aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KERBELA FACİASI | HZ İMAM HÜSEYİN (AS) VE KERBELA FACİASI

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 06-08-2008, 11:12
nasrallah nasrallah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 27
nasrallah is on a distinguished road
Standart İnsanlık Tarihinin Yiğidi İmam Huseyin (as)

İnsanlık tarihinin en canlı ve en heyecanlı hamaset ve yiğitliklerinden biri haline gelen İmam Hüseyin'in (a.s) yaşam tarihinin (kıyamının) önemi, sadece her yıl milyonlarca insanın en güçlü ve hırçın duygu dalgalarını kendi etrafında harekete geçirmesi ve her merasimden daha aktif ve etkili merasimler var etmesi değil, Hüseyin'in (a.s) yaşam tarihinin en önemli boyutunun tertemiz dinî, insanî ve kitlesel duygular olması ve bundan başka da bir etken ve amilin olmamasıdır. Bu tarihî kıyamı anma münasebetiyle gerçekleştirilen görkemli merasim ve gösterilerin hiç mukaddime ve tebliği faaliyete ihtiyacı yoktur ve işte bu yüzden de bu kıyamın özel bir yeri olup, bütün kıyamlar arasında benzerine rastlanılmamaktadır.

Genelde bu hakikati bilmekteyiz, ancak çoğularının (özellikle de gayri İslamî düşünürlerin) anlayamadığı ve kördüğüm bir bilmece şeklinde kalan bir şey vardır:

Nitelik ve nicelik açısından bir çok benzeri olan bu tarihî vak'aya neden bu kadar önem verilmektedir? Neden bu kıyamı anma merasimleri her yıl bir geçen yıldan daha canlı, daha aktif ve daha coşturucu bir şekilde gerçekleştiriliyor?

Bugün Emevî sultanlardan ve onların uşaklarından bir haber yokken ve Kerbela olayındaki kahramanların şimdiye kadar unutulması gerekirken, neden Kerbela kıyamı ebediyetle özdeşleşmiştir?

Bu sorunun cevabını, Kerbela kıyamının asıl hedeflerinde aramak gerek. Zannediyoruz ki, bu meselenin tahlili İslam tarihinden haberdar olan kimseler için zor olmasa gerek.

Daha açıkçası; kanlı Kerbela olayı, hükümeti ele geçirmek veya toprak elde etmek için çarpışan iki siyasi rakibin savaşına benzemez.

Kerbela olayı, iki düşman kabilenin kin ve nefretlerinin infilakı neticesinde ortaya çıkan ve üstünlük sağlamak amacıyla gerçekleştirilen bir savaşa da benzemez.

Bu olay, iki fikrî ve itikadî mektebin savaşından apaçık bir sahnedir. İnişli çıkışlı insan tarihi boyunca, en eski zamanlardan bu güne kadar bu savaşın alevi asla sönmemiştir. İşte bu savaş, bütün peygamberlerin ve dünyayı ıslah etmek azminde olan bütün salih kulların savaşının uzantısıdır. Bedir ve Ahzab savaşlarının devamıdır.

Bildiğimiz gibi, İslam Peygamberi fikrî ve içtimaî bir kıyamın önderi olarak, insanları putperestlik ve hurafelerden, insanların özgürlüğünü cehalet ve zulüm kıskacından kurtarmak için kıyam edip ve bu değişimin gerçekleşmesinde temel rol oynayan mazlum ve ezilmiş kitleleri kendi etrafında topladığında, bu islahî kıyamın muhaliflerine öncülük eden Mekke'nin putperest ve faizci zenginleri kendi saflarını daha bir sıklaştırdılar. Bu nidayı kıstırmak için bütün güçlerini kullandılar. Bu hususta öncülük eden Emevîler idi ve onların başında Ebu Süfyan bulunmaktaydı.

Ancak, İslam'ın azameti ve insanı hayrete düşüren etkisi karşısında nitekim dize geldiler ve örgütleri tamamen dağıldı.

Evet, Emevîlerin, İslam'ı yok etmek için kurdukları örgüt dağıldı; ama onların kökü kazılmadı ve bu da onların yaşamındaki bir dönüm noktasıydı. Yenilgiye uğrayan, zayıf, inatçı ve yeminli her düşman gibi bunlar da İslam'ı yok etmek için başlatmış oldukları açık ve zahir faaliyetlerini perde ardından ve gizli bir şekilde yürütmeye başlayıp, uygun bir fırsatın gelesini beklediler.

Ümeyyeoğulları Peygamberin vefatından sonra halkı, İslam öncesi döneme ve cahiliyet devrine döndürmek için hilafete sızmaya çalışıp peygamberin devrinden uzaklaştıkça hilafete sızma ortamını daha uygun ve elverişli görüyorlardı.

Özellikle Ümeyyeoğullarından olmayan kimselerin, bir takım nedenlerden dolayı bazı cahiliyet sünnet ev geleneklerini yeniden hayat alanına döndürüp ihya etmesi "Cahiliyet kıyamı" için daha uygun bir ortam hazırlamıştı.

Yaşam safhasına döndürülen cahiliyet geleneklerinden bazıları şunlardan ibaretti:

1-İslam'ın iptal ettiği ırkçılık meselesi, bazı halifeler tarafından yeniden gündeme getirilip ihya edildi ve Araplar acemlerden (Arap olmayanlardan) üstün tutuldu.

2- İslam'ın ruhuyla bağdaşmayan haksızlıklar ortaya çıktı. Peygamberin zamanında, Müslümanlar arasında eşit olarak taksim edilen beytülmal, artık eşit olarak bölünmüyor, bazıları boş sebeplerden dolayı üstün tutuluyordu ve sınıflaşmalar da yeniden hortlatıldı.

3- Hz. Muhammed'in (s.a.a) döneminde liyakat, ilmi değerler, ahlak ve takva ölçüsünde fertlere verilen makam ve hassas mevkiler, bazı halifelerin kendi akraba ve yakınlarına verildi.

İşte tam bu sırada Ebu Süfyan oğlu Muaviye, İslamî hükümete sızarak İslam'ın en hassas ve stratejik bölgelerinden biri olan "Şam" bölgesinin valiliğini ele geçirdi. Bu bölgedeki cahiliyet devri kalıntıları ve posalarının yardımıyla İslam hükümetini tamamen ele geçirmek ve cahiliyetin bütün sünnetlerini hortlatmak için ortam oluşturmaya başladı.

İşte hortlanan ve cahili atmosfer ve dalga öylesine güçlüydü ki, Ali (a.s) gibi din uğrunda her şeyinden geçen bir insan hilafeti boyunca, Müslümanlara gölge düşüren bu karanlık bulutları dağıtmakla meşgul oldu.

Bu gayri İslamî canlanış ve bu hortlama öylesine aşikardı ki, buna öncülük edenler bile onu gizleyemiyorlardı.

Hilafet Ümeyyeoğulları ve Mervanoğullarının eline geçince, Ebu Süfyan tarihî cümlesinde pervasızca şöyle demişti:

"Ey Ümeyyeoğulları! Saltanatı kimseye kaptırmamaya çalışın (saltanat topunu birbirinize pas verin). Andolsun yemin ettiğim şeye ki, cennet ve cehennem diye bir şey yoktur! (Muhammed'in kıyamı, siyasi bir kıyamdan başka bir şey değildir)."

Muaviye de Irak'ta musallat olduğu zaman Kûfe'de irad ettiği hutbesinde şöyle demişti:

"Ben namaz kılmanız ve oruç tutmanız için buraya gelmedim; buraya gelmemin sebebi size hüküm sürmektir, bana muhalefet eden herkesi yok ederim, bilmiş olun!"

Yezid de Kerbela'da şehit edilen özgür insanların kesik başlarını gördüğünde demişti ki:

"Keşke Bedir savaşında öldürülen atalarım burada olsaydı da Haşimoğullarından nasıl bir intikam aldığımı ve bu manzarayı görselerdi."

İşte bu sözlerin tümü, bu gayri İslamî hareketin mahiyeti ve hakikatini ortaya koyan delillerdir. Bu hareket ilerledikçe, daha az aşırı ve şiddet boyutu kazanıyordu.

Aziz İslam dinini tehdit eden ve Yezid'in saltanatı döneminde de son haddine varan bu büyük tehlike karşısında İmam Hüseyin (a.s) nasıl susabilir ve sessiz kalabilirdi?

Bu surette Allah, Peygamber (s.a.a) bütün İslam toplumuna gölge düşüren bu kahredici, öldürücü sessizliği fevkalâde bir fedakarlık ve mutlak bir özveriyle kırmamalı ve Ümeyyeoğullarının tebligatı ardında gizli olan bu cahilî hareketin çirkef yüzünü ortaya çıkarmamalı mıydı?

Hayır, Hüseyin (a.s) gibi biri böyle bir alçaklığa boyun eğemezdi ve bunu da kendi kanıyla İslam tarihinin alnına parlak satırlarla yazdı. Yazdı ki, ebediyetle özleşleşsin ve gelecek nesiller için ölümsüz bir hamaset olsun.

Evet, Hüseyin (a.s) bunu yaptı, İslam karşısındaki büyük ve tarihi risaletini yerine getirdi, Ümeyyeoğullarının gayri İslamî desise ve komplolarını darmadağın, zalimane ve sinsice başlatmış oldukları en son faaliyetlerini de tahrip etti. İşte Hüseyin'in (a.s) kıyamının gerçek yüzü ve hakikatı budur. İmam Hüseyin'in (a.s) ad ve tarihinin de neden unutulmadığını bundan anlıyoruz. İmam Hüseyin (a.s) bir asra, bir nesle ve bir zamana mahsus değildir, O'nun kendisi de hedefi de ebediyet ve ölümsüzlükle özdeşleşmiştir.

O, hak, adalet ve özgürlük yolunda Allah ve İslam uğrunda, insanları kurtarmak ve de insanî değerleri ihya etmek doğrultusunda şehadet şerbeti içti. Bu mefhumlar zaman aşamasına uğrayıp eskilebilir mi, bu gerçekler unutulabilir mi?...
__________________
Ya Huseyn biz yokduk Kerbelada , Olsun oğlun MEHDİ'ye Lebbeyk Sözü...
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 06-11-2008, 05:25
SECCAD SECCAD isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 6
SECCAD is on a distinguished road
Standart Laİlaheİllallah

Allah Razi Olsun, Ellerİne SaĞlik
__________________
Zülfikâr tutarken kükreyen Ali
Öksüzü okşarken titreyen Ali
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 06-12-2008, 05:47
ALEVİ GENÇ ALEVİ GENÇ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 3
ALEVİ GENÇ is on a distinguished road
Standart Allahu Ekber , Allah Razi Olsun

Hz.İmam Cafer’üs Sâdık şöyle rivâyet eder:
بِسْـمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم.

“İmâm Hüseyn, kardeşi İmâm Hasan’ın zehirlendiği gün ağlıyordu. İmâm Hasan; «Yâ Hüseyn» buyurmuştu; «Ne ağlıyorsun? Beni zehirlediler; fakat Yâ Hüseyn, senin gününe benzer gün yoktur.Gökten kül ve kan yağar; herşey, hatta çöldeki vahşi hayvanlarla, denizlerdeki balıklar bile sana ağlarlar

ALLAH RAZI OLSUN
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 04-28-2018, 11:38
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.408
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Ali Ekber (as) Yiğitliği

Ali Ekber (aleyhisselam)'ın Yiğitliği

İmam Hüseyin"in (a.s) vefalı ashabının mukaddes naaşları paramparça olmuş hâlde toprak üstünde yatmaktaydı. Şimdi Ehlibeyt"ten başka kimse kalmamıştı. İmam Hüseyin"in (a.s), cemal ve ahlak olarak herkesten daha güzel olan oğlu Ali, İmam"ın (a.s) huzuruna varıp savaşmak için izni istedi. İmam Hüseyin (a.s), duraksamaksızın izin verdikten sonra ümitsizce baktı durdu; iradesi dışında gözyaşları damla damla süzüldü ve şöyle dedi:

اَللَّهُمَّ اشْهَدْ، فَقَدْ بَرَزَ إِلَيْهِمْ غُلاَمٌ أَشْبَهُ النَّاسِ خَلْقاً وَ خُلْقاَ وَ مَنْطِقاً بِرَسُولِكَ(صلّي الله عليه وآله وسلّم)، وَ كُنَّا إِذَا اشْتَقْنَا إِلَي نَبِيِّكَ نَظَرْنَا إِلَيْهِ.
"Allah"ım! Şahit ol, bu orduya karşı öyle bir genç gidiyor ki boy, ahlak ve konuşma tarzıyla Peygamber"ine (s.a.a) çok benziyor. Biz Peygamber"i arzuladığımızda ona bakardık."

Sonra da Ömer b. Sa"d"a dönerek yüksek sesle şöyle buyurdu:

يَا ابْنَ سَعْدٍ، قَطَعَ اللهُ رَحِمَكَ كَمَا قَطَعْتَ رَحِمِي.
"Ey Sa"d"ın oğlu, benim soyumu kuruttuğun gibi Allah da senin soyunu kurutsun!"

Ali b. Hüseyin (a.s) düşmana yaklaşıp kanlı bir savaşa girişmişti. Düşman ordusundan bir grubu öldürdükten sonra babasının yanına dönerek şöyle dedi:

Babacığım! Susuzluk beni öldürmek üzeredir ve bu demirlerin ağırlığı da bir yandan beni zorlamaktadır; bir içimlik su verebilir misin?

İmam Hüseyin (a.s) ağlayarak buyurdu:

Aziz oğlum, dön ve savaş! Çünkü artık ceddin Muhammed"in (s.a.a) huzuruna varmana ve onun elinden tas dolusu su içmene çok az bir zaman kaldı. Artık asla susamayacaksın.

Ali Ekber savaş meydanına döndü. Canından el çekip şehitliğe hazırlandı. Çok ağır bir saldırıya geçti. Ansızın Münkiz b. Mirra-i Abdî (Allah"ın laneti ona olsun) onu nişan alarak bir ok fırlattı. Ali Ekber aldığı ok yarasıyla savunma gücünü kaybedip yere düştü ve yüksek sesle şöyle dedi:

Canım babam! Benden selam olsun sana. Bu ceddim Muhammed"dir (s.a.a); sana selam yolluyor ve "Bize çabuk gel!" diyor.

Bir kez daha feryat etti ve can verdi. İmam Hüseyin (a.s), oğlunun cansız bedeninin yanına gelerek yüzünü onun yüzüne dayadı ve şöyle buyurdu:

Seni öldürenleri Allah öldürsün, ne kadar da Allah"a karşı küstahlık ve Resul"üne (s.a.a) de saygısızlık ettiler! Senden sonra dünyanın başına kül olsun!

Olayı aktaran şahıs şöyle der: Hz. Zeyneb (s.a) kadınların çadırından çıkıp, "Ey habibim, ey kardeşimin oğlu!" dedi ve meydana doğru koşmaya başladı. Ali Ekber"in yanına geldiğinde kendini, o pare pare naaşın üstüne attı.

İmam Hüseyin (a.s), Hz. Zeyneb"i (s.a) geri gönderdi. Bundan sonra Ehlibeyt gençleri birbiri ardınca meydana çıkıp savaştılar. Onlardan bir grubu şehit olunca, İmam Hüseyin (a.s) yüksek sesle dedi:

Amca oğullarım ve ehlibeytim, sabırlı olun! Andolsun Allah"a, bu günden sonra artık asla horlanmayacaksınız.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 04-30-2018, 05:42
TUBA TUBA isimli Üye şuanda  online konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 111
TUBA is on a distinguished road
Standart

Dediler ki; Yezid'e Lanet etme ama istersen Huseyn'e dua et.
Dedim k ki; Bak iki gözüm;
Yezid'e lanet etmek, Yezid'in sarayında Zeynep olmaktır.
Yezid'e lanet etmek, otoritenin karşısında Ebuzer olmaktır.
Yezid'e lanet etmek, hainlerin karşısında malik Eşter olmaktır.
Yezid'e lanet etmek, Huseyn katillerinin karşısında Muhtar olmaktır.
Yezide lanet etmek, Saray hayali kuranların rüyasını kabusa cevirmektir.
Yezide lanet etmek, Ebu zer olup haramzade sarayında yasamaktansa, çölde susuz feda olmaktır.
Yezid'e lanet etmek, Zillet içinde yaşamaktansa izzetli bir ölümü tercih etmektir.
yani iki gözüm,
Yezid'e lanet etmek aynı zamanda Huseyn'e feda olmaktır...
Yani;
Kahrolsun Zulüm demektir!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 09:36


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.