aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KERBELA FACİASI | HZ İMAM HÜSEYİN (AS) VE KERBELA FACİASI

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #31  
Alt 07-25-2016, 08:01
sürgündeki şia sürgündeki şia isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 581
sürgündeki şia is an unknown quantity at this point
Standart Şimr b. Zilcuşen'in Hz. Hüseyn (a.s)'ın Sözünü Kesmek İstemesi

Bu arada Yezid ordusunun komutanlarından biri olan Şimr ibn-i Zilcuşen, İmam Hüseyn (a.s)'ın bu sözlerinin orduya etki edip onları savaştan vazgeçireceğinden korktuğu için Hz. Hüseyin (a.s)'ın sözünü keserek yüksek bir sesle şöyle dedi: "O (Hz. Hüseyn) Allah'a kalbiyle değil de diliyle ibadet ediyor (o dalalettedir), ne söylediğini bilmiyor."
Habib ibn-i Muzahir de Hz. Hüseyn (a.s)'ın ordusu adına ona şöyle cevap verdi: "Hayır, Allah'a diliyle ibadet eden ve tam bir dalalet içerisinde olan sensin. Sen, O'nun sözlerini anlayamazsın. Çünkü Allah senin kalbini mühürlemiştir."
Hz. Hüseyn (a.s) daha sonra sözlerine şöyle devam etti:
"Ben ve kardeşim hakkında Peygamber'in (s.a.a) buyurduğu sözünde şüpheniz var ise benim, Peygamber'inizin kızının oğlu olduğumda da mı şüphe ediyorsunuz? Allah'a andolsun ki doğu ve batı arasında (bütün dünyada) sizin ve sizin dışınızda Resulullah'ın benden başka bir torunu yoktur. Yazıklar olsun size! Acaba öldürdüğüm bir kimse veya zayi ettiğim bir mal veyahut (size vurduğum) bir yara karşılığında mı beni cezalandırmak istiyorsunuz?"
Hz. Hüseyn (a.s)'ın sözü buraya ulaştığında Kûfe ordusu tam bir sükut içerisinde idi, onlardan hiçbir aksülamel müşahede edilmiyordu; derken İmam (a.s) kendisini davet eden ve Ömer-i Sa'd'ın ordusu içerisinde olan Kûfe'nin ünlü kişilerinden bir kaç tanesine hitaben şöyle buyurdu:
"Ey Şebes ibn-i Rib'î! Ey Haccar ibn-i Ebcer! Ey Kays ibn-i Eş'âs! Ve ey Yezid ibn-i Haris! "Meyvalarımız yetişmiş, çevremiz (bağ ve bahçelerimiz) yeşermiş ve senin için techiz edilmiş bir orduya doğru geliyorsun." diye bana mektup yazmadınız mı?"
Bu kişilerin, İmam (a.s)'ın sözleri karşısında: "Biz böyle bir mektup yazmadık." diye inkar etmekten başka bir cevapları yoktu.
Burada Kays ibn-i Eş'âs, yüksek bir sesle şöyle dedi: "Ey Hüseyn! Niçin Yezid'e bi'at etmiyorsun? Bi'at ettiğin takdirde sana karşı, gönlünün istediği şekilde davranılacak ve sana en ufak zarar bile dokunmayacaktır."
İmam Hüseyn (a.s) ona cevaben şöyle buyurdu:
"Hayır, Allah'a andolsun ki, ben onlara zillet elini vermeyeceğim ve köleler gibi de onların önünden kaçmayacağım." (39)
Daha sonra İmam Hüseyn (a.s), Hz. Musa'nın, Firavun'un inadı karşısındaki sözünü nakleden ayeti kıraat etti: "(Ey Allah'ın kulları!) Şüphe yok ki ben sözümü yabana atmanızdan (beni taşlayıp öldürmenizden) Rabbime ve Rabbinize sığınıyorum. Gerçekten ben, hesap gününe iman etmeyen her mütekebbirden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınıyorum."
Alıntı ile Cevapla
  #32  
Alt 07-25-2016, 08:02
sürgündeki şia sürgündeki şia isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 581
sürgündeki şia is an unknown quantity at this point
Standart Hz. Hüseyn (a.s)'ın Aşura Günündeki İkinci Konuşması

Harezmî diyor ki Hz. Hüseyn (a.s)'ın Aşura günü Kerbela sahrasındaki ikinci konuşması şöyleydi: Her iki ordu kamilen hazırlandıktan, Ömer-i Sa'd'ın bayrakları yükseldikten, davul ve borazan sesleri duyulduktan ve Hz. Hüseyn (a.s)'ın çadırları düşman ordusu tarafından bir yüzük kaşı gibi araya alındıktan sonra İmam Hüseyn (a.s) ordusundan dışarı çıkıp düşmanın safları karşısında yer aldı ve onların susmalarını ve sözünü dinlemelerini istedi. Ama onlar gürültü-patırtı ediyor, bağırıp- çağırıyorlardı; derken İmam Hüseyn (a.s) onları şu sözlerle susmaya ve sükût etmeye davet etti:
"Yazıklar olsun size! Niçin susup da sözlerimi dinlemiyorsunuz? Halbuki ben sizi doğru yola çağırıyorum. Kim bana uyarsa doğru yolu bulanlardan olur, bana isyan eden de helak olanlardan olur. Hepiniz emrime muhalefet ediyor ve sözümü dinlemiyorsunuz. Evet hediyeleriniz haramdan geldiği ve karınlarınız da o haramlardan dolduğu için Allah kalblerinizi mühürlemiştir. Yazıklar olsun size! Susmak ve dinlemek nedir bilmiyor musunuz?"
Hz. Hüseyn (a.s)'ın sözü buraya ulaşınca Ömer-i Sa'd'ın ordusu, "Niçin susupta Hazretin sözlerini dinlemiyoruz" diye birbirlerini kınadılar. Sükût düşmanın ordusuna hakim olduğunda İmam Hüseyn (a.s), sözlerinin devamında şöyle buyurdu:
"Ey cemaat! Yazıklar olsun size. Hayranlık içerisinde olduğunuz bir halde, iştiyakla bizi yardımınıza çağırdığınızda kabul edip süratle imdadınıza koştuk. (Ama siz) aleyhimize kılıç çektiniz, ortak düşmanımızın çıkardığı fitne ateşini aleyhimize tutuşturdunuz. Dostlarınızın aleyhine toplanıp, aranızda hiçbir adaleti yaymayan (yararınıza bir adım bile atmayan) ve kendilerinden dünya malından size ulaştıracakları haram bir lokmadan ve göz diktiğiniz alçak bir yaşayıştan başka hiç bir şey ummadığınız düşmanlarınıza destek oldunuz. Birazcık yavaş olun (düşünün). Yazıklar olsun size! Bizden hiç bir şey vaki olmaksızın ve hiçbir hatalı görüş görülmeksizin horlanıp bizi terkettiniz. Kılıçlar kınında, kalbler huzur içerisinde ve reyler sağlam olduğunda, çekirge gibi süratle bize yöneldiniz ve sinekler gibi (etin üzerine konarcasına) başımıza üşüştünüz. Yüzünüz kara olsun! Şüphesiz sizler ümmetin azgını, hiziblerin en sapmışı, şeytan'ın balgamı, günahkârlar topluluğu olan ve Kur'ân'ı arkalarına atan kimselersiniz. (Yine siz) kitabı tahrif eden, sünneti söndüren, Peygamber'in evladlarını öldüren, vasilerin neslini kesen, zinazadeleri nesebe ilhak eden, müminleri inciten ve Kur'ân'ı parçalayan alaycı önderlerin imdadına koşan kimselersiniz."
Hz. Hüseyn (a.s) sözlerinin devamında şöyle buyurdu:
"Sizler şimdi, İbn-i Harb'a (Muaviye oğlu Yezid'e) ve onlara uyanlara itimad edip bize yardımda bulunmuyorsunuz. Evet, Allah'a and olsun ki yardım etmemek (ve hilekârlık) sizin en bariz sıfatlarınızdandır. Ki damar ve kökleriniz onun üzerine boy salmış, dal ve gövdeniz onu miras edinmiş, gönülleriniz (bu kınanmış adet) üzere rüşd etmiştir, göğüsleriniz onunla örtülmüştür. Siz bağ bekçisinin boğazında kalan veya gasıb bir kimsenin tatlı bir lokması olan habis bir meyve gibisiniz. Bilin ki zinazade oğlu zinazade (Ubeydullah ibn-i Ziyad) bizi iki şey: "Kılıç ve zillet" arasında seçenekli bırakmıştır; zillet ise bizden uzaktır. Ne Allah, ne Peygamber'i, ve ne de müminler bunu kabul ederler, ve ne de pâk ve tahir olan etekler (anneler) ve izzet-i nefsi olan kimseler alçak kimselerin itaatını kerim kişilerin şehadetine tercih etmeyi reva görürler. Bilin ki ben hücceti tamamladım ve size olan inzar görevimi yerine getirdim. Ben aile fertlerimin azalmasına ve yardımcıların da yardım etmemesine rağmen hedefime doğru yürümekte devam edeceğim."
Bu sırada İmam (a.s) şu şiiri okudu:
"Eğer düşmanı yenersek, zaten önceden de yeniktiler.
Ama eğer (zahirde) yenilirsek, yine gerçekte yenilmiş biz değiliz.
Biz korkaklık nedir bilmeyiz,
Başımıza bir takım olaylar gelmiş, devlet başkalarının eline geçmiştir o kadar.
Bizi alaya almak istiyenlere de ki, kendinize gelin.
(Çünkü) bizim uğradığımız şeye onlar da uğrayacakdır.
Ölüm, devesini birisinin kapısından kaldırdığında
Şüphesiz diğerlerinin kapısına yatıracaktır."
Hz. Hüseyn (a.s), daha sonra sözünün devamında şöyle buyurdu:
"Bilin Allah'a andolsun ki, bu savaştan sonra siz ancak süvarinin bineğe bindiği bir süre miktarınca eğlenip durursunuz (arzularınıza ulaşırsınız); tâ ki olaylar, bir değirmenin döndüğü gibi sizi döndürür ve bir eksenin sarsıntısı gibi sizi sarsıp muztarib eder. İşte bu, babam Ali'nin cedim Resulullah'dan naklettiği bir vasiyyettir."
Daha sonra İmam Hüseyn (a.s) ellerini göğe kaldırıp Ömer b. Sa'd'ın ordusuna şöyle beddua etti:
"Allah'ım, onlara yağmur yağdırma ve onlara, Yusuf'un yılları gibi (zor ve kurak) yıllar yaşat ve onlara, Sakifli genci musallat kıl ki zillet kabıyla onları doyursun (onlara kan kustursun) ve onlardan hiçbirisini cezasız bırakmasın. Katledenlerini katletsin, vuranlarını ise vursun; böylece onlardan Ehl-i beytimin ve şialarımın intikamını alsın. Zira onlar bizi tekzip ettiler, (düşmanlar karşısında) bize yardımda bulunmadılar. Ey Allah'ım! Sen bizim Rabb'imizsin, sana tevekkül ederiz. Şüphesiz ki dönüşümüz sanadır." (40)
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Alt 07-25-2016, 08:05
sürgündeki şia sürgündeki şia isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 581
sürgündeki şia is an unknown quantity at this point
Standart Hz. Hüseyn'in (a.s) Savaş Başladığında Ashabına Hitaben Buyurduğu Söz

Hz. Hüseyn (a.s) umuma konuşma yaptıktan ve Ömer ibn-i Sa'd'la konuşup kendi ordusuna döndükten sonra, Ömer ibn-i Sa'd ordusundan dışarı çıkıp İmam Hüseyn (a.s)'ın çadırlarına doğru bir ok attı ve ordusuna şöyle hitap etti: "Emir İbn-i Ziyad'ın yanında, Hüseyn ibn-i Ali'nin çadırlarına oku ilk atanın ben olduğuma dair tanıklıkta bulunun."
Kûfe halkı, bu sahneyi görür görmez, Hz. Hüseyn (a.s)'ın çadırlarını ok yağmuruna tuttular. Düşman tarafından atılan bu oklar yağmur gibi Hz. Hüseyn (a.s) ve ashabının çadırlarına yağmaya başladı. Ashabdan bedenine ok isabet etmemiş çok az kimsenin kaldığı naklediliyor.
İşte bu esnada İmam Hüseyn (a.s) yaranlarına şöyle buyurdu:
"Ey yüce insanlar! Kendisinden kurtulması mümkün olmayan ölüme hazırlanın şüphesiz ki bu oklar, onların sizlere gönderdikleri ölüm elçileridir. Allah'a and olsun ki siz insanlarla cennet ve cehennem arasında ancak ölüm (küprüsü) vardır; bu köprü sizleri cennet'e onları ise cehenneme götürür." (41)
"Lühuf kitabının naklettiğine göre bu hengamede İmam (a.s)'ın ashabı genel bir saldırıya geçtiler. Böylece hak ve batıl ordusu arasında şiddetli bir savaş vuku buldu. Bu saldırı sona erip, toz toprak çöktüğünde İmam (a.s)'ın ashabından 50 kişinin şehid düştüğü görüldü."
Hz. Hüseyn (a.s), yaranlarının hayatlarının en son anlarında onları, seçtikleri şahadet ve fedakârlık yolunda teşvik ediyordu. Vedalaşma vakti veya katligahda ve onların kana boyanmış yarım canlı bedenlerinin yanında hazır olup gönül okşayıcı sözlerle onlara moral veriyordu. O zor şartlarda Hz. Hüseyn (a.s)'ın her söz ve davranışı bu şahısların gönüllerine çok te'sir ediyordu, ve tasavvuru mümkün olmayacak kadar ashabını manevi yönden güçlendiriyordu. Bu makalenin hacminin büyümemesi için onları nakletmekten vazgeçtik. Kerbela vakıasını daha ayrıntılı bir şekilde okumak isteyen muhterem okuyucular bu mevzuda yazılan kitaplara müracaat edebilirler.
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Alt 07-25-2016, 08:05
sürgündeki şia sürgündeki şia isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 581
sürgündeki şia is an unknown quantity at this point
Standart Vedalaşma Vakti

Hz. Hüseyn (a.s)'ın son vedalaşması, kendisi, ailesi ve İmam Seccad (a.s) için Aşura gününün en zor anlarından ve en şiddetli dakikalarındandı. Çünkü Peygamber'in torunları görüyorlardı ki, şimdi bütün yiğitlerin şahadetinden sonra yegane sığınak ve önderleri olan Hz. Hüseyn (a.s) da artık dönüşü olmayan ayrılık için hazırlanıyor... Ondan sonra bu çölde ne yapsınlar, bu gurbette ve kimsesizlikte kimden yardım umsunlar. Düşmanın saldırısına karşı savunma gücü olmayan Peygamber'in Ehl-i Beyt'inin hanımları ve çocuklar kendilerini nasıl savunsunlar ve kime başvursunlar?... Diğer taraftan da şefkatli, merhametli ve gayret ve cesaret mazharı olan Hz. Hüseyn (a.s), aile fertlerinin ağlama seslerinin yükseldiğini duyuyordu. Savunmasız kalan çocukların, kızların bir güven, bir barınak aradıklarını veya susamışlık neticesinde ıstırap içerisinde kıvrandıklarını görüyordu.
Bu yürek yakıcı acı sahneyi gören Hz. Hüseyn (a.s) son olarak ailesiyle vedalaşmaya gittiğinde onları sabra ve uzur (bedenin her tarafını kaplayan bir çeşit örtü) örtmeye davet edip şöyle buyurdu:
"Zor ve gamlı günler için hazırlanın ve bilin ki Allah-u Teâla, sizi yakın bir zamanda düşmanların şerrinden kurtaracaktır, akibetinizi hayıra dönüştürecektir, düşmanınızı azablara düçar kılacaktır. Bu zorluk ve musibetlere karşılık da size çeşitli nimet ve kerametler bağışlayacaktır. Öyleyse şikayet etmeyin ve değerinizi düşürecek şeyler ağzınıza almayın." (42)
Alıntı ile Cevapla
  #35  
Alt 07-25-2016, 08:07
sürgündeki şia sürgündeki şia isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 581
sürgündeki şia is an unknown quantity at this point
Standart Kerbela Katligahından Evrensel Mesaj

Harezmî diyor ki: Hz. Hüseyn (a.s), aralıksız düşmana saldırıp şiddetle savaşıyordu, her saldırısında düşmandan bazılarını yere seriyordu. Bu esnada aniden düşman ona ruhî bir darbe vurup onu mağlup etmeye karar verdi ve bu maksatla İmam'la çadırların arasına girerek hamleyi çadırlara doğru yöneltti.
Bu esnada Hz. Hüseyn (a.s) yüksek bir sesle şöyle feryad etti:
"Ey Ebu Süfyan ailesine uyanlar! Eğer dininiz yok, kıyamet gününden de korkmuyorsanız, hiç olmazsa en azından dünyanızda hür kişiler olun. Eğer arap olduğunuzu iddia ediyorsanız (nitekim de böyle düşünüyorsunuz) hasebinize dönün ve insanlık şerefinizi koruyun."(43)
Şimr cevaben; "Ya Hüseyn! Ne söylüyorsun?" dedi. İmam (a.s) ona cevabında şöyle buyurdu:
"Ben sizinle, siz de benimle savaşıyorsunuz, bu kadınların bir suçu yoktur. Ben hayatta olduğum müddetçe yağmacılarınızı ehl-i beytime saldırmaktan alı koyun."
Şimr; "Ey Fatıma'nın oğlu! Bu isteğini kabul ediyoruz." dedi
Şimr daha sonra ordusuna şöyle seslendi: "Hüseyn'in haremine saldırmaktan sakının, saldırılarınızı O'nun kendisine yöneltin. Canıma andolsun ki O kerim bir rakibdir."
Hz. Hüseyn (a.s)'ın bu sözü, gerçi zahirde Aşura günü namertçe çadırlarına saldırıya geçen Kûfe halkına hitaben irad edilen bir hitabedir. Ama hakikatte, Kerbela katligahından her asırda bütün insanlara söylenilen umumi ve evrensel bir mesajdır.
İnsan, ilahi kanun ve semavî düsturlara bağlı olmasa bile en azından kendi hürrüyetini, yiğitliğini korumalı ve insanlar arasında geçerli olan kanun-kurallara uymalıdır.
Alıntı ile Cevapla
  #36  
Alt 07-25-2016, 08:08
sürgündeki şia sürgündeki şia isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 581
sürgündeki şia is an unknown quantity at this point
Standart Hz. Hüseyn (a.s)'ın En Son Münacatı

Misbah'ül Müteheccid ve İkbal kitablarının naklettiğine göre İmam Hüseyn (a.s), hayatının en son anlarında gözlerini açıp göğe doğru baktı ve son olarak alemlerin Rabb'iyle şöyle münacatta bulundu:
"Ey kendisinden başka ilah olmayan Allah! Senin kaza ve kaderinin karşısında sabrediyorum. Ey imdad dileyenlerin imdadcısı! Benim senden başka bir Rabb'im, bir ma'budum yoktur. Senin hükmüne ve takdirine sabrediyorum. Ey yardımcısı olmayan! Ey daimi olup sonu olmayan! Ey ölüleri dirilten! Ey herkese ameliyle kaşılık veren Allah! Benimle bunların (Kûfe halkının) arasında sen hükmet. Zira sen hükmedenlerin en hayırlısısın."
İmam Hüseyn (a.s) daha sonra yüzünü toprağa koyarak şöyle dedi:
"Allah'ın adıyla, Allah'ı anarak, Allah'ın yolunda ve Resulullah'ın dini üzere (dünyadan ayrılıyorum.)"
Alıntı ile Cevapla
  #37  
Alt 07-25-2016, 08:09
sürgündeki şia sürgündeki şia isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 581
sürgündeki şia is an unknown quantity at this point
Standart Dipnotlar:

1- Bu mevzu "el-Gadir" kitabının 10. cildinde geniş bir şekilde nakledilmiştir.
2- "Zerka" kendi zamanının adı kötüye çıkan kadınlarından olan Mervan'ın büyük annesidir.
3- Maktel-i Harezmî, c.1, s.186. Maktel-i Avalim, s.54.
4- Maktel-i Harezmî, c.1, s.186.
5- Lühuf, s.23.
6- Maktel-i Avalim, s.54. Harezmî, c.1, s.188.
7- Maktel-i Harezmî, c.1, s.188, Maktel-i Avalim, s.54.
8- Maktel-i Harezmî, c.1, s.190
9- Kur'ân-ı Kerim'de diğer Peygamberler gibi zühd ve takvasından söz edilen Hz. Yahya, Milad'ın 28. yılında, zamanının padişahının iffetsiz kızı "Salume"nin vesvesesiyle feci bir şekilde katledildi.
10- Lühuf, s.26, Musir-ül Ahzan, s.20.
11- Taberi, c.7, s.240.
12- Taberi, c.7, s.235. Kamil-i İbn-i Esir, c.3, s.267. İrşad, s.20. Maktel-i Harezmî, c.1, s.195 ve 196.
13- Lühuf, s.53. Musir'ül-Ahzan, s.21.
14- Ensab'ül-Eşraf, c.3, s.162. Taberi, c.7, s.275. Kamil-i İbn-i Esir, c.4, s.39.
15- Ensab'ül-Eşraf, c.3, s.164. Taberi, c.7, s.287. Kamil-i İbn-i Esir, c.3, s.276. İrşad-ı Mufid, s.218. Harezmî, c.1, s.223.
16- Ensab'ül-Eşraf, c.3, s.167. Taberi, c.7, s.289. el-Bidaye ve'n-Nihaye, c.8, s.168.
17- Maktel-i Harezmî, c.1, s.225.
18- Ensab'ül-Eşraf, c.3, s.168. Taberî, c.7, s.293. Kamil-i İbn-i Esir, c.3, s.278. Lühuf, s.41. A'lam'ün-Nübela, c.3 s.208.
18- Şura süresi, ayet: 7.
19- İbn-i Asakir, s.164. Maktel-i Harezmî, c.1 s. 223. Menakıb, c.4, s.95.
20- Taberi, c.7, s.294. İrşad-ı Mufid, s.223.
21- Kamil'üz-Ziyarat, s.75. Tarih-i Taberi, c.7 s.294.
22- Taberi, c.7, s.297. Kamil-i İbn-i Esir, c.3, s.280. Maktel-i Harezmî, s.231. İrşad-ı Mufid, s.224.
23- Taberi, c.7, s.297. Kamil-i İbn-i Esir, c.3, s.280. Harezmî, c.1, s.234. Ensab'ül-Eşraf, c.3, s171.
24- Harezmî, c.1, s.226. Lühuf, s.62. Musîr-ül Ahzan-ı İbn-i Nûma, s.46.
25- Ensab-ül Eşraf, c.3, s.172.
26- Taberi, c.7, s.304.
27- Ensab'ül -Eşraf, c.3, s.185, Taberi, c.7, s.306.
28- Taberi, c.7, s.308. Kamil, c.3, s.282. Harezmî, c.1, s.234.
29- Nur'üs-Sakaleyn, c.4, s.221. Bihar'ül-Envar, c.10, s.188.
30- Tühaf'ül-Ukul, s.174. Taberi, c.7, s.300. Maktel-i Harezmî, c.2, s.5. Lühuf, s.69.
31- Maktel-i Harezmî, c.1, s.245.
32- Ensab-ül Eşraf, c.3, s.185. Taberi, c.7, s.319. Kamil, c.3, s.285. İrşad, s.240.
33- Bu söz "Nefes'ül-Mehmum" kitabından nakledilmiştir.
34- Kamil-üz Ziyarat, s.37.
35- Belağet'ül-Hüseyn, s.190.
36- Taberi, c.7, s.327. İbn-i Asakir, s.211. Kamil, c.3, s.287. İrşad-ı Mufid, s.233.
37- Taberi, c.7, s.328. Kamil, c.3, s.287. İrşad-ı Mufid, s.234. Maktel-i Harezmî, c.1, s.253.
38- Maktel-i Harezmî, c.1, s.253.
39- Ensab-ül Eşraf, c.3, s.188.
40- Bu hutbe az bir farkla Tühaf'ül-Ukul, s.171 de, Maktel-i Harezmî, c.2, s.7-8 de, Lühuf, Maktel-i Avalim ve Tezkiret-ül Havas kitablarında nakledilmiştir. Fakat biz Maktel-i Harezmi'den naklettik.
41- Lühuf, 89. Maktel-i Harezmî, c.2, s.9.
42- Maktel-i Mukarrem, s.337.
43- Maktel-i Harezmî, c.2, s.33.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 04:26


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.