aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KERBELA FACİASI | HZ İMAM HÜSEYİN (AS) VE KERBELA FACİASI

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 03-27-2016, 08:18
Gizli Güç Gizli Güç isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 76
Gizli Güç will become famous soon enough
Standart İmam Hüseyin'in (a.s) Vasiyetleri

İmam Hüseyin (a.s) Medine'den çıkmadan önce birkaç vasiyet yazdı. Kardeşine yazdığı vasiyetin metni şöyledir:

"Bu, Hüseyin b. Ali'nin kardeşi Muhammed b. Hanefiye'ye vasiyetidir.

Hüseyin, Allah'tan başka ilâh olmadığına, O'nun tek ve ortaksız olduğuna, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna, O'nun katından hak esaslı dini getirdiğine, cennetin ve cehennemin hak olduğuna, kıyametin kopmasında kuşku olmadığına ve Allah'ın kabirlerde olanları dirilteceğine şahitlik eder.

Hiç kuşkusuz, ben taşkınlık yapmak, azgınlaşmak, yeryüzünde bozgun çıkarmak veya zulmetmek için çıkmıyorum. Bilakis, dedemin ümmetini ıslah etmek için çıkıyorum. Marufu emretmek ve münkerden sakındırmak, dedemin ve babam Ali b. Ebu Talib'in gittiği yoldan gidip onların hareket tarzını egemen kılmak istiyorum. Kim hakkı kabul etmek suretiyle benim çağrımı kabul ederse, hakkın velisi Allah'tır. Kim de benim bu çağrıma karşı çıkarsa, Allah benimle bu kavim arasında hükmünü verinceye kadar sabrederim. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır."


Bir vasiyeti de, müminlerin annesi çmmü Seleme'ye yöneliktir. Kendisinden sonraki imamla ilgili olarak Ümmü Seleme'ye vasiyette bulunmuştu.

Rivayet edilir ki, İmam (a.s) Medine'den çıkmaya karar verdiği zaman Ümmü Seleme (Allah ondan razı olsun) yanına gelmiş ve şöyle demişti:

"Oğulcuğum! Irak'a giderek beni üzme. çünkü dedenin şöyle dediğini duydum: Oğlum Hüseyin Irak'ta Kerbela denilen yerde öldürülecektir."

İmam (a.s) ona şu karşılığı verdi:

"Anneciğim! Allah'a yemin ederim ki, ben bunu biliyorum. Ben kaçınılmaz olarak öldürüleceğim. Bu, kesinlikle başıma gelecektir. Allah'a yemin ederim ki, öldürüleceğim günü, beni kimin öldüreceğini, defnedileceğim yeri biliyorum. Benim ailemden kimlerin öldürüleceğini, akrabalarımdan ve taraftarlarımdan kimlerin katledileceğini de biliyorum.

Anneciğim! Dilersen defnedileceğim çukuru ve öldürülerek düşürüleceğim yeri sana gösterebilirim."


Sonra İmam (a.s) Kerbela tarafına işaret etti. Yer alçaltıldı ve İmam (a.s), düşeceği yeri, defnedileceği yeri, askerlerinin karargâhını, duracağı yeri ve şehit olacağı yeri Ümmü Seleme'ye gösterdi. Bu sırada Ümmü Seleme şiddetle ağlamaya başladı ve İmam'ın (a.s) işini Allah'a havale etti. İmam, Ümmü Seleme'ye dedi ki:

"Anneciğim! Yüce Allah benim öldürülmüş, kurban edilmiş, haksız yere ve düşmanca katledilmiş olmamı dilemiştir. Ailemin, kafilemde yer alanların ve kadınlarımın dört bir yana dağıtılmasını, küçücük çocuklarımın mazlum olarak kılıçtan geçirilmelerini, tutsak edilip zincire vurulmalarını, yardım istedikleri hâlde yardımcı bulamamalarını dilemiştir."

Bir rivayete göre çmmü Seleme şöyle dedi:

"Yanımda dedenin bir cam kutu içinde bana verdiği toprak vardır."

İmam (a.s) şöyle dedi:

"Allah'a yemin ederim ki, ben bu şekilde öldürüleceğim. Irak'a gitmesem de beni öldürecekler."

Sonra biraz toprak alıp cam bir kutuya koydu ve Ümmü Seleme'ye verdi. Dedi ki:

"Bunu da dedemin sana verdiği cam kutunun yanına koy. Topraktan kan coşmaya başladığı
zaman, bil ki beni öldürmüşler."


şeyh Tusî, Hüseyin b. Said'den; o, Hammad b. İsa'dan; o, Rib'î b. Abdullah'tan; o, Fudayl b.
Yesar'dan, İmam Bâkır'ın (a.s) şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"İmam Hüseyin (a.s), Irak'a gitmek üzere yola çıkınca, vasiyetnamesini, kitaplarını ve başka şeylerini Peygamber'in (s.a.a) eşi Ümmü Seleme'ye verdi ve ona dedi ki:

"çocuklarımın en büyüğü senin yanına geldiği zaman, sana verdiğim şeyleri ona verirsin."

Hüseyin (a.s) öldürülünce, Ali b. Hüseyin (a.s) Ümmü Seleme'ye geldi. Ümmü Seleme, Hüseyin'in (a.s) kendisine verdiği her şeyi ona verdi.

Ali b. Yunus el-Amilî "es-Sıratu'l-Müstakim" adlı kitapta Ali b. Hüseyin'in (a.s) imamlığına ilişkin
açıklamalar kapsamında şöyle rivayet eder:

"Hüseyin (a.s) vasiyetini yazdı ve onu Ümmü Seleme'ye verdi. Bu vasiyetin Ümmü Seleme'den istenmesini, bu vasiyeti isteyen kimsenin imamlığının alâmeti olarak nitelendirdi. Nihayet bu vasiyeti, İmam Zeynulabidin (a.s) istedi.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03-27-2016, 08:23
Gizli Güç Gizli Güç isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 76
Gizli Güç will become famous soon enough
Standart Hz.Hüseyn’in (a.s) Vasiyeti

Bismillahirrahmanirrahim.
Bu, Hüseyin b. Ali b. Ebu Ta-lib’in, İbn Hanefiye olarak tanınan kardeşi Muhammed’e vasiyetidir.

Hüseyin şehadet ediyor ki, Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed (s.a.a) O’nun kulu ve elçisidir; hakkı (İslâm’ı) Hak (Allah) tarafından getirmiştir. Cennet ve cehennem haktır ve kıyamet günü vuku bulacaktır. Onun vuku bulmasında hiçbir şüphe yoktur ve Allah, kabirlerdekileri diriltecektir. Ben azgınlık, makam, fesat ve zulüm yapmak için -Medine’den- çıkmadım. Ben ceddimin ümmetini ıslah etmek, iyiliği buyurmak, kötülükten sakındırmak, ceddim Resulullah (s.a.a) ve babam Ali b. Ebu Talib’in gidişatı üzere hareket etmek için kıyam ettim. Öyleyse her kim hakkı kabulle beni kabul edecek olsa, şüphesiz ki Allah hakka daha evladır; kim de bunu bana geri çevirecek olsa, Allah benimle bu kavim arasında hakla hükmedene kadar sabrederim. O’dur hükmedenlerin en hayırlısı. Kardeşim! İşte bu, benim sana olan vasiyetimdir. Başarım ancak Allah’tandır; O’na tevekkül ediyorum ve dönüşüm de O’nadır.[1] Hüseyin (a.s) sonra mektubu sararak yüzüğüyle mühürledi ve kardeşi Muhammed’e verdi. Sonra da onunla vedalaşarak gecenin karanlığında Medine’den ayrıldı.[2]

İmam Hüseyin’in (as) Irak’a Hareket Zamanı Konuşması

Musiru’l-Ahzan kitabında şöyle geçer: İmam Hüseyin (a.s) Abdullah b. Ömer’le konuştuktan sonra ayağa kalkıp şöyle buyurdu:

Hamd Allah’adır. Allah neyi dilerse o olur. Kuvvet ve kudret ancak Allah’tandır.

Gerdanlığın genç kızların boyunlarında iz etmesi gibi, ölüm de Ademoğulları için yazılmıştır. Yakub’un Yusuf’a olan özlemi kadar ben de, benden öncekilere kavuşmayı ne de özlemişim! Bana, varacağım bir katligâh tayin edilmiştir. Öyle ki, o ıssız çöllerin yırtıcı kurt ve hayvanlarının, Nevavis ve Kerbela arasında benim azalarımı parçaladıklarını, aç karın ve boş dağarcıklarını benim bedenimle doldurduklarını adeta görüyorum! Allah’ın kaza kalemiyle yazılmış olan böyle bir günden kurtuluş yoktur. Allah’ın razı olduğu şeye biz Ehlibeyt de razıyız. O’nun bela ve imtihanı karşısında sabrediyoruz. O, sabredenlerin sevabını bize tamamıyla verecektir. Resulullah’ın (s.a.a) bedeninin parçası olan evlatları, ondan hiçbir zaman ayrı düşmeyeceklerdir. Cennette de onun yanında olacaklardır. Peygamber’in (s.a.a) gözü onları görmekle aydınlanacak ve onlar hakkındaki vaadi de gerçekleşecektir.

Şimdi kim bizim uğrumuzda canını vermeye ve Allah’ı mülakat etmeye kendini hazırlamışsa, bizimle birlikte göçsün! Ben Allah’ın izniyle sabahleyin buradan göçeceğim.[3]

Şuna dikkat edilmesi gerekir ki, biz bu konuşmaları naklederken onların ne zaman ve nerede nakledildiklerini incelemek ve bu incelemeden elde ettiğimiz sonuç üzerine onları düzenlemek istemiyoruz. Bu araştırmadan amacımız, İmam Hüseyin (a.s) ve dönemindeki kişiler açısından o hazretin şehadeti hakkında açık ve gerçek bir görüntü sergilemek ve böylece İmam Hüseyin’in (a.s) şehadetinin felsefesini ve onun etkilerini tanıyabilmektir. İşte bu bağlamda, aktardığımız bu konuşmalar ve olaylar, kanaatimizce yeterlidir.

[1]- Biz, Allame Meclisî’nin Biharu’l-Envar (c.44, s.329) kitabındaki rivayetini göz önünde bulundurarak Muhammed b. Ebu Talib-i Musevî’nin ibaretini seçtik.

[2]- el-Futuh, İbn A’sem, c.5, s.34. Maktel-i Harezmî, c.1, s.188. “Ceddim Resulullah ve babam Ali’nin gidişatıyla” cümlesinden sonra tahrif edilerek, “Ve hidayet edici hulefa-i raşidinin gidişatıyla r.a” cümlesi de eklenmiştir. Oysa “raşidin” kelimesi, Ümeyyeoğulları’nın hilâfetinin son dönemlerinde, ilk halifeler hakkında kullanılan bir tabirdir. Bu kelimenin o tarihten önce kullanıldığına dair bir kaynak yoktur. Ayrıca, “hulefa-i raşidin”den maksat, Resulullah’-tan (s.a.a) sonra peşpeşe hilâfet makamında oturan kimselerdir ve onlardan biri de Emirü’l-Müminin Ali’dir (a.s). Halbuki “raşidin” sözcüğünün İmam Ali’nin (a.s) adına atfedilmesi doğru değildir. Bütün bunlar, bu cümlelerin İmam Hüseyin’in (a.s) buyruklarına eklendiğini göstermektedir.

[3]- Musiru’l-Ahzan, s.29; el-Luhuf’ta (s. 23’te) ise şöyle geçer: İmam Hüseyin (a.s) bu hutbeyi Mekke’den çıkmak istediği zaman okudu.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03-29-2016, 12:02
ALEVİ-34 ALEVİ-34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 106
ALEVİ-34 is on a distinguished road
Standart

Selam Olsun Seyyidi Şühadaya. Allah razı olsun . Ya Ali Medet.
__________________
ZİLLET BİZDEN UZAKTIR
VESSELAM...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 07:36


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.