aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Geri git   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | KUR'AN-I KERİM | KUR'AN-I KERİM MEALİ VE TEVSİRİ

Konu Kapatılmıştır
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 03-18-2009, 06:16
KERRAR KERRAR isimli Üye şuanda  online konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 114
KERRAR is on a distinguished road
Standart Kuranın tahrif olduğuna deliller ...

Kuranın Tahrifi

Bu makalede Kuranın tahrif olduğunu delilleriyle açıklamaya çalışacağım umarım faydalı olur.Sizden isteğim kendinizi şartlandırmadan sadece birşeyler öğrenmek için okuyun. En azından verdiğim emeğe bir saygı olarak bunu yapın.Ve katılmasanız bile bir şii ye yakışacak kalitede cevaplar yazın

NOT: İmla vb hatalar için şimdiden özür dilerim.

Kuranın tahrif olduğuna dair birçok delil vardır.Öncelikle Kuranın nasıl toplandığına bakarsak:

Hz.Muhammed (sas) zamanında elde bir mushaf mevcut değildi. Ayetler Taşlara,ağaç parçalarına,Hayvan derilerine yazılırdı ve bir kısmıda ezberlenirdi.Hz.Muhammedin ölümünden sonra Kuranı ilk toplayan kişi Mevlamız Ali'dir (as). Peki Kuranı Kimlerin toplaması gerekirdi yada kimler toplayabilirdi.

Bunun için ehl-i sünnet kitaplarına bakarsak

1-Amr Ibnu'l-Ass anlatıyor:
Peygamberin (sas) "Kuran'ı dört kişiden alın, Abdullah İbn Mes'ud'dan, Salim'den, Muaz'dan ve Übeyy İbn Ka'b'den" dedigini işittim.
(Buhari, Fadailu'l-Kuran 8.)
2-Enes anlatıyor:
Peygamber (sas) öldüğünde, dört kişiden başka Kuran'ı tümüyle ezberlemiş olan yoktu. Ebu'd-Derda, Muaz İbn Cebel, Zeyd İbn Sabit ve Ebu Zeyd."
(Buhari
3-Katade'den aktarılıyor:
Malik oğlu Enes'e; 'Peygamber (sas) döneminde, Kuran'ı tümüyle ezberleyenler kimlerdir?' diye sordum. şu karşılığı verdi: 'Dört kişi. Tümü de Medine'li. Übeyy İbn Ka'b, Muaz İbn Cebel, Zeyd İbn Sabit ve Ebu Zeyd
(Buhari aynı yer, Müslim 2465. Hadis.)

Bu hadislerde toplam 7 isim mevcut ancak 3 hadistede 4 kişi olduğu söylenmektedir.Yani raviler bazı isimleri yanlış nakletmiştir.Sonuçta ehl-i sünnetin hadis kitaplarına göre kuranı alabileceğimiz 4 kişi vardır

Mutezile:

Mutezilenin kurucusu İbn-i ebil hadid Hz.Muhammed hayattayken kuranı sadece Hz.Ali'nin tamamını ezberlediğini söylüyor.
(Nehcul belaga şerhi )

Şia
Bizim mezhebimize göre şüphesiz ki kuranı en iyi bilen kişi Hz.Ali'dir (as) bu yüzden kuran ondan alınmalıydı.

3 mezhebin Kuranın kimden alınacağı konusundaki görüşleri böyle.Sonuç olarak Muhammed efendimizin vefatından sonra kuranı alabileceğimiz tek tartışılmaz isim HZ.Ali'dir (as). Peki efendimiz ölünce ne oldu ?

Bunda hiç bir fırkanın ihtilafı kendi kitaplarına göre olamazki Kuranı ilk toplayan Hz.Ali dir as .Efendimiz Kuranı hadislere göre 3 gün içinde toplar ve ebubekirin yanına götürür.Ancak ebubekir ve ömer bu kuranı kabul etmezler.Bunun sebebine dair hadislerde mevcuttur.Örneğin

Ebubekirin kuranı açtığında ensarı ve muhaciri kötüleyen ayetlerin çıkması hoşuna gitmez ve Hz.Aliye bizim ona ihtiyacımız yok der.Bu kısım önemli değil asıl mesele Hz.Ali nin as kuranının kabul edilmemesidir.
Ebubekir başta ömer ve zeyd bin sabit olmak üzere bir komite oluşturur ve Kuranı tekrar toplatmaya çalışır.Peki kuranı toplayanlar bunu yapmak için uygun kişilermi ?

Ömerin kim olduğunu her şii bildiği için onun üzerinde durmayacağım.Zeyd bin sabite gelince bu kişi Hz.Fatıma (sa)nın evini yakmaya gelen kişiler arasındadır.Yani bir ehl-i Beyt düşmanı.İlk kuranı toplayanların öncüleri 2 tane ehl-i beyt düşmanı insan Bunu hangi akıllı insan güvenilir kabul eder ?
Ehl-i sünnetin ilk hadisi,mutezilenin görüşü ve şia nın görüşüne göre bu iki kişiden kuran alınması mümkün değil onlar bu işi yapabilecek kimseler değildi.Sonuç olarak kuranı toplarlar ancak:
-İbn-i ebil hadide göre Hz.Ali (as)den başka Hafız yoktu efendimiz ölünce bu durumda sadece deri vb şeylere kuranın tamamının yazılmadığınıda göz önüne alırsak Kuran gerçekten tam mı toplandı ?
-İki şahit getiren herkez elindeki ayeti kurana ekleyebiliyordu din düşmanları yalan şeyler ekletmiş olamaz mı ?
-Tevbe suresinin son 2 ayeti tek şahitle eklenmiştir ilk koyulan kurala göre bu ayetlerin eklenmesi doğrumu ?
-Toplanan kuran HZ.Ali as nin kuranıyla aynı mı gerçekten ?
-Yada Aynıysa neden ayrıca toplama gereği duydular.Hz.Ali as nin elindeki kuran ı alabilirlerdi.
Ve daha birçok sorun.Dönemin şartlarını da düşündüğümüzde ( imamet meselesi gibi ) Kuranın doğru bir şekilde zeyd bin sabit ve ömer tarafından toplandığını söyleyemeyiz.Aslında Hz.Alinin as mushafının kabul edilmemesi bile bir şii için yeterli bir kanıttır.
Kuranın toplanması böyle.Bu işlemler yapıldıktan sonra eldeki deriler vb Ayet yazılan nesnelerde yok ediliyor nedenini akıllı bir insan tahmin edebilir.( Şunuda belirtmekte fayda var deri üzerine yazılmış yazılar kağıt üzerine yazılanlardan daha kalıcıdır yani yazılanların bugüne gelememesi gibi bir sorun olamaz)
Hadislere göre ebubekir hayattayken yada ömer zamanında bitmiştir toplama işlemi.Ancak halife osman döneminde ortaya başka bir sorun çıkıyor.Ayetler farklı kimseler tarafından farklı okunuyor ve aynı ayetlerde tutarsızlık çıkıyor.Osman hemen toplatıyor kuranı ve yeniden düzenleyip çoğaltıyor ve farklı bölgelere dağıtıyor.Ebubekirin toplattığı mushafta yok ediliyor nedense.Eğer aynı olsaydı öncekini yok etmezlerdi heralde.Yok ettiler çünkü osman yine değişiklikler yaptı kuranda.Bunun en büyük kanıtı eldeki kuranın osman zamanında kaldığı söylenir bi kaç farklı görüş dışında.Hadis kitaplarında kuranın 7 lehçe üzerine indiği yazılıdır.Ama eldeki mushaf sadece kureyş lehçesiyle yazılmış ! Yani noktalama işaretleri 3. halife zamanında varsa onun zamanında yada ondan sonra ki zamanda noktalama işaretleri kullanılıyorsa
(kuranın yedi lehçe üzerine yazılması mümkün değildir).Ama bu işaretler Hz.Muhammed zamanında kesinlikle yoktu.Peki bu neyi değiştirir.Bu işaretlerle 2 harfi yanyana getirdiğimizde 20 farklı ifade ortaya çıkarmak mümkün yani noktalama işaretlerini kullanarak kitabı baştan aşşağı değiştirebiliriz.Bu işaretleri kimin yaptığına gelince ya osman zamanında yapıldı ki yapan da bunun bi adamıdır yada haccac-ı zalim daha sonraki bir dönemde yapmıştır.' seçenekte birşeyi değiştirmez çünkü ikiside ehl-i beyt düşmanı kafir insanlardır.Hz.Ali as ye olan düşmanlıklarını biliyoruz efendimizle ilgili ayetleri değiştirmeleri kadar normal bir durum olamaz heralde.

Kuranın toplanış olayı kısaca böyle.Buraya kadar ki bölümden bile kuranın tahrifini kabul etmemek elde değil.Peki Hadisler ne diyor

İlk önce ehl-i sünnetin kitabından örnek vereceğim daha sonra daha fazlasını şia nın kitaplarından.

-Hafsanın elindeki mushafı yakan mervan şöyle diyor :
"Bunu yaptım, çünkü, Onda yazılı olanlar, resmi (imam) Mushaf'a yazılıp geçirilmiş ve korunmuştur. Korktum ki aradan uzun zaman geçtiğinde kuşkucu kimseler bu (resmi) Mushaf hakkında kuşkuya düşerler."
(İbn Ebi Davud, Kitabu'l-Mesahif, s.24.)

Not : Aynen geçirildiğini söylüyor ancak bu doğru olsaydı insanların şüpheye düşme gibi bi durumu olmazdı

-İbn Ömer diyor ki:
"Hiçbiriniz, Kuran'ın tümünü aldım (elimde bulunduruyorum)demesin. Bilemez ki, Kuran'ın çoğu yok olup gitmiştir. 'Ne kadar ortada varsa o kadarını elimde tutuyorum' desin yalnızca."
(Suyuti, el İtkan, 2/32.)

-Ayrıca buharinin de naklettiği Farklı mushafların olması ve bunlar arasında farklılıkların olması

Ehl-i sünnetin kitapları bizce sahih olmadığı için sadece bu 3 örnek yeter.Bunun dışında rivayetler ve tahrifle ilgili yazılmış kitaplar mevcuttur

(e-Furkan gibi )
__________________
Ya Haydarı Kerrar Gayrı Ferrar Muhalife Kahhar Şiasına Gaffar...
  #2  
Alt 03-18-2009, 06:24
KERRAR KERRAR isimli Üye şuanda  online konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 114
KERRAR is on a distinguished road
Standart

Şia nın tahrifle ilgili hadisleri :

Muhammed bin yakup el-Kuleyni ; Usulu kafide '' Kuranın tamamını ancak imamlar cem etmiştir '' başlığı altında şöyle rivayet eder

- Cabir şöyle dedi: Ebu caferi şöyle derken duydum :! Herhangi bir kimse Kuranın Allahın indirdiği gibi tamamen cem edildiğini iddia ederse yalan söylemiştir.Onu Allahın indirdiği haliyle cem ve hıfz eden sadece Ali ibn-i ebu talip ve ondan sonraki imamlardır.
( Usulu kafi (1/284) )

-Cabir ebu cafer (a.s) ın şöyle dediğini rivayet ediyor : Hiç kimse vasilerden başkasının Kuranı zahiriyle ve batınıyla cem ettiğini iddia edemez.
( usulu kafi (1/285) )

-Hişam bin salim ebu abdullah (a.s) dan şöyle rivayet ediyor : Şüphesiz cebrailin Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme getirdiği kuran 17 bin ayetti.
(usulu kafi (2/634)

Not: Bu hadis için el-Meclisi Miratul ukul kitabında: Hadis güvenilirdir.Haberin sahih oluşu inkar edilemez.Bu ayet kuranın eksilmesi ve değişmesine dair sahih hadislerden biridir diyor

-El-ihticac kitabında et-Tabersi şöyle zikreder:
Ömer , zeyd bin sabite dediki : ' Ali bize kuranı getirdi fakat onda ensarı ve muhaciri kötüleyen ayetler vardı.Biz kuranı toplarken bunları çıkarmayı düşünüyoruz'.Zeyd : O zaman ya Ali elindeki kuranla ortaya çıkarsa.Ömer çaresi nedir diye sorar.Zeyd 'siz daha iyi bilirsiniz 'Ömer : onu öldürmekten başka çare yok der.Bu görevi halid bin velide verdi ama o bunu yapamadı.Ömer halife olunca Aliyi çağırır ve elindeki kuranı getirmesini iste.Ali ise şöyle der : malesef bu mümkün değil.Ben onu kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu veya onu bize getirmedin dememeniz için getirdim.Benim elimdeki kurana ancak temiz olan kimseler ve soyumdan olan vasilerim dokunabilecekler.Ömer . onun açığa çıkması için bir vakit varmı ?.Ali : evet soyumdan olan el- Kaim gelince size onu açıklar ve doğru yola iletir.dedi

-Kummi tefsiri :
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Muhakkakki Allah adem'i,nuh'u ibrahim ve imran ailelerini alemler içinde süzüp seçti. Alim (a.s) şöyle buyurmaktadır: Bu ayet ibrahim,imran ve muhammed ailelerini diye indi.Onlar' muhammed ailesi' kısmını çıkardılar
(tefsirul kummi 1/100 ve benzeri ayyaşi tefsirindede mevcuttur 1/168 ve 169 da )

-el-Keşani tefsirinde kendisi :
Ehl-i beyt yoluyla gelen rivayetlerde anlaşılan, elimizde bulunan kuranın Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme indirdiği gibi tam olmadığıdır.Bilakis onda Allahın indirdiğine aykırı ve tahrif ve tağyir olmuş şeyler vardır.Yine ondan pek çok şey çıkarılmıştır.Örneğin: Birçok yerden Ali (a.a) nin ismi,sayılamayacak kadar yerden muhammed ailesi lafzı,bazı yerlerde münafıkların isimleri ve buna benzer şeyler...Yine bugün Kuran Allah ve resulünün razı olacağı şekilde tertip edilmemiştir.
(Tefsirus safi 6. mukaddime )

-Ayrıca tabersinin kitabında ve başka kitaplardada geçen velayet suresi.Konunun uzamaması için buraya yazmayacağım sureyi.

Elbetteki kuranın tahrifine dair hadisler bunlarlada sınırlı değildir.

Büyük şia alimlerinden tabersi faslul hitab 'ında İmamlardan Kuranın tahrifine dair birçok hadisi bir araya getirmiştir.
Görüldüğü gibi şeyh kuleyni gibi en iyi hadisçimizizin kitabında en iyi tefsir kitaplarımız olan ayyaşi ve kummi nin kitaplarında ve daha birçok yerde kuranın tahrifini ispatlayan bir çok delil vardır.
__________________
Ya Haydarı Kerrar Gayrı Ferrar Muhalife Kahhar Şiasına Gaffar...
  #3  
Alt 03-18-2009, 06:28
KERRAR KERRAR isimli Üye şuanda  online konumundadır
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 114
KERRAR is on a distinguished road
Standart

Peki kuranın tahrif olmadığına bir kanıt varmıdır ?

Öncelikle tevratın ve incilin tahrif olması bir kitabın Allahtan gelmiş olmasının illahi korunacağı iddiasını çürütür.Kuran tahrif olmamış diyenlerin tek delili Kurandaki : Şüphesizki onu biz indirdik ve koruyucusu biziz ayetidir(2 ayet daha vardır ).Ancak Kitabın korunacağı İncilde de yazıyor demekki bu bir kanıt değil bunu tahrif eden kişide ekleyebilir (biz gönderdik biz koruruz diye).Ki zaten üzerinden tartışma yaptığımız birşeyden delil getirmesi akla ve mantığa aykırıdır.

Sonuç olarak Kuranın tahrif olmadığını kanıtlayabilecek hiçbir şey yok.Dersek ki Böyle birşey olabilirmi yada dini nerden öğreneceğiz.

böyle birşey mümkündür örnek Hz.İsa nın göğe çıkmasından Hz.Muhammedin peygamberliği arasında yaşayan insanlardır.Onlarında yanında doğru bir kitap yoktu.Demekki bu mümkün olağan birşeydir.

Dini öğrenmeye gelince Şüphesizki Allah adaletlidir.Bu yüzden elimizde olmayan şeylerden bizi sorumlu tutmayacaktır.Bunun dışında Allahın varlığı akli bir konudur.Buna akılla inanılır ve kişi doğru yolda olmayı dilerse Allah onu doğru yoluna iletir nasılı ise bizi ilgilendirmez.Eldeki kitap tahrif olduğu için ondan sorumlu tutulmayacağızdır.Ahlaklı olmamız gerektiği yada kulluk etmemiz gerektiğini bilmemiz içinse bir kitaba ihtiyacımız yok.

Öncelikle incilin ve tevratın tahrif edilmesinden dolayı böyle bir şeyin olmasının mümkün olduğunu bilmemiz ve elimizdeki kanıtlara göre karar vermemiz gerekir.

Şia alimlerinin görüşüne gelince

Belli bir tarihten sonraki alimlerin tahrife inanmadığı doğrudur.Ancak onlardan öncekilerde inanıyorlardı( yukarda hadislerde örnekleride var ).Sonra gelenlerin öncekilerden fazla bildiği ne varki? Hala öncekilerin tefsir kitaplarını okumuyorlarmı şii ler.Bu durumda güvenilir olan önceki alimlerdir.Sonrada gelenler sosyal ve bazı siyasal amaçlar için kuranın aynı olduğunu söylemişlerdir.Hiç bir delil göstermeden.

Kuranın kendisinde Tahrife deliller varmıdır ?

Kurandada elbetteki kanıtlar vardır.
-Kurandaki bazı olayların bölük pörçük anlatılması birden başka bir konuya geçilmesi ardı ardına gelen ayetlerin birbirinden farklı konularda olması , Kuran ayetlerinin sıralamasının doğru olmadığını gösterir nitekim her ayetin iniş zamanı bilinmiyor.Eğer bu bilinmiyorsa eldeki dizilişin doğru olduğunu nasıl bileceğiz.

-Kurandaki bilime aykırı ifadeler.(Turan dursun bi ateisttir ama onun kitablarında bu konu daha ayrıntılı işleniyor ve ben biyoloji ve diğer bilim dallarında yüksek bir bilgiye sahip olmadığım için buna sadece kaynak vermekle yetineceğim )

-Kuranın tek lehçe , Kurayş lehçesiyle yazılmış olması.(oysa 7 lehçe üzerine inmiştir.)

-Ayetlerdeki çelişkiler.Tabi buna nesh edilme olayını delil gösterecekler ama bir ayet nesh edildiyse neden kuranda tutulsun ki ?

-Dini birçok konunun olmaması(örneğin namazın kılınışı gibi)

Bunlarda Kuranın içindeki delillerden bir kaçı.

Akla gelince zaten eldeki kuranın münafık kimseler tarafından toplanması en büyük akli delildir.


Elimden geldiğince kısa tuttum bu yazıyı çünkü şia Alimlerinin zaten kitapları vardır bu konuda.
Hz.Alinin as dediği gibi : Değişmeyen tek şey vardır oda herşeyin değişeceğidir.
Burda müslümanlık satmanın bir anlamı yok hepimiz doğruyu arıyorsak bağnazlıktan mutaasıplıktan kurtulmalıyız.Ben burda çok azı bulunan delilerden dolayı Kuranın günümüze olduğu gibi gelmediğine inanıyorum.

Hamdu sena Allaha salat ve selam Muhammed efendimiz ve onun ehl-i beytine olsun.
__________________
Ya Haydarı Kerrar Gayrı Ferrar Muhalife Kahhar Şiasına Gaffar...
  #4  
Alt 03-25-2009, 09:30
TABATABAİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
TABATABAİ TABATABAİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 34
TABATABAİ is on a distinguished road
Standart

KUR'AN'IN TAHRİF MESELESİ
Kur'an'ın tahrif oluşu görüşü ister Şia ve ister Ehl-i Sünnet hiç bir müslümanın kabul edemeyeceği bir görüştür. Çünkü izzet ve azarnet sahibi olan Allah-u Tealanın kendisi Kur'an'ı koruduğunu belirtmiştir.
Prof. Muhammed Ticaninin kitabını hep beraber okuyup değerlendirelim


  #5  
Alt 05-31-2009, 12:28
TABATABAİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
TABATABAİ TABATABAİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 34
TABATABAİ is on a distinguished road
Standart

Kur'an'ın Tahrifi İftirası

TAHRİFİN ANLAMI

Râgıb-ı Isfahânî, “Müfredât” kitabında şöyle diyor:

“Bir kelimeyi tahrif etmek, o kelimeyi iki farklı anlam ve mânâ verebilecek şekilde söylemektir.”

Yukarıdaki ifade, kelime yapısı üzerinde gerçekleşen tahriften ziyade mânâsındaki tahrife değinmektedir.

Allah (c.c.), Kur’an-ı Kerîm’de mânevî tahrife (anlam tarifine) değinerek şöyle buyurmaktadır:

“Yahudilerin bir bölümü, kelimeleri (Allah’ın sözlerini) asıl mânâlarından saptırırlar.”[1]

Bu ayet, Yahudilerin, kelimelerin zahirini korumalarına rağmen, onları asıl mânâlarından uzaklaştırıp başka mânâlara yorumladıklarını bildiriyor.

“Tahrif” kelimesi, mânâdaki tahrif anlamına gelmesine rağmen, kelime yapısındaki tahrif mânâsında da kullanılmıştır. Bu açıklamaya göre; tahrif, mânevî ve lafzî olmak üzere iki kısma ayrılır:


1. MÂNEVÎ TAHRİF:

Kur’an-ı Kerim üzerinde mânevî tahrif teşebbüsleri maalesef olmuştur. Bu tür tahriflerin en yaygın olan şekli, ayetleri asıl mânâsından çıkarıp başka bir anlama yapılan yorumlarlardır. Bu gibi yorumlar, genelde birtakım mezhebî görüşleri desteklemek amacıyla yapılmıştır.

İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam, bu gibi tahrifler hakında şöyle buyurmaktadır:

“Onlar, Kur’an’ın harflerini korudular, ama mânâsını tahrif ettiler; lafzını başkalarına aktardılar, ama mânâsına dikkat ve riayet etmediler.”

2. LAFZÎ TAHRİF:

Bu tür bir tahrifin olduğu, sadece bazı zayıf rivayetlerde yer almıştır. Bu rivayetler, genelde Ehl-i Sünnet yoluyla, bazen de Şia yoluyla nakledilmiştir.

Bu rivayetler, parmakla sayılacak kadar azdır ve bazı Şii veya Sünni muhaddislerinin dışında herkes tarafından reddedilmektedir.


KUR’AN’IN TAHRİF EDİLMEDİĞİNE DAİR KUR’AN’DAN DELİLLER
Bazı müfessirler, Kur’an’ın tahrif edilmediğini ayetlerle ispatlamışlardır:

Şimdi bu konuyla ilgili bazı ayetleri nakledelim:
  #6  
Alt 05-31-2009, 12:33
TABATABAİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
TABATABAİ TABATABAİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 34
TABATABAİ is on a distinguished road
Standart

BİRİNCİ DELİL

Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik ve doğrusu onun koruyucusu da biziz.”[2]

Allâme Tabatabaî (r.a), bu ayet hakkında şöyle diyor:
Kur’an hayat dolu ebedî bir zikirdir. Yok olmak, eksilmek ve fazlalaştırılmaktan korunmuştur. Kur’an’ın muhtevasında herhangi bir değişikliğin meydana gelmesi sonucu, hakikatleri ve ilahî maarifi açıklayıcı olma özelliğini kaybetmesi ve böylece Allah’ın zikri olmaktan çıkması mümkün değildir. Bu ayet, Kur’an-ı Kerim’in zikir olduğunu ve nazil olduktan sonra çeşitli tahriflerden sonsuza dek korunacağını bildiriyor.”[3]

Zemahşerî, mezkur ayet hakkında şöyle diyor:
Geçmiş kitapların aksine, Kur’an’ı tahrif olmaktan koruyan Allah’ın kendisidir. Yüce Allah’ın, Kur’an’ı tüm değişim ve tahriflerden mahfuz kılması ve buna özel bir önem vermesi, Kur’an’ın bir mucize olduğunu gösterir. Aksi takdirde, Allah kelâmı olmayan sözlerde eksilme ve fazlalık olduğu gibi, Kur’an’da da eksilme ve fazlalıklar meydana gelirdi.”[4]

Ayetullah Hoî (r.a) ise, bu konuda şöyle diyor:
Bu ayet, Kur’an’ın tüm tahriflerden korunduğunu ve hainlerin pis elleriyle Kur’an’da herhangi bir değişikliği ve tahrifi meydana getiremediklerini ve hiçbir fitnecinin oyuncağı olamayacağını vurguluyor.”[5]

Fahr-i Râzî, bu ayeti açıklarken şöyle diyor:
Yani, biz Kur’an’ı her çeşit eksilme ve fazlalaşma tahrifinden koruyacağız.”[6]

Feyz-i Kaşanî (r.a) şöyle diyor:
Yani, biz Kur’an’ı her çeşit eksilme, fazlalaşma ve değiştirilme tahrifinden koruyacağız.”[7]

Ebu Ali Tabersî (r.a) şöyle diyor:
Yani, biz Kur’an’ı her çeşit eksilme ve fazlalaşma tahrifinden koruyacağız. Bu ayet hakkında Hasan’dan şöyle nakledilmiştir: Allah (c.c.) Kur’an’ı nazil ettiği şekilde koruyacağını üstlenmiş, İslam ümmetini bu Kur’an’ı nesilden nesile aynen aktarmakla görevlendirmiştir; Peygamber’in davetini kabul edenlerin hepsine hücceti tamamlamaları için bu durumun kıyamete dek devam etmesini emretmiştir.”[8]
  #7  
Alt 05-31-2009, 12:38
TABATABAİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
TABATABAİ TABATABAİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 34
TABATABAİ is on a distinguished road
Standart

BU DELİL HAKKINDAKİ SORULAR VE CEVAPLAR:
BİRİNCİ SORU: Bu ayet, Kur’an’ın her zaman, her yerde ve herkesin yanında tüm tahriflerden mahfuz kaldığına delalet etmez. Kur’an’ın yalnız bir kısım insanların yanında mahfuz olarak kalması, ayetin geçerliliği için yeterlidir, herkesin yanında mahfuz olması gerekmez. Ayet, böyle bir mânâyı ifade etmiyor.

CEVAP: Bu ayetin bu mânâya geldiğini düşünmek doğru değildir. Zira yüce Allah, Kur’an’ı evrensel ve tüm insanları doğru yola hidayet etmek gayesiyle nazil etmiştir. Dolayısıyla, Kur’an’ın yalnız bazı şahısların yanında tahriflerden mahfuz kalması, bu gaye için yeterli değildir. Eğer Kur’an’ı halkı hidayete eriştirmek gayesiyle nazil etmeseydi, onu “Levh-i Mahfuz”da[9] koruması yerterli olurdu. Ama Kur’an’ı hidayet amacıyla indirdiği için onu her zaman, her yerde ve herkesin yanında tüm tahriflerden koruması gerekir.

Ayetullah Hoî (r.a) bu şüphenin cevabında şöyle diyor:
Bu ayetteki “zikir”den maksat, Peygamber’e (s.a.a) nazil olan Kur’an-ı Kerim’dir ve “onu korumak”, onu başkalarının oyuncağı olmaktan ve zayi olmaktan korumak ve bütün insanların o ilahî mesaja ulaşabilmesini mümkün kılmak demektir. Nitekim, halk dilinde; “Filan kasidenin her hakkı mahfuzdur.” denildiği zaman, o kasidenin korunmasına rağmen, herkesin elinin ona ulaşabileceği kastedilir.”[10]

İKİNCİ SORU: Bazı Müslüman ve Müslüman olmayan ülkelerde basılan Kur’an’larda bazı ayet ve kelimeler yanlışlıkla eksik veya yerleri değişik düşecek şekilde basılmaktadır. Acaba bu, bir nevi tahrif değil midir? Ve eğer mezkur ayet, Kur’an’ın tüm tahriflerden korunmuş olduğunu ifade ediyorsa, bu soruyu nasıl cevaplandırıyorsunuz?

CEVAP: Bazen matbaa hatası olarak Kur’an’larda meydana gelen eksiklikler veya değişikliklerin, Kur’an’ın Allah tarafından mahfuz kalmasıyla hiçbir çelişkisi yoktur. Zira böyle yanlışlıklar, Kur’an’ın yeniden doğru ve hatasız basılmasıyla ortadan kaldırılır, böylece bu yanlışlıklar düzeltilir ve Allah’ın ayeti ile Allah’ın ayeti olmayan bir şey birbirine hangisinin ayet olduğu anlaşılmayacak bir şekilde karışmaz.

ÜÇÜNCÜ SORU: Kur’an’ın tahrif olmadığına dair Kur’an’dan delil getirmek doğru değildir. Zira, delil olarak getirdiğiniz ayetin kendisi de tahrif olmuş olabilir. Öyleyse mezkur ayette de tahrif olmaz ihtimali olduğuna göre, bunu delil olarak getirmek doğru değildir.

CEVAP: Bütün İslam alimleri, bu ayetin tahrif olmadığına dair ittifak etmişlerdir. Hiç kimse de bu ayetin tahrif edildiğini iddia etmemiştr. Kaldı ki, tahrif yapmak isteyen şahsın da, ilk önce bu ayeti tahrif etmesi gerekirdi. Çünkü bu ayet, tahrif konusunda kilit bir ayettir ve bu ayeti bu halinden çıkarmadığı müddetçe, yapacağı her türlü tahrif bu ayetle reddedileceği için, faydasız olacaktır. Öyleyse, tahrif yapmak isteyen birinin, böyle bir ifadeyi Kur’an’a sokmuş olması düşünülemez. Çünkü böyle bir ifadeyi Kur’an’a eklemekle, kendi tahrifinin önünü almış olur ve daha sonra tahrifte bulunmak isteyenin önüne engel koymuş olur. Her halde Kur’an’ı tahrif etmek isteyen, Kur’an’ın tahrif edilmesinin önüne, böyle bir ifade artırarak, set çekmek istemez
  #8  
Alt 05-31-2009, 12:39
TABATABAİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
TABATABAİ TABATABAİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 34
TABATABAİ is on a distinguished road
Standart

İKİNCİ DELİL : O aziz bir kitaptır; bâtıl ona önünden de, ardından da gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen (Allah) tarafından indirilmiştir.”[11]
Bu ayet, Kur’an’ın tahrif edilmediğine dair delil getirilen ayetlerden biridir. Kur’an’a bâtıl sözün ulaşması ve hiçbir değişikliğin meydana gelmesi, bu ilahî deliller ışığında mümkün değildir. Buna göre tarif, bâtıl sözün en açık numunelerinden olduğuna göre, hiçbir zaman Kur’an’ın sınırlarından içeriye giremez. Bu konuda Allâme Tabatabaî (r.a) şöyle diyor:
Bâtıl demek, Kur’an’ın hakikatlerinin tümünün veya bir bölümünün hak olmayan şeylere dönüşmesidir. Veya şeriatın hükümleri ve ahlakî değerlerinin bazılarının uygulanamayacak derecede iptalidir. Bu ayet ise, Kur’an’da böyle şeylerin oluşmasını kesin bir dille reddediyor.”[12]
  #9  
Alt 05-31-2009, 12:43
TABATABAİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
TABATABAİ TABATABAİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 34
TABATABAİ is on a distinguished road
Standart

KUR’AN’IN TAHRİF EDİLMEDİĞİNE DAİR HADİSLERDEN DELİLLER:

BİRİNCİ DELİL
Şii ve Sünni alimler yoluyla Hz. Peygamber ve Mâsum İmamlardan nakledilen mânâ yönünden mütevatir olan çok sayıda hadislerde şu mânâ ifade edilmiştir: “Müslümanların Hz. Peygamber’den ve İmamlardan ulaşan hadisleri Kur’an’a sunmaları gerekir. Kur’an’a uygun olan hadisleri kabul edip, uymayanları reddetmeleri gerekir.”

Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.a)’den şu hadis nakledilmiştir:
“Benden sonra sizlere birçok hadis nakledeceklerdir. Sizler, benden size ulaşan hadisleri Kur’an’a sunun; ona uyanı kabul edin, uymayanı reddedin.”

Yine şöyle buyurmuştur:
Her hakkın bir hakikati ve her doğrunun da bir nuru vardır. Sizler, Kur’an’a uyanını kabul, uymayanını ise reddedin.”

İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
Kur’an’a muhlif olan her hadis bâtıldır.”

Bütün hadislerin doğru ve yanliş olmasındaki ölçü Kur’an oldu?una göre, Kur’an’ın kendisinin tüm tahriflerden korunmuş olması gerekir.

Bu hadislerle iki şekilde istidlâl edilmiştir:
1- Kur’an, sağlamliğı ve delil olarak başvurulmada ana kaynak olma açısından, hadislerden öncelik taşır. Bu yüzden, tüm hadislerin doğru olup olmadığını anlama açısından Kur’an ölçü olmuştur. Eğer Kur’an tüm tahriflerden mahfuz olmasaydı, hadisleri ona sunmak mantıksız ve anlamsız olurdu.[13]

2- Bazı ayetler, Kur’an’ın tahrif olmadığını açıkça bildirdiği halde, Kur’an’ın tahrif olduğuna dâir bazı hadisler vardır. Ancak bu hadisler, Kur’an’ın tahrif olmadığını bildiren ayetlere muhalif olduğu için, Kur’an’a uymayan hadislerin kenara atılması ve saf dışı bırakılması yönünde Hz. Peygamber (s.a.a) ve Mâsum İmamlar (a.s)’dan nakledilen mütevtir hadisler gereğince, onlara itina edilmemelidir.


Bu konunda Feyz-i Kaşanî (r.a) şöyle diyor:
Hz. Peygamber (s.a.a) ve İmamlar (a.s), kendilerinden mütevatir olarak nakledilen rivayetlerde, kendilerine isnat edilen hadislerin onlara ait olup olmadığını anlamamız için, o hadislerin Kur’an’a sunulmasını emretmişlerdir, “Kur’an’a uyanı kabul, uymayanı reddedin.” diye buyurmuşlardır. Buna göre, elimizde mevcut olan Kur’an’ın tahrif edildiğini kabul edersek, hadisleri ona sunmanın ne gibi bir yararı olabilir ki? Bu yüzden, Kur’an’ın tahrif edildiği yönündeki hadisleri, Kur’an’a aykırı ve muhalif olduğu için, ret veya tevil etmemiz gerekir.”[14]

Kur’an’ın mânâları ve hükümlerine zarar vermeyecek derecedeki eksilme ve tahrifin olabileceği şüphesine karşı vereceğimiz cevap ise şudur: Hadislerin Kur’an’a sunulması hakkındaki hadislerin anlamıyla ilgili olarak yaptığımız açıklamaya dikkat edilirse, bu şüphenin de cevabı anlaşılmış olur. Kaldı ki, böyle bir tahrifin münafıklara ve dalâlet ehline hiçbir yararı olmayacağından, kimse böyle bir işe yeltenmez. Ayrıca, Müslümanların, özellikle de alimlerin, Kur’an’dan bir noktanın dahi azalmaması ve ona bir noktanın dahi artırılmaması yönündeki büyük çabaları ve titizlikleri dikkate alınırsa, bu derecedeki tahrifin de mümkün olmadığını herkes teslim eder.
  #10  
Alt 05-31-2009, 12:47
TABATABAİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
TABATABAİ TABATABAİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 34
TABATABAİ is on a distinguished road
Standart

İKİNCİ DELİL
Kur’an’ın tahrif olmadığını bildiren hadislerden biri de Müslümanlar arasında tevatürler nakledilen “SAKALEYN” hadisidir. Resulullah (s.av) şöyle buyurmuştur:
Ben aranızda iki değerli emanet bırakıyorum; Biri hidayet ve nur ile dolu olan Allah’ın kitabıdır. sizler ona sarılın ve amel ediniz. (Burada Kur’an hakkında birçok tavsiyelerde bulunmuştur.) Diğeri ise Ehl-i Beytimdir. Sizi Allah’a yemin veriyorum Ehl-i Beytimin haklarını koruyunuz (Bu cümleyi üç kez tekrarladı.)[15]

Kur’an’a sarılmanın anlamı, Kur’an’dan nur ve hidâyet almaktır. Hz. Emir’ül-Müminin Ali (a.s) bu konuda şöyle buyurmaktadır:
Sana Allah’ın kitabını amel etmeni tavsiye ediyorum. Zira O, sağlam bir ip, yanan (nurlu) bir meşâle, kesin şifa veren, suyu tatlı bir kaynak, ona sarılanları tüm kötülük ve tehlikelerden koruyan ve kurtaran, düzeltilmesi gerekmeyen, kendisinde yanlış olmayan, onu çok dinlemek ve ona çok başvurmakla eksilmeyen bir kitaptır.

Bu öyle bir kitaptır ki ona uygun olarak konuşan doğru söyleyen ve onunla amel eden kimse herkesin öncüsüdür[16] ve yine şöyle buyurmaktadır:
“Bu Kur’an aldatmadan nasihat eden, sapıklığa düşürmeden hidayet eden ve doğruyu söyleyen bir kitaptır. Onunla oturan şahıs hidayete yaklaşır, sapıklığa düşmekten uzaklaşır. Kur’an’la olan kimse hiçbir şeye ihtiyaç duymaz. Ama ondan uzaklaşan kimse, her şeye bir o kadar muhtaç olur, kendi dertlerinizi Kur’an’la tedavi edip zorluklarda ondan yardım dileyiniz. Zira Kur’an, küfür nifak ve sapıklık gibi büyük hastalıklara şifa verendir.”[17]

Ve yine şöyle buyuruyor:
Kur’an’ın zahiri güzel, bâtını ise derindir. Hayret edilecek mucizeleri tükenmez ve yeniliği asla sona ermez. Karanlıklar yalnız onunla aydınlığa kavuşur.[18]

Diğer bir hadiste şöyle buyuruyor.
“Kur’an’da geçmişlerin haberi, geleceklerin mukadderatı ve sizin aranızda uygulayacağınız hükümler mevcuttur.”[19]

Hz. Resulullah (s.a.a) de şöyle buyuruyor:
“Siz Kur’an’a sarıldıkça (bağlı oldukça), sapıklığa düşmeyeceksiniz.”[20]

Bütün bu hadislerden, açıkça Kur’an’ın tahrif olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü tahrif olunmuş ve yanlışla dolu olan bir kitabın başkasını doğruya iletebilmesi anlamsızdır.
  #11  
Alt 05-31-2009, 12:48
TABATABAİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
TABATABAİ TABATABAİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 34
TABATABAİ is on a distinguished road
Standart

[1] - Nisa Suresi, 46. ayet.

[2] - Hicr Suresi, 19. ayet.

[3] - Bkz. el-Mizan Tefsiri, mezkur ayetin açıklaması.

[4] - el-Keşşâf Tefsiri, c. 3, s. 572.

[5] - el-Beyân Tefsiri, s. 226.

[6] - el-Kebir Tefsiri, c. 19, s. 160 ve 161.

[7] - Tefsir-i Sâfî, c. 1, s. 898, İslamiye Yayınevi baskısı.

[8] - Mecma’ul-Beyân, c. 1, s. 898. Katâde, bu ayet hakkında şöyle der: “Şeytan hiçbir bâtıl sözü Kur’an’a ekleyemez ve hiçbir hak sözü ondan eksiltemez.”

[9] - Allah’ın ezelî ilminin, kâinatta olmuş ve olacak şeylerin yazılı olduğu levha.

[10] - el-Beyân Tefsiri, s. 227 ve 228.

[11] - Fussilet Suresi, 41 ve 42. ayetler.

[12] - el-Mizan Tefsiri, c. 17, s. 398.

[13] - Her üç hadisin kaynağı için bkz: es-Sahih-u Min Siret’in-Nebî, c. 1, s. 30, Usûl’ül-Hanefiyye, s. 43’den naklen; Vesâil’üş-Şiâ, c. 18, s. 78-79, el-Kâfî, el-Mehâsin, el-Emâlî ve Abdurrazzak’ın Musannef’inden naklen; Tehzib-u Tarih-i Dimaşk, c. 15, s. 134; el-Burhan Tefsiri, c. 1, s. 28 ve et-Tibyan Tefsiri, c. 2, s. 28.

[14] - Tefsir-i Sâfi c. 1, s. 51.

[15] - Sünen-i Dâremî, c. 2, s. 431-432. Bu hadisin kaynağı fazla olduğundan burada zikredemiyoruz. Bkz: el-Gadir, Sekaleyn Hadisi bölümü.

[16] - Rebî’ul-Ebrar, c. 2, s. 80.

[17] - Ravzat’ul-Ahbâr, c. 1, s. 7.

[18] - Rabî’ul-Ebrar, c. 2, s. 80.

[19] - Ravzat’ul-Ahbâr, c. 1, s. 7.

[20] - Musannef-u İbn-i Ebî Şeybe, c. 10, s. 505. Aynı kitabın hamişinde, Süneni İbn-i Mace, s. 228’den de nakledilmiştir
  #12  
Alt 05-31-2009, 12:55
Medinenin Gülü Medinenin Gülü isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 1
Medinenin Gülü is an unknown quantity at this point
Standart

Allah razı olsun TABATABAİ kardeş bu konuda hemfikiriz
  #13  
Alt 06-17-2009, 07:33
TABATABAİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
TABATABAİ TABATABAİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 34
TABATABAİ is on a distinguished road
Standart

Değerli okuyucular için büyük bir kaç Şia aliminin Kuran'ın tahrif edilmediğine dair olan sözlerini paylaşacağım.

1- Şeyh MUHAMMED bin El-Hasan El-Hür El-Âmili (Ö1104 H.)
Der ki: “haberleri takip eden, tarih ve eserleri inceleyen, Kuran-ı Kerimin en yüksek tevatür derecesine ulaştığını, binlerce sahabenin Kuran’ı ezberleyip tilavet ettiğini ve Kuran’ın Peygamber (s.a.a.) zamanında bir araya getirilip düzenlendiğini kesin olarak bilir.”( Şerefüddin’in El-Fusûl El-Mühimme adlı kitabında risale, Arapça tercümesi ile birlikte Farsça olarak gelmiştir:168.)

2- Allâme MUHAMMED Bâkır El-Meclisi (Ö. 1111 H.)
Der ki “İmamlarımızdan (a.s.) sahih olarak ulaşan habere göre, iki kapak arasında olan Kuran’ı okumamızı ve ne fazlalık ne eksiklik ile onun dışına çıkmamamızı emretmişlerdir. Mushaflarda sabit olandan daha fazla harfler olduğunu söyleyen haberleri okumamızı da yasaklamışlardır. Çünkü bu haberler tevatür ile değil, tek kişiler aracılığı ile gelmiştir. Tek kişi de naklettiği haberde yanılmış olabilir.” (Bihârü’l-Envâr: 92/74)

3- Bahrü’l-Ulûm lakaplı Seyit MUHAMMED Tabatabai (Ö. 1212 H.)
Yazdıklarında der ki: “Kitabımız; Kuran-ı Kerim, Furkan-ı Azim, ışık, nur ve asırlar boyu baki kalacak olan mucizedir. Batılın ne önünden ne arkasından gelmediği haktır. Hikmet ve hamd sahibi olan ALLAH, derin ilminden indirmiştir. Açık Arapça lisanıyla takva sahiplerine doğruluk ve âlemlere açıklık olarak indirdi.” Sonra şu iki rivayeti zikreder: “Kuran, dört bölümdür.” ve “Kuran, üç bölümdür.” Sonra der ki: “Aralarında miktar farkı olsa da, üç bölüm ve dört bölüm oluşu, Kuran’ın tüm bölümlerini kapsar.”( El-Fevâid fi İlm El Usûl, Mebhas Hücciyyet Zavâhir El-Kitâb (el yazması))
  #14  
Alt 06-17-2009, 07:34
TABATABAİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
TABATABAİ TABATABAİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 34
TABATABAİ is on a distinguished road
Standart

4- Seyit Muhsin El-A’raci El-Kâzimi (Ö. 1228 H.)
Özet olarak der ki: “Ali’nin (a.s.) mushafını kabul etmeyenler, içerdiği tevil ve tefsirden dolayı kabul etmemişlerdir. Tenzil ile birlikte tevili de yazmak, gelenek idi. İmam Ali’nin (a.s.) ikinci halifeye söylediği şu sözler, bunun ispatıdır: ‘Kitabı tamamlanmış, tevil ve tenzili, muhkem ve müteşabih ayetleri, nasih ve mensuh ayetleri kapsamış bir şekilde getirdim.’ Bu sözlerden İmam Ali’nin (a.s.) getirdiği kitabın sadece tenzil edilmiş ayetler olmadığı anlaşılır.( Şerh El-Vâfiye fi İlm El-Usûl (el yazması)

5- Seyit MUHAMMED Tabatabai (Ö. 1242 H.)
Özet olarak der ki “Şüphesiz ki Kuran-ı Kerim’den olan her şey, bütününde ve bölümlerinde mütevatir olması gerekir. Ayetlerin yerleri ve tertibi konusu için de aynı durum söz konusudur. Ehl-i Sünnet araştırmacılarında da durum böyledir. Doğal olarak da öyle bir eserin mutlaka tevatür ile gelmiş olması gerekir. Çünkü doğru dinin ve doğru yolun özünü teşkil eden bu mucizevi eserin bütününü ve ayrıntılarını nakletmekteki gerekçeler, oldukça fazladır. Mütavatir olarak değil de tek kişiler aracılığı ile gelenler ise kesinlikle Kuran’dan değildir.( Mefâtîh El-Usûl, Mebhas Hücciyyet Zavâhir El-Kitâb )
  #15  
Alt 06-17-2009, 07:36
TABATABAİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
TABATABAİ TABATABAİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 34
TABATABAİ is on a distinguished road
Standart

6- Seyit Ebu’l-Kâsım El-Hû’i (Ö. 1413 H.)
Der ki: “Kuran’ın tahrif edilmesiyle ilgili sözler, hurafe hayalden ibarettir. Zayıf akıllılar, bu hadisleri gereği gibi incelemeyenler veya böyle olmasını seven kişiler tarafından kabul edilir; sevgi de insanı sağır ve kör eder. İnsaf, tedbir ve akıl sahipleri ise bu hadislerin batıl ve hurafe olduğundan emindirler.” (El-Beyân fi Tefsir El-Kur’ân, El-Hû’i: 259.)

7- Şeyh Lutfullah Sâfi Gelpaygâni (gölgesi daim olsun)
Der ki: “İki kapak arasındaki Kuran, iki tarafın dininin kitabıdır. Bu kitap, iki tarafın da özünü oluşturur. Bundan sonra, doğruluğu Kuran’a aykırı olmamasıyla ölçülen sünnet gelir. Bu durum tüm Müslümanlar için; usullerde, ayrıntılarda ve anlaşmazlıklarda hüccet teşkil eder, Kuran ve sünnete güvenirler.”
Bütün ümmet -Şii ve Sünni- Kuran’ın tüm muhkem ayetlerine tutunurlar; müteşabih ayetler için de “Bu ayetlere iman ettik, hepsi Rabbimiz tarafındandır.” derler
. (El-Kur’ân Masûn Anit-Tahrîf (Kuran Tahriften Korunmuştur): 5, Kuran-ı Kerim Yayınevi. Daha fazla bilgi için bakınız: Allame Marife’nin “Siyânat El-Kur’ân Mine’t-Tahrif” (Kuran’ın Tahriften Korunması).)
Konu Kapatılmıştır

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 07:33


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.