aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | HİLAFET | HİLAFET-VELAYET

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 02-12-2009, 05:55
aliyyenveliyullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aliyyenveliyullah aliyyenveliyullah isimli Üye şuanda  online konumundadır
SİTE TEKNİKERİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 349
aliyyenveliyullah is on a distinguished road
Arrow Velayeti İnkar eden Kafir midir? -kafir kimdir? mümin kimdir? mustaz'af kimdir?-

Velayeti İnkar eden Kafir midir? -kafir kimdir? mümin kimdir? mustaz'af kimdir?-

Kaynak/ Usul-u Kafi-Cilt.2

Bilindiği üzere bir kulun üzerindeki en büyük vazifesi Allah'ın varlığına ve birliğine-tevhid-, Resullah sallalahu aleyhi ve alihi'ne -nubuvvet- ve Resulullah sallalahu aleyhi ve alihi'nin vasilerine -imamet-dilden ve kalpten ikrar etmektir.
15-(3024)… Hafs b. Giyas, rivayet eder:
Ebu Abdullah (Cafer Sadık ) aleysisselam’ın şöyle dediğini duydum:
<<Elinden bilinmemek geliyorsa, bunu yap. İnsanların seni övmesinin sana bir zararı olmaz. Allah katında övülmeyi hak eden biri isen eğer, insanların seni kötülemelerinin bir zararı olmaz.>>
Sonra şöyle dedi:<< Babam Ali b. Ebu Talib şöyle demiştir:
Şu iki adamdan başkasının hayatında hayır yoktur: Her gün biraz daha artırarak hayır işleyen adam. Ölüme tevbe ile hazırlanan adam.
Fakat tevbe ile ne elde edebilir ki? Allah’a yemin ederim ki, eğer boynu kopuncaya kadar secde etse dahi, ancak bizim –Ehl-i Beyt ‘in- velayetimizi kabul etmesi durumunda Allah Tebareke ve Teala onun tevbesini kabul eder.
Dikkat edin! Bizim hakkımızı bilen, bizden dolayı sevap uman, her gün yarım ölçek yiyeceğe, avret yerlerini örtecek bir parça giyisiye ve başını sokacak bir yuvaya razı olan bir kimse, yinede Allah’a yemin ederim ki, korkarlar, titrerler ve dünyadan paylarının bu olmasını temenni ederler. Nitekim Allah Azze ve Celle onları bu şekilde vasfetmiş ve şöyle buyurmuştur: “Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar…”(Müminun, 60)
Peki, nedir yaptıkları? Allah’a yemin ederim ki, işledikleri ibadetin yanı sıra bizim sevgimizi ve velayetimizi de gerçekleştirirlerdi. Bununla beraber korku içindeydiler. Onların korkusu kuşkudan kaynaklanmıyordu. Aksine bizim velayetimiz ve itaatimiz hususunda bir kusur işlemiş olmaktan korkuyorlardı.>>

1-(2911) …Süleyman b. Kays, rivayet eder:
Bir adam gelip, “Kulun mümin olmasını, kâfir olmasını ve sapık olmasını sağlayan en az şey nedir?” diye sorduğunu ve Ali aleyhisselam’ın da ona şöyle dediğini duydum:
<<Soruyu sordun, şimdi cevabını iyice anla. Kulun mümin olmasını sağlayan en az şey, Allah Tebareke ve Teala’nın ona kendisini tanıtması, onu da Allah ‘a kulluk etmeyi kabul etmesi, Allah’ın Peygamberini tanıması, onun da peygambere itaat etmeyi kabul etmesi, Allah’ın ona İmamını, yeryüzündeki hüccetini, kulları üzerindeki şahidini tanıtması, onun da ona itaat etmeyi kabul etmesidir>>
Dedim ki: Bu vakfettiklerinin dışında başka bir şey bilmezse ne olur?
Buyurdu ki: <<Evet, emredildiği zaman yapar, nehyedildiği zaman da vazgeçerse. Kulun kâfir olmasına neden olan en az şey de: Kişinin, Allah’ın nehyettiği bir şeyi, Allah’ın emrettiğini ileri sürmesi, bunu din olarak kabul etmesi, buna yönelmesine bu şekilde Allah’a emrettiği gibi Ona kulluk ettiğini iddia etmesidir. Oysa bu haliyle o, şeytana ibadet etmektedir.
Kulun sapık olmasına neden olan en az şey ise, Allah’ın hüccetini ve kulları üzerindeki şahidini tanımamasıdır. Ki Allah Azze ve Celle ona itaat edilmesini ve onun veli edinilmesini farz kılmıştır.>>
Dedim ki: Ey Müminlerin Emiri! Onları bana vasf et.
Dedi ki: <<Onlar, Allah Azze ve Celle’nin kendisine ve Peygamberine yakın kıldığı kimselerdir: “Ey İman edenler! Allah’a itaat edin, Resulüne ve sizden olan emir Sahiplerine itat edin…”(Nisa, 59)>>
Dedim ki: Ey müminlerin Emiri! Allah beni sana feda etsin, benim için biraz daha açıkla.
Dedi ki: << Onlar, Allah Azze ve Celle’nin Resulullah’ın ruhunu kabzettiği gün yaptığı son konuşmasında işaret ettiği kimselerdir: Sizin için iki şey bırakıyorum. Benden sonra onlara sarıldığınız sürece yolunu kaybetmezsiniz. Allah’ın kitabı ve İtretim Ehl-i Beyt’im. Şüphesiz latif olan ve her şeyden haberdar olan Allah bana bildirdi ki, onlar havuz başında benimle buluşuncaya kadar birbirlerinden ayrılmazlar. Tıpkı şu iki parmağım gibi. – Resulullah iki elinin işaret parmaklarını birleştirdi- Bu iki parmağım gibi demiyorum- bu sırada bir elinin şehadet parmağıyla öbürünün orta parmağını gösterdi- o zaman biri diğerini geçerdi. O halde bu ikisine sarılın. O zaman sapmazsınız ve sakın ikisinin önüne geçmeyin; aksi halde saparsınız.>>

4-(2817)…Davud b. Sirhan, rivayet eder:
Ebu Abdullah (Cafer-i Sadık) aleyhisselam buyurdu ki:
<<Resulullah sallallahu aleyhi ve alihi şöyle buyurmuştur:
Benden sonra şüphe ve bidat ehliyle karşılaşırsanız, onlardan uzak olduğunuzu gösterin, onlara çokça sövün, onların aleyhine konuşun, arkalarında onları kötüleyin, onları kesin kanıtlarınızla susturup şaşırtın ki, İslam’ da bozgunculuk çıkarmaya yeltenmesinler, insanlarda onlardan sakınsınlar, onların bidatlerini öğrenmesinler. Bunu yaparsanız Allah sizin amel defterinize iyilik yazar ve ahirette derecelerinizi yükseltir.>>

1-(1613)…Muhammed b. Ebu Cafer( Muhammed Bakır ) aleyhisselam)’ın şöyle dediğini rivayet eder:
<<Farklı yollara sürüklenmeyin( Her mezhep sizi götürmesin) Vallahi yalnız Allah Azze ve Celle ‘ye itaat edenler bizim şiamızdır.>>

16-(2848)…Ebu Hamza, rivayet eder:
Ebu Cafer (Muhammed Bakır) aleyhisselam’ın şöyle dediğini duydum:
<<Ali aleyhisselam, Allah’ın açtığı bir kapıdır. Bu kapıdan giren mümin, çıkan kâfirdir.>>

17-(2849)…Ebu Basir, rivayet eder:
Ebu Abdullah aleyhisselam buyurdu ki:
<< Resulullah sallallahu aleyhi ve alihi şöyle buyurmuştur: Ali aleyhisselam ‘a uymak zillet, ona isyan etmek nasıl Allah Azze ve Celle’yi inkâr olur?
Buyurdu ki: Şüphesiz Ali, sizi hakka götürür; eğer on uyarsanız, ezilir, zelil olursunuz; ama ona isyan ederseniz, Allah Azze ve Celle’yi inkâr etmiş olursunuz.>>

18-(2850) … İbrahim b. Ebu Bekr, rivayet eder:
Ebu’l Hasan Musa b. Cafer aleyhisselam’ın şöyle dediğini duydum:
<<Ali aleyhisselam, hidayet kapılarından biridir. Ali’nin kapısından giren mümindir, o kapıdan çıkan kâfirdir. Bu kapıdan girmeyen ve çıkmayan kimse de, durumları Allah’ın iradesine kalmış zümreye mensuptur.>>

19-(2851)… Zurare, rivayet eder: Ebu Abdullah (Cafer Sadık ) aleyhisselam buyurdu ki: <<Eğer kullar, bilmedikleri zaman, dursalar ve bilerek inkâr etmeselerdi kâfir olmazlardı.>>

20-(2852) ...Fudayl b. Yesar, rivayet eder:
Ebu Cafer (Muhammed Bakır) aleyhisselam buyurdu ki:
<< Allah Azze ve Celle, Ali aleyhisselamı kendisiyle kulları arasında bir işaret olarak dikmiştir. Bu işleri tanıyan, bilen mümindir, tanımayan, bilmeyende kâfirdir. Cahil olansa şaşkındır. Onunla beraber başka bir alamete yer verense müşriktir. Ali ‘nin velayetiyle gelen cennete, onun düşmanlığıyla gelen de cehenneme girer.>>

21-(2853)… Musa b. Bekr, rivayet eder:
Ebu İbrahim (Musa b. Cafer) aleyhisselam, buyurdu ki:
<<Ali aleyhisselam,cennet kapılarından biridir. O kapıdan giren mümindir, o kapıdan çıkansa kâfirdir. Girmeyen ve çıkmayan da, durumu Allah’ın dilemesine kalmış zümreye mensuptur.>>

5-(2866)…Amire rivayet eder:
Ebu Abdullah (Cafer Sadık ) alehisselam’ın şöyle dediğini duydum:
<<İnsanlar bizi tanımaları, bize başvurmaları ve bize teslim olmaları emredildi.>>
Sonra şöyle dedi: << Oruç da tutsalar, namaz da kılsalar Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik etseler; ama kendi içlerinde bize başvurmalarının gerekmediğini düşünseler, bununla müşriklerden olurlar.>>

5-(2901)…Ebu Bekr el- Haremi, rivayet eder:
Ebu Abdullah (Cafer Sadık) aleyhisselam’a, dedim ki:
Şamlılar mı daha kötüdür yoksa Romalılar mı?
Dedi ki:<< Romalılar inkâr ettiler ama bize düşmanlık etmediler. Şamlılar ise hem inkâr ettiler hem de bize düşmanlık ettiler.>>

9-(2878)… Muhammed b. Müslim, rivayet eder:
İmam Bakır aleyhisselam ve İmam Cafer-i Sadık aleyhisselam ‘dan birine dedim ki:
Bazen bir adam görürüz. Bu adam ibadet etmekte, sürekli ibadetle meşgul olup huşu ile amel etmektedir; ama hak inancı benimsememektedir. Onun bu amelinin ona bir faydası var mıdır?

Buyurdu ki: << Ey Ebu Muhammed! Ehl-i Beyt’in örneği, İsrail oğulları zamanındaki bir ailenin örneği gibidir. O aileden bir kimse kırk gece amel ettikten sonra dua ettiğinde duası derhal kabul olurdu. Onlardan bir adam kırk kırk gece amel etti, sonra dua etti, ama duası kabul edilmedi. Adam Meryem oğlu İsa aleyhisselam ‘ın yanına geldi, içinde bulunduğu bu durumu ona şikâyet etti ve ondan kendisi için dua etmesini istedi. İsa aleyhisselam, abdest aldı, namaz kıldı, sonra Alla Azze ve Celle’ye dua etti. Allah Azze ve Celle ona şöyle vahyetti:
Ey İsa! Kulum bana gelinen kapıdan başka bir kapıdan geldi. O, kalbinde senin hakkında şüphe varken bana dua etti. O, boynu kopuncaya, parmak uçları çürüyünceye kadar dua etseydi, yine de duasını kabul etmezdim.
İsa aleyhisselam adama döndü ve şöyle dedi: Sen, peygamberi hakkında şüphe içinde olduğun halde mi Allah’a dua ediyorsun?
Adam dedi ki: Ey Allah’ın ruhu ve kelimesi! Allah’a yemin ederim, dediğin gibi oldu. Allah’a dua et, bu şüpheyi içimden gidersin.
İsa aleyhisselam onun için dua etti. Allah adamın tevbesini kabul etti ve duasına d icabet etti. Böylece adam, ailesindeki diğer kimselerin düzeyine çıktı>>

6-(1597)…Ali b. Muhammed der ki:
Ebu Abdullah (Cafer Sadık ) aleyhisselam’a dedim ki: Senin velayetin altında ki bir kavim günah işleyip Ümit var olduklarını söylerse, ne dersin?
Dedi ki: <<Yalan söylerler. Bizim velayetimiz altında değerlidirler. Onlar, kuruntuları üste çıkan kavimdir. Kim bir şey isterse onun için çalışır ve kim bir şeyden korkarsa ondan kaçınır.>>


1-(2881)…Zurare rivayet eder:
Ebu Cafer (Muhammed Bakır) aleyhisselam ‘a mustaz’afı sordum.
Buyurdu ki: << Küfre girmek için bir hilesi olmayan, iman etmek için de bir yol bilmeyen, iman edemeyen, küfre giremeyen kimseye denir. Bunlar çocuklardır ve akılları ancak çocuk aklı kadar gelişmiş erkekler ve kadınladır. Bunlar üzerinden kalem (sorumluluk) kaldırılmıştır.>>

7-(2887)…Ebu Basir, rivayet eder:
Ebu Abdullah (Cafer Sadık) aleyhisselam buyurdu ki: <<İnsanların (inançla ilgili) ihtilaflarını (farklı inanışlarını) bilen kimse mustaz’af sayılmaz.>>

11-(2891)…Ali b. Süveyd, rivayet eder:
Ebu’l Hasan Musa (Musa b. Cafer) aleyhisselama zayıfları sordum.
Bana şöyle bir cevap yazdı: <<Zayıf, kendisine kanıt ulaşmamış, insanların (inançla ilgili) ihtilaflarını bilmeyen kimseye denir. İnsanların inançla ilgili ihtilaflarını bilince, artık mustaz’af sayılmaz.>>

12-(2892)… Beni Hilal’in mescidinin imamı Ebu Sare, rivayet eder:
Ebu Abdullah(Cafer Sadık ) aleyhisselam buyurdu ki : <<Bu gün Mustaz’af yok tur. Erkekler erkeklere, kadınlar kadınlara duyurmuştur.>>
__________________
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

اَللَّهُمَّ خُصَّ اَنْتَ اَوَّلَ ظالِمٍ بِاللَّعْنِ مِنّى وَابْدَأْ بِهِ اَوَّلاً ثُمَّ الثَّانِىَ وَالثَّالِثَ والرَّابِعَ اَللَّهُمِّ الْعَنْ يَزيدَ خامِساً وَالْعَنْ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ زِيادٍ وَابْنَ مَرْجانَةَ وَ عُمَرَ بْنَ سَعْدٍ وَ شِمْراً وَ آلَ اَبى سُفْيانَ وَ آلَ زِيادٍ وَ آلَ مَرْوانَ اِلى يَوْمِ الْقِيمَةِ.

"Allah'ım, sen, (Resul ve Ehl-i Beyt'ine) ilk zulmedeni benim özel lanetime mazhar eyle. Bunun için de, önce birinci, sonra ikinci, sonra üçüncü ve sonra da dördüncüden başla. Sonra da... Yezid'e lanet eyle. Ziyad'ın ve Mercâne'nin oğlu Ubeydullah'a, Sa'd oğlu Ömer'e, Şimr'e, Ebu Süfyan'ın, Ziyâd'ın ve Mervân'ın soyuna kıyamet gününe kadar lanet et."


علی علی علی MEN ALİYYEL MURTAZA' NIN NÖKERİYEM علی علی علی
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03-05-2009, 06:23
ALEVİYİZ BİZ ALEVİYİZ BİZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 22
ALEVİYİZ BİZ is an unknown quantity at this point
Standart

Kur'an ve Hadislerde Açık ça gösteriyorki Velayeti inkar eden kafirdir.
Allah razı olsun
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 11-21-2009, 08:25
Terimmah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Terimmah Terimmah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 15
Terimmah is an unknown quantity at this point
Standart

Alıntı:
ALEVİYİZ BİZ´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kur'an ve Hadislerde Açık ça gösteriyorki Velayeti inkar eden kafirdir.
Allah razı olsun
Allah razı olsun.. deliller açık !!!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08-23-2018, 09:06
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.446
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart İmam Ali (aleyhisselam)'ın Velayetinin İspatlayan Bir Delil

İmam Ali (aleyhisselam)'ın Velayetinin İspatlayan Bir Delil

Allah-u Teâl müslümanları Hz. Ali'nin (as) velayetini kabul edip etmemekle imtihan etmiş ve etmektedir. Zaten mezheplerle ilgili ihtilaflar da genellikle bu büyük imtihan karşısında birçoklarının muvaffak olmayışından kaynaklanmıştır. Fakat Allah-u Teiil:l kullarına olan sonsuz merhametinden dolayı, sonrakileri öncekilerin yaptıklarından dolayı cezalandırmamıştır. Bu nedenle yüce hikmeti icabı, Hz. Ali'nin hilafete tayin edilişini mucizeye benzeyen bir takım önemli hadiseler ve belirgin nişanelerle pekiştirmiş ve unutulması veya unutturulmasını engellemiştir. Bu hadiselere şahit olanlar, bunları sonrakilere anlatmak zorunda kalmış ve böylece sonradan gelenler için araştırma ve tahkik yoluyla hakkı bulmak imkanı meydana gelmiştir.

1- Hz. İmam Ali'nin imamet ve velayetini inkar eden kimseye inen azapla ilgilidir. Bu olay Resuluılah (s.a.a)ın Gadir-i Hum'da Hz. Ali'yi müslümanlara halife olarak tayin etmesinin ve sonra orada hazır olanları, olmayanlara bu olayı ulaştırmakla görevlendirmesinin ardından vuku bulmuştur.cı> Şöyle ki, Hiiris ibn-i Nu'man-i

Fihri Hz. Ali (a.s)nin Peygamber'in halifesi ve imam olarak tayin edilmesi haberini duyunca, buna dayanamayarak bineğine binip Peygamber-i Ekrem'in mescidine doğru haraket etti ve mescide ulaştığında bineğini mescidin karşısında bir yere bağlayarak, Resulullah'ın huzuruna vardı ve Peygamber (s.a.a)e hitaben şöyle dedi:

"Ey Muhammed, bize Allah'ın birliğine ve senin onun Peygamber'i olduğuna şehadette bulunmamıZl emrettin; biz bunu kabul edip şehadet ettik. Bize günde beş vakit namaz kılmayı, Ramazan ayında oruç tutmayı hac için Beyt'ullah'a gitmeyi ve mahmızdan zekat vermeyi emrettin; biz bunları da kabul ettik. Sonra bunlarla yetinmeyip şimdi de amcan oğlunun (elinden tutup) yukarıya kaldırıyor onun bütün insanlardan efdal olduğunu ilan ederek şöyle diyorsun. "Ben kimin mevlasıysam, Ali de onun mevlasıdır." Bu senin hükmün müdür yoksa Allah tarafından gelen bir emir midir?'

Hz. Resuluılah (s.a.a) bu sözleri duyunca rahatsızlıktan gözleri kızardı ve bu haliyle şöyle buyurdu: "Bir olan Allah'a Andolsun ki, bu benden değil; Allah'tandır," Resuluılah (s.a.a) bu sözü üç defa tekrarladı.

O zaman o şahıs (Haris) "Ey Allah'ım, eğer Muhammed'in dediği hak ise bize gökten taş yağdır veya başka bir elernU alap gönder" dedi ve kalkıp oradan ayrıldı.

Ravi şöyle diyor: "Andolsun Allah'a ki henüz Haris devesine ulaşmadan Allah-u Teiilii gökten bir taş indirdi ve o taş onun başına düşüp arkasından çıktı ve o şahıs orada öldü. O zaman Allah-u Teâlâ şu ayet-i Kerime'yi indirdi:

"Sual edenin (isteyenin) birisi (mutlaka) inecek olan ve kafirlerden uzaklaştırıcısı olmayan birşey istedi." Bu hadiseyi Ehl-i sünnet alimlerinden bir çoğu nakletmiştir. Biz bunlardan bır kısmına dipnotta işaret ettik!1)

1 - Haskani'nin yazdığı "Şevahid'ut Tenzil', c.2, s.286.
Telsir-i Sa'lebi, mezkur ayetin tefsiri
Tefsir-i Kurtubi, c.18, s.278.
Tefsir-i El Menar (Raşid Rıza'nın yazdığı), c.6, s.464.
Kunduzi Hanefi'nin yazdığı "Yenabiu'l Mevedde," s.328.
Müstedrek-i Hakim, c.2, s.502.
Es Sirel'ul Halebiyye, c3. s.275.
İbn-i Cevezi'nin yazdığı 'Tezkiret'ul Havas" s.37.

Velayeti İnkar Edeni Allah Hiç Bir Zaman Bağışlamaz
O'na Feda Olum Allah Rasulu (salallahu aleyhi ve alihi vessellem) buyurdu: EY İNSANLAR ALİ ALLAH TARAFINDAN OLAN İMAMDIR, ALLAH ALİ'NİN VİLEYATİNİN İNKAR EDEN HİÇ BİR KİŞİNİN TÖVBESİNİ KABUL ETMEZ VE BAĞIŞLAMAZ.
Kaynak:
Taberesi el- İhticac Cilt. 1 Sayfa, 55


Allah tarafından tayin edilen bütün âdil imamların velayetini kabul edenler
Ve
Kendilerine yetki verilmeyen bütün zorba imamların velayetini kabul edenler

Abdullah b. Ebu Ya'fur şöyle rivayet etmiştir: Ebu Abdullah İmam Cafer Sadık Aleyhisselam'a arz ettim ki: "Ben insanların arasına karışıyorum. Bazı insanlar karşısında hayretim,her gün biraz daha artıyor.
Bunlar sizin velayetinizi kabul etmez,falanın ve falanın velayetine inanırlar. Buna karşılık son derece güvenilir,doğru sözlü ve sözünde duran kimselerdir. Bazı insanlar da sizin velayetinizi kabul ettikleri halde onlar kadar güvenilir, sözünde duran ve doğru sözlü değildirler."
Ebu Abdullah İmam Cafer Sadık Aleyhisselam oturduğu yerde doğruldu ve bana öfkelenmiş gibi baktı,sonra şöyle buyurdu: «Allah tarafından tayin edilmeyen, zorba bir imamın önderliğinde Allah'a kulluk eden kimsenin dini yoktur. Allah tarafından tayin edilen âdil bir İmamın velayetinde Allah'a ibadet eden kimse için de serzeniş söz konusu değildir.»
Arz ettim ki: "Onların dini ve bunlar için serzeniş mi yoktur?
"–«Evet»buyurdu «onların dini yok,bunlar için de azarlama yoktur.»
Sonra şöyle buyurdu: «Allah Azze ve Celle'nin şu ayetini duymadın mı? "Allah iman edenlerin velisidir,onları karanlıklardan nura çıkarır."(Bakara, 257)
Yani,günahların karanlığından tevbe ve bağışlama nuruna çıkarır. Çünkü onlar, Allah tarafından tayin edilen bütün âdil imamların velayetini kabul ederler."Kafirlerin velileri de tağutlardır. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar."(Bakara, 257)
Bununla kastedilen şudur: Bunlar daha önce İslam nuru üzereydiler. Allah, Azze ve Celle tarafından kendilerine yetki verilmeyen bütün zorba imamların velayetini kabul ettikleri için,onların velayetiyle İslam'ın nurundan küfrün karanlığına çıktılar. Bunun için Allah,onların da kafirlerle birlikte ateşte yanmalarına hükmetti. "Onlar ateş ehlidir, orada ebediyen kalacaklardır."(Bakara, 257)»
Kaynak:
El-Kafi, cilt.1, hadis, 968
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08-23-2018, 09:13
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.446
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

2- Gadir-i Hum'da vuku bulan hadiseye şahitlik yapmaktan kaçındıkları için Hz. İmam Ali'nin bedduası sebebiyle azaba uğrayan sahabelerle ilgilidir.

Hz. Ali (a.s) hilafet döneminde, halkın bir araya toplandığı önemli günlerden. biri Ben Kimin mevlasıysam, Ali de onun mevlasıdır" buyurduğunu duyan her müslümana Allah'. şahit tutuyorum ki kalkıp duyduğuna dair şehadette bulunsun. Bu olayı kendi gözleriyle görüp kendi kulaklarayla duymayan kimse kalkmasın."

O, zaman onaltısı Bedir Savaşında bulunanlar olmak üzere otuz sahabe kalkıp Resuluılah (s.a.a)ın Hz. Ali'nin elinden tutarak halka hitaben "Acaba benim mu'minle're nefislerinden daha ev la olduğumu bilmiyor musunuz?" Onlarda "Evet, biliyoruz" dediklerinde "Ben kimin mevlasıysam, Ali de onun mevlasıdır. Ey Allah'ım onu seveni sen de sev; ona düşman olana sen de düşman ol" buyurduğuna şehadette bulundular.

Ama Gadir-i Hum olayında hazır olan bazı sahabeler, Hz. Ali'ye olan hased ve düşmanlıkları yüzünden şehadette bulunmadı1ar. Bunlardan birisi de Enes ibn-i Malik idi. Hz. Ali (a.s) minberden inip ona "Ey Enes, neden Resulullah'ıo ashabmm şehadette bulunduğu gibi sende onlarla birlikte o gün duyduğuna şehadette bulunmuyorsun?" dediğinde "Ey Emir'el mu'minin, artık yaşım geçmiş ve duyduklarımı unutmuşum" diye cevap vermişti. O zaman Hz. Ali ona "Eğer yalan konuşuyorsan Allah seni sarığınla gizleyemiyeceğin bir beyazlığa (hastalığa) düçar etsin" diye beddua etti.

Bunun üzerine, Enes ibn-i Malik henüz yerinden kalkmadan cüzzam hastalığına yakalandı. Öyle ki cüzzam hastalığından yüzü beyazlaştı. Sonraları Enes ağlayarak "Beni salih kulun duası bu hale getirdi; zira ben onun şehadetini gizledim" diyordu.

Bu meşhur olan bir kıssadır. İbn-i Kuteybe "El Mearif' adlı kitabında hastalığa yakalanan meşhur insanları sayarken Enes'in de cüzzam hastalığına yakalandığını zikretmiş ve kıssayı nakletmiştir.(1) Yine bu olayı Ahmed ibn-i Hanbel de Müsned'inde nakletmiştir(2) ve "Üç kişiden başka hepsi şehadet verdiler; şehadet vermeyen üç kişi de imam Ali (a.s)nin bed duasını tutuldular" demiştir.

Burada imam Ahmed ibn-i Hanbel'in El Belazuri'ye(3) isnaden naklettiği o üç kişiyi zikretmek yerinde olur. O diyor ki: Hz. Ali, Gadir-i Hum'da bulunanlara ant verdiğinde Minberinin altında Enes ibn-i Malik, Bura ibn-i Azib ve Cerir ibn-i Abdullah Beceli de vardı. Hz. Ali (a.s)nin isteğini tekrarlamasına rağmen bu üçünden hiç birisi kalkıp da şehadette bulunmadı. O zaman Hz. Ali (a.s) şöyle dedi: "Allah'ım, bu şehadeti bildiği halde gizleyen kimseyi öyle bir belaya düçar etki, onunla tanınsın ve bu belaya düçar olmadan canını alma"

Ravi diyor ki: "Enes ibn-i Malik cüzzam hastalığına yakalandı, Bura ibn-i Azib kör oldu, Cerir ibn-i Abdullah ise hicret ettiği halde tekrar bedevi hayatına döndü ve Eş-Şerat bölgesine gidip'annesinin evinde öldü."

Bu kıssa bir çok tarihçinin naklettiği meşhur bir kıssadır.(4) İbret alın eyakıl sahipleri.

Her araştırmacı, üzerinden bir çeyrek asır geçip unutulmak üzereyken tekrar Hz. imam Ali (a.s)nin diriittiği bu hadiseyi incelerken Hz. Ali'nin ne kadar büyük değer, azamet, yüksek himmet ve temiz kalbe sahip olduğunu anlar. Hz. Ali (a.s) Resuluılah (s.a.a)tan sonra hakkıyla sabrederek İslam'ın yararına olduğunu bildiği hususlarda Ebubekir, Ömer ve Osmanla işbirliği yapıyor bunun yanısıra Gadir-i Hum hadisesini hayatı boyunca tüm manasıyla kalbinde saklamış ve onu tekrar izhar ve ihya etmek için uygun bir fırsat arıyordu. Bu yüzden yeri geldiğinde bu hadiseyi hatırlatıyordu, Müslümanların toplu halde bulunduğu bir yerde onlardan bir grubu şahit oldukları bu hadiseye şehadette bulunmaya çağırması da bunun bir örneğidir.

Bu mübarek olayı ihya etmek ve olayda hazır olan ve olmayan tüm müslümanlara delil getirmek hususunda takib edilen yoldaki baliğ hikmete bak! Eğer Hz. Ali (a.s)nin kendisi, "Resuluılah (s.a.a) Gadir-i Hum' günü beni halife tayin edip bana vasiyet etti" deseydi, bu, dinliyenlerde gerekli te'siri bırakmazdı. Hatta ona "niçin uzun bir süre sustun?" diye itiraz ederlerdi; fakat "Gadir-i Hum günü Resulullah'm sözlerini duyan her müslüman şahsa şehadette bulunması için Allah'ı şahid tutuyorum." diyerek olayı anlatması Bedir savaşında bulunanlar olmak üzere otuz sahabenin diliyle Resuluılah (s.a.a)ın kendi dilinden nakletmesi artık her türlü şek ve şüphenin kökünü kazımış ve olayı yalanlayan veya bu hususta şekkedenleri teslimolmak mecburiyetinde bıraktı. Böylece ona itiraz edenlerin cevabını da vermiş oldu. Zira O Hazret'le birlikte sahabenin büyüklerinden olan bu otuz kişi de önceki halifelerin döneminde bu hususta susmuşlardı. Bu da gösterir ki, o dönemlerde bu hakikatı açıklamak için münasip bir ortam mevcut değildi.deminhere çıkarak halka şöyle hitap etmiştir. "Resulallah (s.a.a)'ın Gadir-i Hum günü "Ben kimin

1 - İbn-i Kuteybe el Dinnuri'nin yazdığı "Kitab'ul Mearif", s.251
2 - Müsned-i Ahmed ibn-i Hanbel, c.1, s.119
3 - El Belazuri'nin yazdığı "Ensab'ul Eşraf", c.1, s.l52,
4- İbn-i Asakiri'nin yazdığı "Tarih-i Dimeşk", c.2, s.7 ve c.3, s,l50 - İbn-i Eb'il Hadid'in yazıp Muham Ebulfazl'ın tahkik ettiği "Şerh-i Nehc'ul Belaga, c.l9, s.217 - Abekat'ul Envar, c.2, s.309 - İbn-i Meğazili Şafii'nin yazdığı "Menakib-u Ali ibn-i Ebutalib, s23 - Siret'ul Halebiyye, c.3, s.337,
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 09-25-2018, 05:40
CEMALETTİN YALDIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR isimli Üye şuanda  online konumundadır
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3.446
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Standart

Velayetle İlgili Üç Değerli Hadis
قال أبو جعفر (ع) قال رسول الله (ص) الا ان جبرئيل اتاني فقال يا محمد ربك يأمرك بحب علي بن أبي طالب ويأمرك بولايته.
İmam Muhammed Baqir (as) Peyqamberin (saa) şöyle buyurduğunu söyledi: "Bilin, Cebrail yanıma gelib şöyle buyurdu: "Ey Muhemmed, Rabbin sana Aliyi sevmeyi ve vilayetini Emr edir."

قال أبو جعفر (ع) ولايتنا ولاية الله التي لم يبعث نبيا قط الا بها.
İmam Muhammed Baqir (as) buyurdu: "Bizim vilayetimiz Allahın vilayetidir. Bizim vilayet olmadan hiç bir peyqamber gönderilmemiş."

عن أبي عبد الله (ع) قال تلا علينا أبو عبد الله (ع) هذه الآية واذكروا آلاء الله قال أتدري ما آلاء الله قلت لا قال هي أعظم نعم الله على خلقه وهو ولايتنا.
Ravi naql edir ki, imam Cafer Sadiq (as) bize bu ayeti tilavet etdi: "Allahın nimetlerini Hatırlayın." (Araf Süresi, Ayet 74)
İmam (as) buyurdu: "Biliyormusun Allahın nimeti Hangisidir?" Ben dedim: "Hayır." İmam (as) buyurdu: "Bu Allahın yaratdıqlarına olan En büyük nimetidir ve aynı nimet bizim vilayetimizdir."
(Şeyh Hasan Saffar (r.a), "Besairud-deracat", sah 108-113)
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 05:17


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.