aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KADIN, AİLE VE HİCAB | ÖRNEK KADINLAR

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01-06-2017, 06:12
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Fatime Binti Eset

Şeyh Seduq el-Emal kitabında senedli bir şekilde Abdullah ibn Abbasdan şöyle naql etmişdir:
"Bir gün, Ali ibn Ebu Talib (aleyhisselam) ağlayarak ve "İnna lillah ve inna ileyhi raciun" dediyi bir halde Rasulullahın (salallahu aleyhi ve alih) hüzuruna geldi. Rasulullah (salallahu aleyhi ve alih) ne olmuş“Ya Ali?” dediğinde Hz. Ali (aleyhisselam) böyle cavap verdi: "Ya Rasulullah, anam Fatime binti Esed vefat etdi. "O an Rasulullah (salallahu aleyhi ve alih) da ağladı. Sonra şöyle buyurdu:
"Allah anana rahmet etsin ey Ali, hiç şübhesiz o senin anan idise, benim de anam idi. Al Benim bu sarığımı ve bu iki Elbisemi onu bunlarla kefenle ve qadınlara ona iyi qüsül vermelerini söyle ve Ben gelene kadar onu (evden) çıkarma. Benim Kendim onun (defin) merasimini hazırlayacam."
İbn Abbas diyor ki: "Bir müddet sonra Rasulullah (salallahu aleyhi ve alih) geldi ve Alinin (aleyhisselam) anası Büyük Bir Çöle (Açık alan) çıkarıldı. Peygamber (salallahu aleyhi ve alih) ona, o günə kadar hiç bir kimseye kılmadığı bir cenaze namazı kıldı. Sonra namazda kırk tekbir dedi. Daha sonra mezara inerek orada uzandı. Aynı vakittde Rasulullahdan hiç bir ses ve haraket işitilmemişti, yapılmamıştı. Sonra şöyle buyurdu: "Ey Ali, mezarın içerisine gir; ey Hasan (Haseneyn, Hasan ve Huseyn) mezarın içerisine girin." Onlar da mezara girdiler. Rasulullah (salallahu aleyhi ve alih), yapacağı işleri bitirince “Ya Ali çık, ya Haseneyn (Hasan, Huseyn) çıkın” diye seslendi ve onlar da Dışarı çıkınca Peygamber (salallahu aleyhi ve alih) onun başı üzerine yakınlaşıp şöyle buyurdu:
"Ya Fatime, Ben Adem oğullarının Hükümdarı Muhemmedim ve bununla övünmüyorum. Münker ve Nekir (adlı melekler) sana gelip “Rabbin kimdir?” diye sorduklarında, onların cevabında de ki: “Allah Benim Rabbimdir; Muhemmed Benim Peygamberim, İslam benim dinim, Kur'an Benim kitabım ve oğlum mənim imamım ve velimdir (hükmdarımdır, Peygamberden (salallahu aleyhi ve alih) sonra).” Sonra şöyle devam etdi: Allahım, Fatimeyi mühkem söz üzerinde sabit karar ver (yani Sana verdiyi söze karşı çıkanlardan olmasın, sözünde, ahd-peymanında mühkem kalanlardan olsun)."
Sonra mezardan dışarı çıkdı ve Ali ile mezara bir az toprak dökdü. Sonra sağ elini sol eline vurarak ellerini temizledi ve şöyle buyurdu: "Muhemmedin canı elinde olan Allaha and olsun ki, Fatime benim sağ elimi sol elime vurmamın sesini işitti."
Burada Ammar ibn Yasir ayağa kalkarak böyle arz etdi: "Atam- anam sana feda olsun ya Rasulullah (salallahu aleyhi ve alih) sonra). , ona öyle bir namaz kıldın ki, ondan evvel benzerini kimseye kılmamışdın bunun sebebi ne idi?" Peygamber (salallahu aleyhi ve alih) sonra). Cevabında böyle buyurdu:
"Ey Eba Yeqzan (Ammarın lakabı), o benden böyle bir davranışa layık idi. Çünkü onun Ebu Talibden bir çok Evladı var idi. Onların malı da çok idi, amma bizim malımız az idi, lakin buna bakmayaraq onlardan evvel beni doyurardı; onlardan evvel beni giyindirerdi, onlardan evvel beni temizleyer ve (zeytin yağı ile) yağlayardı. "
Ammar tekrar "Ya Rasulullah, ne için onun namazında kırk tekbir dedin?" deye sordu. Rasulullah (salallahu aleyhi ve alih) sonra). şöyle buyurdu:
"Evet ey Ammar, sağ tarafima bakdığımda kırk sıra meleyin saf bağladığını gördüm. Her saf için bir tekbir dedim."
Ammar yine sordu: Ya Rasulullah (salallahu aleyhi ve alih) sonra). "Mezarın içine niye yatdınız ve hiç bir ses ve hareket işitilmedi sizden (bunun sebebi ne idi?)." Buyurdu ki:
"Şüphesiz ki, insanlar Kiyamet gününde çıplak olarak Kalkacaklar. Ben o sırada devamlı Rabbimden onu giyimli olarak kaldırmasını istiyordum. Muhemmedin canı elinde olan Allaha and olsun ki, onun mezarından çıkdığım zaman başının üstünde, ellerinin yanında ve ayaklarının yanında her birinde nurdan iki çırağın olduğunu gördüm ve onun mezarında vazifeli iki melek onun için istiğfar etmekdedirler ve bu kiyamete kadar böyle davam edecek."
(El-Emal “Şeyh Saduq”, s. 258)
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 01-06-2017, 06:30
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Sünni Kaynaklardan

Sünni Kaynaklardan:

Enes b. Malik şöyle dediği rivayet edilir:

قَوْلُهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي الدُّعَاءِ لِفَاطِمَةَ بِنْتِ أَسَدٍ: اغْفِرْ لأُِمِّي فَاطِمَةَ بِنْتِ أَسَدٍ وَوَسِّعْ عَلَيْهَا مُدْخَلَهَا بِحَقِّ نَبِيِّك وَالأَْنْبِيَاءِ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِي فَإِنَّك أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
Ali (aleyhisselam)'ın annesi Fâtıma binti Esed, vefat ettiği zaman Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun yanına girdi, başucunda oturdu ve dedi ki:
"Allah sana merhamet etsin! Şubhesiz sen benim ikinci annemdin, beni doyurduğun halde kendin aç kalırdın, beni giydirdiğin halde kendini giydiremezdin, bana yedirdiğin halde kendin güzel yemeklerden mahrum kalırdın. Bütün bunları Allah rızası ve ahirat gayesiyle yapardın"
Sonra Peygamber onun üçer üçer yıkanmasını emretti. İçinde kafur bulunan suya sıra gelince Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu kendi eliyle döktü.
Sonra Rasûlullah kendi gömleğini çıkardı, onu ona giydirdi ve üstüne de kefeni örttü. Sonra Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Usame b. Zeyd'i, Ebû Eyyub el-Ensari'yi, Ömer b. el-Hattabî ve zenci bir genci kabrini kazmaları için çağırdı. Kabre ulaştıklarında onu Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'da kazdı ve toprağını elleriyle çıkardı. Kazma işi bitince Rasûllulah (sallallahu aleyhi ve sellem) kabre girdi ve yan yatarak şöyle dua etti:
"Allah, dirilten ve öldürendir. O, ölümsüz bir hayata sahibdir. Annem Fatıma binti Esed'in günahlarını bağışla -Munker nekir melekleri karşısında söyleyeceği- huccetini aklına getir. Peygamberinin ve benden önceki peygamberlerinin hakkı için kabrini genişlet. Çünkü sen merhametlilerin en merhametlisisin"
Kaynaklar:
(İmam Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebir, C. XXIV, s: 352; el-Mu'cemu'l-Evsat, C. 1, s: 152 - 191 ; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya, c. III, s: 121; Hakim (3/116); Nebhani, Huccetullah, (2/1097); Şevahidul Hak, (s.153); İbni Cevzi, İlel, (1/270); İbni Abdilberr, İstiab, (4/1891) Muhibbut Taberi Rıyadun Nadra, (2/202); İbni Esir, Usdûl Gabe, (7/217); Şeblenci Nurul Ebsar, (s.85); Kenzul Ummal, (5/279) İsmail Çetin, Mesaf, (174); Elbani, Silsiletu’l-Ehadîs ed-Daifa, (1/32)

Taberani, İbni Hıbban ve Hakim’in sahih kabul ettiği bir rivayete göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz, Hz. Ali’nin annesi Fatıma binti Esed (Radıyallahu anha)’yı kabre indirirken yaptığı duada: “Ey Allah! Peygamberin ve ondan önceki Peygamberler hakkı için annem Fatıma binti Esed’i bağışla ve kabrini genişlet” demiştir.
Kaynak:
(Taberani, el- Mu’cemü’l-kebir, no: 871, 24/352)

Hz. Ali`nin Vâlidesi Fâtıma Hâtun Vefât Etti

Fâtıma binti Esed, Nebiy-yi Muhterem Efendimizin amcası Ebû Talib`in zevcesi idi. İlk sıralarda Müslüman olmuş ve Medine`ye hicret etmişti. Peygamber Efendimize çocukluğunda büyük hizmetlerde bulunmuştu. Onu çocuklarından daha çok sever ve ihtimam gösterirdi. Peygamber Efendimiz de her zaman onu saygıyla anar, halini, hatırını sorar, onu ziyaret ederdi.

İşte yüksek ahlâk sahibi bu İslâm kadını, hicretin bu dördüncü yılında Medine`de hakkın rahmetine kavuştu. Resûl-i Ekrem Efendimiz ona olan sevgi ve saygısını, "Bugün annem, vefât etti" diyerek izhar etmiştir.

Hz. Ali (aleyhisselam)'ın Annessi), Fatime Binti Esed

"Annem Fâtıma binti Esed vefat ettiği zaman Resûlullah (a.s.m.), kendi gömleğini sırtından çıkarıp ona kefen olarak sardırdı ve cenaze namazını kıldırdı." demiştir.
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, bu mübârek ve muhterem kadının kabrine de indi ve bir müddet kabrin içinde uzandı. Sonra kabirden çıktı. Gözleri yaşlarla doluydu.

Müslümanlar, "Yâ Resûlallah, biz, senin buna yapmış olduğun şeyi, başkasına yaptığını görmemiştik?" dediler.

Nebiy-yi Muhterem Efendimiz şu cevabı verdi:

"Ebû Talib`den sonra bu kadıncağız kadar bana iyiliği dokunan bir başka kimse olmamıştır. Ona, Cennet elbiselerinden giydirilsin diye gömleğimi kefen olarak giydirdim! Kabir hayatı, kendisine mülayim ve kolay gelsin diye de kabirde yanına uzandım."1
Bundan sonra da Resûl-i Zişan Efendimiz şu duâyı yaptı:

"Allah sana merhamet etsin ve hayırla mükafatlandırsın.
Allah sana rahmet etsin, ey annem!
Sen, benim annemden sonra annem idin.
Kendin aç durur, beni doyururdun.
Kendin giymez, beni giydirirdin.
En iyi nimetlerden nefsini alıkoyar, bana tattırırdın. Bunu da ancak Allah rızâsını ve âhiret yurdunu umarak yapardın.
Allah ki, diriltendir, öldürendir. Hayy ve Kayyumdur, O.
Allah'ım! Annem Fâtıma binti Esed'i af ve mağfiret et.
Ona hüccet ve delilini anlat! Kabrini genişlet.
Ben Resûlünün ve benden önceki peygamberlerinin hakkı için, duâmı kabul buyur, ey merhametlilerin en merhametlisi olan Yüce Allah!
"
Kaynak:
{1] İstiâb, 4:1891.

Enes ibni Malik (Radıyallahu anh) derki: Hazreti Ali (Radıyallahu anh)ın anası olan Haşim oğlu Esed’in kızı Fatıma vefat ettiğinde Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)i büyüttüğü için Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun yanına giderek başı ucunda durmuş: “Allah sana rahmet eylesin. Ey öz anamdan sonraki anacığım” demiştir.
Ardından onu özen sözler söyledikten sonra kendi bürdesiyle kefenlenmesini ve kabrinin kazılmasını emretmiş, lahde kadar kazılınca Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendi eliyle kazmış ve toprakları dışarı çıkartmıştır.

Kazı işi bitince Resulüllah kabre girerek onu yere yatırmış ve şöyle duada bulunmuştur: “Ey dirilten ve öldüren, Kendisi hiç ölmeyen ve her zaman diri olan Allah! Anam Esed kızı Fatıma’yı bağışla. Peygamberinin ve benden önceki Peygamberler hakkı için onun mezarını genişlet. Çünkü sen acıyanların en merhametlisisin.”
Kaynak:
(Taberani, el-Mu’cemü’l-Evsat, no:191, 1/153)
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 01-06-2017, 06:43
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Fatıma binti Esed

Fatıma binti Esed

Fatıma bint Esed (Arapça: فاطمة بنت أسد, Farsça: فاطمه دختر اسد), Esed bin Haşim’in kızı, Ebu Talib’in eşi, i Ali bin Ebu Talib’in (aleyhisselam)'ın annesi, İslam peygamberi Muhammed’in (salallahu aleyhi ve alih) kızı olan Fatıma bint Muhammed’in kayınvalidesi, Muhammed’in öksüz ve yetim olduğu günlerde eşiyle birlikte bakımını üstlenendir. Hatice bint Hüveylid’den sonra müslüman olan ilk kadındır.

Hayatı
Şeybe bin Haşim (Abdülmuttalib), Fatıma bint Esed’in, oğlu Ebu Talib için uygun bir eş olacağına karar verdi ve Fatıma’yı oğluna aldı. Bu evlilikten dört erkek ve iki (kimilerince dört) kız çocukları oldu.

Mekke'de, Fil Yılı'nın (Amm’ul- Fil) 30. ayının 13. ya da Recep ayının 13. günü, bir başka görüşe göre de Zilhicce ayının yedinci günü, Fatıma bint Esed doğum yapmak üzere iken Kabe duvarına dayanmış, duvar yarılarak bir ses içeri gelmesini söylemiştir. [1] Daha sonra, İslam’a türlü faydalar sağlayan ve Muhammed’in övgülerine mazhar olan Ali bin Ebu Talib bu şekilde dünyaya gelmiş idi. Ali’den (aleyhisselam) başka üç oğlu daha vardır; ünlü bir komutan olan ve şehit edildiği Mute Savaşı’nda peygamber tarafından Zeyd bin Harise’nin ardından ikinci komutan olarak görevlendirilen Cafer bin Ebu Talib diğerleri ise Talib bin Ebu Talib ve Akil bin Ebu Talib'dir.

Muhammed’den (salallahu aleyhi ve alih) önce İbrahim’in Hanif dinine tabi idi. Zaten, Muhammed’le soyları Haşim bin Abdimenaf’da birleşmekte ve Haşim bin Abdimenaf da İbrahim’in oğlu İsmail’in soyundan gelen bir Hanif idi.

Peygamberliği Öncesi Hz.Muhammed’le (sas) İlişkileri
Hz.Muhammed, (salallahu aleyhi ve alih) dedesi Abdülmuttalib vefat edince kimsesiz kaldı ve onun sorumluluğunu amcası Ebu Talib üstlendi. Fatıma, Muhammed’i (salallahualeyhi ve alih) çocuğu gibi koruyup kolladı. Hz.Muhammed (salallahu aleyhi ve alih) büyüyüp de maddi durumunu bir nebze düzelttiği vakit, bir nevi vefa borcu olarak, maddi olarak zor günler geçiren amcası Ebu Talib’e çocuklarından birisinin bakımını üstlenerek yadım etmeyi düşündü. Diğer amcası Abbas bin Abdülmuttalib’e bu fikrini açtı ve O’da kendisinin de bir çocuğa bakabileceğini bildirdi. Bu isteklerini Ebu Talib’e bildirdiklerinde Hz.Muhammed, (salallahu aleyhi ve alih) Ali’nin, Abbas ise Cafer’in sorumluluklarını yüklendiler.

Peygamber Hz.Muhammed’le (sas) İlişkileri

Muhammed (salallahu aleyhi ve alih) peygamberliğini ilan ettiğinde, Fatıma bint Esed, Muhammed’in eşi Hatice bint Hüveylid’den sonra ona ilk inanan kadın oldu. Müslümanlara yönelik yaklaşık üç yıl boyunca süren boykot boyunca da yolundan dönmedi. Peygamber (salallahu aleyhi ve alih) Medine’ye Hicret’i emrettiği zaman, yola çıkan ilk müslümanlardandı aynı zamanda Medine’ye ulaşan ilk kadındı.

Ölümü ve Hz.Muhammed’in (sas) O’nun Hakkındaki Sözleri
Muhammed, Fatıma bint Esed’in ölümünü haber alınca: Bugün annemi kaybettim dedi ve gömleklerinden birini Fatıma’ya kefen yapılması için gönderdi. Cenazesini Baki Mezarlığı’na kadar taşıdı. Cenaze namazını yönettikten sonra, kabre bir miktar toprak serpti ve;

"Allah’ım, ben O’nu sana emanet ediyorum." dedi.
Kaynaklar:
Bihar’ul- Envar, c.35, s.8. Keşf’ul Ğumme, s.19.
Ali Şeriati. 1996. Muhammed'i Tanıyalım. Ankara: Fecr Yayınevi
Siret-i İbn-i Hişam. Hazreti Muhammed'in Hayatı. Huzur yayınevi.
Abdülbaki Gölpınarlı. 2006. Sosyal Açıdan İslam Tarihi Hz. Muhammed (s.m) ve İslam'ın İlk Devri. Derin Yayınları.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 06-03-2018, 01:46
elif gibi elif gibi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2012
Mesajlar: 146
elif gibi is an unknown quantity at this point
Standart Fatime Binti Esad

- O Benim de Annemdi
Emir’ul-Müminin Ali (a.s)’ın annesi Esed kızı Fatıma dünyadan göçtüğünde, Hz. Ali (a.s) ağlar bir halde Peygamber (s.a.a)’in huzuruna geldi.

Peygamber (s.a.a): “Ya Ali! Ne oldu? Neden ağlıyorsun?” diye sordu.

Hz. Ali (a.s): “Annem dünyadan göçtü!”

Peygamber (s.a.a): “O benim de annemdi” buyurdu ve ağladı.

Daha sonra gömleğiyle cübbesini Hz. Ali (a.s)’a verip şöyle buyurdu: “Bunlarla onu kefenleyin. Kefenleme işi bittiğinde bana haber verin.”

Ona gusül verip kefenledikten sonra defnetmek için çıkardıklarında Peygamber (s.a.a) ona namaz kıldı; öyle ki ondan önce hiç kimseye bu şekilde namaz kılmamıştı. Onun cenaze namazında 70 tekbir söyledi. Daha sonra kabre girerek mübarek elleriyle kabrin lahdını düzeltti ve kabrin içerisinde biraz uzandı. Sonra kalkarak cenazeyi kabre bıraktı ve Hz. Ali’nin annesi Fatıma’ya hitaben: “Ya Fatıma!” diye seslendi.

Fatıma: Lebbeyk (emrinde hazırım) ya Resulellah!” diye cevap verdi.

Resulullah (s.a.a): Rabbinin vâdettiğini hak olarak buldun mu?”

Fatıma: “Evet! Allah Teala sana en iyi mükafat versin.”

Resulullah (s.a.a) telkin verdikten sonra kabirden dışarı çıktı. Sonra kabre toprak döktüler. Halk dönmek istediklerinde Resulullah (s.a.a)’in: “Oğlun! Oğlun!” diye buyurduğunu duydular.

Defin merasimi sona erdikten sonra halk: “Ya Resulellah! Onun hakkında öyle işler yaptın ki, ondan önce hiç kimse hakkında böyle işler yapmamıştın! Elbiseni ona kefen yaptın, yalın ayakla ağır ağır onu teşyi ettin, namazda ona yetmiş tekbir söyledin, onun kabrinde yattın, lâhdi ellerinle düzelttin, “Oğlun! Oğlun!” diye seslendin!”

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdular: “Bunların hepsinin bir hikmeti vardır. Elbisemi ona kefen yapmama gelince; Bir gün kıyamet hakkında konuşurken şöyle dedim: “Halk o gün çıplak olarak haşr olacaklardır!” Fatıma bu sözü duyunca çok rahatsız olduğundan: “Vay halimize!” diyerek bağırdı. Bu yüzden ben elbisemi ona kefen yaptım ve Allah’tan onun kefeninin çürümemesini ve o kefenle haşr olmasını istedim. Yalın ayakla, ağır ağır onu teşyi etmeme gelince; meleklerin, Fatıma’nın teşyii için izdihamlı bir şekilde gelmelerinden dolayı idi. Cenaze namazında ona yetmiş tekbir söylememin sebebi de; meleklerin, Fatıma’nın namazında yetmiş safta durmalarından dolayı idi. Kabrinde yatmamın sebebi ise şunun içindi: Bir gün ona: “Halk ölüyü kabre koyup dağıldıklarında kabir onu sıkar, iki melek (nekir ve münkir) ondan bir takım sorular sorarlar” dediğimde Fatıma korkarak: Ey vay! Böyle bir günden Allah’a sığınırım!” dedi. Ben kabrinde yatarak kabir sıkıştırmasının ondan kalkmasını istedim. “Oğlun! Oğlun” sözüme gelince; O iki melek kabre girdiklerinde Fatıma’ya: “Rabbin kimdir?” diye sordular. Fatıma: “Rabbim Allah’tır” dedi. Melekler: “Peygamberin kimdir?” sorduklarında, Fatıma: “Muhammed (s.a.a) benim peygamberimdir” diye cevap verdi. Melekler: “İmamın kimdir?” diye sorduklarında, Fatıma: “Oğlum Ali’dir” demekten utandı. Bu yüzden ben: “Oğlun! Oğlun! Ali b. Ebi Talip’tir” dedim. Allah Teala da ondan bunu kabul etti.”[1]
Kaynak:
[1] - Bihar, c. 6, s. 232 ve 24; c. 35, s. 81.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08-26-2018, 10:13
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.430
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

İmam Sadık (a.s) kabirdeki ilk anları şöyle anlatıyor:
Cenazeyi mezara defnettikten sonra herkes dönüp gittiğinde çıkardıkları ayak seslerini dahi mezardaki kişi işitir ve arkalarından "Ne olur beni yalnız bırakmayın!" diye yalvarır. Tam da o sırada iki melek yanına gelir. Eğer o kişi müminse, cennetteki yeri ona gösterilir. Ama değilse, ellerindeki demirden topuzla ona öyle bir vururlar ki çıkardığı çığlığı, insanlar ve cinler dışında evrendeki bütün mahlûkat işitir.

* * *
Muhakkak görmüşsünüzdür: Bazen güvercinler hiçbir sebep olmaksızın kondukları yerden panikle ve hızla kanatlanıp uçarlar. Rivayet edilmiştir ki işte bu hayvanlar, berzah âlemindeki ölülerin çığlıklarını işitirler.

Çok zor bir yol var önümüzde ey insanlar! Çok da serbest bir yaşam sürmeyin! Bu kadar rehavet nereye kadar? Bizim büyüklerimiz dahi kabir âlemindeki ilk geceden korkarlardı.

Canımız, kanımız, tüm varlığımız kendisine feda olsun; İmam Ali (a.s) bir gün gözü yaşlı bir hâlde Peygamberimizin (s.a.a) yanına geldi. "Ey Allah'ın Resulü, annem Fatıma vefat etti!" dedi.

Peygamberimiz de bu haberi alınca ağlamaya başladı. "Ey Ali! O sadece senin değil, benim de annemdi; annemiz öldü!" deyip yalın ayakla cenaze evine koştu.

Nitekim Hz. Fatıma Bint-i Esed (İmam Ali'nin annesi), Peygamberimize çocukluğundan beri analık ediyordu. Müslümanlar Şib-i Ebi Talip'te kıtlık dönemindeyken ve Hz. Ebu Talip'in evi, bütün günü bir avuç hurmayla geçirirken Fatıma Bint-i Esed, bazen bir-iki hurmayı bir köşede saklar, onu evlatlarına vermez, geceleri gizlice Peygamberimize verirdi. "Bunları sen ye evladım, sana bir şey olmasına gönlüm asla razı olmaz" derdi.

Hz. Fatıma Bint-i Esed'in ölüm haberini alan Peygamberimiz, gözyaşlarıyla onun evine koştu. Emir verip gusül işlemlerinin tamamlanmasını istedi. Bir süre sonra da mezarlığa doğru yol aldılar. Kabir kazılmış, hazırlıklar yapılmışken Peygamberimiz yetmiş kere tekbir getirdi. İnsanlar merak etmişlerdi. "Ya Resulallah! Neden o kadar tekbir getirdiniz?" diye sordular. "Annem Fatıma'nın cenaze namazı için meleklerden oluşan yetmiş saf gördüm ve her biri için tekbir getirdim" buyurdu. Derken namazı kılındı ve cenaze toprağa verilmek istendi. Ancak Peygamberimiz onlara engel oldu: "Önce ben girip toprağa bir şeyler söyleyeceğim" dedi.

Melekler dahi cenaze namazında saf tutmuşken Peygamberimiz onun için endişe ediyor… Böyle bir şahsiyet için bile Peygamberimiz endişe ediyorken ey genç, ey genç, ey genç!.. Sen ne yapıyorsun? Hangi haldesin? Daha ne zamana kadar gününü gün edeceksin?

Peygamberimiz boş mezara indiğinde gözyaşlarıyla "Ey toprak, diyor; sana annemi getirdik, onunla iyi geçin! Zira o; bizden, sevenlerimizden ve sevdiklerimizdendir…

Ey gençler, bu gece Allah'a dönelim! Ey yaşlılar, hep birlikte "estağfirullah" diyelim! Kız kardeşlerim, karar alın ve "Artık bugün Allah'a dönüyoruz" deyin!

* * *
Rivayet edilir ki: O gün Hz. Fatıma Bint-i Esed'in defin işlemleri tamamlandıktan sonra Peygamberimiz uzun bir süre hiç konuşmadı, hiç kıpırdamadı. Mezarın yanı başında büyük bir sessizlik hâkimdi. Kimse konuşmaya cesaret edemiyordu. İnsanlar safları dahi bozmadan öylece onu bekliyorlardı.

Derken Peygamberimiz aniden sessizliği bozdu:
-Oğlumdur de! Oğlumdur de!

Nihayet kalabalıktan bazıları cesaret edip sordular:
-Ey Allah'ın Resulü, neden böyle söylediniz?

Peygamberimiz(sav)durumu açıkladı:
-Nübüvvet gözüyle iki meleğin kabre indiğini gördüm. Onlar anneme "Rabbin kim?" diye sordular, cevap verdi. "Peygamberin kim?" diye sordular, cevap verdi. "İmamın kim?" diye sorunca durakladı. O sırada Ali, utancından seslenemeyince ben araya girdim ve "Oğlumdur de!" diye yardımcı oldum.

* * *
Allah'ım! Muhammed'in (s.a.v), Ali'nin (a.s), Hasan ile Hüseyin'in ve tüm Ehlibeyt'in yüzü suyu hürmetine hepimizin gözünü aç; bizlere basiret ver! Bu yol çok zor bir yol… Çok zor…

Ölmeden önce ölmelisiniz. Ölü bedeninizle berzah âlemine gitmeden önce düşüncenizle berzaha yönelmelisiniz. Ancak bu şekilde kendinize çekidüzen verebilirsiniz...!
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 08:11


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.