aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KADIN, AİLE VE HİCAB | ÖRNEK KADINLAR

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10-28-2011, 03:12
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.439
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz.Fatime (sa) Evliliği Allah cc Emri ile olmuştur

İşte O İlahi Emir

İbn Ebi'l-Hadid şöyle der:
"Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve alih) Ali'yi –aleyhisselam- Fatıma –aleyhisselam- ile evlendirmesi, Allah'ın gökte meleklerin şahitliğinde Ali'yi –aleyhisselam- Fatıma –aleyhisselam- ile evlendirmesinden sonra gerçekleşmiştir. (1)

Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediği rivayet edilir:
"Resulullah (sallallahu aleyhi ve alih) Fatıma'yı Ali (aleyhisselam) ile evlendirdiği zaman, Allah onları Arş'ının üzerinde evlendirmişti. (2)

İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s) şöyle rivayet edilir: "Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
Ben ancak sizin gibi bir insanım. Sizin aranızda evlenirim ve sizleri evlendiririm. Ama Fatıma (aleyhisselam) hariç. Onun evlenmesi gökten gelen vahiyle olmuştur. (3)

Kaynaklar:
1-Şerh-u Nehci'l-Belâğa 9/193; farklı bir açıklamayla Zehairu'l-Ukba, s. 40-41.
2-Biharu'l-Envar, 43/142.
3-Biharu'l-Envar, 43/145.


Tebarani İbn Mesuddan naql etmişdir: Peyqamber (saa) buyurdu:"Allahu Teala Bana emir etmişdir ki, Fatimeyi Ali ile evlendirim".
Suyuti dedi: Hadis hesendir.(müteberdir)
Kaynak: "el-Cemius-Sağir",hadis 1693.

إن الله تعالى أمرني أن أزوج فاطمة من علي
- ‏(‏طب‏)‏ عن ابن مسعود
- ‏(‏ح‏)‏


İbni Abbas Hazreti Resullah sallallahu aleyhi ve alih’in İMÂM ALİ aleyhisselam’a şöyle buyurduğunu nakleder:
“Ey ALİ! Allah-u Teala, Fatima’yı seninle evlendirdi ve bütün yeryüzünü Onun mihriyesi olarak karar kıldı. Zira sana düşman olan birisinin yer yüzünde yürümesi haramdır.”
Kaynaklar:
( El Muhtezer: s.133 Misbah-ul Envar: 229 Bihar-ul Envar: c.43 s.145 Keşf-ul Ğumme: c.1 s.472 )
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 10-28-2011, 06:51
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.439
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Ali olmasaydı, Fatıma'ya denk bir koca bulunmazdı."

Hz. Zehra aleyhisselam , Resulullah'tan (sallallahu aleyhi ve alih) sonra, bu ümmetin istisnasız en büyük şahsiyetinin evinde yaşadı. Tek amacı İslâm sancağını taşımak ve onu savunmak olan adamın...

Siyasal koşulların son derece hassas ve gayet tehlikeli olduğu bir dönemdi. İslâm orduları daima teyakkuz hâlindeydi. Her yıl kanlı savaşlara tutuşmak durumundaydı ve Ali aleyhisselam de bu savaşların çoğuna katılıyordu.

Hz. Zehra aleyhisselam , bu müşterek hanede gerekli atmosferi, sıcaklığı ve istenen şefkati fazlasıyla oluşturuyordu. O, bu hâliyle Ali'nin aleyhisselam cihadına da ortak bulunmuş oluyordu. Çünkü bir hadiste de vurguladığı gibi,


"Kadının cihadı iyi bir eş olmasıdır."[1]

Hz. Zehra aleyhisselam , eşini yüreklendiriyor, cesaretini ve fedakârlığını övüyordu. Gelmekte olan çatışmalar öncesinde onu güçlendiriyordu, kalbini teskin ediyor, acılarını dindiriyor, yorgunluğunu gideriyordu. İmam Ali aleyhisselam şöyle der:

"Fatıma'ya bakardım. Ona baktığım anda bütün kederler ve hüzünler bir anda beni terk ederdi."[2]

Fatıma aleyhisselam , eş olmanın kendisine yüklediği görevleri eksiksiz yerine getirmeye büyük bir özen gösterirdi. Eşinin izni olmadan bir gün dahi evinden çıkmadı. Bir gün olsun ona kızmadı, evinde yalan söylemedi, ona ihanet etmedi, hiçbir emrine karşı çıkmadı. Hz. Ali aleyhisselam de ona aynı hürmeti gösterir, sevgisini eksik etmezdi. Ali aleyhisselam , Fatıma'nın aleyhisselam yüksek makamını ve derecesini bilirdi. Bir keresinde şöyle demişti:

"Allah'a yemin ederim ki, Allah onu katına alıncaya kadar, onu hiç kızdırmadım, üzmedim. O da beni hiçbir zaman kızdırmadı, hiçbir emrime karşı çıkmadı."[3]

İmam Ali aleyhisselam , ömrünün son demlerinde kendisine tavsiyelerde bulunmak isteyen Fatıma'ya hatırlatır. Fatıma şöyle der:

"Ey amcamın oğlu! Benden yalan bir söz işittin mi? Bir ihanetimi gördün mü? Benimle beraber olduğun günden beri bir kere olsun sana karşı çıktığıma şahit oldun mu?"

Ali aleyhisselam şu karşılığı verir:

"Allah'a sığınırım. Sen, Allah'ı en iyi bilenlerden birisin. En çok iyilik eden, en fazla O'ndan korkan ve en çok O'ndan sakınansın. Allah'a yemin ederim ki, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi ve alih) vefatıyla başıma gelen musibeti yeniden yaşattın bana. Senin vefatın, benim seni yitirmem, büyük bir musibettir benim için. Biz Allah'tan geldik ve O'na döneceğiz."[4]

Ebu Said el-Hudrî'den rivayet edilir: Bir gün Ali b. Ebu Talib aleyhisselam acıkmış bir hâlde sabahladı. Dedi ki:

"Ey Fatıma! Bana verebileceğin bir yiyecek var mı?" "Hayır." dedi, "Babama peygamberliği, sana vasiliği bahşeden Allah'a yemin ederim ki, benimle bu sabaha hiçbir yiyecek çıkmadı ve iki günden beri yediğimiz hiçbir şey yoktur. Sadece bir yiyecek vardı. Onu da, kendime ve Hasan ile Hüseyin'e tercih ederek sana vermiştim." Ali aleyhisselam dedi ki:

"Ey Fatıma! Bana söyleseydin ya, sizin için yiyecek bulmaya çıksaydım?" Dedi ki: "Ey Ebu'l-Hasan! Sana, güç yetiremeyeceğin bir şeyi yüklemek hususunda Allah'tan utanırım."[5]

İslâm'ın bu model karı kocası işte böyle yaşadılar. Örnek olmak hususunda üzerlerine düşeni eksiksiz bir şekilde yerine getirdiler. Yüksek İslâm ahlâkına ilişkin birer göz kamaştırıcı örnek olarak parlak simalarıyla tarih sahnesindeki yerlerini aldılar. Nasıl olmasın ki? Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve alih), zifaf gecesi Ali'ye,

"Ey Ali! Ne güzel eştir şu senin eşin!" Fatıma'ya da, "Ey Fatıma! Ne iyi kocadır şu senin kocan!" demişti.[6]

Bir keresinde de şöyle demişti:

"Ali olmasaydı, Fatıma'ya denk bir koca bulunmazdı."[7]
Kaynaklar
[1]- Vesailu'ş-Şia, 20/221, Âlu'l-Beyt Müessesesi basımı
[2]- el-Menakıb, Harezmî, s.353, en-Neşru'l-İslâmî Müessesesi.
[3]- age.
[4]- Ravzatu'l-Vaizin, 1/151.
[5]- Biharu'l-Envar, 43/59
[6]- age. 43/117, 132
[7]- Keşfu'l-Gumme, 1/472
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 12-24-2011, 11:02
alinin mezlumesi alinin mezlumesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Oct 2011
Mesajlar: 88
alinin mezlumesi is an unknown quantity at this point
Standart Bir Teklif ve Ali (a.s)'dan Cevap

Münafıklardan biri, Hz. Fatıma (s.a)'nın çeyizi az olduğundan, Ali (a.s)'ı incitmek, onu küçük düşürmek istiyordu. Bir gün bu gayeyle Ali (a.s)'ın yanına gelerek şöyle dedi:

Ey Ali, sen içimizde en kâmil, makamı en yüce, derece, ilim ve fazilette en üstünümüzsün. Araplar arasında en cesurumuz ve en yiğidimiz de sensin. Niçin yemeğini kazanda pişirip kapağında yiyen fakir bir kızla evlendin? Eğer benim kızımla evlenseydin evimden evine kadar pahalı çeyizlerle yüklü yüzlerce deve dizer, sana verirdim...

Ali (a.s) şöyle cevap verdi:

Bu evlilik yüce Allah'ın rızasıyla gerçekleşmiştir. Gayemiz onun rızasıdır. Para biriktirip dünyanın süsüne aldanmak bize göre değildir. Bizler paramızla övünmeyiz. Övünmek yalnızca takva ve iyi ameller üzerinedir.

Evlilik Tarihi

Ehl-i Beyt İmamları'ndan (a.s) gelen rivayetlerin tümün-de Hz. Fatıma'nın (a.s) Ali (a.s) ile evlenmesinin tarihi, Müslümanların Bedir Savaşı'ndan zaferle dönmelerinin hemen sonrası gösterilir.

İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir:

Ali (a.s) Fatıma'yı (a.s) ramazan ayında nikâhladı ve aynı senenin zilhicce ayında Bedir Savaşı'ndan hemen sonra zifafa girdi.[1]

Ayrıca, Emirü'lMüminin'in (a.s) hicretin ikinci yılında, şevval ayının ilk günlerinde Bedir Savaşı'ndan döndükten birkaç gün sonra Fatıma (a.s) ile gerdeğe girdiği rivayet edilmiştir.[2]

Yine Hz. Peygamber'in (s.a.a) hicretin ikinci senesinin zilhicce ayının başında Fatıma'yı (a.s) Ali (a.s) ile evlendirdiği de rivayet edilmiştir.[3]
Kaynaklar:
[1]- Keşfu'l-Gumme 1/364; Biharu'l-Envar, 43/134
[2]- el-Emalî, Tusî, s.43, Meclis: 2, Hadis: 47
[3]- Misbahu'l-Müteheccid, Şeyh Tusî, s.613.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 02-18-2015, 06:37
aliyenveliyullah aşkı aliyenveliyullah aşkı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yönetici
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 782
aliyenveliyullah aşkı is an unknown quantity at this point
Standart

İbni Abbas Hazreti Resullah sallallahu aleyhi ve alih’in İmam Ali aleyhisselam’a şöyle buyurduğunu nakleder:

“Ey Ali! Allah-u Teala, Fatima’yı seninle evlendirdi ve bütün yeryüzünü Onun mihriyesi olarak karar kıldı. Zira sana düşman olan birisinin yeryüzünde yürümesi haramdır.”

( El Muhtezer: s.133 Misbah-ul Envar: 229 Bihar-ul Envar: c.43 s.145 Keşf-ul Ğumme: c.1 s.472 )
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 09-17-2015, 09:22
hacer76 hacer76 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 70
hacer76 is an unknown quantity at this point
Standart O Mubarek Evlilik

Resulullah(s.a.v)'in emriyle «Beni Haşim» kabilesi ve Ashap toplandılar. Daha sonra peygamber(s.a.v) bir hutbe okuyarak «Ali» ve «Fatıma»yı evlendirdi. Mehriyeyi de dörtyüz miskal olarak tayin etti. Ashabdan biri şöyle der: "Hz. Zehra'nın nikah gecesi, peygamber bir koyun kesip, sade bir yemek verdikten sonra, herkesten bu konuda şahitlik aldı" Zehra(s.a)’iın nikahından bir ay sonra hicri ikinci yılda, riyasız ve sade bir düğün töreni düzenlendi. O akşam, Resulullah (s.a.v), Fatıma(s.a)'nın elini Ali(a.s)'ın eliyle birleştirerek şöyle buyurdu: "Ey Ali! Fatıma senin için seçilen en iyi hanımdır." Sonra Fatıma(s.a)'ya dönerek şöyle buyurdu: "Ey Fatıma! Ali de senin için seçilen en hayırlı kocadır." Daha sonra şöyle buyurdu: "Artık kendi evinize gidebilirsiniz" "Muhacir", "Ensar" ve "Beni Haşim" kadınları, ashap ve dostlar akşam yemeğinden sonra Hz.Fatıma'yı Resulullah(sa.v)'ın devesine bindirerek sevinç içerisinde, O'nu Hz. Ali'nin evine götürdüler. Ali(a.s) ve Fatıma(s.a), Medine'den 8 km. uzaklıkta, Kubâ mescidinin yanında, yeni hayatlarına başladılar. Orası, Hicret esnasında Resulullah (s.a.v)´ın gelip varması için Hz. Ali'yi bir hafta beklediği yerdi. Kısa bir süre sonra Medine'ye dönerek, kendilerine, O Hazret'in yanıbaşında bir ev yaptılar. Çünkü peygamber (s.a.v)´in Ali ve Fatıma'yı yanında görmemesi ve onlardan uzak kalması O'nun için çok zor ve güç bir iş idi. Onların evi çamurdan ve hurma ağacının yaprak ve dallarından yapılmıştı ve küçük kapısı tıpkı iki kalbin birbirine açılması gibi her sabah peygamberin evinin kapısıyla birbirine açılıyordu. Kur'an'da ve hadislerde bu kadar övülen ve her türlü pisliklerden temizlendiği bildirilen «Ehl-i Beyt» ve «İtret» evi ve ailesi işte bu ailedir. Öyle bir ev ki; "Ali" orada babadır ve «Fatıma» anne, «Hasan ve Hüseyin» oğul, «Zeyneb ve Ümm-ü Gülsüm» ise kız. Bu ev, tüm zaman ve nesillerde, bütün halk için bir simgedir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 09-03-2016, 08:07
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.439
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz Ali (as) Ve Hz Fatıma’nın (sa) Evliliği

Hicretin ikinci yılında zilhicce ayının birinci gününde dünyanın iki en yüce şahsiyeti, hayatlarını birleştirdiler.
Birçok kişi Peygamberin (sas) kızıyla evlenmek istiyordu, Arap büyüklerinden birkaç kişi de, Hz Fatıma’yı (sa) babasından istemişti ancak Hz Fatıma’nın değer yargıları diğer insanlardan çok farklı olduğu için bu kişilerin hiçbirisini kabul etmemişti.
Hz Fatıma (sa), ancak kendisi gibi yüce bir iman ve seçkin bir ahlaka sahip, birisiyle evlenebilirdi, böyle birisi de Hz Ali’den başkası olamazdı.
Hz Ali, Resulullah’tan kızını istediğinde, Peygamber efendimiz Hz Fatıma’ya dönerek bu konudaki düşüncesini sordu ve Hz Fatıma da susarak olumlu düşündüğünü ifade etti.
Hz Fatıma görünürde kılıcından başka bir şeyi olmayan bir yiğitle evlendi ama aslında bütün iyiliklerin efendisiyle, bütün güzelliklerin önderiyle hayatını birleştirdi.

En güzel örnek.
Şüphesiz, evlilik, her insanın hayatının en önemli konularından birisidir. Birçok kişinin evlendikten kısa bir süre sonra ayrıldığını veya büyük sorunlar yaşadığını görüyoruz, aynı şekilde evlenmek istemeyen birçok gençle de karşılaşıyoruz, bunun en büyük sebeplerinden birisi de evlilik için uygun örneklerin bulunmamasıdır.
İslam’ın ilk ve en başarılı öğrencisi olan Hz Ali’nin hayatına baktığımızda bu yüce şahsiyetin, hayatının her alanında olduğu gibi evlilik hayatında da en güzel örnek olduğunu ve bu yüce şahsiyetten öğrenecek birçok eksikliğimiz olduğunu göreceğiz.
Bazen yüce insanların yüceliği bizi yanlış düşüncelere sevk edebilir öyle ki bazen onların bizim gibi yiyip içmesini bile garipseyebiliyoruz ama bu yanlış bir düşünce tarzıdır. Aslında bu yüce şahsiyetlerin yüceliği de, diğer insanlar gibi günlük sorunlarla iç içe olmalarına rağmen her zaman diğer insanlardan birkaç adım önde olmalarından kaynaklanıyor. Hz Ali ve Hz Fatıma da diğer insanların yaşadığı sorunları yaşıyorlardı, onlar da yemek için, giysi için, barınak için ve sıcak soğuktan etkilenmemek için birçok zorluğa katlanmak zorunda kalıyorlardı ama bütün bu zorlukları da Allah’a yaklaşmak için bir araç olarak kullanıyorlardı. Hz Fatıma’nın ev işlerini yaparken ellerinin su toplatıp yara olduğunu, Hz Ali’nin ise işçi olarak hurma bağlarında çalıştığını biliyoruz, bunların hepsi hayat dersleridir. Bu yüce şahsiyetler Allah’ın yeryüzündeki en seçkin iki kulları olmalarına rağmen dünyanın zorluklarına sırtlarını dönmediler, tam aksine o zorlukları bir araç olarak kullandılar, vücutlarını, su toplamış ellerini ve yaralı sırtlarını Allah’a bir adım daha yaklaşmak için kullandılar.
Hz Ali (as), Hz fatıma için çok güzel bir eş olmakla da kalmadı aynı zamanda çocukları için de seçkin bir baba oldu, Hz Fatıma da aynı şekilde.
Eş olmak her ne kadar çok sorumluluk gerektiriyorsa da baba veya anne olmak daha ağır bir sorumluluktur. Hz Ali ve Hz fatıma’nın çocuklarına olan davranışları bu konunun hassasiyetini anlatmak için yeterlidir.

Eş seçimi.
Hz Ali evlenirken kendisi gibi birisiyle evlendi. İlminde, takvasında, ahlakında ve aile asaletinde kendisine en yakın olan kişiyle hayatını birleştirdi. Aslında Hz Ali, Hz Fatıma için ve Hz Fatıma da Hz Ali için yaratılmıştı.
Günümüzde gençlerimiz eş seçimi yaparken aradıkları özelliklerin büyük bir kısmı gözle görülür, hayat için pek faydası olmayan gelip geçici özelliklerdir. Fiziki güzellik veya dünya malı, aile hayatının sağlığı açısından ve en önemlisi Allah’a kul olmak açısından ikinci veya üçüncü önem’e sahipken günümüzün gençleri için en önemli ölçü haline gelmiştir. Artık sadece güzel kızlar veya zengin beyler isteniyor, artık gençlerimizin eşlerinde aradıkları en büyük özellik dünya zevklerine hitap eden özelliklerdir, Allah için yaşayan insanlar çok az, dünyayı bir araç gören insanların sayısı çok az, zorlukları birer merdiven olarak gören insanların sayısı çok az.
Bugün yaşadığımız bu sorunların bir sebebi de büyüklerimizin hayatından uzak kalmamızdır.

Düğün.
Hz Ali’nin düğün merasimi her ne kadar gözle görünür birçok süslemelerden yoksun olsa da, israf ve bol harcamalardan uzak olsa da sevgi ve aşk dolusu bir düğün merasimi idi. Genel bir davet verildi ve yemek hazırlığı yapıldı, çok sayıda insanın katılmasına rağmen Resulullah’ın da bereketiyle herkes doyana kadar yemekten yedi, hatta yemeğin bir bölümü de fakir ailelere dağıtıldı ve gelinle damat’a da iki kişilik yemek ayrıldı.

Ortak hayat.
Hz Ali ve Fatıma çok güzel bir evde ortak hayatlarını başlatmadılar. Sahip oldukları ev, çamurdan yapılmış sade bir odadan ibaretti, bu evin tavanı hurma ağacı yaprakları ve kamışlarla kaplanmıştı.
Maddi olarak zengin değillerdi ama çok sade hayatlarına rağmen yürekleri aşkla doluydu. Yedikleri şey, arpa ekmeğinden başka bir şey değildi. İş bölüşümü yapmışlardı, evin içindeki işlerle Hz Fatıma, dışındaki işlerle ise Hz Ali ilgileniyordu.
Bu örneği en çok hak eden bizim gençlerimiz, bu hayatı örnek alacak olurlarsa hayatlarını güzellikle dolduran bir yola adım basmış olacaklarıdır ve sonsuz mutluluk yoluna girmiş olacaklardır.

“Evlilik” sevgi ve arkadaşlığın birlikteliği.
Bir erkek ve bir kadının sevgilerini paylaşmanın en güzel yolu evliliktir. Sevgi, zamanla aşka dönüşür ve eşlerin bağlılıklarını sıklaştırarak aile hayatının sıcak ve samimi bir şekil almasını sağlar. Sevgi göstermek ve sevgi görmek eşlere huzur vererek onların psikolojik dengelerinin korunmasına sebep oluyor. Sevgi, insan’a hayat veriyor ve kalpleri güzelleştiriyor.
Hz Ali ve Hz Fatıma sevgi göstermenin en güzel örnekleridirler. Temiz ve aşk dolusu bir hayat yaşadılar ve aynı şekilde Allah’a koştular. Allah’ın selamı onların üzerine olsun.

Ortak yönleri.
Tam anlamıyla her yönüyle eşit olan eşlerden bahsetmek mümkün değildir. Zira aynı ortamda ve aynı şartlarda büyüyen iki insanlarda bile kendine özgü düşünceler, ruh yapısı ve ahlak söz konusudur bu nedenle tam anlamıyla eşit iki insandan bahsetmek yanlıştır ama evlenirken olabildiğince ortak yönleri çok olan kişiyle evlenmek, en doğru seçenektir. İnsanın bir ömür birlikte olacağı kişi, onunla ne kadar yakın olursa o kadar da sorunların az yaşanacağını söyleyebiliriz, bunun tersi de doğrudur.
İmam Sadık (as) şöyle buyuruyor: Allah, Hz Ali’yi yaratmış olmasaydı yeryüzünde Hz Fatıma’ya eş olacak kimse olmayacaktı.
Resulullah (sas) ve iş paylaşımı.
Hz Ali ve Hz Fatıma evlendikten sonra Peygamber efendimiz, evin içindeki işleri Hz Fatıma’ya, dışındaki işleri ise Hz Ali’ye verdi ve Hz Fatıma işlerin bu şekilde bölünmesinden çok sevinerek şöyle buyurdu: Resulullah’ın, beni, dışarıda yabancı erkeklerle karşı karşıya getirecek olan işlerden uzak tutması beni çok sevindirdi.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 09-27-2016, 08:17
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.439
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

(891/2)
Ebuzer, Hazreti Resûlûllâh sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Melekler, Allah-u Teâlâ’ya arz ettiler: “Ey Rabbimiz! Bizlere Hazreti Fatımat-uz Zehra selamullahi aleyha’nın mehriyesini bildir ki bizlerde Hazreti Fatımat-uz Zehra selamullahi aleyha’nın, yarattıklarının en üstünü olduğuna tanıklık edelim. Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: “Ey gökyüzünde meskenleşmiş meleklerim! Sizleri şahit tutuyorum; Hazreti Fatımat-uz Zehra selamullahi aleyha’nın mehriyesi, dünyanın yarısıdır.” (Delail-u İmamet, s.91, hds.25; Nevadir-ulMu’cizat, s.90, hds.9)
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 12-11-2016, 10:29
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.439
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz. Fatıma’nın (s.a) lakap ve künyesi olan Betül ve Ümmü Ebiha’nın manası nedir?

Soru: Hz. Fatıma’nın (s.a) lakabı olan Betül ve Ümmü Ebiha’nın manası nedir? Betül, asla aylık adet görmeyen kadına mı denir? Bu, Hz. Fatıma’nın (s.a) yetkinliğiyle çelişmez mi? Çünkü yetkinlik halkın adet ve tarzıyla çelişmediği bir durumda değerlidir.

Kısa Cevap: Ümmü Ebiha, babasının annesi anlamındadır ve Betül ise erkeklere yönelik hiçbir meyil ve şehveti olmayan kadına denir. Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Betül, asla adet görmeyen kadına denir; zira adet peygamber kızları için güzel değildir. Her ne kadar belirli ve normal bir yaşta bütün kadınların bedenlerinden adet kanının çıkması gerekiyorsa da yüce Allah kendi özel inayetiyle bazı kadınların bu kaideden müstesna olmasını irade etmiştir. Kadınlar için adet görmemek bir erdemdir. Hz. Fatıma’ya (s.a) ek olarak Hz. Meryem (s.a) ve diğer peygamber kızları da asla adet görmemiştir. Bundan dolayı bir olgunun olağan dışı olması onun değer ve erdem ile çelişmesine neden olmaz. Nitekim Hz. İsa’nın (a.s) beşikteyken konuşması olağanüstü bir şeydi, lakin bu husus büyük bir mucize sıfatıyla Hz. İsa’nın (a.s) nübüvveti ve yüce annesi Hz. Meryem’in (s.a) iffetinin deliliydi.

Ayrıntılı Cevap: Hz. Fatıma’nın (s.a) lakap ve künyelerinden biri Ümmü Ebiha ve bir diğeri ise Betül’dür. Ümmü Ebiha Hz. Peygamber’in (s.a.a) kızına verdiği babasının annesi anlamına gelen bir lakaptır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.a) küçük yaşlarda annesini yitirmiş ve tüm bereketli ömrünü zorlukla geçirmişti. Hz. Hatice ile evlenmeden önce ve hatta ondan sonra sürekli müşriklerin eziyetine maruz kalmıştı. Bu durumlarda kendisinin aziz kızı Hz. Fatıma (s.a) küçük bir çocuk olmasına rağmen bir kelebeğin mum etrafında dönmesi gibi babasının etrafında dönüyor, hiçbir zaman ondan ayrılmıyor, onun hüznünü giderme noktasında elinden ne geliyorsa yapıyor ve babasına teselli veriyordu. Hz. Peygamber (s.a.a) onun bu şefkatini görünce gözyaşı dökmekte ve o babasının annesidir diye buyurmaktaydı. Bu künyeyi Şii ve Sünniler nakletmiş ve manası hakkında bir takım beyanatlarda bulunmuşlardır. Belirtilenlere ek olarak bunun manası bağlamında belki de en önemli yön “Üm” (anne) sözcüğünün sözlükte maksat ve gaye anlamında da belirtilmiş olmasıdır. Hz. Fatıma (s.a) peygamberlik ağacının semeresi ve son Peygamberin (s.a.a) ömrünün hâsılı olması nedeniyle ona babasının annesi demekteydiler. Hz. Peygamberin (s.a.a) hayatının gerçek hedefi, semeresi ve gayesi oydu.
Betül “betel” kökünden türeyip kesmek manasına gelir ve değişik manalarda kullanılır:
1. Betül, erkeklere yönelik hiçbir meyil ve şehvet taşımayan kadına denir.[1]
2. Betül, diğer kadınlar ile temel farklılıkları olan kadına denir. Bazı kaynaklarda belirtildiği üzere Hz. Meryem ve Hz. Fatıma’ya (s.a) Betül denmesinin sebebi, kendi zamanlarının kadınlarından erdem, din ve soy olarak farklı olmalarıdır.
3. Betül, dünyevi ve maddi ilgilerden uzak olan kimseye denir. Hz. Meryem ve Hz. Fatıma’ya (s.a) Betül denmesinin nedeni onların dünya ile ilişkilerini koparıp yüce Allah’a yönelmiş olmalarıdır.[2]
4. Betül, adet görmeyen kadına denir. Hz. Zehra’ya (s.a) Betül lakabının verilmesinin sebebi onun hiçbir zaman adet görmemiş olmasıdır.
Şeyh Saduk, Hz. Ali’den (a.s) şöyle nakleder: Allah Resulü’nden (s.a.a) Betül’ün manası nedir; sizden duyduğumuza göre hem Hz. Meryem ve hem de Hz. Fatıma’nın Betül olduğunu buyurmuşsunuz bunun anlamı nedir, diye sorulur. Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurur: Betül, adet görmeyen kadına denir; zira adet görmek peygamber kızları için güzel değildir.[3] Aynı şekilde bir rivayette İmam Bakır (a.s) atalarından şöyle nakletmiştir: Hz. Peygamberin kızı Hz.Fatıma (s.a.a)Tahire olarak adlandırılmıştır; zira Hz. Fatıma (s.a) her türlü kirden arıdır ve hiçbir zaman adet ve nifas kanı görmemiştir.[4] Lakin bu hal Hz. Fatıma’ya (s.a) özgü değildir, ayeti şerife (A’li İmran, 42), Şii ve Sünni fırkalardan nakledilen rivayetler ve de ilgili ayet hakkında yapılan yorumlar esasınca Hz. Meryem’de asla adet görmemiştir.[5] Yüce Allah bunu Hz. Meryem için bir erdem olarak beyan etmektedir. Aynı şekilde nakledilen rivayetlere göre tüm peygamber kızları da bu şekildedir; Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Adet görmek, Peygamber kızları için güzel değildir.[6] Olağandışı bir özellik, değer telakki edilebilir mi? Bunun her zaman değer telakki edilemeyeceğini söylemek gerekir. Lakin birçok yerde olağandışı ve olağanüstü özellikler taşımak büyük bir değer sayılır. Hz. İsa (a.s) doğduğu ilk günlerde beşikteyken konuşmuş ve şöyle demiştir: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı. Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti.Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı.Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).”[7]Bu şekilde konuşmak normal değil, olağandışıdır. Lakin bu, Hz. İsa’nın (a.s) büyük mucizelerinden ve kendisinin muhteşem erdemlerinden biri sayılır. Hz. İsa (a.s) bu mucizesi ile annesinin iffetini kötü kimselerin iftiralarından korumuştur. Dolayısıyla her ne kadar adet yaşında olan kadınların adet görmemesi çok tehlikeli bir hastalığın göstergesi olabilse ve bunun bir takım zararlar meydana getirmesi muhtemel olsa da yüce Allah’ın kudret ve hikmeti göz önünde bulundurulduğunda, bu zararların Allah’ın özel olarak seçtiği kimselere zarar vermesinin önü alınabilir ve onların adet görmemesi bir üstünlük sayılabilir. Zira kadınlar belirli günlerde bir özür nedeniyle (adet gibi) namaz kılamaz, oruç tutamaz, Mescidü’l Haram ve Mescid-i Nebi’ye giremez, mescitlerde duramaz ve Kur’an lafız ve kelimelerine dokunamazlar. Lakin Hz. Zehra (s.a) yüce Allah’ın özel inayet ve ilgisi sayesinde bu tür kısıtlamalara sahip değildir.
Kaynaklar:
[1] Ferahidi Halil b. Ahmet, el-Ayn, c. 8, s. 124, Naşir: İntişaratı Hicret, Kum, 1410 h.k, çapı dovvum.
[2] Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’lEnvar, c. 43, s. 15.
[3] İlelu’şŞerayi, c. 1, s. 181, hadis 144.
[4] Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’lEnvar, c. 43, s. 19, hadis 20.
[5] Alusi, Seyyid Mahmut, Ruhu’lMeani fi Tefsiri’lKur’ani’l Azim, c. 2, s. 32, Daru’lKutubu’l İlmiye, Beyrut, çapı evvel, 1415 h.k; Endulisi, Ebu Hayyan Muhammed b. Yusuf, el-Behr’ul Muhit fi’t Tefsir, c. 3, s. 146, Daru’l Fikir, Beyrut, 1420 h.k; Fahru’d Din Razi, Ebu Abdullah Muhammet b. Ömer, Mefatihu’lGayb, c. 8, s. 218, Daruİhyau’tTurasu’l Arabi, Beyrut, 1420 h.k; Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’lEnvar, c. 14, s. 193; Tabatabai, Muhammed Hüseyin, Tefisiru’l Mizan, Musevi Hamedani, Seyyid Muhammed Bakır, c. 3, s. 295, Naşir: Defteri İntişaratı İslami camiayı MuderrisiniHovzei ilmiyeyi Kum, Kum, çapı pencum, 1374 h.ş. ve…
[6]Saduk, İlelu’şŞerayi, c. 1, s. 181, hadis 144, naşir: Daveri.
[7] Meryem Suresi, 30-33. ayetler.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 08-23-2017, 11:29
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.439
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Hz. Ali (aleyhisselam) ile Hz. Fatıma (aleyhisselam)'ın Evliliği

Hz. Ali (a.s) ve Hz. Fatıma'nın (s.a) Evliliği (Arapça: زواج الإمام علي من فاطمة الزهراء عليهما السلام); Hicretin ikinci yılı zilhicce ayının birinci günüdür. Şialar her yıl zilhicce ayının birinci gününü, Hz. Ali (a.s) ve Hz. Fatıma'nın (s.a) evlilik yıldönümü olarak kutlarlar. Meşhur görüşe göre Hz. Fatıma’nın (s.a) mehriyesi sünnet olan mehriye (mehri’s sünne: 500 dirhem) miktarı kadardı. Allah Resulü (s.a.a) birkaç talibi geri çevirdikten sonra Ali b. Ebi Talib’in (a.s) Hz. Fatıma (s.a) ile evlilik isteğini kabul ederek, bu yüce evliliğin Allah’ın emri üzerine gerçekleştiğini ve Hz. Fatıma’yı Ali’yle Allah’ın

Evlenme Talebinde Bulunanlar
Şii ve Ehlisünnet kaynaklarında (bazı farklılıklarla) Hz. Fatıma’yı isteme hadisesi nakledilmiştir. Bazı rivayetlerde Medine’de Ebubekir, Ömer b. Hattab ve Abdurrahman b. Avf gibi sahabeden bazılarının Hz. Fatıma (s.a) ile evlenme talebinde bulundukları belirtilmiştir. Ancak Allah Resulü (s.a.a) onlara bu evliliğin Allah’ın emriyle olacağı ve bunun için ilahi bir emir beklediği cevabını vermiştir.[1][2]
Muhacirlerden bazıları Hz. Ali’ye (a.s) şöyle dediler: Neden Fatıma’yı (s.a) istemiyorsun? İmam Ali (a.s): “Allah'a yemin olsun ki bir şeyim yok”. Onlar Allah Resulünün (s.a.a) kendisinden bir şey istemediğini söylediler. Sonunda Peygamber efendimizin (s.a.a) yanına giden İmam Ali (a.s), hayâsından isteğini dile getiremedi. Ancak üçüncü seferinde Hz. Fatıma’yı (s.a) isteyebildi. Resulü Kibriya (s.a.a) şöyle buyurdu: “Bir şeyin var mı?” Ali (a.s): “Ey Allah’ın Resulü (s.a.a) zırhtan başka bir şeyim yok.” Bunun üzerine peygamber efendimiz (s.a.a) Hz. Fatıma’yı on iki buçuk altın mehriye karşılığında Hz. Ali (a.s) ile evlendirerek zırhını ona geri verdi.[3]
Muhacirlerden bazılarının şikâyet ve yakınmaları üzerine Allah Resulünün (s.a.a) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Ben Fatıma’yı Ali’ye vermedim; Allah Teâlâ onu Ali’ye verdi.”[4]

Akid (Nikah) Hutbesi
Halebi, Menakıbı A-li Ebi Talib[5] adlı eserinde şöyle yazmaktadır: Allah Resulü (s.a.a) Hz. Ali (a.s) ve Hz. Fatıma’nın (a.s) evleneceği an bir hutbe okudu. İmam Rıza (a.s), Yahya b. Main (Emali’de) ve İbn Butte’nin (el-İnabe kitabında) senetsiz olarak Enes b. Malik’ten naklettiği hadiste Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Nimetlerinden dolayı hamd edilen, kudretinden dolayı ibadet edilen, saltanatından dolayı itaat edilen, katındaki nimetlerden dolayı arzu edilen, azabından dolayı sakınılan, yerinde ve göğünde emirleri yürürlükte olan, mahlûkatı kudretiyle yaratan, hükümleriyle onları birbirinden ayrı ve farklı kılan, diniyle onları aziz yapan, peygamberi Muhammed'le onlara lütufta bulunan Allah'a hamdolsun. Hiç şüphesiz Allah, evlilik yoluyla gerçekleşen akrabalığı nesebin devamının vesilesi ve akrabalığın bir çeşidi kılmıştır. Nitekim Allah Teâla şöyle buyurmuştur: “Sudan insan yaratıp onu soy ve hısım olarak var eden O'dur. Rabbin, güç sahibidir.”[6] Haberiniz olsun! Allah bana Fatıma'yı Ali ile evlendirmemi emretti. Eğer Ali buna razı olursa, benim onu dört yüz miskal gümüş karşılığında Fatıma ile evlendirdiğime şahit olun". Ali şöyle dedi: "Razıyım, ya Resulallah!”

الحمدلله المحمود بقدرته، المطاع فی سلطانه، المرغوب الیه فیما عنده، الموهوب من عذابه، النافذ امره فی سمائه وارضه، خلق الخلق بقدرته ومیزهم باحکامه واعزّهم بدینه واکرمهم بنبیه محمّد.انّ الله جعل المصاهرة نسباً لاحقاً وامراً مفترضاً وَشَبحَ بهاالارحام والزمها الانام. قال تعالی «هو الذی خلق من الماءِ بشراً فجعله نسباً وصهراً» ثم اِن الله تعالی امرنی ازوّج فاطمه من علی، وقد زوّجتها ایاه علی اربعمئة مثقال فضه (کذا) اِنْ رضیتَ یا علی.» فقال علی(ع) رضیتُ یا رسول الله

Evlilik Tarihi
Kuleyni, Kâfi kitabında İmam Seccad’dan (a.s) Resulü Kibriya’nın Medine’ye hicretinden bir yıl sonra Hz. Fatıma’yla (a.s) İmam Ali’yi (a.s) evlendirdiğini nakletmektedir.[7] Bu görüş, Taberi’nin İmam Bakır’a (a.s) dayandırarak, İmam Ali’nin hicretin ikinci yılı, safer ayından kalan son birkaç gecede Hz. Fatıma’yla evlendiğine dair, naklettiği rivayetten daha uygundur.[8]
Ebulferec İsfahani Mekatilu’t Talibin kitabında Taberi’nin görüşüne yer vererek devamında şöyle yazmıştır: … ve daha sonra Bedir gazvesinden döndükten sonra Ali ile Fatıma evlendi.[9]
Allah Resulü (s.a.a) hicretin ikinci yılı, zilhicce ayının birinci gününde Hz. Fatıma’yı (s.a) Emire’l Müminin Ali’nin (a.s) evinde gönderdi.[10] Dolayısıyla Hz. Ali’yle Hz. Fatıma’nın akdi ile evliliği arası yaklaşık on aydır. Şayet Peygamber efendimizin nikâh akdini okumakta (nikahlarını kıymada) aceleci davranması, görücülere açık bir cevap vermek için ve evlilik için ise aceleci davranmaması Hz. Fatıma’nın (s.a) cismi olarak daha da rüşt etmesi içindi.[11]


Ehlibeyt’in (a.s.) Annesi
Hz. Fatımat’uz Zehra’nın (salamullahi Aleyha) çeyizi


1- Yedi dirheme alınan bir gömlek
2- Bir dirheme alınan bir başörtüsü
3- Bütün vücudu örtmeyen siyah bir kadife
4- Tahta ve hurma lifinden olan mısır ketanından iki döşek
5- İkisi yünden ikisi de hurma lifinden dört yastık.
6- Perde.
7-Hasır
8- Eldeğirmeni
9- Deriden bir su tulumu
10- Tahtadan bir süt kabı
11- Deriden bir su kabı
12- Yeşil renkli bir testi.
13- Çeşitli testiler
14- İki gümüş bilezik
15- Bir bakır kap

Peygamber bunları görünce: “Allahım! Kaplarının çoğu topraktan olan bir topluluğun hayatını mubarek kıl” buyurdu.

Peygamber’in (s.a.a.) kızının mehriyesine dikkat edilmelidir. Onun mehriyesi sünnete uygun olarak beş yüz dirhemden ibaretti. Bu izdivaç aslında diğerleri için bir örnektir.

Mihriyenin ağırlığından inleyen gençler için iyi bir örnektir. Aslında evlilik hayatında samimiyet sevgi ve vefa olmalı yoksa ağır mihriyeler ve bel bükücü çeyizler insanı mutlu edemez.

Günümüzde veliler, damatlarının bir gün keyfi gelip de kızlarını boşarlar diye ağır mihriyeler tayin etmekteler. Hâlbuki bu iş onların hedefini asla temin etmemektedir. Boşanmaların önlenmesi için gençlerin ahlaklarını düzeltmek gerekir. Kültürümüz ve çevremiz öyle olmalı ki boşama diye bir şey gençlerimizin kafasından bile geçmemelidir.

Bu meselenin ahlâk düşkünlüğünden ileri gelen sebepleri yok edilmedikçe ağır mehriyeler (boşanma tazminatı) meseleyi halledemez. Çünkü evlenen kız sırf kocası kendisini boşasın diye, bu tazminattan, vazgeçmek zorunda kalabilir. Kocasının elinden kurtulmak için mihriyesinide bağışlayabilir.
-Peygamber efendimiz Hz. Fâtıma’ya düğün günü şöyle nasihat etti:

*Kızım, evimizden çıkıp başka bir eve, ülfet etmediğin bir kimseye gidiyorsun..
*Sen kocana yer ol ki, o sana gök olsun!
*Sen ona hizmetçi ol ki, o sana köle olsun!
*Kocana yumuşak davran!
*Öfkeli hallerinde sessizce yanından kayboluver..
*Öfkesi geçinceye kadar ona görünme..
*Ağzını ve kulağını muhâfaza et..
*Kocan sana fenâ söylerse, söylediklerini duyma;
*sakın mukâbelede bulunma!
*Ona karşı gelme!
*Dâimâ senden güzel söz işitsin, güler yüz görsün..
*Bu suretle sana iyi nazarla baksın..”
-İnsanı örten en şanlı örtü EDEPTİR.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 08-23-2017, 11:30
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.439
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Mehriye
Tarihi kaynaklarda Hz. Fatıma Zehra’nın (s.a) mehriye miktarı 400 ile 500 dirhem olarak zikredilmiştir.[12] İmam Rıza’dan (a.s) nakledilen bir hadiste efendimiz, “mehrü’s-sünnet” diye meşhur olan sünnetteki mehriye miktarını 500 dirhem olarak belirtmiştir.[13]
500 dirhem, 1250[14] ila 1500 gram[15] arasında gümüş demektir. O dönemde her on dirhem gümüşün bir altın dinar ettiği göz önünde bulundurulursa sünnete uygun mehriye miktarının 170 ile 223 gram[16] altın olduğu ortaya çıkar (bu miktar, dirhem ve dinarın vezninde yaşanan anlaşmazlıklardan dolayı takribî bir miktardır).[17] İmam Ali (a.s) eşyalarından birini satarak Hz. Fatıma’nın (s.a) mehriyesini temin etmiştir. Bu eşyanın ne olduğu hakkında ihtilaf vardır. Bazı tarihçiler şöyle yazmaktadır: Zırh, koyunyünü, yemani gömleği veya deve. Her ne idiyse sattı ve parasını Allah Resulüne (s.a.a) getirdi. Hz. Peygamber (s.a.a) hiç saymadan ondan biraz aldı ve bir miktarını Bilal’e vererek şöyle buyurdu: “Bu parayla kızım için misk (koku) al.” Geriye kalanını ise Ebubekir’e vererek şöyle buyurdu: Kızımın yaşamı için gereken eşyaları al. Ammar Yasir ve Peygamber’in (s.a.a) ashabından birkaç kişi de Ebubekir’e eşlik ederek çeyizleri hazırlamaya koyuldular. Şeyh Tusi çeyizin listesini şöyle kaleme almıştır:

1- Yedi dirhem değerinde bir gömlek.
2- Dört dirhem değerinde bir başörtü; eşarp.
3- Hayber malı siyah bir kadife.
4- Hurma yapraklarından (üzeri kaytan türü iplerle örtülüp) bağlanmış bir divan.
5- Yüzü kalın ketenden olan; birinin içi hurma lifleriyle, diğerinin içinin ise koyun yünüyle doldurulan iki döşek.
6- İçleri izhirden (Mekke samanı veya Burya bitkisi; yapraklarının tıbbi özelliği bulunan küçük yapraklı bir çeşit kokulu bitki) doldurulmuş olan Taif derisinden yapılmış dört yastık.
7- Yünden yapılmış bir perde.
8- Hacer (Hacer’den maksat Bahreyn’in merkezi veyahut Medine yakınlarında bulunan bir köy) yapımı bir hasır.
9- Bir el değirmeni.
10- Bakır bir leğen.
11- Deriden yapılmış bir kırba.
12- Ahşap bir kase.
13- Süt için bir kâse.
14- Su taşımada kullanılan bir adet tulum..
15- İçi ziftlenmiş ibrik.
16- Yeşil bir sürahi.
17- Topraktan yapılmış birkaç testi.[18]
18- Hz. Fatıma’nın (s.a) düğünden sonra ihtiyaç sahibi bir kadının isteği üzerine yeni gömleğini ona vererek, kendisinin eski elbisesiyle yetindiği nakledilmiştir.[19]

Düğün Akşamı Velime
İslam peygamberi (s.a.a) Bilal Habeşi’yi yanına çağırarak şöyle buyurdu: “Kızım ve amcamın oğlunun düğünüdür. Benim ümmetimin sünnetlerinden birinin düğünlerde velime vermek olmasını severim. Şimdi Ensar ve Muhacirleri davet etmem için git ve bir koyun ve beş müd (ağırlık birimi) arpa al.
Bilal, söylenenleri hazırlayarak Allah Resulünün (s.a.a) yanına getirdi ve O hazret de onları önüne koydu. Halk peygamberimizin isteği üzerine gruplar halinde mescide giriyorlar ve yemeklerini yedikten sonra da gidiyorlardı. Herkes doyup gittikten sonra yemeğin birazı arttı. Allah Resulü yemeğin kalan kısmından bir miktarını teberrük ettikten sonra Bilal’e şöyle dedi: “Bunları kadınların yanına götür ve şöyle de: Bu yemekleri yiyiniz ve beraberinizdekilere de bu yemekten yediriniz.”[20]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #11  
Alt 08-23-2017, 11:31
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.439
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.a) Duası
Düğün velimesi verildikten sonra Allah Resulü (s.a.a) Ali’yle (a.s) birlikte onun evine geldi ve Fatıma’yı (s.a) yanına çağırdı. Fatıma (s.a) öne doğru geldiğinde eşinin babası ile birlikte olduğunu gördü. Resulü Kibriya (s.a.a) kızına “yanıma yaklaş” diye buyurdu. Hz. Fatıma’nın (s.a) babasının yanına yaklaşmasından sonra peygamber efendimiz (s.a.a) kızının elini ve Ali’nin elini tuttu. Fatıma’nın (s.a) elini Ali’nin (a.s) eline koydu ve sonra şöyle buyurdu: “Allah’a andolsun ki ben senin hakkında hiçbir şeyi eksik etmedim; kadrini bildim ve seni hanedanımın (ve insanların) en hayırlısı (ve en alimiyle) evlendirdim. Allah’a yemin olsun ki, seni dünya ve ahiretin seyyidi ve serveri; salihlerden olan bir kimseyle evlendirdim… Şimdi evinize gidin. Allah Teâlâ bu evliliği sizlere hayırlı kılsın ve işlerinizi hayretsin.[21]
Allah Resulü (s.a.a) Esma binti Ümeys’e şöyle buyurdu: “Bana bir su kabı getir”. Esma ayağa kalkarak içi su dolu bir kap getirdi. Resulullah (s.a.a) bir avuç su alarak Hz. Fatıma’nın (s.a) başına serpti ve bir avuç daha su alarak ellerine, bedeni ve boğazına serpti ve şöyle buyurdu: “Ey Allah’ım! Fatıma bendendir ve ben de Fatıma’dan. Beni her çeşit rics ve pislikten uzak tutup tahir ve pak kıldığın gibi, O’nu da (s.a) temiz ve pak kıl.” Daha sonra Hz. Fatıma’ya (s.a) o sudan içmesini, yüzünü yıkamasını, gargara ve istinşak yapmasını söyledi. Ardından bir su kabı daha isteyerek, Ali’yi (a.s) yanına çağırdı ve aynı amel ve duayı O’na da yaptı ve ardından şöyle buyurdu: “Allah kalplerinizi birbirine yakın ve muhabbetli kılsın; neslinizi mübarek ve hayırlı eylesin ve işlerinizi hayırlı etsin.”[22]

Peygamber’in (saa) Yakınına Taşınma
Düğünden birkaç gün geçtikten sonra, Fatıma’dan (s.a) uzak kalmak Allah Resulüne (s.a.a) zor gelmeye başladı; çünkü Fatıma yıllarca onun yanındaydı ve vasfında “Kim Hatice’nin yerini alabilir?! Halkın beni yalancı olarak saydıklarında, beni doğru sözlü bildi. Herkesin beni yalnız bıraktığında, Allah’ın dinine canıyla ve malıyla yardımda bulunmuştur” dediği Hatice’nin anısını her zaman canlı tutmaktaydı. Bundan dolayı gelin ve damada kendi evinde yer vermek ve Hatice’nin yadigârının sürekli yanında olmasını istiyordu. Kendi evinin yakınlarında bir oda bulabilseydi rahatlayacaktı, ama Medineli Müslümanların zahmete düşmesi muhtemeldi. Sonunda gelin ve damada kendi evinde yer vermek istedi, ancak evinde iki eşinin (Aişe ve Sevde) olmasından dolayı bu da zordu. Bu durumu öğrenen Harise b. Numan adlı sahabe Peygamberimizin yanına gelerek şöyle arz etti:
Benim evlerimin hepsi senin evine yakındır. Kendim ve neyim varsa hepsi senindir. Benden aldığın mal, geride bıraktığın maldan daha çok sevimli gelir bana.
Allah Resulü onun bu sözlerine şöyle cevap verdi: "Allah sana ecir versin."
O günden sonra Hz. Ali (a.s) ve Fatıma (s.a) Harisin evlerinden birine taşındılar.[23]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 08-23-2017, 11:32
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.439
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Kaynaklar:
1- İbn Sa’d, Tabakat, c. 8, s. 11.
2- Kazvini, Fatımatu’z Zehra (s.a) ez Viladet ta Şehadet, s. 191.
3- İ’lamu’l Vera, c. 1, s. 161; Tarihi Tahkikiyi İslam, Muhammed Hadi Yusufi Garevi, c. 2, s. 251.
4- Tarihi Yakubi, çapı Beyrut, Daru Sadır, c. 2, s. 41.
5- Yusufi Garevi, Muhammed Hadi; Tarihi Tahkiki İslam (Movsuatu’t Tarihu’l İslam), mütercim: Hüseyin Ali Arabi, Kum, İntişaratı Müessesei İmam Humeyni, payiz 1383, c. 2, s. 251, Menakıbı A’li Ebi Talib, c. 3, s. 35.
6- Furkan Suresi, 54.
7- Rovzetu Kafi, s. 180.
8- Tarihi Taberi, Ebu Cafer Muhammed b. Cerir Taberi, tahkik: Mecid Ebulfaz İbrahim, Beyrut, Daru’t Turas, Tab’atu’s Saniye, 1387 / 1967, c. 2, s. 410.
9- Mekatilu’t Talibin, Ebulferec Ali b. El-Hüseyin El-İsfahani, tahkik: Seyyid Ahmed Sakar, Beyrut, Daru’l Marife, s. 30, ve Hz. Fatıma’nın (s.a) da o zaman 18 yaşında olduğunu eklemiştir.
10- Biharu’l Envar, Allame Meclisi, Müessesetu’l Vefa, Beyrut, Lübnan, 1404, c. 43, s. 92.
11- Yusufi Garevi, Muhammed Hadi, Tarihi Tahkikiyi İslam, c. 2, s. 250.
12- İbn Şehri Aşub, Menakıb, Müessesei İntişaratı Allame, c. 3, s. 350 – 351 ve Muttaki Hindi, Fazıl, Kenzu’l Ummal, Müessesetu’r Risale, c. 13, s. 680.
13- Biharu’l Envar, c. 93, s. 170, hadis 10.
14- Ayetullah Behcet’in Sitesi.
15- Dirhemlerin tam ağırlığı konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktadır
16- Sistani’nin Sitesi.
17- Cevahiru’l Kelam, c. 15, s. 174 – 179; Tovzihu’l Mesail-i Meraci, c. 2, s. 129, çapı Heştum, İntişaratı Camiayı Müderrisin, Kum, 1424.
18- Emali, c. 1, s. 39; Şehidi, Zindiğaniyi Fatıma Zehra (s.a), s. 58 - 59.
19- Şuşteri, İhkaku’l Hak, c. 10, s. 401.
20- Yusufi Garevi, Muhammed Hadi; Movsuatu’t Tarihu’l İslam, Mecmeu’l Fikri’l İslami, c. 2, s. 214.
21- Yusufi Garevi, Muhammed Hadi; Movsuatu’t Tarihu’l İslam, Mecmeu’l Fikri’l İslami, c. 2, s. 214.
22- Yusufi Garevi, Muhammed Hadi; Movsuatu’t Tarihu’l İslam, Mecmeu’l Fikri’l İslami, c. 2, s. 215.
23- Şehidi, Zindiganiyi Fatıma Zehra(s.a), s. 72 – 73; ayrıca bakınız: İbn Sa’d, Tabakat, c. 8, s. 22 - 23.

Bibliyografi
İbn Sa'd, Tabakat.
İbn Şehri Aşub, Menakıb, Müessesei İntişaratı Allame.
Tovzihu'l Mesail-i Meraci, çapı heştum, İntişaratı Camiayı Müderrisin, Kum, 1424.
Şuşteri, Gazi Nurullah, İhkaku’l Hak ve İzhaku’l Batıl.
Şehidi, Zindiganiyi Fatıma Zehra (s.a).
Tabersi, İ’lamu'l Vera, Kum, Müessesetu A'lu'l Beyt (a.s) li İhyau't Turasu'l Arabi, Et-Tab'atu'l Uvla, 1417.
Taberi, Ebu Cafer Muhammed b. Cerir, Tarihi Taberi, Tahkik: Mecid Ebulfazl İbrahim, Beyrut, Daru't Turas, Tab'atu's Saniye, 1387 / 1967.
Kazvini, Fatımatu'z Zehra ez Viladet ta Şehadet.
Kuleyni, Muhammed b. Yakup, Rovzetu Kafi, tashih ve talik: Ali Ekber Gaffari, Tahran, Daru'l Kutubu'l İslamiye, et-Tab'atu'r Rabia, 1362.
Muttaki Hindi, Fazıl, Kenzu'l Ummal, Müessesetu'r Risale.
Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l Envar, Beyrut, Müessesetu el-Vefa, 1404.
Mekatilu't Talibin, Ebu'l Ferec Ali b. El-Hüseyin el-İsfahani, tahkik: Seyyid Ahmed Sefer, Beyrut, Daru'l Marife.
Yakubi, Tarihu Yakubi, Beyrut, Daru Sadır.
Yusufi Garevi, Muhammed Hadi, Tarihi Tahkiki İslam (Movsuatu't Tarihi'l İslami), mütercim: Hüseyin Ali Arabi, Kum, İntişaratı Müessesei İmam Humeyni, payiz 1383, Menakıbı A'li Ebi Talip'ten naklen.
Yusufi Garevi, Muhammed Hadi, Movsuatu't Tarihi'l İslami, Mecmeu'l Fikri'l İslami.
Behcet'in Sitesi.
Sistani'nin Sitesi.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 08-23-2017, 02:52
aliyyenveliyullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aliyyenveliyullah aliyyenveliyullah isimli Üye şuanda  online konumundadır
SİTE TEKNİKERİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 349
aliyyenveliyullah is on a distinguished road
Standart İmam Ali (aleyhisselam) ve Fatime (aleyhisselam)'ın Evliliği

İmam Ali (aleyhisselam) ve Fatime (aleyhisselam)'ın Evliliği
Hicretin 2-ci yılı bu gün Peyqamberimiz saa. qızı Hanım Fatime Zehranı as. İmam Ali as. ile evlendirdi.
(Tatimmetul munteha, sah. 137, Biharul Envar, c.43, sah. 97)

Bu Olay Bedirden Döndükten sonra, Peyqamberin saa Hanımı Haticenin Ölen Kız Kardeşinin Kızı Ruqeyyanın ra. vefatından 16 gün sonra Zilhiccenin 6-da Olmuştur.
(Emali Şeyh Tusi, c. 1, sah. 42
-Bişaratul Mustafa, sah. 267)

İmam Cafer Sadiıq as. buyurub ki:
Eğer Allah Ali'yi as. yaratmasaydı ,dünyada Zehraya as. layiqli bir bulunmazdı.
(Emali Şeyh Tusi, c. 1, sah. 29,42
-Keşful ğumme, c. 1, sah. 472-
Biharul Envar, c. 43, sah. 141-
Mənaqib,c.3,səh.192-
Bişaratul Mustafa, sah. 267
--El Muıtezer sah. 133, 136)
Hanım Fatime Zehranın as. 9 yaşında olan kimi Medinenin her bir tarafından kabile büyükleri, Aile reisleri,
Zenginler Hanım Fatime Zehraya as. elçi geldiler.
Hatta münafiqlar da cüret edib ona elçi geldiler.
Onların bazısının elçiliye gelmesi Peyqamberi saa. rahatsız etdi.
Etiraz eden münafiqlara ise şöyle buyurdu :
--Ben size yok cevabı vermemişim.
Size Allah yok cevabı verib. Fatimenin as. qismeti Allah tarafından müayyən olunacaq.
İmam Huseyin as. şöyle naql olunur ki:
Bir gün Peyqamber saa. Ummu Selemenin ra. evinde idi. Hususi görünüşe mahsus melek nazil olub mühtelif dillerde Allaha tesbih ve taqdis derdi (subbuhun qudduusun diyordular).
O dedi :
Ben Sarsailem. Allah beni sizin yanınıza gönderdi ki, size deyim ki:
-Nuru nurla evlendir.
Hazret saa. buyurdu :
--Kimi kiminle?
Dedi :
Fatimeni as. Ali as. ile.
Peyqamber saa. Fatimeni as. Cebrail as.,Mikail as., ve Sarsailin as. huzurunda Ali ile evlendirdi.
İzdivac gecesi Hazret Fatimeni as. Alinin as. evine Götürdüğünde Peyqamber saa. qarşıda ,Cebrail as. sağ, Mikail as. sol tarafda,70 bin melek ise arkada hareket edirdiler. Bu halde onlar Allaha tesbih(subhanallah) deyirdiler.
Onların bu tesbih demesi sabah namazına qadar devam etdi.
(İqbalul amal, sah. 584-
Tarihu Bağdadi, c. 5, sah. 7)
Hanım Fatime Zehranı as. Götüren devenin yeherini Cebrail as. tutmuşdu.
İsrafil as. ve Mikail as. ise onu müşayiet edirdiler,70 bin melek ise tekbir Söylüyordular.
Zahirde Selman ra. deveninyeherini tutmuşdu. Hamza, Aqil ve Cafer ra. de onu müşayiet edirdiler. Peyqamberin qadınları önde gedirdiler.
Peyqamber saa. onları mescide çağırdı. Fatimenin as. ve Alinin as. Elini qoyub onların ve nesillerinin haqqında dua etdi.
Herkes öz evine gittdi. Kadınlardan yalnız Esma Fatimenin as. yanında qaldı. Bu, Hadicenin as. vasiyyetine göre idi.
Hazret Hadice as. vefat ederken ağladı ve Esmadan Söz aldı ki, Fatimenin evlilik gecesi onu tenha qoymasın. Esma da öz ahdine vefa etdi. Ehvalatı Peyqambere saa. konuşmada o Hadiceni yad edib ağladı ve Esmanın haqqında dua etdi.
(Feyzul alam, sah. 161)

İmam Muhammed Baqir as. buyurub:
--Zehranın as mehriyyesi dünyanın beşde biri ve cennetin üçde ikisidir. Yer yüzündeki 4 Nehir:
Fırat, Nil, Nehrivan ve Belh Fatime as. içindir.
Allah Peygambere saa. buyurdu:
--Ey Muhemmed sen Fatimeni 500 dirhemle (gümüş para) Ali ile evlendir ki, bu senin ümmetinin içinde bir sünnet(adet) olsun.
(Biharul Envar,c. 43, sah. 113)

Diğer rivayetde bildirilir :
--Mehriyyesi dünyanın dörtde biri, cennet ve cehennemdir.
Dostlarını cennete, düşmanlarını ise cehenneme koyacaktır.
(Biharul Envar, c. 43, sah. 113)

Bir Diğer rivayetde ise Hanımın mehriyyesi dünyanın yarısı olarak yazılmıştır.
(Medinetul meaciz, c. 2, sah. 336)

Evlilik merasiminde Peyqamber saa. Aliye as. buyurdu ki:
--Öz Zıhrını sat.
O zırhını satıp parasını Peyqambere saa. verdi.
Peyqamber saa. Ummu Selemeye ra. bir miktar para verdi ki, Nikah merasimi için yemek hazırlasın.
Bazı rivayetlerde bildirilir ki, yemek Malzemelerinin yarısını Peyqamber saa., yarısını ise Ali as. hazırladı.
Bazı rivayetlerde naql olunur ki, ev eşyaları alındıqtan 29 ve ya 30 gün sonra Aqil ve Cafer İmam Aliye as. dediler :
--Peyqamberden saa. iste ki, hayat arkadaşını eve getirsin.
Peyqamberin saa. zevcelerinden bazısı dediler ki:
--Biz Peyqamberden saa. rıca ediyoruz ki, siz zevcenizi getiresiniz.
Peyqamber saa. dedi:
Biz bekliyoruz ,o özü gelib bizden istesin.
İmam Ali as. buyurdu :
Hayam bana mani olur.
Peyqamber saa. Düğün merasiminin qurulmasına izin verdi ve İmam Aliye as. buyurdu :
--Her kimi istersen davet et.
Kadınlar qadınlara, Ali, Ammar, Bilal ra. ve bir kaç kişi ise kişilerehizmet edirdiler. Erkeklerin meclisi mescidde idi.
Sahabeler öz hediyyeleri ile o iki ilahi nurun evlilik bayramında iştirak edir, Peyqamberin saa. Emri ile hazırlanmış yemekden yediler.
Peyqamber saa. Ali as. ve Fatime as. için de yemek gönderdi.
3 gün o yemekden yediler. Ama Hiç Bir Zaman yemek azalmadı.
Bu evlilkden 5 Evlat dünyaya geldi:
İmam Hasan as.,İmam Huseyn as., Zeyneb as. ve Ummu Kulsum as..
Bu Evlatlar Peyqamberin saa. zamanında dünyaya göz açtılar,sonuncu evlatları Muhsin as. ise Peyqamberin saa. şehadetinden sonra münafıqların darbeleri neticesinde anası Fatimeden as Düşük oldu (ölü doğdu).
Hanım Fatime as. 9 il 75 ve ya 95 gün İmam Alinin as. evinde yaşadı ve Muhsinin as. şehadetinden sonra şehid oldu.
Onların yerdeki evlilikleri ile semadaki evlilkleri arasında 40 gün fasile oldu. Allah onların nikahını kıydı.
Bu zilhiccenin 1-de ve ya 6-da bu olay oldu.
(Delailul imame,Tebari, sah. 45, 47)


6 ذى الحجه
1. ازدواج امير المؤ منين (عليه السلام ) و حضرت زهرا (عليها السلام )
در اين رز در سال 2 ه آقا و سرور ما خاتم الانبيا (صلى الله عليه و آله )، امير المؤ منين (عليه السلام ) را به سيده نساء عالميان فاطمه زهرا بتول عذراء (عليها السلام ) تزويج فرمود(757). اين ماجرا بعد از رجوع از جنگ بدر 16 روز بعد از وفات رقيه دختر پيامبر (صلى الله عليه و آله ) در روز سه شنبه 6 ذى الحجه واقع شده است (758).
امام صادق (عليه السلام ) فرمود: ((اگر خداوند متعال امير المؤ منين (عليه السلام ) را خلق نمى كرد، در تمام زمين انسانى كه كفو و شايسته همسرى با حضرت فاطمه (عليها السلام ) باشد يافت نمى شد(759))).
خواستگارى از فاطمه (عليها السلام )
هنگامى كه سن مبارك بتول عذراء حضرت صديقه طاهره فاطمه زهرا (عليها السلام ) نه سال كامل شد، از اطراف و اكناف اهل مدينه و عظماى قبايل و رؤ ساى عشاير و صاحبان ثروت و مكنت به خواستگارى حضرت آمدند. عده اى از منافقين نيز اين جرئت را به خود دادند كه با كمال بى شرمى به خواستگارى آن حضر بيايند.
هنگام خواستگارى بعضى از آنها رسول اكرم (صلى الله عليه و آله ) بسيار ناراحت شدند، و به عده اى از منافقين كه اعتراض كردند، فرمودند: ((من شما را رد نكردم ، بلكه خدا شما را رد كرده و امر فاطمه (عليها السلام ) از جانب خداوند متعال معين مى شود)). آنان غافل از اين بودند كه اين گوهر گرانبها را خداوند در سايه عزت و حراست خود حفظ فرموده و او را در خور استعداد ابناء دنيا از ملوك و رعايا و ارباب فقر غنا قرار نداده است ؛ بلكه او را براى وصى پيامبر (صلى الله عليه و آله ) على بن ابى طالب امير المؤ منين (عليه السلام ) ذخيره فرمود است (760).
از امام حسين (عليه السلام ) روايت شده كه فرمود: روزى حضرت رسول (صلى الله عليه و آله ) در خانه ام سلمه بود. فرشته اى با هيبت خاصى بر آن حضرت نازل شد كه با لغات گوناگون كه به يكديگر شباهتى نداشت مشغول تسبيح و تقديس خداوند بود. او عرض كرد: من صر صائيلم . خداوند مرا نزد شما فرستاده كه به شما بگويم : ((نور را به نور تزويج كن )). حضرت فرمود: ((چه كسى را با چه كسى ))؟ گفت : ((فاطمه را با على بن ابى طالب )). لذا پيامبر (صلى الله عليه و آله ) فاطمه (عليها السلام ) را در حضور جبرئيل و ميكائيل و صر صائيل به عقد على (عليه السلام ) در آورد و اين عقد در زمين بود.
در اين هنگام پيامبر (صلى الله عليه و آله ) به ميان شانه هاى صر صائيل نگريست و ديد نوشته است : لا اله الا الله ، محمد رسول الله ، على بن ابى طالب مقيم الحجه . فرمود:اى صر صائيل ، از كى اين جمله بين شانه هاى تو نوشته شده ؟ گفت : دوازده هزار سال پيش از آنكه خداوند متعال دنيا را بيافريند(761).
مراسم عروسى
هنگامى كه حضرت فاطمه (عليها السلام ) را در شب ازدواج به خانه على (عليه السلام ) مى بردند، پيامبر (صلى الله عليه و آله ) از جلو ايشان ، جبرئيل در سمت راست و ميكائيل در سمت چپ ايشان ، و هفتاد هزار فرشته پشت سر حضرتش حركت مى كردند و در آن حال خدا را تسبيح مى گفتند و تقديس مى كردند، و اين تقديس و تسبيح آنها تا طلوع فجر ادامه داشت (762).
جبرئيل زمام ناقه اى كه آن حضرت را مى بردند و اسرافيل ركاب و ميكائيل دنبال آن را گرفته بود، و پيامبر (صلى الله عليه و آله ) جامعه هاى فاطمه (عليها السلام ) را منظم مى كرد، و هفتاد هزر ملك با ديگر فرشتگان تكبير مى گفتند؛ اما به حسب ظاهر سلمان زمام ناقه را گرفته بود و حمزه و عقيل و جعفر از اهل بيت از قفاى حضرت فاطمه (عليها السلام ) و بنى هاشم با شمشيرهاى كشيده مى آمدند، و همسران پيامبر (صلى الله عليه و آله ) از پيش روى مى آمدند.
پيامبر (صلى الله عليه و آله ) آنها را به مسجد طلبيد و دست فاطمه (عليها السلام ) را در دست على (عليه السلام ) نهاد و فرمود: بارك الله فى ابنه رسول الله ؛ و نيز فرمود: هذه وديعتى ؛ و بعد از مراسمى مخصوص ، پيامبر (صلى الله عليه و آله ) در حق آنها و نسل ايشان دعا كرد. سپس فرمود: مرحبا ببحرين يلتقيان و نجمين يقترنان .
سپس پيامبر (صلى الله عليه و آله ) از نزد ايشان بيرون آمد و چهار چوب در را گرفت و فرمود: طهركما الله و طهر نسلكما، انا سلم لمن سالمكما و حرب لمن حاربكما، استودعكما الله و استخلفه عليكما.
آنگاه همه به منازل خود رفتند و از زنان جز اسماء كسى نزد فاطمه (عليها السلام ) نماند، و اين به خاطر وصيت حضرت خديجه (عليها السلام ) بود كه هنگام وفات گريست و از اسماء عهد و پيمان گرفت كه در شب عروسى حضرت فاطمه (عليها السلام ) آن حضرت را تنها نگذارد. اسماء هم به عهد خود وفا كرد، و چون ماجرا را براى پيامبر (صلى الله عليه و آله ) نقل كرد، آن حضرت ياد خديجه (عليها السلام ) كرد و گريست و در حق اسماء دعا فرمود(763).
مهريه حضرت زهرا (عليها السلام )
در مقدار و نوع مهريه آن حضرت روايات مختلفى وارد شده است :
- يك لباس مشكى بلند و يك پوست گوسفند و مقدارى عطر(764).
- يك لباس نرم و ملايم و يك زره خطى كه ساخت بحرين است (765).
- چهار صد و هشتاد درهم (766).
- چهار صد مثقال نقره (767).
- پانصد درهم ، كه علامه مجلسى (رحمه الله ) مى فرمايد: اصح اقوال همين قول است (768).
- زره حطمى كه ارزش آن سى در هم بود(769) و پوست قوچ يا ميش (770).
- درع حطمى (771).
- يك شتر(772).
- يك پنجم زمين . پيامبر (صلى الله عليه و آله ) فرمود: ((در آسمان معين شده كه مهريه زهرا يك پنچم زمين است . پس هر كه در زمين را برود در حالى كه با او و فرزندانش دشمن باشد، قدم زدن او تا روز قيامت در زمين حرام است (773))).
امام باقر (عليه السلام ) فرمود: مهر فاطمه (عليها السلام ) يك پنجم دنيا و دو سوم بهشت است ، و در زمين چهار نهر فرات ، نيل ، نهروان و بلغ براى حضرت فاطمه (عليها السلام ) است . خداوند به پيامبر (صلى الله عليه و آله ) فرمود: ((اى محمد، تو فاطمه را به مهريه پانصد درهم به ازدواج على در آور تا سنتى در بين امت تو باشد(774))). در روايت ديگر: ((يك چهارم دنيا و بهشت و جهنم است ، كه دوستان خود را داخل بهشت مى كند و دشمنان خود را به جهنم روانه مى نمايد(775))). در روايت ديگر مهريه آن حضرت نصف دنيا ذكر شده است (776).
وليمه عروسى
اثاث منزل و وليمه عروسى حضرت زهرا (عليها السلام ) چنين بود كه پيامبر (صلى الله عليه و آله ) به امير المؤ منين (عليه السلام ) فرمود: ((زره خود را بفروش )). آن حضرت زره را فروخت و پول آن را خدمت پيامبر (صلى الله عليه و آله ) آورد. پيامبر (صلى الله عليه و آله ) مقدارى را جهت تهيه غذاى عروسى به ام سلمه دادند. بنابر بعضى روايات نصف از لوازم غذا را پيامبر (صلى الله عليه و آله ) و نصف ديگر را امير المؤ منين (عليه السلام ) تهيه نمودند.
جهازيه حضرت زهرا (عليها السلام )
مقدارى را هم به بلال و عمار دادند كه از بازار لوازم خانه را خريدارى كنند. يك پيراهن ، يك عدد روسرى ، قطيفه سياه خيبرى يا عباى سياه ، پرده نازك پشمى ، يك عدد حصير از بافته هاى قريه هجر، آسياى دستى ، يك عدد طشت مسى ، مشك براى آب آوردن ، كاسه اى سفالين ، مشكى مخصوص خنك كردن آب ، ابريقى كه طرف بيرونش رنگ شده بود، كوزه سفالين ، پوست گوسفند(777).
امير المؤ منين (عليه السلام ) مى فرمايد: در آن شب كه دختر پيامبر (صلى الله عليه و آله ) به خانه من آمد، بسترمان جز يك پوست گوسفند نبود(778).
در جاى ديگرى از آن حضرت نقل شده كه فرمود من از فاطمه (عليها السلام ) در حالى ازدواج كردم كه جز يك پوست گوسفند چيزى نداشتيم كه شب بر روى آن مى خوابيديم و روز علوفه شترمان را بر روى آن مى ريختيم و خدمتگزارى در خانه نداشتيم (779).
در روايتى ديگر مى فرمايد: پيامبر (صلى الله عليه و آله ) به خانه ما آمد در حالى كه ما بر روى خود قطيفه اى انداخه بوديم كه اگر از طول آن را به روى خود مى كشيديم ، پهلويمان خالى مى شد و اگر از عرض مى انداختيم سر و پاهايمان بدون روپوش مى ماند(780).
بعضى از اهل سنت نقل كرده اند: هنگامى كه فاطمه (عليها السلام ) به خانه على (عليه السلام ) رفت ، در خانه آن حضرت چيزى جز ريگ پهن شده ، كوزه سفالين ، بالش و ظرفى براى آب نيافت (781).
بنابر نقلى ديگر دو كوزه كوچك ، ظرف مخصوص شير كه از چوب مى تراشيدند، سبويى سبز رنگ كه روغن يا آرد در آن مى ريختند، چهار بالش يا متكا يا پشتى با رويه اى از پوست پر از گياه خشك سبز رنگ ، از اثاثيه منزل بود(782).
عروسى و شركت كنندگان
در بعضى روايات آمده است كه بعد از خريد، 29 يا سى روز، امير المؤ منين (عليه السلام ) صبر كرد تا اينكه جعفر و عقيل به آن حضرت گفتند: از پيامبر (صلى الله عليه و آله ) خواهش مى كنيم كه شما همسرت را بياورى .
پيامبر (صلى الله عليه و آله ) فرمود: ((ما انتظار داريم خود او بيايد و از ما در خواست كند)). امير المؤ منين (عليه السلام ) مى فرمايد: عرض كردم : ((حيا مانع من مى شود)). پيامبر (صلى الله عليه و آله ) اجازه مجلس عروسى و وليمه را فرمودند، و به امير المؤ منين (عليه السلام ) فرمودند: ((هر كس را دوست دارى دعوت كن )). زنان به كار زنها و امير المؤ منين (عليه السلام ) و عمار و بلال و چند نفر ديگر به كار مجلس مردها كه در مسجد بود، مى رسيدند.
اصحاب با هداياى خود در جشن عروسى آن دو نور الهى شركت كردند، و از وليمه عروسى كه به دستور پيامبر (صلى الله عليه و آله ) فراهم آمده بود، ميل كردند. در آن مجلس 4000 نفر از آن طعام خوردند و پيامبر (صلى الله عليه و آله ) غذايى براى امير المؤ منين و فاطمه (عليها السلام ) فرستاد، در حاليكه چيزى از آن غذا كم نشد و همچنان به جاى ماند، با وجود اينكه سه روز از آن تناول مى كردند.
شب با مراسمى مخصوص ، حسب الامبر پيامبر (صلى الله عليه و آله ) آن دو بزرگوار را به حجره ام سلمه آوردند. ام سلمه مى گويد: هنگامى كه خورشيد غروب كرد، پيامبر (صلى الله عليه و آله ) فرمود: ((فاطمه را بياور)). من رفتم و دست فاطمه (عليها السلام ) را گرفته در حالى كه لباسش بر زمين كشيده مى شد و از خجالت و شرم عرق از چهره اش جارى بود، آن حضرت را نزد پدر بزرگوارش آوردم . هنگامى كه خدمت آن حضرت رسيد، از شدت خجالت پايش لغزيد. پيامبر (صلى الله عليه و آله ) فرمود: ((خداوند تو را از لغزشهاى دنيا و آخرت نگه دارد)).
هنگامى كه پيش روى آن حضرت قرار گرفت ، چادر را از صورت فاطمه (عليها السلام ) كنار زد تا على (عليه السلام ) چهره او را ببيند. سپس دست او را در دست على (عليه السلام ) قرار داد و اين گونه بود كه اين زندگى نورانى آغاز شد(783).
ثمره ازدواج نوارنى
ثمره اين ازدواج مبارك و نورانى و الهى پنج فرزند بود. دو امام معصوم (عليهم السلام )، آقا و مولايمان حضرت مجتبى (عليه السلام ) و سرور شهيدان حضرت اباعبدالله (عليه السلام )، دو دختر حضرت عقيله بنى هاشم زينب كبرى و جناب ام كلثوم (عليهم السلام )، كه اين فرزندان در زمان حيات پيامبر (صلى الله عليه و آله ) در مدت نه سال به دنيا آمدند. آخرين فرزند ايشان حضرت محسن (عليه السلام ) بود كه بعد از شهادت پيامبر (صلى الله عليه و آله ) به مدت چند روز به وسيله ضربه هاى بين در و ديوار و كتك هاى منافقين و ظالمين به شهادت رسيد(784).
حضرت فاطمه (عليها السلام ) نه سال و 75 روز يا 95 روز در منزل امير المؤ منين (عليه السلام ) زندگى كرد تا آنكه بعد از شهادت حضرت محسن (عليه السلام ) به شهادت رسيد.
ازدواج آسمانى
بين ازواج آن حضرات در آسمان و تزويج آنها در زمين چهل روز فاصله بود. در اول يا ششم ذى الحجه (785) در حالى كه طرف ايجاب عقد خداوند متعال و طرف قبول جبرئيل و خطبه خوان را حيل بود. شاهدان حاملان عرض و 70 هزار نفر از فرشتگان بود. نثار كننده نقل اين عروسى رضوان خزانه دار بهشت ، و آنچه نثار شد در و ياقوت و مرجان ، و حجله دار اين زفاف اسماء بود(786).
اقوال در روز ازدواج حضرت
اقوال در ازدواج چنين است : عقد در صفر و ازدواج در ذى الحجه (787) عقد در ماه رمضان و ازدواج در ذى الحجه (788)، عقد در صفر و ازدواج در ربيع الاول ، عقد در رجب و ازدواج بعد از بگشت امير المؤ منين (عليه السلام ) از بدر(789)، عقد در ربيع الاول و ازدواج . در ربيع الاول ، عقد در اول يا ششم ذى الحجه (790)، عقد در اول ذى الحجه و ازدواج در ششم ذى الحجه (791)، يك سال بعد از هجرت عقد و يك سال بعد از آن ازدواج (792)، عقد در 28 سفر و چهار ماه بعد از آن ازدواج (793)، عقد در محرم و ازدواج در ذى الحجه (794)، عقد چند روز از شوال گذشته و ازدواج روز سه شنبه ششم ذى الحجه (795) يا نيمه رجب (796).
__________________
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

اَللَّهُمَّ خُصَّ اَنْتَ اَوَّلَ ظالِمٍ بِاللَّعْنِ مِنّى وَابْدَأْ بِهِ اَوَّلاً ثُمَّ الثَّانِىَ وَالثَّالِثَ والرَّابِعَ اَللَّهُمِّ الْعَنْ يَزيدَ خامِساً وَالْعَنْ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ زِيادٍ وَابْنَ مَرْجانَةَ وَ عُمَرَ بْنَ سَعْدٍ وَ شِمْراً وَ آلَ اَبى سُفْيانَ وَ آلَ زِيادٍ وَ آلَ مَرْوانَ اِلى يَوْمِ الْقِيمَةِ.

"Allah'ım, sen, (Resul ve Ehl-i Beyt'ine) ilk zulmedeni benim özel lanetime mazhar eyle. Bunun için de, önce birinci, sonra ikinci, sonra üçüncü ve sonra da dördüncüden başla. Sonra da... Yezid'e lanet eyle. Ziyad'ın ve Mercâne'nin oğlu Ubeydullah'a, Sa'd oğlu Ömer'e, Şimr'e, Ebu Süfyan'ın, Ziyâd'ın ve Mervân'ın soyuna kıyamet gününe kadar lanet et."


علی علی علی MEN ALİYYEL MURTAZA' NIN NÖKERİYEM علی علی علی
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 08:37


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.