aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KADIN, AİLE VE HİCAB | KADININ AİLE VE TOPLUMDAKİ YERİ

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01-26-2013, 06:37
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart Çocuğun Anne ve Baba Üzerindeki Hakları

Hayra Doğru Bir Yol

Sözün başlangıcında Müminlerin Emiri Ali’nin (a.s) melekuti kalbinin doğusundan insanı hayra doğru çağıran melekuti, hikmet dolu ve faydalı bir sözüne işaret etmeyi gerekli görüyorum.

Müminlerin Emiri (a.s), kendisine, “Hayır nedir? ” diye soran birisine cevap olarak şöyle buyurmuştur: “Hayır; malının veya evladının çoğalması değildir. Şüphesiz ki hayır, ilminin çoğalması, hilminin büyümesi ve rabbine ibadet sayesinde insanlar arasında yücelmendir. O halde eğer iyilik yapmış olursan, Allah’a hamd edersin; eğer kötülük etmiş olursan, Allah’tan bağışlanma dilersin. Dünyada sadece iki kişiye hayır vardır: Birisi günah işlediğinde hemen tövbeyle telafi eden, diğeri ise hayırlara koşan kimsedir. Takvayla yapılan hiçbir amel az değildir; makbul olan bir amel nasıl az olabilir! ”[1]

Bu melekuti açıklamada şu üç hakikate işaret edilmiştir: İlim, sabır ve Hak Teâlâ’ya ibadet olan bu ikisini hayata geçirmek. Sonunda da şu anlama teveccüh edilmiştir ki ilim, sabır ve bu ikisinin hayata geçirilmesi, günahlardan temizlenmek, suçlardan uzak durmakla birlikte olmalıdır. Ancak bu şekilde Hak Teâlâ’nın kabul edeceği bir davranış olacaktır. Sahibinin takvası bir ilim, günahtan sakınmakla birlikte olmayan bir hilim ve takvanın etkili olmadığı bir ibadet, zarar ve ziyan üreten bir fabrika konumundadır ve de elekteki su mesabesindedir.

Bu dünyada bir yere varan kimseler, bu makama ilim, basiret, ibadet, tövbe, takva ve sakınmakla ulaşmışlardır.

Cahiller, akılsızlar, kapasitesiz ve tahammülsüz insanlar, heva ve heves esirleri, günah bataklığına saplananlar, hayır iyilik ve güzellikten kaçanlar, boş, faydasız insanlar zarar ve ziyan kaynaklarıdır.

Velhasıl, çocuğun anne ve baba üzerindeki hakları hususunda bu nuraniyeti ve melekuti cümlelerden istifade edildiği üzere baba ve anne ilk aşamada İslâm'a göre çocukları hususunda taşıdıkları sorumluluk ve görevlerini yakından bilmeli, bu konuda basiret sahibi olmalıdırlar. Sonraki aşamada ise sabır ve tahammül içinde olmalı, büyük bir ibadet olan o emirleri hayata geçirerek batınlarındaki bu ibadet sebebiyle övünmeli, mutlu olmalıdırlar. Çocuklarına yönelme başarısı ve onların haklarına riayet etme hususunda Hak Teâlâ’ya şükranda bulunmalıdırlar. Eğer bu konuda onlardan bir hata ortaya çıkmışsa, Hak Teâlâ'nın dergâhından mağfiret dilemeli, bütün boyutlarıyla takva meselesine riayet etmelidirler ki çektiği zahmetler boşa çıkmasın.

Çocuğun insan üzerindeki haklarına yönelme ve o hakları eda etmek için zahmete katlanmak, şüphesiz büyük bir ibadet ve yüce bir hayırdır. Bunun faydaları ise dünya ve ahirette insana nasip olacaktır.
[1]- Nehc’ül-Belâğa, Şerh-i İbn-i Ebi’il-Hadid, c. 18, s. 250

Konu ali aliyyenveliyullah tarafından (01-28-2013 Saat 11:01 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 01-28-2013, 11:01
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

Çocukların Anne ve Baba üzerindeki Hakları

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Çocuğun baba üzerindeki bir hakkı da ona yazmayı, yüzücülüğü, ok atıcılığı öğretmesi ve onu sadece helal ve temiz şeylerle rızıklandırmasıdır.”[2]

Elbette bu işlerin bazısında direk bir müdahalede bulunmanın bir gereği yoktur. Baba çocuğunu okula gönderince ve yüzücülük ve ok atıcılık öğreten temiz merkezlere gönderince onun hakkına riayet etmiş olur. Temiz ve helal yiyecek hususunda da çok önemli bir görevi vardır. Bu görevi hakkında mümkün olduğu kadar dikkat göstermelidir ki dünya ve ahirette kendisi için bir sorun ortaya çıkmasın.

Eğer bütün okulların yanında spor salonları ve camilerin de olması, ne kadar güzel olurdu! Böylece ülkedeki çocuklar ders okuduktan sonra, yüzücülük ve ok atıcılık öğrenmek için spor salonlarına gider, sonra da şer’i ibadetleri öğrenmek ve ibadette bulunmak için camiye gelirlerdi ve böylece de bedensel ve fikirsel gelişim dengeleri üzere ruhsal ve terbiyevi gelişim gösterirlerdi. Yazmak ve ya genel anlamıyla okuryazar olmak, yüzmek, ok atmak ve helal yemek ülke çocukları için bir güç ve kudret kaynağıdır. Çocuklar bu yüce kuvvetlere sahip oldukları takdirde birçok tehlikeden güvende kalacaklardır. Bu işlerin ardı sıra gitmek gençleri ve çocukları terbiye edecek, onların batıni güçlerini dengeli kılacak, özellikle de şehvet ve içgüdülerini kontrol etmede etkili olacaktır.

Şeyh Bahai “Muhillat” adlı kitabında, helal mal hususunda, kim olduğunu anlayamadığım Hasan adlı büyük bir şahsiyetten şöyle dediğini nakletmektedir: “Eğer bir parça helal mal elde edecek olursam, onu kurutur, havanda döver, yumuşak bir un haline getiririm. Sonra onu bir yerde korurum, böylece tedavisi zor olan bir hasta yanıma geldiğinde o halis helal olan ekmekten bir zerresini ona veririm, böylece o helal lokmadan yediği için hastalıktan kurtulur.”
[2]- Mizan’ul-Hikmet, c. 10, s. 720
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 02-03-2013, 05:58
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

Helal ve Haramın Etkileri

Din ve insanlara hizmet eden büyük âlimlerden biri benim için şunu nakletti: Kum’da İmam Humeyni’nin (r. a) hizmetinde ilim tahsil ettiğim günlerde, Aşura günlerinde tebliğ için çeşitli şehir ve bölgelere gidiyordum.

Yine böylesi bir Aşura günlerinde İmam Humeyni’nin huzuruna vardım ve kendisine şöyle arz ettim: “Bu yıl yeni bir yere davet edildim, bana dua ediniz ve gitmem için bana izin veriniz.” İmam bana dua etti, insanlara davranış ve dini tebliği etme hususunda bir takım öğütlerde bulundu.

Böylece gitmem gereken yere gittim, oraya gittiğim ilk günlerde nüfusu iki üç bin olan o bölgede küreği omzunda nurani bir yüze sahip çiftçi birini gördüm. Bana tebliğ için mi geldin? ” diye sorunca ben, “Evet” dedim. O şöyle dedi: “Burada sadece Allah’ın helal ve haramını beyan et, zira bu bölgenin insanlarının bu tür meselelere olan ihtiyacı diğer meselelere olan ihtiyacından daha çok muhtaçtır. İnsanların çoğu helal ve harama riayet etmemektedir. Daha sonra bana şöyle dedi: “Bu on gün içinde benim evimden başka bir eve gitme, ben büyük bir dikkatle ilâhi helal ve haramlara dikkat ediyorum. Benim yemeğimi yemek, senin kalbini nurlandıracak, konuşmaların daha güzel olacaktır.”

Onun evine gittim, onun dediği gibi rahat bir şekilde hiçbir dil sürçmesi olmaksızın yüce konuları ifade ederek minberde konuşmalarımı yapıyordum.

O, sabah erken vakit çöle gidiyor, akşam namazı vakti camiye geliyordu. Konuşmamı yaptıktan sonra da birlikte evine dönüyorduk. Bir gün ondan habersiz bir şahsın ısrarı üzere o şahsa misafir oldum. O gece konuşma esnasında üzerimde bir ağırlık ve konuşmalarımda bir sınırlılık hissettim. Gerçi dinleyiciler bunu anlamadılar. Ama ben konuyu beyan ederken bir sıkıntı çekiyordum. Beni ağırlayan köylü o cemiyet arasından iki üç defa bana öfke ile baktı, onun bu bakışlarından bana itirazda bulunduğunu anladım. Toplantı bittikten sonra eve geri döndüm, sert bir ifade ile bana şöyle dedi: “Karnına bıçak saplansın emi! Bugün benim evimden başka bir eve gittin. Ben senin bu konuşmanın durumundan bu anlamı derk ettim. Burada olduğun müddetçe başka bir yere gitmeye hakkın yoktur. Ömrünün sonuna kadar da yemek ve insanların evine gidip gelmek hususunda dikkatli ol; zira helal lokma nuraniyet getirir, haram lokma ise karanlık icat eder.”

Yeniden Allah Resulü’nün (s.a.a) ekmek ve ekmeği evine götürmenin adabı hususundaki şu arşi ve melekuti sözüne dikkat ediniz:
“Çocuklarına ancak temiz rızık vermelidir.”
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 02-04-2013, 05:07
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

Zahit Şeyh

Tahran’da Şeyh Muhammed Hüseyin adında bir zahit vardı. Zühdün anlamı onda pratik olarak tecelli etmişti. Gençlerden çoğunu cami ve dini toplantılara çekmiş, onları dini terbiye ile süslemişlerdi.

O şöyle diyordu: “Bir yere davet edildim ama gitmemem gerekiyordu, farkında olmadan gittim. Bir dondurmayı zorla yedim. Gece namaz ve ibadet için ayağa kalktığımda abdest ve taharet yolunda merdivenlerden düştüm, alnım yarıldı, eşim yarılmış alnıma ilaç sürdü ve bağladı, şiddetli ağrıdan dolayı ibadetimi sürdüremedim, başımı yastığa koyup uyudum. Uyku âleminde şu cümleyi işittim: Ey Şeyh! Sen dondurma! ” Aniden uyandım ve başımın yarılmasının onun cezası olduğunu anladım.

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Evladın baba üzerindeki hakkı, onu güzel bir isimle isimlendirmesi, buluğa erdiğinde onu evlendirmesi ve ona yazmayı öğretmesidir.”[1]

Bir şahıs Allah Resulü’ne (s.a.a), “Çocuğumun üzerimdeki hakkı nedir? ” diye sorunca “İsmini güzel koy, güzel terbiye et ve onu güzel bir yere koy.” diye buyurmuştur. [2]

Hakeza Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kimin çocuğu evlenme çağına gelir ve yanında onu evlendirecek bir şey bulunur da onu evlendirmezse sonra çocuk için bir günah ortaya çıkarsa bunun günahı babanın üzerine olur.”[3]

Müminlerin Emiri Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Çocuğun, babası üzerindeki hakkı, ona güzel isim vermesi, edebini güzelleştirmesi ve Kur’ân öğretmesidir.”[4]

Ensardan birisi İmam Sadık’a (a.s) şöyle dedi: “Kimin hakkında iyilik yapayım? ” İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: “Anne ve babana iyilik yap.” O şahıs, “Anne babam ölmüştür” deyince İmam (a.s), “Çocuğuna iyilik yap” buyurdu.”[5]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Çocuklarınızı üç haslet üzere terbiye ediniz: “Peygamberinize sevgi, Peygamber’in Ehl-i Beyti’ne sevgi ve Kur’ân okumak.”

Allah Resulü’nü (s.a.a) ve temiz Ehl-i Beyti’ni çocuklarına öğretmek, babaların bir görevidir.

Bir çocuk çocukluk çağından itibaren Allah Resulü’nü ve Masum İmamları tanımalıdır ki onları tanıma ve onlara aşk duymakla gelişsin, hayatın tüm alanlarında onların rengine bürünsün, onlardan başkasını hayatında kendine örnek almasın. Şüphesiz insan için en iyi hayır Allah Resulü’ne (s.a.a) ve imamlara (a.s) âşık olmak ve ilâhi evliyalara uymaktır.

[1]- Mizan’ul-Hikmet, c. 10, s. 720
[2]- a. g. e.
[3]- a. g. e.
[4]- a. g. e.
[5]- Bihar, c. 104, s. 98
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 02-07-2013, 06:19
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

Tatlı Bir Hatıra

Tebliğ için ilk defa Tebriz’e davet edildiğimde beni davet eden şahsa benim için fakirlerin oturduğu sıradan bir ev temin etmesini şart koştum. Tebriz’e gidince bu şartın yerine getirilmiş olduğunu gördüm. Orta sınıf halkın oturduğu bir bölgede iki katlı bir evi vardı. Bir katında ailesi yaşıyor, diğer katı ise Hüseyniye olarak kullanılıyordu. Ev sahibinin normal bir geliri vardı. Geceleyin namaz ve ibadet ehli idi. İlginç bir insan görünümünde idi.

Bana şöyle dedi: “Bu eve neden geldiğini biliyor musun?” Ben şöyle dedim: “Tahran’dan beni buraya davet eden kimselere bu durumu şart koştum” O şöyle dedi: “Hayır! Bunun sizinle bir ilgisi yoktu. Ben Arefe günü Meşhed'de sizin Arefe duanıza katıldım. Duadan sonra akşam güneş batarken İmam Rıza’nın (a.s) haremine vardım. Ağlayarak İmam Rıza’ya (a.s) şöyle arz ettim: “Eğer bu şahıs bir gün Tebriz’e gelirse benim evime gelsin.” Bu İmam Rıza’nın (a.s) düzenlediği bir programdır. Sizler sekizinci İmam’ın davetiyle benim evime geldiniz. Bu evim, ben, eşim ve çocuklarım, Ehl-i Beyt’in hizmetindeyiz. Ehl-i Beyt’e hizmet edenlerin hizmetçisiyiz.”

Daha sonra da babasından benim için ilginç bir olay naklederek şöyle dedi: “Babam bütün ömrü boyunca gece namazı kılan ve ibadet eden bir kimseydi. Beni on üç, on dört yaşlarında sevgi ve muhabbetle uyandırıyor ve şöyle diyordu: “Oğulcağızım! Bütün insanlar uyumaktadır çok uygun bir zamandır, gel bir köşeye giderek birkaç saat de olsa Hz. Hüseyin’in (a.s) mazlumiyeti için ağlayalım. Biz Hüseyni insanlarız, Hüseyni olarak büyüdük, Hüseyin’den asla el çekmeyiz, kıyamete kadar da onun hizmetinde olacağız.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Çocuk yedi yaşına kadar oyun oynasın, diğer yedi yıl Kur’ân öğrensin ve diğer yedi yıl da helal ve haramı öğrensin.”[1]

Müminlerin Emiri Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Çocuklarınız ilim öğrenmelerini emrediniz.”[2]

Hakeza İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Çocuklarınıza namazı öğretiniz ve buluğ çağına eriştiklerinde de namaz meselesini ciddiye almalarını sağlayınız.”[3]

Allah Resulü’nden (s.a.a) çok önemli üç rivayette şöyle buyurduğu yer almıştır: “Çocuklar anne babasına eziyet edince, onların haklarını zayi etmiş olduğu gibi, babalar ve anneler de çocukların haklarına riayet etmediği takdirde, onların haklarını çiğnemiş olurlar. Anne ve babaların haklarına riayet etmek çocuklara farz olduğu gibi, çocukların anne ve babaların haklarına riayet etmesi de farz ve gereklidir.”[4]
[1]- Mizan’ul-Hikmet, c. 10, s. 222
[2]- a. g. e.
[3]- a. g. e.
[4]- Bihar’ul-Envar, c. 74, s. 70 ve Mizan’ul-Hikmet, c. 10, s. 723
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 02-09-2013, 06:22
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

Anne ve Babalar Dikkat Etmelidirler

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim çocuğunu öperse, Allah onun için bir iyilik yazar; her kim çocuğunu sevindirirse, Allah kıyamet günü onu sevindirir. Her kim çocuğuna Kur’ân öğretirse, anne ve babası kıyamet günü onu çağırır, onlara nurdan iki elbise giydirilir; öyle ki o ikisinin nurundan bütün cennet ehli nurlanır.”[593]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kimin bir çocuğu varsa, onunla çocuklaşsın.”[594]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kimin bir kız çocuğu olur da onu edeplendirir ve onu güzel terbiye ederse ve ona öğretir ve öğretimini güzel yaparsa ve Allah’ın kendisine verdiği nimetleri de geniş tutarsa, bu onun için ateşe karşı bir engel ve örtü olmuş olur.”[595]

Allah Resulü çocuklar hususunda şunları tavsiye etmiştir: “İlâhi takvaya riayet ediniz, çocuklarınız arasında adaletle davranınız.”[596]

“Sizin aranızda iyilik, şefkat ve adalet üzere davranılmasını istediğiniz gibi siz de çocuklarınız arasında hediye alma hususunda ayrıcalık gözetmeyin.”[597]

“Allah çocuklar arasında hatta öpme hususunda bile adalete riayet etmenizi istemektedir.”[598]

Allah Resulü bir şahsı iki çocuğundan birini öpüp de diğeriyle ilgilenmediğini gördüğünde ona şöyle buyurdu: “Neden öpme hususunda o ikisinin arasında adalete riayet etmiyorsun? Öpmek istiyorsan her ikisini de öp.”[599]
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 01-10-2014, 07:29
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

Pеygambәr (sas) buyurmuşdur: .“ kim kızını fаsik birine kocaya vеrse, her gün оnun için bin lanat nаzil оlur!”
Kaynak:
(“Müstedrekül-vesаil”, c. 14, sah. 192)

Pеygambәr (sas) buyurmuşdur:“Kızını İçkici (alkolik) kocaya vеren şahıs sanki, оnu zinа еtmeyә gönderip!”
Kaynak:
(“Müstedrekül-vesаil”, c. 14, sah. 191)
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 03-06-2015, 06:36
RABİA RABİA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 29
RABİA is on a distinguished road
Standart

Peygamber Efendimiz, çocuklara olan şefkatinde hiçbir ayırım gözetmezdi. Kendi çocuklarına ve torunlarına gösterdiği sevgi ve merhametin aynısını, diğer Sahabî çocuklarına da gösterirdi... Küçük çocukları babaları alır, onu Peygamberimiz (s.a.v.)'in huzuruna götürür ve derlerdi ki: “Yâ Resulallah, şu çocuklarımız için Allah'a bereketle dua eder misiniz?". Peygamber Efendimiz çocukları kucağına oturtururdu, elini başlarına koyardı ve bereketle dua buyurdu. Hz. Zeyd (r.a.)'in oğlu Üsame (r.a.) Peygamber Efendimiz ile ilgili şunları anlatmıştır:

"Resulullah (s.a.v.) bir dizine Huseyni bir dizine de Hasan'ı oturtur; sonra ikimizi birden bağrına basar ve : 'Ya Rabbi, bunlara rahmet et. Çünkü ben bunlara karşı merhametliyim' diye dua ederdi."[1] Torunları Hasan ve Hüseyin için: “Onlar benim dünyamdan öpüp kokladığım iki güzel kokularımdır”. Ayrıca, “Çocuk kokusu, cennet kokularındandır”[2] buyurmuşlardır.

Bazı kimseler, Peygamberimiz (s.a.v.) 'in çocuklarla oyun oynamasını, onlarla ilgilenmesini ve onları bu derece sevmesini anlamıyorlardı. Bir defasında Akra bin Habis , Peygamberimiz (s.a.v.)'i, Hz. Hasan'ı öperken gördü ve şöyle dedi "Benim on çocuğum var. Şimdiye kadar hiçbirini öpmedim." Bunun üzerine Peygamberimiz; "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz" buyurdu." [3]

Peygamberimiz (s.a.v.), ayrıca mü’minlere, çocukları arasında adaletle davranmalarını hatırlatmış ve şöyle buyurmuştur: “Allah'tan korkun. Çocuklarınızın size itaatli olmalarını istediğiniz gibi siz de onların aralarında adaletle davranınız.” [4] Hatta çocukları sevmede dahi adaletli olmamızı bizlere tavsiye etmektedir. Bu konuda şöyle buyurmaktadır : “Allah öpücüğe varıncaya kadar her hususta çocuklar arasında adaletli davranmanızı sever” [5]

Peygamberimiz (s.a.v.) çocukların eğitilmeleri ve güzel ahlak ile terbiye edilmeleri konusunda da şöyle buyurmaktadır: "Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras bırakamaz."[6] “Çocuğun, babası üzerindeki haklarından birisi de, ismini ve edebini güzel yapmasıdır." [7]

Peygamberimiz çocuklar arasında sevgide eşit davranılmasını istediği gibi, hediye, ikram, bağış ve hibe konularda da eşit davranılmasını isterdi. Numan bin Beşîr anlatıyor: “Babam bana malından bir şeyler hibe etmişti. Annem, "Bu hibeye Peygamberimizi şahit tutmazsan kabul etmem" dedi. Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şahitlik yapması için babam beni alarak beraber Peygamberimize gittik. Durumu öğrenen Peygamberimiz (s.a.v.):

-"Başka çocukların var mı?" diye sordu. Babam, -"Evet, var" dedi. Peygamber (s.a.v.):
-“Bütün çocuklarına aynı şekilde hibede bulundun mu?” Babam, "Hayır" dedi. Peygamberimiz(s.a.v.): -"Allah'tan korkun, çocuklarınız arasında eşit davranın."
Babam, Peygamberimiz'in huzurundan çıktıktan sonra bana yaptığı hibeden vazgeçti”. [8]

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), sokak ve çarşılarda karşılaştığı çocuklara selâm verir, saçlarını okşar ve onlara ikrâmda bulunurdu. Çocuklara karşı bir çocuk gibi davranır, onların dünyalarına girebilmeyi en iyi O başarırdı.

Kalbinin katılığından şikayetçi olan birisine: "Yetimin başını okşamayı, onları sevmeyi ve onlara ikrâm etmeyi'' öğütlemiştir.[9]

Peygamber (s.a.v.) kendi torunlarıyla olduğu gibi diğer çocuklarla da şakalaşır ve onları bir taraftan eğlendirirken diğer taraftan da eğitirdi. Muhammed bin Rebi anlatıyor:
“Ben beş yaşlarında iken Resulüllah (s.a.v.)’in evimizdeki kovadan ağzına aldığı suyu yüzüme püşkürttüğünü hatırlarım”. [10]

Enes anlatıyor: “Resulülah (s.a.v.) ahlak bakımından insanların en güzeli idi. Benim Ebu Umeyr adında sütten kesilmiş bir kardeşim vardı. Peygamber (s.a.v.) bize geldiğinde:

“-Ey Ebu Umeyr! Ne yaptı Nugayr!” derdi.

Nugayr, kardeşimin oynayıp durduğu bir kuş idi. Bazen Efendimiz (s.a.v.) bizdeyken namaz vakti gelirdi. O hemen altındaki yaygının süpürülüp üzerine su serpilmesini emrederdi. Sonra namaza durur, biz de arkasında saf bağlardık ve bize namaz kıldırırdı”.[11]

Ebu Hureyre’dan: “Şu iki kulağım duymuş ve şu iki gözüm görmüştür ki, Resulüllah (s.a.v.) iki eliyle Hasan’ın veya Hüseyin’in iki avucunu tutar, sonra torununun iki ayağını kendi ayağı üzerine koyar ve: “Yukarı çık” derdi.

Torunu ayaklarını Resulüllah (s.a.v.)’in göğsüne koyuncaya kadar çıkardı. Sonra Resulüllah (s.a.v.) torununu öper ve:

“ Allah’ım ! Bunu sev, çünkü ben seviyorum” buyurdu. [12]
Cabir b. Semure şöyle anlatıyor: “ Resulullah (s.a.v.) ile ilk defa namaz kıldım. Sonra Peygamber (s.a.v.) ehline gitti. Onunla ben de çıktım. Onu bir kısım çocuklar karşıladı. Derken onların yanaklarını bir bir okşamaya başladı. Benim yanağımı da okşadı. Elinde bir serinlik ve hoş bir koku hissettim. Mübarek elini sanki atar havanından yeni çıkarmış gibi misk kokuyordu”. [13]

Yusuf b. Abdullah : “Hz.Peygamber (s.a.v.) beni kucağına oturttu, başımı okşadı ve bana Yusuf ismini verdi”. [14] Örneğimiz ve önderimiz Peygamber Efendimiz (s.a.v.), çocukların eğitimiyle yakından ilgilenmiş; onların hayırlı bir nesil olarak yetişmelerine çok büyük ehemmiyet vermiştir. Bakınız bu konuda bizlere neler buyurmuş ve ne güzel bir eğitimci örneği vermişlerdir:
"Çocuklarınıza iyi bakınız! Onları güzel terbiye ediniz."[15] "Çocuğu güzel terbiye etmek ve ona güzel bir isim vermek, evlâdın baba üzerindeki hakIarındandır.''[16]

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hayatında hiç bir çocuğu üzmemiş ve kalbini kırmamıştır. Küçük yaşta Rasululah'a hizmet etmeye başlayan Enes diyor ki: " Ben Resulüllah (s.a.v.)’in ellerinden daha yumuşak ne bir atlasa ne de bir ipeğe dokunmadım. Allah Resulü’nun kokusundan daha hoş bir rayiha koklamadım. Resulüllah (s.a.v.)’e tam on yıl hizmet ettim. Bana bir defa bile olsun öf dahi demedi. Yaptığım bir işten dolayı ‘niye böyle yaptın?’ demediği gibi, yapmadığım bir şey sebebiyle de ‘şöyle yapsan olmaz mıydı?’ demedi. O insanların en güzel huylusuydu.”.[17] Peygamberimizin çocuklara hoş görüşlü oluşunun da sınırı yoktu: “Yaramazlık yapan çocuklara hemen müdahale etmeyiniz”. Ve yine, “ çocukların küçüklüğündeki yaramazlığı, büyüdüğü zaman aklının çok, zeki olacağına bir alamettir.”[18] buyurmaktadır.

Aişe şöyle söylüyor: “ Resulüllah (s.a.v.)’in Allah yolunda savaş hali dışında, ne bir kadına, ne de bir hizmetçiye, kısacası hiçbir kimseye el kaldırdığını görmedim”.[19]

[1] Buhârî, Edep; 22 [2] Buhârî, Menâkıp; 22 [3] Buhârî, Edep; 18; Müslim, Fedâil, 56 [4] Tirmizî, Birr; 33 [5] Sahih-i Buhârî Tam Metni, II, 411 [6] Buhârî, Edep; 22; İbn-i Mâce, Edep; 3 [7] Kütüb-i Sitte
[8] Müslim, Hibât; 13 [9] İbn-i Hanbel, II, 263, 387 [10] Buhârî, İlim; 18; Müslim, Mesâcid, 265 [11] Buhârî, Edep; 112 [12]Buhârî, Edebü’l-Müfred; 249 [13] Kütüb-i Sitte, 5552 [14] Edebü’l-Müfred, I, 461 [15] Ebû Davut, Cihâd; 69; İbn-i Mâce, Edep; 3 [16] Sahih-i Buhârî Tam Metni, II, 411 [17] Buhârî, Savm; 53; Müslim, Fedâil; 52, 82 [18] Münâvî, IV, 310 [19] Müslim; Fedâil; 79
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 10-17-2016, 07:38
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

Anne babanın çocukları üzerinde hakları olduğu gibi, çocukların da anne ve baba üzerinde hakları vardır. İşte o haklar:

1- Güzel isim:

Doğumunun ilk gününde veya en geç yedinci güne kadar çocuğa güzel bir isim verilir (Bkz. Buhâri, Akika 1, Edeb 108; Müslim, Fezâil 62). “Siz, kıyamet gününde kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız; öyleyse güzel isimler seçin.” (Ebû Dâvud, Edeb 70) Çocuğa isim seçerken anlamının güzel olması, iyi anlamları çağrıştırması gerekir. Örnek insanlarla bağı koparılamayan nice insanımız, çocuğuna isim koyarken örnek almasını arzuladığı başta peygamberler olmak üzere sahâbe ve kâmil insanların isimlerini, peygamberlerin ve sahâbe hanımlarının isimlerini asırlardır çocuklarına koymayı görev bilmişlerdir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 10-17-2016, 07:39
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

2- İyi terbiye:

Hadis-i şerifte güzel isim ve iyi terbiye, çocuğun babası üzerindeki hakları arasında zikredilir (Bkz. İbn Mâce, Edeb 3). Çocuğun en mükemmel şekilde yetişmesi, ihtiyaç duyduğu bütün insanî ve ahlâkî faziletleri, sosyal kural ve davranışları, hepsinden önemlisi tevhidî inanç ve İslâmî değerleri öğrenmesi ve yaşaması, ruh ve beden bakımından sağlıklı, bilgili ve faziletli, ayrıca meslek ve hüner sahibi olabilmesi için ana babanın tüm imkânlarını kullanarak gayret sarfetmeleri gerekir. Çocuğun hem dünya hem de âhiret mutluluğunu hedef alan böyle bir terbiye, Hz. Peygamberimiz tarafından ana babanın çocuğuna bırakacağı “en güzel miras” olarak nitelendirilmiştir (Tirmizi, Birr 33).
Alıntı ile Cevapla
  #11  
Alt 10-17-2016, 07:40
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

3- Evlendirme:

Ana babaya ait olan neslin korunması görevi, büluğ çağına gelen evladın bir yuva kurmasına imkân hazırlanmasıyla yerine getirilmiş olur. Evlenme çağına gelmiş olan çocuğun fazla bekletilmeden evlendirilmesi gerekir. Mâzeretsiz olarak bunun ileri yaşlara ertelenmesi neticesinde doğabilecek birtakım kötü sonuçlardan ana baba da sorumlu olur. Peygamberimiz’den rivâyet edilen bir hadiste bu husus vurgulanmaktadır: “Çocuk büluğa erince babası onu evlendirsin; aksi halde çocuk günah işleyebilir, onun bu günahı babaya da ait olur.” (İbn Kayyim el-Cevziyye, s. 159)
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 10-17-2016, 07:40
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

4- Eşit muâmele:

Aralarında herhangi bir ayrım yapmaksızın çocuklarına karşı eşit davranmak, ana babanın başlıca görevlerinden biri ve aynı zamanda çocuğun da tabii hakkıdır (Bkz. Müsned IV, 269). Çocukların kız-erkek, büyük-küçük, öz veya üvey olması sonucu değiştirmez. “Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adâleti gözetin.” (Buhâri, Hibe 12-13, Şehâdet 9; Müslim, Hibât 13). Ebeveyn, çocuklarına karşı gösterdiği sevgi, şefkat ve ilgide de adaletli olmaya çalışmalıdır. Anne baba, iradesini aşan duygularda -bir çocuğunu daha çok sevmek gibi- bunu diğer çocuklarına hissettirmemeye çalışmalı ve davranışlarında eşitliği gözetmelidir. Aksi halde, kardeşlerin birbirini kıskanması ve birbiri aleyhinde olumsuz bazı duygu ve düşüncelere kapılması kaçınılmaz olur.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 10-17-2016, 07:41
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

5- Çocuğa karşı şefkatli davranmak:

Peygamber efendimiz aleyhisselam, torununu öperken birisi görüp, (Ya Resulallah, benim on çocuğum var, hiç birini öpmem) dedi. Ona, (Merhamet etmeyen merhamet bulamaz) buyurdu. (Buhari)
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Çocuklarınızı çok öpün, her öpmenizde Cennetteki dereceniz yükselir.) [Buhari]
(Çocuk kokusu Cennet kokusudur.) [Taberani]
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 10-17-2016, 07:42
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

6- Çocuğu helal gıda ile beslemek:

Haram gıdanın etkisi çocuğun özüne işler, çocukta uygunsuz işlerin meydana gelmesine sebep olur. Hadis-i şerifte (Yiyip içtikleriniz helal, temiz olsun! Çocuklarınız, bunlardan hasıl olur) buyuruldu. (R.Nasıhin)
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 10-17-2016, 07:43
ali aliyyenveliyullah ali aliyyenveliyullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 78
ali aliyyenveliyullah is an unknown quantity at this point
Standart

7 - Erkek Çocuğunu Kız Çocoğundan Üstün Tutmamak

Bir kimse, çocuğu olduğu vakit müjdelenince onu bir nimet bilip, Allah'a hamd etmeli, Hadis-i şerifte:

"Evlad kokusu, cennet kokusudur." (Câmiü’s-Sağîr, 2/2285)

"Evlad dünyada nur, ahirette sürurdur." (Câmiü’s-Sağîr, 2/2285)

buyurulmuştur. Çocuğu beyaz elbiselere sarmalı. Çocuğun ağlamasından, anası ve babası üzülmemelidirler.

Erkek çocuk olunca sevinip de, kız olunca üzülmek yersizdir. Çünkü, bunların hangisinin daha hayırlı olacağını Allah'tan başka kimse bilemez. Aksine olarak, kız çocuğunda daha fazla memnuniyet göstermek lazımdır. Zira, Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ, çocuktan bahsederken, kız çocuğunu takdim ederek, mealen şöyle buyurmuştur:

"... Allah, dilediğine kız, dilediğine erkek evlad verir." (Şura, 42/49)

Bu ayet-i kerime, kız çocuğunun erkek evladdan hayırlı olduğuna delalet eder.

Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:

"Bir kimsenin bir kız evladı olsa da, onu İslam adabı ile terbiye etse ve Allah'ın kendisine verdiği nimetlerle büyütse, Allah Teâlâ, o kişiyi cehennem ateşinden korur." (Taberani, Mu’cemu’l Kebir, 9/45, H. No: 10295)

"Bir kimsenin üç kızı olup da, onları besler, merhamet eder, terbiye ederse, cennet ona vacib olur."

(Ebu Davud, Edep, 120, 121)

Kızını ve kızkardeşini besleyenler hakkında şöyle buyurulmuştur:

"Bir kimsenin bir kızı ve üç kız kardeşi olup, onlara ihsanda bulunursa, cennette ben onunla beraber olurum." (Taberani, Mu’cemu’l Evsat, 17/24, H. No: 8393)

Resulullah aleyhisselam, bunu söylerken şehadet parmağı ile orta parmağını göstermiştir; yakın olacağından kinayedir.

Diğer hadis-i şerifte:

"Birinin, üç kızı ile üç kızkardeşi olur da onların ezalarına sabrederse, Allah Teâlâ o kimseyi Cennet-i alaya (en yüksek makama) ulaştırır."

buyurunca, bir adam:

"Ya Resulallah! İki kızı olsa da cennet'e girer mi?" dedi. Resulullah aleyhisselam:

"Bir olsa da yine Cennet'e girer." buyurdu. (bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned,22/150 ; Buhari, el-Müfred, Riyad, 1419/1998, 1/45; Hakim, Müstedrek (Telhis’le birlikte), 4/195 )

Bazı alimler, bu gibi ayet ve hadislere dayanarak “kıyamet günü Allah babalardan dolayı çocukları sorguya çekmeden önce, evlatlardan ötürü babaları sorguya çeker” demişler. (bk. İbn Kayyım el-Cevziye, Tuhfetu’l-Mavdud bi Ahkami’l-Mevlud,Dımaşk, 1391/1971, 1/229)

Kız Çocuğundan Hoşlanmamaktan Sakınmak
Resulullah (s.a.a): “Kız çocuklarını kötü görmeyin. Zira onlar değerli kaynaşılan kimselerdir.”[1]
Resulullah (s.a.a): “Kız çocukları şefkatli, yardımcı ve bereketlidirler.”[2]
Resulullah (s.a.a): “Allah Tebarek ve Teala kadınlara erkeklerden daha merhametlidir. Erkek mahremi olan kadınlardan birini sevindirecek olursa Allah da kıyamet günü onu sevindirir.”[3]
İmam Sadık (a.s): “Erkek çocukları nimet, kız çocukları ise iyiliktir. Allah nimetlerin hesabını sorar, iyilikler için ise mükafat verir.”[4]

[1] Kenz'ul-Ummal, 45374
[2] a. g. e. 45399
[3] el-Kafi, 6/6/7
[4] a. g. e. s.7/12

Çocuklar Arasında Adalete Teşvik
Resulullah (s.a.a): “Çocuklarınız arasında (size karşı) iyilikte ve lütufta adalet üzere davranmalarını sevdiğiniz gibi siz de onlara karşı adaletli olunuz.”[1]
Resulullah (s.a.a) iki çocuğundan birini öpüp diğerini öpmeyen bir adamı görünce şöyle buyurmuştur: “Neden o ikisi arasında eşit davranmadın?”[2]

[1] Kenz’ul Ummal, 45347
[2] el-Bihar, 74/84/94
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 05:13


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.