aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KERBELA FACİASI | HZ İMAM HÜSEYİN (AS) VE KERBELA FACİASI

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 11-05-2015, 04:30
azeri14 azeri14 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2014
Mesajlar: 172
azeri14 is an unknown quantity at this point
Standart Hz. Hüseyin a.s’a mektup yazıp davet edenler müslüman (şia) mıydı?

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Hamd Olsun Alemlerin Rabbine ve Selam Olsun Mövlamız Muhammede ve Onun Tertemiz Ehli Beytine


Son zamanlarda sünnilerin Kerbela olayı ile ilgili olarak ortaya attıkları şüphelerden birisi de imam Hüseyin a.s’a mektup yazan ve sonra onu a.s yardımsız bırakan, hatta Emevi ordusuna katılarak onunla savaşmaya giden Kufelilerin müslüman (şia) olduğu iddasıdır. Kerbela olayı, bu olayın nasıl gerçekleştiği, imam Hüseyin a.s’ı şehid edenlerin kimler olduğu kesin olarak bilinen tarihi bir gerçektir. Fakat nasibiler hayasızlıkta sınır tanımayan bir kavim olduklarından böylesi bir idda onlardan sadır ola bilmektedir.

Ortaya atılan bu iddaya cevap olarak bir çalışma hazırlamak istiyordum ama alhak.org sitesinde Kitab Bila Ünvan nicki ile yazan kardeşimizin bu konuda doyurucu ve geniş kapsamlı bir çalışma yaptığını gördüğüm için kendi elde ettiğim bilgilerle onun paylaştığı bilgileri çevirip bir makale olarak paylaşmayı karara aldım. dolayısı ile, burada paylaştığım çalışma alhak.org sitesinde yazan Kitab Bila Ünvan nicki ile yazan kardeş ile benim araştırmalarımın toplusudur. Kitab Bila Ünvan nicki ile yazan kardeşin çalışmasının orjinali şu linkte: http://www.alhak.org/vb/showthread.php?t=33186

inşaAllah çalışmayı 3 bölüm şeklinde paylaşacağım. ilk bölümde Kufe halkının kimliği; ikinci bölümde imam Hüseyin a.s’a mektup yazmalarının sebebi; üçüncü bölümde ise müslümanların (şiilerin) nerede olduğunu ve neden imam a.s’a yardım edemedikleri hakkında bilgi vereceğiz.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 11-05-2015, 04:35
azeri14 azeri14 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2014
Mesajlar: 172
azeri14 is an unknown quantity at this point
Standart

1. Kufe halkı müslüman (şia) mıydı? Ortaya atılan şüphenin aslını Kufe halkının müslüman (Şia) olduğu iddası teşkil etmektedir. bu yüzden de kaynaklarda “Irak halkı mektup yazdı”, “Kufeliler mektup yazdı” diye geçen her rivayet müslümanların (Şiilerin) mektup yazdığına delil olarak gösterilmektedir. Oysa gerçekte Kufe halkı yaygın olarak bilinenin aksine müslüman (şia) değildi. Kufe’de hem nasibiler, hem hariciler ve hem de az sayıda müslüman (şia) yaşamaktaydı. Fakat müslümanlar (şiiler) azınlıkta idiler. Çünkü Irak, Suriye, İran ve bu gibi araziler ikinci Kureyş kralı Ömer b. Hattab döneminde ele geçitilmişti ve doğal olarak Kureyş hükumetin ele geçirdiği bölgelerde yaydığı, tebliğ ettiği din İslam (Şia) değil nasibilikti. ve Kureyş hükumeti tarafından tebliğ edilen bu din yine doğal olarak vasilik başta olmak üzere İslam (Şia) inançlarını yansıtmıyordu. işte bundan dolayı Kufe de dahil olmak üzere pek çok yerin halkı nasibi dinine bağlı oluyorlardı. Yani onların İslam diye bildikleri şey aslında İslam (Şia) değil nasibilikti. gerek Kufe ve gerekse de diğer bölgelerde durum böyle idi yani halkın çoğunluğu müslüman (şii) değil nasibi idi. Nitekim bu husus hem İslami (Şii) kaynaklarda ve hem de diğer fırkaların kaynaklarında sabittir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 11-05-2015, 04:36
azeri14 azeri14 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2014
Mesajlar: 172
azeri14 is an unknown quantity at this point
Standart

Şii ve Sünnilerin güvenilirliği hususunda ittifak ettikleri Sikatul İslam (İslam’ın güvenci) Kuleyni r.a’ın “el-Kafi” kitabında şu ifadeler var:

علي بن إبراهيم، عن أبيه، عن حماد بن عيسى، عن إبراهيم بن عثمان، عن سليم بن قيس الهلالي قال: خطب أمير المؤمنين (ع) فحمد الله وأثنى عليه ثم صلى على النبي (صلى الله عليه وآله)، ثم قال:
قد عملت الولاة قبلي أعمالا خالفوا فيها رسول الله (صلى الله عليه وآله) متعمدين لخلافه، ناقضين لعهده مغيرين لسنته ولو حملت الناس على تركها وحولتها إلى مواضعها وإلى ما كانت في عهد رسول الله (صلى الله عليه وآله) لتفرق عني جندي حتى أبقى وحدي أو قليل من شيعتي الذين عرفوا فضلي وفرض إمامتي من كتاب الله عزوجل وسنة رسول الله (صلى الله عليه وآله)
والله لقد أمرت الناس أن لا يجتمعوا في شهر رمضان إلا في فريضة وأعلمتهم أن اجتماعهم في النوافل بدعة فتنادى بعض أهل عسكري ممن يقاتل معي: يا أهل الاسلام غيرت سنة عمر ينهانا عن الصلاة في شهر رمضان تطوعا ولقد خفت أن يثوروا في ناحية جانب عسكري (1) ما لقيت من هذه الامة من الفرقة وطاعة أئمة الضلالة والدعاة إلى النار

Ali b. İbrahim bana babasından, o Hammad b. İsa’dan, o İbrahim b. Osman’dan, o da Süleym b. Kays el-Hilali’den anlattı, dedi ki: Müminlerin Emiri (imam Ali a.s) hutbe irad etti, Allah’a hamd ve sena etti, sonra Nebi s.a.a’e salat getirdi, daha sonra ise dedi ki: «Benden önceki yöneticiler kasıtlı olarak ve bilerek Rasulullah s.a.a’e ters düşen işler yaptılar, ahdini bozdular, sünnetini değiştirdiler. Öyle ki bugün insanları onları terk etmeye davet edip durumu Rasulullah’ın dönemine döndürmek istesem ordum etrafımdan dağılır, beni yalnız başıma veya Allah’ın Kitabından ve Rasulullah’ın sünnetinden benim fazilet ve üstünlüğümü ve imametimin kendilerine farz olduğunu bilen Şiilerimden az bir grupla yalnız bırakırlar…. Çünkü Allah’a andolsun ki, ben halka Ramazan ayında farz namazı eda etmek dışında cemaat oluşturmamalarını emrettim ve sünnet namazını cemaatle kılmanın bidat olduğunu söyledim. Fakat benimle birlikte savaşan ordumdan bazıları, “ey Müslümanlar! Eyvah! Ömer’in sünneti değiştirildi. Ramazan ayında bizi cemaatle sünnet namazı kılmaktan alıkoyuyorlar.” diye haykırdılar. Ordumun bir köşesinde fitne ve isyan çıkmasından endişelendim! Ben, bu ümmetin benimle uyumsuzluğundan ve diğerlerine itaatlerinden neler gördüm, neler.»

Kuleyni r.a, “el-Kafi”, 8/36-37, hadis 21

bu hadisin senedindeki tüm raviler sika (güvenilir) ve hadisin isnadı da muttasıl (kesintisiz)’dir. nitekim Şeyh Hadi en-Necefi bu hadis hakkında diyor ki:

الرواية صحيحة الإسناد
rivayetin senedi sahihtir.

Şeyh Hadi en-Necefi r.a, “Mevsuat ahadisi Ehli Beyt a.s”, 4/286, hadis 4649

Hz. Ali a.s’ın Teravih namazını yasaklaması ve halkın tıpkı günümüzdeki sünniler gibi bu bidate bağlı olduğunu gösteren bir başka hadisi Şeyh Tusi şöyle rivayet etmiştir:

Şeyh Tusi r.a’ın “Tehzibul Ahkam” adlı kitabında şu ifadeler var:

علي بن الحسن بن فضال عن احمد بن الحسن عن عمر وبن سعيد المدائني عن مصدق بن صدقة عن عمار عن ابي عبدالله عليه السلام قال: سألته عن الصلاة في رمضان في المساجد قال: لما قدم أمير المؤمنين عليه السلام الكوفة أمر الحسن بن علي عليه السلام أن ينادي في الناس لاصلاة في شهر رمضان في المساجد جماعة، فنادى في الناس الحسن بن علي عليه السلام بما أمره به أمير المؤمنين عليه السلام فلما سمع الناس مقالة الحسن بن علي صاحوا: واعمراه واعمراه فلما رجع الحسن إلى أمير المؤمنين عليه السلام قال له: ما هذا الصوت؟ فقال: يا أمير المؤمنين الناس يصيحون: واعمراه واعمراه، فقال أمير المؤمنين عليه السلام: قل لهم صلوا.فكان أمير المؤمنين عليه السلام ايضا لما أنكر أنكر الاجتماع ولم ينكر نفس الصلاة، فلما رأى ان الامر يفسد عليه ويفتتن الناس أجاز وأمرهم بالصلاة على عادتهم فكل هذا واضح بحمد الله
Ali b. Hasan b. Faddal, o Ahmed b. Hasan’dan, o Amr b. Said el-Medaini’den, o Musaddık b. Sadaka’dan, o da Ammar’dan anlattı, dedi ki: Ebu Abdullah (imam Cafer es-Sadık a.s)‘a Ramazan ayında mescidde namaz kılmak hakkında sordum, imam a.s dedi ki: «Müminlerin Emiri (imam Ali a.s) Kufe’ye dahil olduğu zaman Hasan b. Ali’ye emir verdi ki, insanlara Ramazan ayında mescidde (müstehap) namazı cemaat ile kılmamalarını haber versin. Hasan b. Ali a.s Müminlerin Emiri (imam Ali a.s)‘ın kendisine emir verdiği gibi insanlara duyuru yaptı. insanlar Hasan b. Ali’nin dediklerini duyunca “vah Ömer! vah Ömer!” diye bağırdılar. Hasan b. Ali geri döndüğü zaman Müminlerin Emiri (imam Ali a.s) dedi ki: “bu bağırmalar da nedir?” Hasan a.s dedi ki: “ey Müminlerin Emiri! insanlar “vah Ömer! vah Ömer” diye bağırıyorlar.” Müminlerin Emiri (imam Ali a.s) dedi ki: “onlara namazlarını kılmalarını söyleyin.”»

Şeyh Tusi r.a, “Tehzibul Ahkam”, 3/69, bab 4, hadis 30 (227)

bu hadisin de tüm ravileri sika (güvenilir) ve isnadı muttasıldır. Şeyh Hadi en-Necefi kendi kitabında bu hadise yer verdikten sonra diyor ki:

الرواية معتبرة الإسناد
rivayetin senedi muteberdir.

Şeyh Hadi en-Necefi r.a, “Mevsuat ahadisi Ehli Beyt a.s”, 4/287, hadis 4651

“el-Kafi” ve “Tehzib” kitaplarından aktardığımız bu 2 hadisin metninden gördüğümüz gibi, imam Ali a.s kendisi halife olduğu halde bile Kureyş krallarının bidatlerini değiştiremediğini, çünkü halkın ve hatta imam a.s’ın ordusunda savaşanlardan bazılarının Kureyş krallarına bağlı olduklarını, onları sevdiklerini, onların sünnetini değiştirilemez olarak gördüklerini bildirmektedir. Yani bu halk imam Ali a.s’ı Rasulullah s.a.a’in vasisi olarak bildikleri için değil tıpkı sünniler gibi Ebu Bekir, Ömer ve diğerleri gibi sadece bir kral (halife) olarak gördükleri için ona itaat ediyorlardı. işte bundan dolayı da Ömer b. Hattab l.a’ın çıkardığı bir bidat olan Teravih namazının yasaklanmasına “vah! Gitti Ömer’in sünneti.” diyerek itiraz ediyorlardı. Hz. Ali a.s’ın Rasulullah s.a.a’in vasisi olduğunu bilen müslümanlar (şiiler) ise azınlıkta idiler.

İslami (Şii) kaynaklardan aktardığımız bu 2 hadis bize Kufe halkının müslüman (Şia) olmadığını aksine halkın çoğunluğunun sünni olduğunu göstermektedir. Ama bu husus sadece İslami (Şii) kaynaklarla sınırlı değildir. nasibi kaynaklarında mevcut olan bilgiler de o dönemde Kufe halkının çoğunluğunun sünni olduğunu göstermektedir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 11-05-2015, 04:38
azeri14 azeri14 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2014
Mesajlar: 172
azeri14 is an unknown quantity at this point
Standart

ehli sünnetin büyük tefsir, hadis ve tarih imamı Taberi’nin “Tarihi Taberi” adı ile meşhur olan kitabında şu ifadeler var:

قال هشام: قال عوانة:
وكتب إليه معه: أما بعد، فإنه كتب إلي شيعتي من أهل الكوفة يخبرونني أن ابن عقيل بالكوفة يجمع الجموع لشق عصا المسلمين؛ فسر حين تقرأ كتابي هذا حتى تأتي أهل الكوفة فتطلب ابن عقيل كطلب الخرزة حتى تثقفه فتوثقه أو تقتله أو تنفيه؛ والسلام

Yezid de ibni Ziyad’a bir mektup göndererek şöyle yazdı: “benim Küfe ehlinden olan şiilerim (taraftarlarım) bana; Müslim b. Akil’in, Küfe’de cemaatlar topladığını, Müslümanların tek saltanat asasını ikiye yardığını, ayırdığını haber verdiler. Bu yazımı okur okumaz, Küfe’ye git. Müslim b. Akil’i ele geçirinceye kadar, define arar gibi, acele ara, bul. Öldür, yahut sürgün et! Vesselam.”

Taberi, “Tarihi Taberi”, 5/357

Taberi’nin aktardığı bu rivayetten de gördüğümüz gibi Kufe’de Emevilerin de taraftarları vardı ve bunlar Müslim b. Akil a.s’ın Kufe’deki işleri ile ilgili olarak Yezid’e mektup yazmışları.

O dönemde Kufe halkının çoğunluğunun sünni olduğunu hadis imamlarından olan Ebu İshak es-Sebii de doğrulamıştır ve bunu Ebu ishak’tan ibni Batte rivayet etmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11-05-2015, 04:40
azeri14 azeri14 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2014
Mesajlar: 172
azeri14 is an unknown quantity at this point
Standart

nasibilerin Şeyhul İslam dedikleri ahmak ibni Teymiyye’nin “Minhac es-Sünne” adlı kitabında şu ifadeler var:

وروى ابن بطة عن شيخه المعروف بابي العباس بن مسروق حدثنا محمد بن حميد حدثنا جرير عن سفيان عن عبد الله بن زياد بن جدير قال : قدم ابو اسحاق السبيعي الكوفة قال لنا شمر بن عطية : قوموا اليه فجلسنا اليه فتحدثوا فقال ابو اسحاق : خرجت من الكوفة وليس احد يشك في فضل ابي بكر وعمر وتقديمهما وقدمت الان وهم يقولون ويقولون ولا والله ما ادري ما يقولون ”
ibni Batte, Ebul Abbas b. Mesruk diye bilinen hocasının şöyle söylediğini naklediyor: bana Muhammed b. Hümeyd anlattı, dedi ki: Cerir bana Sufyan’dan, o da Abdullah b. Ziyad b. Hudeyr’den şöyle anlattı: Ebu İshak es-Sebii Kufe’ye geldi. Şemr b. Atiyye, birlikte yanına gitmemizi istedi. Yanına gittik ve sohbet ettik. Ebu İshak şöyle dedi: “Ben Kufe’de iken istisnasız olarak bütün Kufe ehli Ebu Bekir ve Ömer’in faziletlerine inanıyor ve onları sair ashaba tercih ediyorlardı. Şimdi ise konuşabildikleri kadar konuşuyorlar. Vallahi ne dediklerine akıl erdiremiyorum.

ibni Teymiyye, “Minhac es-Sünne”, 6/135-136

Ebu İshak es-Sebii nasibilerin meşhur hadis imamlarındandır ve tabiindendir. Hz. Ali a.s ve diğer bazı sahabeleri görmüştür (bkz: Ebu İshak es-Sebii kimdir?).

Yani Ebu İshak es-Sebii Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin a.s dönemlerini görmüş, o dönemlere şahit olmuş birisidir. işte bu şahıs o dönemde Kufe halkının Ebu Bekir ve Ömer’in faziletine inandıklarını ve bu ikisini her kesten üstün bildiklerini yani Kufelilerin sünni olduğunu bildirmektedir.

Yukarıda “el-Kafi”den aktardığımız hadiste Hz. Ali a.s, kendi ordusunda olanlardan bazılarının bile “vah! Ömer’in sünneti değiştirildi” diye feryad ettiklerini söylemekteydi. Aynı şeyi nasibilerden ibni Teymiyye de itiraf etmektedir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 11-05-2015, 04:41
azeri14 azeri14 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2014
Mesajlar: 172
azeri14 is an unknown quantity at this point
Standart

nasibilerin Şeyhul İslam dedikleri ahmak ibni Teymiyye’nin “Minhac es-Sünne” adlı kitabıdır, işaretlediğim yerde şu ifadeler var:

وليس كل من قاتل مع على كان يفضله على عثمان بل كان كثير منهم يفضل عثمان عليه كما هو قول سائر أهل السنة
Ali ile birlikte savaşanların hepsi Ali’yi Osman’dan üstün bilmiyorlardı. Aksine onların çoğunluğu ehli sünnet gibi Osman’ı Ali’den üstün biliyorlardı.

ibni Teymiyye, “Minhac es-Sünne”, 4/132

Kufe’de azınlığı teşkil eden ve “el-Kafi”den aktardığım hadiste Hz. Ali a.s’ın “Allah’ın Kitabından ve Rasulullah’ın sünnetinden benim fazilet ve üstünlüğümü ve imametimin kendilerine farz olduğunu bilen Şiilerimden az bir grup” dediği müslümanlar (şiiler) ise Muaviye döneminde ya öldürülmüş, ya zindana atılmış yahutta Iraktan diğer bölgere kaçmıştırlar. Mutezile alimlerinden ibni Ebil Hadid bu konu hakkında diyor ki:

روى أبو الحسن علي بن محمد بن أبي سيف المدائني في كتاب الأحداث، قال: كتب معاوية نسخة واحدة إلى عُمَّاله بعد عام الجماعة: (أن برئت الذمّة ممن روى شيئاً من فضل أبي تراب وأهل بيته). فقامت الخطباء في كل كُورة وعلى كل منبر يلعنون عليًّا ويبرؤون منه، ويقعون فيه وفي أهل بيته، وكان أشد الناس بلاءاً حينئذ أهل الكوفة لكثرة ما بها من شيعة علي عليه السلام، فاستعمل عليهم زياد بن سُميّة، وضم إليه البصرة، فكان يتتبّع الشيعة وهو بهم عارف، لأنه كان منهم أيام علي عليه السلام، فقتلهم تحت كل حجر ومدر وأخافهم، وقطع الأيدي والأرجل، وسَمَل العيون وصلبهم على جذوع النخل، وطردهم وشرّدهم عن العراق، فلم يبق بها معروف منهم
Ebul Hasan Ali b. Muhammed b. Ebu Seyf el-Medaini “Hadiseler” kitabında şöyle rivayet etmiştir: «Muaviye cemaat yılından sonra memurlarına şöyle bir mektup yazdı: “ben, Ebu Turab (imam Ali a.s) ve ailesinin faziletlerinden her hangi bir şey rivayet edenlerden beriyim.” Bu nedenle hatipler buldukları her minberde Ali’ye lanet etmeye, O’ndan teberri ederek O’na ve Ehli Beyt’ine küfretmeye başladılar. Ve o zaman en zor durumda olan insanlar Kufe halkı idi, zira aralarında Ali a.s’ın şiilerinden çok kişi vardı. Muaviye, Ziyad b. Sümeyye’yi Kufe valisi kıldı ve aynı zamanda Basra şehrini de onun emrine bıraktı. O da Şiilerin ardına düştü, Ali a.s’ın hilafeti döneminde O’nun taraftarlarından olduğundan hepsini tanıyordu idi. Bu nedenle onları deliklere bile girseler bulup katlediyor ya da ölümle tehdit ediyor, el ve ayaklarını kesiyor, gözlerini kör ediyor ve hurma dallarında asıyordu. Veya onları Irak’tan sürüyordu, bütün bunların sonunda Irak’ta Şii olarak bilinen kimse kalmadı

ibni Ebil Hadid, “Şerhi Nehcul Belağa”, 11/30

eğer sünniler “ibni Ebil Hadid sünni değil” diye itiraz edecek olurlarsa cevabımız şöyle olur ki, bu olayı sadece ibni Ebil Hadid rivayet etmiş değildir. sünnilerin hadis alimlerinden Taberani de bunu rivayet etmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 11-05-2015, 04:43
azeri14 azeri14 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2014
Mesajlar: 172
azeri14 is an unknown quantity at this point
Standart

Sünni hadis alimlerinden Taberani’nin “Mucem el-Kebir” adlı kitabında şu ifadeler var:

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، ثنا أَبُو نُعَيْمٍ، ثنا سُفْيَانُ، عَنْ يُونُسَ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ الْحَسَنِ، قَالَ: كَانَ زِيَادٌ يَتَتَبَّعُ شِيعَةَ عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ فَيَقْتَلُهُمْ، فَبَلَغَ ذَلِكَ الْحَسَنَ بْنَ عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، فَقَالَ: «اللهُمَّ تَفَرَّدْ بِمَوْتِهِ؛ فَإِنَّ الْقَتْلَ كَفَّارَةٌ»
Yunus b. Ubeyd’den, o da Hasan’dan anlattı, dedi ki: «Ziyad, Ali r.a’ın şiilerini takip ediyor, onları yakalaması durumunda kılıçtan geçiriyordu. Bu haber Hasan b. Ali r.a’a ulaştığında dedi ki: “Allah’ım, onun ölümünü sadece kendine has kıl ve bu öldürülüş kefareti olsun.”»

Taberani, “Mucem el-Kebir”, 3/68, hadis 2690

hadisin sıhhat durumu hakkında nasibi hadis alimlerinden Heysemi diyor ki:

رواه الطبراني ورجاله رجال الصحيح
Taberani rivayet etmiştir ve ricalleri “Sahih”in ricalleridir.

Heysemi, “Mecemeuz Zevaid”, 6/266, hadis 10604
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 11-05-2015, 04:44
azeri14 azeri14 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2014
Mesajlar: 172
azeri14 is an unknown quantity at this point
Standart

2. Kufe halkı neden imam Hüseyin a.s’a mektup yazdı? konu hakkında ortaya atıaln şüphelerden birisi de Kufelilerin Hz. Hüseyin a.s’a mektup yazmaları konusudur. Nasibiler “madem Kufeliler şia değildi o zaman neden Hz. Hüseyin a.s’a mektup yazdı?” diye itiraz etmektedirler. Bizim yukarıda hem İslami (Şii) ve hem de nasibi kaynaklarından aktardığımız belgeler ışığında Kufe’de azınlığı müslümanların (şiilerin) buna karşılık çoğunluğu ise sünnilerin oluşturduğunu gördük. işte Hz. Hüseyin a.s’a mektup yazan Kufe halkı bu azınlık olan müslümanlar (şiiler); çoğunluğu teşkil eden sünniler ve hariciler idi. yani imam Hüseyin a.s’a mektup yazan Kufe halkı 3 guruptan oluşuyordu:

a) Süleyman b. Surad el-Huzai (sahabe), Habib b. Mezahir ve bu gibi azınlıkta olan müslümanlar (şiiler).
b) Şabas b. Rebi, Şimr b. Zilcevşen ve bu gibi hariciler.
c) Haccar b. Ebcer (sahabe) gibi çoğunluğu oluşturan sünniler.

Bu dediklerimiz hem İslami (Şii) ve hem de nasibi kaynaklarında sabit olan hususlardır. Şimdi öncelikle bu söylediklerimize dair delilleri aktaracağız.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 11-05-2015, 04:47
azeri14 azeri14 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2014
Mesajlar: 172
azeri14 is an unknown quantity at this point
Standart

ehli sünnetin büyük tefsir, hadis ve tarih imamı Taberi’nin “Tarihi Taberi” adı ile meşhur olan kitabında şu ifadeler var:

قال أبو مخنف: فحدثني الحجاج بن علي، عن محمد بن بشر الهمداني، قال: اجتمعت الشيعة في منزل سليمان بن صرد، فذكرنا هلاك معاوية، فحمدنا الله عليه، فقال لنا سليمان بن صرد: إن معاوية قد هلك، وإن حسيناً قد تقبض على القوم ببيعته، وقد خرج إلى مكة، وأنتم شيعته وشيعة أبيه، فإن كنتم تعلمون أنكم ناصروه ومجاهدو عدوه فاكتبوا إليه، وإن خفتم الوهل والفشل فلا تغروا الرجل من نفسه، قالوا: لا، بل نقاتل عدوه ونقتل أنفسنا دونه؛ قال: فاكتبوا إليه، فكتبوا إليه: بسم الله الرحمن الرحيم. لحسين بن علي من سليمان بن صرد والمسيب ابن نجبة ورفاعة بن شداد وحبيب بن مظاهر وشيعته من المؤمنين والمسلمين من أهل الكوفة. سلامٌ عليك، فإنا نحمد إليك الله الذي لا إله إلا هو، أما بعد، فالحمد لله الذي قصم عدوك الجبار العنيد الذي انتزى على هذه الأمة فابتزها أمرها، وغصبها فيئها، وتأمر عليها بغير رضاً منها، ثم قتل خيارها، واستبقى شرارها، وجعل مال الله دولةً بين جبابرتها وأغنيائها، فبعداً له كما بعدت ثمود! إنه ليس علينا إمام، فأقبل لعل الله أن يجمعنا بك على الحق. والنعمان ابن بشير في قصر الإمارة لسنا نجتمع معه في جمعة، ولا نخرج معه إلى عيد، ولو قد بلغنا أنك قد أقبلت إلينا أخرجناه حتى نلحقه بالشأم إن شاء الله؛ والسلام ورحمة الله عليك.
Şiiler Kufe’de Süleyman b.Surad’ın evinde toplandılar ve Muaviye’nin ölümünü konuştular, Allah’a hamd ettiler. Daha sonra Süleyman b. Surad dedi ki: “Muaviye ölmüştür ve Hüseyin biat etmekten kaçınarak Mekke’ye gitmiştir. Sizler de onun ve babası (imam Ali a.s)‘ın şiilerisiniz. Eğer siz onun destekçileri, düşmanına karşı şavaşçıları olduğunuzdan, onun için canınızı ortaya koyacağınızdan eminseniz ona yazın. Yok eğer bozguna uğramaktan ve gevşeklik göstermenizden korkuyorsanız adamı kandırmayın.” Dediler ki: “biz onun düşmanı ile savaşacak ve kendisi için ölüme gideceğiz.” Süleyman b. Surad dedi ki: “öyleyse yazın.” Bundan sonar şöyle bir mektup yazdılar: “Bismillahir Rahmanir rahim. Süleyman b. Surad, Müseyyib b. Necebe, Rufae b. Şaddad, Habib b. Mezahir ve Kufe halkından olan mümin ve müslüman şiilerden Hüseyin b. Ali a.s’a. sana selam olsun, biz kendisinden başka ilah olmayan Allah’a hamd ediyoruz. Bundan sonra. Bu ümmete musallat olup yönetimini ele geçiren, fey olan mallarını gasp eden, ümmetin iyilerini öldürüp kötülerini bırakan zorba ve inatçı düşmanı yoke den Allah’a hamd olsun. Allah Semud kavmine yaptığı gibi onu da rezil rüsvay etsin! Bizim başımızda bir imamımız yoktur, sen bizim imamımız ol. Belki Allah seninle bizi hak üzere bir araya getirir. Numan b. Beşir hükumet konağında duruyor, ne cumada onunla bir araya geliyoruz ne de bayramda onunla namaza çıkıyoruz. inşaAllah senin bize oğru geldiğini haber alır almaz onu Kufe’den çıkarır, Şam’a göndeririz. Allah’ın rahmet ve selamı üzerine olsun.”

وكتب شبث بن ربعي وحجار بن أبجر ويزيد بن الحارث بن يزيد بن رويم وعزرة بن قيس وعمرو بن الحجاج الزبيدي ومحمد بن عمير التميمي: أما بعد، فقد اخضر الجناب، وأينعت الثمار، وطمت الجمام، فإذا شئت فاقدم على جندٍ لك مجند؛ والسلام عليك
ve Şabas b. Ribi, Haccar b. Ebcar, Yezid b. Haris b. Ruveym, Amr b. Haccac ez-Zubeydi ve Muhammed b. Amr b. Yahya et-Temimi de Hz. Hüseyin’e şöyle bir mektup yazdılar: “Şimdi bahçeler yeşermiş, meyveler olgunlaşmış ve ölçekler ağızlarına kadar dolmuştur. İstersen senin için hazırlanmış olan ordunun başına geçmeye gel. Sana selam olsun.”

Taberi, “Tarihi Taberi”, 5/352-353

bu olayı Şeyh Müfid r.a “el-İrşad”, 2/36-38‘de Taberi’den ve Seyyid ibni Tavus r.a “el-Luhuf”, sayfa 102-107‘de Şeyh Müfid’den rivayet etmiştir. görüldüğü gibi mektup yazanlar Kufe’den olan ayrı ayrı guruplardı. Şiiler Süleyman b. Surad önderliğinde toplanmış ve mektup yazmıştırlar. Nitekim hem onlar kendi yazdıkları mektupta kendilerinin şii olduğunu bildirmektedirler, hem de şii-sünni tüm rical kitapları onların biografisini verirken şii olduklarını bildirmektedir. Fakat mektup yazan diğer gurupların ne kendileri mektuplarında şii olduklarını söylemiyorlar ve ne de onların biografisini veren rical kitapları onların şii olduklarını söylememektedir. işte imam Hüseyin a.s’a mektup yazmalarına rağmen onu yardımsız bırakan ve Emevi ordusuna katılarak imam a.s’a karşı savaşan kimseler bu harici ve sünnilerdir (bkz:
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 11-05-2015, 04:49
azeri14 azeri14 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2014
Mesajlar: 172
azeri14 is an unknown quantity at this point
Standart

Hz. Hüseyin a.s’ı şehid eden nasibi imamları.

Farklı gurupların mektup yazmaktaki sebeplerine gelince, müslümanlar (şiiler) kendi mektuplarında da bildirdikleri gibi Hz. Hüseyin a.s’ın imam olduğuna ve yönetimin Ehli Beyt’e ait olduğuna inandıkları için ona mektup yazmışlardı. Hariciler ise Emevilere düşman idiler ve Emevilerin hem kendilerinin ve hem de Hz. Hüseyin a.s’ın ortak düşmanı olduğunu bildiklerinden dolayı ona mektup yazmışları. Tıpkı Hz. Hasan a.s döneminde haricilerin Muaviye’yi ortak düşman olarak bildiklerinden dolayı Hz. Hasan a.s’ın odurusuna katılmaları gibi. Fakat ibni Ziyad’ın Kufe’ye gelip katliamlara başlamasından ve Emevi askerlerinin Kufe’de kontrolü ele geçirmesinden sonra hariciler Emevilerin tarafına geçtiler ve Kerbela’da Emevi ordusuna katılarak Hz. Hüseyin a.s’a karşı savaştılar. Halkın çoğunluğunu oluşturan sünnilere gelince, onların mektup yazma sebebi hakkında kendi alimlerinden olan ibni Kesir şöyle diyor:

ولما أخذت البيعة ليزيد في حياة معاوية كان الحسين ممن امتنع من مبايعته، هو وابن الزبير، وعبد الرحمن بن أبي بكر، وابن عمر، وابن عباس، ثم مات ابن أبي بكر وهو مصمم على ذلك. فلما مات معاوية سنة ستين وبويع ليزيد، بايع ابن عمر وابن عباس، وصمم على المخالفة الحسين وابن الزبير، وخرجا من المدينة فارين إلى مكة فأقاما بها، فعكف الناس على الحسين يفدون إليه ويقدمون عليه ويجلسون حواليه، ويستمعون كلامه، حين سمعوا بموت معاوية وخلافة يزيد. وأما ابن الزبير فإنه لزم مصلاه عند الكعبة، وجعل يتردد في غبون ذلك إلى الحسين في جملة الناس، ولا يمكنه أن يتحرك بشيء مما في نفسه مع وجود الحسين، لما يعلم من تعظيم الناس له وتقديمهم إياه عليه. …. بل الناس إنما ميلهم إلى الحسين لأنه السيد الكبير، وابن بنت رسول الله صلى الله عليه وسلم، فليس على وجه الأرض يومئذٍ أحد يساميه ولا يساويه، ولكن الدولة اليزيدية كانت كلها تناوئه. وقد كثر ورود الكتب عليه من بلاد العراق يدعونه إليهم – وذلك حين بلغهم موت معاوية وولاية يزيد
Muaviye’nin sağlığında Yezid’in veliahtlığı için biat alındığında Hüseyin ona biata yanaşmayanlardandı. Bu hususta Abdullah b. Zübeyr, Abdurrahman b. Ebu Bekir, Abdullah b. Ömer ve Abdullah b. Abbas’la birlikte hareket etti. Sonra Abdurrahman b. Ebu Bekir, bu görüşte iken vefat etti. Hicretin altmışıncı senesinde Muaviye vefat edip Yezid’e halifelik için biat edildiğinde Abdullah b. Ömer ile Abdullah b. Abbas biat ettiler, ancak Hüseyin ile Abdullah b. Zübeyr muhalefete devam ettiler. Medine’den kaçıp Mekke’ye gittiler ve orada ikamet ettiler. İnsanlar gelip Hüseyin’in etrafında toplandılar. Onun meclisine devam ettiler. Sözlerini dinlediler…. Bütün bunlara rağmen insanlar nezdinde (ibni Zübeyr’in) itibarı Hüseyin’in ki kadar olamadı. Şanı çok fazla bir şekilde yükselmedi, aksine insanlar Hüseyin’e meylediyorlardı. Çünkü o büyük seyyid idi, Rasalullah s.a.a’ in kızı Fatıma’nın oğluydu. Yeryüzünde ona denk ve ona müsavi olacak kimse yoktu, ama Yezidi devleti, olanca gücüyle ona düşmanlık ediyordu. Muaviye´nin öldüğünü, yerine Yezid’in geçtiğini ve Hüseyin’in Yezid’e biat etmekten kaçarak Mekke’ye gittiğini duydukları zaman Iraklılardan Hz. Hüseyin’e çok sayıda mektup geldi.

ibni Kesir, “el-Bidaye ven Nihaye”, 8/162

yani Kufe halkının çoğunluğunu oluşturanların mektup yazmaktaki tek sebepleri ibni Kesir’in de dediği gibi Hz. Hüseyin’in Rasulullah s.a.a’in evladı olması idi, onun imam olduğuna inanmaları değil. Bunların mektup yazmaktaki bir başka sebebi ise Hz. Ali a.s döneminde olduğu gibi Kufe’nin hilafetin merkezi olması idi. Fakat Kufe’de ibni Ziyad kontrolü ele geçirdikten sonra hariciler gibi bunlar da yazdıkları mektuplara ihanet ettiler ve Emevilerin tarafına geçtiler.
Alıntı ile Cevapla
  #11  
Alt 11-05-2015, 04:51
azeri14 azeri14 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2014
Mesajlar: 172
azeri14 is an unknown quantity at this point
Standart

3. imam Hüseyin a.s’a mektup yazan şiiler nerede idi? önceki bölümde mektup yazanların 3 gurup olduğunu ve her birisinin farklı sebeplerle mektup yazdıklarını gösterdik. peki Kufe’de azınlıkta olan ve Hz. Hüseyin a.s’a mektup yazan şiilere ne oldu? bunlar neredeydiler ki, Hz. Hüseyin a.s’a yardım etmediler? inşaAllah şimdi de kaynaklar ışığında bu soruya cevap vereceğiz.

Hz.Hüseyin a.s’a mektup yazmış olan Kufe şiileri ibni Ziyad ve Emevi güçlerinin Kufe’yi ele geçirmesinden sonra ya öldürüldüler (mesela Şeyh Hani b. Ürve gibi), yahutta zindana atıldılar (Meysem Temmar ve Muhtar es-Sakafi gibi). Seyyid ibni Tavus r.a bu konuda şöyle rivayet ediyor:

وكتب عبيدالله بن زياد بخبر مسلم وهاني إلى يزيد بن معاوية. فأعاد عليه الجواب يشكره فيه على فعاله وسطوته ، ويعرفه أن قد بلغه توجه الحسين عليه السلام إلى جهته ، ويأمره عند ذلك بالمؤاخذة والإنتقام والحبس على الظنون والأوهام
Ubeydullah b. Ziyad, Müslim ve Hani’nin öldürülmesi haberini Yezid b. Muaviye’ye mektup yazarak bildirdi. Bir müddet sonra Yezid’in cevap mektubu geldi. Yezid mektubunda Ubeydullah’a teşekkür ederek şöyle yazıyordu: “bana ulaştığına göre Hüseyin sana doğru gelmektedir. Şimdi senin şüphelendiğin her kese karşı muhakeme, intikam ve hapislere başlaman gerekmektedir.

Seyyid ibni Tavus r.a, “el-Luhuf”, sayfa 124

Kufe’de zaten azınlıkta olan şiilerin liderlerinin ve ireli gelenlerinin öldürülmesi veya hapse atılması sonucunda öndersiz kalan avam cemaat ise bir şey yapamadı. Bunlar ancak daha sonra Muhtar r.a intikam için kıyam ettiğinde onun kıyamına katıldılar. fakat bazı şiiler Kufe’den kaçmayı başamış, Kerbela’ya giderek imam a.s’a ulaşmıştılar. bunlar Kerbela’da imam a.s ile birlikte şehid oldular (örneğin Müslim b. Avsece ve Habib b. Mezahir gibi). Bunun dışında bazı şiiler ise Kerbela’ya vaktinde ulaşamdılar ve onlar geldiklerinde artık geç idi. Seyyid ibni Tavus r.a bu konuda şöyle rivayet ediyor:

فلما قرأ الحسين عليه السلام الكتاب قال: «آمنك (112) الله يوم الخوف وأعزك وأرواك يوم العطش الأكبر». فلما تجهز المشار إليه للخروج إلى الحسين عليه السلام بلغه قتله قبل أن يسير، فجزع من انقطاعه عنه
Hüseyin a.s, Yezid b. Mesud’un mektubunu okuduktan sonra dedi ki: “Allah seni korku gününde korusun ve aziz kılsın.” Yezid b. Mesud, Hüseyin a.s’a yardım etmek için yola koyuldu fakat yolda imam a.s’ın artık şehid edildiğini haber aldığında çok üzüldü ve ağladı.

Seyyid ibni Tavus r.a, “el-Luhuf”, sayfa 113
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 11-06-2015, 02:55
ensarullah ensarullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Mar 2015
Mesajlar: 77
ensarullah is an unknown quantity at this point
Standart Seyyidi Şühadanın Piç Yezide Söyledikleri

EYYY YEZİT...
" Eyyy Yezid sen şarap içen, haksız yere adam öldüren, açık bir şekilde fisk-u fücur ve haram işleyen birisin. Benim gibi birisi Yezid gibi birisine asla biat etmez..."

"Ümmet Yezid gibi bir yöneticiye müptela olduğu zaman İslam'a elveda demek gerekir."

"Ben azgınlık veya makam hırsı veya fesat çıkarıp zulüm etmek için kıyam etmedim. Ben ceddimin ümmetini islah etmek, iyiliği emredip, kötülükten nehy etmek ve ceddim (Resulullah'ın) ve babam Ali b. Ebu Talib'in çizgisinde yürümek için kıyam ettim..."

"Ben sizi Allah'ın kitabına ve Peygamberinin sünnetine davet ediyorum. Hiç şüphesiz sünnet öldürülmüş ve bid'at diriltilmiştir. Eğer sözümü dinlerseniz ben sizi saadet ve doğruluğa hidayet ederim..."
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 11-09-2015, 02:56
velayet fedaileri velayet fedaileri isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yönetici
 
Üyelik tarihi: Oct 2011
Mesajlar: 333
velayet fedaileri is an unknown quantity at this point
Standart Kufelilerin İmam Hüseyin’e (a.s) Mektupları

Kufelilerin İmam Hüseyin’e (a.s) Mektupları; Kufelilerin İmam Hüseyin’i (a.s) bu şehre davet ve ona biat etmek için yazdığı mektuplara denmektedir. Bu mektuplar Muaviye’nin ölümünden ve İmam Hüseyin’in (a.s) Yezit’e biat etmeyi reddetmesinden kısa bir süre sonra, Hz. Hüseyin’in (a.s) Mekke’de ikamet ettiği bir zamanda yazılmıştır. Kufelilerin mektupları İmam Hüseyin’in (a.s) Kufe’ye doğru hareket etmesine sebep oldu; ama Ubeydullah b. Ziyad’ın Kufe’de başa gelmesi ve halkın onun eliyle bastırılması kufelilerin yazdıkları mektupların aksine, İmam Hüseyin’e (a.s) yarenlik yapmaktan el çekmelerine neden oldu. Bu olaydan sonra da Aşura vakıası gerçekleşti. Mektupları yazanlar arasında Sünniler, Hariciler, Nasibiler ve Süleyman b. Surad Huzai, Habib b. Mezahir ve Rufae b. Şeddad gibi bazı Şii lider ve şahsiyetlerin isimleri göze çarpmaktadır.

Mektupların Sayısı

Kufelilerin İmam Hüseyin’e (a.s) yazdığı mektupların sayısının yüzlerce ve hatta binlerce olduğu söylenmektedir. O günlerde Kufe’den Mekke’ye birbiri ardınca elçiler gidiyordu. Nitekim bazen bir elçinin kendisiyle birlikte birkaç mektubu da götürdüğünü yazmışlardır.[1] Şeyh Abbas Kummi Kufelilerin İmam Hüseyin’e (a.s) yazdığı mektupların sayısını 12000 olarak bilmektedir.[2]

Kufelilerin Mektuplarından Bazılarının İçeriği

Birinci Mektup

Muaviye’nin ölüm haberi Kufe halkına ulaşınca, Yezit hakkında şüpheye düştüler ve tehlike hissettiler. O sırada İmam Hüseyin’in (a.s) Yezit’e biat etmeyerek Mekke’ye doğru hareket ettiğinden haberdar oldular. Bunun üzerine Şialar Kufe’de Süleyman b. Surad Huzai’nin evinden bir araya geldiler ve Muaviye’nin ölümü hakkında konuşarak Allah’a bundan ötürü şükrettiler. O esnada Süleyman b. Surad şöyle bir konuşma yaptı: “Muaviye öldü ve Hüseyin b. Ali’de (a.s) oğlu Yezitle biat etmeyerek Mekke’ye gitti. Ey insanlar! Eğer ona yar ve yaver olacaksanız, ona haber edin ve eğer yar ve yaveri olmada şüphe ediyorsanız, onu tehlikeye atmayın ve boşuna aldatmayın!” Süleyman’ın bu sözleri üzerine Hz. Hüseyin’e (a.s) yarenlik edeceklerini vurgulayan Kufe’liler İmam Hüseyin’e (a.s) şöyle bir mektup yazdılar:

“Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla Süleyman b. Surad, Museyyib b. Necbe, Rufae b. Şeddad, Habib b. Mezahir ve Kufe’nin mümin ve Müslüman olan Şiilerinden Hüseyin b. Ali’ye (a.s.); Allah’ın selamı üzerine olsun. Biz seninle kendisinden başka ilah olmayan Allah’a hamdımızı sunuyoruz.

Hamd, senin inatçı ve zorba düşmanının belini kıran Allah’a mahsustur. O düşman ki, sürekli bu ümmete kötülük etti, onları aldattı, mallarını gasp etti, istemedikleri halde onların yöneticiliğini yaptı, ardından onların seçkin insanlarını öldürdü, kötülerini ise sağ bıraktı ve Allah’ın malını azgınların ve zenginlerin arasında paylaştırırdı. Semud kavminin Allah’ın rahmetinden uzak olduğu gibi, o da Allah’ın rahmetinden uzak olsun. (Ona lanet olsun, Semud kavmine lanet olduğu gibi.)

Şimdi bizim imam ve önderimiz yok. Bizim yanımıza gel. Şayet Allah bizleri senin elinle hak üzere bir araya getirir. Numan b. Beşir hükümet konağında yaşamakta. Ama biz onunla Cuma namazında bir araya gelmiyor ve bayram namazı için onunla birlikte şehrin dışına çıkmıyoruz. Eğer senin bizim yanımıza geleceğin haberi bize ulaşırsa, onu Kufe’den çıkarır ve Şam’a geri göndeririz; İnşaallah. Allah’ın selamı ve rahmeti senin üzerine olsun…”

Kufe’nin ileri gelenleri mektubu Abdullah b. Mesme’i Hemdani ve Abdullah b. Vail ile yollayarak onlardan en kısa zamanda mektubu İmam’a (a.s) ulaştırmalarını istediler. Bu mektup Ramazan ayının onunda ve Mekke şehrinde İmam Hüseyin’e (a.s) ulaştı.[3]

İkinci Mektup

Birinci mektubun gönderilmesinden iki gün sonra Kufe halkı Kays b. Musahhar Seydavi, Abdurrahman b. Abdullah Erhebi ve Ammare b. Abdı Seluli’yi 150 mektupla birlikte İmam Hüseyin’in (a.s) yanına gönderdiler. Bu mektuplardan bazıları sadece bir kişi tarafından yazılmış ve bazıları da iki veya dört kişi tarafından yazılmıştı.[4]

Üçüncü Mektup

İkinci mektuptan iki gün sonra da Hani b. Hani Sebi’i ve Said b. Abdullah Hanefi’yi İmam Hüseyin’e (a.s) gönderdiler ve onlarla birlikte yolladıkları mektupta şunlar yazılıydı:

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla.

Mümin ve Müslüman olan Şiilerinden Hüseyin b. Ali’ye (a.s.); Hüseyin b. Ali’ye (a.s.)

…Acele et, insanlar seni bekliyor, senden başkasını da düşünmüyorlar. Dolayısıyla acele et acele et! Allah’ın selamı senin üzerine olsun…”[5]

Dördüncü Mektup

Şebes b. Reb’i, Haccar b. Ebcer, Yezid b. Haris b. Yezid b. Ruveym, Urve b. Kays, Amr b. Haccac Zubeydi ve Muhammed b. Umeyr Temimi İmam Hüseyin’e (a.s) şöyle mektup yazdılar:

“…Bağ ve bostan yeşerdi ve meyveler de yetişti. O halde ne zaman gelmek istersen gel, sana yarenlik etmek için askerler hazır bekliyorlar. Allah’ın selamı senin üzerine olsun…”[6]

İmam Hüseyin’in (a.s) Kufe Halkına Cevabı

Bütün elçiler İmam Hüseyin’in (a.s) yanında toplandı ve İmam mektupları okuduktan sonra elçilerden halkın hal ve durumlarını sordu. Daha sonra bir mektup yazarak gönderilen son elçiler olan Hani b. Hani Sebii ve Said b. Abdullah Hanefi ile birlikte gönderdi. İmam yazdığı mektubun metni şöyledir:

“Bismillahirrahmanirrahim

Bu mektup, Ali oğlu Hüseyin'den Kufe'nin Müslüman ve müminlerinedir. Sizden sayısız mektuplar aldım; akın akın gelen elçiler ve adamlarınızla görüştüm. En son mektuplarınızı Hani'yle Said'den aldım. Bu mektuplarda özetle diyorsunuz ki “Bizim emrine girebileceğimiz bir imam ve liderimiz yok; bir an önce bize gel, böylece senin bereketin sayesinde Rabbimiz bizi hak ve hidayet üzerinde bir araya toplar inşallah…” Şimdi ben, iman kardeşim, amcaoğlum ve ailemin güvenilirlerinden olan Müslim b. Akil'i size gönderiyorum. Müslim, kavminizin ileri gelenleriyle bilge ve akıl sahiplerinin, yazdığınız mektuplardaki ifadeleri onayladıklarını ve onların da bu hususta hemfikir olduğunu bana yazacak olursa en kısa zamanda size geleceğim inşallah. Canım üzere yemin ederim ki, insanlar arasında Allah'ın kitabıyla hükmetmeyen, ümmet arasında adaletle kıyam etmeyen, şeriat yolundan gayrı yollara giren ve insanları hak din üzere yönetmeyen kimse imam değildir. Vesselam.”[
7]

Müslim b. Akil’in Kufe’ye

İmam Hüseyin (a.s) Müslim b. Akil'i çağırdı ve Kays b. Musahhar Seydavi, Ammare b. Abdullah Seluli ve Abdurrahman b. Abdullah Erhebi'yle birlikte Kufe'ye gönderdi. İmam Müslim'e takvalı olmasını, Allah'tan korkmasını, sırları gizli tutmayı bilmesini ve insanlara karşı her zaman sevgi ve şefkatle davranmasını öğütleyerek, Kufe halkının İmam'a (a.s) biat konusunda samimi olduklarını ve bu konuda birlikte hareket ettiklerini müşahede etmesi halinde bunu kendisine mektupla bildirmesini söyledi.[8]

Kaynakça


1. Şehidi, Kıyamı Hüseyin (a.s), s. 114.
2. Kummi, Munteha’l A’mal, c. 1, s. 566.
3. Müfid, el-İrşad, c. 2, s. 37 - 39.
4. Müfid, el-İrşad, c. 2, s. 37 - 38.
5. Taberi, Tarihi Taberi, c. 4, s. 262; İbn Şehri Aşub, Menakıb, c. 4, s. 97; Tercümeyi Tarihi Taberi, c. 7, s. 2933 - 2429; Semavi, Ebsaru’l Ayn, s. 216; Celali, Silahşoranı Tef, s. 262.
6. Taberi, Tarihi Taberi, c. 4, s. 261 - 262; İbn Şehri Aşub, Menakıb, c. 4, s. 97; Semavi, Ebsaru’l Ayn, s. 216; Celali, Silahşoranı Tef, s. 262; Kemerei, Unsuru Şücaet, c. 1, s. 162.
7. Taberi, Tarihi Taberi, c. 4, s. 262; İbn Şehri Aşub, Menakıb, c. 4, s. 97; Tercümeyi Tarihi Taberi, c. 7, s. 2429 - 2529; Semavi, Ebsaru’l Ayn, s. 216; Celali, Silahşoranı Tef, s. 262.
8. El-Müfid, el-İrşad, s. 295 – 297; Tercümeyi İrşad, s. 339 - 342.

Bibliyografiİbn Şehri Aşub, Menakıbı A’li Ebi Talib, tahkik ve fihrist Yusuf el-Bukai, Daru’l Adva, 1421.
Semavi, Muhammed b. Tahir, Ebsaru’l Ayn fi Ensari’l Hüseyin, tahkik: Muhammed Cafer Tebesi, Merkezi ed-Dırasatu’l İslamiyye li Hırsı’s Sovre, 1377 / 1419.
Semavi, Muhammed b. Tahir, Silahşorani Tef, Tahkik ve Niğerişi Cami’ ber Zindiganiyi İmam Hüseyin (a.s) ve Hamase Aferiynanı Kerbela, Tercümeyi Ebsaru’l Ayn fi Ensari’l Hüseyin (a.s), Mütercim: Abbas Celali, İntişaratı Zair, Kum, 1384.
Şehidi, Seyyid Cafer, Kıyamı Hüseyin (a.s) (Pes ez Pencah Sal: Pejuheşi taze Peyramunu Kıyamı İmam Hüseyin (a.s)), Tahran; Defteri Neşri Ferhenği İslami, 1380.
Taberi, Muhammed b. Cerir, Tarihu’t Taberi, el-Maruf bi Tarihi’l Umemi ve’l Muluk, Müessesetu’l A’lemi li’l Matbuat, Beyrut, 1879.
Taberi, Muhammed b. Cerir, Tarihi Taberi ya Tarihu’r Rusuli ve’l Muluk, Tercüme: Ebu’l Kasım Payende, İntişaratı Bonyadı Ferhenği İran, Tahran, 1352.
Kummi, Şeyh Abbas, Münteha’l Amal, Kum, Hicret, 1374.
Kemerei, Halil, Unsuru Şücaet ya Heftadu du Ten ve Yek Ten, Ashabı Seyyidü’ş Şüheda, Daru’l İrfan, Kum, 1389.
Müfid, Muhammed b. Muhammed b. Numan, el-İrşad fi Marifeti Hucecullahi Ale’l İbad, Kum, Said b. Cubeyr, 1428.
Müfid, el-İrşad, İntişaratı Kongreyi Cihaniyi Şeyh Müfid, Kum, hicri kameri 1413.
Tercümei İrşadı Şeyh Müfid, Sireyi Eimmeyi Ethar (a.s), c. 1, tercüme: Musevi Mucab, Hasan, Kum, Server, 1388.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 11-10-2015, 07:16
SUDE SUDE isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 124
SUDE is on a distinguished road
Standart

Paylaşımın için Allah razı olsun.
Allahım Huseyin'e Ashabına ve Evladına Selam Eyle. Katillerine Lanet Eyle.
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 11-14-2017, 08:56
velayet fedaileri velayet fedaileri isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yönetici
 
Üyelik tarihi: Oct 2011
Mesajlar: 333
velayet fedaileri is an unknown quantity at this point
Standart

İmam Huseyin (as) Savaşa Gelenler Kimlerdi.?
Soru: Kufe’den İmam Hüseyin (a.s) ve yareniyle savaşa gelen kimseler (komutanlar dışında) hangi mezhebe sahiptiler?

Cevap: Bazıların verdiği olumsuz nispetin karşısında onlar asla Şii değillerdi. Onlar yaptıkları hatalardan dolayı, İmam Ali’nin (a.s) ve İmam Hasan’ın (a.s) etrafından uzaklaştırılmış olan, emevilerden, haricilerden ve münafıklardan olan kimselerdiler. Birçoğu da Arap olmayan ve Ben-i Ümeyye’nin iç kıyamları engellemek için parayla tutmuş oldukları ‘murtezaka’ grubu idiler.

Açıklama: İmam Ali’nin (a.s) hükümeti döneminde Kufe halkının çoğu Şii idi. Ama onlar İmam Ali’nin (a.s) şehadetinden sonra Muaviye’nin hükümeti döneminde programlı bir şekilde Muaviye’nin adamları tarafından dağıtıldılar. Örnek olarak Muaviye, kötü bir kadın olan Sümeyye’nin oğlu olan Kufe valisi Ziyad b. Ebih’e şöyle yazdı:
‘Ey Ziyad! İmam Ali’nin (a.s) dininde olanları önce öldür ve sonra bedenlerini (müsle et) parçala.’
Ziyat, Kufe halkını camide toplar ve onlardan İmam Ali’ye (a.s) lanet okumalarını isterdi. Bu emirden cayanlar idam edilmekteydiler.
Allame Emini şöyle yazar: ‘Ziyad b. Ebih, Kufe halkını çok iyi tanımaktaydı. Çünkü İmam Ali (a.s) döneminde içlerinde yaşamaktaydı. Şiaları nerede olsa, taşın altında bile olsalar buluyor ve öldürüyordu. El ve ayaklarını kesiyordu. Gözlerini çıkarıp, dara asıyordu. Onları sürgüne gönderiyor ve hapse atıyordu. Şiiliği ile meşhur olan bir kişiyi bile Kufe’de bırakmadı.’
Kısa söz şu ki: Öyle ki İmam Hüseyin’in (a.s) döneminde Kufe’de Şii kalmadı. Sadece 4 bin ya da 5 bin kadar olan az bir grup kalmıştı. İbn-i Ziyad, vali olur olmaz, İmam Hüseyin (a.s) Irak’a varmadan bu beş bin kişiyi de tutuklatıp hapse attırdı. Şiilerin sayısı o dönemde bu kadardı. Onlar da Yezidin ölümü ve İbn-i Ziyad’ın Basra’ya gitmesinden sonra zindanların kapısını kırarak dışarıya çıktılar ve İmam Hüseyin’in (a.s) intikamını almak için kıyam ettiler. Bu dönemde İmam Hüseyin’in (a.s) şehadetinden 4 yıl geçmişti ve Muhtar kıyam etmemişti. Onlar 93 yaşında olan ‘Süleyman b. Sured Hozai’nin önderliğinde Şam ordusuyla savaşmaya gittiler. Onlar kendilerinden çok güçlü Şam ordusuyla yaptıkları kahramanca savaştan sonra şehit oldular.
Allame Mamakani şöyle yazar: ‘İmam Hüseyin (a.s) Irak’a varmadan İbn-i Ziyad, Şiilerden 4500 kişiyi hapse atmıştı. Süleyman b. Sured’de onların içlerindeydi ve dört yıl karanlık zindanlarda kaldılar. Bundan dolayı da İbn-i Esir’den nakledilen ve meşhur bir görüş olan, onların canlarının korkusuyla İmam Hüseyin’e (a.s) yardım etmekten kaçtıkları ama sonra pişman olup Süleyman b. Sured tarafından ‘Tevvabin’ (tövbe edenler) grubunu kurup geçmişi telafi etmeye çalıştıkları, doğru değildir.’
Buna göre İmam Hüseyin’in (a.s) katilleri Kufe Şiileri değillerdi. Onlar Haricilerden, mürtetlerden, Şamlılardan, münafıklardan, İmam Ali’nin (a.s) hükümetinden kovulanlardan ve İmam Hasan’ın (a.s) hükümetinden kaçanlardan ve Arap olmayıp parayla tutulan kimselerden oluşmaktaydılar.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 05:01


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.