aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | USUL-U DİN | 5. MEAD

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 07-24-2017, 06:45
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.335
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Kiyamet

Kiyamet

Ahiretin korkunç menzillerinden biri de kıyamettir. Kıyametin korkunçluğu bütün korkunç şeylerden daha korkunçtur ve acısı daha büyüktür. Allah Teala onu şöyle beyan etmektedir:

“O (kıyamet) göklerde ve yerde ağırlaştı. O size apansız bir gelişten başkası değildir.” [1]

Kutb-i Ravendi İmam Sadık'tan şöyle rivayet etmektedir: “Hz. İsa, Cebrail'e; “Kıyamet ne zaman kopacaktır?”diye sordu. Cebrail kıyametin ismini duyunca titredi, düşerek bayıldı, kendine gelince şöyle dedi: “Ey Ruhullah! Sorulan, sorandan kıyamet hususunda daha bilgili değildir” daha sonra zikredilen ayeti okudu” [2]

Büyük Şeyh Ali bin İbrahim Kummi, İmam Muhammed Bakır (a.s.)'dan şöyle rivayet etmektedir:

“Bir gün Cebrail Peygamberle otururken Cebrail aniden gözlerini göklere dikti, rengi değişti ve sarardı, Resulullah'a sarıldı ve ona sığındı, ardından Peygamber de Cebrail'in baktığı yere baktı, orada yeryüzünü bir kap gibi içine alan doğu ve batıyı kaplayan bir melek gördü, melek Resulullah'a yönelerek şöyle dedi: “Ey Muhammed! Ben Allah'ın sana gönderdiği bir elçiyim, seni elçi bir padişah veya elçi bir kul olma hususunda serbest bırakıyorum.”

Resulullah Cebrail'e bakınca eski haline geldiğini gördü, Cebrail şöyle arzetti: “Elçi bir kul olmayı tercih et” Peygamber (s.a.a) de şöyle buyurdu: “Ben elçi bir kul olmayı tercih ediyorum” Melek de sağ ayağını kaldırarak dünya semasının ortasına, sol ayağını da kaldırarak ikinci göğe bastı, daha sonra sağ ayağını üçüncü göğe bastı ve aynı şekilde yedinci göğe kadar yükseldi, her göğü bir adımda aştı ve gittikçe küçüldü, sonunda küçük bir kuş gibi gözüktü, Peygamber Cebrail'e dönerek şöyle buyurdu: “Senin çok korktuğunu gördüm, senin renginin değişmesi kadar hiçbir şey beni korkutmamıştı.”

Cebrail şöyle dedi: “Ya Resulallah! Beni kınama, bu meleğin kim olduğunu anladınız mı? Bu melek İsrafil'di, Allah (c.c) yer ve gökleri yarattığı günden beri İsrafil makamından aşağı inmemişti,[3] ben onun yeryüzüne doğru geldiğini görünce, kıyametin kopacağını zannettim, kıyamet korkusundan, gördüğün gibi rengim değişti; ama kıyamet için gelmediğini gördük, Allah sizi seçtiği için büyüklüğünüz açısından onu size gönderdi, böylece ilk halime geri döndüm ve nefes almaya başladım
” [4]

Bir rivayette de şöyle yer almıştır: “Mukarrep melekler, gökler, yeryüzü, rüzgarlar, dağlar, çöller, denizler, hep Cuma gününden korkmaktadır, zira kıyamet o gün kopacaktır” [5]

Belki de gökyüzü, yeryüzü ve diğer şeylerin korkması, ehlinin ve müvekkillerinin korkmasıdır. Nitekim “O “Kıyamet göklerde ve yerde ağırlaştı.”ayetinin tefsirinde de müfessirler böyle mana etmişlerdir.

Rivayetlerde yer aldığı gibi Resulullah (s.a.a) kıyameti zikredince, sesi yükseliyor yüzü kızarıyordu.

Şeyh Müfit İrşat'da şöyle nakletmektedir: “Resulullah (s.a.a) Tebük gazvesinden Medine'ye dönünce Amr bin Muaddikerb Resulullah (s.a.a)'in huzuruna vardı ve Resulullah ona şöyle buyurdu: “Müslüman ol ey Amr, böylece büyük korkudan emanda kalasın, yani korkuların en korkusundan

Amr; “Ey Muhammed! En büyük korku nedir? Ben asla korkak bir insan değilim”dedi.

Amr zamanının en cesur savaşçılarındandı, bir çok yer onun eliyle fethedildi, Semsame adlı kılıcı çok meşhurdu, bir kılıçla devenin bütün ayaklarını ortadan ikiye ayırıyordu. Ömer hilafeti zamanında kılıcını kendisine göstermesini istedi, Amr onu getirip kendisine verdi, Ömer kılıcı alıp keskinliğini görmek için onu bir yere vurdu, ama hiçbir etkisi olmadı, Ömer onu uzağa atıp, “Bu bir şeye yaramaz” dedi.

Amr şöyle dedi: “Ey emir! Siz benden kılıcı istediniz, o kılıcı vuran pazıları değil” Ömer bu söze çok kızdı ve onu kınadı.

Velhasıl Amr “Ben en büyük korkudan bile korkmuyorum” deyince Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

“Ey Amr! sandığın gibi değildir, kıyamet sesinden bütün ölüler canlanır ve bütün canlılar ölür, sadece Allah'ın ölmesini istemedikleri kalır; ikinci seste hepsi canlanır, sıraya geçerler, gökyüzü yarılır, dağlar dağılır, dağ gibi ateş kütleleri cehennemden ayrılır ve etrafa yayılır, bütün ruh sahiplerinin yüreği kopar, günahlarını hatırlarlar, Allah'ın istedikleri dışında herkes kendisiyle meşgul olur; o halde ey Amr, sen nerede bu nerde!”

Amr ise şöyle dedi: “Ben bu büyük ve azametli şeyi duyuyor gibiyim.” [6]

Kıyamet o kadar korkunçtur ki, berzah alemindeki bütün ölüler bile ondan dehşete kapılır; nitekim Allah'ın veli kullarının duasıyla dirilen bazı ölülerin saçlarının tümüyle ağardığı görülmüştür, onlara sebebi sorulunca şöyle demişlerdir: “Bize dirilmemiz emredilince kıyametin koptuğunu sandık, Kıyametin dehşetinden tüm saçlarımız ağardı

Şimdi de burada Kıyametin şiddetinden kurtulmaya yarayan, on şeyi zikrediyoruz:

1- Rivayet edilmiştir ki: “Her gün veya gece Yusuf suresini okuyan kimse Kıyamet günü dirilince yüzü Yusuf'un yüzü gibi olacaktır ve Kıyamet günü hiçbir korku yaşamayacaktır.” [7]

İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: “Her kim farz ve nafile namazlarda Duhan suresini okursa, Allah Tela onu korkusu olmayanlar zümresinde haşreder.” [8]

İmam Cafer'i Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “Kim, her gün veya her Cuma günü Ahkaf suresini okursa, dünyada ona bir korku ulaşmaz ve Allah Teala onu Kıyamet günü korkusundan korur.” [9]

Hakeza şöyle buyurmaktadır: “Her kim, nafile namazlarında Asr suresini okursa, Kıyamette yüzü beyaz ve aydınlık, ağzı gülümsemede açık ve gözleri aydın bir şekilde Cennete girer.” [10]

2- Şeyh Kuleyni İmam Sadık (a.s)'dan naklen Hz. Peygamber (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu naklediyor: “Her kim saçlarını İslam'da ağartan birine saygı gösterirse, Allah Teala da onu kıyamet korkusundan korur.” [11]

3- Yine şöyle buyurmuştur: “Her kim, Mekke yolunda giderken veya dönerken ölürse, Kıyamet gününün büyük korkusundan emanda olur.” [12]

4- Şeyh Saduk da Hazret'ten şöyle rivayet etmektedir: “Her kim, Mekke veya Medine'de ölürse, Allah onu korkusu olmayanlar zümresiyle haşreder.” [13]

Şeyh Kuleyni, İmam Sadık (a.s)'dan şöyle nakletmektedir: “Her kim, Mekke hareminde defnedilirse, büyük korkudan emanda olur.” [14]

5- Şeyh Saduk Resulullah (s.a.a)'ten şöyle nakletmektedir: “Her kim, bir kötülük yapmak ister de Allah korkusundan el çekerse, Allah da cehennem ateşini ona haram eder ve onu kıyamet gününün büyük korkusundan güvende kılar.” [15]

6- Hakeza şöyle buyurmuştur: “Her kim, halkı değil de kendi nefsini düşman bilirse, Allah onu kıyamet gününün korkusundan korur.”

7- Büyük Şeyh Ali bin İbrahim-i Kummi, İmam Bakır (a.s)'ın şöyle buyurduğunu nakletmektedir: “Her kim, bilerek öfkesine hakim olursa, Allah onun kalbini Kıyamet günü korkusundan güvenle doldurur

8- Allah Teala şöyle buyurmaktadır: “Kim iyilikle gelirse, ona daha iyisi verilir ve onlar o gün korkudan emin kalırlar.” [16]

Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bu ayetteki iyilik, biz Ehl-i Beyt'in muhabbeti, velayeti ve marifetidir” [17]

9- Şeyh Saduk İmam Sadık (a.s)'ın şöyle buyurduğunu nakletmektedir:

“Her kim kendi gücüyle susuz ve hüzünlü bir mümine yardım ederse, onu üzüntüden kurtarırsa veya onun bir ihtiyacını karşılarsa, Allah Teala ona yetmiş iki rahmet indirir, onlardan birini dünyada merhamet buyurur; öyle ki onunla geçimini sağlar ve geriye kalan yetmiş bir rahmeti ise kıyamet gününün büyük korkusu için saklar” [18]

Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderme noktasında bir çok rivayet nakledilmiştir, bu cümleden İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: “Her kim müslüman bir kardeşinin ihtiyacını karşılamak için giderse, Allah Teala onu yetmiş beş bin meleğin gölgesinde karar kılar; attığı her adımda bir iyilik yazılır, bir kötülüğü ise silinir; derecesi yükselir; hacetini giderince de ona hac ve umresini yapmış kimsenin sevabı verilir” [19]

İmam Sadık (as) şöyle buyuruyor: “Mümin kulun hacetini gidermek, bir, iki, üç. . .on hacdan daha üstündür.” [20]

Rivayette yer aldığı üzere, İsrailoğulları'ndan abid bir kul, ibadette son merhaleye ulaşınca bütün ibadetler arasından insanların hacetinin giderme ibadetini tercih ediyordu.

Büyük şeyh Şazan bin Cebrail-i Kummi, Resulullah (s.a.a)'ten şöyle nakletmiştir: “Miraç gecesi, cennetin ikinci kapısının üzerinde şöyle yazıldığını gördüm: Allah birdir, Muhammed onun elçisidir ve Ali onun velisidir. Her şeyin bir çaresi vardır, ahirette mutlu olmanın çaresi ise şu dört özelliktir: Yetimin başını okşamak, dullara merhamet etmek, müminlerin ihtiyacını gidermek ve fakirlere bakmaktır

Bu yüzden din alimleri müminlerin ihtiyacını gidermek hususunda çok çalışmışlardır; burada zikredemeyeceğimiz bir çok hikaye nakledilmektedir.

10- Şeyh Kuleyni İmam Rıza (a.s)'dan şöyle nakletmektedir: “Her kim mümin kardeşinin mezarını ziyaret eder, elini kabrinin üzerine koyar ve yedi defa Kadir suresini okursa, Kıyamet günü korkusundan emanda olur.”[21]

Başka bir rivayette de “Kıbleye döner, elini kabrinin üzerine kayarsa.”diye yer almıştır.

Bu kıyamet günü korkusundan emanda olma, rivayetin zahirine göre ziyaret eden içindir, bazı rivayetlerde ise ölü için olduğu yer almıştır.

Şeyh’uş- Şehit lakabıyla meşhur olan Ebu Abdullah Muhammed bin Mekki el- Amili, Allame-i Hilli'nin torunlarından olan Fahr’ul- Muhakkikin’ini ziyaret edince şöyle demiştir: Ben bu kabrin sahibinden, o da babasından kendi senediyle İmam Rıza (a.s)'ın şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

“Her kim, mümin kardeşinin kabrini ziyaret eder, Kadir suresini okur ve: “Allah'ım onların yerlerini genişlet, ruhlarını kendine yükselt, onlardan rızayetini artır, onlara birliğini sağlayacak ve korkularını giderecek rahmetini yağdır, şüphesiz ki sen her şeye kadirsin” diye dua ederse, hem kendisi hem de ölü, kıyametin büyük korkusundan emanda kalır.”[22]

Birinci Meclisi'nin, Şerh-i Fakih'teki sözünden anlaşıldığı üzere Fahr’ul- Muhakkikin’in kabri Necef'tedir, belki de kabri, babası Allame'nin yakınlarındadır.
Kaynaklar:
[1] - Araf 187.
[2] - Bihar’ul- Envar c. 6, s. 312.
[3] - Belki maksat, İsrafil'in tek başına ve habersiz gelişi kastedilmektedir, dolayısıyla Cebrail ve Mikail ile birlikte Lut ve benzeri kavimleri helak etmek için birlikte inişiyle çelişmemektedir, Allah her şeyi daha iyi bilir.
[4] - Bihar’ul- Envar c. 16, s. 292.
[5] - Bihar’ul- Envar c. 7, s. 58
[6] - Bihar’ul- Envar c. 7, s. 110.
[7] - Bihar’ul- Envar c. 7, s. 293.
[8] - Bihar’ul- Envar c. 7, s. 295.
[9] - Bihar’ul- Envar, c. 7, s. 295.
[10] - Bihar’ul- Envar c. 7, s. 298.
[11] - Bihar’ul- Envar c. 7, s. 302
[12] - Bihar’ul- Envar, c. 7, s. 302.
[13] - Bihar’ul- Envar, c. 7, s. 302.
[14] - Bihar’ul- Envar c. 7, s. 302.
[15] - Bihar’ul- Envar c. 7, s. 303.
[16] - Neml/89.
[17] - Bihar’ul- Envar c. 7, s. 117.
[18] - Bihar’ul- envar c. 7, s. 319
[19] - Bihar’ul- Envar c. 7, s. 332.
[20] - Bihar’ul- Envar c. 7, s. 285.
[21] - Bihar’ul- Envar c. 7, s. 302
[22] - Bihar’ul- Envar c. 99, s. 295-300
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 07-24-2017, 07:16
AMMAR AMMAR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 68
AMMAR is on a distinguished road
Standart Kiyamet Alemetleri

Resûlullah (s.a.a) buyurdu ki: “Karanlık gecenin parçaları gibi olan fitnelerden önce, hayırlı ameller işleyiniz. O fitne geldi mi kişi mü’min olarak sabaha erer, kafir olarak akşama girer. Mü’min olarak akşama erer, kafir olarak sabaha erer. Basit bir menfaat karşılığı dinini satar.”
“Kıyamet yalancı deccaller çıkmadıktan sonra kopmaz. Deccal Müslümanların içinden çıkacak. Deccal çıktığı vakit beraberinde su, ateş vardır. Ancak halkın ateş olarak gördüğü tatlı sudur. Halkın su olarak gördüğü yakıcı bir ateştir. Sizden kim o güne ererse halkın ateş olarak gördüğüne düşmeyi kabul etsin, çünkü o tatlı soğuk sudur.”
“Şu bir gerçektir ki ümmetim adına korktuğum en önemli şey dalalete sapmış, saptıran yöneticiler ve önderlerdir. Ümmetimden bazı guruplar hak olan İslam’dan saparak müşriklere (ehl-i kitaba) iltihak ederler.”
“Ümmetim için en çok saptırıcı imamlardan korkarım.”
“Ümmetim arasına kılınç bir defa girdi mi artık kıyamet gününe kadar kaldırılamaz.”
“Ümmetimden bir kısım kabileler müşriklere iltihak etmedikçe, ümmetimden bir kısım kabileler putlara tapmadıkça kıyamet kopmaz.”
“Ümmetimde otuz tane yalancı deccal çıkar, hepsi de kendisinin peygamber olduğunu iddia edecek. Halbuki ben peygamberlerin mührüyüm, benden sonra peygamber yoktur.”
“Ümmetimden bir gurup hak üzerinden olmaktan geri durmaz, onlara muhalefet edenler, onlara zarar veremez. Ümmetimde ihtilaflar ve ayrılıklar meydana gelecek onlardan bir gurup sözleri ile güzel olacak amelde kötü olacaklar. Kur’an okuyacaklar ancak köprücük kemiklerinden aşağı geçmeyecek. Bunlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar, onların dine dönmesi mümkün değildir, bunlar mahlukatın en şerlileridir. Onları öldürene ve bunlar tarafından öldürülene ne mutlu. Onlar insanları Kur’an’a çağırırlar fakat Kitaptan zerre kadar nasipleri yoktur.”
“Kıyametten önce altı şey olur, onlardan biri sizinle Rumlar arasında barış imzalanır ama düşmanlarınız anlaşmayı bozar. Her birlikte 12000 asker olan 80 birlikle 1 milyon askerle üzerinize saldırırlar.”
“Kıyametten önce olacak olan büyük savaşta Müslümanlar Şam şehrinde toplanacaklar o Suriye’nin en iyi şehridir.”
“Fitneden eser kalmayıncaya kadar Allah (c.c.) yolunda mücadele ediniz.” (Bu fitne Müslümanların İslam’ı ve Resulünü terk ederek, müşriklerin Hristiyanların ve Yahudilerin dinlerine girmeleridir).
“Bu büyük fitnenin aveneleri Irak’a da musallat olacak, Irak’a ölçeği ve dirhemi verilmeyecek, Şam’a da ölçeği ve dirhemi verilmeyecek, Mısır’a ölçeği ve dinarı verilmeyecek, başladığınız yere döneceksiniz.” (Resûlullah bunu üç kere tekrar etti).
“Irak ehline bir ölçeklik yiyecek ve bir dirhem paranın gelmeyeceği zaman yakındır. Şam ehline de bir ölçeklik yiyecek ve bir dirhem paranın gelmeyeceği zaman yakındır. Ümmetimin sonunda bir halife gelecek malı sayı ile değil avuç, avuç dağıtacak.”
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08-05-2017, 09:14
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.335
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Kıyamet (Arapça: القیامت), tüm insanların dünyada yaptıkları işlerin hesabını vermek için bir araya toplandığı günün adıdır. Ayet ve rivayetlerde bin veya elli bin yıl içinde gerçekleşeceği belirtilen kıyametten önce adına “İştiratu’s Saat” denilen bazı olaylar gerçekleşecektir. Bunlardan bazıları şunlardır: Dağların paramparça olması, güneş, ay ve yıldızların karanlık olması, gökyüzünün açılıp yarılması, şiddetli depremlerin olması.
Kıyametin ne zaman gerçekleşeceğini Allah ve Onun haber verdiği kimselerden başka kimse bilmemektedir. Allah’ın mustazaflara, çocuklara ve delilere nasıl davranacağına dair konular bu meseledeki önemli bahislerdendir.
Amellerin muhasebe edilmesi için insanın yaptıkları mücessem ve canlı olarak insanın gözleri önünde sergilenmesi dışında, insanın yaptıklarının tamamının yazıldığı amel defteri de insana sunulacaktır. Amel defteri sol tarafından verilenler cehenneme, sağ tarafından verilenler ise salih insanlar oldukları için cennete gideceklerdir. Ayrıca insanın amellerine şahitlik edenler de orada tanıklıkta bulunacaklardır.
O gün insanların yapmış oldukları ameller dini önderlerin (Hz. Peygamber, (saa) Ehlibeyt (as) İmamları ve Salihler) amelleri ile karşılaştırılacak ve her kimin ameli, yaptıkları ve inançları onların amel, inanç ve yaptıklarına daha çok benzerse daha çok saadetli ve mutlu olacaktır.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08-05-2017, 09:15
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.335
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Kıyametin İsimleri
Kur’an-ı Kerim’de yaklaşık 70 isim Kıyamet için kullanılmıştır. Onlardan en meşhur olanları şunlardır: yevmi saat (saat günü), yevmi kıyamet (kıyamet günü), yevmi ahir (son gün), yevmi hesap (hesap günü), yevmi din (ceza günü), yevmi cem (toplanma günü), yevmi fasl (ayrılık günü), yevmi huruç (çıkış günü), yevmi mevud (kararlaştırılan gün), yevmi hulud (ebedi kalınan, ölümsüzlük günü), yevmi hasret (hasret günü), yevmi tegabun (pişmanlık günü), yevmi ba’s (diriliş günü).[1]

Kıyamet Nişaneleri
Kıyametten önce adına “iştiratu’s saat” da denilen bir takım olaylar gerçekleşecektir. Kur’an-ı Kerim’in de değindiği bu alametlerden bazıları şunlardır:
Dağların un ufak olarak darmadağın olması[2]
Denizlerin kaynaması[3]
Yıkıcı şiddetli depremlerin yaşanması[4]
Güneşin kararması[5]
Ayın kararması[6]
Yıldızların kararması[7]
Göklerin yarılıp açılması[8]
İsrafil sur’unun üfürülmesi[9]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08-05-2017, 09:18
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.335
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Kıyametin Zamanı
Hiç kimse kıyametin ne zaman gerçekleşeceğini bilmemektedir. Bunu yalnızca yüce Allah bilmektedir. Dolayısıyla kıyamet ansızın gerçekleşecek ve insanların çoğu o anda gaflette olacaktır.
يَسْئَلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْساها قُلْ إِنَّما عِلْمُها عِنْدَ رَبِّي لا يُجَلِّيها لِوَقْتِها إِلاَّ هُوَ ثَقُلَتْ فِي السَّماواتِ وَ الْأَرْضِ لا تَأْتيكُمْ إِلاَّ بَغْتَةً يَسْئَلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِيٌّ عَنْها قُلْ إِنَّما عِلْمُها عِنْدَ اللَّهِ وَ لكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لا يَعْلَمُونَ
“Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”(A’raf, 187)
Elbette ansızın ve şiddetle gerçekleşeceği düşünülürse diriliş gününden habersiz olunmasına rağmen insanlar hiçbir zaman kıyameti uzak bir ihtimal görmemeli ve her zaman onun intizarında/beklentisi içinde olmalıdır. Bundan dolayı kendilerini o günde kurtulanlardan kılmak için hazırlıklı olmalıdırlar. Kıyametten habersizlik, insanların eğitimi ve terbiye edilmesinde olumlu ve açık bir faktördür. Bu da onların sorumluluklarına ve günahlardan sakınmalarına neden olacaktır.[10]

Kıyametin Yeri
Kur’an ayetleri esasına göre, kıyamet gününde tüm ölüler ansızın ve bir anda Allah’ın yüce kudreti ile dirilecek ve kabirlerden dışarı çıkacaklardır. Yaptıklarının hesabını vermek için Mahşer sahrasında toplanacaklardır. Toplanılacak ve hesaba çekilecekleri yer, üzerinde yaşadığımız bu dünyada değildir:
يَوْمَ تُبَدَّلُ الْأَرْضُ غَيْرَ الْأَرْضِ وَ السَّموَتُ وَ بَرَزُوا لِلَّهِ الْوَ حِدِ الْقَهَّارِ Yerin başka bir yere, göklerin de (başka göklere) dönüştürüldüğü gün tek ve kahhar (gücüne karşı durulamaz) olan Allah'ın huzuruna çıkarılacaklardır.” (İbrahim, 48)

Kıyametin Miktar ve Süresi
Kur’an-ı Kerim’de kıyamet gününün süresi hakkında iki ayet bulunmaktadır: bin yıl[11] ve 50 bin yıl.[12] İmam Cafer Sadık’tan (a.s) nakledilen bir rivayete göre kıyametin 50 durak ve duraklama yeri vardır, her duraklama yerinden geçmek bin yıl geçecektir.[13]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 08-05-2017, 09:24
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.335
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Kıyamet Alametleri

İnsanların Dirilmesi
Kur’an-ı Mecid, çok sayıda ayette insanların kıyamet gününde nasıl dirileceklerini açıklamıştır. Zümer suresinin 68. Ayetinde İsrafil surunun bir defa üfürülmesi ile Allah’ın diledikleri dışındaki tüm canlılar ölecektir. Daha sonra bir yeniden sura üflenecek ve herkes dirilerek hesaba çekileceklerdir.
وَ نُفِخَ فِي الصُّورِ فَصَعِقَ مَنْ فِي السَّماواتِ وَ مَنْ فِي الْأَرْضِ إِلاَّ مَنْ شاءَ اللَّهُ ثُمَّ نُفِخَ فيهِ أُخْرى‏ فَإِذا هُمْ قِيامٌ يَنْظُرُون
‏ “Sûr’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar.” (Zümer, 68)

Hesaba Çekilmek
Kıyamette gerçekleşecek en önemli şey, insanların hesaba çekilerek yaptıklarının sorgulanmasıdır. Bu sorgulama ve hesaba çekilmeler peygamberler (a.s) tarafından insanlara tebliğ edilerek ulaştırılan inançlar ve pratik ameller (ahkâm) esasına göre gerçekleşecektir. Her kes kendi yaptıklarının karşılığı görecek ve kimse bir başkasının günah ve hatalarını üstlenmeyecektir.[14] Ayrıca kimseye zulüm edilmeyecektir.
İnsanların amellerinin hesaba çekilmesinde bazı şeyler ön plana çıkacaktır. Onlardan bazıları şunlardır:

Kıyamet Soruları
Kıyamet gününde insanlar bazı şeylerden sorguya çekileceklerdir. Onlardan bazılarını Kur’an-ı Mecid açıklamıştır.
Allah’ın maddi ve manevi nimetleri[15]
Suçlu ve günahkârların inançsal, ameli ve ahlaki günahları[16]
Müşriklerin peygamberlere karşı davranışları[17]
Diri diri toprağa gömülen kızlar hakkında[18]
Ömür hakkında
Mal hakkında
Amel ve davranışlar hakkında
Ehlibeytin muhabbet ve sevgisi

Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) bu konu hakkında şöyle buyurmuştur:
Kıyamette hiçbir kul dört şeyden sorgulanmadan bir adım dahi atamaz: Ömrünü hangi yolda harcadı? Malını nereden kazandı ve nerede kullandı? Ameli olarak neler yaptı? Ve biz Ehlibeytin muhabbeti!”

Gayri Müslimlerin İyi İşleri:
Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerin Allah’a yakınlaşmak kastı ile yaptıkları ameller kabul edilecek ve onlara mükâfat ve ödülleri verilecektir. Ancak Allah’a ve ahiret gününe iman edip yakınlaşma kastı ile hayır amel eden gayri Müslimler, eğer iman etme (Müslüman olma) konusunda taksirleri olmazsa, imanlarıyla ilintili olmayan amelleri kabul edilecek ve onlardan yararlanacaklardır, ancak eğer iman getirmeme konusunda kusur ve taksirleri olursa; yani İslam ve öğretilerini bilmelerine rağmen taassup ve inatları yüzünden onu kabul etmezlerse, yaptıkları tüm hayır işler boşa gider ve heder olur.[19]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 08-05-2017, 09:29
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.335
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Mustazafların Durumu
Mustazaflardan maksat dinsel konular bağlanımda cahillik, insanın kendisinden kaynaklanmayan bir kusurdan veya yetersizlikten ileri geliyorsa, bu insan Allah katında mazurdur. Bu anlam, etrafı kuşatılmış bir yerde tutulan ve bu nedenle dini bilen, dinin ayrıntılarından haberdar olan bir âlim bulunmadığı için dinsel bilgileri öğrenemeyen ya da bu bilgilere sahip olduğu hâlde dayanılmaz ağır işkencelerden dolayı onları pratize etmenin bir yolunu bulamayan, bunun yanında düşünce zayıflığı, hastalık, bedensel noksanlık veya malî yetersizlik gibi bir olumsuzluk yüzünden bulunduğu yerden çıkamayan, İslam yurduna hicret edip Müslümanlara katılamayan bir kimse için geçerli olduğu gibi, zihni dinsel bilgiler bağlamında sabit gerçekleri kavrayamayan, düşünsel olarak hakka ulaşamayan, hakka karşı inatçı, burun kıvırıcı bir tavrı kesinlikle söz konusu olmadığı ve hatta hakkın net bir şekilde önüne konulması durumunda ona kesinlikle tâbi olacağı hâlde değişik etkenler yüzünden hakkı algılayamayan bir kimse için de geçerlidir.
Buna göre, dinden bütünüyle habersiz olan veya hak nitelikli dinsel bilgilerin bir kısmını bilmeyen cahil insanın bu cehaleti [ve dinî vazifeyi terk edişi], kendisinin kusurundan veya kötü seçiminden kaynaklanıyorsa, bu terk etmişlik ona isnat edilir ve kendisi günahkâr sayılır.
Şayet dinde cahil olması ve görevini yerine getirmemesi kendi kusuruna veya buna yol açacak kimi ön davranışlarına dayanmıyorsa, aksine cahilliği veya gafleti ya da amel etmemeyi ona dayatan dış faktörlerden kaynaklanıyorsa, bu tarz bir dini terk etmişlik kişinin tercihine isnat edilmez. Böyle bir insan günahkâr, taammüden muhalefet eden, hakka karşı burun kıvıran müstekbir ve körü körüne inkârcı kabul edilmez. Dolayısıyla böyle bir insan eğer iyilik [olarak bildiği bir şeyi] kazanmışsa lehinedir, kötülük [olarak bildiği bir şeyi] de kazanmışsa aleyhinedir. Şayet [yaptığı işin iyi ya da kötü oluşundan habersiz kaldığı için, iyilik veya kötülük unvanıyla] bir şey kazanmamışsa, lehine veya aleyhine de bir şey yok demektir.
Böyle bir insan da mustazaftır; zayıf düşürülmüş, aciz ve çaresizdir; [içinde bulunduğu olumsuz koşullardan çıkacak ve] herhangi bir yol bulacak durumda değildir. Bunun böylesi bir konuma düşmesindeki etken, hak ve din düşmanları tarafından kılıç ve kırbaç zoruyla kuşatılıp çıkış yolu bulamaması değil kuşkusuz. Bilâkis onu başka faktörler zayıf düşürmüş, sonuç itibariyle de gafleti ona musallat kılmıştır. Dolayısıyla böyle bir gafletin etkisine giren insan artık hiçbir çareye güç yetirmez ve böyle bir cehaletin pençesindeki insan da hiçbir yol bulmaz mustazaftır.[20] “Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.” (Nisa, 99)

Deli ve Divanelerin Durumu
Deli ve divaneler de bu dünyada akılları olmadığı ve hakla batılı teşhis edecek güçlerinin olmadığı zamana kadar teklif ve sorumlulukları yoktur. Ahirette de sorgulanmayacaklardır, zira teklifin şartlarından birisi akıldır. İmam Cafer Sadık (a.s) bu konu hakkında şöyle buyurmuştur:

Allah Teâlâ, kıyamette insanlara bu dünyada verdiği akılları ölçüsünde sorgularında titizlik ve zorlukta bulunacaktır.”[21]

Çocuk ve Küçüklerin Durumu
Çocuk yaşta ve henüz hakla batılı teşhis edecek yaşa ulaşmadan ölen kafir çocukları Kur’an-ı Kerim ayetleri ve Şia itikadına göre kesinlikle azaba uğramayacaklardır. Zira Allah’ın mesajının insana ulaşması, kişinin teklif çağına ulaşması, akıl sahibi olması durumunda kendi iradesi ile Allah’ın emirlerine karşı çıkan kişilere azap söz konusu olacaktır. Dolayısıyla küçük yaşta ölenler, teklif çağına ulaşmadıkları için cehenneme de gitmeyeceklerdir.[22]

Hayvanların Dirilişi
Bazı ayet ve hadislerden[23] anlaşıldığı kadarıyla, hayvanlar da insanlar gibi kıyamet günü dirilecek ve kendi anlayış ve sorumlulukları oranında yargılanacaklardır. Elbette hayvanlar insanlar gibi hesaplarının ardından cennet veya cehenneme gitmeyeceklerdir. Hayvanlar hesaba çekilip adaletle yargılandıktan sonra yeniden öleceklerdir. Yani eğer zulüm etmişlerse kıyamet sahnesinde kısas edileceklerdir.
Ebu Zer Gaffari’den nakledilen bir hadiste, Hz. Resulullah’ın huzurunda bulunduğu bir gün, önlerinde iki keçi bir birlerine boynuzlarıyla vurdular. Hz. Resulullah, sahabelere onların neden birbirlerine boynuzlarıyla vurduklarını sordu? Onlar bilmediklerini söylediler. Bunun üzerine Hz. Resulullah, nedenini Allah’ın bildiğini ve yakında aralarında bir hüküm verileceğini buyurdu.[24]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 08-05-2017, 09:33
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.335
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Amel Defteri
Tüm insanların yaşamları boyunca yaptıkları ameller, maddi olmayan bir kitapta kayıt altına alınmaktadır. Bu kitaba amel defteri denir. Bu kitap maddi olmadığı gibi hat ve yazıları da inkâr edilemez bir gerçektir.[25]
Kitap ortaya konmuştur: Suçluların, onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. «Vay halimize! derler, bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsini sayıp dökmüş!” (Kehf, 49) Ayetlerden anlaşıldığı kadarıyla salih ve iyi insanların amel defteri sağ taraflarından, kötü ve günahkâr insanların amel defteri sol taraflarından verilecektir.[26]

Tecessüm-ü A’mal
Tecessüm-ü A’mal’dan maksat, bu dünyada insanın yaptıkları her şeyin öteki dünyada, o dünyaya uygun bir şekilde bir şekle dönüşmesidir. Başka bir ifade ile sevaplar, azaplar, nimetler ve zorluklar, insanın dünyada yaptığı gerçeklerdir ve öteki dünyada tüm bunların hakikati görülecektir. Bununla birlikte insanın yaptığı ameller iki türlüdür. Birincisi bizlerin gördüğü dünyevi şekli, ikincisi bizlerin göremediği uhrevi ve batını şekil. Diriliş gününden sonra bazı değişiklikler yaşandıktan sonra, uhrevi gerçekler görülecek ve dünyevi şekli ortadan kalkacaktır. Bu da o ameli yapanın mutlu ve sevinçli olmasına yahut mutsuz ve acı çekmesine neden olacaktır. Dolayısıyla bu görüşe göre, her insanın yaptığı amelin cezası, o amelin aynısı olacaktır.
Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşısında hazır bulduğu günde (insan) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun.” (Al-i İmran, 30)

Şahit ve Tanıklar
Kıyamet günü, insanlar yaptıkları işlerin karşılığında elde ettikleri sevap ve cezaların hesabını vermek için toplandıkları günde (mahşer) amel defterlerinin yanı sıra, amellerimize tanıklık eden tanıklar da olacaktır. Bu tanıklar mahşer sahrasında leh veya aleyhimizde yaptıklarımız her ne ise ona göre tanıklıkta bulunacaklardır. Dini metinlerde belirtilen tanıklar şunlardan ibarettir:
Allah Teâlâ[27]
Hz. Peygamberimiz (saa) başta olmak üzere peygamberler (as)[28]
Masum Şii İmamları (as)[29]
Melekler[30]
Yeryüzü[31]
Organlarımız[32]
Zaman[33]
De ki: (Yapacağınızı) yapın! Amelinizi Allah da Resûlü de müminler de görecektir. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.” (Tevbe, 105)

Amellerin Mizanı
Diriliş günü, insanın amelleri kendisine has bir gereçle ölçülüp tartılacaktır, dünyevi terazi benzeri şeylerle değil.[34] Bu ölçü aracı da insanların amellerini ortaya koyan bir ölçü ve mizana dayanmaktadır. Rivayetlerin naklettiğine göre mizandan maksat, Peygamberlerin, İmamların ve salih insanların amelleri, diğer insanların amellerinin ölçülme gereci olacak ve onlarla mukayese edilecektir. Ve her bir insanın ameli, düşünce ve inancı onlara her ne kadar benzerlik arz ederse, o oranda ameli daha ağır olacaktır.[35] İmam Cafer Sadık (a.s) kıyametin mizanı hakkında şöyle buyurmuştur: “O gündeki mizan ve ölçü, peygamberler ve onların vasileridirler.”[36] Başka bir rivayette ise, kıyametin mizanı olarak Müminlerin Emiri Hz. Ali ve ondan sonraki Şii İmamlar (a.s) tanıtılmıştır.[37
]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 08-05-2017, 09:36
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.335
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Ahbat ve Tekfir
Kelam ilmi terminolojisinde, “ahbat”tan maksat, bazı günahların insanın yaptığı ibadet ve sevapları yok etmesi anlamındadır. Tekfir’in anlamı ise insanın bazı yaptığı ibadetlerin, önceki günahları örterek ortadan kaldırmasıdır. Daha çok Mutezile taraftarları “ahbat” ve “tekfir” görüşünü savunmaktadırlar, ancak İmamiye Şiileri, akli ve nakli delillerle her ikisini de çürütmektedir.[38] Şiaların görüşüne göre, insan yaptıklarının sevap veya cezasının karşılığını yaptığı başka şeylerin onların eserini ortadan kaldırmaması koşuluyla elde ettiğine inanmaktadır. Dolayısıyla örneğin eğer bir insan bir yoksula yardım eder, ancak bunun için minnet koyarsa, bu işin eserini ortadan kaldırmıştır. Veya eğer kâfir veya müşrik olur, ancak ölmeden önce iman getirirse, küfrün eserini ortadan kaldırmış olur ve önceki küfründen dolayı azaba duçar olmaz. Ancak önceki iyi veya kötü amel ortadan kaybolmaz, bilakis onun eseri ortadan kaybolur.[39] Ahbat ve Tekfir’in batıl olduğunun delili şudur: akli olarak bu iş zulmün bir örneğidir; buna ek olarak Kur’an-ı Kerim ayetlerine göre hiçbir hayır ve şer amel ortadan kalkmaz, isterse zerre miktarı kadar olsun.[40]
Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.” (Zilzal, 7 -8)
Dolayısıyla, mutezilenin görüşüne aykırı olarak, insanın yaptığı hiçbir şey ortadan kaybolmamaktadır ve insan kıyamet günü, yaptığı tüm amelleri görecektir. Özellikle tecessüm-ü amal esasına göre, insana gösterilen şey onun amel dosyası değil, amellerinin kendisidir.

Sırat Köprüsü
İslami kaynak ve metinlere göre, sırat, cennet yolu üzerinde cehennem ateşinin üzerinde kurulan ve tüm insanların üzerinden geçeceği bir köprüdür. Salih ve iyi insanlar ondan hızla geçecek, kötü ve günahkârlar ise oradan düşerek cehenneme varit olacaklardır. Bazı hadislerde, insanların bu köprüden geçiş hızları onların iman, ihlas ve salih amellerine bağlı olacağı kaydedilmiştir.[41] Hz. Fahri Kâinat Efendimiz (s.a.a) bu konu hakkında şöyle buyurmuştur:
Cehennem üzerinde kıldan daha ince ve kılıçtan daha keskin bir köprü vardır.”[42] Başka bir rivayette ise efendimiz şöyle buyurmuştur:
Kıyamet günü, cehennem üzerine sırat köprüsü kurulduğunda, yalnızca izni olanlar oradan geçebileceklerdir. İzin ise Ali bin Ebu Talib’in velayeti olacaktır.”[43]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 08-05-2017, 09:47
Velayet Nuru Velayet Nuru isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 220
Velayet Nuru is an unknown quantity at this point
Standart

Kaynaklar:
1- Mekarim Şiraz, Mead der Kuran, c. 5, s. 122- 123.
2- Hakka, 14; Vakıa, 5 ve 6.
3- İnfitar, 3; Tekvir, 6.
4- Hac, 1 ve 2; Zilzal, 1 ve 2.
5- Şems, 1 ve 2.
6- Mürselat, 8.
7- İnfitar, 2.
8- İnşikak ve Nebe, 19.
9- Zümer, 68; Neml, 87.
10- Mekarim Şirazi, c. 7, s. 43.
11- Secde, 5.
12- Maaric, 4.
13- Tusi, Emali, s. 110.
14- Fatır, 18.
15- Kummi, c. 2, s. 440.
16- Tekvir, 8 ve 9.
17- Kısas, 65.
18- Tekvir, 8 ve 9.
19- Haşimi, Porsiman Kur’ani, Mead, s. 121.
20- Tabatabai, el-Mizan, c. 5, s. 50 ve 51.
21- Kuleyni, c. 1, s. 11.
22- Bkz. Haşimi, s. 135.
23- En’am, 38; Tekvir, 5.
24- Tabersi, Mecmeu’l Beyan, c. 4, s. 49.
25- Nisa, 98.
26- Hakka, 19 ve 25; İnşikak, 7 ve 10
27- Nisa, 79; Ankebut, 52; Nisa, 105.
28- Nisa, 41.
29- Tevbe, 105.
30- Kaf, 21.
31- Zilzal, 4 ve 5.
32- Nur, 24.
33- Kuleyni, c. 2, s. 533.
34- Tahrani, c. 8, s. 157.
35- Haşimi, s. 137.
36- Meclisi, Biharu’l Envar, c. 7, s. 251.
37- Meclisi, Biharu’l Envar, c. 7, s. 252.
38- Hilli, Keşfu’l Murad, s. 272 -273.
39- Bkz. Şeyh Tusi, el-İktisat, s. 193.
40- Hilli, Keşfu’l Murad, s. 272.
41- Saduk, Emali, Meclis, 33.
42- Muhammedî Reyşehri, Mizanu’l Hikmet, c. 5, s. 348.
43- Meclisi, Biharu’l Envar, c. 8, s. 68, h. 11.

Bibliyografi
Bu makale, Ali Haşimi’nin yazdığı, porsiman Kur’ani mead makalesinden özgür bir iktibasla alınmıştır.
Tahrani, Muhammed Hüseyin, Mead Şinasi, Meşhed, Nuru Melekût, k. 1423.
Hilli, Keşfu’l Murad, Talike, Cafer Subhani, Kum, Müessese İmam Sadık (a.s), ikinci baskı, ş. 1382.
Saduk, Muhammed bin Ali, el-Emali, Tahran, Kitapçı, altıncı baskı, ş. 1376.
Tabatabai, Muhammed Hüseyin, el-Mizan fi tefsiri’l Kur’an, Kum, Neşri İslami, beşinci baskı, k. 1417.
Tabersi, Mecmeu’l Beyan, tahkik: Muhammed Cevad Belaği, Tahran, Nasır Husrev, üçüncü baskı, 1375.
Tusi, Muhammed bin Hasan, el-Emali, Kum, daru’s sekafet, k. 1414.
Tusi, Muhammed bin Hasan, el-İktisat fiyem yeteellaku bil-İtikad, Beyrut, daru’l adva, ikinci baskı, k. 1406.
Kummi, Ali bin İbrahim, tefsiri Kummi, tashih: Musevi Cezairi, Kum, daru’l kitab, üçüncü baskı, k. 1404.
Kuleyni, Muhammed bin Yakub, el-Kâfi, tashih: Ali Ekber Gaffari ve Muhammed Ahundi, Tahran, daru’l kutubu’l İslamiye, dördüncü baskı, k. 1407.
Meclisi, Biharu’l Envar, Beyrut, daru ihyau’t turas el-Arabi, ikinci baskı, k. 1403.
Muhammedî Reyşehri, Mizanu’l Hikmet, Kum, Daru’l Hadis, ş. 1384.
Mekarim Şirazi, Nasır, Mead der Kur’n, Tahran, daru’l kutubu’l İslamiye, ş. 1375.
Mekarim Şirazi, Nasır, Tefsiri Numune, Tahran, daru’l kutubu’l İslamiye, ş. 1374.
Haşimi, Ali, Porsiman Kur’ani Mead, Kum, Bostanı Kitab, dördüncü baskı, ş. 1384.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 03:06


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.