aliyyenveliyullah -forum anasayfa-  

Go Back   aliyyenveliyullah -forum anasayfa- | HİLAFET | SAHABE VE HADİS FACİASI

Reply
 
Thread Tools Display Modes
  #1  
Old 03-03-2012, 06:51
haydarı kerrar haydarı kerrar is offline
Süper Üye
 
Join Date: Nov 2008
Posts: 261
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Default Eğer Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu

Ömer Şöyle Dedi: Levla Ali’yyun le-heleke Ömer.” Eğer Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu...
Sünni Kaynaklar:
1- Mutaassıp Kadı Fadlullah bin Ruzbehan “İbtal’ul- Batıl”da,
2- İbn-i Hacer Askalani (Ö: 852) “Tehzib’ut- Tehzib”in 337. sayfasında, ...
3- Yine İbn-i Hacer “İsabe”nin c. 2, s. 509’unda,
4- İbn-i Kuteybe ed-Diyneveri (Ö: 276) “Tevil-u Muhtelif’il- Hadis” kitabının 200 ilâ 202. sayfalarında,
5- İbn-i Hacer-i Mekki (Ö: 973) “Savaik’ul- Muhrika”nın 78. sayfasında,
6- Hacı Ahmed Efendi “Hidayet’ul- Murtab”ın 146’dan 152’ye kadar olan sayfalarında.
7- İbn-i Esir-i Cezri (Ö: 630) “Usd’ul- Ğabe”nin c. 4, s. 22’inde,
8- Celalettin Süyuti “Tarih’ul- Hulefa”nın 66. sayfasında,
9- İbn-i Abdulbirr el-Kurtubi (Ö: 463) “İstiab”ın c. 2, s. 274’ünde,
10- Seyyid Mümin Şeblenci “Nur’ul- Ebsar”ın 73. sayfasında,
11- Şehabuddin Ahmed bin Abdulkadir el-Uceylî “Zahiret’ul- Meal” da,
12 - Muhammed bin Ali es-Sabban “İs’af’ur- Rağibin”in 152. sayfasında,
13- Nuruddin bin Sabbağ el-Maliki (Ö: 855) “Fusul’ul- Mühimme”de,
14- Nuruddin Ali bin Abdullah es-Semhudi (Ö: 911) “Cevahir’ul- Akdeyn”de,
15- İbn-i Ebi’l- Hadid el-Mutezili “Nehc’ul- Belağa Şerhi”nın c. 1, s. 6’ında,
16-Allame Kuşçî “Şerh-i Tecrid”in 407. sayfasında,
17-Hatip Harezmi “Menakıb”ın 48 ilâ 60. sayfalarında,
18- Muhammed bin Talha eş-Şafii “Metalib’us- Süul”un 6. fasıl 29. sayfasında,
19- İmam Ahmed bin Hanbel “Fezail” ve “Müsned”de,
20- Sibt bin Cevzi “Tezkire”nin s. 85 ilâ 87’sinde,
21- İmam Salebi “Keşf’ul- Beyan” tefsirinde,
22- Allame İbn-i Kayyim el-Cevzi “Turuk’ul- Hükmiyye”nin s. 41 ilâ 53’ünde (bir çok olayları nakletmesi dahilinde),
23- Muhammed bin Yusuf-u Genci eş-Şafii “Kifayet’ut- Talib”in 57. babında,
24- İbn-i Mace el-Kazvini “Sünen”inde,
25- İbn-i Meğazili eş-Şafii “Menakıb”da,
26- İbrahim bin Muhammed el-Himvini “Feraid”de,
27- Muhammed bin Ali bin Hasan’il- Hakim et-Tirmizi “Feth’ul- Mubin” şerhinde,
28- Deylemi “Firdevs”ta,
29- Şeyh Süleyman Belhi el-Hanefî “Yenabi’ul- Mevedde”nin 14. babında,
30- Hafız Ebu Naim el-İsfehani “Hilyet’ul- Evliya” ve “Ma nezel’el-Kur’an-u Fi Ali’yyin”de ve sizin diğer bir çok büyük alimleriniz, çeşitli lafız ve ibarelerle halife Ömer’in şöyle dediğini nakletmişlerdir:

“Levla Ali’yyun le-heleke Ömer.” (Eğer Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu.)
Reply With Quote
  #2  
Old 03-03-2012, 07:03
haydarı kerrar haydarı kerrar is offline
Süper Üye
 
Join Date: Nov 2008
Posts: 261
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Default

Bu hakikatleri okuyan her müslüman Hz. imam Ali'nin Resuluılah (s.a.a)ın tayin ettiği hilafet makamından uzaklaştırılmasıyla İslam ümmetinin onun hikmetli önderliği ve eşsiz ilminden mahrum kalmasına nasıl üzülmesin ki?

Eğer mü'min olan şahıs, bağnazlıktan kaynaklanan duyguların etkisinde kalmadan meseleyi incelerse, Hz. Ali (a.s)nin Resuluılah (s.a.a)tan sonra insanların a'lemi (en bilgini) olduğunu anlar. Tarih, sahabenin bilginlerinin karşılaştıkları zor mes'elelerde Hz. Ali'ye başvurduklarına tanıklık ediyor. Yetmiş defadan fazla Ömer ibn-i Hattab

"Eğer Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu" demiştir. Oysa Muttakilerin İmamı Ali (as) hiç kimseden bir soru bile sormamıştır.
Reply With Quote
  #3  
Old 03-03-2012, 07:13
haydarı kerrar haydarı kerrar is offline
Süper Üye
 
Join Date: Nov 2008
Posts: 261
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Default Ben İlmin Şehri Ali ise Kapısıdır

Rasulullah (sas) Şöyle Buyurdu: “Ben İlmin Şehri Ali ise Kapısıdır”
Şeklinde olan hadise elbetteki herkes muhtaç olur. bu hadis, Şii ve Sünni her bir müslüman tarafından mütevatiren bilinmesine rağmen Bazıları bu hadis hakkında bir takım şüpheler ortaya atmaya çalışmaktadırlar. Hadisin geçtiği ehli sünnet kaynaklarından bazılarını aktaracak, daha sonra ise hadisin sıhhatini doğrulayan ehli sünnet alimlerini aktaracağız.

1. hadisin geçtiği kaynaklar: bu hadis Şii ve Sünni bir çok kaynakta geçmektedir. ancak sünni kaynakları bizim için bağlayıcı olmadığı gibi bizim kaynaklarımız da muhaliflerimiz için bağlayıcı değildir. o yüzden biz muhaliflerimize onların kendi kaynaklarından delil getireceğiz:

ehli sünnet alimi Hakim Nişaburi’nin “Müstedrek” adlı kitabında ve Hakim Nişaburi 3 değişik sened ile ilim şehri hadisini rivayet etmektedir:

حدثنا أبو العباس محمد بن يعقوب ثنا محمد بن عبد الرحميم الهروي بالرملة ثنا أبو الصلت عبد السلام بن صالح ثنا أبو معاوية عن الأعمش عن مجاهد عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه و سلم: أنا مدينة العلم و علي بابها فمن أراد المدينة فليأت الباب
…ibni Abbas r.a dedi ki: Rasulullah s.a.a şöyle buyurdu: “ben ilmin şehriyim ve Ali kapısıdır, kim ilim isterse kapıya gelsin”

حدثنا بصحة ما ذكرناه الإمام أبو زكريا ثنا يحيى بن معين ثنا أبو الحسين محمد بن أحمد بن تميم القنطري ثنا الحسين بن فهم ثنا محمد بن يحيى بن الضريس ثنا محمد بن جعفر الفيدي ثنا أبو معاوية عن الأعمش عن مجاهد عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه و سلم أنا مدينة العلم و علي بابها فمن أراد المدينة فليأت الباب
…ibni Abbas r.a dedi ki: Rasulullah s.a.a şöyle buyurdu: “ben ilmin şehriyim ve Ali kapısıdır, kim ilim isterse kapıya gelsin”

حدثني أبو بكر محمد بن علي الفقيه الإمام الشاشي القفال ببخارى و أنا سألته حدثني النعمان بن الهارون البلدي ببلد من أصل كتابه ثنا أحمد بن عبد الله بن يزيد الحراني ثنا عبد الرزاق ثنا سفيان الثوري عن عبد الله بن عثمان بن خثيم عن عبد الرحمن بن عثمان التيمي قال: سمعت جابر بن عبد الله يقول: سمعت رسول الله صلى الله عليه و سلم يقول: أنا مدينة العلم و علي بابها فمن أراد العلم فليأت الباب
…Cabir b. Abdullah dedi ki: Rasulullah s.a.a’ın şöyle dediğini duydum: “ben ilmin şehriyim ve Ali kapısıdır, kim ilim isterse kapıya gelsin”

Hakim Nişaburi, “Müstedrek”, 3/137-138, hadis 4637, 4638, 4639
bu hadis şu ehli sünnet kaynaklarında da geçmektedir:

Taberi, “Tehzibul Eser”, hadis 1414
ibni Esir, “Esedul Gabe”, 4/22
Taberani, “Mucem el-Kebir”, 9/278
Suyuti, “Camius Sağir”, 1/415
ibni Abdilberr, “İstiab”, cild 3

2. hadisin sıhhati: başta da söylediğimiz gibi bu sahih ve her kes tarafından bilinen bir hadistir. fakat nasibiler onun sıhhatini inkar etmektedirler. bu yüzden de hadisin sıhhatini onaylayan ehli sünnet alimlerden bir kaçını zikrediyoruz:

2-1. Hakim Nişaburi: Hakim büyük ehli sünnet muhaddislerindendir. o bu hadisi “Müstedrek” adlı kitabında 3 sened ile rivayet etmiş, her senedin altında da sahih olduğunu söylemiştir. yukarıda da aktardığımız ibni Abbas r.a hadisinden sonra Hakim diyor ki:

هذا حديث صحيح الإسناد و لم يخرجاه و أبو الصلت ثقة مأمون فإني سمعت أبا العباس محمد بن يعقوب في التاريخ يقول: سمعت العباس بن محمد الدوري يقول: سألت يحيى بن معين عن أبي الصلت الهروي فقال: ثقة فقلت: أليس قد حدث عن أبي معاوية عن الأعمش أنا مدينة العلم فقال: قد حدث به محمد بن جعفر الفيدي و هو ثقة مأمون سمعت أبا نصر أحمد بن سهل الفقيه القباني إمام عصره ببخارى يقول: سمعت صالح بن محمد بن حبيب الحافظ يقول: و سئل عن أبي الصلت الهروي فقال: دخل يحيى بن معين و نحن معه على أبي الصلت فسلم عليه فلما خرج تبعته فقلت له: ما تقول رحمك الله في أبي الصلت فقال: هو صدوق فقلت له: إنه يروي حديث الأعمش عن مجاهد عن ابن عباس عن النبي صلى الله عليه و سلم أنا مدينة العلم و علي بابها فمن أراد العلم فليأتها من بابها فقال: قد روى هذا ذاك الفيدي عن أبي معاوية عن الأعمش كما رواه أبو الصلت
bu hadisin isnadı sahihtir ve onlar (Buhari ve Müslim) tahriç etmemiştirler ve (hadisin ravilerinden) Eba Selt sika (güvenilir)dir. Abbas b. Muhammed b. Yakub “Tarih”de dedi ki: Abbas b. Muhammed Duri’nin şöyle dediğini duydum: “Yahya b. Main’e Eba Selt el-Herevi hakkında sordum “sika (güvenilir)dir” dedi.” ben (Hakim) derim ki, ondan Ebu Muaviye “ben ilmin şehriyim” hadisini tahdis etmiş ve “bunu Muhammed b. Cafer el-Feydi tahdis etmiştir ve o sikadır”, demiştir.

Hakim ibni Abbas r.a’dan rivayet ettiği ikinci hadisten sonra ise şöyle diyor:

و لهذا الحديث شاهد من حديث سفيان الثوري بإسناد صحيح

ve Süfyan es-Sevri’nin isnadı sahih olan hadisi bu hadisin şahididir.

fakat ne gariptir ki, Hakim’in kitabını tahkik eden ez-Zehebi ibni Abbas r.a hadislerinden birincisi için hiç bir delil olmadan “mevzu (uydurma)” demektedir. ikincisi hakkında söylediği şey ise daha garip. diyor ki:

تعليق الذهبي قي التلخيص: أحمد بن عبدالله بن يزيد الحراني هذا دجال كذاب
ez-Zehebi: (ravilerden) Ahmed b. Abdullah b. Yezid el-Harrani yalancıdır.

bende derim ki, bu nasibilik pek büyük bir beladır, insanı kör ediyor. çünkü bu ikinci rivayetin senedinde Ahmed b. Abdullah b. Yezid el-Harrani adlı bir ravi mevcut bile değildir. fakat böyle yalan ve uydurma ile hadisi zayıflamaya çalışan ez-Zehebi Hakimin “sahih” dediği üçüncü hadiste yani Cabir b. Abdullah r.a rivayetinde bir sesini çıkaramıyor ve susmak zorunda kalıyor.

2-2. Taberi: Taberi ehli sünnetin büyük hadis, tefsir ve tarih alimlerindendir. avamından alimine kadar tüm sünniler tarafından tanınan meşhur bir alimdir. hakkında bilgi için linke baka bilirsiniz: ibni Cerir et-Taberi

Taberi bu hadisi “Tehzibul Eser” adlı kitabında değişik kanallardan imam Ali a.s’dan rivayet ettikten sonra şöyle demektedir:

وهذا خبر صحيح سنده
bu haberin isnadı sahihtir.

Taberi, “Tehzibul Eser”, hadis 1414

2-3. Sehavi: büyük ehli sünnet alimlerindendir, hadisi hakkında şöyle demektedir:

وأحسنها حديث ابن عباس بل هو حسن
bu (hadisin) senedlerinin en iyisi ibni Abbasın rivayetidir, bu rivayet hasendir.

Sehavi, “Maksudul Hasane”, 1/169-170, hadis 189

2-4. Zerkeşi: ehli sünnet ulemasının büyüklerindendir, hadis ve Kuran ilimleri konusunda kitaplar yazmıştır. hakkında bilgi için linke bakınız: Bedruddin Zerkeşi

hadis hakkında şöyle demektedir:

والحاصل ان الحديث ينتهي لمجموع طريقي أبي معاوية وشريك إلى درجة الحسن المحتج به ولا يكون ضعيفا فضلا عن ان يكون موضوعا انتهى
sonuç olarak bu rivayetin Ebu Muaviye ve Şerikten olan her iki senedi hasendir, delil olarak yararlıdır. bu rivayet zayıf değildir nerede kaldı ki, uydurma olsun.

Zerkeşi, “el-Ahadis el-Meşhura marufa”, 165

2-5. ibni Hacer el-Heysemi: büyük ve meşhur ehli sünnet alimidir, Şia’ya karşı “Sevaik el-Muhrika” adlı reddiye yazmıştır. hadis hakkında şöyle demektedir:

وأما حديث أنا مدينة العلم وعلى بابها فهو حديث حسن بل قال الحاكم صحيح
fakat “ben ilmin şehri Ali ise kapısıdır” hadisi hasendir, Hakim ise “sahih” demiştir.

ibni Hacer Heysemi, “Fetva el-Hadisiyye”, 1/192

2-6. ibni Hacer el-Askalani: hadis, rical ve tarih alanında meşhur ehli sünnet alimidir, Buharinin “es-Sahih” adlı kitabını şerh etmiştir ki, bu şerhin adı “Fethul Bari”dir. hadisin zayıf veya uydurma olduğunu söyleyenlere cevaben şöyle demektedir:

6096. Onyedinci hadis: “Ben hikmetin binasıyım. Ali ise kapısıdır.” Hadis, garîbtir. Sikâttan Şerik’in dışında hiç kimseden bilinmemektedir. Senedi de muzdaribtir. Ben de diyorum ki: bunu Tirmizî, Muhammed b. Ömer er-Rûmî rivayetiyle Şerîk b. Abdullah el-Gâzî’den, o Seleme b. Kuheyl’den, Suveyd b. Gufle’den, o da Sunâbihî’den –ki adı Abdurrahman’dır- o da Ali b. Ebu Tâlib’den rivayet etmiştir. Tirmizî demiştir ki: “Bu hadis garîbtir, Şerik’ten, başkası da rivayet etmiştir. Orada Sunâbihî’yi zikretmemişlerdir. Hadisi sikâttan Şerik’in dışında hiç kimseden bilmiyoruz. Bu konuda İbn Abbas’tan da rivayet vardır.” Tirmizî’nin sözü bitti.

Mezkûr İbn Abbas hadisini İbn Abdilberr el-İstîâb adlı sahabe kitabında tahriç etmiştir. Oradaki lafız şöyledir: “Ben ilmin şehriyim, Ali ise kapısıdır. Kim ilim isterse ona kapısından gelsin.” Hâkim bu hadisi sahih görmüş, Taberânî de İbn Abbas hadisini bu lafızla tahriç etmiştir. Taberânî’nin ricali Abdusselam el-Herevî hariç sahih ricalidir. el-Herevî ise muhaddislere gore zayıftır. Ebu Ahmed b. Adiy, hadisçilerin onu zayıflıkla itham ettiklerini ve hadisi ondan zayıflardan bir grubun çaldığını zikretmiştir. Ancak Hâkim, hadisi mezkûr Abdusselam rivayetiyle tahriç etmiştir. Abbas ed-Dûrî’den nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “İbn Maîn’e Ebu’s-Salt hakkında sordum o da sikadır, dedi.” Ben derim ki, ondan Ebu Muâviye “ben ilmin şehriyim” hadisini tahdîs etmiş ve “bunu Muhammed b. Cafer el Feydî tahdis etmiştir ve o sikadır”, demiştir. Hâkim, daha sonra hadisi, adı geçen Feydî tarıkıyla getirmiş, bunun için Câbir hadisinden bir şâhid de zikretmiştir.

ibni Hacer, “el-Ecvibe ….”, sayfa 108, 17-ci hadis
Reply With Quote
  #4  
Old 03-05-2012, 07:54
haydarı kerrar haydarı kerrar is offline
Süper Üye
 
Join Date: Nov 2008
Posts: 261
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Default Hz.Ali (as) İlim Şehrinin Kapısıdır:

Allah-u Teala ashap içerisinden Hz. Ali'ye ilimde üstünlük vermişti. O hall olarak ilim şehrinin kapısı idi. Bunun içinde Resuluılah (s.a.a)ın vefatından sonra sahabenin çıkmaza girdikleri her mes'elenin çözümünde tek merci O idi.

Onlar hallinden aciz kaldıkları bir olayla karşılaştık- larında "Bu düğümleşip zorlaşan bir konudur; bunu ancak Eb'ul Hasan Ali çözebilir" derlerdi. (1)
Kaynaklar:
1 - Menakib-i Harezmi, s.58 - Tezkiret'us Sibt, s.87 - İbn-i Meğazili'nin yazdığı "Tercümet-u Ali" s.79.

Hz.Ali (as) İlim Şehrinin Kapısıdır:
Hz. Ali, Cabir bin Abdullah el-Ansari ve Mücahit'ten naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
"Ben ilmin Şehriyim, Ali de kapısıdır, her kim ilim isterse kapıya gelsin"
(el-Hakim'in "Müstedrek es-Sahihayn" c.3, s.126 / el-Müttaki el-Hindi'nin "Kenz'ul Ummal" c.11, s.600 / el-Münavi'nin "Fayd'ül Kadir" c.3, s.46 / İbn-i Hacer'in "Lisan'ül Mizan" c.1, s.191 / el-Suyuti'nin "Cami us-Sağir" c.1, s.108 / el-Bağdadi'nin "Tarih-i Bağdat" c.4, s.348 / İbn-i Asakir'in "Tarih-i Dimaşk" c.2, s.459 / İbn-i Hacer'in "Sevaik'ül Muhrika" s.120 / İbn-i Kesir'in "el-Bida-ye ven-Nihaye" c.7, s.358 / Menakıb-ı Hüvarezmi s.40 / el-Mes' udi'nin "Müruc el-Zeheb" c.2, s.437 / İbn'ül Esir'in "Üsd'ül Gabe" c.4, s.100)

. Hz.Ali'den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
"Ben ilmin kentiyim, Ali de kapısıdır, evlere ancak kapılarından geçilir"
(Menakıb-ı Meğazeli s.82 / el-Künci eş-Şafii'nin "Kifayet üt-Talib" s.220)
34. Ali bin Musa el-Rida'dan, babası ve dedelerinden, Hz.Ali 'den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu:
"Ey Ali, ben ilmin kentiyim, sen de kapısısın, her kim kente, kapıdan değil de başka bir yerden geçtiğini söylerse yalancıdır"
(Menakıb-ı Meğazeli s.85 / el-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'ül Mevedde" s.72)
Reply With Quote
  #5  
Old 03-05-2012, 07:58
haydarı kerrar haydarı kerrar is offline
Süper Üye
 
Join Date: Nov 2008
Posts: 261
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Default Zina eden bir kadın ve Ömer B. Hattab

Sünni Kaynaklardan Ömerin B. Hattab İtirafı

Zina eden bir kadın ve Ömer B. Hattab

İbn-i Mace, Sünen’de; Hakim, Müstedrek’de; Ebu Davud, Sünen’de; İbn-i Hacer, Feth’ul-Bari’de ve diğerleri başka kaynaklarda İbn-i Abbas’tan şöyle naklederler:

“Zina eden deli bir kadını Ömer’in yanına getirdiler. Ömer onun hakkında bazı kişiler ile fikir alış – verişi yaptıktan sonra taşlanarak öldürülmesini emretti. Oradan geçen Ali bin Ebi Talip; “Bu kadının sorunu nedir?” diye sorunca, “Falan kabileden bir deli kadındır ve zina etmiştir. Ömer de onun taşlanarak öldürülmesini emretmiş.” dediler. Ali; “Onu Ömer’in yanına götürün.” dedi. Kendisi de Ömer’e giderek dedi ki: “Bilmiyor musun, deli akıllı oluncaya kadar, uyuyan şahıs uyanıncaya kadar ve çocuk büluğa erinceye kadar hiçbir mükellefiyeti olmaz?” Bunun üzerine Ömer, kadını salıvererek dedi ki:

“Eğer Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu.”(1)
Sünni Kaynaklar:
1- Müstedrek-i Hakim, c. 2, s. 59; Feth’ul-Bari, c. 12, s. 101; Sü- nen-i Ebi Davud, c. 4, s. 140, h. 4399; Sünen-i Beyhaki, c. 8, s. 264; Tezkiret-u İbn’il-Cevzi, s. 147; Menakıb-ı Harezmi, s. 38 – 39.
Reply With Quote
  #6  
Old 03-05-2012, 08:15
haydarı kerrar haydarı kerrar is offline
Süper Üye
 
Join Date: Nov 2008
Posts: 261
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Default “Eğer Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu.”

Zamanın halifeleri zor durumda ve hallinden aciz kaldıkları bir olayla karşılaştık larında "Bu düğümleşip zorlaşan bir konudur; bunu ancak Eb'ul Hasan Ali çözebilir" derlerdi (1)
Resuluılah (saa) yeri geldikçe amcası oğlu Hz AIi'nin faziletlerini halka söyler, özellik ve üstünlüklerini beyan ederdi Örneğin şöyle buyururdu:
"Bu benim kardeşim ve benden sonra vasim ve halifemdir; onu dinleyin ve ona itaat edin"
(1) Tarih-i Taberi, c2, s319 - Tarih-i ibn-i Esir, c2, s62

Müminlerin Emîri İmam Ali (a.s), evrensel ve ölümsüz bir şahsiyete sahiptir. Çekinmeden diyebiliriz ki: “Bu yüce şahsiyet hakkında söylenen söz ve yapılan ilmî çalışmalar, yeryüzünde hiçbir şahsiyet hakkında söylenmemiş ve yapılmamıştır.”

Şiî - Sünnî, Müslim - gayri Müslim birçok araştırmacı, yazar ve düşünür, onun şahsiyetiyle ilgili binden fazla eser ortaya koymuşlardır. Dost ve düşmanın onun hakkında yapmış oldukları sayısız araştırmaların ve ortaya koydukları sözlü veya yazılı eserlerin hiçbirinde, hiçbir kimse onun imanında en ufak bir zaaf noktası bulamamıştır; onun yiğitlik ve cesaretinde, onur ve iffetinde, ilim ve adaletinde, her yönüyle sosyal ve ahlâkî yapısında olgunluk ve faziletten başka en küçük bir ayıp, leke, eksiklik tespit edememiştir.
Reply With Quote
  #7  
Old 03-12-2012, 05:26
haydarı kerrar haydarı kerrar is offline
Süper Üye
 
Join Date: Nov 2008
Posts: 261
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Default Ömer Şöyle Dedi: “Ali’nin olmadığı yerde, çok zor karışık işlerden Allah’a sığınırım

Muhammed bin Yusuf-u Genci eş-Şafii “Menakıb-ı Ali bin Ebi Talib”in 57. babında bir takım hadisler naklettikten sonra, Huzeyfe bin Yemanî’nin hadisini senetleriyle nakletmiştir: Bir gün Ömer, Huzeyfe bin Yemani ile karşılaştığında; “Nasıl sabahladın?” diye sordu.

Huzeyfe şöyle cevap verdi: “Öyle bir halde sabahladım ki hakkı sevmiyorum fitneyi seviyorum; görmediğim şeye şehadet ediyorum; mahluk olmayanı koruyorum, abdestsiz namaz kılıyorum; benim için yerde olan Allah için gökte yoktur.”

Ömer, bu sözlerden dolayı öfkelenip onu incitmek istedi. Bu sırada Hz. Ali (a.s) geldi; Ömer’i sinirli görünce nedenini sordu. Ömer olayı anlatınca, Hazret şöyle buyurdu:

“Önemli değil, hepsini doğru söylemiştir. Onun sevmediği haktan maksat, ölümdür; fitneyi sevmesinden maksat, mal ve evlattır;[1] görmediği şeye şahadet etmesinden maksat, Allah’ın varlığı, kıyamet günü öldükten sonra dirilmek, cennet-cehennem, sorgu-sualdır; mahluk olmayanı koruyorum demesinden maksat, Kur’ân-ı Kerim’dir -ki o mahluk değildir-; abdestsiz namaz kılıyorum demesinden maksat, Resulullah’a (s.a.a) salat göndermesidir;[2] “benim için yerde var ama gökte Allah için yoktur” sözünden maksat ise, kendi hanımı ve ailesidir ki, onun yeryüzünde bir hanımı var; ama Allah-u Teâla bundan beri ve münezzehtir.”

Ömer Hz. Ali’nin bu açıklamasını duyunca şöyle dedi: “Ali bin Ebi Talib olmasaydı, neredeyse Hattap oğlu helak olacaktı.”

Yusuf-u Genci eş-Şafii daha sonra şöyle diyor: “Ömer’in bu sözü, hadisçilerin yanında kesindir ve birçok tarihçi bunu nakletmişlerdir.”

Menakıb’ın müellifi de şöyle diyor: “Halife Ömer (r.z) defalarca şöyle diyordu: “Ya Ebe’l-Hasan![3] senin içinde olmadığın bir ümmette ben yaşamayayım.”

Yine şöyle diyordu: “Kadınlar, Ali bin Ebi Talib gibi birisini doğurmaktan kısır kalmışlardı.

Muhammed bin Talha eş-Şafii: “Metalib’us- Süul” da, Şeyh Süleyman Belhi el-Hanefî “Yenabi’ul- Mevedde”nin 14. babında Tirmizi’den, o da İbn-i Abbas’tan naklen uzun bir hadis nakletmiştir. Bu hadisin sonunda şöyle diyor:

“Ashap (r.z), kitabın ahkamında Hz. Ali’ye başvurur, ondan fetva alırlardı. Nitekim Ömer bin Hattap bir çok yerde şöyle demiştir:

“Ali olmasaydı Ömer helak olurdu.”

Resulullah (s.a.a) de şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin en alimi, Ali bin Ebi Talip’tir.”

Meclisin durumunu dikkate alarak yaptığımız bu kısa beyana göre, münazara ve dini tartışmalarda Ömer’in herhangi bir şiddet ve katılığı olmadığını tasdik edersiniz. Hatta kendisi, bundan aciz ve Ali’nin (a.s) onun kurtarıcısı olduğunu itiraf etmiştir. Konu o kadar açıktır ki, sizin en mutaassıp alimlerinizden İbn-i Hacer-i Mekki bile “Savaik’ul- Muhrika” kitabının üçüncü faslında İbn-i Sa’d’dan Ömer’in şöyle dediğini nakletmiştir:

“Ali’nin (a.s) olmadığı yerde, çok zor ve karışık işlerden Allah’a sığınırım.”

[1] - Bir ayette; “Mallarınız ve evlatlarınız fitnedir” diye geçmektedir. (Müt.)
[2] - Arapça’da “Usallî” kelimesi iki manaya gelmektedir: Biri “Namaz kılıyorum”, diğeri ise “salat gönderiyorum.” Bundan dolayı Ömer yanılarak mezkur kelimenin diğer manasını unutmuştur. (Müt.)
[3] - Ebu’l- Hasan, Hz. Ali’nin künyesidir.
Reply With Quote
  #8  
Old 03-16-2012, 05:38
haydarı kerrar haydarı kerrar is offline
Süper Üye
 
Join Date: Nov 2008
Posts: 261
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Default İmam Ali (as) Ümmetin eni iyi hüküm verenidir

1- İki kişi arasındaki bir ihtilafta Ali (a.s)'ın verdiği bir hüküm hakkında Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Ali b. Ebî Tâlib, sizin aranızda Allah'ın hükmüyle hükmetmiştir." [1]

2- Resulullah (s.a.a): "Sizin, (yargılarda) en iyi hüküm vereniniz Ali'dir." [2]

3- Resulullah (s.a.a): "Ali, ihtilaflar hakkında hüküm vermede insanların en bilgilisidir." [3]

4- Senetli bir şekilde Resulullah (s.a.a)'den şöyle nakledilmiştir; buyurdu: "Benden sonra sünnete ve (yargılarda) hüküm verme hususunda, ümmetimin en bilgilisi Ali b. Ebî Tâlib'dir." [4]

5- Senetli bir şekilde İbn Abbâs'ın Resulullah (s.a.a)'den şöyle rivâyet ettiği nakledilmiştir; buyurdu: "Ali b. Ebî Tâlib, benden sonra ümmetimin en bilgilisi ve ihtilaf ettikleri konularda en iyi hüküm verenidir." [5
Kaynaklar:
[1] Keşf-ül Yakîn, s.67.
[2] Keşf-ül Yakîn, s.45, El-Gadir, c.3, s.96, El-Kâfî, c.7, s.425.
[3] İhkâk-ul Hak, c.15, s.395.
[4] İhkâk-ul Hak, c.4, s.324
[5] El-İrşâd, s.22.

Ehli sünnet ve nasibilerin en güvenilir kaynağı olan “Sahihi Buhari”de Şu ifadeler var:

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ حَدَّثَنَا يَحْيَى حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ حَبِيبٍ عَنْ سَعِيدِ “” – ص 1629 – بْنِ جُبَيْرٍ عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ قَالَ عُمَرُ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَقْرَؤُنَا أُبَيٌّ وَأَقْضَانَا عَلِيٌّ
…ibni Abbas r.a şöyle demiştir: Ömer dedi ki: “Bizim en düzgün Kur’ân okuyanımız Ubeyy ibn Ka’b'dır. En isabetli hüküm verenimiz de Ali’dir.“

Buhari, “es-Sahih”, Tefsir kitabı, hadis 4211

Ömer b. Hattabdan “Sahihi Buhari”de şöyle yazar. dahası da var, “Sahihi Buhari”yi şerh eden ibni Hacer el-Askalani bu hadisin şerhinde diyor ki:

وأما قوله : وأقضانا عليّ ، فورد في حديث مرفوع أيضاً عن أنس رفعه : ( أقضى أمتي علي بن أبي طالب ) أخرجه البغوي
“en isabetli hüküm verenimiz de Alidir” kavline gelince, bu hadis aynı ile merfu olarak insanlardan varid olmştur, Beğavide bunu tahriç etmiştir.

ibni Hacer, “Fethul Bari”, 8/167
Reply With Quote
  #9  
Old 03-20-2012, 06:25
haydarı kerrar haydarı kerrar is offline
Süper Üye
 
Join Date: Nov 2008
Posts: 261
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Default Ömer’in, Zina Eden Beş Kişinin Recm Edilmesine Emretmesi ve Ali as Ömeri Uyarması

Ömer’in, Zina Eden Beş Kişinin Recm Edilmesine Emretmesi ve Hz. Ali’nin Ömer’i Bu Hükümde Uyarması
Hamidi Cem’un- Beyn’es- Sahihayn’de şöyle rivayet ediyor: “Ömer zamanında beş adamı getirip bunların bir kadınla zina ettiğini söylediler. Ömer o beş kişinin hemen recm edilmesini emretti. O sırada camiye gelen Hz. Ali (a.s) hükmü duyunca Ömer’e; “Burada Allah’ın hükmü, senin verdiğin hükümden farklıdır.” diye buyurdu.

Ömer: “Ey Ali zina ettikleri sabittir; hükümleri de recmdir.” dedi.

Hz. Ali (a.s): “Zina hükmü insanlara oranla farklıdır; burada farklı olan yerlerden biridir.” buyurdu.

Ömer: “O halde Allah’ın ve Resulünün hükmünü beyan et. Çünkü Peygamber (s.a.a) defalarca; “Ali en bilgili olanınız ve en iyi hüküm vereninizdir.” buyurmuştur, dedi.

Hz. Ali (a.s) o beş kişinin getirilmesini istedi. Birinin boynunun vurulmasını, ikincisinin recm edilmesini, üçüncüsüne yüz kırbaç, dördüncüsüne elli kırbaç, beşincisine de yirmi beş kırbaç vurulmasını emretti.

Ömer şaşkınlık içinde şöyle dedi: “Ey Ali, bu nasıl iş! Bir hüküm hakkında beş ayrı hüküm verdin! Bunun üzerine Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu: “Birincisi zimmi idi. Müslüman kadınla zina etmiş olduğu için İslâm zimmetinden çıkmıştı. İkincisi evliydi, bu yüzden onu taşladık. Üçüncüsü bekardı, yüz kırbaç vurduk. Dördüncüsü köleydi, haddin yarısını uyguladık. Beşincisi de akılsızdı bu yüzden yirmi beş kırbaç vurduk.”

Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: “Ali olmasaydı Ömer helak olurdu. Ey Ali, senin olmadığın ümmet arasında bir gün yaşamak istemem.”
Reply With Quote
  #10  
Old 03-22-2012, 06:31
haydarı kerrar haydarı kerrar is offline
Süper Üye
 
Join Date: Nov 2008
Posts: 261
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Default Ömerin, Hamile Bir Kadının Recm Edilmesine Emretmesi ve Ali Onu Bu İşten Sakındırması

Ömer’in, Hamile Bir Kadının Recm Edilmesine Emretmesi ve Hz. Ali’nin (as) Onu Bu İşten Sakındırması
Muhammed bin Yusuf Genci Kifayet’ut- Talib’in 58. babının sonunda, imam Ahmed bin Hanbel Müsned’de, Buhari Sahih’de, Hamidi Cem’un- Beyn’es- Sahihayn’de, Şeyh Süleyman Belhi Yenabi’ul- Mevedde, 14. bab, s. 75’de (Harezmi’nin Menakıb’ından naklen), imam Fahr-u Razi Erbain s. 476’da, Taberi Riyaz’un- Nazre c. 2, s. 196’da, Hatip Harezmi Menakıb s. 48’de, Muhammed bin Talha Metalib’us- Süul s. 13’de, İmam’ul- Harem Zehair’ul- Ukba s. 80’de şöyle rivayet etmekteler:

“Ömer bin Hattab’ın yanına hamile bir kadını getirdiler, kadın zina ettiğini itiraf etti. Ömer de bunun üzerine recm edilmesini emretti. Ali (as) Ömer’e şöyle dedi: “Senin hükmün kadın hakkında geçerlidir, ama rahminde olan çocuk hakkında geçerli değildir (Çünkü çocuk suçsuzdur, katli câiz değildir).”

Hz. Ali’nin (as) bu sözü üzerine kadını bıraktılar. Ömer şöyle dedi: “Kadınlar Ali gibi birini doğurmaktan acizdir; eğer Ali olmasaydı Ömer helâk olurdu. Allah’ım, Ali hayatta olmadığı hiçbir karmaşık sorunda beni hayatta bırakma.”
Reply With Quote
  #11  
Old 03-24-2012, 04:18
haydarı kerrar haydarı kerrar is offline
Süper Üye
 
Join Date: Nov 2008
Posts: 261
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Default Ömer’in, Deli Bir Kadının Recmedilmesine Emretmesi Ve Hz. Ali (as) Bu İşe Mani Olması

Ömer’in, Deli Bir Kadının Recmedilmesine Emretmesi Ve Hz. Ali (a.s)’ın Bu İşe Mani Olması
Hakeza imam Ahmed bin Hanbel Müsned’inde, İmam’ul- Harem Ahmed bin Abdullah Zehair’ul- Ukba s. 81’de, Süleyman Belhi Yenabi’ul- Mevedde 14. bab s. 75’de (Hasan Basri’den naklen), İbn-i Hacer Feth’ul- Bari c. 12, s. 101’de, Ebu Davud Sünen c. 2, s. 227’de, Sibt bin Cevzi Tezkire s. 87’de, İbn-i Mace Sünen c. 2, s. 227’de, Minavi Feyz’ul- Kadir c. 4, s. 357’de, Hakim Nişaburi Müstedrek c. 2, s. 59’da, Kastalani İrşad’us- Sari c. 10, s. 9’da, Beyhaki Sünen c. 8, s. 264’de, Taberi Riyaz’un Nazre s. 196’da, Buhari Sahih’de “La Yurcum’ul- Mecnun ve’l Mecnune Babı”nda ve diğer alimleriniz de kendi kitaplarında şöyle rivayet etmişlerdir:

“Bir gün deli bir kadını Ömer’in yanına götürdüler. Kadın güya zina etmişti. Kadın zina ettiğini itiraf edince, Ömer onun recm edilmesini emretti. Bunun üzerine Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu: Ne yapıyorsun? Peygamber (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu duydum; ‘Üç kişiden kalem kalkmıştır: Uyanıncaya kadar yatandan, iyileşinceye ve aklı başına gelinceye kadar deliden ve ihtilam oluncaya kadar çocuktan.” Bunun üzerine o deli kadını bıraktılar.”

İbn-i Semman, Muvafika kitabında bu tür birçok hadis rivayet etmiştir. Bazı kitaplarda da Ömer’in bu çeşit hatalarından yüzden fazlasını rivayet etmişlerdir. Ama vakit olmadığı için örnek olarak bu kadarıyla yetiniyoruz.

Şii ve Sünni nezdinde de kesin olduğu üzere ashap arasında Hz. Ali (a.s)’dan daha bilgili ve fakih bir kimse yoktu.
Reply With Quote
  #12  
Old 03-24-2012, 09:41
CEMALETTİN YALDIR's Avatar
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR is online now
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Join Date: May 2008
Posts: 1,433
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Default Bütün İlimler, Hz. Ali’nin Yanında Elinin İçi Gibiydi

Harezmi, Menakıb’ında şöyle rivayet etmiştir: “Ömer bir gün meraktan Hz. Ali’ye şöyle dedi:Nasıl oluyor da sana sorulan tüm hükümlere, hiç düşünmeden cevap veriyorsun?”

Hz. Ali avuçlarını açarak; “Elimde kaç parmak var?” diye sordu.
Ömer; Beş parmak var.” dedi.

Hz. Ali;(as) “Neden düşünmeden hemen cevap verdin?” dedi.

Ömer; “Düşünme gereği duymadım. Çünkü beş parmak karşımda duruyor.” dedi.

Hz. Ali; (as): “İşte bütün ilim ve hükümler benim karşımda şu elimin içi gibi duruyor. Dolayısıyla sorulara cevap verirken düşünme gereği bile duymuyorum.” buyurdu.
Sana Kurban Olum Ya Haydar-ı Kerrar Alieyhisselam
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Reply With Quote
  #13  
Old 03-28-2012, 07:52
haydarı kerrar haydarı kerrar is offline
Süper Üye
 
Join Date: Nov 2008
Posts: 261
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Default İbn-i Sabbağ Maliki’nin Hz. Ali’nin İlim ve Faziletleri Hakkındaki Beyanı

İbn-i Sabbağ Maliki’nin Hz. Ali’nin İlim ve Faziletleri Hakkındaki Beyanı
İbn-i Sabbağ Maliki Fususl’ul- Muhimme’nin 3. fasıl s. 17’sinde, Hz. Ali (a.s) hakkında şöyle diyor:

“Hz. Ali’nin ilimlerinden biri fıkıh ilmiydi. O bu konuda insanların mercisi, helal ve haramın kaynağıydı. Şüphesiz Ali bütün zor hükümleri biliyor ve onların gerçeklerini tanıyordu. Her hükmü yerinde ve makamında görüyordu. Peygamber (s.a.a) de bu yüzden hüküm ilmini Ali’ye özgü kılmıştır. Nitekim imam Beğevi Mesabih kitabında Enes’den şöyle rivayet ediyor: “Peygamber (s.a.a) ashabından her birini layık olduğu bir işe tahsis ederken, Ali’yi de hüküm ve yargıya özgü kıldı ve şöyle buyurdu: “Ali hepinizden daha iyi hüküm verendir.” [1]

Muhammed bin Talha bu hadisi Metalib’us- Süul s. 22’de Kadı Beğevi’den rivayet ettikten sonra şöyle diyor: “Bu hadis de göstermektedir ki Peygamber (s.a.a) bütün ilimleri Ali’ye tahsis etmiştir. Zira hüküm verme hakkı bütün ilimleri bilen kimseye mahsustur. Ayrıca bu kimse, aklı kemale ermeli, temyiz sahibi olmalı, gaflet ve unutkanlıktan uzak olmalıdır.”

İbn-i Sabbağ daha sonra birçok delillerle Ali (a.s)’ın ümmet arasında en bilgili ve faziletli kimse olduğunu beyan etmektedir.

Zira Ali (a.s)’ın makamı diğer sahabilerin makamıyla kıyas edilmekten münezzehtir. Bu öğretmen kraldan çok kralcılık etmiştir. Zira bizzat Ömer, Ali (a.s) karşısında acizliğini itiraf etmiş ve hilafeti döneminde âlimlerinizin de rivayet etmiş olduğu üzere 70 defa; “Ali olmasaydı Ömer helak olurdu.” demiştir.

Ömer asla kendisine böyle bir şeyin isnat edilmesine razı olamazdı. Gerçekten bu tür övgüler, sahibinin de razı olmadığı şeylerdir. Bu bilgisiz ve bağnaz öğretmenin aksine imam Ahmed bin Hanbel Müsned’de, İmam’ul- Harem Ahmed Mekki Zehair’ul- Ukba’da, Şeyh Süleyman Belhi Yenabi’ul- Mevedde’nin 56. babında, Taberi de Riyaz’uz Nazre, c. 2, s. 195’de Muaviye’nin şöyle dediğini rivayet etmektedirler:

“Ömer bin Hattab, herhangi bir problemle karşılaştığında Ali’ye müracaat eder ve hükmü ondan alırdı.”

Ebu’l- Haccac Belvi, kendi kitabında (Elifba) c. 1, s. 222’de şöyle naklediyor: “Muaviye Hz. Ali’nin şahadetini duyunca şöyle dedi:

“Ali bin Ebi Talib’in ölümüyle, ilim ve fıkıh da öldü.”


Said bin Museyyib’den ise şöyle dediğini naklediyor: “Ömer, Ebu’l- Hasan (Hz. Ali)’nın olmadığı zamandaki sorunlarla karşılaşmaktan Allah’a sığınırdı.”

Ebu Abdullah Muhammed bin Ali Tirmizi, Feth’ul- Mubin’de şöyle diyor: Ashab, Kur’ân hükümlerinde Ali’ye müracaat ediyor, ondan fetva alıyordu. Nitekim Ömer birçok defa şöyle demiştir:

“Ali olmasa Ömer helak olurdu.”

Peygamber (s.a.a) de şöyle buyurmuştur:

“Ümmetimin en alimi Ali bin Ebi Talib’tir.”


Tarih ve hadis kitaplarından da yer aldığı üzere Ömer ilmi mertebeler ve fıkhi meselelerde oldukça bilgisizdi. Çok açık hükümlerde bile hata ediyor ve orada bulunanlar hata ettiğini anlıyordu.

Ehl-i Sünnetin büyük alimleri gerçeği keşfetmiş ve kendi muteber kitaplarında yazmışlardır.

[1] - Yani Ali hepinizden daha fakihtir ve ilmi daha geniştir. Zira hüküm vermede bütün hükümleri bilmenin yanı sıra, alimlerin yargı ile ilgili kitaplarında belirttiği bir takım şartlar da gerekir. Dost düşman herkesin ittifak etmiş olduğu üzere bütün bu şartlar Hz. Ali (a.s)’da mevcuttu ve Peygamber (s.a.a) de bu yüzden: “Ali sizin en iyi hüküm vereninizdir.” diye buyurmuştur.
Reply With Quote
  #14  
Old 04-05-2012, 06:20
haydarı kerrar haydarı kerrar is offline
Süper Üye
 
Join Date: Nov 2008
Posts: 261
haydarı kerrar is an unknown quantity at this point
Default Ömer’in, Zor Sorular Karşısında Acizliğini İtiraf Etmesi

İbn-i Sabbağ, Fusus’ul- Muhimme, 1. Fasıl 3. Bölüm, s. 18’de şöyle rivayet etmektedir: “Adamın birini Ömer’in yanına getirerek; “Nasıl sabahladın?” diye sordular. Adam şöyle dedi: “Fitneyi sevdiğim, haktan hoşlanmadığım, Yahudi ve Nasranileri tasdik ettiğim, görmediğim şeye iman ettiğim ve yaratılmamış şeyi itiraf ettiğim bir halde sabahladım.”

Ömer, Hz. Ali’yi çağırttı. Hz. Ali gelince olayın neden ibaret olduğunu kendisine anlattılar. Hz. Ali şöyle buyurdu: “Doğru demiştir. Fitneyi sevmesinden maksat, Allah’ın da Kur’ân’da buyurduğu gibi çocukları ve malı sevmektir. Zira Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “Şüphesiz ki mallarınız ve evlatlarınız sizin için birer fitnedir.”

Haktan hoşlanmamasından maksat ise ölümdür. Nitekim Kur’ân şöyle buyuruyor: “Ölüm sarhoşluğu hak ve hakikat olarak gelmiştir...” [4]

Yahudi ve Nasranileri tasdik etmesinden maksat ise Allah-u Teala’nın şu sözüdür: “Yahudiler; ‘Nasraniler bir şey üzere değildir’ dediler, Nasraniler de; ‘Yahudiler bir şey üzere değildir’ dediler.”

(Yani Yahudiler Nasranilerin Nasraniler de Yahudilerin hak olmadığını beyan ediyor ve birbirini yalanlıyorlar. Bu adam da her ikisini tasdik ederek onları bu konuda doğruluyor.)

Görmediği şeye iman etmesinden maksat ise, görmediği Allah-u Teala’ya iman etmesidir.

Yaratılmayan şeye itiraf etmesinden maksat da kıyamettir ki henüz yaratılmamıştır.”

Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: “Ali’nin olmadığı sorunlardan Allah’a sığınırım.”

Bu olayı Muhammed bin Yusuf, Kifayet’ut- Talib’in 57. babında başka bir yolla daha geniş bir şekilde Huzeyfe bin Yeman’dan, o da Ömer’den rivayet etmektedir.

Bu tür olaylar Ömer ve Ebu Bekir zamanında çokça vuku bulmuştur. Onlar cevap veremeyince Ali (a.s)’ı yardıma çağırmışlardır. Özellikle de Yahudi ve Nasrani alimleri veya materyalist düşünceli kimseler gelip soru sorunca sadece Hz. Ali onlara cevap verebiliyordu.

Buhari ve Müslim kendi Sahih’in’de, Nişaburi Tefsir’inde, İbn-i Meğazili Menakıb’da, Muhammed bin Talha Metalib’us- Süul 4. Bab s. 13’de, Hamidi Cem’un- Beyn’es- Sahihayn’de, imam Ahmed Müsned’de, İbn-i Sabbağ Fusul’ul- Muhimme s. 18’de, İbn-i Hacer Askalani Tehzib’ut- Tehzib s. 338’de, Kadı Fazlullah bin Ruzbehan Şirazi İbtal’ul- Batıl’da, Taberi Riyaz’un Nazre c. 2, s. 194’de, İbn-i Esir Usd’ul- Gabe c. 4, s. 22’de, İbn-i Kuteybe Tevil-u Muhtelif’il Hadis s. 201 ve 202’de, İbn-i Abdulbirr Kurtubi İstiab c. 2, s. 474’de, yine c. 3, s. 39’da, İbn-i Kesir Tarih c. 7, s. 359’da, Muhammed bin Yusuf Kifayet’ut- Talib 57. Bab’da, Suyuti Tarih’ul- Hulefa s. 66’da, Seyyid mümin Şeblenci Nur’ul- Ebsar s. 73’de, Semhudi Cevahir’ul- Akdeyn’de, Hacı Ahmed Efendi Bidayet’ul- Murtab s. 146 ve 152’de, Muhammed bin Ali Sebban İs’af’ur- Rağibin s. 152’de, Sibt bin Cevzi Tezkire s. 87’de, İbn-i Ebi’l- Hadid Nehc’ul- Belağa Şerhi, c. 1, s. 6’da, Ali Kuşçu Şerh-u Tecrit s. 407’de, Harezmi Menakıb s. 48 ve 60’da ve hatta bağnaz İbn-i Hacer Savaik s. 7’de, İbn-i Hacer Askalani İsabe c. 2, s. 509’da, İbn-i Kayyım Cevziye Turuk’ul- Hikemiyye s. 47 ve 53’de, birçok olay rivayet etmektedirler ki Ömer zor sorunlarda, özellikle de Rum Padişahının sorduğu zor sorularda Hz. Ali (a.s)’a müracaat etmiştir.

Velhasıl tevatüren rivayet edildiği üzere Ömer birçok olayda Ali (a.s)’a müracaat etmiş ve sorunlarını çözmüştür. Bu yüzden de bazen şöyle demiştir: “Ali’nin olmadığı sorunlarla karşılaşmaktan Allah’a sığınırım.” Bazen de şöyle demiştir: “Ali olmasaydı Ömer helak olmuştu.” Ve bazen de açıkça şöyle beyan etmiştir: “Ali olmasaydı Ömer neredeyse helak olacaktı.”

Bu bilgisiz öğretmenin aksine İbn-i Meğazili Menakıb’da ve Hamidi Cem’un- Beyn’es- Sahihayn’de şöyle rivayet etmektedirler: “Halifeler her zaman Hz. Ali ile istişare ediyorlardı. Din ve dünya işlerinde fetva merkezi Ali idi. Halifeler O’nun emir ve sözlerini dinliyordu, amel ve istifade ediyorlardı.”
Reply With Quote
  #15  
Old 04-14-2012, 05:46
CEMALETTİN YALDIR's Avatar
CEMALETTİN YALDIR CEMALETTİN YALDIR is online now
SAHİBİ VE GENEL YÖNETİCİ
 
Join Date: May 2008
Posts: 1,433
CEMALETTİN YALDIR will become famous soon enough
Default Muaviye (la) Hz. Ali (as)'ın Makamını Savunması

İbn-i Hacer-i Mekki Savaik 11. Bab 5. Maksad s. 110’da şöyle diyor: “İmam Ahmed bin Hanbel, Mir Seyyid Ali Hemedani ve İbn-i Ebi’l- Hadid şöyle rivayet etmektedir: “Adamın biri Muaviye’ye bir soru sorunca; “Git Ali’ye sor, o daha bilgilidir.” diye cevap verdi. Adam; “Senin cevap vermen Ali’nin cevap vermesinden daha güzeldir” deyince de Muaviye kızarak şöyle dedi: Peygamber (s.a.a)’in ilim verdiği kimseyi mi hoş görmüyorsun? Peygamber (s.a.a) ona şöyle buyurmuştur: “Sen bana oranla Harun’un Musa’ya oranı gibisin; şu farkla ki benden sonra peygamber yoktur.” Ömer de ne zaman karmaşık bir hükümle karşılaştığında onu Ali’den öğrenirdi.”

İşte fazilet, düşmanların bile tanıklık etmiş olduğu bir şeydir. Ali (a.s)’ın en büyük düşmanı olan Muaviye’nin bu itirafı da Hz. Ali (a.s)’ın gerçek makamını göstermeye yeterlidir. Büyük alimlerinizden İbn-i Sabbağ Fusus’ul- Muhimme’de, Muhammed bin Talha Metalib’us- Süul’de, imam Ahmed bin Hanbel Müsned’de, Harezmi Menakıb’da, Süleyman Belhi Yenabi’ul- Mevedde’de ve diğerleri kendi muteber kitaplarında şöyle kaydetmişlerdir: “Ömer bin Hattap yetmiş kez, ‘Ali olmasaydı Ömer helak olurdu.’ demiştir. Ali olmadığı takdirde karışık meselelerde zor duruma düşeceğini itiraf etmiş, helak olacağını bildirmiştir.”
__________________


ALLAHUMME SALLİ ALE MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM VEL EN EDAHUM
Reply With Quote
Reply

Thread Tools
Display Modes

Posting Rules
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is On
Smilies are On
[IMG] code is On
HTML code is Off

Forum Jump


All times are GMT +1. The time now is 07:53.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.