aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KERBELA FACİASI | HZ İMAM HÜSEYİN (AS) VE KERBELA FACİASI

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 11-22-2011, 02:46
Recep Aray Recep Aray isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesajlar: 20
Recep Aray is an unknown quantity at this point
Recep Aray - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Kerbela’da Bir Amerikalı


Fırat’ın her iki tarafından yürüyen insanlar siyah bir şerit gibi göz aldığına uzanıp gidiyordu. Bu sıcak havada ince toz bulutu havaya yükseliyor, güneş ışığında kızıl bir görünüm veriyordu. Fırat kıyısı boyunca kurulu köylerde herkes evini Kerbela’ya yürüyen ziyaretçilere açmıştı. Kışa yabancı olan bu topraklarda Fırat boyunca etrafa dağılan kuru hurma dallarından yakılan ateşlerde demlenen çayların kokusu yorgun ziyaretçilere misk amber kokusunu andırıyordu.
Yol kenarlarına bırakılan büyük megafonlardan çıkan mersiye seslerini yüzlerce metreden duymak mümkündü. Nerdeyse istisnasız bütün evlerin önünde çadırlar kurulmuş, herkes elinde ne varsa uzak şehirlerden Kerbela’ya Erbain’de ulaşmak için yürüyen ziyaretçilere sunma yarışına girmişti.
Her adımda bir dinlenme, yemek yeme, çay içme veya yürümekten şişen ayaklarını yıkayıp pansuman etme fırsatı bütün ziyaretçilere hazırlanmıştı. Yani kelimenin tam anlamıyla bütün ülke Erbain için seferber olmuştu.
6-7 yaşlarında küçük bir kız çocuğu yolun kenarına uzatılan kuru hurma ağacına oturmuş Kerbela ziyaretçilerine hizmet verme telaşında olanları izliyor, bir taraftan da ağlıyordu. Kirpiklerinden süzülen damlalar ziyaretçilerin ayağından çıkan tozların konduğu masum yüzündeki tozları yararak yüzünde bir iz bırakmıştı.
Dağınık uzun saçları, üzerindeki eski elbisenin yırtılmış yakasının bir kısmını örtüyordu. Yalın ayağı ise sıcak Irak çölünde kavrulup küle dönen toprakla bütünleşmiş gibiydi.
On anda bir gurubun geçtiğini gördü. Yüzüne dökülen saçlarını kenara iterek başını kaldırdı. Gurubun önünde giden 60 yaşlarında beyaz sakallı, nurani bir dedeyle göz göze geldiler.
Adam bir anlık durdu. Acaba anne babasını mı bu kalabalıkta kaybetmiş, diye düşündü. Yaklaşarak oturan çocuğun önüne eğildi.
-Niçin ağlıyorsun küçüğüm, yoksa kayıp mı oldun?
-Hayır
-Adın ne?
-Zehra
-Yoksa biri mi dövdü seni?
-Hayır, biri dövmedi.
-Baban nerede?
-Babam şehit oldu, ben yetimim
Bir an ihtiyar adam duraksadı. Beyaz ellerini yetim kızın dağınık başına attı.
-Annen nerede?
-Annem evde, o da çok üzgün. Evimiz yola biraz uzak diye Kerbela’ya yürüyen bu kadar ziyaretçiden hiçbiri evimize gelmiyor. Onlara ikram edebileceğimiz İmam Hüseyin ihsanı da az. Bu yüzden annem üzüntüden ağlıyor. Ben de onun için ağlıyorum.
Beyaz sakallı adam bir anda dona kaldı. Boğazı kasıldı. Bir şey boğazına düğümlendi. Küçük kızı tedirgin etmemek için yutkundu. Çocuğu bir çırpıda kaldırarak bağrına bastı.
-Olur mu canım, bak biz size geliyorduk. Hadi yolu göster de yanlış gitmeyelim.
Küçük kızın gözleri parladı. Eliyle gözyaşlarını sildi.
-O zaman yere bırak hemen gidelim, dedi.
İhtiyar adamın elini tutu. Yanındakiler de ne olduğunu tam anlamamışlardı. Onlar da küçük kızın peşine takılarak ilerlemeye başladılar.
Bu yıl Erbain’de Kerbela’ya yürüyen milyonlarca Hüseyin aşığının oluşturduğu aşk okyanusunda bir damla olabilmek için dokuz arkadaşlıyla Amerika’dan okyanuslar aşarak buraya kadar gelen Hacı Ahmet ve arkadaşları için 300-500 metre pek de uzak sayılmazdı.
Hacı Ahmet sonradan Müslüman olan bir Hıristiyan’dı. Amerika’da yaşıyordu fakat babası İngiliz annesi ise Iraklı bir Müslüman’dı. Arapçayı da annesinden öğrenmişti. Ölmeden önce annesinin ettiği son vasiyeti de yerine getirmek için gelmişti. Erbain’de Kerbela’ya varmak ve annesinin selamını İmam Hüseyin’e ulaştırmak istiyordu.
On dakika hiç konuşmadan yürüdüler. Uzaktan eski bir gecekondu görününce küçük kız ihtiyarın elini bırakarak oraya doğru koşmaya başladı. Bir taraftan da anne anne! İmam Hüseyin ziyaretçileri geldi, diye bağırıyordu.
Eski ahşap kapı gıcırdayarak açıldı. İçeriden siyah çarşaflı bir kadın dışarı çıktı. Bir gurubun eve doğru geldiğini görünce hemencecik evden bir kilimi alarak kapının önündeki küçük hurma ağacının gölgesine serdi.
-Hoş geldiniz, Yüce Allah sizleri İmam Hüseyin’in şefaatiyle mükâfatlandırsın. Ziyaretiniz kabul olsun. Evimize şeref verdiniz.
Hacı Ahmet ve arkadaşları kadına selam vererek kilimin üzerine oturdular.
Anne ve kızı büyük bir telaş sarmıştı. Zehra adeta annesiyle yarışıyordu. Annesi suyu, küçük kız bardakları, annesi çayı, küçük kız hurmaları getiriyordu. Bir taraftan da “Kusura bakmayın, sizlere layık değil soframız ama….” diye özür diliyordu.
Hacı Ahmet ve arkadaşları çaylarını içerken kadın yeni yaptığı sıcak birkaç ekmek getirerek hurmaların yanına bıraktı. Küçük kız da gelerek ziyaretçilerin önünde oturdu. Uzatılan ekmekten bir parça aldı ama elinde öylece tuttu. Sadece onları seyrediyor, tebessümler dağıtıyordu.
Yarım saatlik bir istirahattan sonra hacı Ahmet yanındakilere “Hadi yolcu yolunda gerek” diyerek ayağa kalktı. Zehra ve annesine küçük bir yardım fena olmaz, diye düşündü. Küçük kızı yanına çağırarak Cebinden çıkardığı beş yüz doları uzattı.
-Al bunu küçüğüm, kendine bir şeyler alırsın
Zehra minicik elini geri çekti. Gazaplanmış bir aslan gibi ihtiyarın gözlerine baktı
-AMCA! BİZ PARA KARŞILIĞI İMAM HÜSEYİN ZİYARETÇİLERİNE HİZMET ETMİYORUZ.
İhtiyar, eli havada bir anda dondu kaldı. Küçük kız onun şaşkın bakışları arasında bir yetişkin nidasıyla ekledi:
-Siz bugün bize en güzel hediyeleri verdiniz, bizim de selamımızı İmam Hüseyin’e iletin.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 11-23-2011, 06:18
sürgündeki şia sürgündeki şia isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 586
sürgündeki şia is an unknown quantity at this point
Standart

Allahu Akbar...Allahu Akbar...Allahu Akbar... Allah razı olsun

1-“Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim; Hüseyin’i seveni Allah sevsin.”
2-Resulullah (s.a.a) bir gün İmam Hüseyin’in elinden tutarak şöyle buyurdular:
“Ey cemaat! Bu Hüseyin bin Ali’dir; O’nu tanıyın; canım elinde olan Allah’a ant olsun ki Hüseyin cennettedir, O’nu sevenler de cennettedir, O’nu sevenleri sevenler de cennettedir.”
3-“Kim cennet gençlerinin efendisine bakmak istiyorsa, Hüseyin bin Ali’ye baksın.”
4-“Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim. Hüseyin’i seveni Allah sever.”
5-Kim, gök ehli için yeryüzü ehlinin en sevilenine bakmak istiyorsa, Hüseyin’e baksın.”
6-“Hüseyin bendendir; o benim oğlum ve evladımdır, kardeşinden sonra insanların en üstünüdür; o Müslümanların İmamı, müminlerin mevlası, âlemlerin Rabbi’nin halifesidir; yardım dileyenlerin yardımına koşan, sığınak arayanların sığınağı ve Allah’ın yarattıklarına olan hüccetidir; o, cennet gençlerinin efendisi ve ümmetin babıdır (kapısıdır); onun emri benim emrimdir; ona itaat bana itaattir; ona uyan bendendir; ona isyan eden benden değildir.”
7-“Bir gün Peygamber (s.a.a), Hüseyin (a.s)’ı kucağına oturtarak şöyle buyurdu: “Hüseyin’in şehadeti üzre müminlerin kalbinde bir aşk vardır, o aşk asla soğumaz.”
Sonra buyurdular ki: “Babam, her gözyaşının maktulü olana (Hüseyin’e) feda olsun.”
Ey Resulullah’ın torunu, her gözyaşın maktulü nedir? Dediklerinde; “Onu anan her mümin, mutlaka ağlar” buyurdular.
8-Bera Bin Azib diyor ki: Resulullah'ı (s.a.a) Hüseyin'i (sırtında) taşırken gördüm, şöyle buyurmaktaydı: ‘’Allah’ım! Ben onu seviyorum sen de sev.’’
9- Hasan ve Hüseyin Cennet Gençlerinin efendileridirler. Babaları ise onlardan daha üstündür.
10- Hasan ve Hüseyin Cennet Gençlerinin efendileridirler.
11- Celaleddin Siyutî, İbrahim ve Zeyd ibn-i Ziyad’dan nakletmiştir ki: “Gökyüzü yalnız Hz. Yahya peygamber (a.s) ve İmam Hüseyin (a.s) için ağladı. Ağlaması ise onda bulunan kırmızılıktır. Hz. Yahya (a.s) öldürüldüğünde, gökyüzü kırmızılaştı ve gökten kan damladı; Hz. Hüseyin (a.s) de öldürüldüğünde, gökyüzü kırmızılaştı.”
12- İmam Cafer ibn-i Muhammed (a.s):
“Hz. Hüseyin’in (a.s) kabri etrafında dört bin melek (bir başka rivayete göre ise yetmiş bin melek) toza bulanmış ve mahzun bir halde kıyamete kadar Hz. Hüseyin’e (a.s) ağlayacaklar.”
13- İbn-i Ebi Ziyad şöyle rivayet etmiştir:
“Bir gün Resul-i Ekrem (s.a.a), zevcesi Ayşe’nin evinden çıkıp, kızı Hz. Fatıma’nın (a.s) evinin önünden geçerken oğlu İmam Hüseyin’in ağladığını duydu. Cenab-ı Fatıma’ya (a.s) “Bilmez misin ki Hüseyin’in ağlayışı beni incitir.” diye buyurdu.”
14- İbn-i Abbas, Allah Teâla’nın Resulullah’a (s.a.a) şöyle vahyettiğini naklediyor:
“Yahya ibn-i Zekeriyya’nın kanı için yetmiş bin kişi öldürdüm; Hüseyin’in katli içinse bunun iki misli kişi öldüreceğim.”

Sırasına Göre Hadislerin Kaynağı:
1- Sünen-i Tirmizi, c.5, s.324. ve Kenzül Ummal No: 037684
2- Bihar’ul-Envar, c.43, s.262
3- A.K. c.43, s.298.
4- A.K. s.52 ve 53.
5- Menakıb-i İbn-i Şehraşub, c.4, s.73.
6- Emali-yi Saduk, s.101.
7- Müstedrek’ul- Vesail, c.10,s.318.
8- Bihar'ul Envar c.43 s.264
9- Bihar'ul Envar c.43 s.263
10- Kenzül Ummal No: 037693, 37682
11- Dürr-ül Mensur, c.5, s.492 ve c.7, s.413
12- Zehair-ul Ukba, s.151, Maktel-ül İmam-is Sibt-iş Şehid, c.2, s.169, Menakıb-i İbn-i Meğazilî Vasitî
13- Zehair-ul Ukba, s.143, Mecmau-z Zevaid, c.9, s.201, Yenabiu’l Mevedde, c.2, s.214
14- Müstedrek-üs Sahihayn, c.3, s.178, Tehzib-ut Tehzib, c.2, s.353, Dürr-ül Mensur, c.5, s.492
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 11-23-2011, 09:22
Recep Aray Recep Aray isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesajlar: 20
Recep Aray is an unknown quantity at this point
Recep Aray - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Cümlemizden Razı Olsun
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 11-05-2016, 07:17
Aleviyyun Aleviyyun isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 44
Aleviyyun is an unknown quantity at this point
Standart Gönlü Kerbela'da Olanlar Okusun

Allah razı olsun Kardeşim

''GÖNLÜ KERBELA'DA OLANLAR OKUSUN''
Bir Alman Kerbela'ya gelip Kaç kişinin ziyarete geldiğini tespit etmek ister ve sayının yirmi milyonu aştığını ilan eder.
Yalnız merak ettiği şu soruları sorar :
1. Iraklı araplar normalde sinirli insanlar olmasına rağmen neden ziyaret esnasında ve yollarda kavga eden veya tartışan kimseyi göremedim. Bunun sırrı nedir?
2. Böyle kalabalık ziyaretleri tüccarlar ve işadamları fırsat bilerek mağazalarını mallarla doldurup pahalı pahalı yiyecek vs satarlar. Halbuki burada herkes dükkanını kapatıp ziyarete gidiyor. Hiç bir büyük devlet bu milyonların dini törenine bütçe yetiştiremez. Siz bukadar insanı nasıl doyuruyorsunuz?
3. Kerbela ve Necefte sağlık hizmetleri yok enecek kadar az. Hasta tufanı olması gerekirken herkes gayet sağlıklı ve bu nasıl oluyor hala anlamadık ?
4. Çocuklar kadınlar ve yaşlılar ziyarete gidiyor .Güvenlik durumu iyi olmadığı ve bombalamalar olmasına rağmen neden kimse bunu aklına bile getirmiyor?
5. Normalde bir davete gelirken insanlar bir çıkar gözetir veya davet edilir. 1400 sene önce ölen birinin ziyaretine hem de davet edilmeden nasıl bu kadar insan geliyor ?

Cevabını Hz Zeynep(s.a) o zaman vermişti: Bizim adımızı ve hatıramızı asla silemeyeceksin.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11-06-2016, 05:44
Z€YNEB!Y€L! Z€YNEB!Y€L! isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 83
Z€YNEB!Y€L! is an unknown quantity at this point
Standart

Allah razı olsun. Erbainde Otuz Milyondan Fazla Kişinin Olması Bence Mucizedir. Allah Iraklı Şiilerinin Yardımcısı olsun Bir lokma Ekmekleri bile olsa İmam Huseyin (as) Ziyaretçilerine Sunuyorlar.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 11-06-2016, 05:48
Ya lesarat'il Huseyin Ya lesarat'il Huseyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çalışkan Üye
 
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 85
Ya lesarat'il Huseyin is an unknown quantity at this point
Standart

Selam olsun İmam Huseyne (Aleyhisselam) ve oğlu İmam Ali Zeynulabidine (Aleyhisselam) ve evlatlarına ve ashabına.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 11-06-2016, 05:59
Es-Selam Es-Selam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Süper Üye
 
Üyelik tarihi: May 2013
Mesajlar: 228
Es-Selam is an unknown quantity at this point
Standart

Allahım lanetimi birinci zalime has kıl. Birincisinden başlayarak ikincisine, sonra üçüncüsüne, sonra dördüncüsüne, sonrada beşincileri olan Yezit’e lanet et. Allahım Ziyad oğlu Ubeydullaha, Mercane’nin oğluna, Ömer oğlu Sad’a, Şimr’e, Ebu Süfyan ailesine, Ziyad ve Mervan ailesine kıyamet gününe dek lanet et.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 11:03


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.