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz.Fatime (sa) Eziyet Veren Kafirdir

Hz.Fatime (sa) Eziyet Veren Kafirdir

Allah Kuranda şöyle buyurur: Allah ve onun Resulunu incitenlere Allah dünya ve ahiretde lanet etmiş ve onlara rüsvay edici Azap hazırlamışdır (Ahzab suresi: 57)
Peyqamber (saa) buyurdu: “Fatime benim bedenimin bir parçasıdır. Kim ona eziyyet verse, bana eziyyet vermişdir ve kim bana eziyyet verse Allaha eziyyet vermişdir”.

Sünni Kaynaklar:
Buhari “Sahih”, hadis 3427-3483
“Kenzul-ummal”: c.6, sah.220
“Feyzul-Qadir”: c.4, sah.421
Ahmed ibni Hanbel “Müsnəe”: c.4, sah.328
“Hilyetul-Evliya”: c.2, sah.40
Müslim “Sahih”, hadis: 4483
Tirmizi “Sünen”: c.2, sah. 319
Hakim “Müstedrek”: c.3, sah.159
“Esedul-ğabe”: c.5, sah.522
“El-İsabe”: c.8, sah.159
İbn Yala “Müsned”: c.1, sah.190

Tarihde yazılmışdır ki, Birinci ve İkinci o qadar Hanım Fatimeyi-Zehraya (as) eziyyet etdiler ki, Hanım (as) onlara şöyle dedi: “Haqiqeten ben Allahı ve melekleri şahid tutuyorum ki, siz ikiniz beni haqiqatde (Şiddetli) qazaplandırdınız ve beni razı etmek istemediniz ve mütlaq Peyqamberle (saa) görüşerken ona sizin ikininizden de şikayet edeceyim”.
Kaynaklar:

Buhari “Sahih”: c.5, sah.26
Muslim “Sahih”: c.4, sah.193

“Sahih-Buhari”-da 6230-cu rivayetde şöyle yazılmıştır ki, Hanım Fatime (as) Birinciye qazap etdi ve onunla rabitanı kesdi (küsdü) ve vefat edenə qadəa onunla konuşmadı Öyle ki dünyadan Göçdü, Kocası İmam Ali (as) onu gece defn etdi ve Birinciye haber vermedi ve İmam Alinin (as) özü onun cenaze namazını qıldı.

İbni Ebil-Hadid Mütezili öz “Nehcul-belağenin şerhi” kitabında c.6, sah.50-de şöyle yazır: Haqiqeten Fatime (as) Birinci ve İkinciden Şiddetli Bir halda Küs Şehid oldu.
Netice: Gördüyümüz gibi Birinci ve İkinci Hanım Fatimeye (as) eziyyet etmişler ve kim ona eziyyet etmişse Allah ve onun Rasulunu (saa) incitmişdir. Şimdi buna göre de Birinci ve İkinci cehennem azabına layıqdır.


İbni Abbas’ın Resulullah sallallahu aleyhi ve alih’ten naklettiği hadisin bir kısmında o Hazret’in şöyle buyurduğu geçer:

Kızım Fatıma’nın benden sonra zulme uğradığını ve ‘babacığım!’ diye feryat ettiğini görür gibiyim, ümmetimden hiç kimse de kalkıp ona yardım etmemektedir.”

Fatıma selamullahi aleyha bu sözü duyunca ağlamaya başladı, Resulullah sallallahu aleyhi ve alih şöyle buyurdu: “Ağlama canım kızım!” O şöyle arz etti: “Ben sizden sonra göreceğim zulümlerden dolayı ağlamıyorum. “Ey Allah’ın Resulü! Benim ağlamam senin ayrılığındandır...
Kaynak:
Allame Meclisi, Bihar'ul- Envar, 43. c. 156. s. 2.

İmam Sadiq (a.s) buyurdu: Hz. Fatime (s.a) Ömerin emri ile Kunfuzun vurması neticesinde şehid olmuşdur.

Şeyş Taberi r.a.’in “Delailul Eimme” adlı kitabında bu ifadeler var:

حدثني أبو الحسين محمد بن هارون بن موسى التلعكبري، قال: حدثني أبي، قال: حدثني أبو علي محمد بن همام بن سهيل (رضي الله عنه)، قال: روى أحمد ابن محمد بن البرقي، عن أحمد بن محمد الأشعري القمي، عن عبد الرحمن بن أبي نجران، عن عبد الله بن سنان، عن ابن مسكان، عن أبي بصير، عن أبي عبد الله جعفر بن محمد (عليه السلام)، قال: ولدت فاطمة (عليها السلام) في جمادى الآخرة، يوم العشرين منه، سنة خمس وأربعين من مولد النبي (صلى الله عليه وآله). وأقامت بمكة ثمان سنين، وبالمدينة عشر سنين، وبعد وفاة أبيها خمسة وسبعين يوما. وقبضت في جمادي الآخرة يوم الثلاثاء لثلاث خلون منه، سنة إحدى عشرة من الهجرة. وكان سبب وفاتها أن قنفذا مولى عمر لكزها بنعل السيف بأمره، فأسقطت محسنا ومرضت من ذلك مرضا شديدا، ولم تدع أحدا ممن آذاها يدخل عليها. وكان الرجلان من أصحاب النبي (صلى الله عليه وآله) سألا أمير المؤمنين أن يشفع لهما إليها، فسألها أمير المؤمنين (عليه السلام) فأجابت، فلما دخلا عليها قالا لها: كيف أنت يا بنت رسول الله؟ قالت: بخير بحمد الله. ثم قالت لهما: ما سمعتما النبي (صلى الله عليه وآله) يقول: ” فاطمة بضعة مني، فمن آذاها فقد آذاني، ومن آذاني فقد آذى الله “؟ قالا: بلى. قالت: فوالله، لقد آذيتماني. قال: فخرجا من عندها وهي ساخطة عليهما
Bana Ebul Hüseyn Muhemmed b. Harun b. Musa et-Telakburi rivayet etdi, dedi ki: Bana atam rivayet etdi, dedi ki: Bana Ebu Ali Muhemmed b. Hümmam b. Süheyl r.a. rivayet etdi, dedi ki: Ahmed b. Muhemmed b. Berqi Ahmed b. Muhemmed el-Eşari el-Kummi’den, o Abdürrehman b. Ebu Necran’dan, o Abdullah b. Sinan’dan, o ibni Musqan’dan, o Ebu Besir’den, o da Ebu Abdullah Cafer b. Muhemmed (imam Sadiq a.s.) ’dan rivayet etdi, dedi ki: “Hz. Fatime s.a. bisetin beşinci yılının Cemadiyul-Ahır ayının yirmisinde dünyaya geldi. Mübarek ömrünün ilk sekiz yılını Mekke’de on yılını ise Medine’de Geçirmişdir. Atasının vefatından 75 gün sonra hicretin 11-ci yılının Cemadiyul-Ahir ayının üçünde vefat etmişdir. Vefat sebebi Ömer’in emri ile Kunfuz’un qılıcının Kabzasıyla Vurarak . Budarbeden sonra Hz. Fatime s.a. Muhsin’(as) hamileyken onu) düşürdü, çok şiddetli bir hastalığa düçar oldu. Özüne eziyyet edenlerden hiç bir kimsenin huzuruna girmesine izin vermedi. 2 adam (Birinci ve İkinci) Müminlerin Emiri (imam Ali a.s.) ’dan kendileri için (Hz. Fatime s.a.’ın) şefaat etmelerini istediler. Müminlerin Emiri (imam Ali a.s.) ise Hz. Fatime s.a. müsbet cavap verdi. O iki adam Hz. Fatime s.a.’ın hüzuruna dahil olan zaman şöyle dediler: “Ey Rasulullah s.a.a.’in qızı! Nasılsın ?” Hz. Fatime s.a. dedi ki: “Allah-u Teala’ya hamd olsun. Sizler Nebi s.a.a.’in “Fatime benden bir parçadır, ona eziyet eden hiç şüphesiz bana ezieyet etmiş olur. Bana eziyet eden ise Allah-u Teala’ya eziyet eder.” buyurduğunu işitmedinizmi?” dediler ki: “Evet işitdik.” Hz. Fatime s.a. dedi ki: “Allah’a and olsun ki, ikiniz de Bana eziyet etdiniz”. Hz. Fatime s.a. onlara karşı Sinirli iken, o ikisi huzurundan çıkdılar.”

Şeyh Taberi r.a, “Delailul-Eimme”, sahife 45-46, Hz. Fatime s.a’ın vefat ve defni haqqındakı Haberler babı

Bu hadisin senedinde olan bütün raviler güvenilen ve fazilet sahibi insanlardır, hadisin senedi de etibarlıdır. İnşaAllah indi hadisin sahihliyini tasdiqleyen müheddislerden bazilarını taqdim edeceyiz.

1. Şeyh Abbas Kummi: Mevzu haqqında yazdığı “Beytul Ehzan” kitabı meşhurdur, bu hadisi de o kitapda rivayet ederken hadis haqqında diyor ki:

وروى محمد بن جرير الطبري الإمامي بسند معتبر عن أبي بصير، عن أبي عبد الله عليه السلام
Ve Muhemmed b. Cerir et-Taberi el-İmami müteber isnad ile ile Ebu Besir’den, o da Ebu Abdullah (imam Cafer es-Sadiq a.s.)’dan rivayet etmişdir.

Şeyh Abbas Kummi r.a, “Beytul Ehzan”, sahife 189

2. Şeyh Mamaqani: “Tenqihul Meqal” gibi büyük bir rical Ansiklopedisinin müellifidir, hadisin sahihliyi haqqında şöyle yazır:

عن دلائل الإمامة لمحمد بن جرير الطبري الإمامي مسند بسند قوي عن أبي بصير، عن أبي عبد الله عليه السلام
Muhemmed b. Cerir et-Taberi el-İmami “Delailul-Eimme” kitabında, müsned olaraq qavi (güclü) isnad ilq Ebu Besir’den, o da Ebu Abdullah (imam Cafer es-Sadiq a.s.)’dan rivayet etmişdir.

Şeyh Mamaqani r.a., “Mirahul İkmal”, 3/267

3. Şeyh Mirze Cevad Tebrizi: Mütehhirin ülemanın büyüklerinden ve müslümanların merceyi-taqlidlerindendir. “Siratun-Nicat” adlı kitabında özüne mevzu haqqında verilen bir suala cevablarken bu hadisi “Delailul-eimme”den rivayet etmekde ve hadisin sahihliyi haqqında şöyle demekdedir:

عن دلائل الامامة للطبري بسند معتبر عن الصادق
Taberi’nin “Delailul-Eimme” kitabında müteber isnad ile es-Sadiq a.s.’dan rivayet edilmişdir.

Şeyh Tebrizi r.a., “Siratun-Nicat”, 3/441

4. Seyyid Cafer Mürteza el-Amuli: Mütahhirin ülemanın büyüklerinden ve araştırmacı alimlerdendir. Mevzu haqqında yazdığı “Zehra s.a.’nın müsibeti” adlı kitabında bu hadisi delil olaraq taqdim etmekde ve hadis haqqında bu hükmü vermekdedir:

وسند الرواية صحيح
Ve rivayetin senedi sahih’dir.

Seyyid Cafer Mürteza el-Amuli r.a., “Zehra s.a.’ın müsibeti”, 2/66

Hz.Fatime (as) İki Gaspçıya İtirazı

Cabir diyor: “Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve alih) Şehid olduktan sonra Fatime hastalığa yakalandı. İki sehabe onun yanına dahil olub ona dediler: “Ey Allah Rasulunun qızı, halın nasıldır?”
O dedi: “Dürüstçesine bana cavap verin bakayım, Allah Rasulundan “Fatime bedenimin bir parçasıdır, ona eziyyet eden bana eziyyet
etmişdir” – diye buyurduğunu işittinizmi?"
Onlar dedi: “Evet, bu sözü ondan işitmişik”.
Fatime ellerini göğe doğru qaldırıb dedi: “İlahi, şahid ol ki, bu iki kişi beni incitmiş ve haqqımı qasp etmişdir”, sonra onlardan yüz çevirdi ve daha o ikisi ile konuşmadı. Atasından sonra doksan beş gün yaşadı. Nihayet, Allah Fatimeni ona (Peyqambere) kavuşdurdu”.
قال جابر: فلما قبض رسول الله صلى الله عليه وآله وسلم
[فاعتلت فاطمة] دخل إليها رجلان من الصحابة فقالا لها: كيف أصبحت يا بنت رسول الله؟ قالت: أصدقاني هل سمعتما من رسول الله صلى الله عليه وآله وسلم يقول: فاطمة بضعة مني فمن آذاها فقد آذاني؟ قالا: نعم قد سمعنا ذلك منه، فرفعت يديها إلى السماء وقالت: اللهم إني أشهدك أنهما قد آذياني وغصبا حقي. ثم أعرضت عنهما فلم تكلمهما بعد ذلك، وعاشت بعد أبيها خمسة وتسعين يوما حتى ألحقها الله به.

(Şeyh Ğazzaz Qumi (r.a), "Kifayetul-eser", sah 64, hadis 37)
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 02-02-2018, 07:56
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Soru: Fatime Zamanın İmamına Biat Etti mi.?

Bütün muhaddisler ve âlimler görüş birliğiyle Hz. Fatıma’nın (s.a) ömrünün sonuna kadar Birinci Qasıp halifeye biat etmediğini hatta onlardan yüz çevirdiğini bildirmişlerdir.

İbni Hacer, Sahihi Buhari’nin şerhinde şöyle naklediyor: “Fatıma (s.a) Ebubekir’e gazap etti, ondan yüz çevirdi ve altı gün sonra da o haliyle dünyadan göçtü. Kocası Ali (a.s) cenazesine namaz kıldı ve bunu (Fatıma’nın (s.a) nasihatinin gereği) Ebubekir’e bildirmedi.
Eğer gerçekten Ebubekir’in hilafeti meşru ve yasaldıysa o halde niçin Peygamberin ciğer paresi ve tek yadigarı ona gazap etti? Biraz daha açık belirteyim; Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kim ölür ve boynunda zamanın imamının biati olmazsa cahiliye ölümü üzerine ölmüştür.”
Şimdi şu sorudan birine cevap verilmelidir:

1-Resul-i Ekrem’in (s.a.a) ciğerparesi Fatıma (s.a) biat etmedi ve boynunda bir imamın biati olduğu halde kimseye biat etmeden dünyadan göçtü, o halde Fatıma’nın (s.a) ölümü cahiliye ölümü üzerine midir? (Bundan Allah’a sığınırız)

2-Acaba kendisini zamanın imamı olarak tanıtan şahıs gerçek manada imam değil de gerçek ve asıl imamın yerine mi oturmuştu?
Birinci seçeneği kabul etmek kesinlikle mümkün değildir. Çünkü Allah Resulü’nün (s.a.a) kızı Tathir ayetinin (Ahzab-33) gereği Allah-u Teâlâ onu her türlü günahtan ve pislikten arındırmış ve tertemiz kılmıştır. Resul-i Ekrem (s.a.a) Fatıma (s.a) hakkında şöyle buyurmuştur: “Fatıma cennet kadınlarının hanımefendisidir.”

Yine Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Fatıma şüphesiz ki Allah senin gazabınla gazaplanır ve senin hoşnutluğunla hoşnut olur.”
Dolayısıyla şunu söylemliyiz: Fatıma (s.a), tertemizdir, günahlardan arındırılmıştır ve asla Allah Resulü’nün (s.a.a) emrinin dışına çıkmamış ve muhalefet etmemiştir.

BURADAN ÇIKAN TEK SONUÇ VAR
EBUBEKİR ZAMANIN HALİFESİ HİÇ BİR ZAMAN OLMADI.

VE SONRADAN GELEN İKİ HALİFEDE ZAMANIN İMAMI DEĞİLDİ.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 02-06-2018, 09:10
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Miraçda Fatimenin (sa) şehadet Haberi

Miraçda Fatimenin (sa) şehadet Haberi
İmam Cafer Sadiq (as) naql olunan rivayetde Şöyle Deyilir:-"Peyqamberi (saa) miraca götürdüler. Allah ona vahy etdi: "Sabrının derecesini ölçmek için üç şeyle seni imtahan edeceyim".Hazret (saa) buyurdu: -"Emrine tabiyim, benim güç ve qüvvetim yalnız Sendendir!" Sonra sordu: -"O üç şey hangileridir? "Haqdan nida geldi: -"Ehli-beytinin senden sonra qatli ve şehadeti … Kızın Fatime, ona zülüm edilib haqqını Vermiyecekler, onu vuracaqlar, Karnındaki çocuğunuDarbe sonucu düşecek, izinsiz evine dahil olacaqlar, harlıq evini bürüyecek ve sonda ona deyen darbenin şiddetinden şehadete Erişecek (1)".Ömrünün son anları Ölüm saatı yetişdi. Bu anda perdeler çekildi ve Hezret Siddiqeyi-Tahire (sa) Manalı ve derin bakışlarla dedi: -"Selam olsun Cebraile, salam olsun Allahın Rasuluna (saa)! Ey Yaradanım! Beni Peyqamberinle (saa) mehşur et ve Rizvanında (cennetin mertebelerinden en üstünü), rahmetinin kenarında, "dar es-salam" evinde bana sığınacaq ver, beni orda meskunlaşdır!" Sonra Fatime hanım (sa) buyurdu: -"Ben gördüyümü siz de görüyorsunuzmu?" Sordular: -"Siz ne görüyorsunuz?" Hazret Zehra (sa) buyurdu: -"Bunlar sema ehli ve Cebraildir. Bu da Allahın Rasuludur (saa) ki, buyuruyor:
"Aziz qızım! Yanıma gel! Çünkü qarşıda olanlar senin için daha iyidir".
O an gözlerini açdı… ve sözüne devam etdi: -"Ve salam olsun sana, ey can alan melek! Canımı tez al, Beni incitme!" Yine buyurdu: "İlahi! Sana taraf geliyorum, ateşe taraf yok
Sonra gözlerini kapadı dünyadan göçdü(2).
Kaynaklar:
1."Kamil ez-ziyaret", fasıl 108; "Nevadir ez- ziyaret", sah. 332.
2."Bihar el-Envar", c.43, sah. 186, Allame Meclisi.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 02-06-2018, 06:52
TUBA TUBA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 112
TUBA is on a distinguished road
Standart

Esselamu Aleyke Ya Fatime Zehra Aleyhisselam

Bu Güzel Bilgiler İçin Allah Razı Olsun İnşallah
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 02-13-2018, 02:43
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Sünni Kaynaklarda Hz.Fatime (sa) Şehadeti

Sünni Kaynaklarda Hz.Fatime (sa) Şehadeti

Hz. Peygamberin (s.a.a) Diliyle Hz. Fatıma (s.a)
Resulullah’ın değerli kızı çok yüce makamlara sahipti. Allah Resulünün açıklamalarında Hz. Fatıma’nın her türlü günahtan beri ve masum olduğunu göstermektedir. Hz. Resulullah şöyle buyurmuştur:

“فاطِمَةُ بَضْعَةٌ مِنّي فَمَنْ أَغْضَبَها أَغْضَبَني”

“Fatıma, benim bir parçamdır, her kim onu öfkelendirirse beni öfkelendirmiştir.”[1]

Söylenmeden açıktır ki Allah Resulünün öfkelenmesi onun incinmesi ve üzülmesi neticesinde oluşmaktadır. Böyle birinin cezası Kur’an-ı Kerim’e göre şöyledir:

“وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ اللهِ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ”

“Allah’ın Resulünü incitip, eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır.”[2]

Hz. Fatıma’nın fazilet ve masumluğunu anlatan hadisten daha sağlam bir delil var mıdır? Bu hadiste Hz. Fatıma’nın hoşnutluğunun, Allah’ın hoşnutluğuna, onun öfkelenmesinin Allah’ın öfkelenmesine sebep olduğu anlatılmaktadır. Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Fatıma! Kuşkusuz Allah senin öfkelenmenle öfkelenir ve senin hoşnutluğunla hoşnut olur.”[3]

Hz. Fatıma, böyle yüce makama sahip olduğundan âlemlerin kadınlarının efendisidir. Hz. Resulü Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Fatıma! Âlemlerin kadınlarının efendisi, bu ümmetin kadınlarının efendisi ve mümine kadınların efendisi olmaktan razı değil misin?”[4]

Kur’an ve Sünnette Hz. Fatıma’nın Evinin İhtiramı
Bu ayet: “(Allah’ın bu nuru) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir.”[5] Nazil olduğunda, Peygamber bu ayeti camide okudu. Bu sırada birisi yerinden kalkarak “Bu özellikteki evler hangi evlerdir? Ey Resulullah!” diye sordu. Allah resulü (s.a.a) “Peygamberlerin evidir” diye buyurdu. O esnada Ebu Bekir yerinden kalkarak “Ey Resulullah! Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın evini işaret ederek acaba bu evde onlardan mıdır?” diye sordu. Resulullah: “Evet, onların en üstünüdür.”[6] diye buyurdu.

)قرأ رسول الله هذه الآية (في بُيُوتِ أَذِنَ اللهُ أَنْ تُرْفَعَ وَ يُذْكَرَ فيها اِسْمُهُ) فقام إلَيْهِ رَجُلٌ: فَقالَ: أَيُّ بُيُوت هذِهِ يا رَسُولَ اللهِ(صلى الله عليه وآله)؟ قالَ: بُيُوتُ الأنْبِياءِ، فَقامَ إِلَيْهِ أَبُوبَكْرُ، فَقالَ يا رَسُولَ اللهِ(صلى الله عليه وآله) : أَهذَا الْبَيْتُ مِنْها، ـ مُشيراً إلى بَيْتِ عَلِىٍّ وَ فاطِمَةَ(عليهما السلام) ـ قالَ: نَعَمْ، مِنْ أَفاضِلِها(

Hz. Fatıma’nın Evine Karşı Hürmetsizliğin Anlamı
Değerli İslam peygamberi (s.a.a) dokuz ay boyunca bu eve gelerek Hz. Fatıma ve aziz eşine selam vererek[7] bu ayeti okudu: “إِنَّمَا يُرِيدُ اللهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيراً” “Ancak ve ancak Allah, ey Ehl-i Beyt, sizden her çeşit çirkinliği, kiri gidermek ve sizi tam bir temizlikle tertemiz bir hale getirmeği diler.”[8] ilahi nur merkezi olan ve Allah’ın yüceltilmesini istediği bu evin ihtiramı çok yüceydi.

Evet! Öyle bir ev ki “Ehl-i Aba” ve “Ehl-i Kisa” olanları kuşatmıştır. Allah bu evi azamet ve yücelikle anmıştır. Böyle bir evin tüm Müslümanların tam bir ihtiramına haiz olması gerekmektedir.

Artık görmemiz gerekmektedir, Peygamber (s.a.a) bu dünyadan göçtükten sonra bu evin ihtiramı ne kadar korunmuştur?! Bu eve nasıl hürmetsizlik edilmiştir? Kendileri bu hürmetsizliği itiraf etmişlerdir. Bunlar kimlerdi ve bu olaydaki hedefleri ne idi?

Hz. Fatıma’nın evine karşı hürmetsizlik!
Bu eve karşı bu kadar kesin buyruklar olmasına rağmen bazıları maalesef bu eve karşı saygısızlıkta bulunmuş ve oranın hürmetini kırmışlardır. Bu konu üzerinden öylesine geçilecek ve saklanacak bir konu değildir.

Hz. Fatıma’nın (s.a) evine karşı hürmetsizlik yapıldığının anlaşılması ve ondan sonra yaşanan olayların kesin ve kati tarihi gerçekler olduğunun ortaya çıkması için ehli sünnet kaynaklarında geçen metinleri burada zikrederek bunun bir efsane olmadığını ortaya koyacağız. Buda bilinmelidir halifeler döneminde Ehl-i Beyt’in (a.s) menkıbe ve faziletlerinin yazılmasına olağanüstü bir kısıtlama getirilmişti, buna rağmen “bir şeyin hakikati onun koruyucusudur” sözündeki gibi bu hakikatte zinde bir şekilde tarihi ve hadis kitaplarında kaydedilmiştir.

Belgeleri, ilk yüzyıldan başlamak suretiyle sırasıyla getireceğiz bu şekilde bu yüzyıldaki yazarların zamanına ulaşacağız.

1- Ehli sünnetin meşhur muhaddislerinden İbn Ebu Şeybe (159-235), “el- Musannef” adlı kitabında sahih senetle şöyle rivayet etmiştir:

«إِنَّهُ حينَ بُويِعَ لاِبي بَكْر بَعْدَ رَسُولَ اللهِ(صلى الله عليه وآله) كانَ عَليٌّ وَ الزُّبَيْرُ يَدْخُلانِ عَلى فاطِمَةَ بِنْتِ رَسُولِ الله، فَيُشاوِرُونَها وَ يَرْتَجِعُونَ في أَمْرِهِمْ. فَلَمّا بَلَغَ ذلِكَ عُمَرُ بنُ الْخَطّابِ خَرَجَ وَ دَخَلَ عَلى فاطِمَةَ، فَقالَ: يا بِنْتَ رَسُولِ الله(صلى الله عليه وآله) وَ اللهِ ما أَحَدٌ أَحَبَّ إِلَيْنا مِنْ أَبِيكِ وَ ما مِنْ أَحَد أَحَّبَ إِلَيْنا بَعْدَ أَبيكِ مِنْكِ، وَ أيْمُ اللهِ ما ذاكَ بِمانِعي إِنِ اجْتَمَعَ هؤلاءِ النَّفَرُ عِنْدَكِ أَنْ أَمرْتُهُمْ أَنْ يُحْرَقَ عَلَيْهِمُ الْبَيْتَ.
قالَ: فَلَمّا خَرَجَ عُمَرُ جاؤُوها، فَقالَتْ: تَعْلَمُونَ أنَّ عَمَرَ قَدْ جاءَني، وَ قَدْ حَلَفَ بِاللهِ لَئِنْ عُدْتُم لَيَحرِقَنَّ عَلَيْكُمُ الْبَيْتَ، وَ أيْمُ اللهِ لَيْمِضَيَّن لِما حَلَفَ عَلَيْهِ.


Resulullah’tan (s.a.a) sonra halk Ebu Bekir’e biat ettiği sırada Hz. Ali ve Zübeyr Hz. Fatıma’nın evinde oturup konu hakkında istişarelerde bulunmaktaydılar. Bunu duyan Ömer İbn Hattab, dışarı çıkarak Fatıma’nın yanına gelerek dedi ki: “Ey Allah Resulünün kızı! Vallahi insanlar arasında bize en sevgili kişi babandır. Babandan sonra ise bize en sevgili kişi sensin. Allah’a yemin ederim ki bu sevgi, bu kişilerin senin evinde bir araya gelerek toplandıkları sırada evini ateşe vermeleri için emir vermeme engel değildir!” Ömer bunları deyip gittikten sonra Hz. Ali ve Zübeyr, Hz. Fatıma’nın yanına geldiler. Hz. Fatıma (s.a) Hz. Ali ve Zübeyr’e hitaben şöyle söyledi: “Biliyor musunuz? Ömer buraya gelerek eğer siz, bir daha burada bir araya gelecek olursanız siz içinde olduğunuz sırada evi yakacağına Allah’a yemin edip gitti. Allah’a yemin ederim ki! Yemin ettiği şeyi yerine getirecektir!”[9]

Tekrar diyorum bu olay Musennef adlı kitapta sahih senetle yayınlanmıştır.

2- Ehli sünnetin bir diğer büyük muhaddisi ve tarihçisi olan “Ahmed b. Yahya b. Cabir Belazuri” (ö. 270) “Ensabu’l- Eşraf” adlı kitabında bu konuyu şöyle yazmaktadır:

Ebu Bekir, Ali’ye biat etmesi için birini gönderdi, ama Ali ona biat etmedi. Sonra Ömer fetile (ateş yakmak, tutuşturmak için kullanılan bir şey) ile birlikte Hz. Fatıma’nın kapısına dayandı. Kapının önünde Hz. Fatıma’yla karşılaştı. Hz. Fatıma, Ömer’e “Ey Hattab’ın oğlu! Evimi yakmak mı istiyorsun?! Ömer: “Evet, bunun kendisi babanın gönderildiği şeye yardımcı olacaktır…”[10]

3- Ehli sünnetin çok meşhur tarihçilerinden ve ediplerinden olan “Abdullah b. Müslim İbn Kuteybe Deyneveri (212- 276) “el- İmamet ve Siyaset” kitabında şöyle yazmıştır:

«إنّ أبابَكْر(رض) تَفَقَّدَ قَوْماً تَخَلَّفُوا عَنْ بَيْعَتِهِ عِنْدَ عَليّ كَرَّمَ اللهُ وَجْهَهُ فَبَعَثَ إِلَيْهِمْ عُمَرُ فَجاءَ فَناداهُمْ وَ هُمْ في دارِ عَليٍّ، فَأَبَوْا أَنْ يَخْرُجُوا فَدَعا بِالْحَطَبِ وَ قالَ: وَالَّذي نَفْسُ عُمَرَ بِيَدِهِ لَتَخْرُجَنَّ أَوْ لأَحْرَقَنَّها عَلى مَنْ فيها، فَقيلَ لَهُ: يا أبا حَفص إِنَّ فيها فاطِمَةَ فَقالَ، وَإِنْ!
Ebu Bekir, kendisine biat etmeyip Hz. Ali’nin evinde toplananları aramaya koyulmuş ve Ömer’i bu iş için onların peşi sıra göndermişti. Ömer, onlar Hz. Ali’nin evinde olduğu sırada oraya gelerek dışarı çıkmaları için bağırdı. Ancak onlar dışarı çıkmaktan kaçındı. Bunun üzerine Ömer odun getirmelerini isteyerek şöyle dedi: “Ömer’in canı elinde olana andolsun ki dışarı çıkın yoksa içindekilerle birlikte ateşe vereceğim!” Birisi “Ey Ebu Hafs! (Ömer’in Künyesi) Peygamberin kızı Fatıma da buradadır.” dedi. Ömer: “O da olsa fark etmez.” Dedi.[11]

İbn Kuteybe, bu hadisenin geri kalanını daha acıklı ve yakıcı olarak naklederek şöyle yazmaktadır:

«ثُمَّ قامَ عَمُرُ فَمَشى مَعَهُ جَماعَةٌ حَتّى أَتَوْا فاطِمَةَ فَدقُّوا الْبابَ فَلَمّا سَمِعَتْ أصْواتَهُم نادَتْ بِأَعْلى صَوْتِها يا أَبَتاهُ يا رَسُولَ الله ماذا لَقينا بَعْدَكَ مِنْ ابنِ الْخَطّابِ وَ ابنِ أبي الْقُحافة فَلَمّا سَمِعَ الْقَوْمُ صَوْتَها وَ بُكائَها انْصَرَفُوا وَ بَقِيَ عُمَرُ وَ مَعَهُ قَوْمٌ فَأَخْرَجُوا عَلَيّاً فَمَضَوْا بِهِ إلى أبي بَكْر فَقالُوا لَهُ بايِعْ، فَقالَ: إنْ أَنَا لَمْ أَفْعَلْ فَمَه؟ فَقالُوا: إِذاً وَاللهِ الَّذي لا إلهَ إِلاّ هُوَ نَضْرِبُ عُنُقَكَ…!

Daha sonra Ömer bir grupla birlikte Fatıma’nın evinin önüne gelerek kapıyı çaldı. Hz. Fatıma onların seslerini duyunca en yüksek sesle “Ey babacığım! ey Resulullah! Senden sonra Hattab’ın oğlu (Ömer) ve Ebu Kuhafe’nin oğlu (Ebu Bekir) ne kadar da kötü davranıyor!” diye feryat etti. Hz. Fatıma’nın bu feryadını ve ağlama sesini duyan topluluk bu işten vazgeçip ayrıldılar. Ancak Ömer ve başka bir topluluk orada kaldı. Sonra Hz. Ali’yi dışarı çıkarıp Ebu Bekir’in yanına götürerek biat et dediler. Hz. Ali (a.s) eğer biat etmesem ne olacak?” dedi. Bunun üzerine “Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a and olsun ki boynunu vuracağız…!” dediler.[12]

Tarihteki bu kesit, kesinlikle Şeyheyn’e (Ebu Bekir ve Ömer) sevgi besleyenlere ağır gelmekte ve üzüntü vermektedir. Dolayısıyla bazıları İbn Kuteybe’nin bu kitabından şüpheye düşme eğilimine gitmişlerdir! Halbuki tarih konusunda uzman olan İbn Ebi’l Hadid bu eserin ona ait olduğunu söyleyerek o kitaptan konular nakletmektedir. Maalesef bu kitabı basarken tahrif etme eğilimine gidilmiş ve kitaptaki bazı tarihi gerçekler silinmiştir! Halbuki aynı konular o kitaptan nakledilerek “Nehcü’l Belaga” kitabının şerhinde yer almıştır!

Zerkuli, “El- İ’lam” kitabında bu eserin İbn Kuteybe’ye ait olduğunu bilmekte ve şöyle eklemektedir: “Bazı alimler, bu kitap hakkında bazı atıflar da bulunmaktadırlar, yani kitap hakkında bazılarının şek ve şüphe içinde olduklarını söylemekte ve kendilerine bu nispeti vermemektedirler. İlyas Serkis gibi alimlerde bu kitabı ona nispet vermektedir.

4- Ehli sünnetin önemli alimlerinden ve tarihçilerinden Muhammed b. Cerir Taberi (ö. 310) meşhur tarih kitabında Hz. Fatıma’nın evine karşı yapılan saygısızlığı şöyle nakletmiştir:

أتى عُمَرُ بنُ الْخَطّابِ مَنْزِلَ عَليٍّ وَ فيهِ طَلْحَةٌ وَ الزُّبَيْرُ وَ رِجالٌ مِنَ الْمُهاجِرِينَ، فَقالَ وَاللهِ لاََحْرِقَنَّ عَلَيْكُمْ أَوْ لَتَخْرُجَنَّ إلى الْبَيْعَةِ، فَخَرَج عَلَيْهِ الزُّبيرُ مُصْلِتاً بِالسَّيْفِ فَعَثَرَ فَسَقَطَ السَّيْفُ مِنْ يَدِهِ، فَوَثَبُوا عَلَيْهِ فَأَخَذُوهُ.

“Ömer bin Hattab, Hz. Ali’nin evine geldiğinde Talha, Zübeyr ve muhacirden bir grupta orada idi. Ömer onlara hitaben şöyle söyledi: “Allah’a and olsun ki ya dışarı çıkıp biat edersiniz ya da evi yakarım!” O sırada Zübeyr elinde kılıcıyla dışarı çıktı. Ansızın ayağı kayarak elinden kılıcı yere düştü. Oradakiler ona saldırarak onu tuttular.[13]

Tarihin bu bölümüne bakıldığında Ebu Bekir’e tehdit ve zorla biat alındığını göstermektedir, ancak bu şekilde alınan bir biatin ne gibi bir değeri olacağına okuyucularımız karar versin.

5- İbn Abd Rabbe Endülüsi olarak meşhur olan Şahabuddin Ahmed, (ö. 463) el-Akdü’l Ferid kitabında “Sakife” olayına yer vermiştir. Ebu Bekir’e biat etmekten kimlerin kaçındığı konusunu bir başlık altında getirerek şöyle yazmaktadır:

فَأمّا عَليٌّ وَ الْعَبّاسُ وَ الزُّبَيرُ فَقَعَدُوا فِي بَيْتِ فاطِمَةَ حَتّى بَعَثَ إِلَيْهِمْ أَبُوبَكْرُ، عُمَرَ بْنَ الْخَطّابِ لِيُخْرِجَهُمْ مِنْ بَيْتِ فاطِمَةَ وَ قالَ لَهُ: إنْ أَبَوْا فَقاتِلْهُمْ، فَأَقْبَلَ بِقَبَس مِنْ نار أَنْ يُضرِمَ عَلَيْهِمُ الدّارَ، فَلَقِيَتْهُ فاطِمَةُ فَقالَ: يا ابْنَ الْخَطّابِ أَجِئْتَ لِتَحْرِقَ دارَنا؟! قالَ: نِعَمْ، أوْ تَدْخُلُوا فيما دَخَلَتْ فيهِ الأُمَّةُ!.

Ali, Abbas ve Zübeyr Fatıma’nın evinde oturmuştu. Ebu Bekir, Ömer’i onlara göndererek dışarı çıkmamaları halinde onlarla savaşmasını istedi! Ömer ibn Hattab, evi yakmak için bir miktar ateşle birlikte Fatıma’nın evinin yolunu tuttu. Evin önünde Fatıma ile karşılaştılar. Hz. Fatıma ona “Ey Hattab’ın oğlu! Evimizi yıkmaya mı geldin?” dedi. Ömer: “Evet, yakacağım. Veya siz de ümmetin dahil olduğuna dahil olun!”[14]

Buraya kadar eve karşı girişilen saygısızlıklara yer verildi. Şimdi de onların bu kastlarının sadece tehdit ve yıldırma ile Hz. Ali ve yaranlarının biate mecbur bırakılmadığı ortaya çıksın diye alınan bu uğursuz kararın uygulamaya konulduğuna yer vereceğiz.

Saldırı Gerçekleşmiştir!
Buraya kadar bazı tarihçiler halife ve yandaşlarının niyetlerine yer vermiş ve bu facianın sonrasına açıkça yer vermemiş veya verememişlerdir. Halbuki bazıları bu faciayı, yani eve saldırma ve yakma olayına… işaret etmişlerdir. Şimdi de tarihçilerin zamanlarına riayet ederek Hz. Fatıma’nın evine saldırmalarına yer vereceğiz.

6- Ebu Ubeyd Kasım b. Selam (ö. 224) ehli sünnet fakihleri tarafından güvenilir bir kitap olan “el- Emval” kitabında şöyle yazmaktadır: “Abdurrahman bin Afv, şöyle demekte: “Ebu Bekir hastalandığında ziyareti için evine gittim. Aramızda geçen uzun konuşmaların ardından şöyle söyledi: “Keşke yaptığım şeylerden üç tanesini yapmasaydım. Keşke üç şeyi yapmasaydım ki yaptım. O üç şey şunlardır:

وَدَدْتُ أنّي لَمْ أكْشِفْ بَيْتَ فاطِمَةَ وَ تَرَكْتُهُ وَ إنْ أُغْلِقَ عَلَى الْحَرْبِ

“Keşke Fatıma’nın evinin hürmet perdesini yırtmasaydım ve onu kendi haline bıraksaydım. Savaş için kapalı olsaydı bile.[15]

Ebu Ubeyd, bu cümleyi söyledikten sonra keza ve keza diyerek şöyle yazmaktadır: “Ben bundan sonraki yaşananları zikretmek istemiyorum!”

Ebu Ubeyd, mezhebi taassubu veya başka sebeplerden dolayı bu hakikati zikretmemiştir, ancak “el-Emval” kitabının muahakkikleri kitabın dip notuna şöyle yazmışlardır: “Burada silinen cümle “Mizanu’l İ’tidal” kitabında, Taberani “Mu’cem” kitabında ve İbn Abd Rabbe “Akdü’l Ferid” kitaplarında yer almıştır. (dikkat ediniz!)

7- Ebu’l Kasım Süleyman b. Ahmed Teberani (260 – 360) “Mu’cemu’l Kebir” kitabında
Zehebi, “Mizanu’l İ’tidal” kitabında kendisini güvenilir olarak bilmektedir. Defalarca basılan Mu’cemu’l Kebir kitabında Ebu Bekir’in hutbeleri ve vefatı hakkındaki konulara yer verilmişti. Bu kitapta şöyle yazmaktadır:

Ebu Bekir, ölüm anında bazı şeyleri temenni ederek şöyle söyledi: “Keşke yaptığım şeylerden üç tanesini yapmasaydım ve Allah Resulünden onları sorsaydım.

أمّا الثَّلاثُ اللاّئي وَدَدْتُ أنّى لَمْ أَفْعَلْهُنَّ، فَوَدَدْتُ أنّي لَمْ أَكُنْ أكْشِفَ بَيْتَ فاطِمَةَ وَ تَرَكْتُهُ…

“Keşke Fatıma’nın evinin hürmet perdesini yırtmasaydım ve onu kendi haline bıraksaydım…

Bu cümleler, Ömer’in tehditlerinin pratiğe döküldüğünü net olarak ortaya koymaktadır. Evin kapsını zorla (veya yakarak) açtılar.[16]

8- İbrahim b. Seyyar Nezzam Mu’tezili (160- 231), nazım ve nesirdeki sözlerinin güzelliğinden dolayı kendisine Nezzam olarak lakap takmışlardır. Nezzam, çeşitli kitaplarında Hz. Fatıma’nın evine karşı yapılan baskını anlatmıştır. Nezzam şöyle yazmaktadır:

إِنَّ عُمَرَ ضَرَبَ بَطْنَ فاطِمَةَ يَوْمَ الْبَيْعَةِ حَتّى ألْقَتِ الْمُحْسِنَ مِنْ بَطْنِها

“Ömer, biat günü Hz. Fatıma’nın karnına vurdu! Ömer’in bu saldırısı sonucu adını “Muhsin” koydukları karnındaki çocuğunu düşürdü!”[17]

9- Müberred, “Kamil” kitabında
İbn Ebul Hadid, şöyle yazmakta: “Ünlü yazar, edip ve meşhur eserleri olan Muhammed b. Yezid b. Abdulekber Bağdadi (210- 285), “Kamil” kitabında Abdurrahman b. Afv’dan şöyle nakletmektedir:

“Keşke Fatıma’nın evinin hürmet perdesini yırtmasaydım ve onu kendi haline bıraksaydım. Savaş için kapalı olsaydı bile.

10- Mes’udi ve “Murucu Zeheb” kitabı
Mes’udi (ö. 325) Murucu Zeheb adlı kitabında şöyle yazmaktadır:

فَوَدَدْتُ أنّي لَمْ أَكُنْ فَتَّشْتُ بَيْتَ فاطِمَةَ وَ ذَكَرَ في ذلِكَ كَلاماً كَثيراً!

“Ebu Bekir ölüm döşeğinde iken şöyle söyledi: “Dilerdim ki keşke Hz. Fatıma’nın evinin hürmet perdesini yırtmasaydım. Kendisi bu konu hakkında çok şeyler söyledi.”[18]

Mes’udi, Ehl-i Beyt’e muvafık temayülü olmasına rağmen halife Ebu Bekir’in sözlerini nakletmeyerek kinayeli bir biçimde olayı örtbas etmiştir. Elbette sebebini Allah bilir ve elbette Allah kulları da icmali olarak bilmektedirler!

11- Zehebi ve “Mizanu’l İ’tidal” kitabı
Zehebi, Mizanu’l İ’tidal kitabında, Muhammed b. Ahmet Kufi Hafız’dan nakletmektedir ki İbn Ebu Darm adıyla meşhur olan Ahmed b. Muhammed Muhaddis-i Kufi (ö. 357) bu haberi söylemiştir:

إنّ عُمَرَ رَفَسَ فاطِمَةَ حَتّى أسْقَطَتْ بِمُحْسِن

“Kuşkusuz, Ömer Hz. Fatıma’ya bir tekme vurarak, Muhsin adındaki çocuğunu düşürdü!”[19]

12- Abdulfettah Abdulmaksud ve “el- İmam Ali” kitabı
Abdulfettah, vahiy evine baskını kitabının iki yerinde getirmiştir. Biz burada sadece birisini zikretmekle yetineceğiz:

وَالّذي نَفْسُ عُمَرَ بِيَدِهِ، لَيَخْرُجَنَّ أَوْ لاَحْرَقَنّها عَلى مَنْ فيها…! قالَتْ له طائفة خافت اللهَ ورَعَتِ الرَّسولَ في عقبه: يا أباحَفْص، إِنَّ فيها فاطِمَةَ…»! فَصاحَ: لايُبالي وَ إن…! وَ اقْتَرَبَ وَ قَرَعَ الْبابَ، ثُمَّ ضَرَبَهُ وَ اقْتَحَمَهُ… وَ بَدالَهُ عَليّ… وَ رَنَّ حينَذاكَ صَوْتُ الزَّهْراءِ عِنْدَ مَدْخَلِ الدّارِ… فَإنْ هِيَ إلاّ طَنينَ اسْتِغاثَة…
“Ömer, dedi ki: “Ömer’in canı elinde olana and olsun ki ya dışarı çıkarsınız ya da içindekilerle birlikte ateşe vereceğim…! Allah’tan korkan ve Resulullah’tan sonra kendisine riayet eden bir grup dedi ki: “Ey Ebu Hafs! Fatıma bu evdedir.” Ömer pervasızca bağırarak “O da olsa bile…! Dedi. Sonra eve yaklaştı ve kapıyı çaldı. Sonra kapıyı vurarak içeri girdi… sonra Hz. Ali ortaya çıktı… daha sonra o esnada Hz. Fatıma’nın sesi evde yankılandı… bu ses yardım isteme sesinden başka bir şey değildi…”[20]

Bu konuyu “İbn Atiyye”nin “el- İmamet ve’l Hilafet” kitabının mekatilinden bir hadisle kapatıyoruz. (Bu konuda söylenecek daha bir çok şey olmasına rağmen)

Bu kitabında şöyle yazmaktadır:

إنّ أبابكر بَعْدَ ما أَخَذَ الْبَيْعَةَ لِنَفْسِهِ مِنَ النّاسِ بِالإرْهابِ وَ السَّيْفِ وَ الْقُوَّةِ أرْسَلَ عُمَرَ وَ قُنْفُذاً وَ جَماعَةً إلى دارِ عَلىّ وَ فاطِمَةَ(عليهما السلام) وَ جَمَعَ عُمَرُ الْحَطَبَ عَلى دارِ فاطِمَةَ وَ أَحْرَق بابَ الدّارِ

Ebu Bekir, kendisi için halktan tehdit, kılıç ve zorla biat aldıktan sonra Ömer, Kunfuz ve bir grubu Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın evine gönderdi. Ömer odun toplayarak evin kapısını yaktı!… bu rivayetin devamında bazı tabirler kullanılmıştır, ancak kalem onları beyan etmekten acizdir![21]

Sonuç
Ehli sünnet kaynaklarından nakledilen bu açık ve net belgelere rağmen yine de bazıları bu acı hadiseyi “Şehadet efsanesi” olarak mı adlandıracak?! Eğer onların bu hakikatleri yok sayma girişimi olmasaydı biz de konuyu bu kadar uzatmayacaktık.

Ümidimiz, uykuda olan insanların uyanması ve tarihin köşe bucağında zikredilen hakikatlerin saklanmayarak inkar edilmemesidir.

Vema aleyna ille’l belağ

“Bize düşen ancak bir tebliğdir. (Yasin Suresi, 17. Ayet)”
————
[1] – Fethu’l Bari, Şerh-i Sahihi Buhari, c. 7, s. 84 ve ayrıca Buhari bu hadisi Nübüvvet alametleri bölümünde, c. 6, s. 491 ve “evahiru mağazi, c. 8, s. 110’da bu hadisi zikretmiştir.
[2] – Tövbe Suresi, 61. Ayet.
[3] – Müstedrek-i Hakim, c. 3, s. 154; Mecmeu’z Zevaid, c. 9, s. 203 ve Hakim “Müstedrek” adlı kitabında Buhari ve Müslim’in hadisin sıhhatinde gerekli gördüğü şartlarda hadisler zikretmiştir.
[4] – Müstedrek-i Hakim, c. 3, s. 156
[5] – Nur Suresi, 36. Ayet
[6] – Durru’l- Mensur, c. 6, s. 203 (Nur Suresinin tefsiri) ve Ruhu’l Meani, c. 18, s. 174
[7] – Durru’l- Mensur, c. 6, s. 606
[8] – Ahzap Suresi, 33. Ayet
[9] – Müsennef, İbn Ebu Şeybe, c. 8, s. 572, Kitabu’l- Meğazi.
[10] – Ensabu’l Eşraf, c. 1, s. 586 Kahire baskısı.
[11] – el-İ’lam Zerkuli, c. 4, s. 137
[12] – el-İmamet ve’l Siyaset, İbn Kuteybe, s. 12, Mısır baskısı.
[13] – Taberi Tarihi, c. 2, s. 443 Beyrut baskısı.
[14] – Akdü’l Ferid, c. 4, s. 93
[15] – el- Emval, dördüncü dipnot. Ayrıca 144. Sayfa. Akdü’l Ferid, c. 4, s. 93.
[16] – Mü’cemu’l Kebir, c. 1, s. 62 h. 34
[17] – el- Vafi Bilvefiyyat, c. 6, s. 17, 2444. Sayı. Milel ve Nihel, Şehristani, c. 1, s. 57 Beyrut baskısı.
[18] – Murucu Zeheb, c. 2, s 301 Beyrut baskısı.
[19] – Mizanu’l İ’tidal, c. 1, s. 139 552. Sayı.
[20] – Abdulfettah Abdulmaksud, Ali ibn Ebu Talib, c. 4, s. 276-277
[21] – el- İmamet ve’l Hilafet, s. 160-161
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #11  
Alt 02-15-2018, 10:58
ali-veliyullah ali-veliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 274
ali-veliyullah is on a distinguished road
Standart

İmam Cafer Sadık (aleyhisselam) buyurdu: Allah'ın Velilerini (Ehli Beyt) Sevmek Ve Vilayetlerini Kabul Etmek Vaciptir. Onların (Ehli Beyt) Düşmanlarından Beraat (Uzaklaşmak) Vaciptir.
Onlar ki Ali Muhammede (aleyhisselam) Zülüm Ettiler, Perdeleri Yırttılar, Fatime (salamullahualeyha)'nın Fedekini Elinden aldılar, Onun Mirasını Gasp Ettiler, Kocası Ali (aleyhisselam)'ın Hakkını Gasp Ettiler, Onun Evini Ateşe Verdiler, Peygamber (salallahu aleyhi ve alihi vessellem)'in Sünnetinin Aksini Yaptılar.

Kaynak:
Şeyh Saduk (ra) El-Hisal Safife 607
__________________
LAİLAHEİLLALLAH, MUHAMMEDEN RASULULLAH, ALİYYENVELİYULLAH
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 02-15-2018, 01:07
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz. Fatıma Zehra (aleyhisselam)'ın şehadeti

Hz. Fatıma Zehra (aleyhisselam)'ın şehadeti

İslam’ın büyük hanımefendisi Hz. Fatıma (a.s), faziletlerden bir derya ve ahlakta ise örnek bir kadındır ki; Allah Resulü (s.a.a) ve masum Ehlibety (a.s) imamları O’nun faziletlerini Müslümanlara beyan buyurmuşlardır. şüphesiz Allah Resulü (s.a.a) ve Ehlibeyt (a.s) imamları dışında hiçbir kimsenin, âlemlerdeki kadınların serveri ve vahiy evinin hanımefendisinin mukaddes marifetine erişmeleri mümkün değildir. Öyleki Hz. Cafer Sadık (a.s) O’nun hakkında şöyle buyurmaktadır: “Hz. Fatıma, beşer O’nu tanımaktan ve marifetini idrak etmekten aciz oluğu için, Fatıma (a.s) adıyla adlandırılmıştır.” (1)

Faziletler deryasından bir katra: Makalenin ilk bölümünde ehl-i sünnet kardeşlerimizin kaynak eserlerinde bulunan, Allah Resulü’nün (s.a.a), Hz. Fatıma’nın (a.s) faziletleri hakkında buyurmuş olduğu hadislerden bazı örnekler vererek başlamaktayız.

1- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Kemalin tüm güzellikleri bir kişide toplanacaksa eğer, o Fatıma (a.s) olacaktır; belki Fatıma (a.s) kemalin tüm güzelliklerinden daha üstündür. şüphesiz kızım Fatıma (a.s) keramet ve şerafette dünya sakinlerine en üstün olandır.” (2)

2- Allah Resulü (s.a.a) Salman-ı Farisi’ye şöyle buyurdu: “Ey Salman! Her kim kızım Fatıma’yı (a.s) severse, cennette benimledir ve her kim O’na düşman olursa, cehennemdedir. Ey Salman! Fatıma’ya (a.s) muhabbet beslemenin birçok yararı görülecektir ki onlardan bazıları şunlardır: Ölüm anında; kabir âleminde; ameller tartıldığında; ruhlar haşredildiğinde; Sırat köprüsünden geçiş anında ve amellerin muhasebesi yapıldığında. Öyleyse kızım Fatıma (a.s) kimden razı olursa, ben de ondan razı olurum; ben kimden razı olursam, Allah ondan razı olacaktır. Ve Fatıma (a.s) her kime gazab ederse, ben de ona gazaplanırım; ben her kime gazab edersem, Allah ona gazab eder. Ey Salman! Fatıma’ya (a.s), eşi (Hz. Ali a.s) müminlerin emrine, evlatlarına ve Onların şialarına zulmedenlerin vay haline olsun.” (3)

3- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Miraç gecesi cennete girdim, cennet ağacının meyvesinden yedim ve Fatıma (a.s) o meyveden (meydana geldi) mütevellid oldu.” (4)

4- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Ey Ali! şüphesiz Allah, Fatıma’yı (a.s) sana eş ve yeryüzünü ise O’na mihriye karar kıldı; her kim yeryüzünde yürür ve Fatıma’ya (a.s) düşmanlık ederse, onun (adım atması) yol yürümesi haramdır.” (5)

5- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Fatıma (a.s) kalbimin neşat kaynağıdır; iki oğlu (Hz. Hasan -a.s- ve Hz. Hüseyin -a.s-) kalbimin meyvesidir; eşi (Hz. Ali -a.s-) gözümün nurudur ve Onların evlatları (a.s) Rabbimin eminleridirler. Her kim Onlara sarılırsa kurtulur ve her kim de Onlardan ayrılırsa helak olur.” (6)

6- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “şüphesiz cennete ilk girecek kişi Hz. Fatıma’dır (a.s).” (7)
7- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Allah Resulü (s.a.a) yolculuğa çıkacağı zaman en son görüştüğü, döndüğünde ise ilk önce görüştüğü kişi Hz. Fatıma (a.s) idi.” (8)

8- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “şüphesiz Allah-u Teâlâ kızım Hz. Fatıma’yı (a.s), evlatlarını ve Onları sevenleri cehennem ateşinden ayırmıştır. Bu nedenlede “Fatıma” olarak adlandırılmıştır.” (9)
9- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Cennetin kokusunu özlediğimde Hz. Fatıma’yı (a.s) kokluyorum.” (10)

10- Allah Resulü’nün (s.a.a) eşi Aişe diyor ki: “Hz. Fatıma (a.s) babasının yanına geldiğinde, Allah Resulü (s.a.a) O’na hoşgeldin derdi; Ona hürmetini göstermek için ayağa kalkardı; Onun elinden tutup öper koklardı ve daha sonra da kendi yerine oturturdu.” (11)

Hz. Fatıma’nın (a.s) İsmeti: “İsmet”, Hz. Fatıma’nın (a.s) doğumundan vefatına kadar hatadan ve günahtan korunmuş (masum) olması demektir. Hz. Fatıma’nın (a.s) önemli faziletlerinden biri de, O hazretin İsmeti’dir ki; hakkında Kur’an-ı Kerim’de birçok ayet ve Ehlibeyt (a.s) imamlarından mükerrer rivayetler bulunmaktadır. Burada sadece bir ayete kısaca değinmekteyiz.

Birinci delil: Hz. Fatıma’nın (a.s) ismetini beyan eden birinci delil, şu ayet-i kerime’dir: “Ey ehli beyt! Allah sadece sizden günahları gidermek ve sizi tertemiz temizlemek istiyor.” (Ahzab, 33).

şia ve sünni kaynaklarında mükerrer olarak nakledilen hadislere göre, bu ayet Allah Resulü’ün (s.a.a) eşi Ümmi Seleme’nin (a.s) evinde nazil buyrulmuştur. Bu ayet nazil olduğunda Hz. Fatıma (a.s), Hz. Ali (a.s), Hz. Hasan (a.s), Hz. Hüseyin (a.s) Allah Resulü’nün (s.a.a) yanında ve abasının altındalardı. Ümmi Seleme (a.s), Allah Resulü’ne (s.a.a): “Ben de sizin ceminize dâhil olayım.” dedi. Allah Resulü (s.a.a) ise ona: “Hayır sen giremezsin; çünkü bu tathir ayeti biz beş kişiye has nazil buyrulmuştur.” buyurdu. (12)

“Tathir Ayeti” nazil buyrulduktan sonra defalarca Allah Resulü’nden (s.a.a) sordular ki: “şu ayet kimler hakkında nazil buyrulmuştur?” Allah Resulü (s.a.a): “Benim, Ali’nin, Fatıma’nın, Hasan’ın ve Hüseyin’in hakkında nazil buyrulmuştur.” cevabını vermiştir. (13). Ve yine bu ayet nazil olduktan sonra Allah Resulü (s.a.a), her gün “Mescid-i Nebi’ye” namaz kıldırmaya giderken Hz. Fatıma’nın (a.s) kapısının önüne gelerek Onlara şöyle buyururdu: “Selam olsun sizlere! Ey Allah’ın sadece sizden günahları gidermek ve sizi tertemiz temizlemek istiyorum buyurduğu Ehlibeyt’im.” (14). Böylece bilinmelidir ki; Ahzab, 33. ayet (Tathir Ayeti) sadece “Al-i Aba” ehli hakkında nazil buyrulduğu, şia ve sunni âlimlerin görüş birliğiyle ispatlanmıştır.

İkinci delil: Allah Resulü (s.a.a) defalarca şöyle buyurmuştur: “Fatıma (a.s) tenimden bir paredir, her kim O’nu üzer gazaplandırırsa, beni üzmüş ve gazaplandırmış olur ve her kim O’nu hoşnut etmiş olursa beni hoşnut etmiş olur. şüphesiz Allah, Onun üzülüp gazaplanmasından dolayı, gazaplanır ve Onun hoşnutluğundan dolayı ise, hoşnut olur.” (15)

Böylece hadis-i şerifin metninden anlaşıldığı üzere, Hz. Fatıma’nın (a.s) rızası Allah ve Resulü’nün (s.a.a) rızası, üzülüp gazaplanması ise, Allah ve Resulü’nün (s.a.a) gazaplanmasıdır. Her insanın çeşitli halleri vardır. Bir saati diğer saatine uymayan durumlarla karşı karşıya kalmaktadır. Sıradan bir insanın her daim Allah’ın teveccühüne mazhar olması, rızası O’nun rızası, gazabı ise O’nun gazabı olacak derecede alakadar yaşaması pek de makul değildir. Ancak Allah katında ismet makamına sahip olan birisinden başkasının, bu İlahî teveccühe mazhar olması mümkün değildir. Çünkü ismet makamına sahip olmayan birinin mutlak olarak günah veya hatalara mayil olması kaçınılmazdır. Hayatını günah ve hatalar yumağında idame ettiren birinden, her daim Allah ve Resulü’nün (s.a.a) razı olması, özel teveccühlerine mazhar olması olacak şey değildir. Kısacası itiraf etmeliyiz ki, rızası Allah ve Resulü’nün (s.a.a) rızası, gazabı ise, yine Allah ve Resulü’nün (s.a.a) gazabı olan biri muhakkak ismet makamına sahiptir.

Vahiy evine hücum edilmesi ve ateşe verilmesi: Belki bazıları İslam tarihinde vuku bulmuş olan, Hz. Fatıma’nın (a.s) evine hücüm etme, ateşe verme ve şehadetiyle neticelen üzücü hadisenin sadece şia âlimleri tarafından kaleme alındığı ve denildiği sanılabilir. Fakat iyi bilinmelidir ki, sünni âlimler tarafından da bu üzücü hadise mükerrer kereler kaleme alınmış ve denilmiştir ki, onlardan bazılarını sizler için nakletmekteyiz.

1- ‘Hicri 235 senesinde vefat eden İbn Ebi şeybe Beyrut çapı, “El Musnef”, c.7,s.432, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Ömer Hz. Fatıma’nın (a.s) evine gitti ve şöyle dedi: Ey Peygamberin kızı! Allah’a andolsun ki, bizim yanımızda senin babandan daha çok sevilecek başka hiç bir kimse yoktur; Ondan sonra ise senden başka daha çok sevilecek hiç bir kimse yoktur. Fakat Allah’a andolsun ki, bu sevgi etrafına toplananlarla birlikte oturduğunuz evi emir verip yaktırmama engel olamaz.”

2- ‘Hicri 276 senesinde vefat eden İbn Guteybe Mısır çapı, “El İmametu ve’s Siyase”,c.1,s.12, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “(Ebubekire biat etmeyenler Hz. Ali’nin (a.s) evinde toplanmışlardı) Ebubekir, Ömeri Hz. Ali’nin (a.s) evine gönderdi. İçeridekiler Ömer’in eve girmesine engel oldular. Ömer odun getirmelerini emretti ve daha sonrada içeridekilere: ‘Ömer’in hayatı elinde olan Allah’a andolsun ki; eğer dışarı çıkmaz iseniz evi içeride bulunanlarla birlikte yakacağım’ dedi.” İçlerinden biri Ömere, Hz. Fatıma’nın (a.s) da bu evde olduğunu biliyorsun değil mi? ‘Ömer: ‘Evet biliyorum; ona rağmen yine de yakacağım.’ dedi.

3- ‘Hicri 279 senesinde vefat eden Belazeri Mısır çapı, “Ensabu’l Eşraf”, c.1,s.586, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Ebubekir, Ömeri Hz. Ali’den (a.s) biat almak için O hazretin evine gönderdi. Hz. Ali (a.s) biat etmeyeceğini buyurdu. Daha sonra Ömer elinde alevli meşaleyle tekrar Hz. Ali’nin (a.s) kapısına geldi. Hz. Fatıma (a.s) kapının ardındaydı ve Ömer’e şöyle buyurdu: ‘Ey Hattabın oğlu (Ömer)! Benim evimi yakmak mı istiyorsun?’ Ömer: ‘Evet, benim yapacağım bu iş (evi yakma işi) senin babanın dininden daha güçlüdür.”

4- ‘Hicri 310 senesinde vefat eden Teberi Beyrut çapı, “Tarihu’l Umemu’l Muluk”,c.2,s.443, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Talha, Zübeyr ve bir grup muhacirlerden Hz. Ali’nin (a.s) evine toplanmışlardı. Ömer onlara giderek; biat etmek için oradan (evden) dışarı çıkın; yoksa Allah’a andolsun ki; evi yakar başınıza yıkarım, dedi.”

5- ‘Hicri 310 senesinde vefat eden Mes’udî Beyrut çapı,”İsbatu’l Vesiye”,s.142, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Hz. Ali (a.s) bir grup şia’sıyla birlikte evinde oturuyordu. Ömerin öncülüğünde bir grup evine hücum edip ardından kapıyı yaktılar ve Hz. Ali’yi (a.s) zorla dışarı çıkardılar. Kapıyla duvar arkasında sıkışan, kadınların seyyidi Hz. Fatıma (a.s) yaralandı ve Muhsin adındaki (altı aylık) bebeğini düşük yaptı.”

6- ‘Hicri 328 senesinde vefat eden İbn Ebid Rebih Mısır çapı, “Ekdu’l Ferid”,c.3,s.64, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Ebu bekir Ömer’e emretti ki: “(Hz. Ali -a.s- ve taraftarları) evden çıkmamaya direnirlerse, onlarla savaş.” Ömer de elinde ateş meşalesiyle evi yakmak için Hz. Fatıma’nın (a.s) evine geldi; Hz. Fatıma’yla (a.s) karşılaştı ve Hz. Fatıma (a.s) ona: ‘Ey Hattab’ın oğlu! Bizim evimizi yakmak için mi geldin?’ buyurdu. Ömer ise, ‘Evet Ebubekir’e biat etmezseniz yakacağım.’ dedi.”

7- ‘Hicri 505 senesinde vefat eden Mugatil bin Atiye-i Henefi Beyrut çapı, “el İmemet-u vel Hilafet”,s.160, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Ebubekir tehdit ve kılıç zoruyla halktan biat aldığı zaman (Hz. Ali -a.s- biat etmediği için) Ömer’i, Gunfez’i ve ashabtan bir grubu Hz. Ali’nin (a.s) evine gönderdi. Ömer de odun hazırlatıp Hz. Ali’nin (a.s) evinin kapısını yaktı.”

8- ‘Hicri 548 senesinde vefat eden şehristanî Beyrut çapı, “el Melel-u vel Nehl”,c.1,s.57, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Ömer, ev ve ev halkını yakacağım diye bağırarak Hz. Fatıma’nın (a.s) evine hücum etti. Evde Hz. Fatıma’dan (a.s), Hz. Ali’den (a.s), Hz. Hasan’dan (a.s) ve Hz. Hüseyin’den (a.s) başka hiç kimseler yoktu.”

9- ‘Hicri 732 senesinde vefat eden İsmail İmadu’d-Din Mısır çapı, “el Muhteser-u fi Ehbari’l Beşer”,c.2,s.156, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Ebubekir, Ömer’e Hz. Ali (a.s) ve beraberindekileri Hz. Fatıma’nın (a.s) evinden çıkarıp getirmesini, ve evden çıkmaya direndikleri durumda ise onlarla savaşmasını emretti. Ömer de elinde ateş Hz. Fatıma’nın (a.s) evinin yolunu tuttu. Hz. Fatıma (a.s), “ey Hattabın oğlu! Bizim evimizi yakmak mı istiyorsun?” dedi. Ömer ise cevabında: “Evet Ebubekir’e biat edenlere katılmazsanız yakacağım” dedi.

10- Ömer Rıza Kehale “E’elamu’n-Nisa” Beyrut çapı, kitabının ‘Muhammed’in (s.a.a) kızı Fatıma (a.s)’ babında, şöyle rivayet etmektedir’: “Ömer (biat almak için) Hz. Fatıma’nın (a.s) evine gitti; içeride bulunanların dışarı çıkmalarını istedi, içeridekiler dışarıya çıkmayınca, Ömer yanındakilerden odun getirmelerini istedi ve dedi: “Ömerin canını elinde bulunduran Allah’a andolsun ki, içeridekiler dışarı çıkmazlarsa eğer, evi ve içerisindekileri yakacağım.” İçlerinden biri dedi; ey Ömer! Bu evde Fatıma’nın’da bulunduğunu biliyor musun? Ömer, ‘evet Fatıma olsa dahi yakacağım’ dedi.

Muhsin bin Ali’nin (a.s) şehadeti: Vahiy evine hücüm edenlerin cinayetlerinden biri de, Hz. Fatıma’nın (a.s) ciyer paresi Hz. Muhsin’in şehid edilmesidir ki, bu cinayet hilafeti gasbedenlerin hanesine kara bir leke olarak yazılmıştır.

1- ‘Mes’udî “İsbatu’l Vesiye”,s.142, adlı kitabında diyor ki:’ “Onlar (Ömer ve beraberindekiler) Hz. Fatıma’nın (a.s) evine hücüm ettiler; kadınların seyyidi Hz. Fatıma’yı (a.s) kapıyla duvar arasında öyle sıkıştırdılar ki, Hz. Fatıma (a.s) (altı aylık bebeği) Muhsin’i düşük yaptı.”

2- şehristanî Beyrut çapı, “el Melel-u vel Nehl”,c.1,s.57, adlı kitabında diyor ki:’ “Ömer biat günü Hz. Fatıma’ya (a.s) öyle şiddetli bir darb vurdu ki; Hz. Fatıma (a.s) darbin şiddetinden bebeğini düşürdü.”

3- ‘Sefedî “el Vafi fil Vefayat”,c.6,s.17, adlı kitabında diyor ki:’ “Nizam Mutezilî, Ömer’in biat günü Hz. Fatıma’ya (a.s) vurduğu darbın şiddetinden bebeğini düşürdüğüne inanmaktadır.”

4- ‘Zehebî “Mizanu’l İtidal”, c.1,s.139, kitabında diyor ki:’ “Ömer Hz. Fatıma’nın sinesine öyle bir tekme vurdu ki, O Bebeğini düşürdü.”

5- ‘Hamuî Cuyeni’ş şafi-i “Feraidu’l Mustetin”,c.2,s.35, adlı kitabında diyor ki:’ “Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Benden sonra kızım Fatıma’nın (a.s) evine gam, keder ve hüzün çökecektir; O’nun hurmeti ortadan kaldırılacak, hakkı gasbedilecek ve kaburgaları kırılacaktır.”

6- ‘İbn Ebi’l Hedid Mutezilî “şerh’i Nehcu’l Belaga”,c.14,s.92, adlı kitabında diyor ki:’ Başta Hebar bin Esved olmak üzere müşriklerden bir grup eziyet etmek kastıyla, Mekke’den Medine istikametine gitmekte olan Zeyneb Rabibe’nin devesini takip ettiler. (Zeyneb Rabibe, Allah Resulü’nün (s.a.a) eşi Hz. Hatice’nin (a.s) kız kardeşiydi ki; babası vefat ettikten sonra Hz. Hatice’nin (a.s) evinde yaşıyordu) Hamile olan Zeyneb Rabibe’nin devesine yetiştiklerinde, Hebar bin Esved, Zeyneb Rabibe’nin Mahfel’ine (oturak yerine) doğru ok fırlattı ve Zeyneb Rabibe çok korktuğu için bebeğini düşürdü. Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.a) Hebar bin Esved’in kanını helal kıldı ve onu buldukları yerde oldürmelerini emretti.

Buna göre, Zeyneb Rabibe’nin bebeğini düşürmesine neden olduğu için, Hebar bin Esved’in kanını helal kılan Allah Resulü (s.a.a), Hz. Fatıma’nın (a.s) döneminde yaşamış olsaydı eğer, acaba Hz. Fatıma’nın (a.s) bebeğinin düşürülmesine neden olanların kanını helal kılmaz mıydı?

Ebubekrin kendi hatalarını itiraf etmesi: Ehl-i sünnet âlimlerinin nakletmiş oldukları bir kaç rivayeti açıklayarak konuyu tamamlamaktayız.

1- ‘İbn Cerir Teberi “Tarihu’l Umemu’l Muluk”,c.2,s.619, adlı kitabında şöyle rivayet etmektedir:’ “Ebubekir, dünyada yapmış olduklarım içerisinde üç şey dışında, hiçbir şeyden pişman değilim ve keşke o üçünü de yapmasaydım diyordu; o üç şeyden biri; keşke... Hz. Fatıma’nın (a.s) evine hürmetsizlik yapmasaydım...”

2- ‘Me’udî “Murucu’z Zeheb”,c.2,s.194, adlı kitabında şöyle rivayet etmektedir:’ “Ebubekir, üç şey dışında yaptıklarımdan dolayı hiç bir korkum yoktur ve keşke onlarıda yapmasaydım, diyordu; o üç şeyden biri; keşke... Hz. Fatıma’yı (a.s) eziyet altına almasaydım.”

3- ‘Teberanî “el Mu’cemu’l Kebir”,c.1,s.62, adlı kitabında şöyle rivayet etmektedir:’ “Ebubekir, keşke... Hz. Fatıma’nın (a.s) evine (saldırı emrini vererek) hücum etmeseydim diyordu...”

4- ‘İbn Ebi’l Hadid “şerh’i Nehcü’l Belaga”,c.2,s.46, adlı kitabında şöyle rivayet etmektedir:’ “Ebubekir, keşke... Hz. Fatıma’nın (a.s) evine saldırmasaydım ve onları kendi hallerine bıraksaydım diyordu.”

Fizze diyor ki: Ebubekir’in halife olduğunu ve bazılarının da ondan biat ettiğini duydum. Hz. Ali’nin (a.s) de ondan biat etmesini istiyorlardı. Hz. Ali (a.s) ise evde oturup Kur’an-ı Kerim’i toplamakla meşguldu. Nübüvvet evinin kapısı çalındı. Ben kapıya vardım; kapıyı açtığımda ise, karşımda Ömer’i, Halid bin Velid’i, Gunfez’i ve diğer birkaç kişiyi gördüm. O sırada Hz. Fatıma (a.s) da gelerek kapının arkasında durdu. Onlara ne istiyorsunuz, diye sorunca Ömer, Ali’ye söyle gelip Ebubekir’in halifeliğine biat etsin, dedi. Hz. Fatıma (a.s), Hz. Ali’nin (a.s) Kur’an’ı hiçe sayanlardan ve Allah’ın peygamberine ihanet edenlerden biat etmeyeceğini buyurdu ve Ömer, Ali kendi rızasıyla gelip biat etmezse, ben onu zorla götürmesini biliyorum, dedi. Hz. Fatıma (a.s), bir kez daha Hz. Ali’nin (a.s) biat etmeyeceğini ve onların da nübuvvet evinin kapısından gitmelerini buyurdu. Hz. Fatıma (a.s), kapıyı kapatıyordu ki, Ömer, Onun yüzüne, yani Hz. Peygamber’in (s.a.a) busegahına bir sille vurdu ve Gunfez’in elinden kamçıyı alarak Onun başına vurmaya başladı, O ise, başına vurulan kamçı darplarini kollarıyla engellemeye çalışıyordu. Zorla eve girmek isteyen Ömer’in yüzüne kapıyı kapattık ve Hz. Fatıma’yla (a.s) kapının arkasında durarak onların içeri girmelerine mani olmaya gayret ediyorduk. O an aklıma Hz. Peygamber’in (s.a.a) Ehlibeyt’ine (a.s) yüzünü dönerek buyurmuş olduğu şu hadisler hutur etti: “Size itaat, Allah’a itaattir, size düşmanlık ise Allah’a düşmanlıktır.” “Sizi sevenler Allah’ı sevmiş olurlar, size düşmanlık edenler ise Allah’a düşmanlık etmiş olurlar.”

Ömerin, Halit bin Velid’e odun ve yakacak getirip kapıyı yakın dediğini duydum, az bir zaman sonra vahyin nuzul mahalli, meleklerin uğradığı rahmet mahalli, kerem, cömertlik ve saadet mahalli, Hz. Peygamber’in (s.a.a) risalet hanesinin kapısı alevler içerisinde kalmış, artık nur evine nar düşmüştü. Ömer, tekmeyle kapıya vurdu, tekmenin şiddetiyle açılan kapıyla duvarın arasında Hz. Fatıma’nın (a.s) sıkıştığına yaşlı gözlerimle şahit oldum. Hanımım, yürek dağlayan bir nale ile bana dönerek, karnındaki sekiz aylık bebeği Muhsin’in şehit olduğunu buyurdu, eşkiya yapacağını yapmış ve geri durmuştu, Hz. Fatıma’nın (a.s) Muhsin’in şehadetine, baş ve kollarından aldığı kamçı izlerine, kapıyla duvar arasında sıkıştığında kırılan kaburgalarına ve arşı titreten nalesine ben ve hane-i saadet
(1) Tefsir-i Ferat-ı Kufî, S.
(2) Feraidu’s Semteyn, c.2,s.
(3) Feraidu’s Semteyn, c.2,s.
(4) Mizanu’l İtidal, c.2,s.518.
(5) Feraidu’s Semteyn, c.1,s.95.
(6) Feraidu’s Semteyn, c.2,s.66.
(7) Mizanu’l İtidal, c.2,s.131.
(8) Mektel-i Harzumi, c.1,s.56.
(9) Zehairu’l Ukba, s.26.
(10) Maktel-i Harzumi, c.1,s.64.
(11) Müstedrek-i Hakim, c.3,s.154.
(12) Sahih-i Muslim, c.7,s.130.
(13) Tefsir-i Teberi, c.22,s.5.
(14) Müsned-i Ahmed, c.3,s.295.
(15) Sahih-i Buhari, c.5,s.92.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 02-15-2018, 01:25
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz. Fatima a.s’ın evine yapılan saldırı – Sünni Kaynaklardan

Hz. Fatima a.s’ın evine yapılan saldırı – Sünni Kaynaklardan

Meşhur tarihçiler Ebubekr’in emriyle Hz. Fâtıma’nın (s.a) evine saldıranların şunlar olduğunu kaydederler:

Ömer b. Hattab, Halid b. Velid, Abdurrahman b. Avf, Sabit b. Kays-i Şemmas, Ziyad b. Lübeyd, Muhammed b. Müslime, Zeyd b. Sabit, Seleme b. Selamet b. Vakş, Seleme b. Eslem, Useyd b. Huzeyr. Tarih-i Taberi, c.2, s.443 ve 444; Sakife-i Ebubekir-i Cevheri İbn-i Ebi-l Hadid’in Şerh-u Nehc-il Belağe’sinin nakline göre, c.1, s.130-134 ve c.2, s.819..

Tarih ve siyer sahipleri bu şahısların Hz. Fâtıma-i Zehra’nın (s.a) evine saldırıp nasıl içeri girdiklerini ve oraya sığınanlara nasıl davrandıklarını şöyle kaydederler:

Başta Ali b. Ebutalib ve Zübeyr olmak üzere Ebubekr’e biat etmekten sakınan Muhacirlerden bir grubu silahlı oldukları halde öfkeyle Fâtıma’nın (s.a) evine girdiler. er-Riyaz-un Nedare, c.1, s.218; Sakife-i Ebubekr-i Cevheri, İbn-i Ebu-l Hadid’in Şerh-u Nehc-il Belağe’sinden naklen, c.1, s.132 ve c.6, s.293; Tarih-u Hamis, с.2, s.169.

Ensar ve Muhacirlerden bir grubunun Resulullah’ın (s.a.a) kızı Fâtıma’nın evine sığınıp Ali b. Ebutalib’in etrafında toplandıklarını Ebubekir ve Ömer’e haber verdiler. Tarih-i Yakubi, c.2, s.126.

Onlara, Fâtıma’nın evinde toplananların hilafet konusunda Ali b. Ebitalib’e biat etmek istediklerini söylediler. Şerh-u Nehc-il Belağe-i İbn-i Ebi-l Hadid, c.1, s.134; İbn-i Şühne Haşiye-i el-Kamil’de, c.11, s.113.

Bunun üzerine Ebubekir Ömer b. Hattab’a Fâtıma’nın evine giderek onları oradan dışarı çıkararak topluluklarını dağıtmasını ve direnecek olurlarsa, onlarla savaşmasını emretti.

Ebubekr’in bu emri üzerine Ömer eline bir meşale alarak Fâtıma’nın evine doğru yola koyuldu; Fâtıma’nın evini içindekilerle birlikte yakmak istiyordu. Hz. Fâtıma (s.a) Ömer’in karşısına çıkarak ona hitaben:


“Ey Hattab’ın oğlu! Bizim evimizi mi yakmaya geldin?!” dedi. Ömer, “Evet!” dedi, ” ya da ümmetin kabul ettiğini kabul edersiniz (Ebubekire biat edersiniz)İbn-i Abdurabbih, c.3, s.64; el-Feda, c.1, s.156.

Belazuri bunu şöyle nakleder:

“Ey Hattab’ın oğlu! Beni evimin içinde yakmaya mı geldin?!” dedi. Ömer, “Evet!…” dedi. Ensab-ul Eşraf,-i Belazuri, c.1, s.586; Kenz-ul Ummal, c.3, s.140; er-Riyaz-un Nedare, c.1, s.167; Sakife-i Cevheri, Şerh-u Nehc-il Belağe-i İbn-i Ebi-l Hadid’den naklen, c.1, s.132, 134 ve c.6, s.2; Tarih-u Hamis, c.1, s.178; Tarih-i İbn-i Şuhne, s.113, Haşiye-i Kamil-i Muberrid, c.11, s.113.

Bu olaydan yıllar sonra Abdullah b. Zübeyr kendi hükumetine teslim olmaları için Mekke’de Haşimoğulları’na baskı uyguladı. Haşimoğulları bunu kabul etmeyince onları bir dağın arasında toplayıp odun getirerek hepsini ateşte yakmalarını emretti!

Abdullah b. Zübeyr’in kardeşi Urve b. Zübeyr kardeşinin bu hareketine geçerlilik kazandırmak için Ebubekir’e biat olayında Ömer’in Hz. Fâtıma’nın evini yakmak için görevlendirilmesini delil göstererek şöyle dedi.:

“Kardeşimin bu hareketi sadece bir tehditti; nitekim geçmişte de biat etmeyen Haşimoğulları’nı odun toplayarak yakmayla tehdit ettilerMuruc-uz Zeheb, c.2, s. 100; Şerh-u Nehc-il Belağe-i İbn-i Ebi-l Hadid, c.20, s.481, İmam Ali’nin “mâ zale-z Züneyr minna hatta neşee ibnuhu” sözünün şerhinde.

Urve’nin “geçmiş”ten maksadı Haşimoğulları’nın Ebubekir’e biat etmekten sakındıkları için Fâtıma’nın evinin etrafında odun toplayarak evi içindekilerle birlikte yakmaya kalkışmaları olayıdır.

Mısırlı şair Hafız İbrahim bu olayı şiirinde şöyle kaydeder:

Ali’ye bir şey söyledi Ömer

Bunu söyleyen de duyan da saygıya layıktır(!!):

Eğer biat etmezsen, Mustafa’nın kızı içinde olduğu halde

Yakarım evini, o evden kimse sağ kurtulamaz.

Adnan savaşçılarının önderi karşısında bu sözü

Hafsa’nın babasından (Ömer’den) başkası söyleyemezdi!! Divan-ı Hafız İbrahim, Mısır basımı.

Yakubî kendi Tarih’inde şöyle kaydeder:

“Onlar bir grupla Ali’nin evine saldırdılar… bu arada Ali’nin kılıcı kırılınca, saldıranlar Ali’nin evine girme cüreti buldular!” Tarih-i Yakubi, c.2, s.126.

Taberi de Tarih’inde şöyle yazar:

“Ömer, Talha ve Zübeyr’le muhacirlerden bir grubunun sığınmış olduğu Ali’nin evine saldırdı. Zübeyr kılıcını çekerek ona karşı koymak istedi. Fakat tam o sırada ayağı kayarak kılıç elinden yere düştü. Bunun üzerine eve saldıranlar toplanarak onu tutukladılar…” Tarih-i Taberi, c.2, s.443 ve 446 ve Avrupa basımı, c.1, s.1818, 1820 ve 1822; Abkeriyye-i Akkad, s.173. Aşağıdaki kaynaklarda Zübeyr’in kılıcının kırıldığı geçer: er-Riyaz-un Nedare, s.168; Tarih-i Hamis, c.1, s.188; Şerh-u Nehc-il Belağe-i İbn-i Ebi-l Hadid, c.2, s.58, 122, 132, 134 ve c.6, s.2; Kenz-ul Ummal, c.3, s.128.

Ebubekir-i Cevheri ise şöyle nakleder: Ali, “Ben Allah’ın kulu ve Resulullah’ın (s.a.a) kardeşiyim dedi! Nihayet onu Ebubekir’in yanına götürerek Ebubekir’e biat etmesini istediler. Bunun üzerine Ali şöyle dedi:

“Ben hükümet ve hilafete sizlerden daha layığım. Ben size biat etmem; aksine sizin bana biat etmeniz gerekiyor. Siz hilafeti Resulullah’ın akrabaları ve yakınları olmanız bahanesiyle Ensar’dan aldınız; onlar da sizin bu deliliniz gereğince onu size bıraktılar. Ben de sizin Ensar’a getirmiş olduğunuz delili getiriyorum. O halde eğer nefsani heveslerinize uymuyorsanız ve eğer Allah’tan korkuyorsanız bizim hakkımızda insafla hakemlik edin; Ensar’ın size hak verdiği gibi beni resmen tanıyın; aksi durumda bile bile bize karşı yaptığınız bu zulmün vebalı sizin üzerinizedir.”

Ömer, “Biat etmeden kurtulamazsın” dedi. Ali ise, “Ey Ömer!” dedi, “Sağdığın bu sütün yarısı sana ulaşacaktır. Ebubekir’in hükumetinin temellerini bugün sağlamlaştır ki yarın onu sana bıraksın. Vallahi ne seni dinlerim ve ne de ona uyarım.” Ebubekir ise, “Bana biat etmezsen seni mecbur etmem” dedi. Ebu Ubeyde-i Cerrah da şöyle devam etti: “Ya Ebe-l Hasan! Sen gençsin; bunlar ise Kureyş’ten ve senin yaşlı akrabalarındırlar! Sen ne onların tecrübesine sahipsin ve ne de işleri onlar kadar bilirsin! Bence böyle önemli bir sorumluluğu üzerine alması için Ebubekir senden daha güçlü, sabırlı ve işbilirdir! O halde sen de ona uyarak hükümeti ona bırak. Ömrün yeter de uzun bir zaman yaşarsan hem fazilet açısında, hem Resulullah’a yakın olman açısından ve hem de İslam’da önceliğin, dini sağlamlaştırmak konusunda çabaların açısından bu makama geçmeğe herkesten daha layık olursun!”

Ali, “Ey Muhacirler!” dedi, “Allah’tan çekinin; hükümet ve hilafeti Muhammed’in (s.a.a) evinden çıkarıp kendi evlerinize, kendi mahalleniz ve kendi kabilelerinize götürmeyin; onun ailesini halkın arasındaki makamlarından düşürmeyin ve haklarını ayaklar altında çiğnemeyin. Ey muhacirler; vallahi aramızda Kur’an okuyan, din işlerini bilen, Resulullah’ın (s.a.a) sünnetinden haberdar olan ve yönetim işinden anlayan biri olduğu müddetçe bu ümmetin işlerini üstlenmeye biz Ehl-i Beyt sizlerden daha layığız. Vallahi bütün bunlar bizde vardır. O halde nefsî heveslerinize uymayın; aksi durumda haktan adım adım uzaklaşırsınız.”

İmam Ali’nin bu sözlerini duyan Buşr b. Sa’d ona şöyle dedi: “Ensar Ebubekir’e biat etmeden önce senin bu sözlerini duysaydı senin hükümet ve önderliğini kabul etmede hatta iki kişi bile birbiriyle ihtilaf etmezlerdi; ama iş işten geçti ve onlar Ebubekir’e biat ettiler!!” Böyelce Ali orada Ebubekir’e biat etmeden eve döndü.

Yine Ebubekir-i Cevheri şöyle der:

“Fâtıma, Ali ve Zübeyr’e nasıl davranıldığını görünce evinin kapısında durarak Ebubekir’e şöyle dedi: Ey Ebubekir! Ne kadar çabuk Resulullah’ın (s.a.a) ailesine karşı hile yapmaya başladın! Vallahi hayatta olduğum müddetçe Ömer’le konuşmayacağım.” Sakife-i Cevheri, İbn-i Ebi-l Hadid’in Şerh-u Nehc-il Belağe’sından naklen, c.1, s.134 ve c.2, s.2-5.

Diğer bir rivayette ise şöyle geçer:

“Fâtıma hıçkırıklar içinde evden dışarı çıktı, halkı iterek evden uzaklaştırmaya başladı…” Sakife-i Cevheri, İbn-i Ebi-l Hadid’in Şerh-u Nehc-il Belağe’sından naklen, c.1, s.134.

Yakubî de kendi Tarih’inde şöyle kaydeder:

“Fâtıma dışarı çıkarak evini işgal edenlere şöyle hitap etti: “Evimden dışarı çıkın; aksi durumda vallahi başımı açarak Allah’a şikayette bulunurum.” Fâtıma’nın evine saldıranlar bu tehdidi duyunca dışarı çıkarak oradan uzaklaştılarTarih-i Yakubî, c.2, s.126.

Mes’udî kendi Tarih’inde şöyle yazar:

“Sakife’de Ebubekr’e biat edilmesinin peşinden Salı günü biat edenler mescidde biatlerini yeniledikten sonra Ali (a.s) evden çıkarak Ebubekir’e şöyle hitap etti: “Müslümanların işlerini bozdun, bizimle hiç danışmadın ve hakkımızı görmezlikten geldin.” Ebubekir ise, “Doğru söylüyorsun; ama ben fitne çıkmasından korktum” dedi.” Muruc-uz Zeheb-i Mesudî, c.1, s.12-14, biraz farkla.

Yakubî yine şöyle kaydeder:

“Bir grup Ali’nin etrafında toplanarak ona biat etmek istediler. Ali (a.s) onlara, “Yarın sabah başlarınızı tıraş ederek burada hazır olun” dedi, ama yarın onlardan üç kişi dışında kimse gelmediTarih-i Yakubî, c.2, s.126; Şerh-u Nehc-il Belağe-i İbn-i Ebi-l Hadid, c.2, s.4.

Bu olaydan sonra Ali (a.s) geceleyin Fâtıma’yı bir bineğe bindirerek bir bir Ensarın kapısına götürüyor, hakkını geri alması için onlardan kendisine yardım etmelerini istiyordu. Fâtıma (s.a) da onlardan Ali’ye (a.s) yardım etmelerini istiyordu. Fakat Ensar diyordu ki:

“Ey Resulullah’ın kızı! Biz bu adama (Ebubekir’e) biat ettik ve iş işten geçti!! Amcan oğlu Ali hilafete geçmek için Ebubekir’den önce davranmış olsaydı, elbette ki biz ondan başkasını kabul etmezdik.”

“Ali (a.s) ise “Ben Resulullah’ın (s.a.a) cenazesini gusül vermeden ve kefen etmeden evinde bırakarak hilafeti ele geçirmek için halkla savaşmam mı gerekiyordu?” diyordu.”

Fâtıma (s.a) da şöyle ekliyordu:

“Ebu-l Hasan yapılması yakışanı yaptı. Onlar öyle bir iş yaptılar ki onun hesabını Allah soracaktır ve buna cevap vermek zorundadırlar.” Sakife-i Cevheri, İbn-i Ebi-l Hadid’in Şerh-u Nehc-il Belağe’sından naklen, c.6, s.25-28; İbn-i Kuteybe, c.1, s.12.

Muaviye, Ali’ye (a.s) yazdığı mektupta Yakubî’den naklettiğimiz bu konuya şöyle değinmektedir:

“Hatırlıyorum ki, dün insanlar Ebubekr-i Sıddık’a biat edince, evindeki mahremini (Hz. Zehra’yı) bir eşeğe bindirerek Hasan’la Hüseyin’in ellerini tutup sana yardım etmeleri için Bedir’dekilerin ve İslam’ın öncülerinin hepsinin kapılarını çaldın. Eşinle onların kapısına gittin, iki oğlunu iki senet olarak gösterip Resulullah’ın (mağaradaki) arkadaşına karşı onları tahrik ettin! Ama dört-beş kişiden başka hiç kimse sana olumlu cevap vermedi. Vallahi eğer sen haklı olsaydın şüphesiz hepsi sana yönelir, davetini kabul ederlerdi. Ama sen yersiz bir iddiada bulundun, hiç kimsenin inanmadığı bir söz söylüyordun ve olmayacak bir şey yapmak istiyordun.

Ne kadar da unutkan olsam, seni kıyama teşvik eden Ebusüfyan’a “Emrimde iradeli ve sebatlı kırk kişi olsaydı onlara karşı kıyam ederdim…” diye cevabını verdiğini çok iyi hatırlıyorum.” Şerh-u Nehc-il Belağe-i İbn-i Ebi-l Hadid, c.2, s.67; Sıffin-i Nas-i Muzahim, s.182.

Muammer, Zuhri’den, o da Aişe’den naklettiği rivayette, Resulullah’ın (s.a.a) mirası konusunda Fâtıma’yla (s.a) Ebubekir arasında geçen tartışmalara işaret edilmiştir. Aişe bu hadisin sonunda şöyle diyor:

“Fâtıma yüzünü Ebubekir’den çevirdi ve hayatta olduğu müddetçe onunla konuşmadı. Fâtıma Resulullah’tan (s.a.a) sonra altı ay yaşadı. Ölümünden sonra da eşi Ali Ebubekir’e haber vermeden gizlice ona namaz kılıp toprağa verdi.

Hz. Zehra’nın varlığı Hz. Ali’ye saygı duyulmasına sebep oluyordu. Fâtıma hayatta olduğu müddetçe halk Ali’ye saygı gösteriyordu. Ama Fâtıma ölür-ölmez halk ondan yüz çevirdi. Fâtıma Resulullah’tan (s.a.a) sonra sadece altı ay yaşadı.”

Muammer der ki: O sırada bir Zuhri’ye, “Bu altı ay içinde Ali Ebubekir’e biat etti mi?” diye sorunca şöyle cevap verdi:

“Hayır; bu müddet içerisinde Ali ve Haşimoğulları’ndan hiç kimse Ebubekir’e biat etmedi. Tesyir-ul Vusul, c.2, s.46’da şöyle geçer: Vallahi ne o ve ne de Haşimoğulları’ndan hiç kimse …

Ali, Fâtıma’nın ölümünden sonra halkı kendisine karşı ilgisiz buldu” Bu hadisi özet olarak şu kaynaklardan naklettik: Tarih-i Taberi, c.2, s.448 ve Avrupa basımı, c.1, s.1825; Sahih-i Buharî, Kitab-u Meğazi, Gazve-i Hayber, c.3, s.38; Sahih-i Müslim, c.1, s.72 ve c.5, s.153, Resulullah’ın “nehnu la nures, Müsned-i Ahmed b. Hanbel, terekna sadakatun” buyruğu babı, Tarih-i İbn-i Kesir, c.5, s.285-286; İbn-i Abdurabbih, c.3, s.64; Tarih-i İbn-i Esir, c.2, s.126 -özet olarak kaydetmiştir-; Kitayet-ut Talib-i Genci, s.225-226; Şerh-u Nehc-il Belağe-i İbn-i Ebi-l Hadid, c.1, s.122; Muruc-uz Zeheb, c.2, s.414; et-Tenbih-u vel İşraf, s.250, bu kitapta şöyle geçer: “Fâtıma hayatta olduğu müddetçe Ali biat etmedi”; Sevaik, c.1, s.12; Tarih-u Hamis, c.1, s.193; el-İmamet-u ves Siyase, c.1, s.14, bu kitapta şöyle geçer: “Ali Fâtıma’nın vefatından sonra biat etti. Fâtıma babasından sonra 75 gün yaşadı”; İstiab, c.2, s.244; Ebu-l Feda, c.2, s.222,”; Tarih-i Yakubî, c.2, s.105, o şöyle yazar: “Ali altı ay sonra biat etti”; el-Gadir-i Emini, c.3, s.102; İbn-i Hazm’ın el-Fisel adlı kitabından naklen, s.96-97, bu kitapta da Ali’nin biat ettmediği geçer.

Bunlar, en meşhur Sünni kaynaklarda bu konuda nakledilen bazı belgeler. Tabi işin daha ileri boyutları, yani Hz. Fâtıma’nın evinin kapısının yakılması, bu olayda aldığı darbeyle bebeğini düşürmesi gibi rivayetleri bu kaynakların çoğu nakletmemiştir. Ancak nadir ve işareten de olsa bunu teyid eden bazı kayıtlara rastlamak da mümkündür. Burada bunlardan bir iki örnekle yetinmek istiyoruz:

Tarihlerin yazdığına göre, Bedir savaşında müşriklerden esir alınan kimselerden birisi de Resulullah’ın kızı (veya daha doğrusu üvey evlatlığı olan) Zeyneb’in kocası idi. Allah Resulü onu azad ederken, Zeyneb’i Medine’ye gelmesi için serbest bırakmasını şart koştu; o da kabul etti. Bir ay sonra Allah Resulü Sahabeden iki kişiyi Zeyneb’i getirmeleri için Mekke’ye gönderdi. Onlar Mekkeye geldiklerinde Kocası gündüz vakti Zeyneb’i söz konusu sahabilere teslim etmek için onu dışrıya çıkardı. Ancak Kureyşliler onun bu hareketini kendilerine yediremeyip arkalarından onları aramaya koyuldular ve Zi-Tuvâ denilen yerde onlara ulaştılar. Aralarından Hebâr İbn-ül Esved isimli birisi elindeki mızrakla Zeyneb’i korkutmaya başladı. Bunun üzerine hamile olan Zeyneb, kanama geçirdi ve Medine’ye döndüğünde çocuğunu düşürdü… Sonradan Allah Resulü (s.a.a) bu acı olayın müsebbibi olan Hebâr İbn-ül Esved’in kanını heder olarak ilan etti. Yani bulunduğu yerde öldürülmesini emretti.

İbn-i Eb-il Hadid-i Mutezili bu olaydan bahsederken diyor ki: “Ben bu haberi Üstadım Ebu Cafer Nakib’e okuduğumda o şöyle demişti: “Resulullah’ın Zeyneb’i korkutup da çocuğunu düşürmesine vesile olan kimsenin kanını mübâh sayıyorsa, bundan anlıyoruz ki eğer diri olsaydı, Fâtıma’yı korkutup da çocuğunu düşürmesine vesile olan kimsenin de kanını mübâh sayardı!!!” Ben dedim ki “O zaman Fâtıma’yı korkuttukları için Muhsin’i düşürdüğü rivayetini senden (başkalarına) nakledeyim mi?” O “Hayır dedi, benden bunun ne doğruluğunu, ne de yanlışlığını, hiç birisini nakletme. Zira ben bu konuda çekimserim. Çünkü bu konudaki rivayetler benim yanımda çelişkilidir!!!” Şerh-i İbn-i Eb-il Hadid, C.4, S. 193.

Ne dersiniz? Üstad Ebu Cafer neden önce kendisi bu iki olay arasında böyle bir bağlantı kuruyor. Fakat hemen ardından toparlanıp çekimser hal alıyor?! Nedir çekiniyor acaba? Sonra onun “Yanımda olan” diye bahsettiği o çelişkili rivayetler bugün neden gözükmüyor Sünni kaynaklarda?!”

Bu tür rivayetlerin başına getirilenlere bir nazire olsun diye bir başka ilginç olaydan bahsedeyim size: “Bakın iki âlimin kitabında (ki bunlardan birisi Şii, diğeri ise Sünnidir; Yani Şia alimi İbn-i Şehraşub’un Menakıb-u Âl-i Ebi Tâlip kitabında ve Sünni alimlerden Kencî-i Şâfiî’nin Kifâyet-ut Tâlip kitabında) deniliyor ki: “İbn-i Kuteybe’nin “El-Meârif” isimli kitabında şöyle yazmaktadır: “Fâtıma’nın evlatları, Hasan, Hüseyin, Zeynep ve Ümm-ü Külsüm’dür. Muhsin isimli çocuğu ise Kunfuz Advî’nin (Ömer’in kölesi) darbesiyle (annesinin karnında) öldürüldüMenâkıb-ı Âl-i Ebi Tâlip, C.3, S. 358, Kifâyet-üt Tâlip, S.413.

Ancak iki meşhur alimin kitabında geçen kayıt, bugün baktığımızda İbn-i Kuteybe’nin “El-Meârif” kitabında gözükmüyor. Bugünkü baskılarda şöyle yazılmıştır: “…Muhsin isimli çocuğu ise küçük yaşta vefat etmiştir!”

Büyük Sünni alimlerden Şehristani ise “El-Milel-u Ven-Nihel” kitabında bu rivayeti kendi adına nakletmeğe cesaret edememiş ve Mutezile alimlerinden Nezzam’ın görüşü olarak nakletmiştir! Evet Şehristani diyor ki, Nezzam Şöyle diyordu: “Ömer, biat gününde Fâtıma’nın karnına vurdu. O da bunun etkisiyle karnındaki çocuğunu düşürdü!!” El-Milel-u Ven-Nihel, C.1, S.57.

Hatip Bağdadî ise Nezzam’ın görüşünü naklederken “Ömer, Fâtıma’nın karnına vurdu” bölümünü nakletmiş; ama “Karnındaki çocuğunu düşürdü” kısmını nakletmekten vazgeçmiştir! El-Fark-u Beynel Firak, S.147-148.

İşte bütün bu nakledilenler Hz. Fâtıma hakkında Resulullah’ın (s.a.a) “Fâtıma benim vücudumun bir parçasıdır; onu inciten beni incitir, beni inciten Allah’ı incitir” Veya “Fatma’nın rızası Allah’ın rızasıdır; Onun gazabı Allah’ın gazabıdır” ve benzer onlarca buyruğunun yanına koyup değerlendirin ve ortaya çıkan korkunç ve ibret verici tabloyu kendiniz tahmin edin!!
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 02-15-2018, 01:38
Velayet Nuru Velayet Nuru isimli Üye şuanda  online konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 222
Velayet Nuru is an unknown quantity at this point
Standart

Ya İlahi Fatime (as) Katillerine Sonsuz Azap Eyle
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 02-20-2018, 06:31
Bedir Aslanı Bedir Aslanı isimli Üye şuanda  online konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 106
Bedir Aslanı is an unknown quantity at this point
Standart Sünni Kaynaklardan

Sünni Kaynaklardan

Ebu Cafer Belazuri (Ahmed bin Yahya bin Cabir-i Bağdadi, Ö. 279

Ensab’ül Eşraf kitabında C. 1, S. 586’da şöyle nakletmiştir:

“Ebu Bekir Hz. Ali’yi biat için çağırdı; ama o kabul etmedi. Ömer’i gönderdi; Ömer de evi yakmak için ateş getirdi. Hz. Fatıma (a.s) kapıda onu görünce; “Ey Hattab’ın oğlu! Evimi yakmak için mi gelmişsin?” diye buyurdu. Ömer; “Evet! Bu iş (hilafet), babanın getirdiğinden (risaletten) daha önemlidir.” diye cevap verdi.

Sünni âlimlerinden İbn-i Kuteybe "El-İmâmet-u Ves-Siyâse" kitabının "Ali'nin Biatının Keyfiyeti" bölümünde şu bilgilere yer vermiştir:

"Ebu Bekir bir ara biatten kaçınıp Ali'nin evine toplananları aradı ve Ömer'i onların peşine gönderdi. Ömer Ali'nin kapısına gelerek onlara seslendi; dışarıya çıkmaktan çekinince odun getirmelerini istedi ve onlara şöyle bağırdı: 'Ömer'in canını elinde tutana (Allah'a) andolsun ki dışarıya çıkarsınız ya da evi içindekilerle birlikte yakacağım.' 'Ey Ebâ Hafs (Ömer), bu evin içerisinde Fâtıma vardır' dediklerinde 'Farketmez' diye cevap verdi…"
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 03:09


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.