aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KADIN, AİLE VE HİCAB | ÖRNEK KADINLAR

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10-15-2018, 06:02
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Rugayye bint Hüseyin (as)

Hz.Ruqeyye (sa) Ziyaretnamesi

Bismillahirrahmanirrahim
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يا سَيِّدَتَنـا رُقَيَّةَ،
Esselamu aleyki ya seyyidetena rugayye,
عَلَيْكِ التَّحِيَّةُ وَاَلسَّلامُ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكاتُهُ،
aleykittahiyyetu ve esselamu ve rahmetullahi ve berekatuh,

اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يـا بِنْتَ رَسُولِ اللهِ،
Esselamu aleyki ya binte Resulillah (sallallahu aleyhi ve alih),
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يـا بِنْتَ اَميرِ الْمُؤْمِنينَ عَلِيِّ بْنِ اَبي طالِبِ،
Esselamu aleyki ya binte Emiril Mu’minîn aliyyibni Ebî Talib, (aleyhisselam)
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يا بِنْتَ فاطِمَةَ الزَّهْراءِ سَيِّدَةِ نِسـاءِ الْعالَمينَ،
Esselamu aleyki ya binte Fatimetez Zehrai seyyideti nisa’il a’lemîn,
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يا بِنْتَ خَديجَةَ الْكُبْرى اُمِّ الْمُؤْمِنينَ وَالْمُؤْمِناتِ،
Esselamu aleyki ya binte Hadicetel Kubrâ Ummil Mu’minîn vel Mu’minat
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يا بِنْتَ وَلِىِّ اللهِ،

Esselamu aleyki ya binte Veliyyillah
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يا اُخْتَ وَلِىِّ اللهِ،
Esselamu aleyki ya uhte Veliyyillah
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ يا بِنْتَ الْحُسَيْنِ الشَّهيدِ
Esselamu aleyki ya bintel Huseyniş şehid(aleyhisselam),
، اَلسَّلامُ عَلَيْكِ اَيَّتُهَا الصِّدّيقَةُ الشَّهيدَةِ،
Esselamu aleyki eyyetuhas siddigatu şehide,
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ اَيَّتُهَا الرَّضِيَّةُ الْمَرْضِيَّةُ،
Esselamu aleyki eyyatuhar raziyyetul merziyye,
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ اَيَّتُهَا التَّقيّةُ النَّقيَّةُ،
Esselamu aleyki eyyatuhat tegeyyetun negiyye,

اَلسَّلامُ عَلَيْكِ اَيَّتُهَا الزَّكِيَّةُ الْفاضِلَةُ،
Esselamu aleyki eyyatuhaz zekiyyetul fazile,
اَلسَّلامُ عَلَيْكِ اَيَّتُهَا الْمَظْلُومَةُ الْبَهِيَّةُ،
Esselamu aleyki eyyatuhal mezlumetul behiyye,

صَلَّى اللهُ عَلَيْكِ وَعَلى رُوحِكِ وَبَدَنِكِ
Sallallahu aleyki ve ela ruhike ve bedenike,
،فَجَعَلَ اللهُ مَنْزِلَكِ وَمَاْواكِ فِى الْجَنَّةِ مَعَ آبائِكِ

Fece’el Allahu menzileki ve mevaki fîl cenneti me’e eba’iki
وَاَجْدادِكِ الطَّيِّبينَ الطّاهِرينَ الْمَعْصُومينَ
ve ecdadiki ettayyibînet tahirînel me’esûmîn
اَلسَّلامُ عَلَيْكُمْ بِما صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدّارِ
Esselamu aleykum bima sabertum feni’eme u’gbeddar
وَعَلَى الْمَلائِكَةِ الْحـافّينَ حَوْلَ حَرَمِكِ الشَّريفِ

ve elal melaiketeil haffîne havle haremikiş şerîf
وَصَلَّى اللهُ عَلى سَيِّدِنا مُحَمَّد
Ve rahmetullahi ve berekatuh.
وَآلِهِ الطَّيِّبينَ الطّاهِرينَ وَسَلَّمَ تَسْليماً بِرَحْمَتِكَ يا اَرْحَمَ الرّاحِمينَ

ve alihit tayyibînet tahirîne ve selleme teslîmen bi rahmetike ya erhamerrahimîn.

Rugayye bint Hüseyin (as)
Rugayye bint Hüseyin bin Ali bin Ebu Talib İmam Hüseyin’e atfedilen bir kız çocuğudur. Bazı tarihî kaynaklara göre Kerbela vakıasında bulunmuş ve daha sonra Kerbela esirleri ile birlikte Şam’a götürülmüş ve orada üç veya dört yaşında iken vefat etmiştir. Şam’da onun adına bir türbe bulunmaktadır.

İsmi ve Nesebi
İbn Fenduk, “Lübabu’l-Ensab” kitabında İmam Hüseyin’in (a.s) Fatıma ve Sukeyne’nin (Sakine) yanı sıra Rugayye adlı bir kızının daha olduğunu yazmaktadır.[1] Elbette İbn Fenduk, başka bir yerde Sukeyne, Zeynep ve Ümmü Gülsüm’ün İmam Hüseyin’in kızları olduğunu yazmış ve Zeynep ve Ümmü Gülsüm’ün küçük yaşta vefat ettiklerini de eklemiştir.[2] Muhammed bin Talha Şafii, İmam Hüseyin’in dört kızının olduğunu ve yalnızca Zeynep, Sukeyne ve Fatıma’nın adlarını zikretmekte ve dördüncü kızının adını zikretmemektedir.[3] Necmettin Tabesi, İbn Fenduk ve Metalibu’s-Suul’dan naklederek İmam Hüseyin’in dördüncü kızının Rugayye olduğunu, künyesinin ise Ümmü Gülsüm olduğunu belirtmektedir.[4] Buna rağmen eski tarihî kaynakların çoğu İmam Hüseyin’in Rugayye adlı bir kızından bahsetmiş; Şeyh Müfid, yalnızca Sukeyne ve Fatıma’nın adlarını İmam Hüseyin’in çocukları listesinde getirmiştir.[5]

Kerbela’da Hazır Bulunması
Kaynaklarda Hz. Rugayye’nin (s.a) Kerbela’da bulunduğu tasrih edilmemiştir. El-Melhuf kitabının bazı nüshalarında İmam Hüseyin’den geride kalanlar için söylediği bazı sözler nakledilmiştir. Orada Rugayye’nin adı geçmiştir, [6] [Not 1] Yenabiu’l-Meveddet kitabında biraz farklılıkla aynı ifadeler zikredilmiş ve İmam Hüseyin’in diğer kızlarının yanında Rugayye adı da zikredilmiştir.[7]
Şu ihtimal de bulunmaktadır ki nakledilen bu nakillerdeki Rugayye’den maksat, İmam Ali’nin (a.s) kızı Rugayye de olmuş olabilir.[8] Bilhassa Rugayye ismi, İmam Hüseyin’in Ümmü Gülsüm ve Zeynep kız kardeşlerinin yanında zikredilmiş ve Luhuf kitabının bazı nüshalarında da bu ifadeler bulunmamaktadır.[9]

Şehadet Olayı
Nakledildiğine göre Kerbela esirleri arasında üç veya dört yaşlarında bir kız çocuğu da bulunmaktadır. Gece yarısı babasını rüyasında görür ve durmadan ağlayıp babasını isteyerek bitap düşmüştür. Ağlama seslerini duyan Yezid, İmam Hüseyin’in (a.s) kesik başını ona götürmelerini emreder. Rugayye, babasının kesik başını görünce daha çok rahatsız olur ve sonunda üzüntüsünden Şehid Olur.[10]

İmam Hüseyin’e Atfedilen Bir Kızın Şam’da Şehid Olduğuna Dair Rivayetler
Tarihî kaynaklarda İmam Hüseyin’e nispet verilen bir kızın Şam’da vefat ettiğine dair rivayetler bulunmaktadır, ancak rivayetlerde bir uyum yoktur.

* İmam Hüseyin’in küçük yaştaki bir kızının Şam’da şehit olduğu hadisesini ilk yazan kaynak, İmaduddin Taberi’nin (k. 700) “Kamil Behai” kitabıdır. Bu yazar, kızın adını zikretmemiştir. Dört yaşında olduğunu ve vefatının babasının kesik başını Yezid’in sarayında gördükten birkaç gün sonra gerçekleştiğini yazmıştır.[11]
* Molla Hüseyin Vaiz Kâşifi Sebzevari (k. 910) olayın Yezid’in sarayında yaşandığını ve ölümün kesik başı gördükten sonra gerçekleştiğini ifade etmiştir.[12]
* Fahrettin Tureyhi (k. 1085) çocuğun üç yaşında olduğunu ve babasına (İmam Hüseyin’in kesik başına doğru) hitabını ilk kez yazan tarihçidir.[13]
* Muhammed Hüseyin Ercistani onüçüncü yüzyılın sonlarında, çocuğun isminin Zübeyde, yaşının üç ve hadisenin Şam harabelerinde gerçekleştiğini yazmıştır.[14] Yazar, bir önceki sayfada İmam Hüseyin’in (a.s) Rugayye adlı bir kızının Şam’da olduğunu yazmıştır.[15]
* Şeyh Muhammed Cevad Yezdi, on dördüncü yüzyılın başlarında, olayın Şam harabelerinde yaşandığını belirtmiş ancak isminin Zübeyde, Rugayye, Zeynep, Sakine veya Fatıma olduğunu yazmıştır.[16]
* Seyyid Muhammed Ali Şah Abdulazimi (k. 1334) ilk kez, çocuğun isminin Rugayye ve yaşının üç olduğunu belirtmiştir.[17] [Not 2]

Atfedilen Kabr-i Şerifleri Hz. Rukayye (as) Türbesi
Suriye’nin başkenti Şam’da Hz. Rugayye’ye (as) mensup bir türbe bulunmaktadır. Bu türbe Şam’da bulunan Şialara ait ikinci önemli türbedir. Denildiğine göre bu yer İmam Hüseyin’in kızı, Hz. Rugayye’nin şehit olduğu Babu’l-Feradis denen yerde bina edilmiştir. Hz. Rugayye’nin (s.a) türbesi büyük bir binaya ve İslami ve İrani mimariye sahiptir.[Not 3]

Kuşkular
İmam Hüseyin’e (a.s) atfedilen kız çocuğunun Şam’da Şehadettiyle ilgili nakillerde Bazıları Arasında uyumsuzluk ve anlaşmazlıklar görülmektedir. Bu nakiller ismi, Şehadet zaman ve mekânı ve yine yaşı hakkındadır. Mutahhari (r.a) bu kızın Şam’da vefat konusunu Aşura vakıasının lafzi tahriflerinden saymaktadır.[18]
Tahran’da minbere çıkan vaizlerden birisinin bu kızın Hz. İmam Hüseyin’e atfedilmesi[19] konusunda kuşkular belirtmesiyle İran’da itirazlar ve tepkiler dalgalar halinde yayılmıştır.[20]

Yas ve Matem
Şialar, Muharrem ayının üçüncü gecesini Hz. Rugayye’ye (as) mahsus bilmekte ve onun adına mersiyeler okumaktadır. Şii takvimlerde Safer ayının 5’i Hz. Rugayye’nin (as) ölüm yıldönümüdür. Şialara ait bazı cami ve matem heyetlerine Hz. Rugayye adı verilmektedir. Onun için mersiye ve şiirler okunarak ağıtlar yakılmaktadır. Bazı mersiye ve ağıtlarda Hz. Rugayye’nin (s.a) varlığı Ortaya Çıkmaktadır

Büyük Şii Âlimlerin Görüşleri
* Mirza Cevad Tebrizi: “İmam Hüseyin'in (a.s) kızı Hz. Rugayye'nin (s.a) Şam'daki mevcut mezarı eskiden beri meşhurdur. Sanki İmam Hüseyin (a.s), o pak hanedanın esaretini ve yaşanan o mezalimi inkâr edecek kimselerin ortaya çıkmasını engellemek için Şam'da onu kendinden bir nişane olarak bırakmıştır. Bu küçük kızın varlığı hatta esirlerin içinde dahi küçük kız çocuklarının da olduğunun büyük kanıtıdır. Biz Hz. Rugayye'nin (s.a) bu mekânda can verip defnedildiğinin meşhur oluşuna inanıyoruz.
* Mekarim Şirazi: “Şüphe yok ki İmam Hüseyin'in (a.s) bir küçük kızı Şam'da vefat etti ve orada defnedildi. Şu anki harem de kendisine aittir. Fakat meşhur görüşe göre ismi Rugayye olsa da, ismi Rugayye (s.a) miydi yoksa başka bir ismi mi vardı, bu konuda ulema arasında ihtilaf var.
* Nuri Hemedani: “Kamil Behai, Nefesu'l-Mehmum ve diğer muteber kitaplarda, bazılarının adını Rugayye (s.a) olarak zikrettiği ve Şam'da şehit olan küçük bir kızın İmam Hüseyin'in (a.s) kızı olduğunu belirtmişlerdir. Şam'da bulunan kabri de kendisine aittir.”
* Mezahiri: “Hz. Rugayye'nin (s.a) türbesi diye meşhur olan o yer (Şam’daki türbe), onun türbesidir ve onda şüphe etmek, mazlum Hüseyin'in çocuğuna yapılmış büyük bir zulümdür. Bu şöhret, Hz. Zeyneb'in (s.a) türbesi konusunda da geçerlidir ve bunda şüphe eden, Hz. Zeyneb'e (s.a) zulüm etmiş olur. Zira Hz. Zeyneb'e (s.a) zulüm etmek, büyük bir günah tır. Kişilerin seyyid oluşu ve büyük insanların kabirleri gibi konularda elimizde meşhur olmanın dışında bir delil yoktur ve bu şöhret bütün fakihlerin nazarında hüccettir.”
* Alevi Gorgani: “Hz. Rugayye'nin (s.a) varlığı tarihî gerçeklerdendir. Şüphe onun varlığında değil, bilakis ismindedir. İmam Hüseyin'in bir kızının Şam'da defnedildiği konusu, şüphe götürmez bir gerçektir. Bu konuda insanların inançlarında şüphe icat etmek isteyenlere tavsiyemiz; hiçbir fayda elde edemeyecekleri, ahretlerini tehlikeye atacakları ve İmam Hüseyin'in (a.s) gazabına duçar olacakları, dolayısıyla bu tür konularla kendilerini meşgul etmemeleri olacaktır.”
* Mubeşşir Kaşani: “Allah’ın nurunu, ağızlarıyla üfleyip söndürmek isterler, oysa Allah nurunu tamamlayacak, kuvvetlendirecektir. İsterse kâfirlerin zoruna gitsin ve istemesinler. İmam Hüseyin'in (a.s) kızı Hz. Rugayye'nin (s.a) varlığı konusunda hiçbir şüphe yoktur. Tarihî şahitler göstermektedir ki, o mazlum kız, Şam yolunda ve harabesinde yaşadığı onca zorluk ve musibetler karşısında küçücük yaşta dünyadan ayrıldı ve Şam'da defnedildi. Tartışılan konu sadece mübarek isminin Rugayye mi, Zeynep mi, yoksa başka bir isimi mi olduğudur. Sonralardan Rugayye ismiyle meşhur oldu.”
Kaynaklar:
1 - İbn Fenduk, Lubabu’l-Ensan, s. 355.
2- İbn Fenduk, Lubabu’l-Ensan, s. 350.
3- Şafii, Metalibu’s-Suul, s. 257.
4- Tabesi, Rukeyye Bint Hüseyin, s. 8, 9.
5- Şeyh Müfid, el-İrşad, c. 2, s. 135.
6- Seyyid İbn Tavus, el-Melhuf, s. 141.
7- Kunduzi, Yenabiu’l-Meveddet, c. 3, s. 79.
8- Tabesi, Rugayye Bint Hüseyin, s. 25.
9- Seyyid İbn Tavus, Luhuf.
10- Taberi, Kamil Behai, s. 523.
11- Taberi, Kamil Behai, s. 523.
12- Vaiz Kaşifi, Ravzatu’ş-Şüheda, s. 484.
13- Tureyhi, el-Muntehab fi Cemu’l-Merasi ve’l-Huteb, yüz otuz altı.
14- Muhammed Hüseyin Ercistani, Envaru’l-Mecalis, s. 161.
15- Muhammed Hüseyin Ercistani, Envaru’l-Mecalis, s. 160.
16- Şeyh Muhammed Cevad Yezdi, Şa’şa’tu’l-Hüseyni, c. 2, s. 171, 173.
17- Şah Abdulazimi, el-İkad, s. 179.
18- Muhahhari, Mecmua Asar, c. 17, s. 586.
19- İzharat Mütefavit Ayetullah Hoşvekt Derbare Hz. Rukayye (s.a)
20- Dört taklit mercinin Hz. Rukayye hakkındaki şüphelere cevapları.
یا اُختاه! یا اُمّ کلثوم! وأنتِ یا زینب! وأنتِ یا رقیة! وأنتِ یا فاطمة! وأنتِ یا رَباب! انظرن إذا أنا قُتِلتُ فلاتشققنَ عَلَی جَیباً، و لاتُخمِشنَ عَلَی وَجهاً، و لاتَقُلنَ عَلَی هَجراً؛ "Ey bacım! Ey Ümmü Gülsüm! Sen ey Zeynep! Sen ey Rugayye! Sen ey Fatıma ve sen ey Rubab! Sözümü hatırlayın, her ne vakit öldürülürsem benim için yaka paça yırtmayın, yüzünüzü tırmalamayın ve uygunsuz sözler söylemeyin."
Makalenin bu bölümü, İmam Hüseyin ansiklopedisinden telhis edilmiştir. Ayrıntılı bilgi için Bkz. Rey Şehri, Danışname-i İmam Hüseyin, c. 1, s. 389.
Bu konuda nakiller farklıdır. Bkz. Hz. Rugayye türbesi veya Danışname-i İmam Hüseyin, c. 1, s. 389, 393.

Rugeyye (aleyhisselam)
Fedakarlık ve insani kemallerle dolu Kerbela gibi bir olayda yaşı küçük olan kimseler fazla dikkat çekmemiş olabilir. Hz. Rugayye’nin (s.a) yaşamı, babası, amcası, halası gibi yüce şahsiyetlerin nurlarının ışığı arkasında kaldığından tarih kitaplarında İmam Hüseyin’in (a.s) Rugayye adında küçük bir kızı olduğu konusuna değinilmemiştir. Bazı maktellerde İmam Hüseyin’in (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilir: ‘Ey bacım! Ey Ümmü Kulsüm! Sen ey Zeynep! Sen ey Rukayye ve Fatıma ve Rubab! Sözümü hatırlayın, ben öldüğüm zaman benim için yaka yırtmayın, yüzünüzü tırmalamayın ve uygunsuz sözler söylemeyin.’[1]-[2]

İmamın (a.s) buradaki hitap şekline ve sözünün içeriğine baktığımızda Onun (a.s) üç veya dört yaşındaki kızına böyle hitap etmesi uzak bir ihtimal görünüyor.

Bir başka yerde ise İmam’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilir: ‘Ey Zeynep! Ey Sukeyne! Ey evlatlarım! Benden sonra size kim kalacak? Ey Rukayye! Ey Ümmü Kulsüm! Sizler benim yanımda Allah’ın emanetleriydiniz. Artık benim miadım yaklaşmıştır.’[3]

İmamın (a.s) bu sözü ve içeriğinden maksat Onun üç yaşındaki kızı Hz. Rukayyedir.

İmam Hüseyin’in (a.s) üç veya dört yaşındaki kızı Rugayye’nin söz edildiği en eski kaynak İmaduddin Taberi’nin eseri olan Kamil-u Behayi adlı kitaptır. O bu eserinde şöyle yazıyor: ‘İmam’ın dört yaşında bir kızı vardı ve babasına çok düşkündü. Bir gece rüyasında babasının yanında oturmuş olduğu halde gördü kendisini. Uyandığında ‘Babam nerede? Artık dayanamıyorum.’ dedi. Ondan ‘Rüyanda ne gördün?’ diye sorduklarında dedi ki: Baktım babamın yanında oturmuşum, O da beni yanına aldı.’ Yezid bunu duyunca ‘Babasının başını getirin Ona gösterin’ dedi. Babasının başının getirip üzerinden örtüyü kaldırdılar. Hz. Rugayye babasının başını görünce ah çekip oracıkta Şehid Oldu.[4]

Ancak alimler birçok karineye dayanarak İmam Hüseyin’in (a.s) Rukayye adında bir kızının olduğunu ispatlamaktalar. İmam Hüseyin’in Kişiliği adlı kitabın yazarı, rical ve tarih alimi olan Ayetullah Maraşi Necefi’den bu konu hakkında sorduğunda şöyle buyurdu: ‘Muteber belgeler bu konuda her ne kadar suskun olsalarda bu, inkar edilemeyecek kadar meşhur bir meseledir.’[5]

Önemli Bir Olay
Astan-ı Kuds-i Razavi’ye bağlı uluslararası Zair aylık dergisinin 135. sayısında (İsfend/1384) Hz. Rukayye’nin makberesi hakkında aktardığı güzel bir olayı aşağıda özet olarak getiriyoruz: ‘ Mirza Haşim Horasani şöyle buyuruyordu: Necef’in büyük alimlerinden Şeyh Muhammed Ali Şami bana şöyle dedi: Yaşı 90 üstünde olan ve soyu Seyyid Murteza’ya ulaşan, anne tarafından dedemiz olan Ağa Seyyid İbrahim Dimeşki’nin yalnızca üç kızı vardı. Birgün büyük kızı Hz. Rukayye’yi rüyasında görüyor. Hz. Rukayye ona ‘Babana söyle şehrin valisine desin ki kabrime su dolmuştur ve tamire ihtiyacı var.’ diye buyuruyor. Kız rüyasını babasına anlatıyor. Babası da bu işin akıbetinden korktuğu için (çünkü iktidar Sünnilerin elindeydi) durumu bildirmiyor. Bu rüya üç gece üstü üste görülüyor. Ama baba önem vermiyor. Dördünce gece kendisi rüyasında Hz. Rukayye’yi ‘Neden valiye kabri tamir etsin diye haber vermiyorsun?’ diye kızdığını görüyor. Bunun üzerine Seyyid ertesi gün valinin yanına giderek rüyaları anlatıyor. Vali de Sünni ve Şianın ileri gelenlerini toplayarak, ertesi gün kilid açmak için herkesin gusül alarak gelmesini ve kilid kimin eliyle açılırsa kabri de onun açıp pak naaşı çıkarması önerisinde bulunuyor. Kilid Seyyid İbrahim’den başkasının eliyle açılmıyor. Evet kabir suyla dolmuştu. Seyyid İbrahim üç gün o pak bedeni dizlerinin üstünde tutuyor ve hüngür hüngür ağlıyordu. Namaz vakitlerinde temiz bir parçanın üzerine koyuyor, sonra tekrar dizlerinin üzerine alıyordu. Tamir üç gün sürdü, bu üç günde Seyyid asla yemek ve su ihtiyacı hissetmedi, hatta uykusu bile gelmiyordu. Tamir bittikten sonra bedeni kabire koydular. Kabir 1323 yılında İran Sadr-ı Azamı Hacı Mirza Ali Asgar Etabek Eminu’l Sultan tarafından onarıldı. 23 Rebiussani 1405 yılında ise Suriye’nin vakıflar bakanı Dr. Muhammed el-Hatib yeni binanın temelini attı. Hicri 1419 ylında bütün süslemeleri tamamlandı. Süs malzemelerinin tümü İran’dan Şam’a götürüldü ve süslemeyi İran’lı sanatkarlar yaptılar.
Kaynaklar:
[1] - İbn-i Tavus, Ebulkasım Ebulhasan b. Saaduddin, el-Luhuf Ala Katli’t-Tufuf, s.141, İntişarat-ı Usve, Kum, 1. Baskı, H.K.1414; A’lamu’l Vera, 236.
[2] -Tarihi Açıdan Hz. Rugayye’nin (a.s) Hakkında Araştırma’dan alıntıdır
[3] -Bir grup yazar, Mevsuat-ı Kelimati’l İmami’l Hüseyin (a.s), s.511, İntişarat-ı Dau’l Maruf, Kum, 1. Baskı, H.Ş.1373
[4] -Taberi, Alauddin, Kamil-u Behayi, c.2, s.179 (Hicri 6. yy). Bu kitap, Şeyh İmaduddin el-Hasan b. Ali b. Muhammed Taberi İmami’nin eseridir. O bu eserini Hulagu Han’ın vezir olan Bahauddin’in emriyle yazdı. Galiba onun emriyle yazıldığı için adına Kamil-u Behayi denmiştir. Cevad Muhaddisi, Der Ferhengi Aşura, s.200 (Bu konuyu Şeyh Abbas Kummi’nin Münteha’l Amal adlı eserinden nakletmiştir.) Aynı konu Tarihu’l Fey, s.861’de de gelmiştir. Maali’s-Sıbtayn, c.2, s.127’de de Hz. Rukayye’nin adı geçmiştir.
[5] -Şahsiyyet-i Hüseyin (a.s), s.615.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 10-15-2018, 06:12
€C€-1990 €C€-1990 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 49
€C€-1990 is an unknown quantity at this point
Standart

Selam Olsun Sana Ey Mazlum Rugeyye
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 10-15-2018, 06:13
FATİME FATİME isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 58
FATİME is on a distinguished road
Standart

Paylaşımınız İçin Allah razı olsun. Selam Ola, Selam Ola Ruqeyyeye Selam Ola
__________________
HZ.PEYGAMBER EFENDİMİZ(s.a.a) ŞÖYLE BUYURUYORLAR: CENNET, EHLİBEYTİME ZULMEDEN VE İTRETİM HAKKINDA BENİ İNCİTENE HARAM KILINMIŞTIR.
(Tefsir-i Kurtubi, c. 16, s. 22).
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 10-15-2018, 06:28
azra yasgülü azra yasgülü isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2011
Mesajlar: 123
azra yasgülü is an unknown quantity at this point
Standart

Selam Olsun Şam Harebelerinde Şehid Olan Mazlum Ruqeyeye Selam Olsun...
Benim adım Rugeyye, İmam Hüseyin’in nazlı kızıyım
İmamet bahçesinin açmış, küçücük goncasıyım.
Kerbela’da çok yaralar aldım derinden
Yaşadıklarımı sizlere anlatmak geldi içimden
Medine’den ayrılalı kaç gün oldu sayamadım
Gül kokan şehrimize inanın doyamadım.
Kervanımız hüzün diyarına doğru ilerleyince
İçimde matem fırtınası kopuyordu, sessizce

Kerbela’da bizi susuzluğun zulmü bekliyordu.
Ben çocuktum ama babam her şeyi biliyordu.
Sürekli gözlerini gözlerime kilitlerdi babam
Başımı okşayıp kucaklardı beni halam.
Susuzluktan canım canımdan ayrılıyordu.
Kuruyan dudağımla, ciğerim de yanıyordu.
Koşarak gittim amcam Abbas’ın yanına
Ne olur amca! Su tulumunu al git Fırat’a





Evet artık Kerbela’nın sırrını çözüyorum.
Babamı kesilen kolları öperken görüyorum.
Ey zalimler, hiç mi merhamet kalmadı sizde?
Daha ne zulümler saklıyorsunuz yüreğinizde?
Ağlıyorum babamın şehit olan yarenlerine
Gizliyorum gözyaşımı , canım babam görmesin diye
Vicdansızlar nasıl kıydılar kardeşim Ali Asker’e
En çok korktuğum biri vardı, o da Hermele

Artık şehit olma sırası babama gelmişti
Yetimlik, hançer gibi ciğerime inmişti.
Babam bana sarılıp, elveda dediğinde.
Sanki o anda bir ok saplandı, körpe yüreğime
Dedim ki; gitme baba artık su istemeyeceğim
Ayağıma diken batsa da sana göstermeyeceğim.
Gitme baba! Gidip te dönmeyeceksin
Kucağına alıp, beni bir daha öpmeyeceksin

Acılarıma birde kırbaç yaraları eklendi.
Ellerim, ayaklarım zincirlerle bezendi
Babamdan ayrılmak ölüm gibiydi bana
İslam dini yeniden geliyordu cana
O kadar ağladım ki unuttum gülmeyi
Artık bir an önce istiyorum ölmeyi
Ağlıyorum, mızraktaki kanlı başlara bakınca
Babamın kokusunu alıyorum, halamı kucaklayınca

Sıra Şam’da ki son geceme geldi.
Ağlarken önümde bir tepsi belirdi
Babamın kesik başını gördüğümde
Ona yapılanları şikayet ettim Rabbime
Ağıtlarımı duymuyorum…Gözlerim kapanıyor….
Yoksa yaralı bedenim, cennetine mi kavuşuyor?
Çok şükür Allah’ım, babamı göreceğim
Susuzluğum son bulacak Kevser’den içeceğim
Gelincik misali eğilerek toprağa düşüyorum.
Harabenin duvarları arasında soluyorum soluyorum…
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 10-15-2018, 06:53
muntazar muntazar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 137
muntazar is an unknown quantity at this point
Standart

Esselamu aleyki Ya Rugeyye binti Huseyin as sana yuce Allah'ın en Güzel selamı olsun.
Sana zülüm edenlere ezelen ebeden lanet oksun.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 07:52


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.