aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KADIN, AİLE VE HİCAB | ÖRNEK KADINLAR

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 05-10-2018, 07:22
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz. Zehra’nın (s.a) Hüzün Dolu Şehadet Anı

Hz. Zehra’nın (s.a) Hüzün Dolu Şehadet Anı

Hz. Fatıma'nın (a.s) hicrî on birinci senesinde vefat ettiğinde kuşku yok. Çünkü Resulullah (s.a.a) hicrî onuncu senede Veda Haccı'nı yapmış ve on birinci senenin başlarında vefat etmişti. Tarihçiler, Fatıma'nın (a.s), babasının vefatından sonra bir seneden daha az bir süre yaşadığı hususunda görüş birliği içindedirler. Ayrıca onun, babası hayatta iken, gençliğinin baharında ve sağlıklı olduğu da bilinmektedir. Ama vefat ettiği gün ve ay hususunda derin farklılıklar var tarihçiler arasında.

Bazılarından Fatıma'nın (a.s), Resulullah'tan (s.a.a) sonra altı ay daha yaşadığı rivayet edilmiştir. Bazıları, doksan beş gün yaşadığını, bazıları da yetmiş beş gün veya bundan daha az bir süre yaşadığını söylemişlerdir.

Sünni ve Şia âlimleri Ebu Rafi’nin eşi Selma’dan şöyle rivayet ederler:

“Ömrünün son saatlerinde Fatıma’ya (s.a) ben bakıyordum. Bir gün durumu biraz düzeldi ve kendini iyi hissetti. Emirü’l-Müminin Ali (a.s) bazı işler için dışarı çıkmıştı. Hz. Fatıma (s.a) gusül edip, bedenini yıkamak için benden bir miktar su istedi. Yardımımla ayağa kalktı, güzelce bir gusül etti ve elbiselerini değiştirdi, sonra benden yatağını evin ortasına sermemi istedi. Yüzü kıbleye dönük bir halde yatağa uzandı ve bana şöyle buyurdu: “Bu gün dünyadan göçeceğim, kendimi yıkadım, kimse üzerimi açmasın.” Sonra elini başının altına koydu ve o haliyle de dünyadan göçtü.

Rivayete göre Hz. Fatıma (s.a) akşam ve yatsı arasındaki bir saatte vefat etti. Ölüm anı iyice yaklaşınca şöyle bir baktı ve buyurdu: ”Selam olsun Cebrail’e, Selam olsun Resulullah’a! Allah’ım! Senin Resulünle birlikteyim, Allah’ım! Senin rıdvanında, dergâhında ve evindeyim ki senin evin esenlik evidir.”

Sonra orada hazır olanlara: “Acaba benim gördüğümü sizlerde görüyor musunuz?” buyurdu. Onlardan bazıları: “Ey Allah Resulünün (s.a.a) kızı! Ne görüyorsun?” diye arz ettiklerinde Hazret şöyle buyurdu: “Şimdi gökyüzü ehlini, kendi heyetleriyle birlikte görüyorum, Cebrail’i (a.s) ve Resulullah’ı (s.a.a) görüyorum, babam bana “Ey kızım! Yanımıza gel! Önünde olanlar (cennet nimetleri ve Allah’ın hoşnutluğu) senin için daha hayırlıdır.” buyuruyor.

Zeyd b. Ali (a.s) şöyle naklediyor:

“Hz. Fatıma (s.a) Peygamber’e (s.a.a), Cebrail’e (a.s) ve Azrail’e (a.s) selam verdi. Hazır olanlar meleklerin zarif seslerini işittiler ve kokuların en güzelini kokladılar.”

Esma Binti Umeys, Hz. Zehra’nın (s.a) Şehadet Anlarını Anlatıyor

Esma Binti Umeys şöyle diyor: Hz. Fatıma (s.a) ölüm döşeğine düştüğünde bana şöyle buyurdu: “Resulullah (s.a.a) vefat edeceği sıralarda Cebrail (a.s) Hazrete cennetten kâfur getirdi. Resulullah (s.a.a) onu üçe böldü; bir kısmını kendine aldı, bir kısmını Hz. Ali’ye (a.s) ve bir kısmını da bana ayırdı. Kâfurun ağırlığı kırk dirhemdi.” (1)

Sonra sözlerine şöyle devam etti: “Ey Esma! Babamdan kalan o kâfuru getir ve başucuma koy.” Bunları söyledikten sonra elbisesiyle yüzünü örttü ve şöyle buyurdu: “Esma! Biraz sabret ve beni bekle, sonra bana seslen, eğer sana cevap vermezsem, bil ki babama kavuşmuşum.”

Esma biraz bekledi ve sonra Hz. Fatıma’ya (s.a) seslendi, ancak bir cevap işitmedi. Sonra Esma: “Ey Muhammed Mustafa’nın kızı! Ey kadınların en iyisi! Ey yeryüzünde yürüyen insanların en üstününün kızı! Miraç gecesi Allah’ın has dergâhına yaklaşanın kızı!” diye seslendi ancak yine bir cevap işitmedi. Esma, Fatıma’nın (s.a) yüzündeki örtüyü kaldırınca pak ruhunun Allah’ın yüce dergâhına yükseldiğini anladı. Kendisini Fatıma’nın (s.a) üzerine attı, bir yandan öpüyor, bir yandan da şöyle diyordu: “Ey Fatıma! Baban Resulullah’ın (s.a.a) huzuruna vardığında benimde selamlarımı ilet.”

1- Bir dirhem 3,148 gramlık eski bir ağırlık ölçüsü
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 05-10-2018, 07:32
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz. Fatıma'nın (s.a) Şehadeti

Hz. Fatıma'nın (s.a) Şehadeti

Hz.Muhammed (saa) buyurdu: "Kim Fatıma`yı razı ederse beni razı etmiş, beni razı eden de Allah`ı razı etmiştir..."

Hz. Fatıma'nın (s.a) Kısaca Hayatı

Adı: Fatıma

Lakapları: Zehra, Sıddika, Kubra, Tahire, Raziye, Merziyye, Havra'un-İnsiyye, Betul, Muhaddese, Zühre…

Künyesi: çmmü'l-Hasaneyn, Ümmü Ebiha, Ümmü'l-Eimme.

Baba-Annesi: Hz. Muhammed (s.a.a), Hatice (s.a).

Doğumu: Bisetin 5. yılı, Cemadiy'ul- Ahir ayının 20′sinde Cuma günü Mekke'de dünyaya geldi.

Hicreti ve Evliliği: Sekiz yaşlarında Hz. Ali'yle birlikte Medine'ye hicret etti ve hicretin 2. yılı Zihicce ayının evvellerinde İmam Ali ile (a.s) evlendi.

şahadeti: Hicretin 11. yılı Cemadiy'el-Ula'nın 13′ünde veya 15′inde veya Cemadiy'us-Sani'nin 3′ünde, 18 yaşında iken Medine'de beka alemine göç etmiştir.

Mezarı: Medine'de üç mekandan birindedir: Peygamber (s.a.a)'in kabrinin yanında, Baki mezarlığında, Mescid'un-Nebi ile Hz. Peygamber'in kabri arasında.

Çocukluk dönemi

Sünni alimleri çoğunlukla o Hazret'in Hz. Resulullah'ın bi'setinden beş yıl önce doğduğunu rivayet ederken, Ehl-i Beyt İmamları'ndan gelen hadislerde daha çok Hz. Fatıma'nın (a.s) bi’setin beşinci yılının cemadiyülâhır ayının yirmisinde cuma günü doğduğu belirtilmiştir. Ebu Basir'in naklettiği bir hadiste Hz. İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Fatıma (a.s) Hz. Resulullah (s.a.a) kırk beş yaşında iken cemadiyülâhır ayının yirmisinde dünyaya geldi. Ömrünün ilk sekiz senesini babasıyla birlikte Mekke'de geçirdi. On sene de Medine'de babasıyla beraber kaldı. Babasının vefatından sonra ise, sadece yetmiş beş gün hayatta kaldı ve hicretin on birinci yılında cemaziyülâhırın üçünde dünyadan göçtü.

Hayr-ı Kesir Olması

Allah Teala, Hz. Peygamberini (s.a.a): “Sana bol hayır vereceğiz” buyurarak müjdelemişti. Dolayısıyla Hz. Peygamber (s.a.a), Allah’ın va'dinin kesin olduğunu ve bütün hayırların kaynağı olacak pak ve bereketli neslin kendisinden vücuda geleceğine emindi. Ancak kalp gözleri körleşen düşmanlar Resulullah'ın erkek evladının vefat ettiğini görünce, “Artık Muhammed’in soyunu devam ettirecek erkek evladı kalmamıştır; kendisinden sonra yolu da sönüp gider” şeklindeki söylentiler yaparak Hazret'i incitiyorlardı. Bunun üzerine Cenab-ı Hak onlara cevap olarak Kevser Suresini indirerek şöyle buyurdu: “Şüphesiz biz sana bol hayır (bereketli nesil) vermişiz. Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Doğrusu asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır.”

Evet Allah’ın bu vaadi, Hz. Fatıma’nın dünyaya gelmesiyle gerçekleşmiş, dünya ufukları onun veladet nuruyla aydınlanmış ve kadının ne kadar yüce bir makama ulaşabileceğini bütün âleme göstermek isteyen Allah Teala, Peygamberinin temiz soyunun, Hz. Fatıma’dan vücuda gelmesini takdir eylemişti.

Peygamber'in (saa) Yardımcısı

Hz. Fatıma çocukluk günlerinden itibaren Allah Resulü'nün hamisi olmaya çalışmış, o küçücük elleriyle düşmanların saldırıları karşısında babasına siper olmuş, babasının bütün hüzün ve kederlerinde onun en fedakâr ortağı olmuştur. Tarih o Hazret'in bu fedakârlıklarını iftiharla kaydetmiştir.

Bir gün müşriklerden biri, Resulullah (s.a.a)'ı sokakta görünce, Hazret'i incitmek için başına bir miktar çer-çöp ve pislik döktü. Âlemlere rahmet olan Resulullah (s.a.a) ona karşılık vermedi ve bir şey söylemeden bu hâliyle eve döndü. Hz. Fatıma (a.s) babasının bu vaziyetini görünce koşup derhal su getirdi, ağlar gözle babasının başını ve yüzünü yıkamaya başladı. Kızının bu üzgün vaziyetini gören Hz. Resulullah (s.a.a), ona teskinlik vermek amacıyla şöyle buyurdu: “Kızım ağlama! Mutmain ol ki, Allah (c.c) babanı düşmanların şerrinden koruyacak ve onlara galip kılacaktır.”

Yine bir gün Hz. Fatıma (a.s), Mescid-i Haram’da oturan bir grup kâfirin, babasının katli için komplo hazırladıklarını fark edince, ağlar bir gözle eve dönüp kâfirlerin aldığı kararı ve uygulamak istedikleri komployu babasına haber vermiş ve böylece babasını muhtemel tehlikeye karşı korumuştur.

Bir gün de Peygamber-i Ekrem'in Mescid-i Haram’da namaz kıldığı sırada müşriklerden bir grup, Hazret'le dalga geçip alay etmeğe başladılar. Bu esnada onlardan biri o çevrede yeni kesilmiş bir devenin rahmini alıp kan ve pisliği ile birlikte, secde hâlinde olan o Hazret'in sırtına attı. Orada hazır bulunan ve bu manzaraya şahit olan Fatıma (a.s) bu duruma çok üzüldü; ağlayarak Resulullah’ın yanına koştu ve devenin rahmini Hazret'in sırtından alıp uzak bir yere atarak Hazret'i onların bu saygısızlığına karşı korumaya başladı. Bu arada bu büyük saygısızlığa maruz kalan Hz. Resulullah'ın (s.a.a) namazını bitirdikten sonra o insanlara beddua ettiği rivayet edilmiştir.

Fatıma (a.s) böylece küçük yaşlarından itibaren bu çeşit hadiseleri görüp babasının yardımına koşuyor, bir annenin yavrusunu savunduğu gibi Hazret'i savunuyor ve babası için adeta annelik yapıyordu. İşte bundan dolayı Resulullah (s.a.a) ona, “Ümmü Ebîha” (Babasının annesi) lakabını vermişti.

Hz. Fatıma (sa) hicretten sonra İmam Ali ile evlendi ve Hasan, Hüseyin ve Zeynep adında çocukları oldu O hazret babasının vefatına kadar Onun yanında ve yakınındaydı babası ile çeşitli savaşlara gitmiş,diğer müslümanlar gibi ve onlardan daha fazla islamın zaferi için çalılmıştır. Ama Resulullah (s.a.a)'ın vefatından sonra bazı sahabenin Ehlibeyt'e karşı tutumu deyişmiş kendi çıkarları uğruna O hazrete çeşitli sıkıntılar yaratmışlardır.

Şehadet

Peygamber'in kendinden sonra hayatta kalan tek çocuğu Hz. Fatıma kendisine vurulan cismi ve ruhi darbelerden ve altı aylık çocuğu Muhsini düşürdükten sonra hicri 11.yılda Peygamber'in vefatından bir rivayete göre 45 gün ve diğer bir rivayete göre 6 ay sonra şehid olmuştur.Allah'ın, nebilerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin selamı O'nun üzerine olsun.

Fatime (s.a) Allah Huccetleri üzerine Allahın Hüccetidir!

İmam Muhammed Bakır aleyhisselam buyurur: “Şübhesiz ki, herkim Fatimeyi (s.a) marifetinin derecesi ile, lazımı kadar tanısa, Kadir gecesini derk etmiş olur. Ona “Fatime” deyildi. Çünkü, mahlukat onun marifetinden (kamil suretde onu tanımakdan) uzaklaşdırıldılar. Hiçbir Nebinin Nubuvveti, Fatimenin (s.a) üstünlüyünü ve mehebbetini diline getirmeden kamil ola bilmedi. O, Siddıkat'ul-Kubradır (En Büyük Tasdikçi/Doğru Konuşan). İlk asır (Evvelki Ademlerin zamanı veya mahlukatın ilk çağları) onun marifeti üzere gelip geçdi.”
Kaynaklar:
Şeyh Muhammed Fazil Mes`udi “Esrarul-Fatimiyye” kitabı, sayfa.315, Neşriyyat “Muessisetus-Zair” İran-Qum, Allame Meclisi,Biharul-Envar, cilt. 42,sayfa 105
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 05-10-2018, 07:38
sürgündeki şia sürgündeki şia isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 565
sürgündeki şia is an unknown quantity at this point
Standart Hz. Fatıma'nın (s.a.) Şehadeti

Hz. Fatıma'nın (s.a.) Şehadeti

Vefat mı? Şehadet mi?

Hz. Fatıma (s.a.) Resulullah (s.a.a)’in davete başlamasının beşinci yılı, Cemadiy’ul- Ahir ayının 20. günü olan Cuma günü dünyayı nuru ile münevver etmiştir. Evlilik çağına geliğinde bir çok isteyeni olduğu halde Allah'ın emri ile Hz. Ali (a.s.) ile evlendi. Dokuz yıl süren bu mukaddes evlilikten beş nur meyvesi oluştu. Ama ne hazindir ki, bu son nur meyvesi dünyaya gelmeden anne karnında şehit edildi.
Hz. Peygamber efendimiz (s.a.a.) şehadetinden hemen sonra evine yapılan baskın sonucunda yaralanmış ve aldığı darbeler neticesinde 75 veya 90 gün sonra şehit olmuştur. Ve bu saldırıda oğlu Hz. Muhsin (a.s.) de şehit edildi. Ölüm meleği olan Azrail'in bile izin almadan girmediği kapı yakılmış ve tekme darbeleri ile kırılmıştır.

Bazıları bu konuda vefat tabiri kullanmaktalar ama hadislerimiz şehadet tabirini kullanmıştır. Çünkü vefat dediğiniz zaman normal eceli ile bir ölüm akla gelmektedir ama şehadet denildiğinde onu bir öldüren var demektir. Nedendir anlamadım ama bazı Caferi din adamları da bu konuda vefat diyorlar ama bu tabir ile hakkın ve hakikatin üzerini örtmeye çalışmış olmuyorlarmı?

Allah tüm Ehl-i Beyt düşmalarına lanet etsin ve Allah'ın selamı tüm Ehl-i Beyt dostlarının üzerine olsun.

Allah Razı olsun www.aliyyenveliyullah.com Yöneticileri
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 05-10-2018, 07:47
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.392
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Sünni kaynaklarında Hz. Zehra’nın şahadetine delalet eden konular var mıdır?

Sünni kaynaklarında Hz. Zehra’nın şahadetine delalet eden konular var mıdır?

Soru: Sünni kaynaklarında Hz. Zehra’nın (s.a) şahadetine delalet eden konular var mıdır? Dakik kaynakları zikrederek bana gönderiniz. Teşekkürler

Cevap: Hz. Zehra’nın (s.a) evine yapılan hürmetsizlik ve Hz. Zehra’nın (s.a) şahadeti:

Hz. Zehra’nın (s.a) evine yapılan saygısızlık ve hürmetsizlik meselesinin ve ondan sonraki olayların, bir efsane değil de tarihin apaçık bir hakikati olduğunun aydınlığa kavuşması için Sünnilerin kaynaklarında yer alan metinleri nakledeceğiz. Halifeler asrında fazilet ve menkıbelerin kaleme alınması hususunda sansür uygulanıyordu, ne var ki “bir şeyin hakikati o şeyin koruyucusudur” hükmünce, bu tarihi hakikat, tarihi ve rivayi kitaplarda canlılığını koruya gelmiştir. Biz burada zaman sırasına göre ilk asırlardan tutun da zamanımızın yazarlarına kadar belgeleri nakledeceğiz.

1. İbni Ebi Şeybe ve “el-Müsannif” kitabı:

“El-Müsannif” kitabının müellifi Ebubekr b. Ebi Şeybe ( 159-235), sahih bir senetle şöyle nakleder:

Halk Ebubekir’e biat ettiği zaman, Ali ve Zübeyir, Fatıma’nın evinde konuşup meşveret ediyorlardı, bu konu Ömer b. Hattab’a ulaştı. Ömer, Fatıma’nın kapısına gelerek: “Ey Allah Resulü’nün kızı! Bizim için en sevimli kimse, senin babandır ve babandan sonra da sensin, ama Allah’a andolsun ki bu muhabbet, bu kimselerin senin evinde toplanmaları halinde içindekilerle beraber evin yakılması emrini vermeme engel değildir” diyerek çıkıp gitti. Ali (a.s) ve Zübeyir eve döndüler. Peygamber Ekrem’in sevgili kızı, Ali (a.s) ve Zübeyir’e şöyle dedi: “Ömer buraya geldi ve yemin ederek, bir daha toplanmanız halinde evi içindekilerle beraber yakacağını söyledi. Allaha andolsun! O yemin ettiği şeyi yapacaktır![1]

2. Blazeri ve “Ensabu’l-Eşraf” kitabı”:

Meşhur yazar ve büyük tarihçi, Ahmet b. Yahya Cabir Bağdadi Bilazeri (vefatı 270) “Ensabu’l-Eşraf” kitabında bu tarihi olayı şöyle naklediyor:

Ebubekir, Ali’nin (a.s) biat etmesi için adam gönderdi, ama Ali (a.s) biat etmekten imtina etti. Sonra Ömer eline meşale alarak öne çıktı ve kapı önünde Fatıma’yla karşılaştı. Fatıma, Ömer’e hitaben: “Ey Hattab’ın oğlu! Evimi yakmak hedefinde olduğunu görüyorum!” dedi, Ömer ise cevaben şöyle dedi: “Evet, bu iş, babanın görevlendirilmiş olduğu şeye yardım etmektir!!”[2]

3.İbni Kuteybe “el-İmame ve’s-Siyase” kitabı:

Şuheyr Abdullah b. Müslim b. Kuteybe Deynevi (212-276), edip ve İslam tarihinin önde gelen faal tarihçilerindendir. “Te’vilü muhtelif’il-hadis”, “Edebu’l-kitap” ve… Kitaplarının da yazarıdır. Tarih yazarı olan bu şahıs, “el-İmame ve’s-Siyase” kitabında şöyle yazar:

Ebubekir, kendisine biat etmeyenlere ve Ali’nin evinde toplananlara sinirlenen insanlardandı. Ömer’i çağırarak, onların evine gönderdi. Ömer, Ali’nin (a.s) evine geldi ve evden çıkmaları için herkese seslendi. Onlar, evden dışarı çıkmaktan kaçındılar. Bu esnada Ömer odun isteyerek: “ Ömer’in canı elinde olan Allah’a yemin ederim! Ya dışarı çıkın, ya da evi içindekilerle yakarım, dedi. Birisi Ömer’e hitaben şöyle dedi: Ey Eba Hafs (Ömer’in künyesi)! Bu evde Peygamber’ın (s.a.a) kızı vardır, Ömer cevaben: Olsun!! dedi.[3]

İbni Kuteybe, bu olayın devamını çok daha yakıcı ve çok daha dertli anlatarak şöyle der: Ömer yanında bir gurupla Fatıma’nın evine geldi ve kapısını çaldı. Fatıma, onların sesini işitince yüksek sesle: Ey Allah’ın Resulü! Senden sonra Hattab’ın ve Kuhafe’nin oğulları tarafından bana ne musibetler ulaştı, dedi. Ömer’le birlikte gelenler, Zehra’nın ağlama sesini işitince geri döndüler, ama Ömer, geride kalanlarla Ali’yi dışarı çıkardılar ve Ebubekir’in yanına götürerek ona biat etmesini söylediler. Ali (a.s): Eğer biat etmesem ne olacak? Dediğinde, ona şöyle dediler: Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a yemin olsun ki boynunu vururuz…[4]

Tarihin bu bölümünün şeyheyn (Ebubekir ve Ömer) alakalıları için son derece ağır olduğu apaçıktır ve bundan dolayı bazıları, söz konusu bu kitabı İbni Kuteybe’ye nispet vermekte şekke düşmüşlerdir. Hâlbuki tarih sanatının üstadı İbni Ebi’l-Hadid, bu kitabı Kuteybe’nin eserlerinden olduğuna inanır ve sürekli bu kitaptan nakillerde bulunur. Maalesef bu kitabın kaderi tahrifle sonuçlanmış ve basım esnasında bazı bölümleri hazfedilmiştir ama bununla birlikte zikredilen bu konu, İbni Ebi’l Hadid’in “Şerhu Nehcü’l-Belağa” kitabında gelmiştir.

“Zerkeli” bu kitabı İbni Kuteybe’nin kitapları arasında zikrederek şöyle yazar: Âlimlerin bazıları bu kitabın nispetinde görüş bildirmişler ve kendilerinden tereddüt etme yerine başkalarından şek etmişlerdir. Hâlbuki İlyas Serkis[5], bu kitabı İbni Kuteybe’nin eserlerinden bilir.

4. Taberi ve “Tarih’i Taberi” kitabı:

Muhammed b. Cerir’i Taberi (vefat 310) kendi tarih kitabında vahiy evine yapılan saygısızlığı şöyle dile getiriyor:

Muhacirlerden bir gurup Ali’nin (a.s) evindeyken Ömer b. Hattab çıkageldi ve onlara dönerek: “Allah’a andolsun! Biat etmek için dışarı çıkmazsanız evi yakarım, dedi, Zübeyir elinde kılıcıyla dışarı çıktı. Birden bire Zübeyir’in ayakları titremeye başladı ve kılıcı elinden düştü. Bu esnada diğerleri ona saldırdılar ve kılıcını elinden aldılar.[6] Tarihin bu kısmı, halifeye zorla ve tehdit ederek biat alındığını anlatmaktadır. Böyle bir biatin ne değeri vardır? Okuyucular, siz hakemlik yapınız.

5. İbni Abdu Rebbe ve “el-Akd el-Ferid” kitabı”:

“İbni Abd Rebih’i Endülüsi” olarak meşhur “el-Akd el-Ferid” kitabının yazarı Şehabuddin Ahmet (vefat 463 H.) kendi kitabında, Sakife konusunu uzunca ele alarak, “Ebubekir’e biat etmekten kaçınan kimseler” unvanı altında şunları yazmıştır:

Ali, Abbas ve Zübeyir Fatıma’nın evinde oturmuşlardı. Bu esnada Ebubekir, onları dışarı çıkarması için Ömer’i çağırarak: Eğer dışarı çıkmazlarsa, onlarla savaş, dedi. Ömer, Fatıma’nın evini yakmak için bir miktar ateşle yola çıktı. Bu esnada Fatıma’yla karşılaştı. Peygamber’in kızı Ömer’e hitaben: Ey Hattabın oğlu! Bizi yakmak için mi geldin, dediğinde Ömer şöyle dedi: Evet, ümmetin kabul ettiğini sizde kabul ederseniz (o zaman yakmam).[7]

Buraya kadar saygısızlık etme konusunun açıkça yer aldığı bölüm sona erdi, şimdiyse bu niyetin fiiliyata geçirildiği ikinci bölümü işleyeceğiz.

Acaba saldırı gerçekleşti mi?

Şimdiye kadar yalnızca halife ve yandaşlarının kötü niyetine işaret eden gurubun (tarihçilerin bir kısmı) sözleri sona erdi. Bu gurupta yer alan kimseler, açık bir şekilde faciayı yansıtmak istememişler ya da yansıtamamışlardır. Halbuki bazıları facianın aslına yani eve saldırılmasına ve…işaret ederek bir yere kadar hakikatin çehresinden maskeyi aralayabilmişlerdir. Şimdi saldırı ve saygısızlığı içeren belgelere işaret edeceğiz: (Bu bölümde de genellikle zaman sürecinin sıralamasını dikkate alacağız.)

6. Ebu Ubeyd b. Selam (vefat 224) İslam fakihlerinin itimat ettikleri “el-Emval” kitabında şöyle naklediyor:

Abdurrahman b. Avf anlatıyor: Ebubekir hastaydı ve ben hasta ziyareti için onun evine gittim. Epeyce konuştuktan sonra bana şöyle dedi: Yaptığım üç şeyi yapmamayı ve yapmadığım üç şeyi de yapmayı arzu ederdim. Şuanda da Peygamber’den üç şeyi sormayı arzu ediyorum. Yaptığım üç şeyi yapmamayı arzu ettiğim şeyler şunlardır: Keşke Fatıma’nın evine saygısızlık yapmasaydım, her ne kadar o ev, savaş için yüzümüze kapanmış olsaydı bile onları kendi haline bırakmış olsaydım.[8] Ebu Ubeyd konunun burasında; “Fatıma’nın kapısını aralamasaydım ve onu terk etseydim…” cümlesi yerine, “keza ve keza” cümlesini kullanıyor ve: Bunları zikretmeye meyilli değilim, diyor. Bununla birlikte “Ebu Ubeyd” mezhebi taassuptan veya başka sebeplerden dolayı hakikati söylemekten kaçınmıştır. Ne var ki “el-Emval” kitabını inceleyen araştırmacılar, kitabın dip notunda şöyle diyorlar: “Mizanu’l-itidal” kitabında hazfedilen bu cümle (açıklandığı şekliyle) yer almaktadır. Buna ek olarak Taberani kendi “Mu’cem” adlı kitabında ve “İbni Abdirebbe” “Akdu’l-ferit” kitabında ve diğer tarihçiler, hazfedilen bu cümleyi zikretmişlerdir (dikkat ediniz).

7. Tabarani ve “Mu’cemu’l kebir”:

Zehebi “Mizanu’ul İ’tidal” kitabında Tabarani hakkında şöyle der: “Çok güvenilir biridir”.[9] Ebu’l Kasım Süleyman b. Ahmed-i Tabarani (260-360) şimdiye kadar defalarca basılmış “el-Mucem el-Kebir” adlı kitabında Ebubekir konusunda, hutbeleri ve vefatı konusunda şunları hatırlatır: Ebubekir ölümü esnasında şu temennide bulunuyor: “Keşke üç şeyi yapmasaydım ve üç şeyi de yapsaydım. Keşke Allah’ın Resulü’nden üç şey sorasaydım. Yapmamayı temenni ettiğim üç şey hakkında şöyle diyor: Keşke Fatıma’nın evine saygısızlık yapmasaydım, keşke onu kendi haline bıraksaydım”.[10] Bu tabirler, Ömer’in yapmış olduğu o tehditler fiiliyata geçtiğini gösteriyor.

8. İbni Abdu Rabbe ve “Akdu’l Ferit”:

“Akdu’l Ferit” kitabının müellifi İbni Abdu Rabbe (vefat 463 H.) kendi kitabında Abdurrahman b. Avf’dan şöyle naklediyor: Ebubekir hastalandığı zaman onu ziyarete gittim. Ebubekir bana şöyle söyledi: Keşke üç şeyi yapmasaydım, onlardan birisi: Her ne kadar onlar savaşmak için evin kapısını örtmüşlerdi ama keşke Fatıma’nın kapısını açmasaydım.[11] Aynı şekilde halifenin bu konuşmasını nakleden isimler ve ibaretler zikredilecektir.

9. “El-Vafi bil vefiyat” kitabında Nazzam’ın sözü:

Nazm ve nesirde kelamı güzel olduğundan dolayı Nezzam olarak tanınmış İbrahim b. Seyyar Nizam Mu’tezili (160-231), çeşitli kitaplarda Fatıma’nın (s.a) evinin önünde toplanılmasından sonraki olayı naklederek şöyle diyor: “Ömer, Ebubekir’e biat almak için Fatıma’nın karnına vurdu ve Fatıma, ismini Muhsin koydukları karnındaki çocuğunu düşürdü!! (dikkat ediniz)”[12]

10. Müberred Ve “Kamil” kitabı:

Edip, meşhur yazar ve çok değerli kitapların sahibi Muhammed b. Yezid b. Abdulekber Bağdadi (210-285) “el-Kamil” kitabında, halifenin arzularını Abdurrahman b. Avf’un dilinden şöyle anlatıyor: “Her ne kadar o bizimle savaşmak için kapısını örtseydi bile keşke Fatıma’nın evinin kapısını açmasaydım ve onu bıraksaydım”.[13]

11. Mes’udi ve “Murucu’z-Zeheb”:

Mes’udi (325) “Murucu’z-Zeheb” kitabında şöyle yazar:

“Ebubekir son anlarında şöyle dedi: “Yaptığım üç şeyi yapmamayı arzu ederdim: Keşke Zehra’nın evine saygısızlık yapmasaydım. Ebubekir bu konuda çok şeyler söyledi”.[14]

12. İbni Ebi Darem ve “Mizanu’l-İ’tidal”:

“İbni Ebi Darem” olarak bilinen “Ahmet b. Muhammed”. Küfe muhaddislerindendir (357). Muhammet b. Ahmet b. Hammad Kufi hakkında şunu; “o, ömrünün sonuna kadar doğruya bağlıydı” söylediği bir kimsedir. Onun doğruya bağlı olduğunu dikkate alarak, yanında: Ömer, Fatıma’ya tekme attı ve Fatıma, karnındaki Muhsin isimli çocuğunu düşürdü, denildi!”. Ama o buna karşı tepkisiz kalıyor (dikkat ediniz.)[15]

13. Abdülfettah Abdulmaksut ve “el-İmam Ali” kitabı:

Bu şahıs kendi kitabında vahiy evine hücum edilmesini iki yerde zikretmiştir ve biz bunlardan birine işaret etmekle yetineceğiz:

“Ömer’in canı elinde olana yemin ederim! Ya dışarı çıkın ya da evi içindekilerle birlikte yakarım. Peygamber (s.a.a) den sonra da o eve saygı gösteren Allah’tan korkan bir gurup şöyle dedi: “Eba Hafs, Fatıma bu evdedir.” Ömre korkusuzca feryat ederek “olsun!” dedi. Yaklaştı ve kapıyı vurdu, daha sonra kapıdan zorla içeri girmek için kapıya tekme tokat girdi. Ali (a.s) çıkageldi… mutfağın yakınından Zehra’nın sesi yankılandı…bu ses, onun yardım sesiydi…”[16]

Konumuzun bu bölümünü “el-İmame ve’s-Siyase” kitabında “Mekatili ibni Atiyye” den bir hadisle bitireceğiz (her ne kadar henüz söylenmeyen birçok şey var).

O, bu kitapta şöyle der:

“Ebubekir halktan tehditle, kılıçla ve zorla biat aldığı zaman Ömer, Kunfuz ve cemaatin bir kısmını Ali ve Fatıma’nın evine gönderdi ve kendi de ateş toplayarak evin kapısını yaktı…”.[17]

Bu rivayetin zeylinde, kalemin beyan etmekten aciz kaldığı başka tabirlerde vardır.

Sonuç: Genellikle Ehl-i Sünnetten nakledilen bunca apaçık belgelerle birlikte yinede “şahadet efsanesi” mi diyorlar? İnsaf nerede? Bu kısa ve belgelenmiş ibaretleri okuyan herkes, Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) vefatinden sonra ne kavgaların patlak verdiğini ve hükümet ve hilafeti ele geçirmek hedefiyle neler yaptıklarını anlayacaktır. Bunlar taassuptan uzak kalıp hür düşünenler için ilahi hüccetin tamamlanmasıdır. Zira biz, kendimizden bir şey yazmadık; yazdıklarımız, onların itibar ettikleri kaynaklardan nakillerdir.[18]

Kaynaklar:
[1] İbni ebi Şeybe, Musannif, “el-Mağazi” 572/8.
[2] “Ensabu’l-Eşraf”, Kahire: Tab’i Daru’l-Mearif, 1/586.
[3] “el-İmame ve’s-siyase”, Mısır: Mektebetu Ticariyetu Kubra, s. 12.
[4] “el-İmame ve’s-Siyase”, s. 13.
[5] “Mu’cemu’l matbuat el-Arabiye”: 1/ 212.
[6] “Tarihi Taberi”, Beyrut:2/443.
[7] “Akdu’l Ferit”, Mektebetu’l Hilal, 4/93.
[8] “el-Emval”, Beyrut: Neşri Külliyatı Ezheriye, s. 144, dördüncü dipnotu; İbni Abdi Rabbe de bunu nakletmiştir: “Akdu’l Ferit”, 4/93. İleride bizde zikredeceğiz.
[9] “Mizanu’l –İ’tidal”: c. 2, s. 195.
[10] Tabarani “Mucemu’l Kebir”: 1/62. Hadis no: 34, Hamdi Abdulmecit Selefi’nin araştırması.
[11] “Akdu’l Ferit”, baskı, Mektebetu’l Hilal, 4/93.
[12] “el-Vafi bil vafiyat”, 6/17, sayı 2444; Şehristani “Milel ve Nihel”, Beyrut: Darul-marife, 1/57. Hakeza bkz. “Buhusu fil minel ven-nihel” tercüme: Nezzam, 3/248-255.
[13] İbni ebi Hadid, “Şerhu Nehcu’l-Belağa”: baskı Mısır: 2/47-47.
[14] “Muruc’z-Zeheb”, baskı: Endülüs, 2/301.
[15] “Mizanu’l-İ’tidal”: 3/459.
[16] Abudulfettah Abdulmaksud, “Ali b. Ebi Talib”, 4/276-277.
[17] “el-İmame ve’l-Hilafe”, Telifi “Makatili ibni Uteyye”, Önsöz: Eynü’ş-Şems Üniversitesi Üstadı Dr. Hamit Davut, Beyrut: Müessesetu’l-Belağ, s. 160-16.
[18] Bu cevap için Linkin Üstüne tıklayınız, http://aliyyenveliyullah.com/forum/s...ead.php?t=2477
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 05-11-2018, 08:33
elif gibi elif gibi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2012
Mesajlar: 146
elif gibi is an unknown quantity at this point
Standart

Allah Razı olsun İnşallah. İlahi Bizleri Hz.Fatimenin Şefatini Nasip Et. Katillerine de Lanet Et
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 05-12-2018, 01:52
Ali Şiası Ali Şiası isimli Üye şuanda  online konumundadır
Yönetici
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 398
Ali Şiası is an unknown quantity at this point
Standart

Sünni Kitaplardan Belgelerle Vahiy Evine Saldırı
Aşağıdaki Linkin Üstüne Tıklayınız
https://www.youtube.com/watch?v=n3BK...&index=1&t=22s
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 06-05-2018, 07:29
FATİME FATİME isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 57
FATİME is on a distinguished road
Standart

Hz. Fatıma (selamullah aleyha)'ya sordulur: “Neden halk sizin ve Ali’nin aleyhinde olup onun (Ali’nin) kesin olan hakkını gasp ettiler? ”Hz. Fatıma selamullahı aleyha şöyle buyurdu: “Bunların hepsi Bedir Savaşı’ndan kalan kinler ve Uhud Savaşı’nın intikamlarıdır. Bu kinler münafık kalplerde saklıydı. Ama hedeflerine ulaştıklarında (hükümeti gasp ettiklerinde) kinlerini bize kustular.”
Kaynak: Bihar-ül Envar, cilt.43, sayfa.156 , Menakıb-i İbn-i Şehraşub, cilt.2, sayfa.205 ,Nehc’ul- Hayat, sayfa. 46 ve 117
__________________
HZ.PEYGAMBER EFENDİMİZ(s.a.a) ŞÖYLE BUYURUYORLAR: CENNET, EHLİBEYTİME ZULMEDEN VE İTRETİM HAKKINDA BENİ İNCİTENE HARAM KILINMIŞTIR.
(Tefsir-i Kurtubi, c. 16, s. 22).
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 02:33


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.