aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | VAHDET ÜMMET VE KARDEŞLİK | VAHDET ÜMMET VE KARDEŞLİK

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 05-11-2015, 10:34
YiğitSalih YiğitSalih isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2015
Mesajlar: 4
YiğitSalih is an unknown quantity at this point
Standart "İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu"Bildirisi

Bismih-i Teala

İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu tarafından, İslam Ümmeti'nin durumu ve incelenmesi amacıyla İran'ın tarihi açıdan dünyaca bilinen İsfahan kentinde bir seminer düzenledi.

15-16 Kasım tarihlerinde düzenlenen sözkonusu seminere dünyanın dört bir yerinden müslüman düşünür ve alimler iştirak etti.
Sözkonusu seminerin kapanış bildirisinde önemli konulara değinildi. Bildiride özetle şu konulara temas edildi:

———İslam Ümmeti'nin içinde bulunduğu sorunların temelinde aslında kendi iç meseleleri bulunmaktadır. Bu çerçevede, İslam ümmetinin kendi içinde, yanlış düşünce, taassupçuluk,Müslümanlar arasında fitne, fakirlik, bilgi eksikliği, eğitimsizlik, hastalıklar, geri kalmışlık, seküler-laik düşüncenin dayatılması, İslam'ın tahrif edilerek, İslam düşmanlarının işine yarayacak şekilde dinin Müslümanlara takdim edilmesi gibi Müslümanların ve İslam ülkelerinin kesinlikle hayrına olmayacak unsurların varlığı soruların yalnızca bir bölümüdür.
Elbette İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu, Müslümanların içinde bulunduğu bu hastalıkların tedavisinin de kendi elinde olduğuna yani, Allah'a tevekkül, Kuranı Kerim'e doğru anlamak ve Hazreti Peygamber'in(S.A.V) sünnetinden hareketle mümkün olacağına inanmaktadır. Bu hastalığın tedavisinin zaten bundan başka yolu da yoktur. Zaten kavimler kendileri istemedikleri sürece Allah da onları değiştirmez. İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu, İslam Ümmeti'nin birliği için, İslam ülkelerinde mezhepler arasında yakınlaşma doğrultusunda önemli çalışmalar yapmıştır. Bu doğrultuda, Suudi Arabistan, Afganistan ve İslam dünyasının diğer yerlerinde bu doğrultuda Allah'ın izni ile yapılan çalışmalar da olumlu sonuçlar vermiştir.

———İslam Ümmeti, halihazırda kendi iç sorunlarının tehdit ve tehlikelerinden daha çok dış güçlerin ve İslam düşmanlarının programlı bir şekilde başta düşünce ve kültürel gibi değişik yollardan saldırısına maruz kalmaktadır. Bu doğrultuda düşmanlar, Müslümanların kendi aralarındaki zaafı göz önüne alıp fırsat bilerek, Müslümanları doğru yoldan saptırmak ve İslam dünyasına ağır bir darbe indirmek için akla hayale gelmedik her yoldan saldırmaktadır. Bunun da en bariz örneğini -terörizm ve aşırılıkla mücadele- adı altında İslam dini ve Müslümanlara karşı tahkir dolu bir süreç başlatmışlardır. Halbuki, terörün dini ve milliyeti olmadığı gibi bu ve benzeri şiddet yanlısı düşünce ve hareketler, tarihin çeşitli kesitlerinde yaşanmış olup, ilahi dinlerin gerçek takipçilerince bu ve bunun gibi unsurlara kesinlikle yer verilmemiştir.
Ama buna rağmen İslam ülkeleri ve Müslümanlara yönelik işgal ve saldırı bütün hızıyla sürmektedir. Kuranı Kerim'de de belirtildiği gibi, onlar (düşmanlar) Müslümanlarla savaşarak Müslümanları dinlerinden döndürmeye çalışıyorlar.
Zaten bu amaçla, İslam ülkelerini birer birer işgal edip, sultacı siyasetlerini sürdürmektedirler.
Bunun da en bariz örneğini, yarım asrı aşkın zamandır kanayan bir yara halini alan Filistin topraklarındaki esef verici manzaradır. Öyle ki bu toprakların sahipleri yarım asırdan fazla bir zamandır düşmanların en acımasız ve vahşi uygulamalarına maruz kalmıştır ve hala da kalmaktadır.
Düşmanlar, Ortadoğu'da Filistin'i gasbetmekle yetinmeyip İslam dünyasının yine önemli bir coğrafyası olan Irak'ı işgal etmişler ve bu ülkeyi de kendi içinde entrika ve komplolar yoluyla parçalamaya ve gerçekte İslam alemini birbirine düşürmeye çalışmaktadırlar.
Öyle ki düşmanları bu ülkeyi parçalamak için, başta mezhepler arası çatışma olmak üzere kavmi unsuru da göz önüne alarak bir bütün olan Irak'ı ve Irak halkının işini bitirmenin yolunu aramaktadır. Öyle ki bu ülkede yaşanan şiddet eylemleri başta camii ve türbeler olmak üzere kutsal bilinen bütün her yeri kapsamış, böylece Müslüman halkın, bu mekanlardan uzak kalması ve İslam için mücadele veren seçkin simalara karşı toplumda nefret oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Ama İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu, İslam ümmetinin içinde bulunduğu bu gibi belalardan kurtulmak için aşağıda maddeler halinde sıralanan yolun takip edilmesini uygun görmektedir.

A--Allah'u Teala'nın buyurduğu İslam ümmeti bir bütündür ve bu bütünlük göz önüne alınarak İslam ümmetinin sorunlarının çözümü için bu bakış açısıyla hareket edilmelidir. İslam ümmeti içinde her türlü dağınıklık, parçalanma, Müslümanların gücünü ve konumunu zayıflatır. Bundan dolayı Allah'ın da emrettiği gibi, Müslümanlar aralarında kavga etmemelidir yoksa Müslümanlar zayıf düşer, gücünü kaybeder.

B--Müslümanlar arasında görülen zaaflık duygusunun yok edilmesi ancak İslam ümmetinin yapacağı doğru bir programla mümkündür ve bu program İslam ümmetinin güçlenmesine vesile olacaktır. Bütün Müslümanlar, düşmanlar karşısında yek vücut olmalıdır. Ümmetin gücünü kaybetmesine neden olacak her türlü aşırılıktan kaçınılmamalıdır. (kaçınılmalıdır....baba) Ilımlı olunmalıdır. Toplumun İslam'dan kaçmasına neden olacak her türlü tutum ve davranıştan kesinlikle uzak olunmalıdır. Güzel düşünce ve amel hayatın temeli olmalıdır. Hazreti Ali (S)'nin buyurduğu gibi orta yol takip edilmelidir.

C--Mezhepler ve İslami gruplar arasında yakınlaşmada gerçek manada sadakatli olmalı ve diğerlerinin düşüncelerine karşı son derece saygılı olmalı ve karşılıklı bağışlamayı, affetmeyi güzel huy olarak kabul etmeliyiz. Her çeşit ihtilafın da görüşmeler yoluyla halledilmesini öncelikli olarak bilmeliyiz.

D--İslam dünyasına ait tanım ve düşünceler ise mezhepler arasında yakınlaşmaya ve Müslümanları kaynaştırmaya vesile olacak şekilde yapılmalı, mezhepleri yaralayacak her türlü düşünce ve davranıştan kaçınmalıdır.

E--Mezhepler arasında varolan ihtilafların büyütülmeden, İslam ümmetinin vicdanını yaralamadan, ihtilafların görüşülmesi ve düşüncelerin ortak bir noktaya getirilmesi ve yakınlaştırılması önemli bir unsurdur.

F--Mezhepler arasında ihtilafların ve görüş ayrılıklarının giderilmesi ve sorunun çözümü için kesinlikle müzakerelerden, görüş alış verişinden geri adım atılmamalıdır.

G--Her İslam ülkesinde, ümmetin birliği ve mezheplerin yakınlaştırılmasını esas alacak şekilde, özellikle de İslami ilimlerin okutulduğu medreseler olmak üzere üniversitelerde eğitim ve öğretim programının yapılması kaçınılmazdır. Öte yandan müslüman düşünür ve seçkinlerin, mezheplerin yakınlaştırılması kapsamında seminer, oturum ve konferans gibi umuma açık bir şekilde kültürel faaliyetlerde bulunmaları ümmetin birliği için son derece önemli bir etken olacaktır.

H--İslam dünyasının bütün her yerinde, medya kuruluşları arasında, mezheplerin yakınlaştırılması amacıyla, medya sahasında işbirliği yapılmalı, bu işbirliği, yerel, ülke ve ülkeler arasını kapsayacak şekilde olmalıdır. Hatta bu doğrultuda uydu yayınlar üzerinden bütün Müslümanlara ulaşılmalıdır.

I--Yeni meseleleri takip ve uygulamalar içinde komiteler teşkil edilmelidir.

——İslam ülkelerinin başta teknoloji olmak üzere her alanda geri kalmışlığı göz önüne alındığı, İslam ümmetinin, günümüzde ülkelerin kalkınma ve ilerlemesine vesile olan nükleer teknoloji olmak üzere her sahada kalkınma ve ilerlemeye, bilim ve teknolojiye önem vermeleri gerekmektedir. Bu doğrultuda nükleer teknolojinin insanlığın hizmetine sunulması ve geri kalmışlıktan kurtulmak için kullanılması gerektiğinin Müslümanlara aşılanması için çalışma yapılmalıdır. Bu çerçevede nükleer teknolojiden barış amaçlı yararlanmak ve ülkenin ilerlemesi için kullanmak isteyen bir İslam ülkesi olan İran İslam Cumhuriyeti'ne de her alanda destek verilmelidir.

——İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu, Dünya Ulema Birliği'nin bu yıl yayınlamış olduğu kapanış bildirisinde vurguladığı gibi; uluslararası medya kuruluşları ve kanalları tarafından ilahi dinler aleyhine tahkir içerikli başta film olmak üzere her türlü propaganda yolu ile Müslümanlar arasında fitneye neden olacak çalışmaların engellenmesine dair çabaları destekleyecek; ilahi dinlerin inançları ve onların rehberlerine yönelik her türlü aşağılayıcı çalışmalara her nerede olursa olsun karşı çıkacaktır.

——İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu, Dünya Ulema Birliği'nin yayınlamış olduğu kapanış bildirisinde vurguladığı gibi; hangi sebeplerden dolayı olursa olsun, sivillerin öldürülmesini, kaçırılmasını ve onlara yönelik her türlü şiddeti kınamaktadır.

——İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu, yarım asırdan fazla bir zamandır Ortadoğu İslam topraklarının ve özellikle Müslümanların ilk kıblesinin işgalcisi olan israil terör rejiminin Beytülmukaddes ve etrafında İslami her türlü hüviyeti yok etmeye dayalı komplolara karşı, dünyanın her neresinde olursa olsun, canları, malları, kalemleri, dilleri ile cihad etmek ve Filistinli kardeşlerini yalnız bırakmamak bütün Müslümanlar için en büyük vazifedir. Bundan dolayı dünyanın dört bir yerinde bulunan Müslümanlar ellerinden geldiğince İşgalci rejim İsrail ve siyonizme karşı mücadeleyi en önemli bir görev olarak kabul etmeliler. Bu doğrultuda Siyonist rejimin işgal ettiği topraklardan çıkması ve milyonlarca Filistinlinin kendi topraklarına dönmesi ve haklarının ihyası için, Siyonistlerin ve korsan israil'in her türlü çabasına karşı çıkmalıdırlar. Müslümanlar, İslam düşmanları ve Siyonistlerin ortaklaşa komplosu olan Filistin ve Lübnan direniş gruplarının silahtan arındırılması ve ayrıca başta İran ve Suriye gibi ülkeler olmak üzere Filistin ve Lübnan direnişini destekleyen ülkelere yönelik düşmanca tutuma karşı vahdet içinde tutum sergilemeli ve israilin Gazze'den geri çekilmesinin bahane edilerek, İsrail ve İslam ülkeleri arasında ilişkilerin normal düzeyine çıkarılmasına dair şeytani hileler bozulmalı; bu tür çaba ve programlar kınanmalıdır.

——İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu, bugün İslam dünyasının kanayan yarası olan Irak konusunda da önemli uyarıda bulunmak istemektedir. Çünkü, İslam düşmanları, bu ülkede mezhepler ve kavimler arasında bir iç savaş çıkarmaya çalışarak, bu ülkenin birliğin ve toprak bütünlüğünün bozulmasını, parçalanmasını hedeflemektedirler. Bundan dolayı İslam topraklarının önemli bir parçası olan Irak halkına millî ve şer'î görev çerçevesinde, birlik ve beraberliğin koruyarak, düşmanların arzularının gerçekleşmesini önlemenin yanı sıra, bütün Müslümanlara da bu konuda önemli bir vazife düşmektedir. Bu doğrultuda ayrıca Iraklı direnişçilerin aralarındaki bütün ihtilafları bir kenara koyarak, İslam'ın çehresinin karalanmasına yönelik düşmanın oyunlarına gelinmemesi bilincinde hareket etmeleri kaçınılmazdır. Bu arada bütün İslam alimleri de, İslam dini ve Müslümanların çehresinin zedelenmesine neden olacak her türlü girişimi önlemeyi önemli bir görev kabul etmeliler ve Müslümanların direnişlerinin gerçek yolundan saptırılmasına engel olmalıdırlar.

——İslam Mezheplerin Yakınlaştırma Kurumu, Irak halkının, onca toplu cinayetler ve hatta kimyasal içerikli silahların kullanılmasına ve öte yandan Saddam kalıntıları ile işgal güçlerinin en vahşi cinayetlerine rağmen, birlik ve beraberliklerini korumaya dair tutumuna desteklemektedir. Bu çerçevede, Özellikle İslam alimleri ve bu ülkenin önde gelen simalarından, her türlü ihtilafları bir kenara koyup, işgalcilerin bir an önce ülkelerinden defedilmesi, Irak'a huzur ve barışın gelmesi ve Irak'ın yeniden İslam medeniyetinin arzulanan bir görünümüne kavuşmasını temenni etmektedir.

——İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu, İslam dünyasının seçkin alimleri ve liderlerinden de, uluslar arası emperyalizm ve düşmanların ortaklaşa komplosuna aldıkları; Suriye ile Lübnan arasında fitne çıkarmaya dair şeytani hilesini önlemek için hiçbir çabadan kaçınmamalı, Siyonizm ve Emperyalizmin sözkonusu ortak oyununu bozmalıdırlar.

——İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu, ayrıca, başta Fransa olmak üzere Avrupa ve dünyanın diğer ülkelerinde bulunan Müslümanların kentlerin dışında varoşlarda hayatlarını sürdürmelerine yönelik sözkonusu ülkelerin siyasetlerinden derin bir rahatsızlık duymakta ve sözkonusu Müslümanların her türlü eğitim ve sağlık imkanlarından mahrum tutulmasını ve her türlü ırkçılığı kabul edememekte ve bu durumu esef ve elem verici bir hadise ve gelişme olarak görmektedir. Bu durum aslında Allah'u Teala'nın insana vermiş olduğu keramet duygusunun yok edilmesinden kaynaklanan ve beşerin bugün içinde boğuldu önemli bir sorundur. Bunun önüne geçilmesi için de bütün milletlerin hangi din ve ırktan olursa olsun ayrımcılıktan uzak bir şekilde onlara en tabii haklarına saygı gösterilmelidir. Bu çerçevede sözkonusu ülkelerin liderlerine, ayrımcılıktan uzak bir şekilde insanların hak ve hukuklarına riayet etmeleri beklenmekte, onların iktisadi ve içtimai sorunlarının giderilmesi için büyük gayret göstermeleri arzulanmaktadır.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 07:53


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.