aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KERBELA FACİASI | HZ İMAM HÜSEYİN (AS) VE KERBELA FACİASI

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10-06-2017, 01:03
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.409
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Rugayye bint Hüseyin (as)

Rugayye bint Hüseyin (as)
Rugayye bint Hüseyin bin Ali bin Ebu Talib (Arapça: رُقَیة بِنت الحسین بن علی بن ابی*طالب) İmam Hüseyin’e atfedilen bir kız çocuğudur. Bazı tarihi kaynaklara göre Kerbela vakıasında bulunmuş ve daha sonra Kerbela esirleri ile birlikte Şam’a götürülmüş ve orada üç veya dört yaşında iken vefat etmiştir. Şam’da onun adına bir türbe bulunmaktadır.
İsmi, vefatının niteliği, mezarı ve İmam Hüseyin’e olan nispeti konusunda kuşkular ve ihtilaflar bulunmaktadır.

İsmi ve Nesebi
İbn Fenduk, “Lübabu’l-Ensab” kitabında İmam Hüseyin’in (a.s) Fatıma ve Sukeyne’nin (Sakine) yanı sıra Rugayye adlı bir kızının daha olduğunu yazmaktadır.[1] Elbette İbn Fenduk, başka bir yerde Sukeyne, Zeynep ve Ümmü Gülsüm’ün İmam Hüseyin’in kızları olduğunu yazmış ve Zeynep ve Ümmü Gülsüm’ün küçük yaşta vefat ettiklerini de eklemiştir.[2] Muhammed bin Talha Şafii, İmam Hüseyin’in dört kızının olduğunu ve yalnızca Zeynep, Sukeyne ve Fatıma’nın adlarını zikretmekte ve dördüncü kızının adını zikretmemektedir.[3] Necmettin Tabesi, İbn Fenduk ve Metalibu’s-Suul’dan naklederek İmam Hüseyin’in dördüncü kızının Rugayye olduğunu, künyesinin ise Ümmü Gülsüm olduğunu belirtmektedir.[4] Buna rağmen eski tarihi kaynakların çoğu İmam Hüseyin’in Rugayye adlı bir kızından bahsetmemiştir; Şeyh Müfid, yalnızca Sukeyne ve Fatıma’nın adlarını İmam Hüseyin’in çocukları listesinde getirmiştir.[5]

Kerbela’da Hazır Bulunması
Kaynaklarda Hz. Rugayye’nin (s.a) Kerbela’da bulunduğu tasrih edilmemiştir. El-Melhuf kitabının bazı nüshalarında İmam Hüseyin’den geride kalanlar için söylediği bazı sözler nakledilmiştir. Orada Rugayye’nin adı geçmiştir, ancak İmam Hüseyin’in kızı olduğuna dair bir işarette bulunulmamıştır.[6][notlar 1] Yenabiu’l-Meveddet kitabında biraz farklılıkla aynı ifadeler zikredilmiş ve İmam Hüseyin’in diğer kızlarının yanında Rugayye adı da zikredilmiştir.[7]
Şu ihtimal de bulunmaktadır ki nakledilen bu nakillerdeki Rugayye’den maksat, İmam Ali’nin (a.s) kızı Rugayye de olmuş olabilir.[8] Bilhassa Rugayye ismi, İmam Hüseyin’in Ümmü Gülsüm ve Zeynep kızkardeşlerinin yanında zikredilmiş ve Luhuf kitabının bazı nüshalarında da bu ifadeler bulunmamaktadır.[9]

Şehadet Olayı
Nakledildiğine göre Kerbela esirleri arasında üç veya dört yaşlarında bir kız çocuğu da bulunmaktaymış. Gece yarısı babasını rüyasında görür ve durmadan ağlayıp babasını isteyerek bitap düşermiş. Yezid, onun ağlama sesini duyar ve İmam Hüseyin’in (a.s) kesik başını ona götürmelerini emreder. Rugayye, babasının kesik başını görünce daha çok rahatsız olur ve sonunda üzüntüsünden ölür.[10]

İmam Hüseyin’e Atfedilen Bir Kızın Şam’da Öldüğüne Dair Rivayetler
Tarihi kaynaklarda İmam Hüseyin’e nispet verilen bir kızın Şam’da vefat ettiğine dair rivayetler bulunmaktadır, ancak rivayetlerde bir uyum yoktur.

İmam Hüseyin’in küçük yaştaki bir kızının Şam’da şehit olduğu hadisesini ilk yazan kaynak, İmaduddin Taberi’nin (k. 700) “Kamil Behai” kitabıdır. Bu yazar, kızın adını zikretmemiştir. Dört yaşında olduğunu ve vefatının babasının kesik başını Yezid’in sarayında gördükten birkaç gün sonra gerçekleştiğini yazmıştır.[11]
Molla Hüseyin Vaiz Kâşifi Sebzevari (k. 910) olayın Yezid’in sarayında yaşandığını ve ölümün kesik başı gördükten sonra gerçekleştiğini ifade etmiştir.[12]
Fahrettin Tureyhi (k. 1085) çocuğun üç yaşında olduğunu ve babasına (İmam Hüseyin’in kesik başına doğru) hitabını ilk kez yazan tarihçidir.[13]
Muhammed Hüseyin Ercistani onüçüncü yüzyılın sonlarında, çocuğun isminin Zübeyde, yaşının üç ve hadisenin Şam harabelerinde gerçekleştiğini yazmıştır.[14] Yazar, bir önceki sayfada İmam Hüseyin’in (a.s) Rugayye adlı bir kızının Şam’da olduğunu yazmıştır.[15]
Şeyh Muhammed Cevad Yezdi, ondördüncü yüzyılın başlarında, olayın Şam harabelerinde yaşandığını belirtmiş ancak isminin Zübeyde, Rugayye, Zeynep, Sakine veya Fatıma olduğunu yazmıştır.[16]
Seyyid Muhammed Ali Şah Abdulazimi (k. 1334) ilk kez, çocuğun isminin Rugayye ve yaşının üç olduğunu belirtmiştir.[17][notlar 2]

Atfedilen Kabri Şerifleri
Suriye’nin başkenti Şam’da Hz. Rugayye’ye mensup bir türbe bulunmaktadır. Bu türbe Şam’da bulunan Şialara ait ikinci önemli türbedir. Denildiğine göre bu yer İmam Hüseyin’in kızı, Hz. Rugayye’nin şehit olduğu Babu’l-Feradis denen yerde bina edilmiştir. Hz. Rugayye’nin (s.a) türbesi büyük bir binaya ve İslami ve İrani mimariye sahiptir.[notlar 3]

Kuşkular
İmam Hüseyin’e (a.s) atfedilen kız çocuğunun Şam’da vefatıyla ilgili nakillerde uyumsuzluk ve anlaşmazlıklar görülmektedir. Bu nakiller ismi, vefatın zaman ve mekânı ve yine yaşı hakkındadır. Bu rivayetlerin uyumsuzluğu ve yine isminin eski tarihi kaynaklarda sarih bir şekilde zikredilmemiş olması, araştırmacılar arasında İmam Hüseyin’e nispeti konusunda ciddi kuşkular doğmasına neden olmuştur. Şehit Mutahhari (r.a) bu kızın Şam’da vefatı konusunu Aşura vakıasının lafzi tahriflerinden saymaktadır.[18]
Tahran’da minbere çıkan vaizcilerden birisinin bu kızın Hz. İmam Hüseyin’e atfedilmesi[19] konusunda kuşkular belirtmesiyle İran’da itirazlar ve tepkiler dalgalar halinde yayılmıştır.[20]

Yas ve Matem
Şialar, Muharrem ayının üçüncü gecesini Hz. Rugayye’ye mahsus bilmekte ve onun adına mersiyeler okumaktadır. Şii takvimlerde Safer ayının 5’i Hz. Rugayye’nin ölüm yıldönümüdür. Şialara ait bazı cami ve matem heyetlerine Hz. Rugayye adı verilmektedir. Onun için mersiye ve şiirler okunarak ağıtlar yakılmaktadır. Bazı mersiye ve ağıtlarda Hz. Rugayye’nin (s.a) varlığını inkâr edenlere dokundurulur ve serzeniş edilir.

Büyük Şii Âlimlerin Görüşleri
Mirza Cevad Tebrizi: “İmam Hüseyin'in (a.s) kızı Hz. Rugayye'nin (s.a) Şam'daki mevcut mezarı eskiden beri meşhurdur. Sanki İmam Hüseyin (a.s), o pak hanedanın esaretini ve yaşanan o mezalimi inkâr edecek kimselerin ortaya çıkmasını engellemek için Şam'da onu kendinden bir nişane olarak bırakmıştır. Bu küçük kızın varlığı hatta esirlerin içinde dahi küçük kız çocuklarının da olduğunun büyük kanıtıdır. Biz Hz. Rugayye'nin (s.a) bu mekânda can verip defnedildiğinin meşhur oluşuna inanıyoruz.
Mekarim Şirazi: “Şüphe yok ki İmam Hüseyin'in (a.s) bir küçük kızı Şam'da vefat etti ve orada defnedildi. Şu anki harem de kendisine aittir. Fakat meşhur görüşe göre ismi Rugayye olsa da, ismi Rugayye (s.a) miydi yoksa başka bir ismi mi vardı, bu konuda ulema arasında ihtilaf var.
Nuri Hemedani: “Kamil Behai, Nefesu'l-Mehmum ve diğer muteber kitaplarda, bazılarının adını Rugayye (s.a) olarak zikrettiği ve Şam'da şehit olan küçük bir kızın İmam Hüseyin'in (a.s) kızı olduğunu belirtmişlerdir. Şam'da bulunan Kabri de kendisine aittir.”
Mezahiri: “Hz. Rugayye'nin (s.a) türbesi diye meşhur olan o yer (Şam’daki türbe), onun türbesidir ve onda şüphe etmek, mazlum Hüseyin'in çocuğuna yapılmış büyük bir zulümdür. Bu şöhret, Hz. Zeyneb'in (s.a) türbesi konusunda da geçerlidir ve bunda şüphe eden, Hz. Zeyneb'e (s.a) zulüm etmiş olur. Zira Hz. Zeyneb'e (s.a) zulüm etmek, büyük bir günah tır. Kişilerin seyyid oluşu ve büyük insanların kabirleri gibi konularda elimizde meşhur olmanın dışında bir delil yoktur ve bu şöhret bütün fakihlerin nazarında hüccettir.”
Alevi Gorgani: “Hz. Rugayye'nin (s.a) varlığı tarihi gerçeklerdendir. Şüphe onun varlığında değil, bilakis ismindedir. İmam Hüseyin'in bir kızının Şam'da defnedildiği konusu, şüphe götürmez bir gerçektir. Bu konuda insanların inançlarında şüphe icat etmek isteyenlere tavsiyemiz; hiçbir fayda elde edemeyecekleri, ahretlerini tehlikeye atacakları ve İmam Hüseyin'in (a.s) gazabına duçar olacakları, dolayısıyla bu tür konularla kendilerini meşgul etmemeleri olacaktır.”
Mubeşşir Kaşani: “Allah’ın nurunu, ağızlarıyla üfleyip söndürmek isterler, oysa Allah nurunu tamamlayacak, kuvvetlendirecektir. İsterse kâfirlerin zoruna gitsin ve istemesinler. İmam Hüseyin'in (a.s) kızı Hz. Rugayye'nin (s.a) varlığı konusunda hiç bir şüphe yoktur. Tarihi şahitler göstermektedir ki, o mazlum kız, Şam yolunda ve harabesinde yaşadığı onca zorluk ve musibetler karşısında küçücük yaşta dünyadan ayrıldı ve Şam'da defnedildi. Tartışılan konu sadece mübarek isminin Rugayye mi, Zeynep mi, yoksa başka bir isimi mi olduğudur. Sonralardan Rugayye ismiyle meşhur oldu.”

Notlar
1- یا اُختاه! یا اُمّ کلثوم! وأنتِ یا زینب! وأنتِ یا رقیة! وأنتِ یا فاطمة! وأنتِ یا رَباب! انظرن إذا أنا قُتِلتُ فلاتشققنَ عَلَی جَیباً، و لاتُخمِشنَ عَلَی وَجهاً، و لاتَقُلنَ عَلَی هَجراً؛ "Ey bacım! Ey Ümmü Gülsüm! Sen ey Zeynep! Sen ey Rugayye! Sen ey Fatıma ve sen ey Rubab! Sözümü hatırlayın, her ne vakit öldürülürsem benim için yaka paça yırtmayın, yüzünüzü tırmalamayın ve uygunsuz sözler söylemeyin."
2- Makalenin bu bölümü, İmam Hüseyin ansiklopedisinden telhis edilmiştir. Ayrıntılı bilgi için Bkz. Ayetullah Rey Şehri, Danışname-i İmam Hüseyin, c. 1, s. 389.
3- Bu konuda nakiller farklıdır. Bkz. Hz. Rugayye türbesi veya Danışname-i İmam Hüseyin, c. 1, s. 389, 393.

Kaynakça
1- İbn Fenduk, Lubabu’l-Ensan, s. 355.
2- İbn Fenduk, Lubabu’l-Ensan, s. 350.
3- Şafii, Metalibu’s-Suul, s. 257.
4- Tabesi, Rukeyye Bint Hüseyin, s. 8, 9.
5- Şeyh Müfid, el-İrşad, c. 2, s. 135.
6- Seyyid İbn Tavus, el-Melhuf, s. 141.
7- Kunduzi, Yenabiu’l-Meveddet, c. 3, s. 79.
8- Tabesi, Rugayye Bint Hüseyin, s. 25.
9- Seyyid İbn Tavus, Luhuf.
10- Taberi, Kamil Behai, s. 523.
11- Taberi, Kamil Behai, s. 523.
12- Vaiz Kaşifi, Ravzatu’ş-Şüheda, s. 484.
13- Tureyhi, el-Muntehab fi Cemu’l-Merasi ve’l-Huteb, yüz otuz altı.
14- Muhammed Hüseyin Ercistani, Envaru’l-Mecalis, s. 161.
15- Muhammed Hüseyin Ercistani, Envaru’l-Mecalis, s. 160.
16- Şeyh Muhammed Cevad Yezdi, Şa’şa’tu’l-Hüseyni, c. 2, s. 171, 173.
17- Şah Abdulazimi, el-İkad, s. 179.
18- Muhahhari, Mecmua Asar, c. 17, s. 586.
19- İzharat Mütefavit Ayetullah Hoşvekt Derbare Hz. Rukayye (s.a)
20- Dört taklit mercinin Hz. Rukayye hakkındaki şüphelere cevapları.

Bibliyografi
* Şeyh Mufid, el-İrşad, Kongre Şeyh Müfid, Kum, k. 1413.
* İbn Fenduk Beyhaki, Ali bin Yezid, Lubabu’l-Ensab ve Elkab ve’l-İ’kab, tahkik: Mehdi Recai, Mektebetu Ayetullah Meraşi, Kum, 1385.
* Seyyid İbn Tavus, el-Luhuf ale katli’t-Tufufu, Cihan, Tahran, ş. 1358.
* Seyyid İbn Tavus, el-Luhuf ale katli’t-Tufuf, tercüme Seyyid Ebu’l-Hasan Mirtalibi.
* Şafii, Muhammed bin Talha, Metalibu’s-Suul fi Menakib Al-i Resul, Beyrut, el-Belağ, k. 1419.
* Fahrettin Tureyhi, el-Muntehab fi Cemu’l-Merasi ve’l-Huteb, Tureyhi muntehabı diye meşhurdur.
* Molla Hüseyin Vaiz Kâşifi Sebzevari, Ravzatu’ş-Şüheda, Nevid İslam, Kum, ş. 1382.
* Muhammed Hüseyin Ercistani, Envaru’l-Mecalis.
* Muhammedi Rey Şehri, Mehdi, Danışname İmam Hüseyin, Daru’l-Hadis, Kum, k. 1430.
* Şeyh Muhammed Cevad Yezdi, Şa’şa’tu’l-Hüseyni.
* Seyyid Muhammed Ali Şah Abdulazimi, el-İkad.
Taberi, İmaduddin Hasan bin Ali, Kamil Bahai, Murtaza, Tahran, ş. 1383.
* Tabesi, Necmeddin, Rukayye bint Hüseyin, tanzim, Abbas Cihanşahi.
* Kunduzi, Süleyman ibn İbrahim, Yenabiu’l-Meveddet li-Zevil’l-Kurba, Usve, Kum, k. 1422.
* Mutahhari, Murtaza, Mecmau Asar Üstat Şehit Mutahhari.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 10-06-2017, 01:09
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.409
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Şam Harabesi ve Hz. Rugeyye
Ağıtlar öylesine hazindi ki sesleri duyan bütün şamlılar ellerinde olmaksızın gözyaşlarına boğuluyordu.

Hz. Rukayye'nin elîm şehadetini birkaç farklı şekilde nakletmişlerdir. Biz de, burada, bu hususta birkaç rivayet nakledeceğiz.

1-Kamil-i Bahaî'nin Nakli

şeyh İmaduddin Haşan b. Ali b. Muhammed b. Ali et-Taberî, Kamil-i Bahaî adlı eserinde, Hz. Rukayye'nin şahadeti hakkında şöyle yazar:

Haviye adlı kitapta rivayet edilir ki:

"Nübüvvet hanedanının kadınları, babalarının şahadetlerini küçük çocuklardan "Babalarınız yolculuğa çıktı!" diyerek saklıyorlardı. Bu durum, Yezid onları kendi sarayına esir olarak getirinceye kadar sürdü.

Hz. Hüseyin'in (a.s) o sıralar dört yaşında bir kızı vardı. Bir gece oldukça perişan bir halde uykudan uyanarak;

"Az önce babamı (rüyada) gördüm, babam nerede?" diye feveran etmeye başladı.

Kadınlar onun bu sözünü duyunca öylesine ağlaştılar ki Yezid, bu sesler karşısında uykudan uyandı. Neler olduğunu sorunca durumu ona izah ettiler. Bunun üzerine Yezid, babasının kesik başını küçük kıza götürmelerini emretti.

İmam Hüseyin'in kesik başını küçük kızın yanma götürdüklerinde "Bu ne?" diye sordu. Orada bulunanlar "Babanın kesik başı!" deyince dehşete kapıldı. Ah ile feryat etti. Bu acı hadiseden sonra hastalandı ve birkaç gün sonra can verdi.


2-Allame Tureyhî'nin Nakli

Mecmau'l-Bahreyn adlı eserin yazarı büyük araştırmacı şeyh Fahreddin et-Tureyhî (ç.1085 hicri) Muntahab-ı Tureyhî adlı eserinde Hz. Ru-kayye'nin şehadetini nakletmiştir. Kitapta belirtilen olay, özetle şöyledir:


"Küçük kız, üç yaşındaydı. Yezid'in emriyle ona ve İmam Hüseyin'in Ehlibeyt'ine bir ev vermişlerdi. Bu evde esirler, İmam Hüseyin ve Kerbela şehitlerine yas tutuyorlardı. çç yaşındaki bu kız, sürekli babasını soruyor, her defasında;

"Baban yolculuğa çıktı, yakında dönecek!" diye geçiştiriyorlardı.

Derken küçük kız, bir gece rüyasında babasını gördü. Uykudan uyanınca yüksek sesle ağlamaya başladı...

Daha sonra hadisenin devamı, aşağıdaki tarikle nakledilmiştir.


3-el-İkad Adlı Kitabın Nakli

Allame Hairî (ö. 1384 hicri) Maali's-Sibtayn adlı eserinde şöyle yazar:

Sikatu'l-İslam Seyyid Ali şah Abdulazim (ö. 1334 hicri) el-İkad adlı eserinde Hz. Rukayye'nin şahadetine geniş yer vermiştir. Yazar, özetle şöyle anlatır:

İmam Hüseyin'in çok sevdiği küçük bir kızı vardı. O da babasına oldukça düşkündü. Adı Rukayye olan bu kız henüz üç yaşındaydı. O da diğer esirlerle birlikte şam'a getirilmişti.

Babasının yokluğundan dolayı gece-gündüz ağlıyordu. Her defasında ona babasının yolculuğa çıktığını söylüyorlardı.

Derken, bir gece rüyasında babasını gördü. Uykudan uyanınca babasına olan özlemle bağırıp ağlamaya başladı. Sürekli "Bana babamı getirin, gözümün nurunu getirin!" diye ağlayıp feryat ediyordu.

Orada bulunanlar susturmak istedikçe daha da ağlıyor, (kötü şeyler sezmişçesine) hazin hazin etrafı süzüyordu. Onunla birlikte tüm Ehlibeyt hüzne boğulmuş, gözyaşı döküyordu.
O an herkes perişan olmuştu. Acıyla seslerini yükseltmiş hep birlikte ağlıyorlardı.

Derken, ağlama sesleri, geceyi sarayında geçiren Yezid'e kadar ulaştı. Durumdan huzursuz olan Yezid memurlarına neler olup bittiğini sordu.

Orada bulunanlardan biri:

"Hüseyin'in küçük kızı bu gece rüyasında babasını görmüş; uyandığı andan beri babasını isteyip duruyor, sürekli de ağlıyor" dedi.

Bunun üzerine Yezid:

"Öyleyse babasının kesik başını götürüp gözünün önüne koyun; böylece sakinleşir" diye çıkıştı.

Memurlar İmam Hüseyin'in mübarek kesik başını yayvan bir tepsiye koyup üzerini havluyla örterek Hz. Rukayye'ye götürdüler.

Hz. Rukayye (tepsiyi görünce):

"Nedir bu? Ben yemek istemem, babamı istiyorum" dedi.

Memurlar:

"Baban burada" diye cevap verdiler.

Hz. Rukayye küçük elleriyle havluyu araladı. Ansızın babasının kesik başını gördü.

"Bu baş kime ait?" diye sordu.

"Babana ait!" cevabını alınca hemen kucağına alıp bağrına bastı. Gözyaşları arasında acı bir ses tonuyla kesik başa hitaben şöyle dedi:

"Babacığım! Seni kendi kanınla kim boyadı?

Babacığım! Can damarını kim kesti ?

Babacığım! Bu küçük yaşımda kim beni yetim bıraktı?

Babacığım! şu küçük yetim kızın büyüyünceye kadar kime sığınsın ?

Babacığım! Kadınlar başlarında bir örtü olmadan ne yapsınlar?

Babacığım! Esir edilen kadınlar nereye gitsinler?

Babacığım! Ağlayan gözlerden ne çare beklenir?

Babacığım! Etrafa dağılan şu kimsesiz kadınlar ne yapsınlar?

Babacığım! Saçları perişan hâlde olan kadınlar nereye gitsinler?

Babacığım! Senden sonra biz ne yaparız? Senden sonra geçen günlere yazıklar olsun!

Yazıklar olsun kimsesizliğe!

Babacığım! Keşke canım sana feda olsaydı!

Babacığım! Keşke daha önce kör olsaydım (da senin kesik başını görmeseydim.)

Babacığım! Keşke bu günden önce ölseydim de sakallarının kanınla boyandığını görmeseydim!

Daha sonra dudaklarını İmam Hüseyin'in dudaklarına koydu. Gözyaşları arasında
ansızın bayıldı. Kaldırmak için yanma koştuklarında öldüğünü fark ettiler.

Ehlibeyt'in feryadü figanı daha da yükseldi, acıları tazelendi. Ağıtlar öylesine hazindi ki sesleri duyan bütün şamlılar ellerinde olmaksızın gözyaşına boğuluyordu. O gün kadın-erkek tüm şam ahalisi ağlamıştı.

Yezid'in emriyle Hz. Rukayye gusledildi, kefenlendi ve toprağa verildi...

(İmam Hüseyin'in Küçük Kızı Hz. Rukayye) S.41 ila 46
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 10-06-2017, 01:11
€C€-1990 €C€-1990 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 49
€C€-1990 is an unknown quantity at this point
Standart Hz.Ruqeyye (as)

Hz.Ruqeyye (as)
İmam Hüseyin (as)'ın üç dört yaşlarında ve Rugayye isminde küçük bir kızı vardı. Hz. Rugayye Aşura günü babasının ve diğer Kerbela yiğitlerinin şehit edilişinden sonra esirlerle birlikte Şam'a götürüldü. Şam harabelerinde devamlı babasının nerede olduğunu soruyordu. Ona baban yolculuğa çıktı, diyorlardı.
Bir gece babasını rüyasında gördü. Uyanınca şiddetle ağladı ve babasını istedi. Her ne yaptıysalar onu susturamadılar. Rugayye'nin ağlaması orada bulunan esirlerin hepsini etkiledi. Herkes başlarına ve yüzlerine vurarak ağlamaya başladı.
Yezit sesleri duyunca neler olduğunu sordu. Durumu öğrenince İmam Hüseyin'in mübarek başını bir kabın içerisine koydurdu ve Rugayye'ye götürmelerini emretti. Rugayye kabın üstündeki örtüyü kaldırdı ve bu baş kimindir, diye sordu. Babanın başıdır, dediler. Bunu duyan Rugayye babasının başını bağrına basarak "Babacığım seni kim kendi kanına boyadı? Babacığım kim boğazını kesti? Babacığım, kim beni bu yaşta yetim bıraktı?" diya ağıtlar okudu. Rugayye bu sözlerin ardından daha fazla dayanamadı ve orada vefat etti.
Mübarek bedenini oraya defnettiler. Kabri zamanla sevenlerinin ziyaret yeri oldu. Allah'ın sonsuz selamı onun üzerine olsun.
(Mealis-Sibteyn, c.2, s.170)
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 10-07-2017, 11:42
Bedir Aslanı Bedir Aslanı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 106
Bedir Aslanı is an unknown quantity at this point
Standart Fotrus Meleyin Kurtuluşu

Ravendi’nin Haraic’inde şöyle nakledilir: Hazreti Hüseyin’in (a.s) viladetinden sonra Allah, Hazreti Cebrail’e kalabalık bir melek grubu ile Hazreti Peygamber’in (s.a.a) huzuruna varmalarını ve ona tebrik demelerini emretti. Cebrail, göklerden yere doğru inerken bir adada yalnız kalmış bir melek olan Fotrus’a rastladı. Fotrus Cebrail’den nereye gittiklerini sordu.
Cebrail dedi: ‘Hazreti Muhammed’e (s.a.a) gidiyoruz.’
Fotrus dedi: ‘Beni de yanına al ve Hazreti Muhammed’e (s.a.a) götür. Belki benim için dua eder.’
Cebrail onun isteğini kabul etti ve diğer meleklerle birlikte Hazreti Muhammed’in (s.a.a) huzuruna vardılar ve Hazreti Hüseyin’in (a.s) viledetini tebrik ettiler. Sonrasında Cebrail, Fotrus’un başından geçenleri Hazreti Resulullah’a (s.a.a) anlattı.
Hazreti Peygamber: ‘Söyle, vücudunu bu bebeğe (Hüseyin) sürsün.’
Fotrus denileni yaptı ve o anda Allah ona şifa verdi ve eski haline döndü. Daha sonra Fotrus, Cebrail ve diğer meleklerle birlikte göklere uçtu.
Başka bir rivayette şöyle nakledilir: ‘Fotrus, göklere yükselirken Hazreti Resulullah’a (s.a.a) şöyle dedi: ‘Ben ki Hüseyin vesilesiyle şifa buldum, hakkını vermeli ve lütfunu telafi etmeliyim. Kim Hüseyin’i ziyaret etse ziyareti ona ileteceğim ve kim her nerede ona selam ve salat ederse, selam ve salatını ona ulaştıracağım.’
Başka bir rivayete göre, Hazreti Resulullah (s.a.a) Allah’tan Hüseyin hürmetine Fotrus’u özgür bırakmasını istedi. Allah Hazreti Peygamber’in (s.a.a) duasını kabul etti. Futrus eski yerine döndü ve meleklere karşı övünerek şöyle derdi:
من مثلی و انا عتاقة الحسین بن علی و فاطمة و جده احمد
‘Kim benim gibi olabilir? Ben Ali ve Fatima’nın oğlu Hüseyin’in ve dedesi Ahmed’in özgür bıraktığı kimseyim.’

Selam Olsun Ruqeyyeye Ve Babası Huseyine
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 10-09-2017, 06:34
elif gibi elif gibi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2012
Mesajlar: 146
elif gibi is an unknown quantity at this point
Standart Katligahtan geçerken hz rukayye’nin zebanhali

Katligahtan geçerken hz rukayye’nin zebanhali
کوچ از قتلگاه
زبانحال حضرت رقیه (س)

Ey saribanlar vurmayın ammem hayalı zeynebi
Rahm eyleyin, yaslı azalı zeynebi
ای ساربانلار وورمیون عمّم حیالی زینبی
رحم ائیلیون،اینجیتمیون،یاسلی عزالی زینبی

Feryat ve dad etmeyin, elde bahane vermeyin
Döndürmeyin göz yaşını, zülm ile kana vermeyin
Bestir esir ettiniz daha, çok taziyane vurmayın
Masumedir farz etmeyin, siz la ubali zeynebi
فریادودادین ائتمیون،الده بهانه ویرمیون
دؤندرمیون گؤز یاشینی،ظلمیله قانه ویرمیون
بسدور اسیر ائتدوز داخی،چوْخ تازیانه ویرمیون
معصومه*دورفرض ائتمیون،سیز لااوْبالی زینبی

Zülfün anam Zehra gibi, alsa ele çekse figan
Teşkil dünyanı bozar, şur ve nüşur eyler ayan
Ama özü aht edip, versen babam gibi imtihan
O çün özü Ene eyleyip, Sabra vefalı zeynebi
زولفون آنام زهرا کیمی،آلسا اله چکسه فغان
تشکیل دنیانی پوْزار،شوروْنشور ائیلر عیان
امّا اؤزی عهد ائلیوب،وئرسین بابام تک امتحان
اوْ چون اوزی امر ائلییوب،صبره وفالی زینبی

Bedir, uhut kayıdanda ey, âl-i ümeyye kalmayın
Şir-i hüda h kan döküp, dadını bi bimden almayın
İnsaf edin ey kufiyan, cebren ayaktan salmayın
Bağı velayette olan ismet nihali zeynebi
بدروْ احد قیدینده ای،آل امیّه قالمیون
شیرخدا هر قان تؤکوب،دادین بی بیمد*ن آلمیون
انصاف ائدون ای کوفیان،جبرا ایاقدان سالمیون
باغ ولایتده اوْلان عصمت نهالی زینبی

Elden gidip kardaşları, yok çaresi biçaredir
Ez bes vurupsuz, gömleği eğninde pare paredir
Kollar zi bes kamçı yeyip niyli olupdur yaradır
Kan ile kamçı eyliyip başı kınalı zeynebi
الد*ن گئدوب قارداشلاری،یوْخ چاره*سی بیچاره*دور
از بس ووروبسوز کوینگی،اگنینده پاره پاره*دور
قوْللار زبس قمچی ییوب،نیلی اوْلوبدور یاره*دور
قانیله قمچی ائیلیوب،باشی حنالی زینبی

Mühlet verin bu bineva,etsin doyuncak ah-u vah
Kardaş diyende vurmayın, az eyleyin çevre-u cefa
Kardaş yanında bacıyı, vurmak değil şer’an reva
Yoksa müslüman bilmirsiz, başı belalı zeynebi
مهلت وئرون بوبینوا،ائتسون دؤیونجا آه وْ وا
قارداش دیینده وورمیون،آز ائیلیون جوروْجفا
قارداش یانندا باجینی،وورماق دگول شرعا روا
یوْخسا مسلمان بولموسوز،باشی بلالی زینبی

İhtar edip bu ümmete, ceddim Resuli kirdegar
Var hürmeti herkim harem, ahu’sunu etse şikar
Ceddimden asla etmediniz, ey bi hayalar neng-u âr
Saldınız bu dam-ı zillete, kabe gazeli zeynebi
اخطار ائدوب بوامتّه،جدّیم رسول کردگار
وار حرمتی هرکیم حر*م،آهوسینی ائتسه شکار
جدّیمد*ن اصلا ائتمه*دوز،ای بیحیا*لر ننگ وْعار
سالدوز بودام زلّته،کعبه غزالی زینبی

Kardaş gamına her bacı, lazımdı sine dağlasın
Siz vermirsiz bir an eman, ammem doyunca ağlasın
Yardır kolu ammemin, kim bes yarasını bağlasın
Eykaş anam Zehra gelip, görsün yaralı zeynebi
قارداش غمینه هر باجی،لازمدی سینه داغلاسین
سیز وئرمیسوز بیرآن امان،عمّم دوْیونجا آغلاسین
یاره دی قوْلی عمّه مون،کیم بس یاراسین باغلاسین
ای کاش آنام زهرا گلوب،گؤرسون یارالی زینبی

Taraç edipsiz ma’cerini, kan ile göz yaşını katıp
Kamçı yerinden kan akıp, Zülfü yüzü kana batıp
Ezbes görüp gam güsseler, öz fikrini baştan atıp
Fikr-i hiyalı ehli beyt,eyleyip hiyali zeynebi
تاراج ائدوبسوز معجرین،قانیله گؤز یاشین قاتوب
قمچی یریند*ن قان آخوب،زلفی یوزی قانه باتوب
ازبس گوروب غم غصّه لر،اؤز فکرینی باشدان آتوب
فکرخیال اهل بیت،ائیلوب خیالی زینبی
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 10-11-2017, 10:06
esmagül esmagül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: Oct 2017
Mesajlar: 1
esmagül is an unknown quantity at this point
Standart

Selam Olsun Sana Ey Huseyin (as) Nazlı Gülü Ruqeyye
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 10-15-2017, 12:07
sürgündeki şia sürgündeki şia isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 568
sürgündeki şia is an unknown quantity at this point
Standart Şiilere Zülüm Ve Katillam

Taberanî, Mucemu’l-Kebir kitabında sahih bir senetle Yunus bin Ubeyd’den (o da Hasan’dan) şöyle naklediyor:
“Ziyad, Ali’nin (r.a.) Şiîlerini takip ediyor, onları yakalaması durumunda kılıçtan geçiriyordu. Bu haber Hasan bin Ali’ye (r.a.) ulaştığında ‘Allah’ım, onun ölümünü sadece kendine has kıl ve bu öldürülüş kefareti olsun’ demiştir.” (Mucemu’l-Kebir, Taberânî, c. 3, s. 68; Mecmeu’z-Zevâid, Heysemî, c. 6, s. 266)
Heysemî bu rivayeti naklettikten sonra şöyle diyor:
“Bu rivayeti Taberânî nakletmiştir ve ricâli sahihtir.”
Aynı şekilde Zehebî de Siyeru A’lâmi’l-Nubelâ‘da şöyle diyor:
“Ebu Şasâ şöyle demişti: Ziyad kendi isteklerine karşı çıkanlar karşısında Haccac’dan daha kan dökücüydü.”
♻️♻️♻️
Hasan Basrî ise şöyle der:
“Hasan bin Ali’ye Ziyad’ın Ali’nin Şiîlerini Basra’da izleyip öldürdüğü haberini verdiler. İmam Hasan ona beddua etti. Kufe halkını topladığı ve Ebu’l-Hasan’dan (İmam Ali) beraatlerini istediği de rivayet edilmiştir. Bu sırada hicretin 53. senesiydi ve aynı yıl Ziyad veba hastalığına müptela oldu.” (Siyeru A’lâmi’l-Nubelâ, c. 3, s. 496)
İbn Esir el-Kâmil kitabında şöyle yazmıştır:
“Ziyad saltanatı esnasında zorbalığa başvuran ilk kişiydi, Muaviye’nin yönetimine aşırı önem veriyor ve kılıcını çekip eline geçirdiği kişiyi şüphe üzerine bile olsa cezalandırıyordu. Halkın ona
duyduğu korku çok fazlaydı, .” (el-Kâmil fi’t-Tarih, İbn Esir, c. 3, s. 450)
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 10-18-2017, 02:31
azra yasgülü azra yasgülü isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2011
Mesajlar: 121
azra yasgülü is an unknown quantity at this point
Standart

Selam olsun Rugeyeye . Allah Ruqeyenin Düşmanlarına da Lanet Etsin
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 10-19-2017, 12:05
TUBA TUBA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 111
TUBA is on a distinguished road
Standart

Yaslı, Ezalı Ey Huseyinin Nazlı Balası Ruqeyye Selam Olsun Sana Ve Atana. Allah Senin, Babanın Katillerine Lanet Etsin.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 12:25


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.