aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KADIN, AİLE VE HİCAB | ÖRNEK KADINLAR

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08-23-2017, 08:45
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.446
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz. Hatice (rahmetulahualeyha)

Hz. Hatice (rahmetulahualeyha)
Hatice bint Hüveylid veya Haticetü'l-Kübra (Arapça: خَدِيجَةُ بِنْتِ خُوَيْلِدٌ) Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) ilk eşi ve ilk Müslüman kadındır. Ümmü’l Müminin diye meşhurdur. Kendisi Kureyş eşraflarından Hüveylid b. Esed b. Abduluzza b. Kusay’ın kızıdır. Annesi Amir b. Lüey’in evlatlarından Fatıma bint Zaide’dır. Cahiliyet döneminde kendisine “Tahire” denmekteydi. Peygamber efendimiz (s.a.a) ona “Kübra” lakabını takmıştır. Hz. Hatice (s.a) Bi’setten önce Hz. Peygamber Efendimizle evlendi.[1] Peygamber Efendimizin İbrahim dışındaki tüm çocukları ondan dünyaya gelmiştir. Erkek çocukları; Kasım ve Abdullah (Tahir ve Tayyip, Abdullah’ın lakaplarındandır, başka çocuklarının isimleri değildir) kız çocuğu; Fatıma’dır (s.a).[2]
Hz. Hatice-i Kübra (s.a) tüm kadınlardan önce İslam’ı kabul ederek iman etmiştir. Serveti İslam dini ve nübüvvetin gelişmesine neden olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.a) her daim onu över, metheder ve şöyle buyururdu: “Ben (kadınlar içinde) Hatice’den daha üstününe nail olmadım, tüm insanlar inkâr ederken o bana inandı, herkes beni yalanlarken o "sen doğrusun çekinme, devam et" dedi. Herkes beni yalnızlığa terk ederken o bana sadece imanı ve sevgisiyle değil malıyla da destek oldu. Bu uğurda maddi varlığını feda etmekten geri durmadı. Bana her şartta sahip çıktı. Üstelik çocuklarımın anasıdır.” Hz. Hatice (s.a) Hicretten üç yıl önce ve altmış beş yaşında iken Mekke-i Muazzama’da hayatını kaybetti.[3] Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) ilk önce kendi cübbesi ile daha sonra cennet cübbesi ile Hz. Hatice’yi (s.a) kefenledi ve Mekke’nin “Hücun dağı” eteklerindeki Mualla türbesinde toprağa verdi.[4]

Hz. Hatice’nin (ra) Özellikleri
Ümmü Hint[5] künyeli Hz. Hatice bint Hüveylid b. Esed b. Abdüluzza b. Kusay el-Kureyşi el-Esedi, Ümmü’l Müminin, Hz. Peygamberin ilk eşi ve Peygambere iman eden ilk kadındır.[6] Mekke’de dünyaya gelmiş ve orada hayatını kaybetmiştir. Net olarak hangi tarihte dünyaya geldiği bilinmemektedir. Kendi kavmi ve müttefikleri Beni Abdüldar b. Kusay tarafından saygı duyulan babasının evinde büyümüş ve olgunlaşmıştır.[7] Şerif bir hanımefendi, zengin ve kendi zamanında itibar sahibi bir insandı.[8] Cabir b. Abdullah Ensari’nin rivayet ettiği bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.a) dünya kadınlarının en üstünleri olarak Hz. Hatice, Hz. Fatıma, Hz. Meryem ve Hz. Asiye’yi tanıtmıştır.[9] Yine Peygamber Efendimiz (s.a.a) Hz. Hatice’yi kâmil kadınlardan saymış[10] ve onu en üstün kadınlardan biri olarak tanıtmıştır.[11] Kaynaklarda: Tahire, Zekiye, Marziye, Sıddıka, Seyyide-i Nisau Kureyş (Kureyş kadınlarının en üstünü),[12] Hayrunnisa (kadınların en hayırlısı)[13] ve üstün sıfatlı kadın lakapları ile anılmaktadır.[14] Ayrıca Ümmü’l Müminin ve Ümmü Zehra künyeleri ile de anılmaktadır.[15]

İslam’dan Önce Hz. Hatice (ra)
Kaynaklar, Hz. Hatice’nin (s.a) İslam’dan önceki durumu hakkında her hangi bir açıklamada bulunmamıştır. Yalnızca üstün makamı, fazilet sahibi biri olduğu ve ticaret ile uğraştığı kaydedilmiştir. Kaynaklarda Hz. Hatice’nin (s.a) İslam’dan önceki yaşantısı hakkında servet sahibi olduğu ve malını mudaraba şeklinde (kar paylaşımı esasına dayalı emek-sermaye ortaklığı) ve bazı kişilerin istihdamı ile kazanç elde ederek ticaret yaptığından bahsedilmektedir.[16]
Yine kaynaklarda yüksek sosyal statüsüne, şeref ve nesep sahibi olduğuna işaret edilmiştir. İbn Seyyidinnas bu konu hakkında şöyle yazmaktadır: “O, şerif ve dirayetli bir hanımefendi idi. Allah ona hayır ve keramet vermiştir. Arap nesepleri arasında orta sınıf, ancak büyük şeref sahibi ve varlıklı bir kadındı.”[17] Belazuri ise onun hakkında şöyle yazmaktadır: “Vakıdi isnadında şöyle demiştir: Hatice bint Hüveylid, asaletli ve nesep sahibi zengin bir tacirdi.”[18]

Hz.Hatice (sa) Şefaat Makamı

علي بن محمد بن علي بن سعد الأشعري‏ عن حمدان بن يحيى‏ عن بشر بن حبيب، عن أبي عبد الله ع‏ أنه سئل عن قول الله عز و جل‏ و بينهما حجاب و على الأعراف رجال‏ قال:

«سور بين الجنة و النار، قائم عليه محمد صلي الله عليه وآله و علي و الحسن و الحسين و فاطمة و خديجة ع فينادون: أين محبونا أين شيعتنا، فيقبلون إليهم فيعرفونهم بأسمائهم و أسماء آبائهم، و ذلك قوله تعالى‏ يعرفون كلا بسيماهم‏ فيأخذون بأيديهم (فيجوزون بهم) الصراط و يدخلونهم الجنة»

Beşer ibn Habib diyor:
İmam Sadıqdan (as) "onların arasında perde var ve Araf üzerinde ise insanlar var " (Araf, 46) ayetinin ttfsiri hakkında sordular. İmam (as) buyurdu:
Behişt (cennet) ve cehennem arasında bir Duvar vardır. Peyqamber (saa), Ali (as), Hasan (as), Hüseyn (as), Zehra (sa) ve Hatice (sa) orada durub feryad ederler: Bizi sevenler Nerededir? Bizim şialarımıız Nerededir?
O büyük şahsiyyetlerin dost ve şialarını huzurlarına getirerler, onları adları ve atalarının adı ile tanıyarlar "یعرفون کلا بسیماهم" (onları yüzündyn tanıyarlar) ayetinin tefsiri budur, onların elinden tutup Sirat köprüsünden geçirerler ve behişte (cennete dahil ederler.
Kaynak:
Biharul-Envar, c. 24, sah 255
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08-23-2017, 08:52
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.446
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Hz. Hatice’nin Evliliği
Hz. Hatice’nin (s.a) evlilik konusu Şia ve Sünni düşünürleri arasında ihtilaf konusu olmuştur. Sünniler Hz. Hatice’nin (s.a) Peygamber Efendimizden (s.a.a) evlenmeden önce iki kere evlendiği ve her evliliğinden bir çocuk sahibi olduğuna inanmaktadır. Ehlisünnet tarihi kaynaklarının çoğunluğu, Hz. Hatice’nin (s.a) önceki evliliklerini kabul etmiş ve evlendiği kişilerin ve çocuklarının isimlerini zikretmiştir. Örnek olarak aşağıdaki kayıtlara bakılabilir:
1. Belazuri, Ensabü’l Eşraf adlı kitabında “Ebu Hale” künyeli “Safvan b. Muhriz’i tanıtırken şöyle yazmaktadır: "...O, Hz. Hatice’nin Peygamberden (s.a.a) önceki eşi idi.”[19]
2. İbn Habip de “El-Münemmak” kitabında “Ebu Hale” künyeli “Nebbaş’ı tanıtırken onun Hz. Hatice’nin (s.a) Peygamber Efendimizden önceki eşi olduğunu yazmıştır.[20]
3. İbn Habip aynı şekilde “El-Münemmak” adlı kitabından sonra yazdığı “El-Muhabber” kitabında üç kere evlenen kişilerin isimlerini kaydederken Hz. Hatice’nin (s.a) de adını yazmıştır. Hz. Hatice’nin (s.a) “Ebu Hale en-Nebbaş el-Useydi” ve “Atik b. Abid b. Abdullah b. Ömer b. Mahzum” adlı kişilerle Peygamber efendimizden (s.a.a) önce evlendiğine değinmiştir.[21]
Buna karşın, Şia düşünürleri konunun tüm boyutlarını daha titiz bir şekilde araştırdıktan sonra, Hz. Hatice’nin (s.a) önceki evlilikleri hakkında kuşkuya düşmüş ve Hz. Hatice’nin (s.a) önceden hiçbir evlilik yapmadığına ve ilk evliliğinin Hz. Resulü Kibriya Efendimizle (s.a.a) olduğuna inanmaktadır. Hz. Hatice’nin (s.a) Hz. Peygamber Efendimizden (s.a.a) önce hiç evlilik yapmadığına dair delil ve karineler şu şekilde özetlenebilir:
1. İbn Şehraşub, Seyyid Murtaza’nın “Şafi”, Şeyh Tusi’nin “Talhis” adlı kitaplarında Hz. Hatice’nin (s.a) Hz. Peygamber Efendimizle (s.a.a) evlendiğinde “Azra” olduğuna işaret etmişlerdir. Elbette bu kişiler, “Rukiye” ve “Zeynep” adlı çocukların Hz. Hatice’nin (s.a) kız kardeşi Hale’den olduklarına inanmaktadırlar.[22] Öyle anlaşılıyor ki bu görüşte bazı hatalar bulunmaktadır. Çünkü tarihi kaynaklarda Hz. Hatice’nin “Rukiye” ve “Zeynep” adlı çocuklarının önceki evliliklerinden değil, bizzat Hz. Peygamber efendimizden (s.a.a) olduğu kaydedilmiştir.[23]
2. Hz. Hatice’nin (s.a) yüksek konum ve makamı, Kureyş’in ileri gelenlerinden bir çoğunun evlilik teklifini reddetmesi de Hz. Hatice’nin (s.a) Peygamber efendimizden önce evlilik yapmadığına bir başka kanıttır. Kabile taassup ve bağnazlığının hâkim olduğu Hicaz’ın düşünce ve kültür atmosferinde Kureyş’in namlı büyüklerinden olan Hz. Hatice (s.a) gibi bir kadının Temim ve Mahzum kabilelerinden iki Arap’la evlendiği nasıl kabul edilebilir?[24]
3. Hz. Hatice’nin (s.a) Hz. Peygamber Efendimizle (s.a.a) evlenmeden önce evlenmediğine dair bir diğer delil ise şu olabilir. Peygamber efendimizden (s.a.a) sayılan ve Hz. Hatice’ye (s.a) nispet verilen bu iki çocuk, yapılan araştırmalarda Hz. Hatice’nin (s.a.a) çocukları değildir, bilakis Hz. Hatice’nin (s.a) kız kardeşi Hale’nin çocukları idi. Hale ilk olarak Mahzum kabilesinden bir adamla evlendi ve ondan bir çocuğu oldu. Sonra Temimli başka birisiyle evlendi ve ondan da Hint adlı başka bir çocuğu oldu. Hz. Hatice (s.a) Hale’nin eşinin ölümünden sonra Hale ve iki çocuğunun bakımını üstlendi. Arapların örfünde olan Rabiyye’nin (eşten kalma çocuklar) çocukları öz oğul olarak kabul edildiğinden onları Peygamber efendimizin (s.a.a) çocukları olarak saymışlardır.[25]

Hz. Hatice’nin (ra) Peygamber (saa) Efendimizle Evliliği
Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Hatice’den daha üstününü görmedim, tüm insanlar inkâr ederken o bana inandı, herkes beni yalanlarken o "sen doğrusun çekinme, devam et" dedi. Herkes beni yalnızlığa terk ederken o bana sadece imanı ve sevgisiyle değil malıyla da destek oldu. Bu uğurda maddi varlığını feda etmekten geri durmadı. Bana her koşulda sahip çıktı. Üstelik çocuklarımın anasıdır.”

—Şeyh Müfid, El-İfsah, s. 217

Tüm kaynaklar Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) ilk eşinin Hz. Hatice (s.a) olduğunu yazmıştır ve bunların çoğu Hz. Hatice (s.a) ile evlendiğinde Efendimizin yaşının 25 olduğunu kaydetmiştir. İbn Abdülber, Hz. Hatice’nin (s.a) Peygamber Efendimizin (s.a.a) ilk eşi olduğuna ve onunla yaşadığı süre zarfında başka bir kadınla evlenmediğine inanmaktadır.[26] Aynı şekilde Hz. Hatice ile evlendiğinde yaşının 25 olduğu ve Fil yılından yirmi altı yıl sonra olduğunu kaydetmiştir.[27] Aynı şekilde Zühri’den naklettiği bir rivayete göre Peygamber Efendimizin (s.a.a) Hz. Hatice (s.a) ile evlendiğinde yaşının 21 olduğunu kaydetmiştir.[28] Mes’udi de Hz. Hatice’nin Peygamber efendimizin ilk eşi olduğuna inanmaktadır.
[29] Bazı kaynaklar da aynı şekilde bu konuyu tekit etmiştir.[30] İbn Esir, Hz. Hatice’nin Peygamber efendimizin ilk eşi olduğuna vurgu yaparak bu evliliğin Bi’setten önce olduğuna inanmaktadır.[31] İbn Esir ise Hz. Hatice (s.a) ile evlendiğinde Peygamber efendimizin (s.a.a) yaşının 21, 22, 25, 28, 30 ve 37 olduğunu belirten çeşitli görüşleri belirtmiştir.[32] Hz. Hatice’nin (s.a) Peygamber Efendimizle (s.a.a) evlendiğinde kaç yaşında olduğu konusunda da kaynaklar aynı görüşte değildir. Kaynaklarda 25 yaşından 46 yaşına kadar yaş farklılıkları zikredilmiştir. Kaynakların çoğu, Hz. Hatice’nin Peygamber Efendimizle (s.a.a) evlendiğinde yaşının 40 olduğu yönündedir.[33] Mes’udi ise bu yaş dışında başka yaşlarda olabileceği ihtimalini başkalarından nakletmektedir.[34] Bazı kaynaklarda yaşının 25 olduğu[35] ve başka kaynaklarda ise yaşının: 28,[36] 30,[37] 35,[38] 44,[39] 45,[40] ve 46,[41] olduğu kaydedilmiştir.
Hz. Hatice’nin (s.a) Hz. Peygamber Efendimizle (s.a.a) evlendiğinde kaç yaşında olduğunun tespit edilmesi biraz güçtür. Hz. Resulü Kibriya (s.a.a) Hz. Hatice (s.a) ile birlikte 25 yıl yaşamıştır (15 yıl Bi’setten önce[42] ve 10 yıl Bi’setten sonra), öte yandan Hz. Hatice (s.a) vefat ettiğinde yaşı 65 veya Beyhaki’nin tercih ettiğine göre ise 50’dir. Dolayısıyla Hz. Hatice’nin (s.a) Hz. Peygamberimizle (s.a.a) evlendiğinde yaşının 25 veya 40 olması gerekmektedir. Eğer Hz. Hatice, Peygamber Efendimizle evlendiğinde yaşı 25 olursa, vefatında yaşının 50 olması gerekir, çünkü evlendiğinde yaşı 25’dir. Bu görüşü bazı araştırmacılar tercih etmiştir.[43] Bu görüş kaynaklarda yaygın olmadığından, bu görüşün kabul edilmesi biraz güçtür. Ancak Peygamber Efendimizin (s.a.a) Hz. Hatice’den (s.a) olan çocuğu Kasım’ın Bi’setten sonra vefat etmesinin[44] anlamı şudur ki Kasım Hz. Hatice’den dünyaya geldiğinde Hz. Hatice’nin yaşının 55 veya daha fazla olması gerekir. Bu ihtimal ise zayıftır. Bu konu Şia ulemalarının görüşleri ile kaynaklara dayandırıldığında Hz. Hatice’nin (s.a) Peygamber Efendimizle (s.a.a) evlendiğinde “Azra” olduğu[45] ve Hz. Hatice (s.a) gibi makam ve konum sahibi bir hanımefendinin 40 yaşına kadar Kureyş’ten evlenmemesi uzak bir ihtimal gibi durmaktadır. Dolayısıyla Hz. Hatice (s.a) evlendiğinde yaşının 25 veya 28’den daha büyük olmaması gerekmektedir.[46]
Evlilik sırasında veya öncesindeki yaş ve yıldan daha önemli olan şey, bu mukaddes konudaki amaç ve niyettir. Kayanlarda Hz. Peygamber Efendimiz ile Hz. Hatice-i Kübra’nın (s.a) bu bağlamdaki amaçlarının ilahi ve kutsal niyetleri olduğudur. Özellikle bu konu Hz. Hatice’yi (s.a) Hz. Peygamberimizin (s.a.a) yönüne itmiştir. İbn Kesir, İbn İshak’tan şöyle nakletmektedir: Hatice (s.a) Muhammed Emin’in (s.a.a) doğruluk, doğru sözlülük, emanete riayet eden ve ahlaki özelliklerini tanıdığında onu malının emini karar kılmış ve Şam ticaret seferinden döndüğünde ve Meysere’nin (Hz. Hatice’nin kölesi) Hz. Peygamberin (s.a.a) özelliklerini açıklamasından sonra Hz. Muhammed’e (s.a.a) evlilik teklifinde bulundu.[47] İbn Seyyidinnas da Hz. Hatice’nin (s.a) Peygamber Efendimizin ahlaki özellikleri ve sadakatinin ona evlilik teklifinde bulunmasına sebep olduğunu belirtmiş ve Hz. Hatice’nin (s.a) Peygamber Efendimizde (s.a.a) bulunan sadakat, emanete riayet, doğru sözlülük ve ahlaki özelliklerinden dolayı ona evlilik teklifinde bulunduğunu kaydetmiştir.[48] İbn Esir de bu faktörlerin aynılarını Usdü’l Gabe kitabında belirtmiştir.[49]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08-23-2017, 09:01
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.446
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Hz. Hatice’nin (ra) Peygamberin (saa) Nezdindeki Konumu
Hz. Hatice’nin (s.a) Hz. Peygamber Ekrem’in (s.a.a) yaşamında önemli bir yeri ve konumu vardır. Hz. Hatice’nin (s.a) Hz. Peygamberin (s.a.a) yanındaki konumu hakkında çok sayıda hadis nakledilmiştir. Hz. Hatice’nin (s.a) vefatından yıllar sonra bile onun eşsiz ve benzersiz bir kadın olduğu Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) tarafından dile getirilmekte ve ona o senin için yaşlı bir kadından başka bir şey değildi dediklerinde şöyle buyurmuştur: “Ben Hatice’den daha üstününü görmedim, tüm insanlar beni inkâr ederken o bana inandı, herkes beni yalanlarken o "sen doğrusun çekinme devam et" dedi. Herkes beni yalnızlığa terk ederken o bana sadece imanı ve sevgisiyle değil malıyla da destek oldu. Bu uğurda maddi varlığını feda etmekten geri durmadı. Bana her koşulda sahip çıktı. Üstelik çocuklarımın anasıdır.”[50] Hz. Hatice (s.a) Hz. Resulü Kibriya Efendimizle (s.a.a) evlendikten sonra onun için en iyi eş olmuştur. Sıdk ve aşkla efendimize eşlik etmiş ve eşlerin ortak yaşamlarında birbirlerine sağlamaları gereken huzur ve mutluluğu Hz. Peygamberimiz (s.a.a) için hazırlamış ve bu yolda Allah’ın hoşnutluğu dışında hiçbir amaç gütmemiştir. Bundan dolayı, Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) Hz. Hatice (s.a) hayatta olduğu sürece başka bir evlilik yapmamış ve kendisine eş seçmemiştir.[51] Efendimizin Hz. Hatice (s.a) hakkında söylediği bazı sözler ona ne kadar değer verdiğini ortaya koymaktadır. Belki da bazı kaynaklarda Hz. Hatice (s.a) için kullanılan en uygun tabir onun en üstün ve en sadık vezir ve müşavir olduğu, Hz. Peygamberin huzur ve saadet vesilesi olduğuna dair söylenen tabirlerdir.[52]

Hz. Hatice’nin Çocukları
Hz. Hatice (s.a) ve Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) ortak yaşamlarının semeresi olarak yedi veya sekiz çocukları dünyaya gelmiştir. Başka kaynaklara göre ise bu sayı altıdır. İbn Kesir’in, İbn İshak ve İbn Hişam’dan naklettiği bir rivayete göre Efendimiz (s.a.a), Hz. Hatice’den (s.a) yedi çocuk sahibi olmuştur ve İbrahim dışındaki tüm çocukları Hz. Hatice’dendir.[53] Yine İbn-i Kesir’in Yunus b. Bukeyr’den naklettiği bir rivayette ise, Peygamber Efendimiz’in (s.a.a) Hz. Hatice’den (s.a) olma altı çocuğunun adları sayılmaktadır.[54] İbn Esir’in, Zübeyr b. Bekâr’dan yaptığı bir alıntıda, Hz. Resulü Kibriya’nın (s.a.a) çocuklarının Tayyip ve Tahir olarak adlandırılmasının nedeninin bu çocukların Peygamber Efendimiz’in (s.a.a) nübüvvetinden sonra dünyaya gelmelerinden ötürü olduğu yönündedir.[55] Öteki kaynaklar da Efendimizin (s.a.a) İbrahim dışındaki tüm çocuklarının Hz. Hatice’den dünyaya geldikleri yönündedir.[56] İbn Esir Cezri’nin, Zübeyr b. Bekâr’dan naklettiği bir rivayette Peygamberimiz’in (s.a.a) sekiz çocuğunun olduğu zikredilmiştir.[57]
Öyle anlaşılıyor ki Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) Hz. Hatice’den olma çocuklarının sayısı hakkındaki ihtilaflar, çocukların isimleri ile lakaplarının karıştırılmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) Hz. Hatice’den (s.a) olma çocukları Kasım ve Abdullah (Tahir ve Tayyip, Abdullah’ın lakaplarındandır, başka çocuklarının isimleri değildir) adlı iki oğlu ve Fatıma adlı Bir kızı vardır.[58]

Hz. Hatice’nin (ra) Fazilet ve Erdemleri
Hatice (s.a) ilim ve iman sahibi bir hanımefendi
Hz. Hatice (s.a) gerçek manada bilge ve soylu bir hanımefendi idi. İbn Cevzi onun hakkında şöyle yazmaktadır: “Hatice’nin (s.a) bilge, pak, faziletli, yenilikçi olması ve maneviyatı, kemali, gelişim ve ilerlemeye olan aşkı onun özelliklerindendi. Daha gençlik yıllarında bile Hicaz ve Arap kadınları arasında tanınan faziletli kadınlardan biriydi.”[59] Maddi varlığından daha önemli olan şey, onun sonsuz maneviyat varlığıydı. Onunla evlenme talebinde bulunan Kureyş’in ileri gelenleri ve eşrafını reddederek Hz. Peygamberi (s.a.a) kendisine eş seçmesi, kendi maddi servetini ahiret saadetine tercih etmesi; ebedi cennet nimetlerini kazanmasına neden olmuştur. O, ahiret nimetine ermek için Peygamberi (s.a.a) tasdik eden ilk insan olmuş ve Onunla birlikte ilk namazı kılmıştır.

Hz. Hatice (ra) İslam ve Namazda Öncü
Kaynaklara bakıldığında Hz. Hatice’nin (s.a) İslam’daki öncülüğü kesindir ve herkes tarafından teyit edilmektedir. Kaynaklar,Hz. Hatice’nin (s.a) İslam dinini kabul eden ilk kişi olduğunu ortaya koymaktadır.[60] Hatta bazı kaynaklar bu konuda icma ve ittifak olduğu iddiasında bile bulunmuşlardır.[61] İbn Abdülber Hz. Ali’yi (a.s) Hz. Hatice’den (s.a) sonra iman eden kişi olarak bilmektedir.[62] Kaynaklar ayrıca Kur’an’ın vurguladığı “İslam’daki es-Sabikun” yani öncüler tabirinin Hz. Hatice (s.a) ve Hz. Ali’nin (a.s) ilk iman edenler olduğundan onlar için kullanıldığını belirtmiştir.[63] Aynı şekilde kaynaklar, Hz. Hatice’nin (s.a) Hz. Ali (a.s) ile birlikte Hz. Peygamber Efendimizle (s.a.a) birlikte namaz kıldıklarını yazmışlar ve onları İslam âlemindeki ilk namaz kılanlar olarak tanıtmışlardır.[64]

İslam’ın İlerlemesinde Hz. Hatice’nin (ra) Rolü
Hz. Hatice (s.a), İslam ve Hz. Peygamberin (s.a.a) nübüvvetini ameliyle kabul etmiş ve hadis-i şerifin buyurmuş olduğu kalple iman, dille ikrarın kâmil örneği olmuştur.[65] Bundan dolayı Hz. Hatice (s.a) Kur’an’ın emirlerine uyma babında kendi malını İslam’ın yayılması ve Müslümanlara yardım yolunda harcamış; Hz. Peygamberin (s.a.a) kutsal amacının gerçekleşmesi için tüm mal varlığından geçmiş ve İslam’ın ilerlemesi için adamıştır. Süleyman Ketani’ye göre Hz. Hatice (s.a) tüm servetini Hz. Muhammed’e (s.a.a) bağışlamıştır. Ancak bunu, bağışlama duygusu ile değil, bilakis dünyanın tüm hazinelerinden daha üstün olan Peygamber’in (s.a.a) elinden hidayete erişmek istemesinden dolayı yapmıştır. Çünkü Hz. Hatice (s.a) validemiz, tüm saadet kaynağını ondan öğreneceğini düşünüyordu.
Hz. Hatice’nin (s.a) mali yardımları Hz. Muhammed’in (s.a.a) maddi olarak zengin olmasını sağlamıştı. Öyle ki bu durum, Hz. Peygamber’i (s.a.a) ihtiyaçsız kılmıştı. Allah Teala, Hz. Peygambere bağışladığı nimetleri sayarken şöyle buyurmaktadır: “Seni fakir bulup zengin etmedi mi?”[66] Allah Resulü de her daim şöyle buyururdu: “Hatice’nin servetinin bana kazandırdığı kazançtan daha karlı bir kazanç elde etmemişimdir.”[67] Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) Hz. Hatice’nin malından borçluların borçlarını öder, yetimlere, yoksullara ve öksüzlere yardım ederdi. Şi’bi Ebu Talip kuşatmasında, Hz. Hatice’nin (s.a) malı Beni Haşim’in masraflarının karşılanması için kullanıldı. Bunun hakkındaki rivayette şöyle yer almıştır: “Ebu Talip ve Hatice (s.a), tüm mallarını muhasara altında olanlara infak ederek ve İslam’ın korunması için harcamıştır.”[68] Şi’bi Ebu Talip’te Hz. Hatice’nin (s.a) kardeşinin oğlu Hekim b. Hizam, develeri getirir ve o develerle buğday ve hurma taşırdı. Oldukça büyük tehlike ve zorluklarla onları Beni Haşim’e ulaştırırdı.[69]
Hicaz hanımefendisinin seçkin bir özelliği de büyüklüğü ve bağışta bulunmasıydı. Tüm servetini Hz. Muhammed’e (s.a.a) bağışlamış, mahrumlara, açlara yardım etmiş, yetimlere yer vermiş ve adalet ve özgürlüğün yayılması için mücadele etmiştir. Hz. Hatice’nin (s.a) bu halisane yardımlarını Allah Teala değerli saymış ve bunu seçkin kulu Hz. Muhammed (s.a.a) için nimet ve hediyelerinden saymıştır.[70] Hz. Peygamber Efendimiz de (s.a.a) her zaman bu değerli kadının fedakarlık ve büyüklüğünü yâd etmiştir.[71]
Hz. Hatice’nin (s.a) tüm fedakârlıkları ve İslam yolundaki bağışlarından dolayı kendisine Tahire, Sıddıka, Seyyideti Nisail Kureyş (Kureyş kadınlarının en üstünü), Hayrünnisa (kadınların en hayırlısı)… gibi lakaplar verilmiştir.

Hz. Hatice’nin (ra) Vefatı
Kaynaklar Hz. Hatice’nin (s.a) vefatının Bi’setin onuncu yılında, yani Hz. Muhammed’in (s.a.a) Mekke’den Medine’ye hicretinden 3 yıl önce olduğunu kaydetmiştir.[72] Kaynakların çoğu, Hz. Hatice’nin vefat ederken yaşının 65 olduğu yönündedir.[73] İbn Abdülber, Hz. Hatice’nin (s.a) vefat ederken yaşının 64 ve 6 ay olduğunu zikretmiştir.[74] Başka kaynaklar ise Hz. Hatice’nin (s.a) vefatının Hz. Ebu Talib’in (a.s) vefatıyla aynı yıl olduğunu, ancak biraz daha geç gerçekleştiğini belirtmiştir.[75] İbn Sa’d, Hz. Hatice’nin (s.a) vefatının Hz. Ebu Talib’in (a.s) vefatından 35 gün sonra olduğuna inanmaktadır.[76] O ve başka bazı tarihçiler, Hz. Hatice’nin (s.a) vefatının net olarak Bi’setin onuncu yılında Ramazan ayında olduğuna inanmaktadır.[77] Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) ilk önce kendi cübbesi ile daha sonra cennet cübbesi ile Hz. Hatice’yi (s.a) kefenlemiş ve Mekke’nin “Hücun dağı” eteklerindeki Mualla türbesinde toprağa vermiştir.[78]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08-23-2017, 09:13
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.446
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Araştırmalar İçin Referanslar
1- İbn Cevzi, Tezkiretü’l Havas, c. 2.
2- İbn Haldun, Tarihi İbn Haldun, c. 2.
3- İbn Kesir, es-Siyretü’n-Nebeviyye, c. 1.
4- İbn Hişam, Siyretu’n Nebi, tercüme: Seyyid Haşim Resuli Mehallati, c. 1.
5- İbn Esir, el-Kamil, c. 2.
6- İbn Şehri Aşub, Menakib Al-i Ebu Talib, c. 1.
7- Ebü’l Hasan Bekri, el-Envaru’s Satiaa mine’l Garrau’t Tahire.
8- Beyhaki, Delailü’n- Nubuvvet, c. 2.
9- Cafer Murtaza Amuli, es-Sahih min Siyretü’n- Nebii’l A’zam (s.a.a), c. 2.
10- Zehebi, Tarihü’l İslam, c. 1.
11- Kuleyni, Usul-i Kâfi, c. 2.
12- Meclisi, Biharü’l Envar, c. 100.
13- Mes’udi, Murucü’z- Zeheb, c. 2.
14- Vakıdi, Muhtasar Tarih-i Dimeşk, c. 2.

Kaynaklar:
1- Ali Ekber Dehhuda, Lügat name Dehhuda, c. 7, Hatice-i Kübra maddesi, (Hayrat Hasan, c. 1, s. 111’den naklen)
2- Zerkuli, İ’lam, c. 2, s. 302.
3- Ali Ekber Dehhuda, Lügat name Dehhuda, c. 7, Hatice-i Kübra maddesi, (Hayrat Hasan, c. 1, s. 111’den naklen)
4- Ebü’l Hasan Bekri, El-Envarü’s- Satiae mine’l Gurrai’t Tahire, s. 735.
5- İbn el-Cevzi, el-Müntezim, c. 3, s. 18.
6- İbn Esir Cezri, Usdu’l Gabe fi marifeti’s Sahabe, c. 6, s. 78.
7- İbn Sa’d, et-Tabakatu’l Kubra, c. 8, s. 11, sayı, 4096.
8- Taberi, Tarihü’l Umem ve’l Muluk, c. 2, s. 281.
9- İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 2, s. 129.
10- İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 2, s. 129.
11- Mukrizi, İmtau’l Esma, c. 15, s. 60; Zehebi, Tarihü’l İslam, c. 1, s. 239; İbn el-Cevzi, el-Müntezim, c. 1, s. 346.
12- İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 3, s. 15. (İbn Kesir, vahyin başlangıcı konusunda bu lakapla Hz. Hatice’ye (s.a) işaret etmektedir), Beyhaki, Delailu’n Nubuvvet, kitabın mukaddimesi, s. 16.
13- İbn Esir Cezri, Usdü’l Gabe fi marifeti’s Sahabe, c. 6, s. 83.
14- Meclisi, Biharü’l Envar, c. 100, s. 189.
15- Ebü’l Hasan Bekri, El-Envarü’s- Satiae mine’l Gurrai’t Tahire, s. 7.
16- İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 2, s. 293; İbn Sait en-Nas, Uyunü’l Esir, c. 1, s. 63.
17- İbn Sait en-Nas, Uyunu’l Esir, c. 1, s. 63.
18- Belazuri, el-Ensabü’l Eşraf, c. 1, s. 98.
19- Belazuri, el-Ensabü’l Eşraf, c. 15, s. 65.
20- İbn Habip, el-Münemmak, s. 247.
21- İbn Habip, el-Muhabber, s. 452.
22- İbn Şehraşub, Menakib Âl-i Ebu Talib, c. 1, s. 159.
23- İbn Esir Cezri, Usdü’l Gabe fi marifeti’s Sahabe, c. 4, s. 641.
24- Cafer Murtaza Amuli, es-Sahih min Siyreti’n Nebi’l A’zam (s.a.a), c. 2, s. 123; (El-İstigase, c. 1, s. 70’den naklen).
25- Cafer Murtaza Amuli, es-Sahih min Siyreti’n Nebi’l A’zam (s.a.a), c. 2, s. 125.
26- İbn Abdülber, el-İstiyab, c. 1, s. 25.
27- İbn Abdülber, el-İstiyab, c. 1, s. 35.
28- İbn Abdülber, el-İstiyab, c. 1, s. 35.
29- Mes’udi, Murucü’z- Zeheb, c. 2, s. 282.
30- Besva, el-Marifet ve’t Tarih, c. 3, s. 267; İbn Esir, el-Kamil, c. 2, s. 307.
31- İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 5, s. 293.
32- İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 5, s. 293.
33- İbn Esir, el-Kamil, c. 2, s. 39; İbn Sa’d, et-Tabakatü’l Kübra, c. 8, s. 174; İbn Esir Cezri, Usdu’l Gabe fi marifeti’s Sahabe, c. 1, s. 23; Belazuri, el-Ensabü’l Eşraf, c. 1, s. 98 ve c. 9, s. 459; Taberi, Tarihü’l Umem ve’l Muluk, c. 2, s. 280.
34- Mes’udi, Murucü’z -Zeheb, c. 2, s. 287.
35- Beyhaki, Delailü’n- Nubuvvet, c. 2, s. 71; es-Siyretü’l Halebiyye, c. 1, s. 140; el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 2, s. 294; Belazuri, Ensabü’l Eşraf, c. 1, s. 98.
36- Belazuri, Ensabü’l Eşraf, c. 1, s. 98.
37- Cafer Murtaza Amuli, es-Sahih min Siyreti’n Nebii’l A’zam (s.a.a), c. 2, s. 115, es-Siyretu’l Halebiyye, c. 1, s. 140’dan naklen; Tehzib Tarih Dimeşk, c. 1, s. 303; Tarihu’l Hamis, c. 1, s. 264.
38- İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 5, s. 295; İbn Kesir, es-Siyretü’n- Nebevviye, c. 1, s. 265.
39- Vakıdi, Muhtazar Tarihi Dimeşk, c. 1, s. 303.
40- Vakıdi, Muhtazar Tarihi Dimeşk, c. 1, s. 275; Tehzibü’l Esma, c. 2, s. 342.
41- Belazuri, Ensabü’l Eşraf, c. 1, s. 98.
42- İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 5, s. 295; Beyhaki, Delailu’n Nubuvvet, c. 2, s. 72.
43- Beyhaki, Delailü’n- Nubuvvet, c. 2, s. 71; Cafer Murtaza Amuli, es-Sahih min Siyreti’n- Nebii’l A’zam (s.a.a), c. 2, s. 114.
44- İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 5, s. 294.
45- İbn Şehraşub, el-Menakib Al-i Ebu Talib, c. 1, s. 159.
46- Cafer Murtaza Amuli, es-Sahih min Siyreti’n Nebii’l A’zam (s.a.a), c. 2, s. 114.
47- İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 5, s. 293.
48- İbn Sait en-Nas, Uyunü’l Eser fi Fununi’l Magazi ve’ş Şemail ve’s siyer, c. 1, s. 63.
49- İbn Esir Cezri, Usdü’l Gabe fi marifeti’s Sahabe, c. 1, s. 23.
50- İbn Abdülber, el-İstiyab, c. 4, s. 1824.
51- İbn el-İmrani, el-Enbai fi Tarihü’l Hulefa, s. 46.
52- İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 5, s. 61; İbn Esir Cezri, Usdu’l Gabe fi marifeti’s Sahabe, c. 1, s. 26.
53- İbn Sa’d, et-Tabakatü’l Kübra, c. 8, s. 174; İbn Kesir, el-Bidayet ve’n -Nihayet, c. 2, s. 294
54- İbn Sa’d, et-Tabakatü’l Kübra, c. 8, s. 174; İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 2, s. 94.
55- İbn Esir, el-Kamil, c. 2, s. 307.
56- İbn Esir, el-Kamil, c. 2, s. 307. İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 5, s. 306.
57- İbn Esir Cezri, Usdü’l Gabe fi marifeti’s Sahabe, c. 6, s. 81.
58- Zerkuli, İ’lam, c. 2, s. 302.
59- İbn Cevzi, Tezkiretü’l Havas, c. 2, s. 300.
60- İbn Haldun, Tarih İbn Haldun, c. 2, s. 410; İbn Kesir, el-Bidayet ve’n Nihayet, c. 3, s. 23; İbn Abdülber, el-İstiyab, c. 4, s. 1817.
61- İbn Esir Cezri, Usdü’l Gabe fi marifeti’s Sahabe, c. 6, s. 78.
62- İbn Abdül birr, el-İstiyab, c. 4, s. 1817.
63- Mukrizi, İmtinau’l Esma, c. 9, s. 88.
64- İbn Esir Cezri, Usdü’l Gabe fi marifeti’s Sahabe, c. 6, s. 78; İbn Abdülber, el-İstiyab, c. 3, s. 1089.
65- Kuleyni, Usul-u Kafi, c. 2, s. 27.
66- Duha, 8.
67- Meclisi, Biharü’l Envar, c. 19, s. 63.
68- Meclisi, Biharü’l Envar, c. 19, s. 16.
69- İbn Hişam, Siyretü’n- Nebi, tercüme: Resul Mehallati, c. 1, s. 221.
70- Meclisi, Biharü’l Envar, c. 35, s. 425; İbn Şehri Aşub, Menakib Al-i Ebu Talib, c. 3, s. 320.
71- İbn Abdülber, el-İstiyab, c. 4, s. 1817.
72- Mesudi, Murucü’z- Zeheb, c. 2, s. 282; İbn Sait en-Nas, Uyunü’l Esir, c. 1, s. 151; İbn Abdülber, el-İstiyab, c. 4, s. 1817; Taberi, Tarihü’l Umem ve’l Muluk, c. 11, s. 493; İbn Sa’d, et-Tabakatü’l Kübra, c. 8, s. 14.
73- Taberi, Tarihü’l Umem ve’l Muluk, c. 11, s. 493.
74- İbn Abdülber, el-İstiyab, c. 4, s. 1818.
75- Taberi, Tarihü’l Umem ve’l Muluk, c. 11, s. 493; İbn Sait en-Nas, Uyunü’l Esir, c. 1, s. 151.
76- İbn Sa’d, et-Tabakatü’l Kübra, c. 1, s. 96.
77- İbn Sa’d, et-Tabakatü’l Kübra, c. 1, s. 14.
78- Ebü’l Hasan Bekri, El-Envarü’s- Satiae mine’l Gurrai’t Tahire, s. 735.

Bibliyografiİbn Esir Cezri, İzzettin Ebü’l Hasan Ali b. Muhammed (m. 630), Usdü’l Gabe fi marifeti’s Sahabe, Beyrut, Darü’l Fikr, 1409/1989.
İbn el-Cevzi, Ebü’l Ferec Abdurrahman b. Ali b. Muhammed (m. 597) el-Müntezim fi Tarihi’l Umem ve’l Muluk, tahkik: Muhammed Abdul Kadir Ata ve Mustafa Abdul Kadir Ata, Beyrut, Darü’l Kutubü’l İlmiyye, birinci baskı, 1412/1992.
İbi el-İmrani, Muhammed b. Ali b. Muhammed (m. 580), el-Enbau fi Tarihi’l Hülefa, Tahkik: Kasım es-Samurai, Kahire, Daru’l Afakü’l Arabiye, birinci baskı, 1421/2001.
İbn Habip b. Ümeyye el-Haşimi el-Bağdadi, Ebu Cafer Muhammed (m. 245) el-Muhabber, tahkik: İlizeh Lihten Şayter, Beyrut, Daru’l Afakı Cedid.
İbn Habip b. Ümeyye el-Haşimi el-Bağdadi, Ebu Cafer Muhammed (m. 245), el-Münemmek fi Ahbari Kureyş, tahkik: Hurşit Ahmet Faruk, Beyrut, Alimü’l Kutub, birinci baskı, 1405/1985.
İbn Hacer Askalani, Ahmed b. Ali (m. 852), el-İsabetu fi Temyizi’s- Sahabe, tahkik: Adil Ahmed Abdul Mevcut ve Ali Muhammed Muavvaz, Beyrut, Darü’l Kutubü’l İlmiyye, birinci baskı, 1415/1995.
İbn Sa’d, Muhammed b. Sa’d b. Müniü’l Haşimi el-Basri (m. 230), et-Tabakatu’l Kubra, tahkik: Muhammed Abdülkadir Ata, Beyrut, Darü’l Kutubü’l İlmiyye, birinci baskı, 1410/1990.
İbn Sait en-Nas, Ebü’l Feth Muhammed (m. 734), Uyunü’l Esir fi Fununi’l Mağazi ve’ş Şemail ve’s Siyer, talik: İbrahim Muhammed Ramazan, Beyrut, Darü’l Kalem, birinci baskı, 1414/1993.
İbn Abdülber, Ebu Ömer Yusuf b. Abdullah (m. 463), el-İstiyab fi marifeti’l Ashab, tahkik: Ali Muhammed el-Becavi, Beyrut, Darü’l Cil, birinci baskı, 1412/1992.
İbn Kesir, Ebü’l Feda İsmail b. Ömer ed-Dimeşki (m. 774), el-Bidayet ve’n Nihayet, Beyrut, Darü’l Fikr, 1407/1986.
Besva, Ebu Yusuf Yakup b. Süfyan (m. 277), el-Marifetu ve’t Tarih, tahkik: Ekrem Ziya el-Amri, Beyrut, müessese er-Risalet, ikinci baskı, 1401/1981.
Belazuri, Ahmed b. Yahya b. Cabir (m. 279), Cümel min Ensabu’l Eşraf, tahkik: Süheyl Zikar ve Riyad Zerkuli, Beyrut, Daru’l Fikr, birinci baskı, 1417/1996.
Zerkuli, Hayrettin (m. 1396), el-İ’lam, Kamus Taracim li-Eşheri’r Rical ve’n Nisa mine’l Arab ve’l Müste’birin ve’l Müsteşrikin, Beyrut, Darü’l İlm lil-Melayin, ikinci baskı, 1989.
Taberi, Ebu Cafer Muhammed b. Cerir (m. 310), Tarihü’l Umem ve’l Muluk, tahkik: Muhammed Ebü’l Fazl İbrahim, Beyrut, Darü’t- Turas, ikinci baskı, 1387/1968.
Ali Ekber Dehhuda, Lügat Name Dehhuda, (Doktor Muhammed Muin ve Doktor Sait Cafer Şehidi’nin gözetiminde), Müessese intişarat ve baskı, Tahran Üniversitesi, yeni dönem ikinci baskı, 1377, c. 7.
Keremi Feriduni, Ali, Cilvehayi ez Furuğu Asuman Hicaz Hz. Hatice (s.a.a), Kum, Delili Ma, birinci baskı, 1383.
el-Müfid, el-İfsah, tahkik: Müessese el-Bi’set, Beyrut, Darü’l Mufid lil-Tabaat ve’n Neşr ve’t Tavzi, 1414/1993.
Mukrizi, Takiyuddin Ahmed b. Ali (m. 845), İmtau’l Esma bima li’Nebi mine’l Ahval ve’l Emval ve’l Hifede ve’l Meta, tahkik: Muhammed Abdülhamdi en-Nemisi, Beyrut, Darü’l Kutubü’l İlmiye, birinci baskı, 1420/1999.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08-26-2017, 04:43
Şirinbige Şirinbige isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2017
Mesajlar: 1
Şirinbige is an unknown quantity at this point
Standart

Peygamber Efendimizin (saa) eşi Hatice (ra):
Hz. Hatice (r.a)'nm soy zinciri şöyledir: Kusay b. Abdüluzzâ b. Huveylid kızı Hati*ce Kusay'a ulaşınca Hz. Hatice'nin soyu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesel*lem'in soyuyla birleşmektedir. Hz. Peygamber'in peygamber olarak gönderilme*sinden önce, "Tâhire=Temiz kadın" lakabıyla anılırdı. Annesi, Fâtıma bn. Zaide idi. Babası kendi kabilesi içinde seçkin bir insandı. Mekke'ye gelerek yerleşmiş ve Abduddâr oğullarının ahidli dostu olmuştu. Mekke'ye yerleştikten sonra Amir b. Lüeyy ailesinden Fâtıma bn. Zaide ile evlendi
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 05-26-2018, 07:15
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.446
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Hz. Hatice (Selamullahi Aleyha)

Hz. Hatice (Selamullahi Aleyha)

Resulullah’ın (s.a.a) fazilet ve kemal mazharı eşi Hz. Hatice-i Kubra (s.a) hicretten 68 yıl önce Mekke’de dünyaya geldi. Babası Huveylid b. Esed, annesi ise Zaide b. Esam kızı Fatıma’dır. Hz Hatice’nin (s.a) anne ve babası birkaç vasıtayla Resul-i Ekrem’in (s.a.a) en büyük ceddi Luvey b. Galib’e ulaşmaktadır. Annesinin annesi “Hale” ise Resulullah’ın ecdadından Abdi Menafa’a yetişmektedir. Netice olarak Hz. Hatice (s.a) hem baba tarafından hem de anne tarafından Resulullah (s.a.a) ile aynı neseptendir. Karanlık cahiliye devrinde bile o yüce hanım “Seyyidetu’n Nisvan” kadınların hanımefendisi ve “Tahire” lakaplarıyla tanınmaktaydı. Hz. Hatice (s.a) öylesine yüce bir kadındı ki Allah Resulü (s.a.a) hakkında buyuruyor ki: “Ey Hatice, Allah senin varlığınla günde kaç defa meleklerine karşı iftihar etmektedir.”
[Tahlili Seyyide Fatıma (s.a); Ali Ekber Babazade, Kum, Daniş ve Edeb yayınları, 8. Baskı, s.1382]

Hz. Ali (a.s) Hz. Ebu Talib (a.s) ve Allah Resul’üne (s.a.a) ilk iman eden yüce kadın Hz. Hatice’nin (s.a) vefatında okuduğu şiir:
Ey gözlerim, o iki eşsiz şahsiyetin ayrılığında gözyaşı akıtınız
Betha topraklarına ve onun emrinin evladına ve ilk namaz kılan yüce kadına
İffetli (o yüce kadın) ki Allah onun hasletlerini temiz kıldı. Mübarek bir kadındır ki adeta Allah faziletleri ona sürmüştür.
Onların musibetleri gökleri ve yerleri karartmıştır.
Bundan böyle geceleri onların hüznünde ve yasında geçireceğim.
[Biharul Envar, c.35, s.143, Divan-i İmam Ali (a.s), s.359 ve Müstedreku Sefinetil Bihar c.4, s.73]

İmam Bakır (a.s) Resul-i Ekrem’den (s.a.a) şöyle nakleder: “Miraç’tan dönmek istediğimde Cebrail’e (a.s) dedim ki “benden bir isteğin var mı?” dedi ki: “isteğim şudur ki Allah’ın ve benim selamımı Hatice’ye (s.a) ilet.” Allah Resulü (s.a.a) Allah-u Teâla ve Cebrail’in (a.s) selamını ilettiğinde onların selamına şöyle cevap verdi: “Şüphesiz ki (onun pak zatı) selamdır, selam ondandır ve onadır ve selam olsun Cebrail’e (a.s)”
[Biharul Envar, c.18, s.385]

Allah Resulü (s.a.a) buyurmuştur: “Cennet kadınlarının en faziletlileri Huveylid kızı Hatice (s.a), Muhammed (s.a.a) kızı Fatıma (s.a), İmran kızı Meryem (s.a) ve Firavun ’un eşi Mezahim kızı Asiye’dir (s.a)”
[Menakibi Emirülmüminin Ali (a.s) c.2, s.186]

Yine bir diğer hadiste Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Cennet, kadınlardan dört tanesini görmeye müştaktır; İmran kızı Meryem (s.a), Firavun’un eşi Mezahim kızı Asiye (s.a), Resulullah’ın (s.a.a) dünya ve ahiretteki eşi Huveylid kızı Hatice (s.a) ve Muhammed’in (s.a.a) kızı Fatıma (s.a).”
[Biharul Envar, c.43, s.53-54, Camiul Ahadis CD’den naklen]

Bu rivayetin benzeri de Emirülmüminin Hz. Ali’den (a.s) nakledilmiştir.
Allame Şerafuddin diyor ki: “Hatice (s.a) 25 yıl Resul-i Ekrem (s.a.a) ile ortak bir yaşam sürdü. Eğer hayatta kalsaydı Allah Resulü (s.a.a) ömrünün sonuna kadar bir başka bir kadınla evlenmezdi.”

Hz. Fatıma (s.a) annesini kaybettiğinde beş yaşlarındaydı. Babasının etrafında pervane gibi dönüp duruyor ve annesini arıyordu. Babasına: ““Babacığım, annem nerde?” diye sordu. O sırada Cebrail (a.s) nazil oldu ve Resulullah’a (s.a.a) şöyle dedi: “Fatıma’ya söyle ki Allah sana selam gönderiyor ve söyle ki Allah buyuruyor annen Hatice (s.a) cennet köşklerinde Asiye ve Meryem ile birlikte yaşıyor.”
[Emaliy-i Şeyh Tusi s.175]

Resul-i Ekrem (s.a.a) ölüm döşeğindeki aziz eşi Hz. Hatice’ye (s.a) şöyle buyurdu: “Hiçbir zaman senden bir kusur görmedim. Elinden gelenin en iyisini ifa ettin. Evimde çok zahmetler ve sıkıntılara katlandın ve bütün varlığını Allah yolunda infak ettin.”

Hz. Hatice (s.a) iffet ve edebinden dolayı hiçbir zaman isteklerini doğrudan Allah Resul’üne (s.a.a) söylemiyordu. İsteklerini genelde bir öneri niteliğinde nihai bir saygıyla Allah Resul’üne (s.a.a) bildiriyordu.
Bunun üzerine Hz. Hatice (s.a) Allah Resul’üne (s.a.a) şöyle arz etti: “Ey Allah’ın Resulü! Senden bir isteğim var. Kızım Fatıma aracılığıyla o isteğimi sana bildirmek istiyorum. Bu isteğimi direk senden istemekten hayâ ediyorum.”
Bu sözlerin ardından Allah Resulü (s.a.a) evden dışarı çıktı. Sonra Hz. Hatice (s.a) kızı Fatıma’yı (s.a) yanına çağırdı ve şöyle buyurdu: “Sevgili yavrum, babana söyle ki annem kabrinden korkuyor. Vahiy indiği sırada üzerine giydiği elbisesini kefen yapıp mezarıma koysun. Hz. Fatıma (s.a) babasının yanına gelerek annesinin isteğini iletti. Allah Resulü’de (s.a.a) o elbiseyi Hz. Hatice’ye (s.a) yolladı. Hz. Fatıma (s.a) elbiseyi annesine verince Hz. Hatice’nin vücudunu tarifsiz bir mutluluk kapladı. Sonrasında ise mutmain bir kalp ve huzur içinde gözlerini fani dünyaya kapattı. Resul-i Ekrem (s.a.a) hüzün dolu kalbiyle Hatice’nin (s.a) kefen, hanut ve gusül işlerine başladı. Hz. Hatice’yi kefenlemek istediğinde Cebrail-i Emin (a.s) nazil oldu ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resulü, Allah selam söylüyor ve buyuruyor ki Hatice’nin (s.a) kefen işleri bize ait ve onun kefeni cennet kumaşından olacaktır.” Bu haber Allah Resul’ünün (s.a.a) kalbini ferahlattı. Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.a) ilk önce verdiği o elbiseyi kefen yaptı ve üzerine de Cebrail’in getirdiği cennet kefenini giydirdi. Sonra yanındaki akraba ve dostlarıyla birlikte Hz. Hatice’nin mübarek cenazesini annesi Hz. Amine’nin de defnedildiği Cennetul Mualla’ya teşyi etti. Orada Hz. Hatice (s.a) için bir kabir hazırlandı, Allah Resulü (s.a.a) kabre indi ve uzandı. Sonra Hz. Hatice’yi o mezara koydu ve üzerini toprakla örttü.
[Hasaisul Fatimiyye; Muhammed Muhammedi Reyşehri, s.264]

Resul-i Ekrem (s.a.a) kalbi imanla dolup taşan biricik eşi hakkında şöyle buyuruyordu: “Hatice öyle (yüce) bir kadındı ki herkes benden yüz çevirdiğinde o bana yöneliyordu, herkes benden kaçıp uzaklaştığında o bana şefkat ve muhabbet gösteriyordu ve herkes davetimi yalanladığında o bana iman ediyor ve beni doğruluyordu. Hayatın zorluklarında bana yardım ediyordu ve servetiyle yardım ediyor ve üzüntüleri kalbimden gideriyordu.”
[Biharul Envar, c.43, s.131]

Allah o yüce kadını hakkıyla tanımayı, yolundan gitmeyi ve geriye bıraktığı değerleri yaşatmayı, ahirette ise şefaatini cümlemize nasip etsin.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 05-26-2018, 07:18
elif gibi elif gibi isimli Üye şuanda  online konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2012
Mesajlar: 149
elif gibi is an unknown quantity at this point
Standart Hz. Hatice (as) İlk İman Eden Kadın

Hz. Hatice (as) İlk İman Eden Kadın

Tarihin tanıklığı üzere kuşkusuz Hz. Hatice ona iman eden ilk kadındır.Bu konuda farklı görüş söz konusu değildir.[1] Konu uzamasın diye sadece tarih yazarlarının Hz. Peygamber’in (saa) hanımlarının birinden naklettikleri önemli bir tarihi belgeyi sunmakla yetiniyoruz.

Ayşe şöyle diyor:

“Ben her zaman Hz. Hatice’nin zamanını görmedim diye çok üzülür ve Hz. Peygamber’in (saa) ona olan sevgi ve alakasına her zaman şaşırırdım; zira Hz. Peygamber (saa) onu çok anardı. Bir koyun kurban ettiğinde Hz. Hatice’nin dostlarına ondan gönderirdi.Bir gün Hz. Peygamber (saa), evden çıkarken Hz. Hatice’yi andı ve ondan bahsetti. Sonunda iş öyle bir yere geldi vardı ki, ben artık kendimi kontrol edemedim ve büük cür’et ile şöyle dedim:” O, sadece yaşlı bir kadındı ve Allah size ondan daha iyisini nasip etmiştir.”
Söylediklerim Allah Resulü’nde (saa) kötü etki yarattı. Rahatsızlığı ve gazabı yüzünden okunuyordu.Şöyle buyurdu:
“Kesinlikle öyle değil..Ondan daha iyisi bana nasip olmadı.Bütün halk baştan aşağı küfür ve şirk içinde yaşarken, o bana iman etti, en zor durumlarda, servetini ve malını bana bıraktı.Allah ondan bana, diğer eşlerime vermediği evlatlar nasip etti.”[2]

Hz. Hatice’nin bütün dünya kadınlarından önce İslama girdiğine dair diğer delil ise, vahyin başlangıcında vuku bulan hadiseler ve Kur’an-ı Kerim’in nazil olmasıdır; zira Allah Resulü (saa), Hira Mağarası’ndan aşağı geldiğinde, başından geçenleri eşine anlatmış ve hemen ardından, eşinin açıkça iman ettiğini duymuştu. Buna ek olarak Arap kâhinlerinden ve bilginlerinden eşinin nübüvveti hakkında da haberler almıştı. işte bu haberleri duyması, onun sadakat ve dürüstlüğü, Haşimî genci ile evlenmesine sebep olmuştu.

1-Sire-i İbn Hişam, 1/240
2-Biharu’l-Envar, 16/8
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 05-26-2018, 07:23
SADIK ŞİA SADIK ŞİA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 86
SADIK ŞİA is on a distinguished road
Standart Sünni Kaynaklarda Hz.Hatice (sa) Hakkında Hadisler

Sünni Kaynaklarda Hz.Hatice (sa) Hakkında Hadisler

4447 - Hz. Ebu Hüreyre anlatıyor: "Hz. Cebrail aleyhisselam "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek:

"Ey Allah'ın Resûlü, dedi. işte Hatice geliyor. Beraberinde bir kab var, içerisinde katık -veya yiyecek, veya içece- mevcut. O yanınıza ulaştığı vakit, ona Rabbinden (ve benden) selam söyleyin ve onu gürültü ve yorgunluk bulunmayan cennette, içerisi oyulmuş inciden mamul bir evle müjdeleyin!"

Buhari, Menakıbu'l-Ensar 20, Tevhid 35; Müslim, Fezailu's-Sahabe 71, (2432).

4448 - Aişe anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın hanımlarından hiçbirine, Hz. Hatice radıyallahu anha'ya karşı duyduğum kıskançlığı hiç duymadım. Halbuki onu hiç görmüşlüğüm de yok. Ancak, Aleyhissalatu vesselam onun yâdını çok yapardı. Ne zaman bir koyun kesip parçalara ayırsa Hatice'nin dostlarına da gönderirdi. Bazan ona: "Sanki dünyada Hatice'den başka kadın yok!" derdim de bana: "(Onun gibisi var mıydı, o şöyleydi, o böyleydi..! (Öbür kadınlar beni çocuktan mahrum ederken) benim çocuklarım ondan oldu" diye karşılık verirdi. ( Aişe derki: İçinden " Bir daha Hatice hakkında kötü söz söylemeyeceğim" dedim)."

Aişe devamla der ki: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hatice'den üç yıl sonra benimle evlendi."

Buhari, Menakıbu'l-Ensar 20, Nikah 108, Edeb 73, Tevhid 32; Müslim, Fezailu's-Sahabe 73, 74, 77, 78, (2434, 2435, 2436, 2437); Tirmizi, Menakıb, (3885, 3886).

4449 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"(Ahiretin) en hayırlı kadını Meryem Bintu İmrân'dır. (Dünyanın) en hayırlı kadını Hatice Bintu Huveylid'dir." Ravi bunu söylerken, eliyle semaya ve arza işaret etti.

Buhari, Menakıbu'l-Ensar 20, Enbiya 45; Müslim, Fezailu's-Sahabe 69, (2430); Tirmizi, Menakıb, (3887).

Rezin bir rivayette şu ziyadeyi kaydetmiştir: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Erkeklerden pek çokları kemâle ermiştir. Kadınlardan ise İmran'ın kızı Meryem, Firavun'un karısı Asiye, Huveylid'in kızı Hatice ve Muhammed'in kızı Fâtıma'dan başka kimse kemâle ermemiştir. ."

Bu rivayet Buhari'de Ebu Musa hadisi olarak gelmiştir. (Enbiya 45), Müslim, Fezailu's-Sahabe 70, (2431); Tirmizi, Et'ime 31, (1835).
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 05-26-2018, 07:28
TUBA TUBA isimli Üye şuanda  online konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 115
TUBA is on a distinguished road
Standart

Bu güzel Paylaşımınızdan dolayı Allah Razı Olsun

Hazret-i Hatice-yi Kübra (r.a)

Müminlerin Annesi...

Hz. Hatice (ra), İki Cihan Serveri, Peygamber Efendimiz (asm)'in, temiz, iffetli, yüce ahlak sahibi hanımlarından ilki, müminlerin annesi. Kureyş kavminden, babası Huveylid, annesi Fatıma. Baba ve anne tarafından soyu Peygamber Efendimiz (asm)'in soyu ile birleşmekte.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 05-26-2018, 07:33
SALİH KUL SALİH KUL isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 112
SALİH KUL is on a distinguished road
Standart İlk İman Eden Kadın

Hz. Hatice (as) annemizin Cennet yolcularının en önünde olması, onun bu yola çıkan ilk Müslüman kadın olmasının tabi bir sonucuydu. Çünkü İslâm dinindeki bir prensibe göre, iyi bir çığır açan kimse kendi sevabıyla birlikte o konuda kendisini takip edenlerin sevabından da pay alıyordu. Elbette ki bu durum kötü çığır açanlara yazılacak günah için de geçerliydi.[1] Hz. Hatice annemiz de Rasûlullah’a iman eden ilk kadın olarak kıyamet gününe kadar gelecek Müslüman kadınların sevabından hisse alacaktı. Fakat onların sevabı da azalmayacaktı. Aslında İslâm’ın öncüleri olan sahâbîlere, faziletçe kimsenin yetişememesinin sırrı da bu noktada gizliydi.
[1] Müslim, Zekât 69. Ayrıca bk. Nesâî, Zekât 64.
Alıntı ile Cevapla
  #11  
Alt 05-26-2018, 07:36
€C€-1990 €C€-1990 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 50
€C€-1990 is an unknown quantity at this point
Standart

Bu Mükemmel Bilgiler İçin Allah Razı olsun. Allah Hz.Haticenin Şefatini Bizlere Nasip Etsin İnşallah
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 08:17


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.