aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KERBELA FACİASI | HZ İMAM HÜSEYİN (AS) VE KERBELA FACİASI

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 07-21-2016, 01:25
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.687
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Melekler ve cinler aşura gününde İmam Hüseyin’e (a.s) yardım etmek için geldiler mi?

Melekler ve cinler aşura gününde İmam Hüseyin’e (a.s) yardım etmek için geldiler mi? Geldilerse İmam neden yardımlarını kabul etmedi?

Soru: Bir grup melek ve cin aşura günü İmam Hüseyin’e (a.s) yardım etmek için geldiler ama İmam onların yardımlarını kabul etmedi. Onların (savaşa gitmeden) İmam Hüseyin’e (a.s) yardım için geldikleri doğru mudur? Bunu ispat edebilecek herhangi bir delil ve belge var mı? 2- Böyle bir şey doğruysa, İmam Hüseyin (a.s) neden onların yardımını kabul etmedi?

İmam Hüseyin’e (a.s) ilahi yardımın nazil olması.
Cevap: Masum İmamlar’dan (a.s), cinler ve meleklerin İmam Hüseyin’e (a.s) yardım etmek için geldikleri konusunda rivayetler vardır. Örneğin Şeyh Müfid kendi senediyle İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet ediyor: İmam Hüseyin (a.s) Medine’den hareket edeceği zaman bir grup melek yardım için Onun huzuruna vardılar. Müslüman ve Şii cinlerden de geldiler. Ama İmam Hüseyin cinlere şöyle buyurdu: ‘Allah size mükafat versin. Ben kendi işimin sorumlusuyum, katlimin yeri ve zamanı bellidir.’ Cinler dediler ki: ‘Sizin emriniz olmasaydı düşmanlarınızın tümünü öldürürdük.’ İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurdu: ‘Biz bu işte sizden daha güçlüyüz, ama hak yoldan çıkanlar kendilerine hüccet tamamlanmış olarak çıksınlar, hak yolu kabul edenlerde bunu bilerek ve delille kabul etsinler diye böyle bir şeyi yapmıyoruz.’[1] Yine İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Babamın şöyle diyordu: İmam Hüseyin (a.s) Ömer b. Saad’la savaşa başladığında Allah, başının üstünde gölge edecek kadar Hüseyin’e yardım gönderdi. İşte burada İmama, düşmanlarına galip gelmekle Rabbine kavuşma arasında seçim yapma hakkı verildi. O Rabbiyle mülakatı seçti.’[2]
Rivayetlerde, meleklerin İmam Hüseyin’e (a.s) iki kere yardım için geldikleri, ancak birinci defasında savaşmak için kendilerine izin verilmediği, ikinci defa geldiklerinde ise İmam Hüseyin’in (a.s) şehid olduğu anlatılmaktadır. Onlardan biri şudur: ‘Dört bin melek İmam Hüseyin’le beraber savaşmak için nazil oldular, ama savaşma izni verilmedi. İkinci defasında izin aldılar ama geldiklerinde İmam Hüseyin şehid edilmişti...’[3]
Kısacası rivayetlerde böyle şeyler vardır ve doğrudur. Alimlerden kimse onu reddetmemiştir. Zira böyle bir şey İslami öğreti ve itikatlarla çelişmez. Kaldı ki Allah yardımlarını melekler, cinler veya başka şekillerde, Peygamberlerine de ulaştırmıştır. Allah Teala Kur’an’da Peygamberimize (s.a.a) şöyle buyuruyor: ‘Hani siz (Bedir meydanının zorluğundan) Rabbinizden yardım istemiştiniz de Rabbiniz, şüphe yok ki ben, birbiri ardınca bin melekle size yardım edeceğim, diye duanızı kabul etmişti.’[4] Yine Ahzab savaşında ve başka yerlerde meleklerin ve cinlerin yardımları, ileride zikredeğeceğimiz nedenlerden dolayı gerçekleşmiyordu.
İmam Hüseyin (a.s), cinlerin ve meleklerin yardımlarını neden kabul etmedi?
İmam Hüseyin’in (a.s) aşağıdaki sebeplerden dolayı böyle bir yadımı istememiş olabilir:
1- Muaviyenin ve Yezid’in o dönemde meydana getirdikleri siyasi koşullar, din adına dine aykırı işler yapıldğı ve hakla batıl birbirine karıştırıldığı için Allah’ın dinini yeniden diriltecek tek yol İmam Hüseyin’in (a.s), evlatlarının ve ashabının şehid olmalarıydı.[5]
2- Rivayetlerden, hedefi Peygamberin ümmetini ıslah etmek[6] olan İmam Hüseyin’in (a.s) hedefine ulaşması için kendisine şehadetin mukadder edildiği anlaşılmaktadır.
3- İmam Hüseyin (a.s) şehadeti ölümlerin en güzeli, en değerlisi olarak görürdü. Mekke’den Irak’a doğru hareket ederken bu konuyu şöyle dile getiriyordu: ‘Ölüm süsü Adem oğullarına, genç kızların boynundaki gerdanlık gibidir.’[7] Yani ölüm, insanın boğazına yapışan bir şey değildir, ölüm gerdanlık gibi bir süstür. Öyleyse insan neden bu gerdanlığı Allah yolunda boynuna takmasın ki? İmam Hüseyin (a.s) için din uğrunda ölmek baldan daha tatlıydı.[8] Şehadet bir eksiklik değil ki melekler o eksikliği gidermek için yardıma gelsinler. Aksine şehadet bir kemaldir, tıpkı Hz. İbrahim’in (a.s) şehadeti kemal bildiği gibi bir kemaldir, zira O, her ne kadar Allah’ı anıp dua ediyorduysa da ateşte yakılmaktan korkmadı ve Cebrail’den yardım istemedi.[9]
4- Likaullah ve peygamberle görüşmek İmam Hüseyin (a.s) için bu dünyada kalmaktan -hem de o şartlarda- daha önemliydi ve atalarıyla görüşmeyi tercih ediyordu. Nitekim Mekke’deki hutbesinin devamında şöyle buyuruyor: ‘Yakub’un Yusuf’u görmek istediği gibi atalarımı ziyaret etme isteğim var.’[10]
5- Hz. İmam Hüseyin (a.s), mucize ve velayet kudretiyle meleklere ve cinlere ihtiyacı olmadan düşmanlarına galip gelme gücü olmasına rağmen mucize ve kerametten faydalanmak istemiyordu. Ama zahirde amel etmekle görevli olduğu kimselere karşı mucize göstermenin bir sakıncası yoktu. İmam Hüseyin’in (a.s) hem Müslümanların hem de adaletçi ve özgürlükçü kimselerin gözünde değer ve makamının yüksek olmasının nedeni normal, zahiri ve doğal hareket etmesinden dolayıdır. Orantısız bir savaşa ailesini götürmesi, onların esir olması ve kendisine hakaret edilmesi Onu ebedileştirmiştir. İmam Hüseyin (a.s) isteseydi kıyam etmeden ve mucizeyle Yezidi yıkamaz mıydı?
Kaynaklar:
[1] -Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c.44, s.330, Müessessetü’l-Vefa, Beyrut, Lübnan.
[2] -Seyyid b. Tavus, Luhuf, s.141, Farsça çeviri: Mir Ebu Talibi, Seyyin Ebu’l-Hasan, Naşir: Delil-i Ma, Kum, 1. Baskı, H.Ş.1380
[3] -Şeyh Saduk, Emali (Muhammed Bakır Kemerei’nin çevirisi), s.638, İslamiyye, Tahran, 6. Baskı, 1376; bu hadisin benzeri Merhum Kuleyni’nin eseri Kafi’de de gelmiştir, el-Kafi, c.1, s.283-284.
[4] -Enfal/9
[5] -Misbah Yezdi, Muhammed Taki, Azerehşi Diger Ez Asuman Kerbela, s.44-66, İntişarat-ı Müessese-i Amuzeşi ve Pejuheşi-i İmam Humeyni, 5. Başkı, 1380.
[6] -Biharu’l Envar, c.44, s.329.
[7] -Biharu’l Envar, c.44, s.366; Muhaddis-i Erdebili, Keşfu’l Ğumme Fi Marifeti’l Eimme, c.2, s.29, Naşir: Benî Haşim, Tebriz, 1. Baskı, 1381; Luhuf, s.110-111.
[8] -Cevadi Amuli, Abdullah, Şukufayi-i Akl Der Pertov-i Nehzet-i Hüseyni, s.28-30, Merkez-i Çap ve İntişarat-ı İsra, 5. Baskı.
[9] -Cevadi Amuli, Abdullah, s.27.
[10] -Luhuf, s.110-111.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 07-22-2016, 06:57
Cabir bin Cufi Cabir bin Cufi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 123
Cabir bin Cufi is an unknown quantity at this point
Standart Gaybi Yardımlar

Hazreti Âdem’den (as) günümüze yüce Allah Salih kullarını hep gaybi yardımlarla desteklemiştir. Sadece peygamberler için geçerli bir durum değil bu. Bir topluluk veya cemaat ihlâslı bir şekilde Allah’a yönelir, yüzünü Allah’ın dinine dönerse Allah da her taraftan, hiç ummadıkları yerlerden onlara destek olur. Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Hazreti Adem’den, (as) Hazreti İbrahim’den (as) Hazreti İsa’ya (as) kadar peygamberler tarihi gaybi yardımlarla doludur. Yine Ashab-ı Kehf’ten İmam Hüseyin’in (as) yarenlerine kadar Salih kullar her zaman Allah’ın yardımını yanı başlarında görmüşlerdir.

Allah'ın Gaybi Yardımımlrı Sadece Allah için olması, Allah’ın rızasını gözetmesi şartıyla. Sapma ve enaniyet, kişisel ve grupsal çıkarlar işin içine girince gaybi yardımlar da kaybolup gider. Bugün ümmet olarak gaybi yardımlardan mahrumsak Ehl-i Beyt (as) Çizgisinden Uzak olmakla birlikte samimiyet ve imanımızda bir sıkıntı var demektir. Bunu sorgulamalıyız.

Bedir Savaşı… Rahmanın ayetlerinin, mucizelerinin tecelli ettiği mekân. Allah’ın gaybi yardımlarıyla, meleklerden ordularıyla mü’min kullarının imdadına yetiştiği, onların kalplerine sekinet indirdiği, iman ve ihlâslarını artırdığı cephe. Bedir Savaşı… Tevhid ile şirk ordularının hesaplaşma meydanı.

Bedir Savaşından sonra… Kureyş şirk ordusu zillet içinde Mekke’ye dönüyor. Tevhid erleri tarafından liderleri öldürülmüş, kibir ve gururlarından eser kalmamış, kadınların feryatları arasında, utançtan eriyerek yürüyorlar.

Mekke’nin reisi Ebu Süfyan, Yolunu Kesen Hanımı Hinde'den kaçıyor...Muaviyenin anası Hindenin ağzından salyalar akıtarak bağırıyor

-----Yazıklar olsun size ey Harb’in oğlu! Muhammed’in adamlarına nasıl yenildiniz? Siz tepeden tırnağa silahlı bin kişiydiniz. Muhammed’in askerleriyse üç yüz kişi ve sadece hafif silahları, kılıçları vardı.

Ebu Süfyan gözlerini boşluğa dikiyor.

----- Vallahi! Diyor. Vallahi Muhammed’in askerleri bizi yenmedi! Biz Muhammedilere saldırdığımız zaman karşımıza beyaz elbiseli, beyaz sarıklı, korkunç atlara binmiş, gözlerinden ateş saçılan adamlar dikiliyordu. Rüzgar gibi üzerimize geliyorlardı bu heybetli adamlar. O kadar heybetli ve ürkütücüydüler ki, hiç insanlara benzemiyorlardı. Yüzlercesi vardı bu adamlardan. Bizi yenen bu insanüstü adamlar…

Bedir’den bir sahne daha…Bir Sahabi anlatıyor:

‘’ Ben müşriklerden birini vurmak için takip ediyordum. Daha kılıcım ona ulaşmadan başı kesilip yere düştü. Hayret içinde adama bakakaldım. Onun benden başkası tarafından öldürüldüğü kesindi.’’

Meşhur muhaddis, Peygamberimizin amcaoğlu İbni Abbas rivayet ediyor.

Medineli İslam askerlerinden biri. Ensari bir Müslüman. Mekkeli müşriklerden birinin peşinden koşuyor. Yalın kılıç onu yakalamaya çalışıyor. Aniden başının üzerinden bir kamçı şakırtısı işitiliyor. Gür bir ses gökyüzünü titreterek:’’ Haydi, ileri!’’ diye bağırıyor. Ve önündeki müşrik sırtüstü yere düşüyor. Ensari Müslüman müşrikin başucuna geliyor. Adamın yüzü şiddetli bir kamçı darbesi yemiş gibi yarılmış, parçalanmış, mosmor olmuş. Burnu ise kırılmış, yamyassı bir halde. Medineli asker şaşkın, hayretler içinde. Hemen Resulullah’ın huzuruna koşuyor. Heyecandan sesi titrek tirek…

----- Ya Resulullah! Diye haykırıyor.

Resulullah:

----- Sakin ol, diyor. Söyle bakalım ne oldu?

Medineli sahabi başından geçenleri anlatıyor Allah’ın Resulüne.

Peygamber Aleyhisselam başıyla tasdik ediyor yarenini:

----- O sesini işittiğin üçüncü kat semadan yardıma gelen meleklerdendir!

Bedir Savaşından sonra Müslüman olan ashaptan biri anlatıyor:

‘’ Biz üç arkadaştık. Yollarda haydutluk yapıyorduk. Bedir Kuyularına yakın kabilelerden birinin mensubuyduk. Mekkelilerle Müslümanlar karşı karşıya gelince biz üç arkadaş yüksek bir tepenin arkasına gizlendik. Savaş bitince ölülerin eşyalarını yağmalayacaktık. Savaşın en kızgın olduğu bir sıradaydı. Birden korkunç bir gök gürültüsü işittik. Semayı karanlık bulutlar kapladı. Ve uçan atlara binmiş, beyaz elbiseli, heybetli süvarilerin şimşek hızıyla yeryüzüne aktıklarını gördük. Süvarilerin gözlerinden gözleri kör eden bir ışık çıkıyordu. O kadar ürkütücü ve heybetliydiler ki korkudan iki arkadaşımın ödü patladı. Oracıkta düşüp öldüler. Ben de bayıldım. Daha sonra Allah bana hidayet nasip etti. Müslümanlardan oldum. Bedir günü başımdan geçenleri anlattığım zaman bana, onların melek olduklarını ve yüce yaratıcı tarafından mü’minlere yardım için gönderildiklerini söylediler…’’

Evet, Rahman olan Allah, Bedir günü kendisine sığınan, kendisinden yardım isteyen muhlis kullarını bin melekle destekledi. Cennet Gençlerinin Efendisi Seyyidi Şuhada İmam Huseyin (as)'a Gurup, gurup Melekler Yardım Etmek için Allah'tan izin Alıp İnip Çıktıklarına Dair Onlarca Elimizde Hadis Vardır.

Kur’an şöyle diyor Enfal suresinde:

‘’ Ben size peşi sıra bin melekle yardım ederim… Şüphesiz ben sizinle beraberim; iman edenleri destekleyin. Ben inkâr edenlerin kalplerine korku salacağım!’’

Eğer mü’minler Rablerine dayanırlarsa, O’na güvenirlerse; kendi çokluklarına, güçlerine değil de Rahman olan Rablerinin gücüne bel bağlarlarsa ve her şartta, her durumda davalarına sadık kalırlarsa, dinlerinin yardımına koşarlarsa; onlar için her gün birer Bedir günü olur, melekler saf saf onların imdadına koşar. Bu Allah’ın vaadidir. Allah’tan daha iyi kim vaadine sadık kalır?..
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 07-24-2016, 02:50
muntazar muntazar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 137
muntazar is an unknown quantity at this point
Standart

Şeyh Tusi, Emali kitabında Muhammed İbn Müslim’in (İmam Ca’fer Sadık aleyhisselâm onun hakkında şöyle buyurmuştur: “Bizim ilmimizi üç şahıs ayakta tutmuştur. Muhammed İbn Müslim bunlardan biridir.) İmam Ca’fer Sadık ve İmam Muhammed Bakır aleyhimesselam’lardan şöyle duyduğunu nakletmiştir: “Allah-u Teâlâ, birkaç şeyi İmam Hüseyin aleyhisselâm’ın şahadetinden dolayı kendisinde karar kılmıştır.
1. İmamet makamını onun evlatlarında karar kılmıştır.
2. Hastalıkların şifasını onun mukaddes türbesinde ve türbetinde (toprağında) karar kılmıştır.
3. Mübarek Hareminde yapılan duaların mutlak kabul edeceğini buyurmuştur.
4. İmam Hüseyin aleyhisselâm’ın ziyaretine gidenlerin, ziyaret süresince (gidiş ve dönüş) geçen zamanı ömürlerinden hesap etmemektedir.
Muhammed İbn Müslim diyor: “İmam Sadık aleyhisselâm’a arz ettim: “İmam Hüseyin aleyhisselâm’ın dostlarına ve yarenlerine bu kadar inayet ve feyz-i lütuf eden ve onlara çok yüce makamlar bahşeden İmam Hüseyin aleyhisselâm’ın kendisi nasıl bir yüceliktedir? İmam Sadık aleyhisselâm şöyle buyurdu: “Allah-u Teâlâ, İmam Hüseyin aleyhisselâm’ı, Resûlûllâh sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem ile birleştirdi. Böylece İmam Hüseyin aleyhisselâm, ceddiyle aynı derecede ve makamdadır.” İmam Sadık aleyhisselâm daha sonra “İman eden ve soylarından gelenlerde, imanda kendilerine tâbi olanlar (var ya)! İşte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık.” (Tur Suresi 21) ayetini okudu.”

(Emali Tusi, s.317, hds.91, Meclis 11; Bihar-ul Envar, c. 44, s.221, hds.1)
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08-11-2016, 07:45
heyderiyem heyderiyem isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 254
heyderiyem is an unknown quantity at this point
Standart Teşekkür

Selam olsun Huseyine ve ashabına

İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyumuştur: “İnsanlar dünyanın kuludur. Dinleri sadece dildedir; geçimleri temin edildiği müddetçe dinin etrafında dönerler. Belalarla imtihan edildiklerin de dindarlar azalır.”
Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 117
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08-17-2016, 07:36
tabatabai tabatabai isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 68
tabatabai is on a distinguished road
Standart

Allah razı olsun inşallah. çok anlamlı duymadığımız bilgiler
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 08-17-2016, 07:56
sürgündeki şia sürgündeki şia isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 586
sürgündeki şia is an unknown quantity at this point
Standart Huseyni İntikam

Huseyni İntikam

Birkaç yıl Hindistan'da ikâmet eden ve şu an Şiraz'da bulunan Hacı Muhammed Sevdager, Hindistan'da kaldığı süre içerisinde birtakım ilginç olaylara şahit olduğunu anlatmıştır. Aşağıda, onun anlattığı bir olayı naklediyoruz:
Vaktiyle Bombay şehrinde bir Hindu, resmî bir emlak bürosunda kendisine ait mülkünü satmıştı. Parasının tamamını müşteriden alarak bürodan dışarı çıktı. Şia mezhebine mensup iki dolandırıcı da onu pusuya düşürüp parasını almak için fırsat kolluyordu. Hindu, durumu fark edince hızla evinin yolunu tuttu. Hemen evinin önünde bulunan ağaca tırmanarak izini kaybettirdi. İki dolandırıcı evine girip adamı aramaya başladı. Ama Hindu evde yoktu. Bunun üzerine zavallı Hindu'nun eşini taciz etmeye başladılar. "Onu eve girerken gördük, bir an önce saklandığı yeri söyle" diye zorlamaya başladılar. Zavallı kadın "Bilmiyorum" deyince dövdüler. Kadın sonunda mecbur kalıp "Kendi imamınız Hz. Hüseyin'in (a.s) hakkı için ona bir şey yapmayacağınıza dair yemin ederseniz, yerini söylerim!" dedi. Hayâdan yoksun bu iki arsız, İmam'ın üzerine yemin ederek ona bir zarar vermeyeceklerini ve sadece yerini öğrenmek istediklerini söylediler. Kadın ağaca işaret edince onlar da ağaca tırmanarak Hindu'yu aşağı indirdiler. Üzerindeki paraların tümünü aldılar. Daha sonra takip edilir, rezil oluruz korkusuyla kafasını kesip oradan uzaklaştılar.
Zavallı kadın, başını göğe kaldırarak ey "Şiîlerin Hüseyin'i! Sana edilen yemin üzerine kocamın yerini gösterdim!" diye haykırdı. O sırada aniden biri ortaya çıktı ve parmağıyla o iki adamın boğazına işaret etti. Anında o zorbaların kafaları bedenlerinden ayrılarak yere düştü. Sonra kafası kesilen Hindu'yu dirilterek gözlerden kayboldu.
Devlet makamları bu olaydan haberdar oldu. Araştırmalardan sonra İmam Hüseyin'in mucize gösterdiğine yakîn edildi. Bu olay üzerine Muharrem ayı münasebetiyle devlet makamları tarafından büyük bir ziyafet verildi. Demir yolları taşımacılığı, İmam Hüseyin'in (a.s) matemcileri için ücretsiz seferler başlattı. Yeniden hayata dönen Hindu ve yakın akrabaları da Şiî olarak Müslümanlığı seçtiler.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 08-26-2016, 05:34
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.687
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart İmam Hüseyin (as) susuz haldemi şehit edildi?

İmam Hüseyin (as) susuz haldemi şehit edildi?

Muhammed İbni Sinan naklediyor ki, İmam Ali İbni Musa Er-Rıza (as)-dan sordular: Diyorlar ki, İmam Hüseyin (as) teşne (susuz) halde Kerbela torpağında şehit edildi. Bu doğrumudur?

İmam Rıza (as) buyurdu: “Kes sesini! Onlar bunu nasıl dillerine getirirler?! Halbuki Allah-Teala bu günü 4 büyük meleğini gönderdi. Ve onlar gelip dediler: “Allah(svt) ve Resulü (saa) sana selam gönderir ve buyururlar: “İstiyorsansa dünyada kal ve istediğini seç. Yok eğer istiyorsansa bize doğru gel. Biz düşmanlarını senden uzaklaştıracağız.” İmam Hüseyin (as) ise buyurdu: “Selam olsun Allaha(svt) ve Onun Resulüne (saa). Ben Onlara (as) doğru gitmeyi arzu ediyorum.”

Bu melekler, kendileri ile getirdikleri su şerbetini İmama (as) takdim ettiler. İmam Hüseyin (as) kadehi aldı ve içti. Onlar dediler: “Bundan sonra hiçbir vakit susuzluğun ne olduğunu hissetmeyeceksin!”
Kaynaklar:
(İbni Hamza İmadud-Din Abi Ca`fer Muhammed İbni Ali et-Tusi “es-Sakib fil-Menakib” kitabı, sayfa 327/hadis no: 1. Neşriyyat: “Muessisetu Ensariyan” İran-Kum)

Şeyh Müfid kendi senediyle İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet ediyor: İmam Hüseyin (a.s) Medine’den hareket edeceği zaman bir grup melek yardım için Onun huzuruna vardılar. Müslüman ve Şii cinlerden de geldiler. Ama İmam Hüseyin cinlere şöyle buyurdu:‘ Allah size mükafat versin. Ben kendi işimin sorumlusuyum, katlimin yeri ve zamanı bellidir.’ Cinler dediler ki: ‘Sizin emriniz olmasaydı düşmanlarınızın tümünü öldürürdük.’ İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurdu: Biz bu işte sizden daha güçlüyüz, ama hak yoldan çıkanlar kendilerine hüccet tamamlanmış olarak çıksınlar, hak yolu kabul edenlerde bunu bilerek ve delille kabul etsinler diye böyle bir şeyi yapmıyoruz.!
Kaynak:
Allame Meclisi,Biharu’l-Envar,c.44, s.330, Müessessetü’l-Vefa, Beyrut, Lübnan.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 12:38


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.