aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | HİLAFET | HİLAFET-VELAYET

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10-12-2017, 01:30
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.677
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz. Ali (a.s) Hakkında Hiç duymadığınız Bir Hadis

Hz. İmam Ali (aleyhisselam) Hakkında Hiç duymadığınız Bir Hadis

Onlar da dediler ki: Bize vaadinde sadık olan ve bizi yeryüzüne varis kılan Allah’a hamd olsun. Cennete istediğimiz yerde oturabiliriz. Çalışanların ecri ne de güzeldir.” (Zümer Süresi 74. Ayet)

Ebu Zer (ra) buyuruyor ki: Bir gün, Resulullah (s.a.a.) ile beraber Ümmü Seleme anamızın evinde oturmuştuk. Resulullah bana bir şeyler anlatıyor, ben de dinliyordum, bu sırada içeriye İmam-ı Ali (as) gelir. Onu gören Resulullah’ın (s.a.a.) yüzü nur ile aydınlanır ve sevinci yüzünden belli olur.

İmam Ali’yi kucaklayıp iki gözünün arasından öptükten sonra, bana dönerek buyurdu ki: “Ey Ebu Zer! Bu, bize dahil olanın esas kimliği hakkında gereken bilgiye sahip misin?”

Ebu Zer hazretleri buyurdu ki: “Ey Resulullah (saa) , bu senin kardeşin, amcanın oğlu, Fatıma’nın kocası, cennet gençlerinin efendileri olan Hasan ve Hüseyin’in babalarıdır!”

Resulullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Ey Ebu Zer! Bu, aydınlık saçan Allah’ın mızrağı ve Allah’ın büyük olan kapısıdır! Kim, Allah’a varmak istiyorsa bu kapıdan gelsin! Ey Ebu Zer! Bu, Allah’ın adaleti ile kaim olan; Allah’ın yasakladıklarından uzaklaştıran; Allah’ın dinine nusret veren ve tüm ümmetlerin üzerine Allah’ın hucceti olandır! Ey Ebu Zer! Şanı yüce olan Allah’ın arşı rükünlerinin her birinde yetmiş bin melek vardır. Her biri tesbih ve ibadetten ziyade Ali’ye duada bulunur ve onun düşmanlarına da beddua ederler! Ey Ebu Zer! Ali olmasaydı, hak ve batıl belli olmazdı. Ali olmasaydı, mü’min-kâfir arası ayırt edilemezdi. Ali olmasaydı, Allah’a ibadet edilmezdi! Çünkü Ali; müşriklerin başını vura vura onların Müslüman olmalarını sağladı. Böylece onların Allah’a ibadet etmelerini sağlamış oldu! Ali’nin bu durumu olmasaydı, ne sevap ne de ceza hükmü var olurdu. Ali’yi Allah’tan hiçbir şey gizleyemez ve Ali’yi de Allah’tan hiçbir hicap uzak tutamaz! Nitekim gizlilik yapan perde ve hicap da Ali’dir!

Dine bağlı kalın ve onda tefrikaya düşmeyin, diye dininden Nuh’a buyurduğunu, size de teşri’ buyurdu. Sana vahyettiğimizi ve İbrahim’e, Musa’ya, İsa’ya buyurduğumuzu. Kendilerini çağırdığın bu şey; müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini kendisine seçer. Kendisine yöneleni de hidayete iletir” (Şura 13. Ayet).

Ey Ebu Zer! Şanı yüce olan Allah, yüceliğini mülkünde, vahdaniyeti içinde ve tekliğinde sağlamıştır. Muhlis olan kullarına kendi nefsini tanıtmış ve cennetini onlara mesken olarak kılmıştır. Allah, hidayetine iletmek istediğine, vilayetini tanıtmış ve kimin kalbine bunu kapatmışsa, o kişiyi marifetinden mahrum kılmıştır! Ey Ebu Zer! Ali, hidayet bayrağı; takva kelimesinin ta kendisi; kopmak bilmeyen sapasağlam kulpa; dostlarımın imamı ve bana itaat edenlerin nurudur! Kendisi, takva ehlinin iltizam ettiği kelimedir! Kim, onu severse mü’min olur ve kim onu buğzederse kâfir olur! Kim, onun vilayetini terk ederse, dalalete sapmış ve sapıtmış olur! Kim, onun hakkını inkâr ederse şüphesiz müşrik olur! Ey Ebu Zer! Ali’nin vilayetini inkâr edenler kıyamet gününde kör ve dilleri tutulmuş olarak geleceklerdir! Kendileri, kıyametin karanlığına döküldüklerinde şöyle diyeceklerdir:

Yazıklar olsun bizlere Allah’ın tarafında yaptığımız kusurlardan dolayı…” (Zümer 56. Ayet)

ve bu gibilerinin boyunlarında üçyüz halkadan oluşan bir gerdanlık olacak ki, her halkanın üstünde bir şeytan olup, o kişinin yüzüne tükürecek ve onu kabrinin karanlığından cehenneme doğru sürükleyecektir!”

Ebu Zer (ra) hazretleri bunları peygamber (saa) efendimizden duyunca dedi ki:

Ey Resulullah! Anam-babam sana feda olsun! Kalbimi sevinç ve mutluluk ile doldurdun. Bundan daha ziyade anlat ki, sevincim ve mutluluğum daha da artsın!”

Bunun üzerine peygamber efendimiz (saa) şöyle devam buyurdu: “Ey Ebu Zer! Mi’raca çıkarken, daha dünyanın gökyüzüne vardığımda, melekler ezan okuyup namaza çağırdılar. O anda Cebrail (a.s.) elimden tutup, meleklerin önüne getirdi ve dedi ki: Ey Muhammed! Meleklere namaz kıldır, onlar seni epey özlemişlerdir! Ben de yetmiş saf olan meleklerin önüne geçtim. Her saf, doğu ve batının genişliği kadardı ve onların sayısını ancak onları yaratan bilirdi! Namazı bitirip, tesbih ve takdise başladığımda meleklerden birer birer topluluklar yanıma gelip selam verdiler ve dediler ki: Ey Muhammed! Bizim bir isteğimiz vardır, onu yerine getirir misin? Meleklerin, alemlerin Rabbinden şefaat dilememi isteyeceklerini zannettim. Nitekim alemlerin Rabbi beni Kevser havuzunun başı ucunda saki ve şefaatçi ve tüm peygamberlere üstün kılmıştı. Meleklere dedim ki: Ey Rabbimin melekleri! İstediğiniz nedir? Melekler dediler ki: Ey Allah’ın peygamberi! Yeryüzüne geri döndüğünde, bizden Ali bin Ebi Talib’e selam söyle ve bizlerin onu çok uzun bir müddetten beri özlediğimizi bildir! Ben onlara dedim ki: Ey Rabbimin melekleri! Bizleri hak marifeti ile tanıyor musunuz? Melekler dedi ki: Ey Allah’ın peygamberi! Bizler, sizi nasıl tanımayalım ki? Sizler Allah’ın ilk yarattıklarısınız! Sizleri, nur gölgeleri olarak, nurdan nurun içinde yarattı! Sizleri, izzetinin yüceliğinden; mülkünün yüceliğinden ve kerim olan yüzünün nurundan yaratmıştır! Sizlere, saltanatı makamında, yerleri ve gökleri yaratmadan önce, arşının su üzerinde olduğu anlarda duraklar vermişti! Kendisi, olduğu yerde yerleri ve gökleri altı günde yarattı ve sonra arşını yedinci göğe yüceltti ve üstünde oturdu. Sizler de, arşının önünde tesbih, takdis ve tekbir ediyordunuz! Daha sonra istediği çeşitli nurlardan melekleri yarattı. Bizleri yarattıktan sonra, sizlere geldik ve sizlerin tesbih, tahlil, tekbir, temcid, takdis ve hamdettiğinizi gördük. Bizler de, sizin tesbih, tahlil, tekbir, temcid, takdis ve hamdinizle Allah’a yöneldik ve duada bulunduk! Allah’tan ne indiyse hep size indi ve Allah’a ne yükseldiyse hep sizden yükseldi! Sizleri bütün bunlara rağmen nasıl tanımayalım? Ali’ye (a.s.) bizden selam söyle ve ona olan iştiyakımızın hayli çok olduğunu bildir!

Bunun üzerine ben, ikinci gök tabakasına yükseldim. Orada da melekler beni karşıladı ve aynı şeyi benden istediklerinde, onlara dedim ki: Ey Rabbimin melekleri! Sizler bizim marifetimizi hakkıyla biliyor musunuz? Melekler dedi ki: Ey Allah’ın peygamberi! Sizleri nasıl tanımayalım ki? Sizler, Allah’ın seçtikleri; O’nun ilminin haznedarları; kopmak bilmeyen kulpası ve huccetlerisiniz! Sizler, Allah’ın avlusu, yani, kürsüsü ve ilminin usulü olanlarsınız! Sizin kaim olanınız (Mehdi) en üstün kaimdir! Sizin konuşanınız en üstün konuşandır. Allah, dinini sizinle başlattı ve sizinle de sona götürecektir! Ali’ye selam söyle ve ona olan özlemimizi bildir!

Bunun üzerine üçüncü gök tabakasına çıktığımda da, orada da melekler benden aynı şeyi istediklerinde onlara dedim ki: Ey Rabbimin melekleri! Bizim marifetimizi hakkıyla biliyor musunuz? Melekler bana dedi ki: Nasıl sizin marifetinizi bilmeyelim ki? Sizler, makamın kapısı ve hesap gününün huccetlerisiniz! Ali, son zamanda yerden çıkacak olan canlıdır ve kendisi hükümleri birbirinden ayırt edendir! Kendisi, asanın sahibi ve kıyamet gününde cehennemi bölecek olandır! Kendisi, kurtuluş gemisidir ki ona binen kurtulur ve onu terk eden de cehennemin ateşi içinde çevrilir. Her şey ancak sizinle yerinde durdu ve bulutlarda ancak nurunuz ile yerini buldu. Sizleri nasıl tanımayalım? Ali’ye bizden selam söyle ve ona olan iştiyakımızı bildir!

Daha sonra dördüncü göğe çıktım ve orada da melekler aynı şeyi istediklerinde, onlara dedim ki: Ey Rabbimin melekleri! Bizim marifetimizi hakkıyla biliyor musunuz? Melekler dedi ki: Ey Allah’ın peygamberi! Sizleri nasıl tanımayalım ki? Sizler, nübüvvetin şeceresi; rahmetin evi; risaletin madeni ve meleklerin inip çıktığı yersiniz! Cebrail alemlerin Rabbinden sizlere vahiy ile iniyordu. Ali’ye olan iştiyakımızı ona bildir ve selamımızı söyle!

Daha sonra beşinci göğe yükseldiğimde, oradaki melekler de benden aynı şeyi istediklerinde onlara dedim ki: Ey Rabbimin melekleri! Bizim marifetimizi hakkıyla biliyor musunuz? Melekler dedi ki: Ey Allah’ın peygamberi! Sizleri nasıl bilmeyelim ki? Arşın bulunduğu yere öğlen ve akşamları gittiğimizde, arşın ortasına şöyle yazılı olduğunu okuyoruz: Allah’tan başka bir ilah yoktur. Muhammed O’nun peygamberidir. Muhammed’i Ali bin Ebi Talib ile güçlendirdim! Ali, Allah’ın velisi ve yarattıkları arasında O’nun ilmidir! Ali, müşriklerin şerrini defeden ve kâfirleri bertaraf edendir. Böylece, Ali’nin Allah’ın velilerinden biri olduğunu anladık. Ali’ye bizden selam söyle ve ona olan iştiyakımızı da bildir!

Altıncı göğe çıktığımda melekler aynı şeyi istediklerinde, onlara dedim ki: Ey Rabbimin melekleri! Bizim marifetimizi hakkıyla biliyor musunuz? Melekler dediler ki: Ey Allah’ın peygamberi! Sizleri nasıl tanımayalım ki? Allah Firdevs cennetini yarattı ve kapısına bir ağaç dikti. O ağacın her yaprağında nur ile şöyle yazılıdır: Allah’tan başka bir ilah yoktur. Muhammed O’nun peygamberidir. Ali bin Ebi Talib, Allah’ın kopmak bilmeyen kulpası; metin olan ipi; yarattıklarının üzerine nazır olan gözü ve müşriklerin üzerine vurduğu kılıcıdır! Ona bizden selam söyle ve ona olan iştiyakımızın fazla olduğunu bildir!

Bunun üzerine yedinci göğün tabakasına vardığımda beni gören meleklerin şöyle dediklerini duydum: “Bize vaadinde sadık olan Allah’a hamd olsun.” (Zümer 74. Ayet) Hepsi yanıma gelip, selamlaştılar ve önceki meleklerin istediklerini istediklerinde, onlara dedim ki: Ey Rabbimin melekleri! Sizlerin biraz önce: Bize vaadinde sadık olan Allah’a hamdolsun, dediğinizi duydum, hangi vaadi ile sadık olduğunu kastettiniz? Melekler dediler ki: Ey Allah’ın peygamberi! Şanı yüce olan Allah, sizleri nurlayarak, yüceliğinin ve mülkünün izzeti nurundan yaratıp, saltanatının yerinde sizlere yerler tahsis ettiğinde, kullarına, bizlere vilayetinizi sunarak kabullenmemizi istedi. Bu kabulümüz, kalbimizi o kadar işgal etti ki Rabbimize, sana olan iştiyakımızı şikâyet ettik. Seni gökyüzünde bizlere göstereceğini vaat etmişti ve bize vaat etmiş olduğu gibi sen bizim aramızdasın. Allah, sana en hayırlı mükâfatı versin. Daha sonra, Ali bin Ebi Talib’e olan iştiyakımızı Allah’a şikâyet ettiğimizde, şanı yüce olan Allah arşının sağında Ali’nin suretinde bir melek yapıp, oraya sakin kıldı. O yer öyle bir yerdir ki, zahiri batınından ve batını zahirenden görünür. Ne yere oturmuştur, ne de göğe asılıdır! Arşın sahibi ona: Kudretim ile kaim ol, dedi ve o kaim oldu! Ali’ye olan iştiyakımızı işte bu suretin olduğu yere gelip, ona bakarak gideriyoruz!”

Kaynaklar:
1. Es-Seyyid Haşim el-Behrani “Medinet’ül Meaciz” C.1, S.395-401, Hadis No: 426
2. Es-Seyyid Haşim el-Behrani “Gayet’ül Meram” C.6, S.139-141
3. El-Meclisi “Bihar’ül Envar” C.40, S.55-58
4. Şerafeddin el-Hüseyni “Tevil’ül Ayât’üz Zahira” C.2, S.781-785
5. Hasan bin Süleyman el-Hilli “el-Muhtadar” S.142-145, Hadis No: 155
6. Tefsir-i Fırat bin İbrahim el-Kûfi S.369-374, Hadis No: 503
7. Muhammed Taki Şerif “Sahifet’ül Ebrar” C.1
8. El-Kerakeci “Kenz Cami’ül Fevaid” (el yazımı)
9. Ebul Hasan Ali bin Muhammed bin Cemhur el-İhsai “el-Vâhide”
10. Enis Emir “Kuran’da Ehl-i Beyt” Zümer 74. Ayetinin tevilinde..

Allah Rasulu (s.a.a): Allah 124 bin peyqamber yaratmışdır ve ben Allah yanında onların en sevimlisiyim ... ve 124 bin vasi yaratmışdır ki, Ali (a.s) Allah yanında onların en sevimlisi ve en üstünüdür.

��بحار الانوار / ج١١ / ص٣٠
Biharu-l Envar / c.11 / sah.30
http://shiaonlinelibrary.com/.../1442.../الصفحة_0...
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 10-12-2017, 01:39
odlar yurdu odlar yurdu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2013
Mesajlar: 15
odlar yurdu is an unknown quantity at this point
Standart

(“NA’AT-I ALİ”)
O açıklayıcı imam, o Tanrı velisi safa ehlinin vücut güneşidir. Yerde, gökte, mekanda, zamanda Hak’la duran o imamın zatı, iç ve dış temizliği ile vasıflanmak vaciptir. Çünkü küfürden, ikiyüzlülükten kurtulmuştur, temizdir…

Onun toprağı birlik alemidir. O, insanın hakikati ve canı gibiydi. Herşey fanidir, fakat can yaşar, ölmez. Onun hareketi kendinden diri olan ezeli varlıktandır. Beka çevresinde döner dolaşır, yaratıkları yaratanın zatı gibi O bakidir. Hakkın yüksek sıfatları Ali’nin vasfıdır. Hakk’ın sıfatları zaten ayrı değildir. O, Tanrı’nın zatına yapışmış “O” olmuştur. Hani duyduğun lahutun gizli hazinesi yok mu; işte o odur. Çünkü o, Hak’tan Hak’la görünmüştür. O hazinenin nakdi, tükenmez ilimdi. İşte o ilimden maksat, yüce Ali’dir. Hakkın hikmetini ondan başka kimse bilemez. Zira o hakimdir, herşeyin bilginidir.

İptidasız evvel o idi, sonsuz ahir de o olur. Peygamberlere yardım eden o idi, velilerin gören gözü de hakikaten odur. Yüzünün nurlu parıltısı, kendi ziyasından bir güneş yarattı. O, Hak iledir; Hak ondan görünür. Hakka ki, o Hak ile ebedidir.

Ademin toprağı onun nurundan idi, o sebeple meleklerin tacı oldu; Allah’ın isimleri ondan belirdi. O temiz ve yüce imamın ilmi sayesinde Adem, herşeyi anladı. O nur tek olan yaratanın nuru olduğu içindir ki, melekler onun huzurunda secde ettiler. Evet, muhakkak ki, Adem, O imamın nuru ile bütün ilahi isimleri bildi…

Şit, kendinde Ali’nin nurunu gördü ve yüksek alemi öğrendi. Nuh, kendini yüksek menzile ulaştırıncaya kadar, istediğini hep ondan buldu. Gene ondandır ki kurtuluşa eren Nuh, dehirde gayret tufanını buldu da beladan kurtulmuş oldu. Halil peygamber, dostlukla onu andı da, ateş ona al lale oldu. Nemrud’un ateşi, o Allah’ın dostuna hep gül, nesrin, lale oldu. Gene o idi ki, keyfiyle kendi koyununu İsmail’e kurban etti. Yusuf kuyuda onu andı da, o saltanat mülkünü süsleyen tahtı buldu. Yakup, onun önünde birçok inledi de Yusuf’un kokusunu alıp gözleri açıldı. İmran’ın oğlu Musa, onun nurunu gördü de uzun geceler hayran kaldı. Kırk gece kendinden geçti; kavuşma ve görüşme zevkine daldı. Sonra dedi ki: “Yarabbi! Bana bu lütfundan bir alamet ver.” Hak ona: “İşte sana nurlu eli verdim” dedi. Gene Ali’nin vergisidir ki, Meryem’e arkadaş oldu da İsa vücuda geldi…

O, şeriatte ilim şehrinin kapısıdır. Hakikatte ise iki cihanın beyidir. İki cihanın sultanı Muhammed, hakka yakınlık gecesinde, Allaha kavuşmanın harem yerinde onun sırrını gördü. Ali’nin nutkunu, Ali’den dinledi. Ali ile birleşilen o yerde Ali’den başka bulunmaz.(1)

Allah yolunda gidenler isteyicidirler; Ali istenilendir. Söyleyenler söylerler, susarlar. O, susmaz, söyler. Ebedi ilim, onun göğsünde parlayıp göründü. Vahyolunanların sırlarını, o hakikat olarak bildi ve bildirdi. Ümmetlere haykırdı:
-Allah yolunda Ali, sizin kılavuzunuzdur.

Allah’a içi doğru olanlar yüzlerini ona çevirmişlerdir. Zira o şahtır, doğru yolu gösterendir, efendidir…

O, bütün peygamberlerin sırrında idi. Cenabı Mustafa:
-Benimle açıkça beraber bulundu, dedi.(2)

Dinde evvel, ahır o idi. Allah ile içli dışlı o idi…

İşte bunları söyledim ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrenesin de yüksek velayete eresin. Sence apaçık bilinsin ki, hakikatte yüce olan O’dur.

Ey efendi, benimle boşuna kavga etme. Bu böyledir. Hakikat budur ki, hepimiz bir zerreyiz, güneş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz O’dur.
* * *

Âyine tuttum yüzüme, Ali göründü gözüme
Nazar eyledim özüme, Ali göründü gözüme
Âdem Baba Havva ile, Hem Allemel’esmâ ile
Çerhi felek semâ ile, Ali göründü gözüme
Hazreti Nuh Neciyyullah, Hem İbrahim Halilullah
Sinâ’da Kelimullah, Ali göründü gözüme
İsâ’yı Ruhullah oldur, İki âlemde Şah oldur
Müminlere penah oldur, Ali göründü gözüme
Ali evvel Ali âhır, Ali bâtın Ali zâhir
Ali tayyib Ali tahir, Ali göründü gözüme
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 10-12-2017, 07:21
meclisi meclisi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 36
meclisi is on a distinguished road
Standart

Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allah (cc) Razı olsun İnşallah, Muminlerin emiri İmam ali (as) Yar ve Yardımcınız Olsun İnşallah
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 10-13-2017, 08:23
haydarı kerrar haydarı kerrar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 329
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Standart

Ashabtan birisi arz etti; Ey Resulullah ,ben Allah yolunda sevip veya düşman olduğumu nasıl anlayabilirim?Bana sevgisi vacip olan Allah'ın velisi kimdir?Benim düşman olmam gereken Allah'ın düşmanı kimdir?
Resulullah sallaalahu aleyhi ve alihi vesellem İmam Ali aleyhisselamı işaret ederek buyurdu;bu kişiyi sevmek Allah'ı sevmektir.O'nu sev O'nun düşmanı Allah'ın düşmanıdır.O'nun düşmanıyla düşman ol.O'nu seveni sev babanın ve evlatlarının katili olsa dahi.O'na düşman olana düşman ol baban ve evlatların olsa dahi...

Kaynaklar:
Bihar-ul Envar c. 110 s. 40-41. Tefsiri İmam Askeri Aleyhisselam s. 49. Emaliyi Şeyh Saduk s. 57
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 10-22-2017, 07:21
KERRAR KERRAR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 351
KERRAR is on a distinguished road
Standart

لبيك يا حسين

İmam Musa El-Kazimin (a.s) kelamında İmam Ali (as) Hakkını qap Edelerin kafir ve mel'un olması

Siqatu-l islam Şeyh Kuleyni (r.a) rivayet etmişdir ki, İmam Musa El-Kazım (a.s) Ali ibn Suveydin Birinci Ve İkinci haqqında olan sualının cavabında buyurdu:

وسألت عن رجلين اغتصبا رجلا... وهما الكافران عليهما لعنة الله والملائكة والناس أجمعين والله ما دخل قلب أحد منهما شئ من الايمان منذ خروجهما من حالتيها وما ازدادا إلا شكا، كانا خداعين، مرتابين، منافقين حتى توفتهما ملائكة العذاب إلى محل الخزي في دار المقام.

Bir kişinin Emirul Muminin a.s) haqqını qasb eden iki şahıs haqqında soruşdun... Her ikisi kafirdirler. Allahın, meleklerin ve bütün insanların la'neti o ikisinin üzerine olsun. Allaha and olsun ki, hiç bir zaman qalblerine imandan bir şey dahil olmamışdır... her zaman hiylekar, şekk, reyb ve nifaq ehli olmuşlar ta ki, azab melekleri onların ruhlarını qabz edib, darul qararda (cehennem) olan ğar ve zillet yerine gönderdiler...

📚الكافي / ج ٨ / ص ٧٢ / حديث ٩٥ / طبعة منشورات الفجر
El-Kafi / c.8 / sah.72 / hadis 95 / çap: Menşuratu-l Fecr, Beyrut-Lubnan
Kitabın Linki:
http://zqz.ir/PXPKp

Allame Meclisi (r.a) rivayet ve onun senedinin şerhinde yazır:

الحديث الخامس والتسعون : رواه بثلاثة أسانيد في الأول ضعف ، والثاني حسن كالصحيح ، وفي الثالث ضعف أو جهالة ، لكن مجموع الأسانيد لتقوي بعضها ببعض في قوة الصحيح ، ورواه الصدوق بسند صحيح.

قوله عليه*السلام: « وسألت عن رجلين » يعني أبا بكر وعمر عليهما اللعنة « اغتصبا رجلا » يعني أمير المؤمنين عليه*السلام « مالا » يعني الخلافة و ...


Doksan beşinci hadis: Kuleyni onu üç senedle rivayet etmişdir ki, birincisi zayıf, ikincisi hesen sahih gibidir ve üçüncüsü ise zayif yahud mechuldur. Ancaq, senedlerin toplumunda bazısı bazısını qüvvetlendirip, sahih derecesine yetişir. Bu rivayeti Şeyh Saduq (r.a) da sahih senedle rivayet etmişdir.

İmamın (a.s) buyruğundakı: "Bir kişinin haqqını qasb eden iki şahıs haqqında sordum" iki şahıs yani hər ikisine la'net olsun ve haqqı qasp olunan bir kişiden maqsad ise Emirul Mu'minindir (a.s) ki, Hilafet ve s. haqqı qasb olunmuşdur.

📚مرآة العقول في شرح أخبار آل الرسول / ج ٢٥ / ص ٢٩٥، ٢٩٨-٢٩٩
Mir'atu-l Uqul fi Şerhi Ahbari Ali-r Rasul / c.25 / sah.295, 298-299
Kitabın Linki:
http://zqz.ir/frkrK
__________________
Ya Haydarı Kerrar Gayrı Ferrar Muhalife Kahhar Şiasına Gaffar...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 10-25-2017, 06:02
tuvanna tuvanna isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2017
Mesajlar: 8
tuvanna is an unknown quantity at this point
Standart

İmam Cafer ibni Muhammed (aleyhisselam) babalarından aleyhimusselam Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellemin şöyle buyurduğunu rivayet eder: Gerçekten de Cennet İmam Ali aleyhisselamın tutkunlarının özlemini çeker ve İmam Ali aleyhisselamın tutkunları dünyadeyken, cennete girmeden önce onlar için ışığını arttırır. Gerçekten de Cehennem İmam Ali aleyhisselamın düşmanlarına, onlar dünyadayken cehenneme girmeden önce öfkelenir ve soluk alıp vermesini şiddetlendirir.
عن جعفر بن محمد عن آبئه عليهم السلام قال: قال رسول الله صلى الله عليه و آله و سلم: إن الجنة لتشتاق لأحباء علي عليه السلام و تشدد ضوؤها لأحباء علي عليه السلام و هم في الدنيا قبل أن يدخلوها و إن النار لتغيظ و تشدد زفيرها على أعداء علي عليه السلام و هم في الدنيا قبل أن يدخلوها. المصدر: ثواب الأعمال وعقاب الأعمال ص 230.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 10-25-2017, 09:00
Ali Şiası Ali Şiası isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yönetici
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 420
Ali Şiası is an unknown quantity at this point
Standart İmam Ali Aleyhisselam'ın Misali Tevhit Suresi Gibidir

İmam Ali Aleyhisselam'ın Misali Tevhit Suresi Gibidir

Hz. Resulullah Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’in İmam Ali Aleyhisselam’a şöyle buyurduğu rivayet edilir: Ya Ali Aleyhisselam! Senin misalin benim ümmetimin arasında Tevhit suresi gibidir. Her kim o sureyi bir kere okursa Kuran’ın üçte birini, her kim o sureyi iki kez okursa Kuran’ın üçte ikisini ve o süreyi üç defa okuyan kimse Kuran’ı hatmetmiş gibidir. Her kim seni diliyle severse imanın üçte birini ve her kim seni dili ve kalbiyle severse imanın üçte ikisini ve her kim seni elleriyle diliyle ve kalbiyle severse imanın tümünü kazanmıştır. Beni hak üzerine nebi seçen Allah’a ant olsun ki eğer yeryüzü ehli seni gökyüzü ehli gibi sevmiş olsaydı Allah-u Teala onlardan birini dahi cehenneme götürmezdi. Ya Ali Aleyhisselam! Cebrail âlemlerin Rabb’i tarafından bana şu müjdeyi getirmiştir. Ya Muhammed Sallallahu aleyhi ve alihi ve selem! Kardeşin İmam Ali Aleyhisselam’ı müjdele ki ben O’nun vilayetine inanıp, O’nu seven kimseye asla azap etmeyecek ve O’nun düşmanlarına rahim etmeyip acımayacağım.

Kaynaklar:
Meşarik-ul Envar s. 56, El-Katra c. 1 s. 225
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 10-31-2017, 03:22
aliyen veliyullah aliyen veliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 392
aliyen veliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

İmam Ali (aleyhisselam) halife olarak ilk namaz kıldırdığında Basrada sahabeler ağladılar. Sonradan müslüman olanlar sordu : Neden ağlıyorsunuz ? Dediler ki : Peygamberin kıldığı namazı bize hatırlattı.
Sünni Kaynak:
( Sahihi Buhari hadis no 751 )
عن عمران بن حصين قال صلى مع علي رضي الله عنه بالبصرة فقال ذكرنا هذا الرجل صلاة كنا نصليها مع رسول الله صلى الله عليه وسلم
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 11-19-2017, 04:29
TUBA TUBA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 139
TUBA is on a distinguished road
Standart

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
Benim sevgim ve Ehlibeytimin sevgisi, korkusu çok şiddetli olan yedi yerde faydalı olur:
1- Ölüm anında
2- Kabirde
3- Yeniden dirilme zamanında
4- Amel defteri alındığında
5- Hesaba çekildiğinde
6- Ameller tartıldığında
7- Sırat köprüsünden geçerken.
📚 el-Emali, Şeyh Saduk, s.18
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 01-05-2018, 02:27
FATİME FATİME isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 65
FATİME is on a distinguished road
Standart

Abdullah b. mesud, ikinci Gasıp Halife Ömer b. Hattab'dan nakletmiştir:

Hz.Resulullah (s.a.a) : " Eğer bütün insanlar Hz. Ali (a.s) sevgisinde birleşseydiler, Allah ateşi yaratmazdı."
Kaynaklar:
yenabiu'l- Meveddet, S.91, 125, 251 Abdullah b. Mesud, Ömer b.Hattab'dan nakletmiştir ; ed-Dilimi, firdusu'l-Ehbar.
__________________
HZ.PEYGAMBER EFENDİMİZ(s.a.a) ŞÖYLE BUYURUYORLAR: CENNET, EHLİBEYTİME ZULMEDEN VE İTRETİM HAKKINDA BENİ İNCİTENE HARAM KILINMIŞTIR.
(Tefsir-i Kurtubi, c. 16, s. 22).
Alıntı ile Cevapla
  #11  
Alt 01-09-2018, 07:42
Ali Şiası Ali Şiası isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yönetici
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 420
Ali Şiası is an unknown quantity at this point
Standart

Dediler ki ey peygamber !
Bize sahabilerinden anlatır mısın?
Peygamber onlardan bazılarını anlattı.
Dediler ki : Ali hakkında bir şey demediniz?
Buyurdu ki : Siz bana sahabelerimi sormuştunuz. Ali benim sahabem değil canımın ta kendisidir.
( Envar'ul yakin sayfa, 103 )
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 01-15-2018, 10:54
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.677
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hızır Aleyhisselam'ın imam Ali (aleyhisselam)'ı vasfetmesi.

Hızır Aleyhisselam'ın imam Ali (aleyhisselam)'ı vasfetmesi.

Ahmed b. Zeyd en-Nisaburî şöyle rivayet etmiştir:
Bana Ömer b. İbrahim el Haşimî anlattı, o Abdulmelik b. Ömer'den duymuş, ona da Resûlullah'ın ashabından Esid b. Safvan anlatmış: Emir'ül-Mü'minin (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm) vefat ettiği gün, şehir ağlama sesleriyle inledi, insanlar dehşete düşmüşlerdi, tıpkı Resûlullah'ın vefat ettiği gün gibi. Bir adam, ağlayarak geldi. Hızla yürüyordu, "Biz Allah'tan geldik ve ona döneceğiz." (Bakara, 156) deyip şunları söylüyordu: "Bu gün peygamberliğin hilâfeti kesildi."
Emir'ül-Mü'minin (Ali)'in bulunduğu evin kapısına gelip şöyle dedi:
"Allah sana rahmet etsin ey Ebu'l-Hasan! Hiç şüphesiz sen, ilk Müslüman idin. İmanı en samimi kimseydin. Yakinî inanca sahip olma bakımından senden önde kimse yoktu. Sen herkesten daha çok Allah'tan korkardın. Herkesten daha çok zahmet çektin. Herkesten önce Resûlullah'ı korudun. Ashabının en güveniliriydin. En fazla faziletleri dilden dile dolaşan sendin. Her iyilikte en önde sen vardın. En yüksek de¬recelerde sendin. Herkesten çok Resûlullah'a yakındın. Gidiş, ahlâk, karakter ve davranış bakımından en fazla sen, Peygambere benziyordun, en şerefli konuma sen sahiptin.Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem), onların içinde en fazla sana değer verirdi.
İslâm'dan, Resûlullah'tan ve Müslümanlardan dolayı Allah seni hayırla ödüllendirsin. Resûlullah'ın ashabı, zayıf oldukları sırada sen, güçlü oldun. Ezildikleri bir sırada, sen yiğitçe meydana çıktın. Küçümsenip horlandıklarında, sen kıyam ettin. Ashabının gevşeyip sarsıldığı sırada, sen, Resûlullah'ın metodunu izledin. Resûlullah'ın gerçek halifesiydin. Bundan hiç kimsenin kuşkusu yoktur. Münafıklara, kâfirlerin kinine, kıskançların hoşnutsuzluğuna ve fâsıkların komplolarına rağmen alçalmadın, küçülmedin. Herkesin gevşediği sırada sen hilâfet işini ele aldın. Kimsenin konuşamadığı bir sırada konuştun. Herkes durdu, sen Allah'ın nuruyla yürüdün. Sana tâbi oldular, doğru yolu buldular. Onların sesi en kısık olanıydın ama gönülden kulluğu en yüksek olandın. En az konuşanı sendin, fakat en doğru söz söyleyeni de sendin. Görüşü en büyük ve yüreği en cesur sendin. Kesin inancı en şiddetli olandın. En güzel işleri sen yapardın, olayları herkesten daha çok bilirdin. Allah'a yemin ederim ki, sen başta da sonda da dinin lideri idin. Başta insanların dağıldıkları ve sonda insanların çözüldükleri sırada sen öncüydün. Mü'minler için şefkatli bir baba gibiydin sana koşup sığındıklarında. Taşıyamadıkları yüklerini sen sırtladın. Yitirdiklerini sen korudun. İhmal ettiklerini sen gözettin. Toplandıklarında sen işe koyulmak için kolları sıvadın. Korktukları sırada sen öne çıktın. Kaçtıklarında sen sabrettin. Müslümanların dökülen kanlarının hesabını sen sordun. Senin sayende akıllarına gelmeyen şeylere sahip oldular. Kâfirlere karşı önüne geleni süpürüp götüren bir azaptın. Mü'minler için, sağlam bir dayanak ve kale gibi bir sığmaktın. Allah'a yemin ederim ki, hilâfet nimetleriyle yaratıldın, ilâhî bağışlarla kurtuldun. Bütün iyiliklerde önceliği kaptın. Faziletlere sahip oldun. Kanıt kılıcın körelmedi, kalbin asla kaymadı. Basiretin zayıflamadı, nefsin korku nedir bilmedi. Asla yıkılmadın. Sen, tufanların sarsamadığı bir dağ gibiydin. Sen, tıpkı Resûlullah'ın söylediği gibiydin.
«O, arkadaşlığı ve sahip olduğu şeyler hususunda insanların en güveniliridir.»
Ve sen Resûlullah'ın şöyle dediği gibiydin: «Bedenen zayıfsın ama Allah'ın emri hususunda güçlüsün. Nefsinde mütevazısin, Allah katında büyüksün. Yeryüzünde büyüksün.» Müminlerin yanında şerefliydin. Hiç kimse sende kusur bulamazdı. Hiçbir kimse sana dokunduracak laf bulamazdı. Kimseye yaltaklanmazdın, zayıf ve zelil olan, sen hakkını alıncaya kadar senin katında güçlüydü, üstündü. Güçlü ve üstün olan ise sen ondan başkasının hakkını alıncaya kadar zayıftı, zelildi. Yakın uzak senin katında birdi. Senin karakterin hak, doğruluk ve yumuşaklıktı. Sözün, hüküm ve kesindi. Emrin yumuşak ama etkiliydi. Görüşün bilgiydi, yaptıklarında kararlıydın. Doğru yol açığa çıktı, zor kolay oldu, ateşler söndü, din senin sayende yerleşti.
İslâm, seninle güçlendi, kâfirler istemese de Allah'ın dini üstün geldi. İslâm ve müminler, seninle sebat buldu. Sen, fersah fersah öne geçtin. Senden sonrakileri şiddetli bir zorluğa duçar ettin ( Ne kadar çabalasalar da sana yetişemezler). Sen ardından ağlanmayacak kadar ulusun. Senin ölümün göklerde büyük bir yankı buldu. Sana gelen ölüm musibeti, halkı perişan etti. "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun. /Biz Allah 'tan geldik ve ona döneceğiz" (Bakara, 156)
Allah'ın kazasına razı olduk, emrine teslim olduk. Allah'a yemin ederim ki, artık senin ölümün gibi bir musibet Müslümanların başına gelmeyecektir. Sen, mü'minler için bir sığınak, bir kale ve sarsılmaz bir dağ gibiydin. Kâfirlere karşı öfke ve gazap idin. Allah seni peygamberine kavuştursun ve bizi senin ecrinden mahrum etmesin. Senden sonra bizi saptırmasın."
Onun bu konuşması bitinceye kadar herkes sustu. Sonra ağladı, Resûlullah'ın ashabı da ağlamaya başladı. Sonra onu aradılarsa da bir daha bulamadılar.» (Bu hadisin şerhlerinde
bu şahsın Hz. Hızır aleyhisselam olduğu söylenmiştir).
Kaynak:
(el-Küleyni "el-Kâfi" C.1, 454-456)

قال الكليني: عدة من أصحابنا، عن أحمد بن محمد بن عيسى، عن البرقي (1)، عن أحمد ابن زيد النيسابوري قال: حدثني عمر بن إبراهيم الهاشمي، عن عبدالملك بن عمر عن اسيد بن صفوان صاحب رسول الله (صلى الله عليه وآله) قال: لما كان اليوم الذي قبض فيه أمير المؤمنين (عليه السلام) ارتج (2) الموضع بالبكاء ودهش الناس كيوم قبض النبي (صلى الله عليه وآله) و جاء رجل باكيا وهو مسرع مسترجع وهو يقول: اليوم انقطعت خلافة النبوة حتى وقف على باب البيت الذي فيه أمير المؤمنين (عليه السلام) فقال:
رحمك الله يا أبا الحسن كنت أول القوم إسلاما وأخلصهم إيمانا، وأشدهم يقينا، وأخوفهم لله، وأعظمهم عناء وأحوطهم (3) على رسول الله (صلى الله عليه وآله) وآمنهم على أصحابه، وأفضلهم مناقب، وأكرمهم سوابق، وأرفعهم درجة، وأقربهم من رسول الله (صلى الله عليه وآله) وأشبههم به هديا وخلقا وسمتا (4) وفعلا، وأشرفهم منزلة، وأكرمهم عليه، فجزاك الله عن الاسلام وعن رسوله وعن المسلمين خيرا.
قويت حين ضعف أصحابه، وبرزت حين استكانوا، ونهضت حين وهنوا، ولزمت

____________
(1) المراد بالبرقى هنا محمد لا ابنه احمد. (آت)
(2) اى اضطرب.
(3) اى اشدهم حياطة وحفظا وصيانة وتعهدا. (في)
(4) الهدى: الطريقة والسيرة. والسمت هيئة اهل الخير (في).

منهاج رسول الله (صلى الله عليه وآله) إذ هم أصحابه، [و] كنت خليفته حقا، لم تنازع ولم تضرع برغم المنافقين، وغيظ الكافرين، وكره الحاسدين، وصغر الفاسقين (1).
فقمت بالامر حين فشلوا، ونطقت حين تتعتعوا (2)، ومضيت بنور الله إذ وقفوا، فاتبعوك فهدوا، وكنت أخفضهم صوتا، وأعلاهم قنوتا (3) وأقلهم كلاما، وأصوبهم نطقا، وأكبرهم رأيا، وأشجعهم قلبا، وأشدهم يقينا، وأحسنهم عملا، وأعرفهم بالامور.
كنت والله يعسوبا للدين، أولا وآخرا: الاول حين تفرق الناس، والآخر حين فشلوا، كنت للمؤمنين أبا رحيما، إذ صاروا عليك عيالا، فحملت أثقال ما عنه ضعفوا، وحفظت ما أضاعوا، ورعيت ما أهملوا، وشمرت إذ [ا] اجتمعوا، وعلوت إذ هلعوا، وصبرت إذ أسرعوا، وأدركت أوتار ما طلبوا، ونالوا بك ما لم يحتسبوا.
كنت على الكافرين عذابا صبا ونهبا، وللمؤمنين عمدا وحصنا، فطرت والله بنعمائها وفزت بحبائها، وأحرزت سوابقها، وذهبت بفضائلها، لم تفلل حجتك، ولم يزغ قلبك، ولم تضعف بصيرتك، ولم تجبن نفسك ولم تخر (4).
كنت كالجبل لا تحركه العواصف، وكنت كما قال: امن الناس في صحبتك وذات يدك، وكنت كما قال: ضعيفا في بدنك، قويا في امر الله، متواضعا في نفسك، عظيما عند الله، كبيرا في الارض، جليلا عند المؤمنين، لم يكن لاحد فيك مهمز، ولا لقائل فيك مغمز [ولا لاحد فيك مطمع] ولا لاحد عندك هوادة، الضعيف الذليل عندك قوي عزيز حتى تأخذ له بحقه، والقوي العزيز عندك ضعيف ذليل حتى تأخذ منه الحق، والقريب والبعيد عندك في ذلك سواء، شأنك الحق والصدق والرفق، وقولك حكم وحتم وأمرك حلم وحزم، ورأيك علم وعزم فيما فعلت، وقد نهج السبيل، وسهل العسير

____________
(1) في بعض النسخ [وضغن الفاسقين] وهو الحقد. والفشل: الجبن.
(2) التعتعة في الكلام: التردد فيه من حصر أوعى.
(3) في بعض النسخ [اعلاهم قدما وأطيبهم كلاما وأصوبهم منطقا].
(4) من الخرور وهو السقوط وفى بعض النسخ [ولم تخل].[*]

واطفئت النيران، واعتدل بك الدين، وقوي بك الاسلام، فظهر أمر الله ولو كره الكافرون، وثبت بك الاسلام والمؤمنون، وسبقت سبقا بعيدا، وأتعبت من بعدك تعبا شديدا، فجللت عن البكاء، وعظمت رزيتك في السماء، وهدت مصيبتك الانام، فإنا لله وإنا إليه راجعون، رضينا عن الله قضاه، وسلمنا لله أمره، فوالله لم يصاب المسلمون بمثلك أبدا.
كنت للمؤمنين كهفا وصحنا، وقنة راسيا (1)، وعلى الكافرين غلظة وغيظا، فألحقك الله بنبيه، ولا أحرمنا أجرك، ولا أضلنا بعدك، وسكت القوم حتى انقضى كلامه وبكى وبكى أصحاب رسول الله (صلى الله عليه وآله) ثم طلبوه فلم يصادفوه.
(الكليني في الكافي ج 1 ص 454-456)
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 06:51


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.