aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KERBELA FACİASI | HZ İMAM HÜSEYİN (AS) VE KERBELA FACİASI

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08-21-2016, 02:07
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.687
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Kerbela Toprağına Secdenin Fazileti


…Kimin yanında Hüseyin (aleyhisselam)’ın türbesinin toprağından yapılmış bir tesbih olursa, zikreden ve tesbih eden birisi gibi yazılır, hatta eğer tesbih etmese dahi…

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ

وسأل عن السجدة على لوح من طين القبر وهل فيه فضل ؟ فأجاب عليه السلام يجوز ذلك وفيه الفضل .


İmam Mehdi aleyhisselam’in küçük gaybet devrinde yaşamış olan Muhammed B. Abdullah İbn Cafer Himyeri O’na (aleyhisselam) İmam Huseyn aleyhisselam’in türbet toprağından hazırlanmış mühür üzerine secde etmenin faziletli olup olmadığını mektup yazarak sorar:

İmam Mehdi ~Allah Zuhurunu acil etsin~ mektupta buyurmakta, bu icazelidir ve fazileti vardır.

http://www.aqaed.com/ahlulbait/books/behar53/a17.html

Biharul-Envar, c 53, s 165.

Hadisin senedi hakkında:

Bu hadisi Allame Məclisi Biharul-Envarda merhum Şeyh Tabersinin İhticac kitabından rivayet etmiştir. Hicri 6~7. asırlarda yaşamış olan merhum Tabersinin İhticac kitabının son bölümlerinde merhum Muhammed ibn Abdullah ibn Cafer ibn Hüseyn ibn Came ibn Malik Himyerinin Sahibul Hüccete ( aleyhisselam ) gönderdiği şeyi, suallar ve onlara gelen cevaplara yer verilmiştir.

Aynı kitabın 2. cildinin 312. Sayfasında av soru ve mukaddes cevap takdim edilmiştir. Bu şekilde geçmiştir, Himyeri bu sorunun olduğu mektubu hicri 307. yılda küçük gaybet devrinde göndermiştir.


وسأل: عن السجدة على لوح من طين القبر، وهل فيه فضل؟
فأجاب: يجوز ذلك وفيه الفضل.


http://www.aqaed.com/book/32/etjaj2-18.html

el-İhticac, c. 2, s. 312.


(1) قال العلامة في القسم الأول من الخلاصة ص 106: (عبد الله بن جعفر ابن الحسين بن مالك بن جامع الحميري – بالحاء المهملة – أبو العباس القمي شيخ القميين ووجههم، قدم الكوفة سنة نيف وتسعين ومائتين، ثقة من أصحاب أبي محمد الحسن العسكري عليه السلام
.

Yine aynı kitabın 2. cildinin 300. Sayfasında, satır altındaki açıklamada şöyle yazılmıştır: Alleme Hulesa kitabının birinci kısmında, sayfa 106 da Himyerinin itibarlı olmasının sebebini, Kummilerin Şeyhi olması ve İmam Hasan Askeri’nin~aleyhisselam~ güvenilen sahabesi olması sebebi ile kitabında güvenilir şahıs ve bu konuyu sahih olarak kaydetmiştir.

http://www.najaf.org/arabic/converted/32/etjaj2-18.html

el-İhticac, c. 2, s. 300.


وانقل فقط توثيق النجاشي له، فقد وثقه في رجاله ص 354 – 355، برقم 949، قائلا: ( محمد بن عبد الله بن جعفر بن الحسين بن جامع بن مالك الحميري أبو جعفر القمي ، كان ثقة ، وجها ، كاتب صاحب الامر عليه السلام ، وسأله مسائل في أبواب الشريعة ، قال لنا أحمد بن الحسين : وقعت هذه المسائل إلي في أصلها والتوقيعات بين السطور . وكان له إخوة ، جعفر والحسين وأحمد كلهم كان له مكاتبة )


Ayrıca bilinen Rical ilmi alimi Neccaşi bu mektupları koruyan,muhafaza eden kişiyi tanıyormuş. Neccaşi o kişiden rivayet etmiştir ki, mektupların aslı ondadır, Onun İmam aleyhisselamin katibi olması, türbete secde cevabı soruların yazıldığı satırların arasında geçmiştir.
Neccaşi- Rical, s 354-355, 949 numaralı ravi.
Son olarak bir kaç hadise de yer verecek olursak;

İmâm Cafer-i Sadık (aleyhisselam):

“Hüseyin (aleyhisselam)’ın türbesinin toprağında her derdin şifâsı vardır. Odur en büyük devâ.”[1]

İmâm Cafer-i Sadık (aleyhisselam):

“Hüseyin (aleyhisselam)’ın türbesi üzerine secde etmek, yedi perdeyi yırtar.”[2]

İmâm Cafer-i Sâdık (aleyhisselam) (her namaz kıldığında), Hüseyin (aleyhisselam)’ın mutlaka türbesinin toprağına secde ederdi. Bunu ise Allah’a huzû ve huşû için yapardı.”[3]

İmâm Cafer-i Sadık (aleyhisselam):

“Hüseyin (aleyhisselam)’ın türbesinin toprağına secde etmenin nuru, yedinci arza kadar nurlandırır. Kimin yanında Hüseyin (aleyhisselam)’ın türbesinin toprağından yapılmış bir tesbih olursa, zikreden ve tesbih eden birisi gibi yazılır, hatta eğer tesbih etmese dahi…”[4]

İmâm Musa Kâzım (aleyhisselam):

“Benim mezarımın toprağından teberrük için bir şey almayın. Zira Hüseyin (aleyhisselam)’ın türbesinin toprağının dışında her toprak bize haramdır. Zira Allah onu bizim şialarımız ve dostlarımız için şifâ vesilesi kılmıştır.”[5]

İmâm Musa Kâzım (aleyhisselam):

“Bizim dostlarımızın dört şeye her zaman ihtiyaçları olur:
1- Üzerinde namaz kılacakları bir seccâde
2- Parmağına takacağı yüzük
3- Dişlerini fırçalayacağı misvak (fırça)
4- İmam Hüseyin’in türbesinin toprağından yapılan bir tesbih.”[6]
—————-

1- Kâmil-üz Ziyârât, S.275.
2- Misbâh-ül Müteheccid, S.511.
3- Vesâil-üş Şia, C.3, S.608.
4- Men Lâ Yahzurh-ul Fakih, C.1, S.268.
5- Câmiu Ahâdis-iş Şia, C.12, S.533.
6- Tehzîb-ül Ahkâm, C.6, S.75.

Kerbelâ Toprağı
Derbendî’nin Esraru’ş-Şehadet ve Tunikabonî’nin Kısasu’l-Ulema adlı eserlerinde şöyle nakledilir:
“Şah Abbas zamanında batılı krallardan biri Safevî şahına bir mektup yollayarak “Mezhep âlimlerinize söyleyin, gönderdiğim elçiyle din hakkında tartışsınlar; eğer onu ikna ederlerse biz de Müslüman olacağız, ama şayet o sizi yenerse siz bizim inancımıza döneceksiniz!” dedi. Elçinin yaptığı iş ise şuydu: Kim eline bir şey alacak olsa, onun ne olduğunu rahatlıkla söylüyordu.
Bunun üzerine Safevî şahı âlimleri bir araya topladı. O dönemlerde âlimlerin en ileri geleni ve en seçkini merhum Molla Muhsin Feyz idi. Muhsin Feyz, elçiye, “Padişahınızın senden başka âlimi yok muydu da senin gibi bir avamı tartışmak için yolladı?” diye sordu. Elçi; “Siz beni alt edemezsiniz. Şimdi elinize bir şey alın, avucunuzdaki şeyi size haber vereyim!” dedi. Bunun üzerine Muhsin Feyz, gizlice eline Kerbela toprağından yapılmış bir tespih aldı.Elçi uzun uzun düşündü, ama ne olduğunu bulamadı. Muhsin Feyz, “Görüyorum ki cevaptan aciz kaldınız!” dedi. Elçi; “Hayır, aciz kalmadım. Elinde cennet toprağından bir parça var. Ama o cennet toprağının nasıl sizin elinize geldiğini düşünüyorum!” diye cevap verdi.
Molla Muhsin, istediği cevabı alınca şöyle yanıt verdi: “Evet doğru söyledin, elimde cennet toprağından bir parça var. Elimdeki, İmamımızın ve Peygamberimizin torununun tespihidir. Peygamberimizin buyruğuna göre Kerbela (İmam Hüseyin’in defnedildiği yer) cennetten bir parçadır. Sen de bu sözün doğruluğunu kabul ettin. Çünkü kendine ait hesaplamalarında hata yapmayacağını söyledin. O halde Peygamberimizin nübüvvetlik iddiasını da doğrulamış oldun. Çünkü bu işi Allah’tan başka kimse bilmez ve peygamberden başkası onu insanlara söylemez. Buna ilave olarak Peygamberin oğlu Kerbela’da defnedilmiştir. Eğer Peygamber hak üzere olmasaydı O’nun sulbünden olmayan biri cennet toprağına defnedilmezdi.”
Hıristiyan elçi, delile dayalı bu sağlam sözü işitince Müslüman oldu.”
————————-
“Gizemli Olaylar” kitabı
Sayfa: 135
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08-21-2016, 07:41
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.687
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Neden Kerbela Toprağı.?

Neden Kerbelâ toprağı?

Kerbelâ toprağının özellikleri Hz. Peygamber (s.a.a) zamanından beri bilinmekteydi ve daha sonra da hep ilgi odağı olmuştur.:

Ümmü Seleme (r.a) dedi ki: „Ben Hüseyin’i (a.s) elinde kızılca bir kalıp toprak tutan dedesi, Hz. Peygamber’in (s.a.a) kucağında gördüm. Allah’ın Resûlü (s.a.a) toprağı öptü ve ağladı. Ben ona, o toprağın ne olduğunu sordum. Resûlullah (s) dedi ki: “Cebrail bana bildirdi ki, benim oğlum, işte bu Hüseyin’im, Irak’ta şehit edilecektir. Bu toprağı o diyardan bana getirdi.

Hüseyin’imin basina gelecek çileden dolayı ağlıyorum.” Sonra Hz. Peygamber (s.a.a) toprağı Ümmü Seleme’ye (r.a) verip, ona söyle dedi: “Bu toprağın kana dönüştüğünü görürsen, bil ki, Hüseyin katledilmiştir.” Ümmü Seleme toprağı bir kabin içinde sakladı ve ona hep dikkat ediyordu. Tâ ki, hicretten sonra 61. yılın Muharrem ayinin 10’unda, Asûra gününde, toprak kana döndü. O anda, Hüseyin b. Ali’nin (a.s) şehit olduğunu anladı.

'Ali ibn Ebî Talib, Siffîn savasından sonra Kerbelâ’dan geçmişti. Bir avuç toprak eline alıp, dedi ki: “Ah, ah, bu yerde birkaç insan katledilecek ve hesaba çekilmeden cennete girecektir!” [Ibn-i Hacer el-Askalani, Tehzib et-tehzib , c.2, s.348]

Secdenin Kerbelâ’nin balçıklı toprağı üzerine yapılması neden zorunludur?

Mecburi degil! Ama Siâ, Kerbelâ’nin toprağını, Hz. Peygamber (s.a.a) ve onun ailesinden (Ehl-i Beyt’ten) gelen İmamlar sayesinde sahip olduğu özelliklerden dolayı secde için tercih etmektedir. İmam Hüseyin’in (a.s) şahadetinden sonra, oğlu İmam Zeynü’l-Abidin (a.s) bir kaç parça kaldırdı ve onları kutsal toprak ilan edip, çantasında sakladı. İmamlar (a.s) secdeyi bu toprağın üstünde ifâ ederlerdi, o topraktan tespih yaptırırlardı ve onların üzerinde Allah’ı zikrederlerdi.

Bunun dışında Şiîler secdenin bu toprağın üstünde yapılmasını bir mecburiyet olarak değil de, erişilen sevabın daha yüksek olması amacıyla tavsiye etmişlerdir. İmamlar (a.s) Allah’a yapılan secdenin ancak toprağın üzerinde yapılması gerektiğini söyleyip, bunun için Kerbelâ toprağının tercih edilmesini tavsiye etmişlerdir.

Uzun zamanlar Şiîler toprağı yanlarında taşımışlardır. Daha sonra, bu toprağın kutsallığına aykırı davranılmasından endişe edildiği için, toprağı kaliptra basmaya başlanmıştır. Bu kalıplara bugün Mühür denir. Namazlarda onların üzerine secde ediyoruz, bir farz olarak değil, özel manâsını göz önünde bulundurarak. Yanımızda pâk toprak bulunmadığı takdirde ise, toprakta biten bir şeyin üstüne secde yaparız.

Bazı art niyetli insanların Şiâ’nın İmam Hüseyin’e (a.s) veya hatta tasa taptıklarını iddiâ etmeleri son derece üzücüdür. Biz ancak Allah’a tapariz, mührün ü z e r i n d e secde ederek, m ü h r e secde etmiyoruz. Ve hiç bir zaman İmam Hüseyin’e, İmam Ali’ye ya da Hz. Peygamber’e (s) tapmayız. Ancak Allah’a taparız ve secdeyi pak toprağın üstünde ifâ etmemiz, Allah’ın kanunlarıyla uyum içerisindedir

Sonuç:

Şiîlerin yanlarında, genellikle Kerbelâ’dan olan küçük bir parça basılmış toprak taşımalarının sebepleri bunlardır. Böylece bu son derece değer taşıyan nesnenin üzerinde secde edip, Allah Resûlünün (s.a.a) sünnetine uymalarından daha doğal bir şey düşünülemez!
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08-21-2016, 07:46
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.687
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Resul-i Ekrem (s.a.a) Kerbela toprağına secde etmiş midir?

Kısa Cevap:
Şii fıkhına göre,
1) Secde mutlaka toprağa ve topraktan çıkan (bitki gibi) şeylere yapılmalıdır. Resul-i Ekrem’de (s.a.a) halıya, kilime, deriye, plastiğe vb. şeylere değil, toprağa, kuma, taşa, bitkiye vb. topraktan olan şeylere secde ederdi.
Şiilerin üzerine secde ettikleri Hüseyni türbet ise yeryüzündeki topraklardan biri olup, diğer topraklardan ve üzerine secde edilmesi caiz olan şeylerden daha efdaldir. Bu yüzden onun üzerine secde etmek caizdir.
2) Allah’ın en iyi kullarının kanları İslamı korumak maksadıyla Allah yolunda Kerbela toprağına düştüğü için bu toprağın başka topraklara göre şerafeti vardır. Bu yüzden teşeyyü mektebine göre Kerbela toprağına secde etmek müstehap ve efdaldir. Birçok Ehl-i Sünnet kaynaklarında, Cebrail’in (a.s) Resul-i Ekrem’e (s.a.a) Kerbela toprağını getirdiği yazılıdır.
Ayrıntılı Cevap
Secde lügatte zelil olmak ve alçalmak[1] manasına gelirken fıkıh teriminde alnı yere koymaya denir.[2] Birçok rivayette insanın en iyi haletinin secde olduğu belirtilmiştir. Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor: ‘Kul, gizlide yaptığı secdeden daha üstün bir şeyle Allah’a yakın olmamıştır.’[3]
Aişe, Resulullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder: ‘Yeryüzü bana secdegah ve temizleyici kılınmıştır.’[4]
Bu hadise göre toprağa secde etmek caizdir. Bu açıdan bakıldığında ister Medine toprağı olsun ister Mekke, ister Irak’taki Kerbela toprağı olsun, isterse dünyanın başka yerindeki topraklar olsun yeryüzündeki topraklar arasında fark yoktur, aynıdır.
Sadr-ı İslam döneminde mescidlerde sergi yoktu. Bütün Müslümanlar namazda mescidlerinin içine döktükleri toprak, kum gibi şeylere secde ederlerdi. Peygamber (s.a.a) Müslümanlara bu konuda engel olmadığı gibi toprağın dışında bir şeye (elbise, sarık, bez gibi) secde etmelerine engel de oluyordu.[5] Dolayısıyla toprağa, taşa, kuma, hasıra secde etmek Allah Resulünün (s.a.a) kesin siret ve sünnetidir. Hiçbir Müslüman toprağa secde etmeyi reddetmediği gibi bütün mezhepler toprağa secdenin doğru olduğunu söylemekteler.
Kerbela toprağına gelince, Şii Kerbela toprağına secde etmenin müstehap olduğuna inanmaktadır. Zira o toprakta Allah Resulü’nün evladı, cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin b. Ali (a.s), Allah’ın dinini ve ahkamını korumak uğrunda çocukları ve ashabıyla birlikte şehid oldu. Kerbela toprağına ilk secde eden kimse dördüncü imam olan İmam Ali b. Hüseyin Seccad’dır (a.s). İmam Seccad (a.s) Müslümanların güvendiği ve onların kalplerinde yer eden biriydi. Şiilerde Masum İmamları (a.s) takip ederek bu toprağa secdenin müstehap olduğuna inanmaktalar.[6] Ancak bu konunun Peygamberin (s.a.a) vefatından elli yıl sonra şehid olan İmam Hüseyin’in (a.s) şehadetinden sonra ki döneme ait olması ve Resullullah (s.a.a) Kerbela toprağına secde etmedi diye bizde etmeyeceğiz ve ona secde etmek efdal değildir anlamına gelmez. Acaba Kerbela toprağı toprak değil midir? Acaba bu toprak dünyanın diğer yerlerindeki topraklardan farklı mıdır? Değilse o zaman ona secde etmek kesinlikle caizdir. Ayrıca Şii ve Sünni kaynaklarda Kerbela toprağının Allah katında önem ve değerini belirten rivayetler vardır.
Şii ve Sünni Cebrail’in bir avuç Kerbela toprağını Peygambere getirdiğini rivayet etmişlerdir.
Ehl-i Sünnet kaynaklarında Ümm-ü Seleme’den şöyle rivayet edilmiştir: ‘Birgün Allah Resulü bana dedi ki: ‘Kapıda bekle ve kimseyi içeri alma.’ Ben kapıda bekliyordum. Bu arada Hüseyin geldi ve içeri girmek istedi. Ben engel olmak istedim ama başaramadım. O büyük babasının yanına gitti. Resulullah’a ‘Fedanız olayım, kimseyi içeriye almamamı buyurmuştunuz ama evladınız elimden kaçarak içeri girdi’ diye arzettim.’ Ümm-ü Selem daha sonra şöyle diyor: Ben Allah Resulüne ‘Kapının kenarından elinizde birşey olduğu halde ağladığınızı gördüm, bu çocukta kucağınızdaydı’ diye arzettiğimde şöyle buyurdu: ‘Evet, Cebrail yanıma geldi ve bana ümmetimin bu evladımı öldüreceğini haber verdi. Onun şehid olacağı yerin toprağınıda bana verdi. Elimde olan bu toprak oranın toprağıdır.’[7] Bu rivayet aynı şeklide veya az bir değişiklikle Ehl-i Sünnet’in çeşitli kaynaklarında gelmiştir.[8]
Şia da bu rivayeti nakletmiştir. Bir rivayette İmam Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Cebrail, Hüseyin’in şehid olacağı toprağı Peygambere (s.a.a) getirdi ve o toprak şu anda bizim yanımızdadır.’[9]
Dolayısıyla Şii ve Sünniye göre Kerbela ve toprağı çok önemlidir. Ona secde etmek diğer topraklara secde etmekten daha efdaldir.
İlgili dizinler:
1- Toprağa Secde, 1892. Soru (site:2467)
2- Müslümanların Taşa ve Kabeye Secde Etmeleri, 1065. Soru (site:1130)

[1]- Ragıb İsfahani, Müfredat-ı Elfaz-il Kur’an, s.396, 1. Baskı, Dar-ul Kalem, Dimeşk, hicri:1416
[2]- İbn-i Esir, en-Nihaye Fi Garib-il Hadis, c.2, s.213, 4. Baskı, Müessese-i İsmailiyan, Kum, h.ş.1364
[3]- Gulam Hüseyin Mecidi, Nehc-ul Fesaha, c.1, s.461, 1. Baskı, Müessese-i Ensariyan, Kum, h.ş.1379
[4]- Muhammed Bakır Meclisi, Bihar-ul Envar, c.8, s.38; Sahih-i Buhari, c.1, s.113, Dar-ul Fikr, h.k.1401; Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.2, s.240; Sünen-i Ebi Davud (İbn-i Eş’as Secistani), c.1, s.118, 1. Baskı, Dar-ul Fikr, h.k.1410 ve birçok başka kaynak.
[5]- Bkz: 1892. Soru (site:2467)
[6]- Muhammed Ticani, Nasıl Hidayete Kavuştum (Arapçası), s.65, Müesseset-ül Fecr, Londra, Bi Ta.
[7]- Taberani, el-Mu’cem-ul Kebir, c.3, s.109, 2. Baskı, Dar-u İhya-it Teras-il Arabi, h.k.1404
[8]- Müttaki Hindi, Kenz-ul Ummal, c.13, s.657, Müesseset-ür Risale, Beyrut, h.k.1409; İbn-i Ebi Şeybe el-Kufi, el-Müsennif, c.8, s.632, 1. Baskı, Dar-ul Fikr, Beyrut, h.k.1409; İshak b. Raheviye, Müsned-i İbn-i Raheviye, c.14, s.131, 1. Baskı, Mektebet-ül İman, Medine, h.k.1412, vs. kaynaklar.
[9]- Bihar-ul Envar, c.45, s.231; Tusi, Emali, 1. Baskı, Dar-us Sakafe, Kum, h.k.1414.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08-21-2016, 07:49
KERRAR KERRAR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 351
KERRAR is on a distinguished road
Standart Namaz Kılarken Kerbela Toprağına Secde Etmenin Fazileti Nedir?

Namaz Kılarken Kerbela Toprağına Secde Etmenin Fazileti Nedir?

S. 46- Namaz kılarken Kerbela toprağına secde etmenin fazileti nedir?

C. 46- Necat’ul- İbad risalesinde şöyle nakledilmiştir: “Kim namaz kıldığında Kerbela toprağına secde ederse, namazın kabul olmasına mani olan engeller yok olup İmam Hüseyin (a.s) toprağının bereketiyle namazı kabul olur.”
__________________
Ya Haydarı Kerrar Gayrı Ferrar Muhalife Kahhar Şiasına Gaffar...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08-26-2016, 07:15
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.687
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart Şia Secde İçin Niçin Mühür Kullanıyor.?

Şiî Müslümanlar, secdeyi mühür denen basılmış bir toprak parçasının üstünde ifa ederler. Bu toprak çoğu zaman Irak’ın Kerbelâ kentinden getiriliyor.

Şiî Caferî fıkhına göre secde, yiyecek ve elbiselerin dışında, pak toprağın ya da toprakta biten tabiî bir maddenin üstünde yapılmalı. Buna göre secdenin toprak, tas, kum ve çimen üstünde yapılması caizdir. Madenlerin üstünde secde edilmez. Kâğıdın üzerinde secde etmek ise, toprakta biten maddelerden üretildiği için caizdir. Ama elbise veya halının üzerinde secde etmek caiz değildir.

Tüm Sünnî mezheplerin tanınmış müçtehitleri, toprağa ya da toprakta biten bir şeyin üstüne yapılan secdenin geçerli olduğu konusunda görüş birliğindedirler. .

Peki, Hz. Peygamber (sas) ve Onun ashabı bunu hiç böyle yapmışlar mıdır?

Namazı toprağın üstünde kılmak, hiç şüphesiz, Hz. Peygamber (s.a.a) ve etrafındakilerin sünnetindendir.

Ebu Said el-Hudri şöyle anlatıyor:...Hz. Peygamber’in (sas) burnu ve burun yumuşağı üzerine

(secdeden) su ve çamur bulaştığını gördüm...
[ Buhârî, Fadlu Leylet'l-Kadr 2, 3, Itikaf 1, 9, 13;

Müslim, Siyâm 213, (1167)]

Enes anlatıyor: "Biz çok sıcak günlerde Resülullah (s.a.a) ile birlikte namaz kılardık. Biriniz alnını sıcak sebebiyle yere koyamayacak olsa, giysisini serer onun üzerine secde ederdi.

Bu hadisten anlaşıldığı gibi, Hz. Peygamber (s.a.a) ve ashabı sadece istisnaî durumlarda elbiselerinin üstünde secde etmişlerdir.

Bunun dışında Hz. Peygamberin (s.a.a) secde ederken Humra kullandığı rivayet edilmiştir.

Hz. Meymûne bildiriyor: “Hz. Peygamber (s.a.a)...Humra üzerinde namaz kılardı.”

Ünlü bir Sünnî alimi olan el-Sevkanî’ye göre, Hz. Peygamber’in (s.a.a) bir çok sahabesinden, kendisinin Humraya secde ettiğini bildiren rivayetler mevcuttur. Bu rivayetleri içine alan eserlerin arasında Sahih-i Muslim, Sahih-i Tirmizî, Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i

Nesa'i ve daha birçok kitap sayar [El-Sevkanî, Neyl al-Avtar, Humraya secde etmek babinda, Bd.2, S.128]
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 08-26-2016, 07:26
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.687
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Soru: Toprağa secde etmenin felsefesi nedir? Şia neden kurutulmuş toprak ve Kerbela toprağı üzerine secde etmektedir?

Kısa Cevap: Secdenin hakikati alçakgönüllülük, baş eğmek ve meyildir. Secde farzlardan biridir; çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler rükû ve secde edin…” Burada bir noktaya dikkat edilmesi gerekir ve bu nokta Şia’nın toprağa toprak için secde etmemesidir; zira yüce Allah’tan başkasına secde etmek tüm Şia âlimlerinin görüş birliği ile şirktir. Bazen neden sadece toprağa secde etmektesiniz diye sorulmaktadır. Bunun cevabı şudur: Biz bu meselede Hz. Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) sünnetinin takipçisiyiz; çünkü Ehlisünnetin muteber kaynak ve kitaplarında şöyle belirtilmiştir: Secde toprağa ve topraktan türeyen şeyler üzerine yapılır. Elbette bu şeyler tabii olarak giyilen ve yenilecek şeyler dışında kalanlardır. Lakin zorunluluk halinde elbise ve giyilecek şeylerin üzerine de secde yapılabilir! Burada her bölüm için bir rivayet aktarmakla yetiniyor ve konunun detaylarını ayrıntılı cevaba bırakıyoruz.
1. Toprağa Secde Etmek
Müslim kendi sahihinde şöyle nakletmektedir: (Allah) tüm yeryüzünü bizim için secde yeri ve suyun bulunmadığı zaman da toprağı temizleyici karar kılmıştır.
2. Topraktan Biten Şeyler Üzerine Secde Etmek
Buhari kendi sahihinde şöyle nakletmektedir: Ümmü Selim, evine gelmesi, namaz kılması ve bu vesile ile orayı sürekli bir namaz mekânı karar kılması için Allah Resulünü (s.a.a) davet etti! Allah Resulü (s.a.a) Ümmü Selim’in davetini kabul etti ve onun evine geldi. O, evinde bulunan bir hasırı su ile ıslattı ve orada namaz kıldı. Ümmü Selim Hz. Peygamber (s.a.a) ile namaz kıldı ve orayı kendi namaz mekânı karar kıldı.
3. Zorunluluk Durumunda Elbise Üzerine Secde Etmek
Buhari, Enes b. Malik’ten şöyle nakletmektedir: Biz (Müslümanlar) Hz. Peygamber (s.a.a) ile namaz kılıyorduk ve secde mekânının çok sıcak olması nedeniyle gömleğimizin bir bölümünü secde mekânına koyuyor ve onun üzerine secde ediyorduk.
Bundan dolayı görüldüğü gibi Şia, Ehlisünnetin muteber kaynaklarında belirtilen Allah Resulünün (s.a.a) sünnetine dayanmaktadır. Burada geride kalan soru ise şudur: neden Şia İmam Hüseyin’in toprağı üzerine secde etmede ısrar etmektedir. Bu sorunun cevabında şöyle söylemek gerekir: Evvela İmam Hüseyin’in (a.s) toprağı diğer topraklar gibidir ve onun diğer topraklardan müstesna olan bir yönü bulunmamaktadır. İkincisi, İmam Hüseyin’in (a.s) toprağına secde etmek farz değil, bilakis müstehaptır. Üçüncüsü, Ehlibeyt (a.s) İmam Hüseyin’in (a.s) toprağına secde etmenin sevap taşıdığını vurgulamıştır. Dördüncüsü, İmam Hüseyin’in (a.s) toprağı birçok inanç, mücadele ve tarihi meselenin simge ve göstergesidir. Bu açından ondan istifade etmemiz yerinde bir davranıştır.
Toprağa secde etmenin felsefesi hakkında İmam Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilmiştir: “Secde yüce Allah için alçakgönüllülük haline bürünmektir. Bundan dolayı yenilecek ve giyilecek şeylere secde etmek doğru değildir; çünkü dünya insanları yenilecek ve giyilecek şeylerin kullarıdırlar. Oysaki secde eden kişi secdesinde Allah’a ibadet ve kulluk etmektedir. O halde dünya ile mağrur olmuş ve övünmüş kimselerin mabuduna secde etmesi doğru değildir.” Toprağa secde etmenin fazileti daha çoktur; zira böyle bir secde yüce Allah için tevazuda bulunma ve alçakgönüllülük sergilemede daha belirgin ve daha doğrudur.

Ayrıntılı Cevap: Muhalifler tarafından cehalet veya düşmanlık nedeniyle dile getirilen ve bu vesile ile Şia’nın saldırıya maruz kaldığı hassas konulardan biri toprağa secde etme meselesidir. Oysaki bu mesele hak ve insaf çerçevesinde ve her türlü taassuptan uzak bir şekilde ele alınacak olursa, Şia’ya isnat edilen şeyin tam aksi bir netice ortaya çıkacaktır; zira Şia toprağa toprak için secde etmemektedir. Çünkü secde, bir şey için secde ve bir şeyin üzerine secde diye iki kısma ayrılır. Kuşkusuz birinci kısım şirk hallerinden sayılır ve Şia bu tür bir secdeyi haram bilir. Çünkü böyle bir secde Allah’tan başkası için yapılmış sayılır ve bunun ispatı da delillere ve büyük bir çabaya ihtiyaç duymaz. Sizi bu konuda Şia âlimlerinin fetvalarına yönlendiriyoruz. Meselenin ve konunun hakikatinin aydınlanması için bir takım konular eşliğinde tahlil ve incelemeye koyuluyoruz:
Secdenin Tanımı
Secde sözlükte alçakgönüllülük ve tevazu olarak belirtilmiştir. Kutsal şeriatta ise alnın bir bölümünün yer veya başka bir şey üzerine arada bir engel ve fasıla olmadan konulmasına denir. Bunun delili ise bir rivayettir: “Secde ettiğin zaman alnını yere koy ve hızlı bir şekilde(karganın yere gagasını vurması gibi) yere koyma.”[1] Aynı şekilde bu konuda bir rivayette şöyle aktarılmıştır: “Hz. Peygambere (s.a.a) alnımız ve ellerimizi üzerine koyduğumuz Mekke ve Medine topraklarının sıcaklığından şikâyet ettik. (Ama) Allah Resulü bizim şikâyetimize müspet bir cevap vermedi.”[2] Secde tüm âlim ve fakihlerin icmasıyla farzdır; çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler rükû ve secde ediniz…”[3]
Meselenin Fıkhi Olması
Bu konunun (secde) kelamsal konulardan değil, fıkhi konulardan olduğu apaçıktır; zira secde yükümlünün fiili ile ilintilidir. Fıkhi meselelerde Şia ve Ehlisünnet nezdinde birçok ihtilaf vardır ve bunun en iyi göstergesi Ehlisünnetin dört asıl mezhebe ayrılmış olması ve bu dört mezhebin de birçok fıkhi teferruatsal meselede birbirleri arasında ihtilafın bulunmasını gözlemlememizdir.[4]
Secde Konusundaki Rivayetler
Secde konusu hakkında nakledilen haber ve rivayetler üç kısma ayrılabilir:
1. Yere secde etmenin zorunlu olduğunu vurgulayan rivayetler.
2. Hasır gibi bitkiler üzerine secde edildiğine işaret eden rivayetler.
3. Pamuk veya yünden olan gömlek (kumaş) üzerine secde edildiğine işaret eden rivayetler.[5]
A. Yere secde etmeyi vurgulayan rivayetler: Bu alandaki rivayetler çoktur ve değişik ve farklı tabirlerle hadis kitaplarında nakledilmiştir. Biz burada birkaç numuneyi aktarmakla yetiniyoruz:
1. “Yeryüzü benim için secde mahalli ve temiz kılıcı karar kılınmıştır. Bu hadis Müslim’in kitabında şöyle belirtilmiştir: Tüm yeryüzü bizim için secde mahalli ve suyun bulunmadığı durumda da toprağı temizleyici karar kılınmıştır.” Tirmizi’nin Sünen’inde şöyle belirtilmiştir: “Tüm yeryüzü benim için mescit ve temizleyici karar kılınmıştır.” Beyhaki’nin kelamında şöyle nakledilmiştir: “Yeryüzü benim için temizleyici ve mescit karar kılınmıştır.” Beyhaki’nin kelamında şöyle de aktarılmıştır: “Yeryüzü benim için temiz ve mescit karar kılınmıştır. Nerede namaz vakti gelirse hangi şekilde olursa olsun namaz kılarım.”[6]
2. Ebuzer Allah Resulünün şöyle buyurduğunu nakletmektedir: “Yeryüzü senin için secde mahallidir. O halde her nerede namaz vakti gelirse namaz kıl.”[7]
3. İbn. Abbas şöyle demektedir: “Peygamber (s.a.a) taş üzerine secde ederdi.”[8]
4. Ebu Said Hodri şöyle aktarmaktadır: “Ben kendi gözlerimle Allah Resulünün alnı ve burnunun ucunda toprak ve çamur izi gördüm.” [9]
5. Cabir b. Abdullah şöyle demektedir: “Ben Allah Resulü (s.a.a) ile öğle namazını kılıyordum ve çok sıcak olduğundan soğutup üzerine secde etmek için elime bir parça taş aldım.”
6. Enes b. Malik şöyle demektedir: “Biz Hz. Peygamber (s.a.a) ile birlikte şiddetli sıcaklıkta namaz kılardık. Her birimiz bir taş alır ve soğuması için avucumuzda tutardık. Soğuduğunda yere koyar ve üzerine secde ederdik.[10]
7. Ömer b. Hattab şöyle demektedir: Yağmurlu bir gecede sabah namazı için dışarıya çıktık; yer çamurlu olduğu için hepimiz bir miktar taş topladık, mescidin avlusuna koyduk ve üzerinde namaz kıldık. Hz. Peygamber (s.a.a) bu meseleyi anlayınca şöyle buyurdu: Bu ne güzel bir şeydir! O halde bu taş üzerine secde etmeyle namaz kılmanın başlangıcıydı.”[11]
8. Ayaz b. Abdullah Kareşi şöyle nakletmektedir: “Hz. Peygamber (s.a.a) bir adamın başında olan sarık üzerine secde ettiğini görünce, sarığını arkaya çekmesini ve alnıyla secde etmesini işaret etti.”[12]
Bunlar, secdenin toprak ve yere yapılması gerektiğini belirten birçok rivayetten bir numunedir.[13]Beyhaki şöyle demektedir: Eğer kumaş ve elbise üzerine secde etmek caiz olsaydı, rivayetlerde buna işaret edilmesi gerekirdi; çünkü bunlar üzerine secde etmek taş ele almak ve secde etmek için onu soğutmaktan daha rahat idi.[14]
B. Bir özür olmadan yerden başka şeyler üzerine secde etmenin caiz olduğunu belirten rivayetler:
1. Enes b. Malik şöyle nakletmektedir: Büyük annem (Melike) Allah Resulünü (s.a.a) kendisi için hazırladığı bir yemeğe davet eder Hz. Peygamber (s.a.a) bu yemekten yer ve sonra şöyle buyurur: Kalkınız benim ile namaz kılınız. Enes b. Malik şöyle demektedir: Kalktım ve zaman aşımıyla siyah olmuş bir hasıra su serptim ve onu yere serdim. Hz. Peygamber (s.a.a) onun üzerinde durdu. Ben Hz. Peygamberin arkasında ve yaşlı kadın (büyük annesi) da benim arkamda hep birlikte namaza durduk.[15] Aynı şekilde Enes’ten şu içerikte başka bir rivayet de mevcuttur: “Halalarımdan biri Hz. Peygamber (s.a.a) için bir yemek hazırladı ve Hz. Peygambere (s.a.a) hitap ederek ben evimde yemek yemenizi ve orda namaz kılmanızı istiyorum dedi! Enes şöyle demektedir: Hz. Peygamber (s.a.a) geldi, evde bulunan büyük hasırı odanın bir köşesine sermemi emretti ve biz de onun üzerini su ve süpürge ile temizledik. Sonra Hz. Peygamber (s.a.a) onun üzerinde namaza durdu ve biz de Hz. Peygamberin (s.a.a) arkasında namaz kıldık.”[16] Aynı şekilde Enes b. Malik’ten şöyle aktarılmıştır: “Ümmü Selim Allah Resulünden (s.a.a) evine gelmesini, namaz kılmasını ve kendisinin orayı sürekli bir namaz mekânı karar kılmasını istedi! Allah Resulü (s.a.a) Ümmü Selim’in davetini kabul etti ve evine geldi. Biz evde bulunan bir hasırı su ile ıslattık ve Hz. Peygamber (s.a.a) onun üzerinde namaz kıldı. Ümmü Selim Hz. Peygamber (s.a.a) ile birlikte namaz kıldı ve orayı kendi namaz mekânı karar kıldı.”[17]
2. İbn. Abbas şöyle nakletmektedir: “Allah Resulü (s.a.a) küçük bir hasır üzerinde namaz kılardı.”[18]
3. Ebu Said Hodri şöyle demektedir: “Hz. Peygamberin (s.a.a) yanına geldim, onu hasır üzerinde namaz kılarken ve hasır üzerine secde ederken gördüm.”[19]
4. Meymune (Hz. Peygamberin (s.a.a) eşi) şöyle nakletmektedir: “Allah Resulü (s.a.a) namaz kılıyordu ve ben onun yanında bulunuyordum; öyle ki secde ettiği ve hasır üzerinde namaz kıldığı zaman gömleği bana değiyordu.”[20] Bu konuda birçok rivayet vardır ve kısa ve öz olması nedeniyle bu kadarıyla yetiniyoruz.
C. Zorunluluk durumunda yer dışındaki şeylere secde etmenin caiz olduğunu belirten rivayetler:
Bu kısımda Enes b. Malik’in hadisini beyan etmekle yetiniyoruz. Enes şöyle demektedir: “Biz Allah Resulü (s.a.a) ile namaz kılıyorduk. Her ne zaman bizden biri sıcaklığın yüksek olması nedeniyle alnını yere bırakmak istemediği vakit, gömleğini yere serer ve onun üzerine secde ederdi.”[21] Bu rivayet Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim gibi Ehlisünnetin değişik kaynaklarında değişik söz ve tabirler ile nakledilmiştir. Her araştırmacı bu hadisleri araştırarak ve inceleyerek açıkça bütün bu rivayetlerin evvela secdenin toprak üzerine olması gerektiği, ondan sonra da yenilecek ve giyilecek şeylerin dışında topraktan biten şeyler üzerine yapılabileceği ve sonraki merhalede (zorunluluk durumunda) gömlek (kumaş) üzerine secde edilebileceği hususuna odaklandığını açıkça kavrar. Bu nedenle ve bu rivayetler esasınca Ehlibeyt mektebinin fakih ve âlimleri imamların rivayetlerine uyarak şöyle derler: Namazda secdenin yer veya yerden biten ve de genellikle yenilecek ve giyilecek olmayan şeyler üzerine yapılması farzdır.[22] Biz Şiaların bir miktar toprak ve çamuru kurutup mühür haline dönüştürmemiz ve üzerine secde etmemiz ise bir takım sebeplerden kaynaklanmaktadır. Bu sebeplerden bazıları şunlardır:
1. Kurutulmuş toprağın pak ve temiz olduğuna güvenilmesi ilk sebeptir; zira secde mahallinin şartlarından biri (üzerine secde edilen şey) temiz olmasıdır. Aynı şekilde bu secde mekânının mubah olmasından emin olmak içindir; çünkü secde mahallinin şartlarından biri de onun mubah olmasıdır.
2. Bizim zamanımızda genellikle evlerin yüzeyi ve mescitler halılar ile kaplanmıştır ve bu yerlerde toprak bulunmamaktadır. Bundan dolayı kurutulmuş toprak üzerine secde ediyoruz.
İmam Hüseyin’in (a.s) Toprağı Üzerine Secde Etmenin Felsefesi
Şia’nın neden İmam Hüseyin’in (a.s) toprağı üzerine secde ettiği hususunda şunları söylemek gerekir:
1. Şia fakihleri arasından İmam Hüseyin’in (a.s) toprağına secde etmenin farz olduğuna inanan bir fakih bulmak imkânsızdır. Onlar sadece temiz ve mubah olan her toprak üzerine secdenin doğru olduğunu söylerler. Nitekim bu açıklandı. Evet, onlar İmam Hüseyin’in (a.s) toprağı üzerine secde etmenin müstehap olduğunu belirtirler.[23]
2. İmam Hüseyin’in (a.s) toprağı üzerine secde etmek toprağa secde etmenin bir numunesidir ve Müslümanlar toprak ve yer üzerine secde etmenin doğru olduğu hususunda icma etmişlerdir. O halde İmam Hüseyin’in (a.s) toprağını diğer yer ve topraklardan istisna etmek için geriye herhangi bir neden kalmamaktadır. Dolayısıyla neden Şia İmam Hüseyin’in (a.s) toprağı üzerine secde etmektedir diye söylenmesi bir anlam taşımamaktadır.
3. Ehlibeyt İmam Hüseyin’in (a.s) toprağı üzerine secde etmeyi çok vurgulamıştır. İmam Seccad (a.s), İmam Hüseyin’in (a.s) toprağı üzerine secde eden ilk imamdır. İmamların hepsi İmam Hüseyin’in (a.s) toprağı üzerine secde eder ve bunun müstehap olduğunu vurgularlardı. Nitekim İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Şehitlerin efendisinin toprağı üzerine secde etmek yedi hicabı parçalar.”[24]
4. Şehitlerin efendisinin toprağı üzerine secde etmenin tercih edilir olduğuna delalet eden ve bu konuda ilim ehli için saklı olmayan birçok husus mevcuttur. Örnek:
A. İnançsal Öğretiler:
Ömer b. Saad, Aşura günü sabah namazını askerleri ile cemaat halinde kıldı. Lakin aynı günün öğle vakti İmam Hüseyin’i (a.s) şehit etti. Şia, namazda İmam Hüseyin’in (a.s) toprağı üzerine secde ederek Ömer b. Saad ve onun önderi Yezit’in namazı gibi ölü ve ruhsuz bir namaz kılmadığını ve Şia’nın namazının İmam Hüseyin’in (a.s), babasının ve dedesinin namazı olduğunu ilan etmektedir. Bu, Ehlibeytin velayet mefhumunu Şialar nezdinde pekiştiren ve sağlam kılan şeydir. Bu nedenle imamlar İmam Hüseyin’in (a.s) toprağı üzerine secde etmeyi vurgulamışlardır; yani İmam Hüseyin’in (a.s) toprağı üzerine secde etmek Allah’ın velilerinin yolunu takip ederek O’na teslim olmak ve karşısında alçakgönüllü olmaktır.
B. Tarihsel Öğreti: Bazıları, Hz. Ali’ye (a.s) imam ve halife sıfatıyla biat edildiği Gadir öğretilerini ve Ümeyye oğulları zamanında meydana gelen Aşura’yı unutturmaya çabalamışlardır. İmam Hüseyin’in (a.s) toprağı, Aşura gününde Ümeyye oğulları yöneticilerinin cinayetlerine dair tarihsel diri bir senettir. Tarih boyunca bugüne dek zalimler Gadir ve Aşura’nın öğretilerini etkisiz kılmak ve ortadan kaldırmak için tüm imkânlarını seferber etmişlerdir. Lakin imamlar ve Ehlibeyt (a.s) Hüseynî Aşura hadisesini mersiye, ağlama ve ziyaretler aracılığıyla halkın kalbine oturtmuş, sonraki nesillere aktarmış ve onlar ile Aşura kıyamı arasında irtibat sağlamıştır. Bu bağlamda Hz. Hüseyin’in (a.s) toprağının önemi ve onun vurgulanması meselesi açıklığa kavuşmaktadır.
C. Cihat ve Şehadet Öğretileri: Hz. Hüseyin’in (a.s) toprağı, Müslüman halkın ekseriyetinde devrim ve cihat ruhu yaratabilir. Bu, İslam ümmetinin ihtiyaç duyduğu şeydir. Özellikle bugün bizim içinde yaşadığımız dünya ve İslam toplumu türlü savaşlar ile karşı karşıyadır. Hz. Hüseyin’in (a.s) toprağı ile ilişki kurmak ve onu anlamlandırmak bir miktar cansız ve ruhsuz toprak ile irtibat kurmak değildir, bilakis hareketli bir güç ve de devrim ve cihat mefhumuyla irtibat ve ilişki kurmaktır. Bunlara ek olarak, Hz. Hüseyin’in (a.s) toprağı ahlaki, siyasi, inançsal ve önemli dini öğretiler taşır. Bu konu hakkındaki detaylı bahisleri Hüseynî hareket ve kıyam ile ilgili kitaplarda incelemek gerekir.[25] Son olarak Şia’nın ne günahı olduğunu soruyoruz. Şia Allah Resulünün (s.a.a) öğretilerine tutunup onun sünneti ve yolu esasınca amel ettiğinde, Hz. Peygamberin (s.a.a) kesin fiil ve davranışlarına bağlı kaldığında ve gömleğe ve halıya bahane olmadan ve bir zorunluluk hali bulunmadan secde etmek gibi şeriatta şüpheli şeylerden uzak sakındığında ne gibi bir günah işlemiştir. Bu konu hakkında birçok rivayet mevcut olup yenilecek ve giyilecek şeyler üzerine secdenin yasaklanmasının felsefesine işaret etmektedir. Bunlardan biri Hişam b. Hakem’in rivayetidir. Hişam şöyle demektedir: Ben imam Sadık’a (a.s) secdenin üzerine yapılmasının caiz olduğu ve caiz olmadığı şeyleri bize bildir diye söyledim. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: Yer ve yerden biten şeyler dışında başka şeyler üzerine secde etmek caiz değildir. Elbette yenilecek ve giyilecek şeyler üzerine secde etmek caiz değildir. Hişam ben canım size feda olsun bunun nedeni nedir diye sorduğunu belirtir. İmam (a.s) şöyle buyurur: Çünkü secde Allah için alçakgönüllülük duymaktır. O halde yenilecek veya giyilecek şeyler üzerine secde etmek doğru olmaz; çünkü insanlar yenilecek veya giyilecek şeylerin kuludurlar. Oysaki secde eden secdesinde Allah’a ibadet ve kulluk eder. O halde alnını mağrur ve dünya ile övünen dünya kullarının mabudu üzerine koymamalıdır. Toprağa secde etmenin fazileti daha fazladır; zira yüce Allah için tevazu ve alçakgönüllülük sergilemede böyle bir secde daha belirgin ve yerindedir.[26]

[1] İbn. Habban, Sahihe, c. 1, s. 264.
[2] Müslim, Sahih, c. 3, s. 312; İbn. Mace Sünen, c. 2, s. 360.
[3] Hac Suresi, 77. ayet.
[4] Daha fazla bilgi için: el-Fıkıh ale’l-Mezahibi’l-Erbeaa, el-Ceziri, Abdurrahman.
[5] Alleme Emini, es-Sucudale’t-Turbeti’l-Hüseyniyye, s. 13.
[6] Sahihu’l-Buhari, c. 1, s. 113; Sahih-i Müslim, c. 2, s. 64; Sahih-i en-Nesai, c. 2, s. 32; Sahih-i Ebi Davut, c. 2, s. 114; es-Sünenü’l-Kübra, c. 2, s. 433, 435.
[7] Sahih-i en-Nesai, c. 2, s. 37.
[8] Hakim, Müstedre’te bu rivayeti nakletmiş ve Zehebi onu tashih etmiştir, c. 3, s. 473.
حاکم در مستدرک ان روایت را نقل کرده و ذهبی آن را تصحیح نموده است، ج 3، ص 473.
[9] Sahihu’l-Buhari, c. 1, s. 2, 198, 163, 253, 256, 258, 259; Sünen-i Ebi Davut, c. 1, s. 143 – 144; Davut, c. 2, s. 114; es-Sünenü’l-Kübra, c. 2, s. 106.
[10] es-Sünenü’l-Kübra, c. 2, s. 106.
[11] Sünen-i Ebi Davut, c. 1, s. 75; es-Sünenü’l-Kübra, c. 2, s. 440.
[12] es-Sünenü’l-Kübra, c. 2, s. 105.
[13] Bu hususta nakledilmiş rivayetler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için bkz: “Ma Hiye Felsefetü’s-Sücud Âla’t-Türbe?” Soru: 508 (Site: 554).
[14] Müsned-i AhmedHanbel, c. 1, s. 321.; es-Sünenü’l-Kübra, c. 2, s. 105.
[15] Buhari, Sahihe, c. 1, s. 101; Sahih-i Nesai, c. 2, s. 57.
[16] İbn. Mace, c. 1, s. 255.
[17] Sahih-i Nesai, c. 2, s. 57.
[18] Türmizi, Sahih, c. 2, s. 126.
[19] Sahih Müslim, c. 2, s. 62, 126.
[20] Buhari, Sahih, c. 1, s. 101; Müslim, Sahih, c. 2, s. 128.
[21] Buhari, Sahih, c. 1, s. 101; Müslim, Sahih, c. 2, s. 109; İbn. Mace, es-Sünen, c. 1, s. 321; Ebu Davut, es-Sünen, c. 1, s. 106.
[22] Urvetu’l-Vuska, c. 1, babı es-Sucud, mayesihhu sücudu aleyh.
[23] Tahriru’l-Vesile, İmam Humeyni, c. 1, mayesihhu sücudu aleyh.
[24] Vesailu’ş-Şia, c. 6, s. 23.
[25] Abdu’l-Muim Hasan, Bi Nuri Fatıma İhtedeytu, s. 203 – 204; be nakli el-Ferifi, Seyit Abdullah, et-Teşeyyu, s. 206.
[26] Men la Yehzeruhu’l Fakih, c. 1, s. 273.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 08-28-2016, 12:27
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.687
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

1- İmâm Cafer-i Sadık (aleyhisselam) buyrdu:
Hüseyin (a.s)’ın türbesi üzerine secde etmek, yedi perdeyi yırtar.”[1]

2- İmâm Cafer-i Sâdık (aleyhisselam) buyurdu: (her namaz kıldığında), Hüseyin (a.s)’ın mutlaka türbesinin toprağına secde ederdi. Bunu ise Allah’a huzû ve huşû için yapardı.”[2]

3- İmâm Cafer-i Sadık (aleyhisselam) buyrdu:
Hüseyin (a.s)’ın türbesinin toprağına secde etmenin nuru, yedinci arza kadar nurlandırır. Kimin yanında Hüseyin (a.s)’ın türbesinin toprağından yapılmış bir tesbih olursa, zikreden ve tesbih eden birisi gibi yazılır, hatta eğer tesbih etmese dahi…”[3]
Kaynaklar:
[1]- Kâmil-üz Ziyârât, S.275.
[2]- Misbâh-ül Müteheccid, S.511.
[3]- Vesâil-üş Şia, C.3, S.608.
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 11:57


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.