Eserin Adı: Sahife-i Seccadiye
   Açıklama: İmam Zeynelabidin (a.s)'dan Duâlar
   Mütercim: Seyyid Seccad Hüseyni
   Sayfa Sayısı: 407
   Ebat: 20x14 cm.
   Yayınevi: Sekaleyn
   Telif Hakkı: Tüm Hakları Saklıdır
   Html: caferilik.com

SAHÎFE-İ SECCÂDİYE

Kadri yüce seyyid, Necmüddin Behaüşşeref Ebu’l-Hasan Muhammed b. Hasan b. Ahmed b. Ali b. Muhammed b. Ömer b. Yahya el-Alevî el-Hüseynî -Allah ona rahmet etsin- bize tahdis etti;[1] dedi ki: “Sahîfe kendisine okunuyor, ben de duyuyor iken saadetli şeyh, Ebu Abdullah Muhammed b. Ahmed b. Şehriyar, (mevlamız Emirü’l-Mü’minin Ali b. Ebu Talib aleyhisselam’ın hazinedarı) Hicrî 516 yılının rebiülevvel ayında bize haber verdi; dedi ki: Ebu Mufazzal Muhammed b. Abdullah b. Muttalib eş-Şeyhbanî’den naklen Şeyh Saduk Ebu Mansur Muhammed b. Muhammed b. Ahmed b. Abdulaziz el-Ukberî el-Muaddel’e okunurken ben duydum; dedi ki: Şerif Ebu Abdullah Cafer b. Muhammed b. Cafer b. Hasan b. Cafer b. Hasan b. Hasan b. Emirü’l-Mü’minin Ali b. Ebu Talib aleyhimusselam bize tahdis etti; dedi ki: Abdullah ez-Zeyyat b. Ömer b. Hattab (Hicrî) 265 yılında bize tahdis etti; dedi ki: Dayım Ali b. Nu’man el-A’lem bana tahdis etti; dedi ki: Umeyr b. Mütevekkil es-Sekafî el­­­-Belhî babası Mütevekkil b. Harun’dan naklen bana tahdis etti; dedi ki: Babasının öldürülmesinden sonra Horasan’a doğru giderken Ali (İmam Zeynelâbidin) aleyhisselam’ın oğlu Zeyd’in oğlu Yahya ile karşılaştım; kendisine selam verdim. Bana, nereden geldiğimi sordu. “Hacdan geliyorum.” deyince, benden; Medine’deki ailesini ve amcazadelerini sordu. Özellikle de Cafer b. Muhammed (İmam Sadık) aleyhisselam’ın durumunu öğrenmek istedi. Ben de, kendisine onun da, diğer yakınlarının da durumlarını anlattım ve babası Zeyd b. Ali aleyhisselam’a çok üzüldüklerini söyle­dim. Bunun üzerine bana dedi ki: “Amcam Muhammed b. Ali (İmam Muhammed Bâkır) aleyhisselam babama kıyam etmemesini tavsiye etmiş, kıyam edip Medine’den ayrılırsa başına neler geleceğini kendisine söylemişti. Yakınlarda amcamın oğlu Cafer b. Muhammed (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam ile görüştüğün oldu mu hiç?”

- “Evet, oldu.” dedim.

- “Benim hakkımda bir şey söylediğini duydun mu?” dedi.

- “Evet.” dedim.

- “Ne söyledi, anlatır mısın?” dedi.

- “Canım sana feda olsun, hakkında duyduğumu söyleyerek seni üzmek istemem.” dedim.

- “Ölümden korkacağımı mı sandın? Duyduğunu söyle.” dedi.

- “Baban öldürülüp asıldığı gibi senin de öldürülüp asılacağını söylüyordu.” dedim.

Bunun üzerine, yüzünün rengi değişti ve şöyle dedi: “Allah dilediğini bozar, dilediğini yazar ve kitabın aslı onun katındadır. ” (Ra’d/39 ) Ey Mütevekkil, Allah bu işi (dinin ihyasını) bizimle desteklemiş, bize ilim ve kılıcı bir arada vermiştir. Amcazadelerimize ise sadece ilim verilmiştir.”

Ben dedim ki: “Kurbanın olayım, ben, insanların amcan oğlu (İmam) Cafer aleyhisselam’a sizden ve babanızdan daha eğilimli olduğunu gördüm.”

O dedi ki: “Amcam Muhammed b. Ali (İmam Muhammed Bâkır) ve oğlu Cafer (İmam Cafer Sadık) aleyhimesselam insanları yaşama davet ettiler. Biz ise onları ölüme çağırdık.”

Ben: “Ey Resulullah’ın torunu, onlar mı daha bilgililer, yoksa siz mi?” diye sordum.

Bir süre yere baktıktan sonra başını kaldırdı ve şöyle dedi: “Hepimizin ilmi var; ama onlar bizim bildiğimiz her şeyi biliyorlar; biz ise onların bildiği her şeyi bilmiyoruz.” Daha sonra şöyle dedi: “Amcamın oğlundan bir şey yazmış mısın?”

- “Evet” dedim.

- “Onu bana gösterebilir misin?” dedi.

Bunun üzerine; ona, ilimden bazı şeyler ve bir dua çıkarıp gösterdim ki, onu Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam bana söylemiş, ben de yazmıştım. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam: “Bu duayı, babam Muhammed (Bâkır) b. Ali (Zeynelâbidin) aleyhimesselam babası Ali (Zeynelâbidin) b. Hüseyin aleyhimesselam’ın Sahîfe-i Kâmile’sinden bana okumuş, ben de yazmıştım.” diye haber vermişti.

Duayı elimden alıp sonuna kadar şöyle bir gözden geçirdi ve: “Bir nüshası da benim yanımda olması için üzerinden yazmama müsaade eder misiniz?” dedi.

Ben: “Ey Resulullah’ın torunu, aslında sizin yanınızda olanlardan yararlanmak için benim sizden müsaade almam gerekiyor.” dedim.

Bunun üzerine dedi ki: “Sana, babamın (Zeyd’in), babasından (İmam Zeynelâbidin’den) alıp koruduğu, bana korumamı ve ehli olmayan kimselere göstermememi emrettiği kâmil bir dua kitabı göstereceğim.”

Umeyr diyor ki: Babam daha sonra şöyle devam etti: Ben, ayağa kalkıp onun (Yahya’nın) başından öptüm ve dedim ki: “Ey Resulullah’ın torunu, ben, sizin sevginiz ve size itaat etmekle Allah’a kulluk sunmaktayım; hayatımda da, ölümümde de saadeti sizin velayetinizde aramaktayım.”

Benim bu sözlerimden sonra, kendisine verdiğim sahîfeyi yanındaki gence verdi ve: “Bu duayı güzel ve okunaklı bir yazıyla yaz ve bana getir; üzerinden okuyup ezberlerim belki. Çünkü ben daha önce onu (İmam) Cafer’den -Allah onu korusun- istiyordum, vermiyordu.” dedi.

Mütevekkil diyor ki: “Yaptığım işe pişman oldum ve ne yapacağımı bilemiyordum. Fakat Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam onu kimseye vermememi söylememişti bana.”

Sonra (Yahya): “Falanca heybeyi bana getirin.” dedi. Heybenin içinden kilitli mühürlü bir sahîfe çıkardı. Mühre bakıp öptü ve ağladı. Sonra mührü kırdı, kilidi açtı ve sahîfeyi açıp gözünün üzerine koydu, yüzüne sürdü. Sonra: “Ey Mütevekkil, eğer benim öldürülüp asılacağıma dair amcam oğlunun (İmam Sadık’ın) sözünü nakletmeseydin, bunu sana vermezdim ve bu hususta çok cimri davranırdım. Fakat biliyorum ki, onun sözü babalarından aldığı bir gerçektir ve yakında sözü doğru çıkacaktır. Bu yüzden, böyle bir ilmin Ümeyye Oğulları’nın eline geçeceğinden korktum. Onların eline düşerse, onu insanlardan gizler, kendileri için saklarlar. Onun için bunu al ve benim tarafımdan koru. Allah, benimle bu kavmin (Ümeyye Oğulları) arasında vereceği hükmü verdikten (ben öldürüldükten) sonra onu, (Hz.) Ali oğlu (İmam) Hasan aleyhimesselam oğlu Hasan oğlu Abdullah’ın oğulları Muhammed ve İbrahim’e ulaştır. Çünkü bu işte (harekette) benden sonra kıyam edecek olanlar onlardır.”dedi.

Mütevekkil diyor ki: “Sahîfe’yi ondan aldım. Zeyd oğlu Yahya öldürüldükten sonra Medine’ye gittim. Orada Ebu Abdullah (İmam Sadık) aleyhisselam ile görüşüp Yahya’nın başına gelenleri ve onunla aramızda geçenleri kendisine anlattım.

İmam, ağladı ve onun için çok üzüldü ve: “Allah, amcamın oğluna (Yahya’ya) rahmet etsin, onu babaları ve dedelerine kavuştursun. Ey Mütevekkil, Allah’a andolsun, duayı ona vermememin sebebi, babasının sahîfesi için korktuğu şeyden (Ümeyye Oğulları’nın eline düşme korkusundan) başka bir şey değildi. Şimdi o sahîfe nerededir?” dedi.

- “İşte.” dedim.

Sahîfe’yi alıp açtı ve: “Allah’a andolsun, bu amcam Zeyd’in yazısı ve ceddim Ali (Zeynelâbidin) b. Hüseyin aleyhimesselam’ın duasıdır.” dedi. Sonra oğluna dönüp: “Ey İsmail, git ve korumanı, saklamanı emrettiğim duayı bana getir.” dedi. İsmail, gidip bir sahîfe getirdi ki, Zeyd oğlu Yahya’nın bana verdiği Sahîfe’nin aynısıydı sanki. Ebu Abdullah (İmam Sadık), onu öpüp gözüne sürdü ve: “Bu, benim huzurumda dedem (İmam Zeynelâbidin’)in söyleyip babam (İmam Bâkır’)ın yazdığı bir sahîfedir.” dedi.

Ben: “Ey Resulullah’ın torunu, onu Zeyd ve Yahya’nın Sahîfesiyle karşılaştırmama izin verir misiniz?” dedim.

İmam, bu iş için bana izin verdi ve: “Sen bu işin ehlisin.” buyurdu. O ikisini birbiriyle karşılaştırınca bir olduğunu ve aralarında hiçbir fark bulunmadığını gördüm. Daha sonra Yahya’nın Sahîfe’sini, Hasan oğlu Abdullah’ın oğullarına vermek için Ebu Abdullah (İmam Sadık) aleyhisselam’dan izin istedim.

İmam: “‘Allah, emanetleri ehline vermenizi emreder.’ (Nisa/58) Evet, götür ver.” dedi. Abdullah’ın oğullarıyla görüşmek için kalktığımda İmam: “Sen otur; ben onları çağırttırırım.” buyurdu. Muhammed ve İbrahim geldiklerinde İmam: “Bu, amcanız oğlu Yahya’nın babasından olan mirasıdır. Onu kardeşlerine değil, size vermiştir. Bizim de onunla ilgili bir şartımız var size.” diye buyurdu.

Onlar: “Allah’ın rahmeti üzerinize olsun; şartınızı söyleyin, kabul ediyoruz.” dediler.

İmam: “Bu Sahîfe’yi Medine’den dışarı çıkarmayınız.” diye buyurdu.

Sebebini sordular.

İmam: “Amcanızın oğlu Yahya’nın Sahîfe için korktuğu şeyden, ben sizin için korkuyorum.” dedi.

Onlar: “O, öldürüleceğini öğrenince Sahîfe için korkmuştu.” dediler.

İmam: “Siz de güven içinde olduğunuzu zannetmeyin. Allah’a andolsun, ben biliyorum ki, o kıyam ettiği gibi siz de kıyam edecek ve o öldürüldüğü gibi siz de öldürüleceksiniz.” buyurdu.

Onlar, “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-Aliyyi’l-Azîm” dedikleri halde kalkıp gittiler.

Onlar gittikten sonra İmam: “Ey Mütevekkil, Yahya sana: “Amcam Muhammed (Bâkır) b. Ali ve oğlu Cafer (Sadık) insanları yaşama çağırdılar; biz ise onları ölüme çağırdık.” demişti, değil mi?” diye buyurdu.”

- Evet, Allah sizin işlerinizi düzeltsin, amcan oğlu Yahya bu sözleri bana söylemişti.” dedim.

İmam: “Allah Yahya’ya rahmet etsin, babam; babasından, dedesinden, (Hz.) Ali aleyhisselam’dan bana şöyle bir hadis anlattı: “Minberinin üzerindeyken Resulullah’ı salla’llahu aleyhi ve âlih hafif bir uyku tuttu. Rüyasında bazı kişilerin maymunlar gibi minberine sıçrayıp halkı cahiliyeye geri döndürdüklerini gördü. Birden uyanıp oturdu. Üzüntüsü yüzünden okunuyordu. Bunun üzerine, Cebrail aleyhisselam şu ayeti getirdi: “(Ey Habibim) Sana gösterdiğimiz rüyayı ve Kur’an’da lanetlenmiş olan ağacı (soyu) insanlar için fitneden (imtihan vesilesinden) başka bir şey kılmadık. Biz, onları (cehennem azabından) korkutuyoruz, ama bu, onlara büyük bir taşkınlıktan başka bir şey artırmıyor.” (İsra/60) Burada Ümeyye Oğulları kasdedilmektedir. Resulullah: “Ya Cebrail, bu kişiler benim asrım ve benim zamanımda mı olacaklar?” dedi. Cebrail: “Hayır, dedi, İslam değirmeni, hicretinden 10 yıl geçinceye kadar dönmesine devam edecektir. Daha sonra, hicretinin 35. yılının başında dönmeye başlayıp 5 yıl öylece devam edecektir. Ondan sonra sapıklık değirmeni dönmeye başlayacak; sonra firavunların hakimiyeti kurulacaktır.” dedi.

İmam daha sonra şöyle buyurdu: “Yüce Allah, bununla ilgili olarak şu ayetleri indirdi: “Hiç kuşkusuz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu çok iyi bilirsin sen. Kadir gecesi bin aydan daha iyidir.” (Kadir/1-3) Ümeyye Oğulları’nın, saltanat ettiği ve içinde Kadir gecesi bulunmayan bin ay kastedilmiştir. Böylece Allah azze ve celle Peygamberine aleyhisselam Ümeyye Oğulları’nın bu süre boyunca ümmete musallat olup hükümranlık edeceklerini haber verdi. Bu süre içerisinde dağlar bile, onlara üst olmaya kalkışsa, onlar üst olur. Allah, saltanatlarına son verinceye kadar bu durum böyle devam eder. Bu süre içerisinde biz Ehl-i Beyt’e düşmanlık ve zulüm, onların sloganı olur. Allah onların saltanatı döneminde Muhammed’in Ehl-i Beytinin, sevenlerinin ve şiilerinin başlarına ne belalar geleceğini Resulüne haber vermiştir.”

İmam şöyle devam etti: “Yüce Allah, onlarla ilgili olarak şu ayeti indirmiştir: “Allah’ın nimetini küfre çevirip kavimlerini (de) helak yurduna, girecekleri cehenneme yerleştiren kimseleri görmedin mi? Ne de kötü yerdir orası?” (İbrahim/28-29) Allah’ın nimeti, Muhammed ve Ehl-i Beytidir. Onları sevmek, imandır; insanı cennete götürür. Onlara düşmanlık, küfür ve nifaktır; insanı cehenneme sokar. Resulullah salla’llahu aleyhi ve âlih bu sırları Ali ve Ehl-i Beytine bildirdi.”

Mütevekkil diyor ki: Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) daha sonra şöyle buyurdu:

“Kaim’imiz (kıyam edecek olanımız, Hz. Mehdi -a.f-) kıyam edinceye kadar biz Ehl-i Beyt’ten biri, bir zulmü defetmek veya bir hakkı diriltmek için kıyam edecek olursa, bela ve musibetler onu mahveder; kıyamı, bizim ve şiilerimizin zahmetini, üzüntüsünü artırır.”

Harun oğlu Mütevekkil diyor ki: “Daha sonra Ebu Abdullah (İmam Sadık) aleyhisselam o duaları bana söyledi, ben de yazdım. Dualar yetmiş beş bab idi. On bir babını kaybettim, altmış küsur bab yanımda mevcuttur.”

(Sahîfe-i Seccadiye’nin ravisi olan Amidürrüesa, Sahîfe’yi bir başka tarik ile de naklederek şöyle diyor):

Ebu Mufazzal bize tahdis etti; dedi ki: Muhammed b. Hasan b. Ruzbeh Ebu Bekr el-Medainî el-Kâtib, (Kufe’nin) Rahbe mahallesindeki Evinde bana tahdis etti; dedi ki: Muhammed b. Ahmed b. Müslim el-Mutahharî bana tahdis etti; dedi ki: Babam, Umeyr b. Mütevekkil el-Belhî’den, o da babası Mütevekkil b. Harun’dan, şöyle dediğini bana tahdis etti: “Yahya b. Zeyd b. Ali (Zeynelâbidin) aleyhimesselam ile karşılaştım...”

Bu tarikde de hadisin tamamı, (İmam) Cafer b. Muhammed’in, babalarından -Allah’ın salatı onlara olsun- naklettiği Peygamber’in salla’llahu aleyhi ve âlih rüyasına kadar zikredilmiştir.

Bu tarikde ayrıca bablar şöyle sıralanmıştır:

1-  Yüce Allah’a Hamd ve Sena

2-  Muhammed ve Âline Salat

3-  Arşı Taşıyan Meleklere Salat

4-  Peygamberleri Tasdik Edenlere Salat

5-  Kendisi ve Özel Dostları Hakkındaki Duası

6-  Sabah ve Akşam Vakitleri Okuduğu Dua

7-  Önemli Durumlarda Okuduğu Dua

8-  Allah’a Sığınmakla İlgili Duası

9-  Bağışlanma İstemiyle İlgili Duası

10-Yüce Allah’a Sığınmakla İlgili Duası

11-Güzel Akıbet İstemiyle İlgili Duası

12-Günahları İtiraf Etme Hakkındaki Duası

13-Allah’tan Hacetleri İsteme Hakkındaki Duası

14-Zulme Uğradığı Zaman Okuduğu Dua

15-Hastalandığı Zaman Okuduğu Dua

16-Günahlarının Bağışlanmasını İstediği Zaman Okuduğu Dua

17-Şeytana Karşı Okuduğu Dua

18-Korkulan Durumlarla İlgili Duası

19-Yağmur Talebiyle İlgili Duası

20-Yüce Erdemler Hakkındaki Duası

21-Bir Şey İçin Üzüldüğünde Okuduğu Dua

22-Zorluklarda Okuduğu Dua

23-Afiyet İstemiyle İlgili Duası

24-Anne ve Babası Hakkındaki Duası

25-Çocukları Hakkındaki Duası

26-Komşuları ve Dostları Hakkındaki Duası

27-Sınır Bekçileri Hakkındaki Duası

28-Allah’a Yönelme Hakkındaki Duası

29-Geçim Sıkıntısı Çektiğinde Okuduğu Dua

30-Borcu Ödemekte Allah’tan Yardım İsteme Hakkındaki Duası

31-Tövbe İstemiyle İlgili Duası

32-Gece Namazında Okuduğu Dua

33-Allah’tan Hayır İsteme Hakkındaki Duası

34-Musibete Uğradığı Veya Günah Sebebiyle Kötü Duruma Düşen Birini Gördüğü Zaman Okuduğu Dua

35-Allah’ın Kazasına Rıza Hakkındaki Duası

36-Gökgürültüsünü Duyduğu Zaman Okuduğu Dua

37-Şükür Hakkındaki Duası

38-Özür Dileme Hakkındaki Duası

39-Af Dileme Hakkındaki Duası

40-Ölümü Hatırladığı Zaman Okuduğu Dua

41-Ayıpların Örtülmesi ve Günahlardan Korunma İstemiyle İlgili Duası

42-Kur’an’ı Hatmettiğinde Okuduğu Dua

43-Hilale Baktığı Zaman Okuduğu Dua

44-Ramazan Ayı Girdiğinde Okuduğu Dua

45-Ramazan Ayıyla Vedalaştığında Okuduğu Dua

46-Ramazan Bayramı ve Cuma Günü Okuduğu Dua

47-Arefe Günü Okuduğu Dua

48-Kurban Bayramı ve Cuma Günü Okuduğu Dua

49-Düşmanların Hilelerine Karşı Okuduğu Dua

50-Allah’tan Korkma Hakkındaki Duası

51-Allah’a Yalvarıp Yakarma ve Boyun Eğme Hakkındaki Duası

52-Allah’a Israr Etme Hakkındaki Duası

53-Allah’ın Karşısında Hakirliğini İtiraf Etme Hakkındaki Duası

54-Allah’tan Üzüntülerin Giderilmesini İsteme Hakkındaki Duası

Diğer bablar ise, Ebu Abdullah el-Hasanî’nin -Allah ona rahmet etsin- lafzıyladır. Ebu Abdullah Cafer b. Muhammed el-Hasanî bize tahdis etti; dedi ki: Abdullah b. Ömer b. Hattab ez-Zeyyat bize tahdis etti; dedi ki: Dayım Ali b. Nu’man el-A’lem bana tahdis etti; dedi ki: Umeyr b. Mutevekkil es-Sekafî el-Belhî, babası Mütevekkil b. Harun’dan, şöyle dediğini bana tahdis etti: (Bu duaları) Efendim Ebu Abdullah Cafer b. Muhammed es-Sadık söyledi, ben yazdım. O da dedi ki: (Bu duaları) Dedem Ali b. Hüseyin (İmam Zeynelâbidin) benim huzurumda babam Muhammed b. Ali’ye (İmam Muhammed Bâkır’a) -selam olsun onlara- söyledi, o da yazdı.


1

Allah’a Hamd ve Sena İle İlgili Duası

İmam (a.s), duaya Allah’a hamd ve sena ile başlar ve şöyle buyururdu:

Hamd Allah’a ki ilkdir, O’ndan önce bir ilk yoktur; sondur, O’ndan sonra bir son yoktur. Gözler O’nu görmekten, tahayyüller (vehimler) O’nu vasfetmekten âcizdir.

Kudretiyle dilediği gibi yepyeni bir yaratık meydana getirdi. Sonra onları irade ettiği yola koydu, sevgisi yolunda ilerleyebilmelerini sağladı. Öne geçirdiğini ertelemeye, ertelediğini önce geçirmeye güçleri yetmez. Onlardan her bir ruh için paylaştırılmış belli bir rızk tayin etti. O, birine çok rızk verdi mi kimse onu azaltamaz; birine de az verdi mi kimse onu çoğaltamaz.

Sonra onların her biri için vakitlendirilmiş bir ecel, sınırlandırılmış bir süre belirledi. Her geçen gün adım adım ona doğru ilerlemekte, her geçen yıl ona daha bir yakınlaşmaktadır. Süresi dolunca da vaad ettiği bol sevapla ödüllendirmek ya da sakındırdığı azapla cezalandırmak üzere ruhunu kabzeder. “Böylece kötüler en kötü işlerinin karşılığını görürler; iyiler de iyi amellerinin ödülünü en güzel şekliyle alırlar.” (Necm /31) Çünkü adaleti bunu gerektirmektedir. İsimleri kutsal, nimetleri açıktır. “O, yaptığından dolayı sorgulanmaz, bilakis onlar sorgulanırlar.” (Enbiya /23)

Hamd Allah’a ki, eğer kullarına, ardı arkası kesilmeyen minnetler ve açık seçik bol nimetler karşısında hamd etmeyi öğretmemiş olsaydı, nimetlerinde tasarruf ederler, ama O’na hamd etmezlerdi; rızkından bol bol yararlanırlar, ama şükretmezlerdi. Böyle olunca da insanlık sınırlarından çıkar, hayvanlık seviyesine düşerlerdi. O zaman da yüce Allah’ın Kur’an’da nitelendirdiği kimselerden olurlardı: “Onlar hayvanlar gibidirler; hatta yolca daha şaşkındırlar.” (Furkan/44)

Hamd Allah’a ki, kendisini bize tanıttı; şükrünü bize ilham etti; rablığı gereği ilim kapılarını yüzümüze açtı, kendisini ihlas ile birlememize kılavuzluk etti; ilhaddan (Allah’ı inkâr) ve emrinde kuşkuya kapılmaktan bizi uzak tuttu. Öyle bir hamd ki, onunla kendisine hamd eden kullarının arasında yer alalım ve rıza ve affını kazanma yarışında herkesten öne geçelim. Öyle bir hamd ki, Berzah karanlıklarını bize aydınlatsın; kabirden çıkarılmayı bize kolaylaştırsın; “her nefsin kazandığıyla cezalandırılacağı, kimsenin zulme uğramayacağı” (Casiye/23), “hiçbir dostun dostuna bir şey kazandıramayacağı ve hiçbir yerden yardım göremeyecekleri” gün (Duhan/41) tanıkların durduğu yerlerde mekânlarımızı şereflendirsin.

Öyle bir hamd ki, bizden en yüce İlliyyun’a, “Allah’a yakın olanların gördüğü ve amellerin sayılıp yazıldığı kitaba” (Mutaffifîn/20-21) yükselsin. Öyle bir hamd ki, gözler faltaşı gibi açıldığında onunla gözlerimiz aydın olsun; çehreler siyahlaşınca onunla yüzlerimiz ak olsun. Öyle bir hamd ki, onun sayesinde Allah’ın acıklı ateşinden salıverilip Allah’ın ikram dolu komşuluğunu kazanalım. Öyle bir hamd ki, onunla mukarreb meleklerle boy ölçüşelim ve zevali olmayan keramet yurdunda mürsel peygamberlerle birlikte olalım.

Hamd Allah’a ki, yaratılışın güzelliklerini bizim için seçti; temiz rızkları bizim için çıkardı, verdiği güçle bizi bütün yaratıklarından üstün kıldı. Böylece, kudretiyle bütün yaratıkları bize boyun eğmekte; izzetiyle bize itaat etmekteler. Ve hamd Allah’a ki, kendisinden başka kimseye bizi muhtaç kılmadı. O halde nasıl O’na hamd etmeye güç yetirebilir, ya da ne zaman şükrünü yerine getirebiliriz? Hayır, kesinlikle hiçbir zaman!

Ve hamd Allah’a ki, bizde açılma ve kasılma araçları bıraktı; bizi hayat esintileriyle faydalandırdı; bizde çalışma uzuvları meydana getirdi; temiz rızklarla beslenmemizi sağladı; fazlıyla bizi zengin etti; nimetiyle bizi sermaye sahibi kıldı. Sonra itaatimizi ölçmek için bize birtakım emirler yöneltti; şükrümüzü sınamak için bizi birtakım şeylerden sakındırdı. Ama biz O’nun emrettiği yoldan çıktık, sakındırdığı şeylerin içine daldık. Ancak O, bundan dolayı bizi hemencecik cezalandırmadı; acele bizden intikam almaya kalkmadı. Aksine, rahmetiyle bir lütuf olarak, bize mühlet verdi; şefkatiyle sabır ve hazımla (tövbe edip) dönmemizi bekledi.

Ve hamd Allah’a ki, bize tövbe yolunu gösterdi; O’nun lütuf ve fazlı olmasaydı kesinlikle ona hak kazanamazdık. Şimdi eğer O’nun fazlından bir tek bu tövbeyi sayacak olsak, hakkımızdaki sınavının fevkalade güzel, bize yönelik ihsanının çok büyük, üzerimizdeki lütfunun çok yoğun olduğunu görürüz. Oysa bizden öncekiler (örneğin İsrail oğulları) hakkında tövbe hususunda böyle bir sünneti (kuralı) yoktu. Bakınız, gücümüzü aşan yükümlülükleri omuzlarımızdan kaldırmış; yalnızca güç yetirebildiğimiz şeylerle bizi yükümlü kılmış; bizden, kolay olandan başka bir şey istememiş; böylece hiçbir kimseye herhangi bir bahane ve mazeret bırakmamıştır. Dolayısıyla içimizden helak olan, (bu kadar kolaylıklara rağmen) O’na muhalefet edendir; saadete eren ise, O’na rağbet edendir.

Meleklerinden O’na en yakın olanı, yaratıklarından katında en değerli olanı ve kendisine hamd edenlerin, indinde en beğenileni O’na neyle (nasıl) hamd ettiyse, onunla Allah’a hamd olsun. Öyle bir hamd (ve övgü) ki; Rabbimizin bütün yaratıklarına olan üstünlüğü gibi, diğer bütün hamdlerden üstün olsun. Sonra, bize ve geçmiş-gelecek bütün kullarına olan her bir nimetinin yerine, ilminin kuşattığı bütün şeylerin sayısıca ve o nimetlerin her birinin yerine kat kat fazlasıyla, kıyamet gününe kadar ardı arkası kesilmeksizin ebedi olarak O’na hamd olsun.

Öyle bir hamd ki, erişilecek sınırı, sayılacak adedi, ulaşılacak sonu ve bitecek süresi olmasın! Öyle bir hamd ki, bizi O’nun itaati ve affına kavuştursun; rızasını kazanmamıza vesile olsun; mağfiretini elde etmemize yarasın; bizi cennetine götürsün; azabından, gazabından korusun; O’na itaat etmemize destek, isyan etmemize engel olsun; hakkını eda edip belirlediği vazifeleri yerine getirmemize yardımcı olsun.

Öyle bir hamd ki, sayesinde saadetli dostlarının arasında saadete erelim ve düşmanlarının kılıçlarıyla şehit düşenlerin arasında yer alalım. Hiç şüphesiz, O, nimetlerin velisidir, hamdin (övgünün) yegane sahibidir.


2

Bu Hamd ve Senadan Sonra

Resulullah’a Salat ve Selam İle İlgili Duası

Ve hamd Allah’a ki, ne kadar büyük olursa olsun hiçbir şey karşısında âciz kalmayan ve ne kadar ince ve zarif olursa olsun hiçbir şeyi gözden kaçırmayan kudretiyle, peygamberi Muhammed -Allah’ın salatı ona ve soyuna olsun- ile eski ümmetlere ve geçmiş asırlara değil, bize minnet koydu; böylece bizi ümmetlerin sonuncusu kıldı; inkârcılara karşı bizi tanıklar yaptı ve nimetiyle, az olanlar karşısında sayımızı çoğalttı.

Allah’ım, o halde vahyinin emini, yaratıklarının seçkini, kullarının arasından seçip beğendiğin, rahmet imamı, hayır önderi ve bereket anahtarı olan Muhammed’e salat eyle (derecesini yücelt); nasıl ki o kendini senin işin için adadı; bedenini senin uğruna eziyetlere maruz bıraktı; (insanları) sana doğru çağırırken yakınlarıyla açıkça çelişti; senin rızan uğruna kabilesiyle savaştı; dinini ihya etmek için akrabalarıyla ilişkisini kesti; inkâr ettikleri için yakın olanları uzaklaştırdı; sana icabet ettikleri için uzak olanları yakınlaştırdı; senin yolunda en uzak kimseleri dost edindi; en yakın kimselere düşman kesildi; elçiliğini iletmek için kendini yordu; (insanları) dinine davet etmekle kendini nice zahmetlere soktu; uğraşı, davetine muhatap olanları öğütlemek oldu; dinini aziz kılmak, güçlendirmek ve sana karşı küfre sapanlara galebe çalmak amacıyla gurbet diyarlarına; doğup büyüdüğü, yakınlarının bulunduğu, taşını, toprağını tanıdığı vatanından uzak yerlere göç etti (Medine’ye hicret); ve nihayet, düşmanlara karşı elde etmek istediği başarıyı, dostların için öngördüğü sonucu tastamam elde etti. Senden medet umarak, güçsüz olduğu halde senin yardımınla güç kazanarak düşmanlarının üzerine yürüdü; evlerinin içinde onlarla savaştı; karargâhlarının tam ortasında onlara saldırdı. Derken, müşriklerin istememesine rağmen senin dinin aşikâr oldu, kelimen yüceldi.

Allah’ım, senin yolunda çekmiş olduğu zahmetler karşısında O’nu cennetinin en yüce derecesine yükselt. Öyle ki, derece bakımından kimse onunla eşit olmasın; makam bakımından kimse ona denk olmasın; katında hiçbir mukarreb melek ve hiçbir mürsel peygamber onunla boy ölçüşemesin. Ve onu, tertemiz Ehl-i Beyti ve mü’min ümmeti hakkında kendisine vaad ettiğin güzel (kabul edilen) şefaatin en yüce mertebesiyle tanıştır. Ey vaadi geçerli olan, sözüne vefa eden; ey kötülükleri kat kat fazlasıyla iyiliklere dönüştüren (yüce Allah)! Hiç kuşkusuz, sen büyük lütuf sahibisin.


3

Arşı Taşıyan ve Tüm Mukarreb

Meleklere Salat İle İlgili Duası

Allah’ım, seni tesbih etmekten bıkmayan, seni kutsamaktan usanmayan, sana ibadet etmekten yorulmayan, emrini imtisalde ciddiyetle çalışıp ihmalkârlık etmeyen, sana olan iştiyaklarından asla gaflete düşmeyen, Arşının taşıyıcılarına; kirpik kırpmadan izninin ve emrinin gelmesini bekleyen, (emrin gelince de) Sur’a üfleyerek kabir rehinleri olan baygınları ayıltacak Sur sahibi İsrafil’e; indinde şan-şeref sahibi olan, sana itaat ederek yüksek bir yere ulaşan Mikail’e; vahyinin emini, gökler ehlinin yanında kendisine itaat edilen, nezdinde saygın olan, katında mukarreb (yakınlaştırılmış) olan Cebrail’e; perdeler meleklerine müvekkel olan Ruh’a (bir melek) ve senin emrinden olan Ruh’a (bir başka melek) salat eyle.

Onlardan alttaki, göklerinin sakinleri, elçiliğin hususunda güvenilir olan, çalışmaktan bıkkınlık duymayan; zor işlerden yorulup yılmayan, nefsani istekleri kendilerini seni tesbih etmekten alıkoymayan, gafletler unutkanlığıyla seni ululamaktan geri kalmayan, yere bakan gözleriyle sana doğru bakmaya kasdetmeyen, çenelerini aşağı indirmiş, katındakine büyük rağbet duyan, nimetlerini anmaya aşırı derecede düşkün olan, azametinin, büyüklüğünün yüceliği karşısında alçalan; günah ehline karşı cehennemin uğultusunu görünce: “Her türlü eksiklikten münezzehsin sen, sana hakkıyla ibadet etmedik” söyleyen meleklerine de (salat eyle, Allah’ım).

Bütün bunlara salat ettiğin gibi; rahmet meleklerine; katında yakınlık sahibi olanlara; gaybı peygamberlerine taşıyanlara; vahyinin eminleri olanlara; kendin için ayırdığın, kutsamanla kendilerini yiyip içmekten müstağni kıldığın ve gök tabakalarına yerleştirdiğin melekler kabilelerine; göklerin uçlarında vaadinin sona ermesiyle emrinin (kıyametin) gerçekleşmesini bekleyenlere; yağmur hazinelerinin bekçilerine; bulutları sevkedenlere, sevketmesiyle yıldırım seslerinin duyulup şimşeklerin çakmasına vesile olanlara; kar ve doluyu uğurlayanlara; yağmur damlalarıyla birlikte inenlere; rüzgarların hazineleriyle ilgilenenlere; yerinden oynamasın diye dağları tutmakla görevli olanlara; suların ölçüleri, şiddetli ve sağanak yağmurların ölçeğiyle tanıştırdıklarına; istenmeyen belalarla veya sevilen bollukla yeryüzüne gönderdiğin meleklerine; çok kıymetli, iyilik sever elçilerine; çok değerli, (amelleri) yazan koruyuculara; ölüm meleği ve yardımcılarına; (kabir sorgulayıcıları) Münker ve Nekir’e; kabir ehlini sınava tabi tutan Ruman’a; Beyt-i Ma’mur etrafında tavaf edenlere; Malik’e ve (cehennem) bekçilerine; Rızvan’a ve cennetlerin hizmetçilerine; “kendilerine emir verildiği konuda Allah’a isyan etmeyen ve emredildikleri şeyi yapan” (Tahrim/6) meleklere; (cennet ehline:) “Selam size, sabrettiğiniz için; (dünya) yurdun(un) sonu ne güzel!” (Ra’d/24) diyenlere; kendilerine: “Tutun onu, derhal bağlayın onu; sonra cehenneme atın onu.” (Hâkka/30-31) dendiği zaman bekletmeden hemen emri yerine getiren zebanilere; anmadığımız, katındaki yerini, ne işle memur kıldığını bilmediğimiz diğerlerine; havadakilere, yerdekilere, sudakilere ve yaratıklar üzerindeki denetleyicilere, bütün bunlara her nefsin bir sürücü (melek) ve bir tanık (melek) eşliğinde geleceği gün salat eyle.

Şereflerine şeref katacak, temizliklerini artıracak bir salatla onlara salat eyle. Allah’ım, meleklerine ve elçilerine salat ettiğin, bizim salatımızı da onlara ilettiğin zaman, senden gelen başarıyla onları güzellikle anmamızdan dolayı bize de salat eyle. Hiç kuşkusuz, sen çok cömertsin, üstün kerem sahibisin.


4

Peygamberlere Tabi Olan ve Onları

Tasdik Edenlere Salatını İçeren Duası

Allah’ım, yeryüzü ehlinden peygamberlere tabi olanları; düşmanlar yalanlamalarıyla peygamberlere karşı çıktıkları zaman peygamberleri gıyaben (kalben) doğrulayanları; iman hakikatleriyle onlara gönül verenleri; Adem’den Muhammed’e -Allah’ın salat ve selamı ona ve soyuna olsun- kadar her asır ve zamanda o asrın insanları için delil olarak gönderdiğin hidayet imamlarına, takva ehlinin önderlerine -hepsine selam olsun- uyanları kendinden bir mağfiret ve rızvanla an.

Allah’ım, özellikle de Muhammed’in ashabının, sahabiliği bilip hakkını eda edenlerin, ona yardımda güzel bir imtihan verenlerin, onu destekleyip himaye edenlerin, koşarak elçiliğine inananların, davetini kabulde yarışıp öne geçenlerin, Rabbinin mesajlarını duyururken kendisine icabet edenlerin; dâvâsı uğruna eşleri ve çocuklarından ayrılanların, nübüvvetini sağlamlaştırmak için babaları ve oğullarıyla savaşıp onun bereketiyle zafere ulaşanların, gönüllerinde onun sevgisini besleyerek bu sevgiyle asla zarara uğramayacak bir ticaret umanların, onun kulpuna yapışınca kabilelerinden dışlananların, ona yakınlık gölgesinde yer alınca akrabalıklarından çıkarılanların, Allah’ım, bunların senin için ve senin yolunda kaybettiklerini unutma! İnsanları senin (dininin) etrafında topladıkları, Resulünle birlikte sana davet ettikleri için hoşnutluğunla onları hoşnut et. Senin yolunda kavimlerinin memleketini terkettikleri, geçim bolluğunu bırakıp geçim darlığına katlandıkları için onları ve dinini yüceltmek için sayılarını çoğalttığın mazlumları mükâfatlandır.

Allah’ım, onları (ashabı) güzellikle izleyip, “Rabbimiz bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla.” (Haşr/10) diyen; onların yolunda yürüyen, onların yöneldiği yöne yönelen; onların mizaç ve meşreplerine göre hareket eden, hiçbir şüphe kendilerini onların basiretlerinden (inançlarından) geri çeviremeyen; onların izinde yürümekte, hidayet meşalelerine uymakta kuşkuya düşmeyen; onlara yardım eden; dinlerini din edinen; hidayetleriyle hidayet bulan; onlarla ittifak içinde olan; onları (Peygamber’den) kendilerine ilettiklerinde itham etmeyen tabiîne de en iyi ödülünü ver.

Allah’ım, günümüzden kıyamet gününe kadar gelip geçecek olan tabiîne, onların eşlerine ve soylarına, içlerinden sana itaat edenlere salat eyle. Bir salat ki, onunla onları sana karşı gelmekten koruyasın; cennet bahçelerinde yerlerini genişletesin; şeytanın tuzağına düşmelerine engel olasın; senden medet umdukları iyi işlerde kendilerine yardımcı olasın; onları, ansızın hayırlı bir haberle kapıyı çalan hadiselerin dışında, gece gündüz demeyip beklenmedik bir zamanda baskın yapan felaketlerden koruyasın; onları rahmetine ümitli olmaya, katındakini arzu etmeye, kulların elindeki şeyler konusunda kötü yargılı olmamaya sürükleyesin. Böylece de onları sana rağbet etmeye ve senden korkmaya yöneltesin; dünya hayatına aldırışsız kılasın; onlara ahiret için çalışmayı, ölümden sonrası için hazırlanmayı sevdiresin; canların bedenlerden çıkacağı gün karşılaşacakları her zorluğu onlara kolaylaştırasın; onları korkunç fitnelerin meydana getireceği durumlardan, cehennemin kavurucu ateşinden, orada sürekli kalmaktan kurtarasın; onları takva ehlinin güvenli dinlenme yerlerine (cennete) yerleştiresin!


5

Kendisi ve Velayetine İnanan

Dostları Hakkındaki Duası

Ey azametinin şaşılacak harikaları bitmek bilmeyen (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi azametin hakkında eğriliğe sapmaktan koru.

Ey saltanatının süresi sona ermeyen (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve boyunlarımızı ceza ve ukubetinden azad et.

Ey rahmetinin hazineleri tükenmeyen (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve rahmetinden bizim için de bir pay ayır.

Ey gözlerin görmekten âciz olduğu (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi kurbuna (yakınlığına) yaklaştır.

Ey mertebesi yanında diğer bütün mertebeler küçük kalan (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi katında değerli kıl.

Ey haberlerin iç yüzü indinde aşikâr olan (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi yanında rüsvay etme.

Allah’ım, bağışınla, bizi bağışta bulunanların bağışlarından müstağni kıl; ilişkilerini keserek bizi yalnızlığa itenlere karşı ihsan ve ikramınla bizi koru ki, senin bağışınla başka hiçbir kimseye rağbet etmeyelim ve senin lütuf ve fazlınla hiçbir kimsenin uzaklaşmasıyla yalnızlığa itilmeyelim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizim aleyhimize değil, lehimize plan düzenle; zararımıza değil, yararımıza tuzak kur; bizi muzaffer kıl, bize karşı (kimseyi) zafere ulaştırma.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi kendin koru; bizi kendinle koru; bizi kendine doğru hidayet et; bizi kendinden uzaklaştırma. Çünkü senin koruduğun daima esenlik içinde olur; hidayet ettiğin bilir; kendine yakınlaştırdığın büyük bir kazanç elde eder.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi zamanın acımasız felaketlerine, şeytanın kötü tuzaklarına, sultanın acı saldırısına karşı koru.

Allah’ım, yetinenler senin gücünün fazlıyla yetinirler; o halde Muhammed ve âline salat eyle ve bize yet. Bağışta bulunanlar, senin bağışının fazlasıyla bağışta bulunurlar; o halde Muhammed ve âline salat eyle ve bize bağışta bulun. Hidayet bulanlar, senin yüzünün nuruyla hidayet bulurlar; o halde Muhammed ve âline salat eyle ve bizi (doğru yoluna) hidayet et.

Allah’ım, sen kime yardım ettiysen, artık kimse onu zelil ve hor edemez; kime verdiysen, artık kimse ondan bir şey eksiltemez; kimi doğru yola hidayet ettiysen, artık kimse onu şaşırtamaz, saptıramaz. O halde Muhammed ve âline salat eyle ve izzetinle bizi kullarından (gelecek zararlardan) koru; yardımınla bizi senden başkasından müstağni kıl; yol göstermenle bizi hak yolda yürüt.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kalplerimizin selametini azametini anmakta, bedenlerimizin rahatını nimetlerine şükretmekte karar kıl ve dillerimizi minnetlerini anlatmak için aç.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi sana doğru çağıran davetçilerden; sana doğru kılavuzluk eden hidayetçilerden et; katında özel bir yeri olan kullarından kıl. Ey merhametlilerin en merhametlisi!


6

Sabah ve Akşam Vakitlerinde Okuduğu Dua

Hamd Allah’a ki, gücüyle gece ve gündüzü yarattı; kudretiyle aralarında ayrıcalık koydu; her biri için belli bir sınır, belli bir süre tayin etti; geceyi gündüzün, gündüzü de gecenin içine sokar. Kullarının beslenme ve gelişmesini sağlamak için O’nun bir planıdır bu. Yorucu hareketler ve meşakkatli işlerin ardından dinlenmeleri için geceyi yarattı; uyuyup dinlenerek güç ve enerji biriktirmeleri, ayrıca lezzet ve şehvetlerine ulaşmaları için onu bir örtü kıldı. Gündüzü de onlar için aydınlık kıldı ki, Allah’ın fazlından nasiplerini arasınlar; rızkını elde etmek için çalışıp çabalasınlar; dünya ihtiyaçlarına ulaşıp ahiret mutluluğunu kazanmak için arzında dolaşsınlar. Böylece Allah, onların durumlarını düzeltir; onları imtihan eder; itaat zamanlarında, farzlarının söz konusu olduğu yerlerde ve hükümlerinin uygulanması gerektiği durumlarda nasıl davrandıklarına bakarak, “kötü işler yapanları işledikleriyle cezalandırır; güzel işler yapanları da daha güzeliyle ödüllendirir.” (Necm/31)

Allah’ım, hamd sana mahsustur. Çünkü sabahı sen bizim için yarıp çıkardın; gündüzün ışığından sen bizi yararlandırdın; rızkların aranacağı yerleri sen bize öğrettin; bela ve afetlerden sen bizi korudun. Böylece biz ve tüm şeyler; gök, yer ve onlarda bulunan canlı cansız, hareketli hareketsiz, havada yükselen, yer altında gizli bulunan her şey senin olduk; senin yed-i kudretinde mülkünün ve saltanatının kapsamına girdik; iradenle bir araya geldik; emrin doğrultusunda bir şeyler yapabilmekte, tedbirin yönünde hareket etmekteyiz. Senin hükmettiğinden başka bir durum ve senin verdiğinden başka bir hayır bizim için söz konusu değildir, olamaz da.

(Allah’ım,) Bu (gün), yeni bir gündür; tanıklık etmeye hazır bir şahittir. Güzel işler yaparsak övgüyle bizimle vedalaşır; kötü işler yaparsak yergiyle bizden ayrılır.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onunla (günle) iyi birlikteliği bize nasip et; bir suç işleyerek, küçük veya büyük bir günaha mürtekip olarak kötü bir şekilde ondan ayrılmaktan bizi koru. Bize bu günde bol bol iyilikler yaz; kötülüklerden arındır ve onun (günün) iki ucunun arasını hamd, şükür, mükâfat, birikim, lütuf ve ihsan ile doldur.

Allah’ım, pek değerli yazıcı meleklerine bizden yana çekecekleri zahmeti kolaylaştır; amel defterlerimizi iyiliklerimizle doldur; bizi onların yanında rüsvay etme.

Allah’ım, bize bu günün saatlerinin her bir saatinde kullarından bir pay, şükründen bir nasip ve meleklerinden bir doğruluk tanığı ayır.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi önümüzden, arkamızdan, sağımızdan, solumuzdan ve bütün yönlerimizden koru. Bu koruman, bizi sana karşı günah işlemekten alıkoysun, sana itaat etmeye sevketsin, sevgini celbetsin.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi bu günümüzde, bu gecemizde ve bütün günlerimizde hayrı işlemeye, şerri terketmeye, nimetlere şükretmeye, sünnetlere uymaya, bid’atlerden kaçınmaya, marufu (iyiliği) emretmeye, münkerden (kötülükten) sakındırmaya, İslam’ın bekçiliğini yapmaya, batılı kınayıp horlamaya, hakkı destekleyip yüceltmeye, yolunu şaşırmışa doğruyu göstermeye, güçsüze yardımcı olmaya, mağdurun imdadına koşmaya muvaffak et.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu günü yaşadığımız en kutlu gün, birlikte olduğumuz en üstün arkadaş ve geçirdiğimiz en hayırlı vakit kıl. Bizi bütün yaratıklarının arasında üzerlerinden gece ve gündüz geçen en hoşnut, verdiğin nimetlere en çok şükreden, koyduğun yasalara uymakta en sebatlı ve sakındırdığın yasaklardan en çok kaçınan kullarından kıl.

Allah’ım, ben bu günde, bu saatte, bu gecede ve bulunduğum bu yerde, seni tanık tutuyorum ve tanık olarak sen yetersin; göğü, yeri, onlarda yerleştirdiğin meleklerini ve diğer yaratıklarını da tanık tutuyorum ki, ben şuna şehadet etmekteyim: Sen Allah’sın, senden başka ilah yoktur; adaleti ayakta tutarsın; hükmünde adilsin; kullarına şefkatlisin; mülkün maliki ve sahibisin; yaratıklarına pek merhametlisin. (Yine şehadet etmekteyim ki:) Muhammed senin kulun, resulün ve yaratıkların içinde seçip beğendiğin kimsedir. Peygamberlik görevini ona yükledin, layıkıyla yerine getirdi; ümmetini öğütlemesini emrettin, öğütledi.

Allah’ım, yaratıklarından herhangi birine ettiğin en çok salatı Muhammed ve âline eyle; kullarından herhangi birine verdiğin en iyi şeyi bizden taraf ona ver ve peygamberlerinden herhangi birine ümmetinden taraf verdiğin en iyi ve en değerli ödülü bizden taraf ona ver. Hiç şüphesiz, sen, büyük nimetlerle ihsan edensin; büyük günahları bağışlayansın; sen her merhametliden daha merhametlisin. O halde, Muhammed ve onun tertemiz, seçkin ve asil soyuna salat eyle.


7

Önemli Bir İş Veya Üzücü Bir Durumla Karşılaştığında ve Üzüntülü Zamanlarda Okuduğu Dua

Ey (yüce Allah) ki, mihnet düğümleri seninle çözülür; ey ki, zorluklar sınırı seninle aşılır; ey ki, kurtuluş ferahlığına seninle kavuşulur! Kudretin karşısında güçlükler kolaylaşmış, lütfunla sebepler sebep oluvermiş, kudretinle kaza ve kaderin cari olmuş ve her şey iraden doğrultusunda gelip geçmiştir. Her şey, söylemene gerek kalmadan sırf meşiyetinle emir almakta, nehyine ihtiyaç duyulmadan sakınmakta. Önemli işler için çağrılan sensin; musibetlerde sığınılacak sensin; felaketleri defedecek olan sensin; sıkıntıları giderecek olan sensin.

Ey Rabbim, ağırlığı altında ezildiğim felaketler üzerime çökmüş; tahammülü çok güç olan musibetler gelip çatmış bana. Bunları kudretinle bana getirmiş, saltanatınla bana yöneltmişsin. Senin getirdiğini kimse götüremez; senin yönelttiğini kimse geri çeviremez; senin kapattığını kimse açamaz; açtığını kimse kapatamaz; zorlaştırdığını kimse kolaylaştıramaz; hor ve zelil kıldığına kimse yardım edemez.

O halde ey Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle ve lütfunla kurtuluş kapısını yüzüme aç; gücünle üzüntü ve kederin üzerimdeki sultasını kır; şikâyetçi olduğum hususta bana bakışını güzelleştir; dilendiğim konuda ihsanının tatlılığını bana tattır; bana kendi katından bir rahmet ve afiyet dolu bir rahatlık ver; bana kendi indinden acil bir kurtuluş yolu belirle; beni gamlanıp kederlenmekle meşgul ederek farzlarını yerine getirmekten, sünnetini uygulamaktan alıkoyma.

Ey Rabbim, artık inen belalara dayanamaz oldum; gelip çatan musibetlere katlanmaktan üzüntüyle dolup taştım. Sen, duçar olduğum sıkıntıyı gidermeye, içine düştüğüm durumu ortadan kaldırmaya kadirsin. O halde, hakketmesem de bunu bana yap; ey büyük Arşın sahibi, ey bol nimetlerin sahibi! Senin (her şeye) gücün yeter; ey merhametlilerin en merhametlisi! Âmin, ya Rabbe’l-âlemin.

8

Sevilmeyen Şeyler, Kötü Ahlak ve Çirkin İşlerden Allah’a Sığınmakla İlgili Duası

Allah’ım; hırsın kabarmasından, öfkenin sersemliğinden, hasedin galebesinden, sabrın zayıflığından, kanaatin azlığından, huyun kötülüğünden, şehvetin azmasından, bağnazlığın sultasından, nefsin tutkusuna uymaktan, hidayete karşı çıkmaktan, gaflet uykusundan, zorluklara düşmekten, batılı hakka yeğlemekten, günahlara ısrarla devam etmekten, günahı küçümsemekten, itaati büyük görmekten, zenginlerin övünmesinden, fakirleri hor görmekten, elimizin altındakilere kötü davranmaktan, bize iyilik yapanlara teşekkürü terketmekten, zalime yardımcı olmaktan, mazlumu yalnız bırakmaktan, hakkımız olmayan bir şeyi istemekten ve bilgisiz konuşmaktan sana sığınırım.

Birini aldatma düşüncesini taşımaktan, amellerimizden dolayı kendimizi beğenmişlikten, uzun arzularla kendimizi avutmaktan sana sığınırız.

İçimizin kötülüğünden, küçük günahı önemsememekten, şeytanın bizi kuşatmasından, zamanın başımıza dert açmasından ve sultanın bizi ezmesinden sana sığınırız.

Saçıp savurmaktan ve yetecek kadar rızkı bulamamaktan sana sığınırız.

Düşmanları sevindirecek bir durumdan, denklerimize muhtaç olmaktan, sıkıntılı geçimden ve (ahirete götürecek bir) azık olmaksızın ölmekten sana sığınırız.

(Kıyametteki) En büyük teessüften, (din hususunda söz konusu olan) en büyük musibetten, en acı bedbahtlıktan, kötü dönüşten, sevaptan mahrum kalmaktan ve azaba duçar olmaktan sana sığınırız.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve rahmetinle beni ve kadın-erkek tüm mü’minleri bütün bunlardan koru, ey merhametlilerin en merhametlisi.


9

Yüce Allah’tan Bağışlanma

İstemiyle İlgili Duası

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi sevdiğin tövbeye muvaffak et; sevmediğin günah alışkanlığından kurtar.

Allah’ım, din veya dünya ile ilgili iki eksiklikle karşılaştığımız zaman eksikliği, fani oluşu çok hızlı olan (dünya) ile ilgili kıl; bekası çok uzun olan (din) hususunda da tövbeyi bize nasip et. (Allah’ım,) Biri seni bizden razı edecek, diğeri de seni bize karşı gazaba getirecek iki işe azmettiğimiz zaman bizi, seni bizden razı edecek işe yönelt ve seni bize karşı gazaba getirecek fiilde gücümüzü gevşet. Böyle durumlarda bizi kendi nefsimizin seçimiyle baş başa bırakma. Çünkü o, senin başarıya ulaştırdığının dışında, batılı seçer; senin esirgediğinin dışında, kötülüğü emreder.

Allah’ım, hiç kuşku yok, sen bizi güçsüz bir şeyden yarattın; güçsüzlük üzere bina ettin ve yaratılışımızı hakir bir sudan başlattın. O halde, bizim bir gücümüz varsa, ancak senin gücünden kaynaklanmakta, senin yardımına dayanmaktadır.

Öyleyse, kendi başarınla bize yardım et; kendi ıslahınla bizi ıslah et; kalp gözümüzü sevginle bağdaşmayan şeye kapa ve uzuvlarımızdan hiçbirini günahlara daldırma.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kalplerimizin gizli niyetlerini, uzuvlarımızın hareketlerini, gözlerimizin işaretlerini ve dillerimizin konuştuğu sözleri sevabını gerektiren şeylerle ilgili kıl ki, mükâfatını hakkedecek bir iyiliği kaçırmayalım; cezalandırmanı gerektirecek bir kötülüğü de işlemeyelim.


10

Yüce Allah’a Sığınmakla İlgili Duası

Allah’ım, dilersen lütfunla bizi affedersin; dilersen adaletinle bize azap edersin. O halde, nimetinle affını bizim için kolaylaştır ve mağfiretinle bizi azabından kurtar. Çünkü gerçek şu ki, bizim adaletine dayanacak gücümüz yoktur; affın olmadan hiçbirimiz kurtulamayız.

Ey ganilerin ganisi (yüce Allah), işte kulların! Önünde durmuşlar (fazlını ve lütfunu ummaktalar) ve ben, sana muhtaç olanlar içerisinde en çok ihtiyacı olanım. O halde, geniş rahmetinle yoksulluğumuzu gider; rahmetini bizden esirgeyerek bizi ümitsizliğe düşürme. Aksi takdirde seninle mutlu olmak isteyeni bedbaht etmiş, fazlından yardım umanı mahrum bırakmış olursun. O zaman da senden başka kime yönelebilir, kapından başka hangi kapıya gidebiliriz ki?!

Sen (her türlü eksiklikten) pâk ve münezzehsin; biz ise dualarına icabet etmeyi söz verdiğin çaresizleriz; sıkıntılarını gidermeyi vaad ettiğin sıkılmışlarız. Ve sen, rahmetini dileyenden rahmetini esirgemez, senden medet umanı medetsiz bırakmazsın! Çünkü bu, iradenle uyuşmaz, büyüklüğüne yakışmaz. O halde, sana yalvarıp yakarmamıza (bakarak bize) acı ve kapına geldiğimiz için (lütfunla) bizi zengin kıl.

Allah’ım, sana isyan etmek üzere şeytana uyunca o, üstümüze güldü. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve senin için onu (şeytanı) terkettikten, ondan yüz çevirip sana yöneldikten sonra tekrar onu üstümüze güldürme.


11

Güzel Akıbet İstemiyle İlgili Duası

Ey, anılması ananlar için şeref olan; ey, şükrü şükredenler için zafer olan ve ey, itaati itaat edenler için kurtuluş olan (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve kalplerimizi seni anmakla diğer anmalardan, dillerimizi sana şükretmekle diğer şükürlerden ve uzuvlarımızı sana itaat etmekle diğer itaatlerden alıkoy. Şayet bizim için işten artakalan boş bir zaman mukadder ettiysen, onu selamet boş zamanı kıl, ondan bir günah veya bir yorgunlukla ayrılmayalım. Böylece, kötülükleri yazan melekler, kötülüklerimizin anılmadığı tertemiz bir sayfayla ve iyilikleri yazan melekler de, yazdıkları iyiliklerimizle bizden hoşnut olarak geri dönsünler.

(Allah’ım,) Muhammed ve âline salat eyle ve Hayatımızın günleri bittiği, ömrümüzün süresi sona erdiği ve kabul etmekten başka çaremiz olmayan kaçınılmaz davetin (ölüm) gelip çattığı zaman, amellerimizi yazan meleklerin bizden kaydettikleri son ameli, kabul olmuş bir tövbe kıl ki, artık işlediğimiz bir günah veya isyandan dolayı bizi hesaba çekmeyesin.

(Rabbim,) Kullarını hesaba çektiğin gün tanıkların (melekler, peygamberler ve imamlar) gözleri önünde günahlarımızı örttüğün perdeyi açarak bizi rezil etme. Hiç kuşkusuz sen, sana yalvarana pek merhametlisin; seni çağıranı cevapsız bırakmazsın.


12

Günahları İtiraf Edip Yüce Allah’a

Dönüş (Tövbe) İstemi Hakkındaki Duası

Allah’ım, senden (bir şey) istememe üç haslet engel oluyor; bir haslet de senden (bir şey) istemeye itiyor beni.

(Rabbim,) Yerine getirmediğim, getirmekte ağır davrandığım emirlerine, tereddüt etmeden işlediğim yasaklarına ve şükrünü eda etmekte kusur ettiğim nimetlerine bakınca, senden (bir şey) istemeye utanıyorum. Sana yönelenlere, hüsnü zanla dergâhına gelenlere olan lütuf ve fazlını görünce de, senden istekte bulunmaya cüret ediyorum. Çünkü, senin bütün ihsanların bir lütuf, bütün nimetlerin karşılıksız bir bağıştır.

Ey mâbudum, şimdi ben, zilletle boyun eğmiş bir halde izzet kapının önünde durmuş, çoluk çocuğu çok, fakr-u zaruret içindeki biri gibi utanarak senden (lütuf ve merhametini) dileniyorum ve itiraf ediyorum ki, bana ihsanda bulunduğun zaman sana karşı gelmemeye gayret etmekten başka bir şey yapmış değilim ve hiçbir zaman da senin lütuf ve fazlından mahrum kalmamışım.

Şimdi ey Rabbim, katında kötü şeyler kazandığımı ikrar etmek, bana bir yarar sağlar mı? Çirkin işler yaptığımı itiraf etmek, beni senden (senin azabından) kurtarır mı? Yoksa, bulunduğum durum itibariyle gazabını mı hakkettim?! Yoksa seni çağırırken gazabınla mı cevap vereceksin?!

Seni tenzih ediyorum! Tövbe kapısını yüzüme açık bıraktıktan sonra senden ümit kesmem. Aksine, günahları büyük, bahtı dönmüş, amel zamanının bittiğini, ömrünün sona erdiğini görüp senden kurtulamayacağını, senden kaçamayacağını anlayınca, tertemiz bir kalple sana dönüp ihlasla tövbe eden, sonra da karşında eğilip bükülerek, başını aşağı salarak, korkudan dizleri titreyerek gözyaşları suratını ıslatmış bir halde kısık bir sesle seni çağıran, sana yalvaran, kendine zulmetmiş, Rabbinin saygınlığını küçümsemiş hakir bir kul gibi; “ey merhametlilerin en merhametlisi; ey merhamet arayanların yöneldiği en merhametli zat; ey mağfiret dileyenlerin etrafında dolaştığı en şefkatli Zât-ı Kibriya; ey affı cezalandırmasından çok olan; ey rızası gazabından bol olan; ey güzel affıyla yaratıklarına minnet koyan; ey kullarını tövbelerinin kabul olacağına alıştıran; ey kötülerin tövbeyle ıslah olmalarını sağlayan; ey kullarının az amellerine razı olan; ey onların az amellerine çok mükâfat veren; ey dualarına icabet etmeyi onlar için tazmin eden ve ey lütfuyla onlara en iyi ödülü vereceğini vaad eden (yüce Allah)!” diyerek seni çağırırım, sana yalvarırım. Çünkü ben, sana isyan edip de bağışladığın en isyankâr, mazeret gösterip de mazur gördüğün en kötü ve tövbe edip de tövbesini kabul ettiğin en zalim kişi değilim.

Buradan sana yönelerek, kaçırdığı fırsatlara pişman olan; devşirdiği günahlardan korkan; yaptıklarından utanç duyan; senin indinde büyük günahı affetmenin büyük bir şey olmadığını, bunun sana göre kolay bir iş olduğunu, hadsiz hesapsız suçlara göz yumabileceğini bilen ve sana en sevimli kulun; sana karşı büyüklük taslamayı terkeden, günahlardan sakınan ve sürekli bağışlanma talebinde bulunan kul olduğunun bilincinde olan biri olarak tövbe ediyorum.

(Ey Rabbim,) Büyüklük taslamaktan, günahlara devam etmekten sana sığınırım. Kusur ettiğim hususlarda senden bağışlanmamı dilerim. Âciz olduğum, güç yetiremediğim konularda senden yardım isterim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve üzerime farz ettiklerini bana bağışla; hakkettiğim cezalandırmalarından beni kurtar; günah ehlinin korktuğu (cehennem azabı)ndan bana güvence ver. Çünkü sen, af ile dolusun; mağfiret için umulansın; bağışlama ile tanınmışsın; hacetimi senden başka kimseden dilemem; günahımı senden başka bağışlayacak olan yoktur. Her türlü eksiklik sıfatından münezzehsin sen. Senden başka kimse bana zarar veremez, senden başka kimseden korkmam. Hiç şüphesiz, sen takva ehlisin; mağfiret ehlisin. Muhammed ve âline salat eyle ve hacetimi gider, dileğimi kabul et; günahımı bağışla, korkumu güvene çevir. Hiç kuşku yok, sen her şeye kadirsin ve bunlar sana pek kolaydır. Âmin, ya Rabbe’l-âlemin.


13

Yüce Allah’tan Hacetleri

İsteme Hakkındaki Duası

Allah’ım, ey hacetlerin isteneceği son merci; ey isteklerin katında elde edilebileceği tek kimse; ey nimetlerini parayla satmayan; ey bağışlarını minnet ederek bulandırmayan; ey kendisiyle ihtiyaçlar giderilen, onsuz ihtiyaç giderilemeyen; ey kendisine rağbet edilen, kendisinden yüz çevrilmeyen; ey hazinelerini dilenmeler tüketmeyen; ey hikmetini vesileler değiştirmeyen; ey muhtaçların hacetleri kendisinden kesilmeyen ve ey dua edenlerin duası kendisini zahmete düşürmeyen (yüce Allah)! Yaratıklarına muhtaç olmamakla övünmüşsün ve de öylesin, onlara hiçbir ihtiyacın yoktur. Onları da muhtaçlıkla nitelemişsin ve de öyledirler, her yönleriyle sana muhtaçtırlar.

Kim ihtiyaç gediklerini senin katından kapamak ister ve seninle fakirliğini gidermeye azmederse, hiç kuşkusuz, hacetini, bulabileceği yerde aramış, dileğine kavuşabileceği yöne yönelmiştir.

Kim de, hacetini yaratıklarından herhangi birine götürür veya senden bağımsız olarak onu, hacetinin giderilmesi noktasında sebep kabul ederse, hiç şüphesiz, kendini yoksunluğa maruz bırakmış, senin lütuf ve ihsanını kaybetmeyi hakketmiştir.

Allah’ım, benim, kendi çabamla ulaşamayacağım, kendi planlarımla elde edemeyeceğim bir hacetim var ki, nefsimin aldatmasıyla onu, hacetlerini sana getiren, dileklerinde sana muhtaç olan (kendim gibi) birine götürdüm. Bu da hatakârların hatalarından bir hata, günahkârların sürçmelerinden bir sürçmedir. Sonra, senin hatırlatmanla gafletimden uyandım; verdiğin başarıyla hatamın farkına vardım; yardımınla sürçmemden geri döndüm ve: “Rabbim her türlü eksiklik sıfatından münezzehtir! Muhtaç biri, (kendisi gibi) muhtaç birinden nasıl bir şey dilenebilir?! Yoksul biri, (kendisi gibi) yoksul birine nasıl rağbet edebilir?!” dedim.

Onun için rağbetle sana geldim; güvenle ümidimi sana getirdim ve bildim ki, senden dilediğim şeyler ne kadar çok olsa da, zenginliğinin yanında az kalır; senden istediğim şey ne kadar büyük olsa da, geniş rahmetinin yanında küçük kalır; keremin, kimsenin dilenmesinden dolayı daralmaz; bağışlarla tanıdığımız elin her elin üstündedir.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat et ve bana, hak kazanma esasına dayanan adaletinle değil, lütuf ve ihsana dayalı kereminle muamele et. Çünkü ben, eli boş geri çevrilmeyi hakkettiği halde, sana rağbet edip de kendisine bağışta bulunduğun ilk kişi değilim; mahrum bırakılması gerektiği halde, senden (rahmetini) dilenip de kendisine lütufta bulunduğun ilk kimse de değilim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve duama icabet et; çağrıma yakın ol; sızlamama acı; sesimi işit; sana olan ümidimi kesme; beni sana bağlayan sebebi (dua bağını) koparma; bu ve diğer hacetlerimde beni kendinden başkasına yöneltme ve bana zoru kolaylaştırarak, bütün işlerde hakkımdaki takdirini güzelleştirerek, oturduğum yerden kalkmadan önce istediğimi başarıyla sonuçlandırarak hacetimi gider, dileğime kavuştur beni. Böylece beni, velayetin ve koruman altına al. Muhammed ve âline ardı arkası kesilmeyen, süresinin bitimi olmayan, günden güne artan, kalıcı bir salatla salat eyle ve bunu dileğimi elde etmem için bir yardımcı sebep kıl. Hacetlerimden biri de...

(Burada hacetini dile getirir, sonra secde eder ve secdede şöyle dersin:)

(Ey Rabbim,) Fazlın yalnızlığımı gidermiş, ihsanın bana kılavuzluk etmiştir. O halde, kutsal zatın ve Muhammed ile Ehl-i Beytinin -salatın onlara olsun- hürmetine, beni istediğini elde edememiş, ümitleri boşa çıkmış bir halde dergâhından geri çevirme.


14

Haksızlığa Uğradığı Veya Zalimlerden Hoşlanmadığı Bir Davranış Gördüğü

Zaman Okuduğu Dua

Ey zulümden şikâyetçi olanların halinden haberdar olan; ey onların başlarına gelenlerden haberdar olabilmek için tanıkların tanıklıklarına ihtiyacı olmayan; ey yardımı mazlumlara yakın olan ve ey desteği zalimlerden uzak olan (yüce Allah); verdiğin nimetlerin şımarıklığıyla ve yaptıklarından dolayı kendisini hemencecik cezalandırmamana aldanarak falan oğlu filanın bana yaptığı haksızlığı, hakareti gördün, bildin. Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kuvvetinle bana zulmedeni ve düşmanımı bana zulmetmekten alıkoy; kudretinle onun bana karşı düşmanlığının keskinliğini kır; (benimle uğraşmaya zaman bulmayacak şekilde) onu meşgul et ve onu düşmanlarına karşı âciz, güçsüz kıl.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana zulmetmeyi düşmanıma kolaylaştırma; ona karşı bana güzel yardımını esirgeme; onun gibi davranmaktan beni koru ve beni onun düştüğü duruma düşürme.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve düşmanıma olan öfkemin şifası, ona duyduğum kinin yatıştırıcısı olarak ona karşı bana peşin bir imdatta bulun.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve düşmanım tarafından uğradığım zulme karşılık affını, gördüğüm kötü muameleye karşılık da rahmetini halime şamil kıl. Çünkü, gazabının dışında, hoşlanılmayacak her şey küçüktür; öfkenin yanında, başa gelecek her musibet aynıdır.

Allah’ım, zulme uğramamı bana sevdirmediğin gibi, zulmetmekten de koru beni. Allah’ım, senden başka kimseye şikâyette bulunmam. Senin dışında hiçbir hükümdardan yardım istemem. Pâk ve münezzehsin sen! O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve duamı icabetle buluştur; şikâyetimi durumumda değişiklik yaparak ortadan kaldır.

Allah’ım, adaletinden ümidimi yitirmekle beni imtihan etme. Hasmımı da bana zulmetmeyi sürdürmeye ve hakkımı elimden almaya teşvik olacak şekilde cezalandırmandan emin kılmakla sınama. Onu en kısa zamanda zalimlere vaad ettiğin cezayla tanıştır. Beni, zorda kalanlara söz verdiğin imdadınla buluştur.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni yararıma ve zararıma olan hükmü kabul etmeye muvaffak et. Beni, bana verdiğine de, benden aldığına da razı kıl. Bana en doğru olanı göster ve (hiçbir tehlikesi olmayan) en salim işe ata.

Allah’ım, şayet bana zulmeden adamdan hakkımı ve intikamımı almayı, hasımların bir araya getirilip aralarında kesin hüküm verileceği güne (kıyamete) ertelemeyi benim için seçmiş isen, o zaman Muhammed ve âline salat eyle ve samimi bir azim ve sürekli bir sabırla bana yardım et; kötü arzulardan, tamah ehlinin ihtirasından beni uzak tut; (ahirette) benim için biriktirdiğin sevabı, düşmanım için hazırladığın azabı gönlümde canlandır; bunu hükmettiğinle yetinmeme, seçtiğine güvenmeme sebep kıl. Âmin, ya Rabbe’l-âlemin. Hiç kuşkusuz sen, büyük lütuf sahibisin ve sen her şeye kadirsin.


15

Hastalandığı Veya Bir Musibet ve Belayla Karşılaştığı Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, geçmişte hep yararlandığım beden sağlığından dolayı hamd sana mahsustur. Vücudumda meydana getirdiğin illetten dolayı da övgü yine sana özgüdür. Çünkü, ey Rabbim, şu iki durumdan hangisi için sana daha çok şükretmem gerektiğini ve şu iki vakitten hangisi için sana daha çok hamd etmem icap ettiğini bilemiyorum: Temiz rızklarından afiyetle istifade etmemi, rızanı ve fazlını elde etmek için neşeyle çalışmamı ve yerine getirmeye muvaffak kıldığın itaatlere güç yetirebilmemi sağlayan sıhhat zamanı için mi? Yoksa günahlardan temizlenmeme, üzerimdeki hatalar yükünün hafiflemesine, içine gömüldüğüm kötülüklerden kurtulmama, tövbe etme gerekliliğini anlamama ve günahların üzerimde bıraktığı izleri silmem gerektiğini hatırlamama yarayan illet zamanı için mi? Hele bunlara, bir de hiçbir zahmet çekmediğim, sırf senden bir lütuf ve ihsan olarak iki yazıcı meleğin benim için yazdıkları temiz ameller eklenirse (o zaman bu iki durumdan hangisinin daha hayırlı olduğunu anlamak daha bir güç olur).

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve benim için razı olduğun şeyi bana sevdir; üzerime indirdiğin (musibet)i bana kolaylaştır; geçmişteki pisliklerimden beni temizle; eski kötülüklerimin üzerimdeki izlerini sil; sağlığın tatlılığını bana göster; selametin serinliğini bana tattır ve hastalığımdan çıkışımı affına, düşüşümden kalkışımı bağışlamana, üzüntümden kurtuluşumu sevincine, bu zorluğu aşmamı genişliğe yönelik kıl. Hiç kuşkusuz sen, karşılıksız iyilik yapan, hakketmeden nimet veren, çok bağışta bulunan, büyüklük ve yücelik sahibi kerimsin.


16

Günahlarının Bağışlanması ve

Kusurlarının Affedilmesi İçin

Yalvardığı Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, ey rahmetinden günahkârların medet umduğu; ey darda kalanların ihsanını anmaya sığındığı; ey korkusundan hatalıların şiddetle ağladığı; ey kimsesi olmayan garibin munisi; ey her gamlı tasalının ferahlığı; ey yardımsız bırakılmış yalnızların imdadı; ey dışlanmış muhtaçların destekçisi! Sen, rahmeti ve ilmiyle her şeyi kuşatansın. Sen, her yaratığa nimetlerinden bir pay ayıransın. Sen, affı cezalandırmasından üstün olansın. Sen, rahmeti gazabının önünde koşansın. Sen, ihsanı, eli boş geri çevirmesinden çok olansın. Sen, rahmetinin genişliğine bütün yaratıkların sığdığı Zât-ı Kibriya’sın. Sen, ihsanda bulunduğundan karşılık beklemeyensin. Sen, kendisine karşı geleni cezalandırmakta aşırı gitmeyensin.

Ben ise, ey Rabbim, “Çağrına icabet ettim, emrine boyun eğdim” diyen, dua etmekle görevlendirdiğin kulunum. (Zelilliğinin ifadesi olarak) Önünde yerlere kapanmış, hatalarından dolayı sırtında ağır bir yük taşıyan, ömrünü günahlarda tüketen, karşı gelinecek biri olmadığın halde cahilliğiyle sana karşı gelen bir zavallıyım. Şimdi sen, ey Rabbim, sana yalvarıp yakarana acıyacak mısın ki, ben de çokça yalvarıp yakarayım?! Veya sen, (korkundan) ağlayanı bağışlayacak mısın ki, ben de hemen ağlayayım?! Ya da sen, zelilce yüzünü toprağa sürenin hatalarını affedecek misin?! Yahut sen, sana güvenerek fakirliğinden sana yakınanı zenginleştirecek misin?!

İlahi, senden başka ihsanda bulunacak birini tanımayanın ümidini boşa çıkarma. Senden başka ihtiyacını giderecek birini bilmeyeni yardımsız bırakma. İlahi, Muhammed ve âline salat eyle ve sana gelmişken benden yüz çevirme. Senden dilemişken beni yoksun bırakma. Dikilip önünde durmuşken alnıma vurarak beni geri çevirme. Sen, kendini merhametle vasıflandırmışsın. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana merhamet et. Sen, kendini affedicilikle adlandırmışsın. O halde beni affet.

İlahi, korkundan akan gözyaşlarımı, haşyetinden çarpan kalbimi ve heybetinden titreyen bedenimi görüyorsun. Yaptıklarımdan dolayı senden utanç duymaktayım. Bu yüzden sana yalvarırken sesim kısık, seni çağırırken dilim tutuktur.

Ey Tanrım, hamd sana mahsustur. Nice ayıbımı örtüp beni rüsvay etmedin. Nice günahlarımı gizleyip beni teşhir etmedin. Nice çirkin işler işledim, ama sen onların üzerindeki perdeyi açmadın; onların çirkinlik ve rezillik gerdanlığını boynuma takmadın; ayıplarımı arayan komşularıma ve bana verdiğin nimetleri kıskananlara onları bildirmedin. Ancak bunca lütuf ve şefkatine rağmen yine de ben bildiğin kötü işlerime devam ettim! O halde ey Tanrım, rüşdü konusunda kim benden daha cahil olabilir ki?! Nasibi hususunda kim benden daha gafil olabilir ki?! Bana verdiğin rızkları, beni sakındırdığın günahlara harcadığım zaman kim nefsini ıslah etmeye benden daha uzak?! Senin davetinle şeytanın daveti arasında kalıp da şeytanı tanımakta kör olmadığım, ondan bildiğimi unutmadığım halde, senin davetinin sonunun cennet, onun davetinin sonunun cehennem olduğunu bilerek onun davetine uyduğum zaman benden daha çok batıla dalan, kötülüğe girişen kim olabilir?! Pâk ve münezzehsin sen. Kendi aleyhime tanıklık ettiğim hususlar, açığa vurduğum gizlilikler ne kadar ilginç! Ancak benim böyle olmama rağmen senin bana karşı böyle yumuşak olman, beni hemen cezalandırmaman daha da ilginç! Ne var ki bu, benim senin katındaki değerimden değil; gazabını gerektiren günahlardan vazgeçmem, aşağılayıcı kötü huylarımdan sıyrılmam için senin bana tanıdığın bir fırsat ve bana ihsan ettiğin bir lütuftur. Bir de beni affetmek, beni cezalandırmaktan daha sevimlidir sana.

Benim ise ey Rabbim, günahlarım o kadar çok, eserlerim o kadar çirkin, fiillerim o kadar kötü, batıla dalışım o kadar pervasızca, itaatin hususunda o kadar bilinçsiz, azap vaadinin karşısında o kadar umursamazım ki, ayıplarımı saymaktan, günahlarımı söylemekten bile âcizim.

Ancak günahkârların durumunu düzeltecek şefkatine göz dikerek, hatalıların boynunu masiyet köleliğinden kurtaracak rahmetini ümit ederek bu sözlerle kendimi kınamaktayım.

Allah’ım, işte boynum; günahların kölesi olmuş! O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve (günahlarımı) affederek beni bu kölelikten kurtar! Ve işte sırtım; hataların ağırlığı altında ezilmiş! O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve lütf-u kereminle yükümü hafiflet!

İlahi, eğer gözkapaklarım dökülene kadar sana yalvarıp ağlasam; sesim tıkanana kadar feryat etsem; ayaklarım şişene kadar sana ibadet etmeye dursam; belkemiğim yerinden ayrılana kadar sana rüku etsem; gözlerim çanaklarından çıkana kadar sana secde etsem; ömrüm boyu yerin toprağını yesem; hayatımın sonuna kadar kül suyu içsem; bu arada dilim tutulana kadar seni ansam ve utancımdan başımı göğe doğru kaldırmasam; bütün bunlarla, tek bir günahımın bile affını hakketmiş olmam. Eğer mağfiretini hakkettiğim zaman beni bağışlıyorsan, affına layık görüldüğüm zaman beni affediyorsan, bu kesinlikle hakkederek kazandığım, layık olarak hakkettiğim bir şey değildir. Çünkü ben, sana ilk karşı gelişimde zaten cehennemi hakketmiştim. Onun için eğer beni cezalandırsan, katiyen bana zulmetmiş olmazsın. Ama yine de sen, ey Tanrım, rahmetinle beni kuşatıp günahlarımı açığa vurarak beni rüsvay etmiyorsun; kereminle bana fırsat tanıyıp beni hemen cezalandırmıyorsun ve lütfunla bana yumuşak davranıp nimetlerini elimden almıyor, ihsanını bulandırmıyorsun. O halde (ey Rabbim), uzun bir süredir ağlayıp sızlamama, çaresizliğimin had safhaya ulaşmasına ve durumumun vahametine bakarak bana acı!

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni günahlardan koru; itaatine muvaffak kıl; (sana doğru) güzel bir dönüşü bana nasip eyle; tövbeyle beni temizle; özel korumanla beni destekle; sağlıkla işlerimi düzene koy; mağfiretinin tadını bana tattır; beni affının özgürü, rahmetinin azatlısı kıl; benim için gazabından güvencede olduğumu yaz; ahiretten önce dünyada bunun müjdesini bana ver; bu müjdenin alametini, belirtisini bana tanıt, bildir. Hiç kuşku yok, bunlar, senin geniş rahmetini daraltamaz; sonsuz kudretini aşamaz; hilmine galip gelemez ve ayetlerinin kılavuzluk ettiği bol bağışlarını zorlayamaz. Çünkü sen, hiç kuşkusuz, dilediğini yapar; irade ettiğini hükmedersin. Sen her şeye kadirsin.


17

Şeytandan Söz Edildiğinde Ondan,

Onun Düşmanlığından ve Tuzaklarından Allah’a Sığınınca Okuduğu Dua

Allah’ım, kovulmuş şeytanın vesveselerinden, hile ve düzenlerinden, sözlerine aldanıp tuzaklarına düşmekten, bizi itaatinden çıkarıp saptırmaya yeltenmesinden, bizi sana isyan ederek alçaltmaya göz dikmesinden, bize güzel gösterdiğini güzel görmekten, bizim için hoşlanmadığı şeylerin bize ağır gelmesinden sana sığınırız.

Allah’ım, sana kulluk etmekle onu bizden kovup uzaklaştır. Senin sevgini elde etme gayretimizle onu hor ve zelil kıl. Bizimle onun arasında yırtıp parçalayamayacağı bir perde, delip geçemeyeceği bir engel oluştur.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve şeytanı bir kısım düşmanlarınla meşgul ederek bizden alıkoy. Güzel denetiminle bizi ondan koru. Haince davranışlarına karşı bize kifayet et. Sırtını bize çevirerek bizden uzaklaşmasını sağla; bir daha çevremizde ayak izlerine rastlamayalım.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve şeytanın saptırmasına karşın bizi hidayetten faydalandır. Onun azdırmasına karşın bizi takvayla donat. Bizi onun helak yolunu değil, (senin) rüşd yolunu kat etmeye muvaffak kıl.

Allah’ım, onun kalplerimize girişini engelle; sahip olduğumuz şeylerde onun için bir yer ayırma.

Allah’ım, onun güzel göstermeye çalıştığı batılı bize tanıt. Tanıttıktan sonra da bizi ondan koru. Onu nasıl aldatabileceğimizi bize öğret. Ona karşı nasıl hazırlıklı olabileceğimizi bize ilham et. Bizi ona güvenme gafleti uykusundan uyandır. Yardımını esirgemeyerek bizi ona karşı muvaffak eyle.

Allah’ım, kalplerimize onun amelini yadsımayı içir. Hilelerini bozabilmek için lütfunu bizden esirgeme.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onun sultasını bizden geri çevir; bizden ümidini kessin; bizi günaha sürüklemeye tamah etmesin.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve babalarımızı, annelerimizi, çocuklarımızı, eşlerimizi, yakınlarımızı, akrabalarımızı, komşularımızı ve tüm mü’min erkek ve kadınları şeytana karşı sağlam bir yere, koruyucu bir kaleye ve ulaşılmayacak bir sığınağa al. Onlara, kendilerini ondan koruyacak zırhlar giydir. Onlara, ona karşı etkili olacak silahlar ver.

Allah’ım, rububiyetine tanıklık eden, vahdaniyetinde kuşkusu olmayan, ubudiyetin (kulluğun) hakikatiyle şeytana düşmanlık eden ve rabbanî (ilahî) ilimleri öğrenmekte ona karşı senden yardım isteyen herkesi bu duamın kapsamına al.

Allah’ım, onun düğümlediğini çöz; bitiştirip birleştirdiğini yar, ayır; tedbirini boz; azmettiği zaman ona engel ol; sağlamlaştırdığını yık.

Allah’ım, onun ordusunu hezimete uğrat; düzenini boz; kalesini yık ve burnunu yere sür.

Allah’ım, bize onun düşmanlarının saflarında yer ver; dostlarının arasından çıkar; tutkularımıza uymamızı istediği zaman ona itaat etmeyelim; çağırdığı zaman davetine icabet etmeyelim; emrimizi dinleyenlere ona düşmanlık etmeyi emredelim; nehyimize uyanları ona uymaktan sakındıralım.

Allah’ım, nebilerin sonuncusu, resullerin efendisi Muhammed’e ve onun tertemiz Ehl-i Beytine salat eyle; bizi, çoluk çocuğumuzu, kardeşlerimizi ve tüm mü’min erkek ve kadınları sığındığımız şeylerden koru. Korkusundan, senden güvence dilediğim şeylerden bana güvence ver; dualarımızı işit; gaflet ettiklerimizi bize ver; unuttuklarımızı bizim için koru ve böylece bizi salihlerin derecelerine, mü’minlerin mertebelerine ulaştır. Âmin ya Rabbe’l-âlemin.


18

Korktuğu Bir Durum Kendisinden Uzaklaştığı Veya İstediği Şeye Çabuk Ulaştığı Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, kaza ve kaderinin güzelliği ve benden uzaklaştırdığın bela karşısında hamd sana mahsustur. O halde rahmetinden payımı sadece sahip bulunduğum sıhhat ve afiyet kılma ki, sevdiğim durum (sıhhat ve afiyet) sebebiyle (ahirette) bedbaht olayım; sevmediğim durum (hastalık, bela ve musibet) sebebiyle de başkası (ahirette) mutlu olsun! Şayet gündüzü gece ettiğim, geceyi gündüz ettiğim bu sıhhat ve afiyetin ardından (ahirette) kesintisi olmayan bir bela, altından kalkılmayacak bir vebal gelecekse, benim için sona sakladığını (belayı) öne geçir, öne geçirdiğini (afiyeti) sona sakla. Çünkü sonu fena olan bir şey çok değil; sonu beka olan bir şey de az değildir. (Allah’ım,) Muhammed ve âline salat eyle.


19

Kuraklıktan Sonra

Yağmur Talebiyle İlgili Duası

Allah’ım, bizi yağmur suyuna doyur; yerde güzel bitkiler bitirmek için ufuklarda hareket halinde olan bulutlardan üzerimize bol yağmur indirerek bizi rahmetine boğ. Meyveleri yetiştirerek kullarına ihsanda bulun; gülleri ve çiçekleri açtırarak şehirlerini ihya et. Değerli yazıcı (veya elçi) meleklerini faydalı, bol, kapsamlı, şiddetli, hızlı ve acil bir yağışa tanık kıl. Onunla öleni dirilt; kaybedileni kazandır; rızkları bol et. Bize bolluk ve afiyet getirecek, yağışlı ve gürültülü, birikmiş bulutlar gönder; yağışı sürekli, çakışı ve gürlemesi aldatıcı olmasın.

Allah’ım, kuraklığı bertaraf edecek, bitkileri yeşertecek, yatanı kaldıracak, solanı canlandıracak, kapsamlı ve bol yağmur gönder bize.

Allah’ım tepelerden boşanacak, kuyuları dolduracak, nehirleri akıtacak, ağaçları yeşertecek, bütün şehirlerde fiyatları ucuzlatacak, insanları ve hayvanları sevindirecek, bizim için temiz rızkları tamamlayacak, ekinleri yeşertecek, sağmal hayvanların sütünü bol edecek ve gücümüze güç katacak bir su gönder bize.

Allah’ım, (bulutların) gölgesini öldürücü, soğuğunu uğursuz, yağışını taşlayıcı (azap), suyunu acı ve tuzlu kılma.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve göklerin ve yerin bereketlerinden bize rızk ver. Hiç şüphe yok, sen her şeye güç yetirensin.

20

Yüce Erdemler ve Beğenilen

Davranışlarla İlgili Duası

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve benim imanımı en kâmil iman, yakinimi en üstün yakin kıl; niyetimi niyetlerin, amelimi amellerin en güzeline ulaştır.

Allah’ım, lütfunla niyetimi halis kıl; katındakine (rahmetine) yakinimi doğrult; kudretinle bozulan durumumu düzelt.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni meşgul edecek sorunların çözümünde bana yet; yarın hesabını soracağın şeylerle uğraştır beni; günlerimi yaratılışımın amacı olan ibadetle geçirmemi sağla; beni zenginleştir; rızkımı bol eyle; rızkı beklemekle beni imtihan etme; beni aziz kıl; kibre duçar eyleme; sana kul olmaya muvaffak eyle; kulluğumu, ibadetimi ucb (kendinden ve yaptığından hoşlanmak) ile fasit etme; benim elimle insanlara hayır ulaştır; minnet edip de onu batıl etmeme engel ol; yüce huyları bana ihsan et ve övünmekten beni koru.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni insanların gözünde bir derece yükselttiğinde kendi gözümde bir derece düşür; bana insanlar arasında açık bir izzet verdiğinde kendi yanımda aynı ölçüde gizli bir zillet ver.

Allah’ım, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle ve beni (başka hiçbir şeyle) değiştirmeyeceğim güzel bir hidayet, asla vazgeçmeyeceğim hak bir yöntem ve şüphe etmeyeceğim doğru bir niyet ile faydalandır. Ömrüm sana itaatle geçtiği sürece beni yaşat. Ömrüm şeytanın otlağı olduğunda, öfkene yakalanmadan, gazabın kesinleşmeden ruhumu kabzet.

Allah’ım, ayıplandığım kötü hasletimi ıslah et; kınandığım çirkin huyumu güzelleştir ve eksik olan güzel sıfatımı tamamla.

Allah’ım, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle ve düşmanların bana olan buğzunu muhabbete, zulüm ehlinin hasedini sevgiye, iyilerin kötü zanlarını güvene, yakınlarımın düşmanlığını dostluğa, akrabalarımın kötü davranışlarını iyiliğe, dostların ilgisizliğini yardıma, müdara edenlerin zahirî dostluklarını gerçek dostluğa, muaşeret edenlerin yüz ekşitmelerini güler yüzlülüğe ve zalimlerden korkmanın acılığını emniyet tatlılığına dönüştür.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana zulmedene karşı kendimi müdafaa edecek bir el; bana husumet edene karşı kendimi savunacak bir dil, bana inat edene karşı bir zafer, bana hile yapana karşı bir hile, beni ezene karşı bir güç, beni yerene karşı yalanlama cesareti, beni tehdit edene karşı bir esenlik ver bana; ve beni doğru yola davet edene itaat etmeye, gerçeği gösterene uymaya muvaffak eyle.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni; beni aldatana karşı dürüst ve samimi davranmaya; beni terkedene iyilikle karşılık vermeye; benden esirgeyeni bağışla ödüllendirmeye; benimle ilişkisini keseni, ilişkide bulunmakla mükâfatlandırmaya; gıybetimi edene, güzellikle anmakla muhalefet etmeye ve iyiliğe teşekkür edip kötülüğe göz yummaya muvaffak eyle.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve adaleti yaymada, öfkeyi yutmada, kin ve adaveti söndürmede, ayrılıkçıları birleştirmede, kırgınların arasını bulmada, iyilikleri ortaya çıkarmada, kötülükleri gizlemede, yumuşak huylulukta, alçakgönüllülükte, güzel muaşerette, ağırbaşlılıkta, insanlarla iyi geçinmede, erdemlere doğru koşmada, (her halükârda) iyilik etmeyi yeğlemede, insanların kabahatini yüzlerine vurmamakta, müstahak olmayana bağışta bulunmamakta, güç de olsa hakkı söylemede, çok da olsa iyi söz ve fiillerimi az bulmada, az da olsa kötü söz ve işlerimi çok bulmada salihler gibi olmaya, onların süsüyle süslenmeye, muttakilerin ziynetini kuşanmaya muvaffak eyle beni.

İtaatimin devamlılığı, cemaattan ayrılmayışım ve kendi uydurdukları görüşlerle amel eden bid’at ehlinden uzak duruşumla da bu sıfatları bende kâmil eyle.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana en bol rızkı yaşlandığım zaman ve en kuvvetli gücü bitkin düştüğüm zaman ver. Beni, sana kullukta tembelliğe, yolunu bulmakta körlüğe, sevginden başka bir şeyi talep etmeye, senden uzaklaşanla bir arada olmaya ve seninle birlikte olandan ayrılmaya müptela etme.

Allah’ım, beni zor durumda kaldığımda senin (gücün)le hamle eder, ihtiyacım olduğunda senden ister ve düşkünlüğümde sana yalvarır kıl. Beni, zor durumda kaldığım zaman senden başkasından yardım dilemekle, ihtiyacım olduğu zaman senden başkasından istemeye tenezzül etmekle ve korktuğum zaman senden başkasına yalvarmakla sınama. Yoksa, beni yardımsız bırakmanla, ihsanını benden esirgemenle ve benden yüz çevirmenle karşı karşıya kalırım; ey merhametlilerin en merhametlisi.

Allah’ım, şeytanın kalbime attığı arzu, zan ve hasedi; büyüklüğünü anmaya, kudretin hakkında düşünmeye, düşmanlarına karşı tedbir almaya dönüştür. Onun (şeytanın) dilime akıttığı çirkin ve saçma lafları, ırz sövüşünü, haksız tanıklığı, bir mü’minin arkasında ettiğim gıybeti, birinin yüzüne karşı ettiğim küfrü ve bunlara benzer şeyleri senin hamdini dile getirmeye, seni çokça övmeye, seni yüceltme çabasına, nimetlerine şükretme gayretine, ihsanını itiraf etmeye, nimetlerini saymaya çevir.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle. (Allah’ım,) Bana yönelik zulmü defetmeye kadir olduğundan asla zulme uğramayayım! Benden intikam almaya gücün yettiğinden asla zulmetmeyeyim! Beni kolayca hidayet edebileceğin için asla sapmayayım! Rızkımın bolluğu senin katında olduğundan hiçbir zaman fakir olmayayım! Gücüm senden olduğundan asla haddimi aşmayayım!

Allah’ım, mağfiretine yönelmiş, affını umarak yola koyulmuşum. Lütuf ve keremine güvenerek günahlarımı bağışlamanı istiyorum. Ancak mağfiretini gerektirecek bir şeyim, affını hakkedeceğim bir amelim yoktur. Dolayısıyla sadece senin fazl-u keremine güvenebilirim. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve fazl-u keremini benden esirgeme.

Allah’ım, dilime, kullarının hidayetine vesile olacak sözleri cari kıl; bana takvayı ilham et; beni en temiz şeye muvaffak et ve en beğenilen işe ata.

Allah’ım, beni örnek yola sevket; dinin üzere ölüp, dinin üzere dirilmeyi hakkımda kararlaştır.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni ifrat ve tefrite düşmekten koru, itidalli olmaya muvaffak et. Beni dürüstlük ehlinden, doğruluk kılavuzlarından ve salih kullarından kıl. Kıyamette felahı ve cehennemden kurtuluşu bana nasip et.

Allah’ım, kurtuluşuma sebep olacak şeyi kendin için benden al; ıslah olmama vesile olacak şeyi de bırak bana kalsın. Senin koruman olmazsa, hiç şüphesiz ben helak olurum.

Allah’ım, üzüldüğüm zaman hazırlığım sensin; mahrum edildiğim zaman ihsanını umacağım sensin; gamlanıp kederlendiğim zaman imdada çağıracağım sensin. Kaybedilenin yerini dolduracak; bozulanı düzeltecek ve hoşlanmadığını değiştirecek olan, senin yanındadır. O halde, beladan önce afiyet, istemeden önce zenginlik, sapıklıktan önce hidayet nimetiyle minnet et bana. Kulların eziyetlerine karşı bana yet; dönüş (kıyamet) gününün emniyetini bana ihsan et ve irşad (doğruya ve kemale iletme) görevini iyice yerine getirmeye muvaffak et beni.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve lütfunla tüm kötülükleri benden uzaklaştır; nimetinle beni besle; kereminle beni ıslah et; ihsanınla beni tedavi et; rahmetinin gölgesine al beni; rızanla kuşat beni; işler karıştığı zaman en doğrusunu, ameller benzeştiği zaman en temizini yapmaya, yollar çeliştiği zaman en beğenilmişini seçmeye muvaffak et beni.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana ihtiyaçsızlık tacını giydir; beni üstlendiğim görevleri layıkıyla yerine getirmeye muvaffak et; bana gerçek hidayeti merhamet et; zenginlikle azdırma beni; güzel bir yaşantı nasip et bana; yaşantımı zorluklarla dolu bir yaşantı kılma ve duamı geri çevirme. Çünkü ben senin karşında birini tanımıyor, seninle birlikte birini çağırmıyorum.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve israf etmeme engel ol; rızkımı zayi olmaktan koru; malımı bereketlendirerek çoğalt ve ondan infak ettiklerim hususunda iyilik etmenin yolunu göster bana.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve para kazanmanın zorluklarına karşı bana yet; hesaba katmadığım, sanmadığım yollardan rızkımı ver; rızk peşinde koşarak ibadetinden geri kalmayayım, geçimimi sağlamak için vebal altına girmeyeyim.

Allah’ım, kudretinle aradığımı bana ver ve izzetinle korktuğumu başıma getirme.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve rızkımı bol ederek haysiyetimi koru; rızkımı daraltarak rızklarını senden alan kimselerden rızk isteme, kötü insanlardan bağış talebinde bulunma bayağılığına düşürüp verenleri övme, esirgeyenleri yerme durumunda bırakma beni. Çünkü gerçekte veren de, esirgeyen de sensin, onlar değil.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve sana ibadette yararlanacağım sıhhat, dünyaya meyilsizlikte faydalanacağım boş vakit, amele dönüştüreceğim ilim ve itidalli olmamı sağlayacak takva ver bana.

Allah’ım, ömrümü affınla sona erdir; emelimi rahmetini ummaya yönelik kıl; rızana ulaşma yollarını benim için kolaylaştır ve bütün hallerimde amelimi güzelleştir.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve gaflet ettiğim zamanlarda seni anmak için beni uyar; mühlet verdiğin günlerde (dünya hayatında) beni, sana itaatte kullan; sevgine doğru düz bir yol göster bana; o yolda yürümekle dünya ve ahiret hayrını tastamam ver bana.

Allah’ım, Muhammed ve âline, ondan önce yaratıklarından herhangi birine ettiğin ve ondan sonra herhangi birine edeceğin en üstün salat ile salat eyle. Dünyada bize güzellik ver, ahirette de güzellik ver ve rahmetinle beni cehennem azabından koru.


21

Bir Şey İçin Üzüldüğü ve Günahlardan

Dolayı Tasalandığı Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, ey güçsüz kişiye yeten, korkunç şeyden koruyan! Günahlar beni yalnızlığa itmiş, artık benimle birlikte olacak biri yok; gazabına uğrayarak güçsüz düşmüşüm, artık bana güç ve destek verecek biri yok; seninle karşılaşma korkusu içindeyim, korkumu dindirecek biri yok! Sen beni korkuttuktan sonra kim bana güvence verebilir ki? Sen beni yalnızlığa ittikten sonra kim bana yardım edebilir ki? Sen beni güçsüz kıldıktan sonra kim beni güçlendirebilir ki? Ey mâbudum, kula rabbinden başkası; yenilgiye uğrayana galip olandan başkası güven verebilir mi? Aranana, arayandan başkası yardım edebilir mi?

Ey Tanrım, bütün bu sebepler senin elindedir ve kaçış sana doğrudur. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve kaçışıma güven ver, dileğimi kabul buyur.

Allah’ım, eğer kerim yüzünü benden çevirir, veya büyük fazlını benden esirger, veya beni rızkından mahrum eder, veya (rahmetinin) sebebini keser isen, hiç kuşkusuz, arzularımdan hiçbirine ulaşamam, katındakini elde edemem. İlla ki sen olacaksın, sen yardım edeceksin! Çünkü ben senin kulunum, senin yed-i kudretindeyim, perçemim senin elindedir.

Senin fermanının karşısında benim bir emrim olamaz; hükmün hakkımda geçerlidir; hakkımdaki kaza ve kaderin adalete dayalıdır; saltanatından çıkmaya gücüm yetmez; kudretinden dışarı çıkamam. Sevgini cezbetmek, rızanı kazanmak ve katındakine ulaşmak ancak sana itaatle ve bol rahmetinin sayesinde mümkündür.

İlahi! Zelil bir kulun olarak sabahlayıp akşamlamaktayım. Senin yardımın olmadan kendim için ne bir yarara, ne bir zarara malik değilim. Kendim hakkında buna tanığım; güçsüzlüğümü, çaresizliğimi itiraf etmekteyim. O halde, bana vaad ettiğini yerine getir; verdiğini tamamla. Çünkü ben, senin miskin, mütevazı, güçsüz, zarara uğramış, hakir, fakir, alçak, korkak, himayene muhtaç kulunum.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni, nimete boğduğun zaman seni anmayı unutanlardan, imtihan ettiğin zaman ihsanından gaflet edenlerden kılma. Refahta veya sıkıntıda, zorlukta veya kolaylıkta, afiyette veya belada, nimette veya mihnette, bollukta veya kıtlıkta, yoksullukta veya zenginlikte, hangi durumda olursam olayım, geciktiği için duasına icabet etmenden ümidini kesenlerden etme beni.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bütün hallerimde senamı, övgümü ve hamdimi sana mahsus kıl ki, dünyadan bana verdiğinle sevinmeyeyim; dünyada benden esirgediğinden dolayı üzülmeyeyim. Kalbimi takva ile tanıştır; bedenimi benden kabul edeceğin işlerde çalıştır; nefsimi sana itaat etmekle meşgul ederek diğer şeylerden alıkoy. Öyle olayım ki, senin gazabına sebep olacak bir şeyi sevmeyeyim; hoşnutluğuna sebep olan bir şeyden de nefret etmeyeyim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kalbimi sevgin için boşalt; zikrinle meşgul et; korkun ve haşyetinle ona hayat ver; özleminle ona güç ver; onu sana itaat etmeye istekli kıl; yolların sana göre en sevimlisinde yürüt onu ve hayatım boyunca katındakini arzu etmekle ona boyun eğdir.

Takvayı, (ahiret yolculuğu için) dünyadan edinecek azığım kıl; yolculuğumu rahmetine doğru gerçekleştir; hoşnutluğuna girmeyi nasip et bana; yerimi cennetinde kıl; bana bir güç ver ki, hoşnutluğunun tümünü kaldırabileyim; kaçışımı sana doğru kıl; katındakini sevdir bana; kalbimi kötü insanlardan ürküt; seninle, dostlarınla ve sana itaat edenlerle ünsiyeti ihsan et bana. Facir ve kâfirin minneti altında bırakma beni; onların bana bir ihsanı olsun isteme; beni onlara muhtaç etme. Gönlümün rahatlığını, yalnızlığımın giderilmesini, zenginliğimi ve ihtiyaçlarımın karşılanmasını seninle ve iyi kullarının vasıtasıyla kıl.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onlarla birlikteliği bana nasip et; beni onların yardımcısı kıl; sana müştak olma ve sevdiğin, beğendiğin işi senin için yapma nimetini bana ihsan eyle. Hiç şüphesiz, sen her şeye kadirsin ve bunlar sana pek kolaydır.


22

İşlerin Zorlaştığı Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, kendimle ilgili, daha çok senin elinde olan bir iş (nefsimi ıslah) ile beni yükümlü kılmışsın. Oysa ona da, bana da benden çok senin gücün yeter. O halde, kendimle ilgili, seni benden hoşnut edecek şeyi ver bana, ve hoşnutluğuna sebep olacak şeyi sıhhat ve selamet içinde kendin için al benden.

Allah’ım, zorluğa katlanacak takatım, belaya sabredecek gücüm, yoksulluğa dayanacak kudretim yok. O halde, rızkımı esirgeme benden; kullarına terketme beni; hacetimi sen gider; işlerimi sen üstlen. Rahmet gözüyle bana bak ve tüm işlerimde, acıyarak yardım et bana. Çünkü eğer beni kendi halime terketsen, tüm işlerde âciz kalırım; yararıma olan hiçbir işi yapamam. Kullarına terketsen, asık suratlarıyla karşılaşırım. Yakınlarıma bıraksan, bir şey vermezler bana. Verseler de, az ve faydasız şeyler verirler; uzun süre de başıma kakarlar, çokça kınarlar beni.

O halde, ey Allah’ım, fazlınla beni zengin et; büyüklüğünle beni yücelt; bol bağışınla elimi açık kıl ve katındakiyle yet bana.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni hasetten kurtar; günahlardan koru; haramlardan geri durdur; sana karşı gelmeye cüretlendirme; tutkum sen olasın; senden gelen her şeye rıza göstereyim. Rızk, ihsan ve nimet olarak bana verdiğin şeyleri bereketli ve kutlu kıl. Tüm hallerimde beni her türlü kötülükten koru; ayıplarımı kimseye açma; beni kendi korumana al, kimse bana zarar veremesin.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bedenimin gücü yetmese de, kuvvetim yetersiz kalsa da, gücümü aşsa da, malım ve sermayem çıkışmasa da, hatırımda olan veya unuttuğum, itaatin yönünde kendin için veya yaratıklarından biri için bana gerekli ve farz kıldığın her şeyi benden taraf öde. Ey Rabbim, nefsime uyarak ihmal ettiğim, ancak senin, aleyhimde ihsa ettiğin farzları bol bağışınla ve geniş rahmetinle benden taraf öde (onlardan dolayı beni sorgulama). Çünkü sen, ihsanı ve rahmetiyle her şeyi kuşatan cömertsin. (Onları benden taraf öde ki,) Sana kavuşacağım gün iyiliklerimle takas edeceğin veya kötülüklerimi arttıracağın bir farz üzerimde kalmış olmasın, ey Rabbim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve sana kulluk vazifesini yerine getirmekle ahiretim için çalışma isteği ver bana. Onun (kulluğumun) içtenliğine kalbim tanık olsun; bana galip olan durum dünyaya meyilsizlik olsun; iyi işleri şevkle yapayım; cezalarının korkusuyla kötü işlere yaklaşmayayım. Ve bana bir nur ver ki, insanlar arasında onunla yürüyeyim; karanlıklarda onunla yolumu bulayım; hak ile batıl birbirine karıştığında, şüpheye düştüğümde onunla aydınlanayım.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kendisine ulaşmak için sana yalvardığım şeyin (cennetin) tadını ve kendisinden korunmak için sana sığındığım şeyin (cehennemin) tasasını duyuyormuşçasına, ödüllendirilme sevincinin özlemini ve cezalandırılma üzüntüsünün korkusunu ver bana.

Allah’ım, hiç kuşkusuz, sen, dünyam için de, ahiretim için de yararlı olanı biliyorsun. O halde, ihtiyaçlarım hususunda lütufkâr ol bana.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kolaylık ve zorlukta, sağlık ve hastalıkta bana verdiğin nimetler karşısında sana şükürde kusur ettiğim zaman; korku, emniyet, hoşnutluk, gazap, zarar ve kâr hallerinde meydana gelen hadiselerle ilgili olarak senin için farz olan şeye razı olmanın sevinç ve huzurunu yaşayabilmek için gerçeği ver bana.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve göğsümü hasetten temizle ki, insanlardan hiçbirini kendisine verdiğin bir nimetten ötürü kıskanmayayım; onlardan herhangi birinde din, dünya, sağlık, takva, zenginlik ve refahla ilgili bir nimet gördüğüm zaman (onu kıskanacağıma) ondan daha iyisini yalnız seninle ve yalnız senden -ki ortağın yoktur- kendim için isteyeyim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana dünya ve ahirette, hoşnutluk ve gazap halinde hatalardan korunmayı, sürçmelere duçar olmamayı nasip et. Her halükârda itaatinle amel etmeye, dostların ve düşmanların hakkında senin hoşnutluğunu diğer her şeye tercih etmeye muvaffak et beni. Düşmanım, zulüm ve cevrimden güvende olsun; dostum eğilim ve tutkumun alçalmasından ümidini kessin.

(Allah’ım,) Beni genişlikte de, zor durumda kalıp ihlas ile sana yalvaranların yalvardığı gibi yalvaranlardan kıl. Hiç kuşkusuz, sen pek yücesin, övgüye layıksın.


23

Allah’tan Afiyet ve Şükrünü

İstediği Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve katından olan afiyet elbisesini giydir bana; afiyetine bürü beni; afiyetinle koru beni; afiyetinle ikram et bana; afiyetinle zengin et beni; afiyetinle bağışta bulun bana ; afiyetini ver bana; afiyetini döşe benim için; afiyetini hakkımda salih kıl; dünya ve ahirette afiyetini ayırma benden.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve yeterli, şifa bahşedici, yükselip gelişen bir afiyet ver bana; bedenimde sıhhat üretecek bir afiyet, dünya ve ahiret afiyeti.

Dinim ve bedenimde sıhhat, emniyet ve selamet, kalbimde basiret, işlerimde ilerleme, senin için haşyet, senden korkma, bana emrettiğin itaatleri yerine getirme, nehyettiğin günahlardan sakınma nimetleriyle lütufta bulun bana.

Allah’ım, bu yıl ve ömrüm boyunca her yıl haccı, umreyi ve salavatın, rahmetin ve bereketlerin ona ve âline olsun, Resulünün ve Ehl-i Beytinin kabirlerinin ziyaretini bana nasip eyle. Bunları katında kabul buyurulmuş, karşılığı verilmiş, övgüyle anılmış ve indinde (ahiretim için) biriktirilmiş amellerimden kıl.

Dilimi hamdin, şükrün, zikrin ve güzel övgünle konuştur; kalbimi dininin doğruları için aç. Kendimi ve soyumu; kovulmuş şeytandan, öldürücü olan veya olmayan zehirli hayvanın ve tüm canlıların kötülüğünden, nazardan, her azgın şeytanın şerrinden, her zalim sultanın şerrinden, her isteği yerine getirilen nimet azgınlarının şerrinden, her güçsüz ve güçlünün şerrinden, her şansız şerefsiz ve şanlı şereflinin şerrinden, her küçük ve büyüğün şerrinden, her yakın ve uzağın şerrinden, cinler ve insanlardan Resulün ve Ehl-i Beytine karşı bayrak açanların şerrinden ve perçemi senin elinde olan her hayvanın şerrinden sana sığındırırım.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana kötü bir niyetle yaklaşanın kötülüğünü benden geri çevir; hilesini benden uzaklaştır; şerrini benden defet; tuzağına kendisini düşür; gözü beni görmesin; kulağı beni duymasın; kalbi beni anmasın; dili benden söz etmesin; başını ezesin; izzetini zillete dönüştüresin; kudretini kırasın; büyüklüğünü bozup kendisini alçaltasın; beni onun her türlü zararından, şerrinden, alayından, hasedinden, düşmanlığından, hilesinden, tuzağından, piyade veya süvari güçlerinden koruyasın. Hiç şüphesiz, sen, izzet ve kudret sahibisin.


24

Anne ve Babası Hakkındaki Duası

Allah’ım, kulun ve resulün olan Muhammed’e ve onun tertemiz Ehl-i Beytine salat eyle; salatlarının, rahmetinin, bereketlerinin ve selamının en üstünüyle onları özgünleştir.

Allah’ım, ey merhametlilerin en merhametlisi, anne ve babamı katındaki saygınlık ve özel salatın ile özgünleştir.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve anne ve babam için bana farz olan şeylerin bilgisini ilham yoluyla bana bildir. Bu bilginin tamamını bana ver ve beni bildiklerimi eksiksiz olarak pratiğe dökmeye, onları uygulamaya geçirmekte tembellik etmemeye muvaffak et.

Allah’ım, Muhammed ile bizi onurlandırdığın gibi ona ve âline salat eyle; Muhammed sebebiyle bizim için insanlar üzerinde bazı haklar farz ettiğin gibi ona ve âline salat eyle.

Allah’ım, öyle et ki, zalim sultandan korkar gibi onlardan (anne ve babadan) korkayım; şefkatli anne gibi onlara iyilik edeyim. Anne ve babama itaatimi ve onlara iyi davranmamı, uyku düşkünü kimsenin uykusundan daha göz aydınlatıcı ve çok susamış kimsenin içtiği sudan daha yürek serinletici kıl; onların isteğini kendi isteğime tercih edeyim; onların hoşnutluğunu kendi hoşnutluğumdan önde tutayım; az da olsa onların bana yaptığı iyiliği çok, çok da olsa benim onlara yaptığım iyiliği az göreyim.

Allah’ım, onlara karşı sesimi kıs; sözümü güzelleştir; huyumu yumuşak, kalbimi şefkatli kıl; onlara karşı rıfk ile davranmaya, onlara sevgiyle yaklaşmaya muvaffak et beni.

Allah’ım, beni eğitmelerinin karşılığını ver onlara; beni ağırladıklarından dolayı onları ödüllendir; küçüklüğümde benden korudukları şeyleri onlar için koru.

Allah’ım, benden taraf onlara dokunan eziyeti, benden onlara ulaşan kötülüğü veya onların benim yanımda zayi olan hakkını; günahlarının bağışlanmasına, derecelerinin yükselmesine, iyiliklerinin fazlalaşmasına vesile kıl; ey kötülükleri kat kat fazlasıyla iyiliklere çeviren (yüce Allah).

Allah’ım, onların bana karşı kötü sözlerini, haksız davranışlarını, zayi ettikleri haklarımı, hakkımda kusur ettikleri vazifelerini onlara bağışladım, ihsan ettim ve vebalinin onlardan kaldırılmasını istiyorum senden. Çünkü ben; onları bana karşı kötü niyetlilikle itham etmemekte, bana iyilik etmekte ihmalkârlıkla suçlamamakta ve hakkımda yaptıklarından şikâyetçi olmamaktayım, ey Rabbim.

Onların, üzerimdeki hakkı pek büyüktür; iyilikleri çok eski günlere dayanmaktadır. Onlara karşı minnettarlığım, adalet ölçüsüyle onları kısas etmemden veya yaptıklarının misliyle karşılık vermemden çok daha büyüktür. (Onları kısas etmeye veya misillemede bulunmaya kalkışırsam) O zaman, ey Tanrım, uzun süre beni yetiştirmekle uğraşmaları ne olur?! Beni korumak için çektikleri zahmetler nereye gider?! Benim rahatlığım için katlandıkları zorluklar nerede kalır?!

Hayır, kesinlikle onların hakkını ödeyemem; onlar için bana farz olanı yerine getiremem ve onlara hizmet etme vazifesini hakkıyla ifa edemem. O halde, (ey Rabbim,) Muhammed ve âline salat eyle ve (bu hususta) bana yardım et, ey kendisinden yardım istenilenlerin en iyisi; (onlara karşı vazifemi yerine getirmekte) bana başarı ver, ey kendisinden medet umulanların en doğrusu; ve beni, “herkesin zulme uğramadan kazandığıyla cezalandırılacağı gün” (Casiye/23) anne ve babalarına kötü davranıp onları incitenler zümresine katma.

Allah’ım, Muhammed’e, âline ve zürriyetine salat eyle ve özellikle mü’min kullarının babaları ve annelerine verdiğini benim anne ve babama ver, ey merhametlilerin en merhametlisi.

Allah’ım, namazlarımın ardında, gecelerimin bir bölümünde ve gündüzlerimin her saatinde onları anmayı bana unutturma.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni onlara dua etmem sebebiyle bağışla; onları da bana yaptıkları iyilikler sebebiyle kat’i bir mağfiretle bağışla; benim aracılığımla kesin bir hoşnutlukla onlardan razı ol ve onları ağırlayarak (cennetteki) selamet yerlerine ulaştır.

Allah’ım, eğer onları benden önce bağışlayacak olursan, onları bana şefaatçi kıl ve eğer beni onlardan önce bağışlayacak olursan, beni onlara şefaatçi kıl. Şefkatinle, mağfiret ve rahmetinin mahalli olan saygınlık evinde (cennette) bizleri bir araya getir. Hiç kuşkusuz, sen, büyük fazl ve ezelî nimet sahibisin ve sen rahmedenlerin en merhametlisisin.


25

Çocukları Hakkındaki Duası

Allah’ım, çocuklarımın kalmasıyla, onları benim için ıslah etmekle ve benim onlardan yararlanmamla bana minnette bulun. Allah’ım, benim için onların ömrünü uzat; (dünyadaki) sürelerini çoğalt; küçüklerini yetiştir; güçsüzlerini güçlendir; bedenlerini, dinlerini ve huylarını sahih ve salim kıl; canlarına, vücutlarına ve benim için önemli olan her şeylerinde onlara sağlık ver ve benim elimle rızklarını bol et.

Onları; iyiler, takvalılar, görenler, işitenler, sana itaat edenler, dostlarını sevenler, onların iyiliğini isteyenler, tüm düşmanlarına karşı çıkan ve onlara buğzedenler kıl. Âmin.

Allah’ım, onlarla pazımı güçlendir; eğriliğimi düzelt; sayımı çoğalt; meclisimi süsle; anımı dirilt; gıyabımda onlarla bana yet; hacetime ulaşmakta onlarla bana yardım et; onları beni sevenler, bana acıyanlar, bana yönelip benden yüz çevirmeyenler, bana karşı doğrular, sözüme bakanlar, sözümden çıkmayanlar, beni incitmeyenler, bana muhalefet etmeyenler ve bana karşı suç işlemeyenler kıl.

Onları eğitip yetiştirmekte ve onlara iyi davranmakta bana yardım et; kendi katından onlarla (mevcut olanlarla) birlikte bana erkek çocuklar da ver; bunu hakkımda hayırlı kıl ve senden istediklerime ulaşmakta onları bana yardımcı kıl. Beni ve soyumu kovulmuş şeytandan koru. Çünkü sen bizi yarattın; (iyilikleri) bize emrettin; (kötülüklerden) bizi sakındırdın; bizi emrettiklerinin sevabını kazanmaya özendirdin; emrine muhalefetin cezasından korkuttun; bize hile yapan bir düşman yarattın; bizi ona musallat etmediğin yönlerden onu bize musallat ettin ; onu göğüslerimize yerleştirdin; kanımızla birlikte damarlarımızda akıttın; biz gaflet etsek de o etmemekte; biz unutsak da o unutmamakta; senin cezalandırmandan bize güven vermekte; senden başkasından bizi korkutmakta; çirkin bir işe niyetlendiğimiz zaman bizi onu işlemeye cüretlendirmekte; iyi bir işe niyetlendiğimiz zaman bizi ondan alıkoymakta; nefsani tutkularla bize dokunmakta; şüpheleri gözlerimizin önüne dikmekte; vaadde bulunduğu zaman yalan söylemekte; bizi arzularla oyaladığı zaman sözünde durmamakta. Şu halde, eğer sen, onun hilesini bizden geri çevirmezsen, bizi saptırır ve eğer bozgunculuğundan bizi korumazsan, bizi (doğruluktan) kaydırır.

Allah’ım, bizi kendi sultana alarak şeytanın sultasından kurtar ve sana yalvarışımızın çokluğuyla onu bizden alıkoy; böylece onun hilesine karşı senin koruman altında olalım.

Allah’ım, tüm isteklerimi bana ver; hacetlerimi reva et; icabeti benim için garantilediğin halde onu benden esirgeme; dua etmemi emrettiğin halde duamı geri çevirme; dünya ve ahirette bana yarayacak, hatırımda olan veya unuttuğum, dile getirdiğim veya sakladığım, açıkladığım veya gizlediğim her şeyi bana ihsan et. Bütün bunlarda, senden yardım isteyerek kendini düzeltenlerden; senin katında arayarak başarıyı bulanlardan; sana güvenerek muradına erenlerden; sana sığınarak korunanlardan; seninle alış-veriş yaparak kazananlardan; izzetinle güven bulanlardan; fazlından kendilerine bol helal rızk verilenlerden; bağışın ve kereminle zengin olanlardan; seninle zilletten izzete kavuşanlardan; adaletinle zulme uğramayacaklarından emin olanlardan; rahmetinle belalara karşı bağışıklık kazananlardan; zenginliğinle fakirlikten zenginliğe erişenlerden; korumanla günahlardan, kaymalardan ve hatalardan korunmuş olanlardan; sana itaat ederek hayra, rüşde ve doğruya muvaffak olanlardan; kudretinle günahlarla aralarına perde çekilenlerden; sana karşı gelmenin her türlüsünü bırakanlardan ve senin komşuluğunda yer alanlardan kıl beni.

Allah’ım, tevfikin ve rahmetinle bütün bunları bize ver; cehennem azabından bizi koru, kendim ve çocuklarım için dünya ve ahirette istediğimin aynısını, erkeğiyle kadınıyla tüm müslümanlara ve mü’minlere de ver. Hiç kuşkusuz, sen yakınsın, icabet edensin, işitensin, bilensin, affedensin, bağışlayansın, şefkatlisin, acıyansın.

Ve, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.


26

Komşuları ve Dostlarını

Andığında Okuduğu Dua

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve hakkımızı bilip düşmanlarımıza muhalefet eden komşularım ve dostlarım hakkında en üstün yardımınla bana yardım et. Güçsüzlerine rıfk ile davranmakta, ihtiyaçlarını karşılamakta, hastalarını ziyaret etmekte, doğruyu arayanlarına yol göstermekte, danışanlarına öğüt vermekte, (konuk olarak) gelenlerini ağırlamakta, sırlarını gizlemekte, ayıplarını örtmekte, mazlumlarına yardım etmekte, (genellikle komşuların birbirinden ödünç alma ihtiyacını duydukları kazan, kepçe, merdiven, balta vb. gibi) ev eşyalarını onlardan esirgememekte, bol ihsanla hal hatırlarını sormakta ve onlar istemeden önce gerekli olan şeyleri kendilerine vermekte onları (ve beni) senin sünnetini ayakta tutmaya ve güzel edebinle edeplenmeye muvaffak et.

Allah’ım, kötülük edenlerine iyilikle karşılık vermeye, zulmedenlerinden af ile vazgeçmeye, tümünün hakkında iyimser olmaya, hepsine iyilik etmeye, iffetin gereği olarak gözümü onlardan indirmeye, alçakgönüllülük olarak onlara yumuşak davranmaya, belaya duçar olanlarına acımaya, arkalarında da dostluğumu ve sevgimi açığa vurmaya, nimetlerinin kalıcı olmasını istemeye, kendi akrabalarım için gerekli bildiğimi onlar için de gerekli bilmeye ve yakınlarım için riayet ettiğim şeylere onlar için de riayet etmeye muvaffak et beni.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onların da bana böyle olmasını sağla; onlardan en çok faydalananlardan kıl beni; hakkımda gözlerini aç, beni daha iyi tanısınlar, faziletimi bilsinler; onlar benimle mutlu olsunlar, ben de onlarla mutlu olayım. Âmin, ya Rabbe’l-âlemin.


27

Sınır Bekçileri Hakkındaki Duası

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve izzetinle müslümanların sınırlarını sarp ve sağlam kıl; gücünle bekçilerini kuvvetlendir ve kereminden bağışlarını bol et.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onların sayısını çoğalt; silahlarını keskinleştir; etraflarını koru; dört bir yanlarını kuşatarak düşmanın onlara ulaşmasına engel ol; topluluklarını birleştir; işlerini yönet; onları azıksız bırakma; yiyeceklerini sen üzerine al; nusretinle onları destekle; sabırla onlara yardım et ve düşmanların hilelerine karşı onların gözlerini aç.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onlara tanımadıklarını tanıt; bilmediklerini öğret ve görmediklerini göster.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve düşmanla karşılaştıkları zaman aldatıcı, mağrur edici dünyayı anmayı unuttur onlara; saptırıcı mal düşüncesini kalplerinden çıkar; gözlerinin önüne cenneti dik; onlar için hazırladığın ebediyet yurtlarını, ağırlanacakları evleri, siyah gözlü, beyaz yüzlü güzel kadınları (hurileri), çeşit çeşit içeceklerle akan ırmakları, türlü türlü meyvelerle sarkan ağaçları gözlerinin önünde canlandır; hiçbir düşmana sırt çevirmeyi düşünmesin, kaçayım demesinler.

Allah’ım, böylece düşmanlarını hezimete uğrat; tırnaklarını bunlardan kes; silahlarıyla aralarına ayrılık sal; yüreklerinin ipini kopar; azıklarını onlardan uzaklaştır; yollarını şaşırt; yönlerini saptır; yardımını onlardan kes; sayılarını azalt; kalplerini korkuyla doldur; ellerini-kollarını bağla; dillerini konuşamaz kıl; onların hezimete uğramasıyla arkalarındakileri darmadağın et; onları arkalarındakilere ibret vesilesi kıl ; onları rezil rüsvay ederek onlardan sonrakilerin arzulara kapılmalarına engel ol.

Allah’ım, kadınlarının rahimlerini kısır kıl; erkeklerinin döllerini kurut; binitlerinin ve hayvanlarının neslini kes; göklerinin yağmasına, yerlerinin yeşertmesine izin verme.

Allah’ım, bununla İslam ehlinin tedbirini güçlendir; yerleşim merkezlerini sağlamlaştır; mallarını arttır; vakitlerini düşmanlarla savaşarak, onlarla uğraşarak geçireceklerine sana ibadet ederek, seninle râz-u niyaz ederek geçirmelerini sağla; yerin dört bir yanında yalnızca sana ibadet edilsin; yalnızca sana boyun eğilsin, sana secde edilsin.

Allah’ım, her bölgenin müslümanlarına, karşılarındaki müşriklere yetecek gücü ver; katından ard arda göndereceğin meleklerle onlara yardım et; tüm yeryüzünde müşrikleri toprağın (karanın) bittiği yere kadar hezimete uğratarak öldürsün ve esir etsinler; veyahut da, “Sen Allah’sın, senden başka ilah yok; teksin, ortağın yok.” diye ikrar etsinler.

Allah’ım, yeryüzünün dört bir yanında düşmanların olan tüm şirk milletlerini bu duruma düşür.

Allah’ım, müşrikleri müşriklerle uğraştırarak müslümanların sınırlarına saldırmalarına; sayılarını, güçlerini azaltarak müslümanların zayıflamalarına ve tefrikaya düşürerek müslümanlara yüklenmelerine engel ol.

Allah’ım, kalplerinden güveni, bedenlerinden gücü al götür. Dikkatlerini dağıtarak entrika üretmelerine, hile yapmalarına engel ol. Erlerimizle karşı karşıya gelme, kahramanlarımızla çarpışma cüretini onlardan al. Bedir’de yaptığın gibi köklerini kazıyacak, kuvvet ve şiddetlerini biçecek, topluluklarını dağıtacak bir güçle meleklerinden oluşan bir ordu gönder onlara.

Allah’ım, sularını veba (salgın hastalık) ile ve yiyeceklerini hastalıklarla karıştır. Şehirlerini yerin dibine geçir; üzerlerine sürekli bela indir; kuraklık ve kıtlıkla onları döv; azıklarını en verimsiz ve kendilerine en uzak topraklarda koy; kalelerin kapılarını onlara kapat; sürekli bir açlık ve acıklı bir hastalığa duçar et onları.

Allah’ım, dinin en üstün din, hizbinin en güçlü hizip ve payının en kâmil pay olması için onlarla savaşan İslam gazileri ve mücahitlerini kolaylıklarla karşılaştır; işlerini düzelt; kendilerine başarılar ver; onlar için (iyi) arkadaşlar seç; onları destekleyerek güçlendir; rızklarını bol et; kendilerine neşat ver; (sevdiklerine duydukları) özlemlerinin sıcaklığını söndür; yalnızlık sıkıntısını onlardan gider ve çoluk çocuklarını anmayı onlara unuttur. Onlara iyi niyet ver; (hastalıklara karşı) onlara bağışıklık kazandır; selameti onlardan ayırma; yüreklerinden korkuyu çıkar; onlara şiddet ve cüret ver; yardımınla onları destekle; (Resulünün) siret ve sünnetleri(ni) onlara öğret; yargıda doğruyu onlara ilham et; riya ve gösterişi onlardan uzaklaştır; duyulup ünlenmek için iş yapmaktan kurtar onları; zikirleri, fikirleri, seferleri, konaklamaları senin yolunda ve senin için olsun.

Senin düşmanların ve kendi düşmanlarıyla karşı karşıya geldikleri zaman gözlerinde onları azalt; gönüllerinde onları küçült; bunları onlara galip kıl; onları bunlara üst etme; şayet bazılarına mutlu bir son mukadder edip şehitliği yazmışsan, düşmanlarını öldürüp esir aldıktan, müslümanların sınırları emniyete kavuştuktan ve düşmanların geri dönüp kaçtıktan sonra olsun bu.

Allah’ım, gaziler veya sınır bekçilerinin evlerinde onların yerini dolduran, onların geride bıraktıklarının bakımını üstlenen, malının bir kısmıyla onlara yardım eden, onlar için herhangi bir savaş malzemesi temin eden, onları cihada teşvik eden, onlara dua eden, arkalarında saygınlıklarına riayet eden müslümanları da onlara verdiğin ölçüde, onlara verdiğinin misliyle ödüllendir; ahirette kendileri için hazırladığın lütf-u kereminden başka bu dünyada da yaptıklarının faydasını görüp sevinmeleri için peşin bir karşılık ver onlara.

Allah’ım, İslam derdi olan, şirk ehlinin toparlanıp savaşmaya niyetlenmeleri kendilerini üzen, cihada azmedip de güçsüzlükten dolayı gidemeyen ya da bir ihtiyacını gidermek zorunda kalarak veya bir hadiseyle karşılaşarak geciken, iradesi dışında karşısına bir engel çıkan müslümanların da adlarını sana ibadet edenlerin, kulluk sunanların arasında yaz; onlara da mücahitlerin sevabını ver; onlara da şehitler ve salihler zümresinde yer ver.

Allah’ım, kulun ve resulün Muhammed’e ve Muhammed’in âline salat eyle; öyle bir salat ki, tüm salatlardan yüce, tüm selamlardan üstün olsun; geçmişte dostlarından herhangi birine ettiğin en mükemmel salat gibi süresinin bitimi, sayısının sınırı olmasın. Hiç kuşkusuz, sen, büyük nimetler sahibi, övgüye layık, başlatan, geri döndüren ve dilediğini yapansın.


28

Allah’a Yönelme Hakkındaki Duası

Allah’ım, tam bir içtenlikle senden gayrisinden kopmuş, tüm varlığımla sana yönelmişim. İhsanına muhtaç olanlardan yüz çevirmiş, fazlından müstağni olmayanlardan istekte bulunmayı bırakmışım. Çünkü muhtacın muhtaçtan istemesinin düşüncesizlik, akılsızlık olduğunu anlamış, buna inanmışım

Allah’ım, izzeti senden başkasının yanında arayıp da zelil olan; senden başkasından servet isteyip de fakirleşen, yücelik isteyip de alçalan nicelerini gördük! Akıllı adamın bunları görüp de ibret almasından ve seni seçerek doğruyu bulmasından daha doğal ne olabilir ki?!

O halde ey Mevlam, isteklerimi diğerlerinden değil, yalnızca senden istiyorum; ihtiyaçlarımı diğerlerinden değil, yalnızca senden talep ediyorum. Herkesten önce çağıracağım yalnızca sensin. Ümidimde kimse sana ortak değil; duamda seninle birlikte olan biri yok; çağrımda sana ortak koşacağım biri yok.

Sayı birliği, zevali olmayan eksiksiz kudret sıfatı, güç ve kuvvet erdemi, yücelik ve yükseklik derecesi sana mahsustur, ey Tanrım.

Senin dışındakiler ise hayatlarında rahmet ve merhamete muhtaç, işlerinde başarısızlığa mahkum, içinde bulundukları şartlara yenik, durumları değişken ve nitelikleri sabit olmayan zayıf varlıklardır.

O halde, benzerlerin ve zıtların olmaktan çok yücesin; misillerin ve denklerin bulunmaktan çok büyüksün. Sen (her eksiklikten) münezzehsin; senden başka ilah yoktur.


29

Geçim Sıkıntısı Çektiğinde Okuduğu Dua

Allah’ım, sen rızklarımızda kötü zan, ömürlerimizde uzun arzu ile imtihan ettin bizi. Öyle ki, senin rızklarını, bizzat rızkına muhtaç olanların yanında aradık; arzularımıza kapılarak uzun ömürlülerin ömürlerine göz koyduk.

O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve rızkı senden gayrisinin yanında arama cehaletine karşı bize yetecek doğru bir yakin; rızk uğruna kendimizi yorup bitirmemize engel olacak halis bir güven ver bize. Vahyinde açıkça ifade edip kitabında ant ile pekiştirdiğin vaadini, tüm yaşantımızı bizzat senin üstlendiğin, garanti ettiğ[NI3] in rızkı elde etmeye ayırmamıza engel kıl. Hani sen: “Sizin rızkınız ve size vaad edilenler göktedir.” (Zariyat/22) buyurmuşsun ve sözün haktır, en doğrudur. Ve “Andolsun gök ve yerin Rabbine, hiç kuşku yok, aynen sizin konuşmanız gibi bir gerçektir bu.” (Zariyat/23) buyurarak ant içmişsin ve senin andından daha doğru, daha bağlayıcı bir ant yoktur.


30

Borcu Ödemekte Allah’tan

Yardım İsteme Hakkındaki Duası

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve yüzümü eskitecek, zihnimi karıştıracak, düşüncelerimi dağıtacak, uzun süre beni meşgul edecek borca düşürme beni.

Rabbim, borç tasası ve düşüncesinden, borç meşguliyeti ve uykusuzluğundan sana sığınırım. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni böyle bir duruma düşürme.

Rabbim, borcun hayattaki zilletinden ve ölümden sonraki vebalinden sana sığınırım. O halde Muhammed ve âline salat eyle ve artan bir zenginlikle ya da ardı kesilmeyen yetecek bir rızkla borçlanmaktan koru beni.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle, israfa ve ihtiyaçtan fazla tüketime karşı beni koru; bağışta bulunmak ve ifrat ve tefritten sakınıp orta bir yol izlemekle beni düzelt; gideri gelire göre ayarlamayı bana öğret; lütfunla beni savurganlıktan koru; rızkımı helal yollardan ver; harcamamı iyilik kapılarına yönelt; gurur ve kibir getirecek, zulme sürükleyecek, taşkınlığa sebep olacak malı benden al.

Allah’ım, yoksullarla birlikteliği bana sevdir; güzel sabırla onlarla birliktelikte bana yardım et. Fani dünya malından beni nasipsiz ettiğin şeyleri, kalıcı hazinelerinde benim için biriktir. Dünyanın değersiz mal ve metaından bana bahşettiklerini komşuluğuna ulaşmak, yakınlığına kavuşmak ve cennete ağmak vesilesi kıl. Hiç kuşku yok, sen büyük lütuf sahibisin; sen cömertsin, kerem sahibisin.

31

Tövbe ve Tövbe İstemiyle İlgili Duası

Allah’ım, ey niteleyenlerin nitelemesiyle nitelenmeyen, ey umutluların vazgeçemediği, ey iyilik yapanların mükâfatı katında zayi olmayan, ey kulluk sunanların korkusunun sonu, ve ey takvalıların haşyetinin ereği!

Günahtan günaha sürüklenen, hatalardan bir türlü kurtulamayan, şeytana yenik düşerek emirlerini yerine getirmekte kusur eden, tutkusuna aldanarak yasaklarından sakınmayan, kudretinden habersiz, bol ihsanını yadsıyan kimse gibi, ancak hidayet gözü açılıp körlük bulutları önünden dağıldıktan sonra kendine ettiği zulümlerin farkına varan, Rabbine muhalefeti hakkında düşünüp ona karşı gelmenin ne kadar büyük, ona muhalefetin ne kadar korkunç olduğunu anlayan, daha sonra utanarak ama umutla sana gelen, reddetmeyeceğinden emin olarak isteğini sana bildiren, içtenlikle korkudan sana yönelen, senden gayrisinden umudunu kesen, senden gayrisinin korkusunu kalbinden atan, yakarır halde karşına dikilen, önünde boynunu bükerek bakışını yere diken, izzetin karşısında alçalarak başını aşağı indiren, huzuunun işareti olarak senin daha iyi bildiğin sırlarını sana açan, huşuunun belirtisi olarak sayısını senin daha iyi bildiğin günahlarını sayıp döken, zevki geçici, vebali kalıcı olan bildiğin büyük günahlarından, katında kendisini rezil eden çirkin işlerinden sana sığınan, cezalandırdığın takdirde adaletinden şüphe etmeyen, büyük günahı kolayca bağışlayabilecek Kerim Tanrı olduğunun bilincinde olarak acıyıp affettiğin takdirde de affını büyümsemeyen biri olarak sana yalvarıyorum.

Allah’ım, sen: “Beni çağırın, size icabet edeyim.” (Mü’min/60) buyurarak dua etmemizi emretmiş, icabet vaadinde bulunmuşsun. İşte emrine itaat ederek sana yalvarıyor ve icabetini bekliyorum.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve suçumu itiraf ederek seninle karşılaştığım gibi, mağfiretinle benimle karşılaş. Senin için kendimi alçalttığım gibi, günahların yıktığı yerden beni kaldır, yücelt. Benden intikam almakta ağır davrandığın gibi, örtünle beni ört (rahmetinin kapsamına al).

Allah’ım, emirlerine itaatte niyetime sebat ver; sana kullukta basiretimi sağlam kıl. Hatalar kirini yıkayıp götürecek işlere muvaffak et beni. Öldürdüğün zaman kendi dinin ve peygamberin Muhammed’in -selam olsun ona- dini üzere öldür beni.

Allah’ım, buradan sana yönelerek büyük ve küçük günahlarımdan, açık ve gizli kötülüklerimden, eski ve yeni sürçmelerimden; günah lafı etmeyen, günaha dönmeyi düşünmeyen birinin tövbesiyle tövbe ediyorum.

Tanrım, sen, Kitabının muhkem ayetinde, kullarından tövbeyi kabul edeceğini, kötülükleri affedeceğini (Şûra/25), tövbe edenleri sevdiğini (Bakara/222) söylemişsin. O halde, vaad ettiğin gibi tövbemi kabul et; garanti ettiğin gibi kötülüklerimi affet; şart koştuğun gibi sevgini benim için gerekli kıl.

Ey Rabbim, ben de sana, hoşlanmadığın işe geri dönmeme; kınadığın şeyi yapmama ve bütün günahları terketme sözü veriyorum.

Allah’ım, sen, yaptıklarımı daha iyi biliyorsun. O halde, benden bildiklerini bağışla ve kudretinle beni sevdiğin işlere yönelt.

Allah’ım, hatırımda olan veya unuttuğum bir sürü kötülüğüm var. Hepsi de senin uyumayan gözünün önünde, unutmayan ilmindedir. Allah’ım, kötülüklerimin yerine kötülük ettiğim kimselere iyilik ver; kötülüklerimin vebalini üzerimden kaldır; omuzlarımdaki ağırlığını hafiflet ve bir daha öyle işler yapmaktan beni koru.

Allah’ım, hiç kuşku yok, senin koruman olmazsa, tövbeme bağlı kalamam; senin gücün olmazsa hatalardan sakınamam. O halde, yeterli bir güçle beni güçlendir ve engelleyici bir korunmuşlukla beni koruman altına al.

Allah’ım, tövbe ettikleri halde daha sonra tövbelerini bozacaklarını, tekrar günaha dönüp şaşacaklarını bildiğin kullar gibi olmaktan sana sığınırım. Şu halde, bu tövbemi, ardından tövbeye ihtiyaç duymayacağım, geçmişteki günahların izlerini yok edecek, gelecekte de günahlara karşı bağışıklık kazandıracak bir tövbe kıl.

Allah’ım, cahilliğimden dolayı senden özür diliyorum. Kötü işlerimi bana bağışlamanı istiyorum. O halde, lütfunla rahmetinin kapsamına al beni; kereminle günahlarımı sil, günahlara bulaşma hastalığından kurtar beni.

Allah’ım, her uzvumu ayrıca, senin cezalandırmalarından koruyacak, zalimlerin korktukları acıklı azaplarına duçar olmaktan kurtaracak bir tövbeyle, iradene ters düşen, sevginin dışında kalan düşüncelerimden, bakışlarımdan, konuşmalarımdan tövbe edip sana yöneliyorum.

Allah’ım, önünde tek başıma duruşuma, korkundan kalbimin çırpınışına, heybetinden bedenimin titreyişine acı.

Allah’ım, günahlarım, katında o kadar rüsvay etmiş ki beni; sussam, kimse avukatlığımı yapmaz; şefaatçi (aracı) ile kapına gelsem, şefaat edilecek gibi değilim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve hatalarım hususunda keremini bana şefaatçi (aracı) kıl; kötülüklerime affınla yaklaş; cezalandırmana tabi tutarak hakkettiğim cezayla cezalandırma beni; bol ihsanını benden esirgeme; aziz birinin kendisine yalvarıp yakaran zelil birine acıyarak yaptığını veya zengin birinin, kendisinden bir şey isteyip de ihtiyacını giderdiği yoksul birine yaptığını bana yap.

Allah’ım, beni senden koruyacak biri yok. O halde, izzetin beni korusun, himayesine alsın. Katında bana şefaat edebilecek biri bulunmamakta. O halde, lütfun bana şefaatçi olsun. Günahlarım beni korkutmuş durumda. O halde, affın beni korkudan kurtarsın. Bu yalvarıp yakarmalarım, kesinlikle yaptıklarımın kötülüğünü bilmediğimden, kötü işlerimi unuttuğumdan değildir. Böyle yapıyorum ki, gökyüzü ve içindekiler, yeryüzü ve üzerindekiler pişmanlık itirafımı ve sana sığınıp tövbe edişimi duysunlar. Duyup da rahmetinle halime acısınlar; içinde bulunduğum kötü durumdan etkilenerek bana dua etsinler. Bakarsın, onların duası, katında daha çabuk kabul olur, şefaatleriyle gazabından kurtulur, hoşnutluğunu elde etmiş olurum.

Allah’ım, eğer pişmanlık tövbeyse, ben pişman olanların en pişmanıyım; eğer günahları terketmek sana dönmekse, ben sana dönenlerin ilkiyim; ve eğer mağfiret dilemek, günahların dökülmesine sebep oluyorsa, hiç kuşkusuz ben, senden mağfiret dileyenlerdenim.

Allah’ım, sen tövbeyi emretmiş ve kabul buyuracağını söylemişsin; dua etmemizi istemiş ve icabet edeceğini vaad etmişsin. O halde Muhammed ve âline salat eyle ve tövbemi kabul buyur; rahmetine olan ümidimi ye’se dönüştürme. Hiç kuşkusuz, sen, günahkârların tövbesini kabul buyuransın; suç işleyip de sana dönenlere pek merhametlisin.

Allah’ım, bizi Muhammed ile hidayet ettiğin gibi, ona ve âline salat eyle; bizi Muhammed ile kurtardığın gibi, ona ve âline salat eyle. Kıyamet günü, sana muhtaç olduğumuz gün bize şefaatçi olacak bir salat ile Muhammed ve âline salat eyle. Hiç kuşku yok, sen her şeye kadirsin ve bu, sana pek kolaydır.


32

Gece Namazının Ardından Günahları

İtiraf Hususunda Kendisi İçin Duası

Allah’ım, ey hükümranlığı ebedi ve sürekli olan; ey ordusuz ve yardımcısız güçlü ve kudretli olan sultan; ey günlerin, ayların, yılların ve asırların geçmesine rağmen izzeti bâki olan! Saltanatın o kadar güçlü ki, ne ilki vardır, ne de sonu. Hükümranlığın o kadar yüce ki, kimse onun sonuna ulaşamaz ve niteleyenler, onun en aşağı mertebesini bile niteleyemezler. Sıfatlar sende kaybolmuştur; nitelikler yüceliğine dayanamayıp dağılmıştır; çok ince düşünen akıllar dahi büyüklüğünün karşısında hayran kalmıştır. Böylece, sen ilkliğinde ilk olan Allah’sın; bununla birlikte zevali olmayan daimî de sensin. Ben ise ameli az, emeli çok, güçsüz bir kulum. Rahmetinle koruduğun hariç, tüm bağlantı vesileleri elimden çıkmıştır; affına olan ümidimin dışında hiçbir ümidim kalmamıştır. Sana itaat olarak sayabileceğim amelim pek az, isyan olarak itiraf edeceğim şeyler ise pek çoktur. Ancak ne kadar kötü de olsa kulunu affetmek sana güç değildir. O halde beni affet.

Allah’ım, işlerin gizliliklerini ilminle kuşatmışsın. Bilginin yanında her gizli açıktır. En ince, en zarif işler, en gizli sırlar sana gizli değildir. Ben, helak edici küçük günahlardan ve yok edici büyük işlerden sana kaçmış, sana sığınmış iken, beni aldatmak için senden mühlet isteyip de mühlet verdiğin, beni saptırmak için kıyamete kadar bekletilmesini isteyip de beklettiğin düşmanın bana musallat olmuş ve beni yere yıkmıştır. Sana karşı gelip kötü çabamla gazabını hakkettikten sonra da aldatma perdesini kaldırıp beni ve işimi yadırgayarak bana sırt çevirmiş, benden kaçmış ve beni gazabının sahrasında yalnız bırakmış, intikamının avlusuna atmıştır. Ne katında bana şefaat edebilecek bir şefaatçi; ne sana karşı bana güvence verebilecek bir güç sahibi; ne beni senden koruyabilecek bir kale; ne de senden kaçarken sığınabileceğim bir sığınak var. Sana sığınıp suçunu itiraf edenin durumu, bu. O halde fazlın beni kapsamalı; affın halime şamil olmalı; tövbe eden kullarının en nasipsizi, ümitle kapına gelenlerin en ümitsizi olmamalıyım. Beni bağışla. Hiç kuşkusuz, sen, bağışlayanların en iyisisin.

Allah’ım sen emrettin, ben terkettim; sen sakındırdın, ben işledim; kötü düşünce, yanlışı bana süsledi, içine düştüm. Orucuma tanık tutabileceğim bir gündüz; teheccüd ile geçirdiğimden dolayı medet umabileceğim bir gece yok. Yerine getirmeyenin helakine sebep olacak farzlarının dışında, ihya ettiğim için övülebileceğim bir sünnet bilmiyorum. Benim için fazilet sayılabilecek müstehap bir amelim bulunmamakla birlikte, farzlarının birçoğundan da gaflet etmişim; belirlediğin sınırlara riayet etmeyerek yasaklarının birçoğunu çiğnemiş, birtakım büyük günahları irtikâp etmişim. Ama bununla birlikte sen, lütfunla beni rüsvay etmemiş, çirkinliklerimi örtmüşsün. Benim durumum, kendinden yana senden utanan, kendine kızgın, senden hoşnut olan, tam bir teslimiyet ve tevazu ile sana gelen, günahların ağırlığından beli bükülen, sana ümidi olduğu halde senden korkan, ümit edilmeye en layık ve yasaklarından sakınılması en gerekli olan kimse olarak seni gören birinin durumudur. O halde, ey Tanrım, ümit ettiğimi bana ver; korktuğumu başıma getirme ve rahmetinin getirilerini bana ihsan eyle. Hiç kuşkusuz, sen, umulanların en cömerdisin.

Allah’ım, şu fena evinde, denklerimin huzurunda, affınla kötülüklerimi örttüğün, lütfunla beni rüsvay etmediğin gibi, beka evinde de, mukarreb melekler, mükerrem resuller, şahitler-şehitler ve salihlerden oluşan tanıkların durdukları yerlerde, kötülüklerimi gizlemeye çalıştığım komşuların, gizlide yaptıklarımı bilmelerinden şiddetle kaçındığım akrabalarımın huzurunda beni rüsvay etme. Tanrım, onların kötülüklerimi örteceğine güvenmedim; fakat senin bağışlayacağına güvendim. Çünkü güvenilmeye en layık olan, kendisinden bir şey istenilenlerin en eli açık olanı, merhameti umulanların en şefkatlisi sensin. O halde bana merhamet eyle.

Allah’ım, sen, beni hakir bir su olarak, kemikleri birbirine girmiş, yolları dar bir omurgadan, perdelerle kapladığın dar bir rahime indirdin. Orada beni halden hale evirip çevirdin; benim için birtakım uzuvlar öngördün; nihayet son şeklimi aldım. Bu evreleri sen, Kitabında; nutfe, sonra kan pıhtısı, sonra et parçası, sonra kemik, sonra kemiğe et giydirme, sonra da dilediğin gibi bambaşka bir yaratık meydana getirme olarak nitelendirmişsin. (Mü’minun/14)

Rızkına muhtaç olup ihsanının imdada yetişmesine kesin gereksinim duyduğum zaman da, beni karnına yerleştirip rahimine koyduğun cariyenin yiyecek ve içeceğinin fazlasından benim için azık oluşturdun.

Tanrım, eğer o hallerde beni kendi gücümle baş başa bırakıp kendi kuvvetimle yetinmeye mecbur kılsaydın, güç benden ayrılır, kuvvet benden uzaklaşırdı. lütfunla şefkatli, bilgili ve iyi bir besleyici olarak beni besledin ve bunu kereminle bugüne kadar hep yaptın. İhsanının kesildiği, lütfunun azaldığı bir dönem bilmiyorum. Bununla birlikte bir türlü güvenimi sağlamlaştırıp da kendimi, benim için katında daha hayırlı olan işe (ibadete) veremiyorum. Çünkü şeytan dizginimi eline almış, (rızk konusunda) güvensizliğe, inançsızlığa sürüklemiştir beni. Onun, bana kötü komşuluğunu, nefsimin ona itaat edişini sana şikâyet ediyor, bana musallat olmasından sana sığınıyor ve hilesini benden geri çevirmeni niyaz ediyorum.

Senden, rızkımı kolay bir yoldan vermeni istiyorum. Çünkü sen, ben istemeden önce, bana büyük nimetler vermiş, bunların karşısında şükretmeyi bana ilham etmiş, böylece tüm övgüleri kendine özgü kılmışsın. O halde Muhammed ve âline salat eyle ve rızkımı elde etmeyi bana kolaylaştır. Beni, kendisine mukadder edilene yetinen, kendisine ayrılan paya razı olanlardan kıl. Cismimin ve ömrümün geçip giden bölümünü sana itaatte geçmiş kabul et. Hiç kuşku yok, sen, rızk verenlerin en iyisisin.

Allah’ım, sana isyan edene karşı katılığının göstergesi olan ve hoşnutluğundan yüz çevireni kendisiyle tehdit ettiğin, aydınlığı karanlık, kolayı acıklı ve uzağı yakın olan ateşten sana sığınırım. (Allah’ım,) bir kısmı bir kısmını yutan, bir kısmı bir kısmına saldıran ateşten; kemikleri çürüten, ehline kaynar su içiren, kendisine yalvarana acımayan, kendisinden şefkat dileyene merhamet etmeyen, kendisine boyun eğip teslim olana azabını hafifletmeye gücü yetmeyen, oturanlarını sahip olduğu acıklı ve şiddetli azabının en yakıcısıyla karşılayan ateşten sana sığınırım. Onun, ağızları açık akreplerinden, azı dişleriyle sokmaya hazır yılanlarından, oturanlarının barsakları ve yüreklerini parçalayan, kalplerini kazıyan içeceğinden sana sığınırım. Senden, beni ondan uzaklaştıracak, ondan alıkoyacak olan şeye hidayet etmeni istiyorum.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bol rahmetinle beni ondan koru; güzel affınla sürçmelerimi bağışla ve beni hor kılma; ey güven verenlerin en iyisi.

Allah’ım, hiç şüphe yok, sen, hoşlanılmayandan korur, hoşlanılanı verir ve dilediğini yaparsın. Sen her şeye kadirsin.

Allah’ım, iyiler anıldığı zaman Muhammed ve âline salat eyle. Gece gündüz birbirini kovaladığı sürece Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, ardı arkası kesilmesin, sayıya sığmasın; havayı, yeri, göğü doldursun; razı olana kadar Allah ona salat etsin. Razı olduktan sonra da Allah ona salat etsin; bir salat ki, sınırı ve bitimi olmasın. Ey merhamet edenlerin en merhametlisi.


33

Allah’tan Hayır İstemiyle İlgili Duası

Allah’ım, bildiğin için, senden hayrı istiyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve benim için hayrı mukadder et; iyiyi seçebilme bilgisini bana ver; bunu, bizim için mukadder ettiğin şeye hoşnutluk ve hakkımızda hükmettiğin şeye teslimiyet vesilesi kıl. Kuşkulanma kaygısını bizden uzaklaştır; ihlaslı kullarının yakiniyle bizi destekle. Senin seçtiğini anlayamama aczine düşürme bizi. Yoksa, takdirini küçümser; hoşnutluğunun bulunduğu şeylerden hoşlanmaz; güzel sonucu olmayanı, selamete aykırı olanı seçeriz. Hoşlanmadığımız yargını sevdir bize; güç bulduğumuz hükmünü kolaylaştır bize. Hakkımızda geçerli olan iradene teslimiyeti bize ilham et; böylece öne aldığının gecikmesini, geciktirdiğinin öne alınmasını istemeyelim; sevdiğinden hoşlanalım, sevmediğini seçmeyelim. İşimizi sonuç olarak en övgün, dönüş olarak en saygın olan ile bitir. Hiç kuşku yok, sen, büyük ve değerli nimetler verir, dilediğini yaparsın. Çünkü sen, her şeye kadirsin.


34

Musibete Uğradığı Veya Günah Sebebiyle Kötü Duruma Düşen Birini Gördüğü

Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, bilip de örtme ve haberi olup da cezalandırmama övgüsü sana özgüdür. Bizlerden her biri, birtakım ayıp işler yapmıştır, ama sen onu o işleriyle tanıtmamışsın; birtakım çirkin fiiller işlemiştir, ama sen onu rüsvay etmemişsin; kötülüklere bürünmüştür, ama sen kimseyi onun bu haline vâkıf kılmamışsın. Nice yasaklarını çiğnemiş, bize bildirdiğin nice emirlerini aşmış, nice kötülükleri kazanmış ve nice yanlışlıklara düşmüşüz ki, bakanlar-görenler değil, sen onları biliyordun ve onları açığa vurmaya herkesten çok kadirdin. Fakat sen, bize bahşettiğin selamet haliyle, insanların ayıplarımızı görmesine, rezaletlerimizi duymasına engel oldun. O halde, ayıplarımızı örtmeni ve çirkin işlerimizi gizlemeni; bizler için kötü huydan ve çirkin işlerden engelleyici, günahları silen tövbeye ve övülen yola özendirici bir öğütçü kıl. Bunu en yakın zamanda gerçekleştir ve bizi senden gafil olmaya duçar etme. Çünkü artık sana yönelmiş ve günahlardan tövbe etmişiz.

Allah’ım, yaratıklarının içinden beğenip seçtiğin Muhammed’e ve onun, temiz kullarının seçkini olan soyuna salat eyle ve bizleri, emrettiğin gibi onları dinleyenler, onlara itaat edenler kıl.


35

Mal ve Servet Sahiplerine Bakınca Okuduğu Kaza ve Kadere Rıza Hakkındaki Duası

Allah’ın hükmüne hoşnutluğumun ifadesi olarak, Allah’a hamd olsun. Şehadet ederim ki Allah, kullarının geçimliklerini aralarında adaletle paylaştırmış ve tüm yaratıklarına lütfuyla davranmıştır.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni insanlara verdiklerinle, onları da benden esirgediklerinle sınama; sonra insanları kıskanır, hükmünü yadırgarım.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kazâna gönül hoşluğuyla razı olmamı sağla; hükmünün gerçekleştiği hususlarda göğsümü aç; bana, kazân sadece hayır üzere cari olur, dedirtebilecek bir güven ver; benden esirgediklerin için sana şükrümü, bana verdiklerin için olan şükrümden bol eyle. Yoksul biri için aşağılık, servet sahibi biri için de üstünlük düşünmekten beni koru. Çünkü gerçek şeref sahibi, sana itaat edişi sebebiyle şereflenen; gerçek izzet sahibi ise sana ibadet edişi sebebiyle izzet bulan kimsedir. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi tükenmeyen bir servetle faydalandır; yitirilmeyen bir izzetle destekle; ebediyet yurduna salıver. Hiç kuşkusuz, sen; birsin, teksin, samedsin (herkes sana muhtaçtır, senin kimseye ihtiyacın yoktur), doğurmamışsın, doğmamışsın ve kimse senin dengin olmamıştır.


36

Bulutlara ve Şimşeğe Baktığı

ve Gökgürültüsünü Duyduğu

Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, hiç kuşkusuz bu ikisi (şimşek ve gökgürültüsü), senin ayetlerinden iki ayet ve senin yardımcılarından iki yardımcıdır. Yararlı bir rahmet veya zararlı bir azap ile sana itaat etmeye koşarlar. Şu halde, bunlar vasıtasıyla bize azap yağmuru yağdırma ve bela elbisesi giydirme.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve şu bulutların yarar ve bereketini üzerimize indir; zarar ve zahmetini bizden geri çevir; onlardan bize bir musibet indirme; onlar vasıtasıyla geçimliklerimize bir afet gönderme.

Allah’ım, eğer onları azap ve gazap olarak göndermiş isen; biz, gazabından sana sığınıyor, katından affını dileniyoruz. O halde, gazabını müşriklere yönelt, azap değirmenini dinsizlerin üzerinde döndür.

Allah’ım, (gökten) su indirerek şehirlerimizin kuraklığını gider; rızk vermenle yüreklerimizden öfkeyi çıkar; bizleri kendinden başkasıyla meşgul etme ve ihsanının kaynağını bizlerden kesme. Hiç kuşkusuz, gerçek zengin, senin zengin ettiğindir ve gerçek sağlıklı, senin koruduğundur. Kimsenin, sana karşı bir savunması, galebeni engelleyebilecek bir gücü bulunmamaktadır. Dilediğine dilediğin gibi hükmedersin; irade ettiğinin hakkında irade ettiğini uygularsın.

Şu halde, hamd senindir, bizleri belalardan koruduğun için; şükür sanadır, bizlere verdiğin nimetlerden ötürü. Öyle bir hamd ki, tüm hamd edenlerin hamdini geride bıraksın; öyle bir hamd ki, yeri ve göğü doldursun. Hiç kuşkusuz, sen, ağır minnetlerle minnet koyan, büyük nimetler bahşeden, az hamdi kabul buyuran, şükrün azına da mükâfat veren, ihsanı güzel olan kerem sahibisin. Senden başka ilah yoktur; dönüş sanadır.


37

Allah’ın Şükrünü Yerine Getirmekten Âciz Olduğunu İtiraf Ettiğinde Okuduğu Dua

Allah’ım, hiçbir kimse şükrünün bir aşamasının sonuna ulaşmaz ki, yeni bir şükrü gerektirecek bir ihsanını elde etmiş olmasın. Yine, ne kadar çaba sarf ederse etsin, hiçbir kimse sana itaatte bir merhaleye ulaşmaz ki, lütuf ve ihsanın sebebiyle hakkettiğin gibi sana itaat etmiş olsun. Şu halde, en çok şükreden kulun bile, şükründen âciz; en çok ibadet eden kulun dahi, itaatinde yetersizdir.

Kimseyi, hakkettiği için bağışlaman ve kimseden, layık olduğu için hoşnut olman gerekmez. Bağışladığını lütfunla bağışlamış, hoşnut olduğundan fazlınla hoşnut olmuş olursun. Kabul ettiğin az şükrü şükranla karşılar, itaatin azını ödüllendirirsin. Öyle ki, sanki kulların, sensiz, şükürden kaçınma gücüne sahiptirler de veya şükretmelerinin sebebi senin elinde değilmiş de onun için, şükürlerinden dolayı onları ödüllendiriyor, büyük karşılıklar veriyorsun! Hayır Tanrım! Onlar, sana ibadet etmeye kadir olmadan önce, sen onların işlerinin malikiydin. Onlar sana itaate yönelmeden önce, sen ödüllerini hazırlamıştın. Çünkü senin sünnetin (geleneğin) lütufta bulunmak, âdetin iyilik yapmak ve yolun affetmektir.

Bütün yaratıklar, cezalandırdığın kimseye zulmetmediğine tanıktır; kötülüklerden kurtardığın kimseye lütfetmiş olduğuna şahittir. Hepsi de, senin için gerekeni yapamadığını ikrar eder. Bu yüzden, eğer şeytan onları aldatarak sana itaatten çıkarmasaydı, kimse sana karşı gelmezdi ve eğer şeytan, batılı hak görünümünde onlara sunmasaydı, kimse senin yolundan sapmazdı.

Her eksiklikten münezzehsin sen! Sana itaat edene de, karşı gelene de ne kadar cömertçe davranıyorsun! İtaat edeni, ondan taraf kendin üstlendiğin bir iş için ödüllendiriyorsun! Karşı gelene de, hemen cezalandırabileceğin halde mühlet veriyorsun! Her ikisine de hakketmediğini vermiş, ameliyle kazanamayacağını lütfetmişsin. Şayet itaat edene, sadece tarafından üstlendiğin amelin karşılığını vermek isteseydin, neredeyse hiçbir mükâfat alamaz, nimetini kaybederdi. Fakat sen kereminle, geçici kısa süreye, kalıcı uzun süreyle ve zevali yakın olan sona, bekası sürekli olan sonla karşılık verdin. Ayrıca, kendisine sana itaat etme gücünü veren rızkını yediği için, sevabından bir şey eksiltmeye kalkmadın; mağfiretini elde etmek için senin verdiğin araçları kullandığı için bir şey ödeme zorunda bırakmadın onu. Şayet böyle yapacak olsaydın, bütün zahmetleri, tüm çabaları, nimetlerinin en küçüğü karşısında sıfırlanır, diğer nimetlerine karşılık rehin alınması gerekirdi. Şu halde, sevabından en ufak bir şeyi bile nasıl hakkedebilirdi ki?! Hayır, nasıl?!

Tanrım, sana itaat edip kulluk yolunu tutanın durumu bu. Emrine karşı gelip yasağını işleyene gelince; karşı gelme halini, itaate yönelme haline dönüştürsün diye hemen cezalandırmadın onu. Oysa o, sana karşı gelmeye yeltendiği ilk anda bütün yaratıklarına hazırladığın cezanın tümünü hakketmişti. Şu halde, hakkettiği cezayı vermeyip azabını geciktirmen, senden taraf bir özveridir, hakkından geçiştir.

O halde ey Tanrım, senden daha kerim olan kim var?! Ve bu keremine rağmen helak olandan daha bedbaht biri bulunur mu?! Hayır, bulunur mu?! Şu halde sen, ihsandan başkasıyla nitelendirilmekten çok daha kutlusun; adaletinin dışında bir şeyinden korkulmaktan çok daha kerimsin. Emrine karşı gelene cevretmenden korkulmaz; seni hoşnut edenin mükâfatını vereceğinden endişe edilmez.

O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve arzu ettiğimi bana ver; işlerimde başarılı olabilmem için hakkımda hidayetini artır. Hiç kuşkusuz, sen, çok ihsan eden kerem sahibisin.


38

Kulların Haklarından Dolayı Allah’tan

Özür Dilediği ve Ateşten Kurtuluş

İstediği Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, huzurumda zulme uğrayıp da yardım etmediğin mazlumdan, bana yapılıp da karşılığını vermediğim iyilikten, özür dileyip de özrünü kabul etmediğim kötü iş sahibinden, benden bir şey isteyip de kendime tercih etmediğim fakirden, boynumda hakkı olup da hakkını vermediğim inançlı hak sahibinden, ayıbına vâkıf olup da ayıbını örtmediğim mü’minden, bulaşıp da terketmediğim günahlardan dolayı mazeretimi kabul etmeni istiyorum. Tanrım, bütün bunlar ve benzeri işlerim için, bir daha tekrarlamama engel olacak bir pişmanlıkla senden özür diliyorum.

Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve düştüğüm sürçmelerden pişmanlığımı ve yaptığım kötü işleri terketme azmimi, sevgini celbedecek bir tövbe kıl; ey tövbe edenleri seven.


39

Allah’tan Af ve Rahmet

Dileme Hakkındaki Duası

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve benim haramlara olan isteğimi kır; günahlara olan ihtirasımı öldür; beni mü’min ve müslüman erkek ve kadınlara eziyet etmekten alıkoy.

Allah’ım, yasakladığın halde bana kötü bir laf eden, menettiğin halde bana saygısızlık yapan, sonra da benden helallık almadan ölüp giden ya da halen hayatta olan kullarına, bana yaptıkları kötülüklerini bağışla; beni incittikleri için onları cezalandırma; hakkımda işledikleri günahları onlara bildirme; benim yüzümden kazandıkları suçlardan dolayı onları rüsvay etme. Benim, onları böylesine cömertçe affetmemi ve karşılık beklemeden kendilerine verdiğim bu sadakayı, sadaka verenlerin en temiz sadakalarından ve sana yaklaşma çabasında olanların en üstün bağlantılarından kıl. Onları affetmeme karşılık sen de beni affet; onlar için yalvarışıma karşılık sen de bana acı. Böylece fazlınla hepimiz mutluluğu yakalayalım, nimetinle kurtuluşa erişelim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve zarar verdiğim veya incittiğim, zulmettiğim veya zulme uğramasına sebep olduğum ve böylece hakkını zayi ettiğim veya hakkını almasına engel olduğum kullarını bol ihsanınla benden razı et ve eksiksiz olarak katından haklarını ver. Sonra da beni, hükmünü gerektirecek durumdan koru, adaletinin gerektirdiği cezadan kurtar. Çünkü senin cezalandırmana tahammül edecek, gazabına dayanacak gücüm ve takatım yoktur. Eğer beni hak üzere cezalandıracak olursan, helak olurum; rahmetine bürümeyecek olursan, bedbaht olurum.

Allah’ım, ey mâbudum, senden bir şey hibe etmeni istiyorum ki, onu vermek senden bir şey eksiltmez. Senden bir şeyi kaldırmanı istiyorum ki, onu kaldırmak sana güç değildir. Tanrım, senden nefsimi bana hibe etmeni istiyorum. Çünkü sen, onu kendinden bir kötülüğü defetmek veya kendine bir yarar elde etmek için yaratmadın. Onu yarattın ki, böyle bir şeye gücün olduğunu gösteresin, benzerini yaratabileceğini kanıtlayasın. Ve senden taşıması bana çok güç olan günahlarımı kaldırmanı istiyor, ağırlığı altında ezildiğim sürçmelerime karşı yardımını diliyorum.

O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve zulmüne rağmen nefsimi bana hibe et (bağışla) ve rahmetinle ağır yükümü kaldır. Çünkü şu bir gerçek ki, rahmetin nice kötülere ulaşmış; affın nice zalimleri kapsamına almıştır. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve affetmenle, beni suçluların düştüğü yerden kaldırdığın, günahkârların düştüğü bataklıktan kurtardığın kimselerin örneği kıl. Onlar gibi ben de, gazabının esaretinden, adaletinin rehineliğinden kurtulan, affının ve ihsanının azatlısı olayım. Tanrım, eğer bunu yapsan, azabını hakkettiğini inkâr etmeyen, cezalandırmanı gerektiren işlerden yana kendini temize çıkarmayan birine yapmış olursun. Tanrım, senden korkusu, sana ümidinden çok olan; kurtuluştan yana ümitsizliği, kurtuluşa olan ümidinden güçlü olan birine yapmış olursun. Ümitsizliği, rahmetine ümidi olmadığından, ümidi de kendini aldattığından değil; kötülüklerinin arasında iyiliklerinin az olduğundan ve hiçbir günahı için geçerli mazereti olmadığındandır.

Sen ise ey Rabbim; doğruların, rahmetine bakarak aldanmayacağı; günahkârların, gazabına bakarak ümitsizliğe kapılmayacağı yüce Tanrısın ki, ihsanını kimseden esirgemez, hakkını da kimseden tam olarak almazsın. Anın, tüm anılanlardan yücedir; isimlerin, soyluların onlarla adlandırılmasından çok daha kutsaldır; nimetlerin tüm yaratıklar için yayılmıştır. Şu halde, bütün bunların övgüsü senindir, ey âlemlerin Rabbi.


40

Birinin Ölüm Haberini Aldığı Veya

Ölümü Hatırladığı Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve uzun arzulara karşı bize yet; doğru amelle arzularımızı kısalt ki, bir saatin ardından diğer saati tamamlamayı, bir günün ardından diğer günü yaşamayı, bir nefesin peşinden diğer nefesin gelmesini ve bir adımı diğer adımın izlemesini arzulamayalım. Bizi uzun arzulara aldanmaktan, doğuracağı kötü sonuçlardan koru; ölümü gözlerimizin önüne dik; onu anmamızı geçici bir durum kılma; bizi, öyle salih bir amele muvaffak eyle ki, onunla sana dönüşte geç bile kaldığımızı anlayalım; bir an önce sana kavuşmayı isteyelim; ölüm, sevdiğimiz dostumuz, özlediğimiz arkadaşımız ve kavuşmak istediğimiz yakınımız olsun.

Ölümü bizim için mutluluk vesilesi kıl, ondan ürküp korkmayalım. Onu bizim için bedbahtlık ve zillet vesilesi kılma. Onu bizim için mağfiretine açılan bir kapı, rahmetine ulaştıran bir anahtar kıl. Bizi, doğru yoldan sapmayan hidayet ehli, gönüllü olarak itaat edenler ve günah işlemeyen, günahlarında ısrar etmeyen tövbekârlar olarak öldür; ey iyilerin mükâfatını üstlenen ve kötülerin işlerini düzelten (yüce Allah)!


41

Allah’tan Ayıpların Örtülmesi ve Günahlardan Korunma İstemiyle İlgili Duası

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve saygınlık döşeğini benim için yay; (kana kana içebilmem için) rahmet pınarlarının kaynağına indir beni; cennetinin ortasında yer ver bana; beni katından kovulmayla karşılaştırma; senden ümit kesme yoksunluğuna duçar etme; İşlediklerimle kısas etme; kazandıklarım hususunda sorgulama; gizlediğimi açığa çıkarma; örttüğümü açma; amelimi adalet terazisinde ölçme; halkın gözleri önünde halimi aşikâr etme; yayılması benim için utanç vesilesi olan şeyleri onlardan sakla; katında beni rüsvay edecek şeyleri onlardan gizle. Hoşnutluğunla derecemi yükselt; bağışlamanla saygınlığımı kâmil eyle; beni sağdakilerin (Ashabü’l-Yemin) arasına kat; güvene kavuşanların yollarına yönelt; kurtuluşa erenler grubuna dahil eyle; benimle salihlerin meclislerini şen eyle. Âmin, ya Rabbe’l-âlemin


42

Kur’an’ı Hatmettiğinde Okuduğu Dua

Allah’ım, hiç kuşkusuz, ben senin yardımınla Kitabını hatmetmeye muvaffak oldum. Sen onu, bir nur olarak indirdin; daha önce indirmiş olduğun kitapların koruyucusu-denetleyicisi, anlatmış olduğun tüm sözlerin en üstünü kıldın. Onu, helalini haramından ayıran Furkan, hükümlerini, yasalarını açıklayan Kur’an, kulların için ayetlerini açıkladığın Kitap ve peygamberin Muhammed’e -salavatın ona ve âline olsun- indirdiğin Vahiy olarak niteledin. Onu, dalalet ve cehalet karanlıklarında, uyanlarına yolu aydınlatan nur; doğrulama anlayışıyla dinleyenler için şifa; dili asla haktan sürçmeyen adalet ölçüsü; tanıklar için kanıtı sönmeyen hidayet nuru ve yolunu izleyenleri sapmaya karşı koruyan, koruması altına girenleri helak olmaktan kurtaran kurtuluş bayrağı kıldın.

Allah’ım, onu tilavet etmekte bize yardım ettiğin, güzel ibarelerini söyleyebilmek için dilimizin düğümlerini çözdüğün gibi, bizi ona hakkıyla riayet eden, muhkem ayetlerine teslimiyet inancıyla onu din edinen, açık ayetlerle açıklanması gereken müteşabih ayetleri ikrar ve kabul edenlerden kıl.

Allah’ım, sen onu mücmel (kapalı) olarak peygamberin Muhammed’e -Allah ona ve âline salat etsin- indirdin; acayibinin (hayret edilecek şeylerinin) bilgisini tastamam ona ilham ettin; tefsirinin bilgisini miras olarak bize (Ehl-i Beyt) verdin; böylece bizi onun bilgisine cahil olanlardan üstün kıldın ve bize onu taşıma gücünü vererek taşımaya güç yetiremeyenlerin üstüne çıkardın.

Allah’ım, kalplerimizi onun taşıyıcıları kıldığın, rahmetinle bizi onun yüceliği ve üstünlüğüyle tanıştırdığın gibi, onunla (insanlara) hitap eden Muhammed’e ve onun bekçileri olan âline salat eyle ve bizleri, onun senin katından olduğunu itiraf edenlerden et ki, onu doğrulamakta kuşkuyla karşılaşmayalım, onun doğru yolundan sapmayalım.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi onun (Kur’an’ın) ipine sarılanlardan, müteşabihlerinden sağlam kalesine sığınanlardan, kanadının gölgesinde oturanlardan, sabahının aydınlığıyla yolu bulanlardan, ışığının parıldamasına uyanlardan, lambasıyla aydınlananlardan ve hidayeti ondan başkasında aramayanlardan eyle.

Allah’ım, insanları sana doğru yöneltmek için Kur’an vasıtasıyla Muhammed’i bir bayrak olarak diktiğin, âline de sana götüren hoşnutluk yollarını bildirdiğin gibi, Muhammed ve âline salat eyle ve Kur’an’ı bizler için saygınlık menzillerinin en şereflisine ulaşma vesilesi, selamet mahalline yükselme merdiveni, kıyamet sahnesinde kurtuluş sebebi ve ebediyet yurdunun nimetlerine kavuşma aracı kıl.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve Kur’an vasıtasıyla günahların ağırlığını üzerimizden indir; iyilerin güzel huylarını bize ver; bizi gece saatlerinde ve gündüzün uçlarında senin rızanı kazanmak için onu (Kur’an’ı) ayakta tutanları izlemeye muvaffak eyle. Böylece bizi, onun temizlemesiyle tüm pisliklerden temizle; nuruyla aydınlanan ve arzulara kapılmayarak amelden geri kalmayanlardan eyle.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve gecelerin karanlıklarında Kur’an’ı bize munis kıl. Onunla bizi, şeytanın dürtmelerinden, vesveselerin itmelerinden koru; adımlarımızın günahlara doğru atılmasına, dilimizin batıla dalmasına, uzuvlarımızın günah işlemesine engel ol ve gafletin dürdüğü ibret sayfalarını aç. Böylece bizi, sarp ve köklü dağların bile taşıyamadıkları acayibini (ilginç gerçeklerini) ve (insanları kötülüklerden) menedici kıssalarını anlamaya muvaffak eyle.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve Kur’an’la dışımızın iyi görünümünü sürekli kıl; vesveselerin içimizin sağlığını bozmasına engel ol; kalplerimizin kirini ve günahlara bağlılığımızı gider; dağınık işlerimizi bir araya topla; her şeyin sana sunulduğu mahşerde, günün en sıcak saatlerinin susuzluğunu bizden gider ve büyük korku (kıyamet) günü kabirlerden çıkarıldığımız zaman güven elbiselerini bize giydir.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve Kur’an’la yoksulluğumuzu gider; rızkımızı bol et ve bizleri refaha kavuştur. Onunla bizleri kınanmış huylardan ve kötü ahlaktan kaçındır; küfrün derin kuyusundan ve nifaka yol açan şeylerden koru ki, kıyamette bizleri senin hoşnutluğuna ve cennetlerine götürsün; dünyada gazabından ve sınırlarını aşmaktan korusun ve katındaki helalleri helal, haramları haram kabul ettiğimize tanık olsun.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve ölüm vaktinde, canlar “köprücük kemiğine dayandığı ve ‘kimdir kurtarıcı?’ dendiği” (Kıyamet/26-27), ölüm meleği canları almak için gayb perdelerinin arkasından çıkıp ölüm yayından ayrılık oklarını fırlattığı, canlara tatmaları için anında öldüren ölüm zehrinden bir kadeh sunduğu, ahirete göçmemiz yaklaşıp amellerimiz boyunlarımıza bağlandığı ve buluşma günü gelip çatıncaya kadar kabirlere sığınmaktan başka çare kalmadığı zaman Kur’an’la, can verme üzüntüsünü, inleme zorluğunu ve can çekişme hırıldamalarını bizlere kolaylaştır.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve yıpranma evine (kabre) girişimizi ve toprak katmanları arasında uzun süre kalışımızı bize kutlu et. Dünyadan ayrıldıktan sonra, kabirleri, konaklayacağımız yerlerin en iyisi kıl; rahmetinle kabirlerimizin dar oyuğunda yerimizi geniş et ve helak edici günahlarımız sebebiyle kıyametteki kalabalığın önünde bizi rüsvay etme. Her şeyin sana sunulduğu gün Kur’an hürmetine yerimizin horluğuna acı; cehennem köprüsünün üzerinden geçerken köprü sallandığında sürçmeye karşı ayaklarımızı sabit kıl; tekrar dirilmeden önce kabirlerimizin karanlığını aydınlığa dönüştür; bizleri kıyamet gününün üzüntülerinden, felaket gününün şiddetli korkularından kurtar; pişmanlık ve üzüntü gününde zalimlerin yüzleri karardığı zaman bizim yüzümüzü ağart; inananların gönüllerinde bizim için bir sevgi oluştur ve yaşamı bizlere zorlaştırma.

Allah’ım, kulun ve resulün Muhammed senin elçiliğini ilettiği, emrini haykırdığı ve kullarına öğüt verdiği gibi sen de ona salat eyle.

Allah’ım, kıyamet günü peygamberlerin içinde bizim peygamberimizi -salavatın ona ve âline olsun- mevkice sana en yakın olan, en çok şefaat etme hakkına sahip bulunan, katında en kadri yüce ve nezdinde en çok sayılan peygamber kıl.

Allah’ım, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle ve kurucusu olduğu dini yücelt; kanıtını (Kur’an’ı) ulula; terazisini ağır et; şefaatini kabul buyur; katındaki itibarını artır; yüzünü ak et; nurunu tamamla ve derecesini yükselt. Bizleri ise onun sünneti üzere yaşat; dini üzere öldür; apaçık yoluna sevkedip izinde yürüt; ona itaat edenlerden kıl; grubunun içerisinde haşreyle; havuzunun başında ona konak et ve kadehiyle kana kana ondan bize içir.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, onu lütuf, kerem ve ihsanından umduğu en üstün makama ulaştırsın. Kuşkusuz sen, geniş rahmet ve büyük lütuf sahibisin.

Allah’ım, elçiliğini iletmesinin, ayetlerini ulaştırmasının, kullarına öğüt vermesinin, yolunda cihad etmesinin karşısında, mukarreb meleklerine ve seçilmiş mürsel peygamberlerine verdiğin en üstün mükâfatı ona ver. Ve, selam ve Allah’ın rahmet ve bereketleri ona ve onun tertemiz âline olsun.


43

Hilale Baktığı Zaman Okuduğu Dua

Ey, belirlenen yörüngelerde hızla dolaşan itaatkâr yaratık! Ben, seninle karanlıkları aydınlatan; belirsizleri açığa çıkaran; seni mülkünün ayetlerinden bir ayet, saltanatının alametlerinden bir alamet kılan ve büyüyüp küçülmen, doğup batman, aydınlanıp kararman ile seni hizmete alan kimseye inanmış bulunuyorum. Tüm bu durumlarda sen ona itaat etmekte; iradesine hemen teslim olmaktasın.

Her eksiklikten münezzehtir O! Seninle ilgili yönetimi ne kadar ilginç, hakkında öngördüğü düzen ne kadar incedir! O, seni yeni bir iş için yeni bir ayın anahtarı kılmıştır.

Beni ve seni yaratan, beni ve seni yöneten, bana ve sana şekil veren Rabbim ve Rabbin Allah’tan istiyorum ki, Muhammed ve âline salat etsin ve seni, günlerin etkisizleştiremeyeceği kutluluk, günahların kirletemeyeceği temizlik hilali; afetlerden güvende olma, kötülüklere bulaşmama hilali; içinde uğursuzluk olmayan mutluluk, beraberinde zahmet getirmeyen bolluk, zorlukla karışmamış kolaylık, şerre bulaşmamış hayır hilali; emniyet, iman, nimet, ihsan, sağlık ve İslam hilali kılsın.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizleri, üzerlerine hilal doğan en hoşnut, hilale bakan en temiz ve bu ayda sana kulluk sunan en mutlu kimselerden kıl. Bu ayda bizleri tövbeye muvaffak et; günahtan ve emirlerine karşı gelmekten koru; nimetlerine şükretmeye alıştır; bağışıklık kalkanlarıyla donat ve kâmil bir şekilde sana itaat etmeye muvaffak ederek nimetlerini bizlere tamamla. Hiç kuşkusuz, sen, büyük nimetler sahibisin, övgüye layıksın. Allah, Muhammed’e ve onun tertemiz âline salat etsin.


44

Ramazan Ayı Girdiğinde Okuduğu Dua

Hamd Allah’a ki, kendisine hamd etmenin yolunu bize gösterdi ve bizi hamd ehlinden kıldı ki, ihsanına şükredenlerden olup iyilik yapanların mükâfatını alalım.

Hamd Allah’a ki, bize dinini armağan etti, şeriatiyle bize minnet koydu ve ihsan yollarını bize tanıttı ki, nimetiyle o yolları katederek rızvanına ulaşalım. Öyle bir hamd ki, bizden kabul buyursun ve onunla bizden hoşnut olsun.

Ve hamd Allah’a ki, oruç ayı, İslam ayı, temizlenme ayı, arınma ayı ve kıyam ayı olan ramazan ayını bu yollardan biri kıldı. “İnsanlar için hidayet kaynağı olan, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delillerini içeren Kur’an’ı bu ayda indirdi.” (Bakara/185)

Ona tanıdığı ayrıcalıklar ve faziletlerle diğer aylara olan üstünlüğünü ortaya çıkardı. Büyüklüğünü bildirmek için diğer aylarda helal ettiğini bu ayda yasakladı; ona belli bir vakit belirleyerek ondan öne geçirilmesine veya sonraya bırakılmasına müsaade etmedi.

Sonra da, gecelerinden belli bir geceyi bin aydan üstün kıldı ve onu Kadir Gecesi olarak adlandırdı. “O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh her iş için inerler.” (Kadir/4) Esenliktir o gece; fecr doğuncaya kadar, sağlam kazası gereği kullarından dilediği için bereketi devam eder.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu ayın değerini bilip saygısını gözetmeyi, bu ayda yasakladığın şeylerden kaçınmayı bize ilham et. Uzuvlarımızı günahlardan koruyup seni hoşnut eden şeylerde işleterek bizi bu ayda oruç tutmaya muvaffak et. Öyle olsun ki, kulaklarımızla boş şeyler dinlemeyelim; gözlerimizi eğlenceye dikmeyelim, ellerimizi sakıncalı bir şeye uzatmayalım; ayaklarımızı harama açtırmayalım; karnımıza helal ettiğinden başkası girmesin; dilimiz senin açıkladığından başkasını konuşmasın; bizi sevabına yaklaştıracak amelden başkası için zahmete düşmeyelim; azabından koruyacak amelden başkasını yerine getirmeyelim. Sonra da bütün bunları, riyakârların gösterişinden ve ün tutkunlarının ün hevesinden arındır ki, işlerimizi yalnızca senin için yapalım; senden başka bir amacımız olmasın.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi bu ayda, çizdiğin sınırlarıyla, koyduğun farzlarıyla, koştuğun şartlarıyla ve belirlediğin vakitleriyle (günlük) beş namazın vakitlerine vâkıf et. Bizi namazın yüce mertebelerine ulaşan, erkânını koruyan, onu vaktinde kılan, rükuunu, secdesini ve tüm üstün amellerini kulun ve Resulünün -salavatın ona ve âline olsun- getirdiği gibi en kâmil ve kapsamlı taharetle, en açık ve belirgin huşuyla yerine getiren kimselerden kıl.

Bu ayda bizi, akrabalarımızla iyilik ve ihsan üzere ilişki kurmaya; komşularımıza ikram ve bağışta bulunmaya; mallarımızı vebal olmaktan kurtarmaya; zekâtını ayırarak temizlemeye; bize dargın-küskün olanların gönlünü almaya; haksızlık yapanlara karşı insaflı olmaya; asla dost edinemeyeceğimiz, barış içinde yaşayamayacağımız senin düşmanlarının dışında, bize düşmanlık edenlerle barışmaya; bizleri günahlardan temizleyecek, kötülüklerden koruyacak, meleklerin bile yapamayacağı temiz amellerle sana yaklaşmaya muvaffak et.

Allah’ım, bu ayın hürmetine ve bu ayın evvelinden sonuna kadar sana ibadet eden mukarreb melekler, mürsel peygamberler ve salih kulların hürmetine senden istiyorum ki, Muhammed ve âline salat edesin. (Allah’ım,) Bu ayda bizi, kullarına vaad ettiğin saygınlığa ehil kıl; sana itaat etmekte âdeta yarışan kullarına vereceğin şeyleri bize de ver ve rahmetinle, bizi en yüksek makamı hakkedenlerin arasına kat.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi tevhidinde şirke düşmekten, övgünde kusur etmekten, dininde kuşkulanmaktan, yolunda körlüğe duçar olmaktan, senin için gerekenden gaflet etmekten ve düşmanın olan kovulmuş şeytana aldanmaktan koru.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve içinde bulunduğumuz bu ayın her gecesinde affınla (cehennemden) salıvereceğin, rahmetinle bağışlayacağın kulların varsa, bizi onlardan eyle ve bizi bu ayın en iyi ehli ve ashabından kıl.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve ramazan hilalinin gözlerden kaybolup gökyüzünden silinmesiyle günahlarımızı da sil; günlerinin sıyrılmasıyla veballerimizi bizden sıyır. Ramazan bitince hatalardan arınmış, kötülüklerden temizlenmiş olalım.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi bu ayda, eğrilirsek düzelt; kayarsak doğrult; şeytan bize musallat olursa bizi ondan kurtar.

Allah’ım, bu ayı sana ibadet etmemizle doldur; vakitlerini sana itaat etmemizle süsle; gündüzlerinde oruç tutmaya, gecelerinde namaz kılıp dua etmeye, bağışlanmak için ağlayıp sızlamaya muvaffak et bizi; gündüzleri gafletimize, geceleri kusur ettiğimize tanık olmasın.

Allah’ım, hayatta olduğumuz sürece diğer aylar ve günlerde de bizi böyle olmaya muvaffak et. Bizi, “Firdevs’e varis olup orada sürekli kalacak olan” (Mü’minun/11), “Rablerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri çarparak veren” ve “iyiliklere koşuşup iyilik için yarışan” (Mü’minun/60-61) salih kullarından kıl.

Allah’ım, her zaman, her an ve her halükârda, salat ettiğin kimselere ettiğin tüm salatların sayısıca, tüm o salatların, senden başka kimsenin sayamayacağı kadar kat kat fazlasıyla Muhammed ve âline salat eyle. Hiç kuşkusuz, sen, dilediğini yaparsın.


45

Ramazan Ayıyla Vedalaştığında

Okuduğu Dua

Allah’ım, ey (nimet verdiği kimselerden) karşılık beklemeyen, ey hiçbir zaman bağışta bulunduğuna pişman olmayan ve ey, kuluna ameline eşit olarak karşılık vermeyen! Nimetin başlangıçtır; affın lütuftur; cezalandırman adalettir; öngördüğün hayırdır. Verdiğin zaman bağışını minnetle karıştırmazsın; esirgediğin zaman esirgemen zulüm değildir. Şükredene, şükrü sen ilham ettiğin halde, karşılık verirsin; hamd edene, hamdi sen öğrettiğin halde, mükâfat verirsin; öylelerinin kötülüklerini örtüyorsun ki, dileseydin rüsvay ederdin; öylelerine bağışta bulunuyorsun ki, dileseydin mahrum bırakırdın. Çünkü her ikisi de rüsvay olmayı ve mahrum bırakılmayı hakketmişti. Ne var ki sen, işlerini lütuf üzere bina etmişsin; kudretini affetmekle gösterirsin; karşı geleni hilimle karşılarsın; kendine zulümle kasdedene süre tanırsın; sana dönmeleri için onlara mühlet verirsin, onları hemen cezalandırmayıp tövbe fırsatı tanırsın ki, helak olanlarının sana karşı bir kanıtları olmasın; bedbaht olanları ancak defalarca mazur görülüp aleyhlerinde birçok kanıt biriktikten sonra bedbaht olsunlar. Tüm bunlar, affından ve kereminden kaynaklanmakta, şefkatinden ileri gelmektedir; ey Kerîm, ey Halîm.

Sen, (öyle şefkatli) bir mâbudsun ki, affına ulaşmaları için kullarına tövbe adında bir kapı açmışsın; şaşmasınlar diye vahyinden bir delil dikmişsin o kapıya. Kutludur ismin, buyurmuşsun ki: “İçten bir tövbeyle Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter ve sizi (ağaçlarının) altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamber’i ve onunla birlikte inananları utandırmaz; nurları, önlerinden ve sağlarından gider; derler ki: Rabbimiz, nurumuzu bizim için tamamla ve bizi bağışla. Hiç kuşkusuz, sen her şeye kadirsin.” (Tahrim/8)

Şimdi, sen bu kapıyı açmış, delilini de önüne dikmiş olduğun halde, o ağırlanma mahalline (cennete) girmekten gaflet edenin mazereti olabilir mi?!

Sen öyle (cömert) bir mâbudsun ki, kullarından alacağın şeyin kıymetini artırarak onu paha biçilmez kılarsın. Kullarının seninle ticarette kâr etmelerini, sana gelerek fazlasıyla kazanıp kurtuluşa ermelerini istiyorsun çünkü. İsmin kutlu ve yücedir, buyurmuşsun ki: “Kim iyilik getirirse, ona, onun on katı vardır; kim de kötülük getirirse, ancak onun misliyle cezalandırılır.” (En’am/160) Yine buyurmuşsun ki: “Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir tane gibidir ki, her başakta yüz tane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir.” (Bakara/261) Yine buyurmuşsun ki: “Kendisi için kat kat artırması üzere Allah’a güzel bir borç verecek olan kimdir?” (Bakara/245)

Ve, iyilikleri kat kat artıracağına ilişkin Kur’an’da indirdiğin diğer ayetler...

Sen o yüce mâbudsun ki, kullarına gayb âleminden öyle gerçekler bildirmiş, onları öyle şeylere özendirmişsin ki, eğer bildirmeseydin, gözleriyle onları görmez, kulaklarıyla onları duyup kavrayamaz, düşünceleriyle onlara ulaşamazlardı. Buyurmuşsun ki: “Beni anın, sizi anayım; bana şükredin ve sakın bana nankörlük etmeyin.” (Bakara/152) Yine buyurmuşsun ki: “Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artırırım ve eğer nankörlük edecek olursanız, hiç kuşkusuz, azabım çok şiddetlidir.” (İbrahim/7) Yine buyurmuşsun ki: “Beni çağırın, size icabet edeyim. Hiç kuşku yok, büyüklük taslayıp bana ibadet etmekten kaçınanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min/60)

Böylece, seni çağırmayı (duayı) ibadet, terkini de büyüklük taslamak olarak adlandırmış ve terki için aşağılanarak cehenneme girmeyi vaad etmişsin.

Böyle olunca, onlar da nimetinle seni andılar; ihsanınla sana şükrettiler; emrinle seni çağırdılar; kat kat fazlasını almak üzere senin için sadaka verdiler ki, gazabından kurtulup hoşnutluğunu kazansınlar.

Senin, kullarına yaptığını, bir yaratık diğer bir yaratığa yapmış olsaydı, iyilik vasfını alır, minnettarlıkla anılır ve mümkün olan her dille övülürdü. O halde, hamdine doğru giden bir yol, hamdini ifade edecek bir kelime ve hamdinle ilgili bir anlam var oldukça hamd sana özgüdür.

Ey, kullarına ihsan ve lütufta bulunarak onların övgüsünü kazanan; onları nimet ve bağışına boğan; bize olan nimetlerin ne kadar yaygın, ne kadar boldur; özel lütufların ne kadar çoktur! Bizi, seçtiğin dine, hoşnut olduğun İslam’a, kolaylaştırdığın yola hidayet ettin; katındaki yakınlığa, indindeki saygınlığa ulaşmada gözlerimizi açtın.

Allah’ım, sen, o görevlerin seçkinlerinden, o farzların özellerinden birini ramazan ayı kıldın. Bir nur olan Kur’an’ı o ayda indirerek, o ayda imanı (imanın gerektirdiği amelleri) kat kat artırarak, o ayda (geceleri ibadete) kalkmayı teşvik ederek ve içindeki bin aydan daha hayırlı olan kadir gecesini ululayarak onu diğer aylardan ayırdın; tüm zamanlar ve asırların içinden onu seçtin ve onu yılın diğer vakitlerinden üstün kıldın. Sonra da onun vasıtasıyla bizi diğer ümmetlerden üstün kıldın; onun fazileti için öteki dinlerin mensuplarını değil, bizi seçtin. Biz de emrinle gündüzünde oruç tuttuk; yardımınla gecesinde ibadete kalktık; belki oruç tutup ibadete kalkmakla rahmetin halimize şamil olur, bu vesileyle sevabını kazanırız diye. Çünkü sen, katından umulanla dolusun; fazlından istenilen hususunda cömertsin ve sana yaklaşmak isteyene pek yakınsın.

Bu ay, gerçekten de beğenimizi kazanarak aramızda kaldı; bizimle iyilikle birliktelik yaptı ve bize âlemlerin en üstün kazancını kazandırdı. Sonra da vakti dolunca, süresi bitince, sayısı tamamlanınca bizden ayrılıp gitti. Şimdi biz, ayrılığı bize çok zor olan, bırakıp gitmesi bizi üzüp ürküten, ahdini bozmamamız, saygısını gözetmemiz, hakkını ödememiz gereken biri gibi onunla vedalaşıyoruz. Ve diyoruz ki:

Selam sana, ey Allah’ın en büyük ayı ve ey Allah’ın dostlarının bayramı.

Selam sana, ey bizimle birlikte olan vakitlerin en değerlisi ve ey günler ve saatler içinde en iyi ay.

Selam sana, ey arzuların yaklaştığı, amellerin dağıldığı ay.

Selam sana, ey varlığı pek değerli, yokluğu can yakıcı dost; ayrılığı üzücü olan ümit kaynağı.

Selam sana ki, gelişinle bizi sevindirdin, mutlu ettin; gidişinle bizi üzdün, canımızı yaktın.

Selam sana ki, kalpler sende yumuşar, günahlar azalır.

Selam sana ki, şeytana karşı bize yardım eder, iyilik yollarını bizim için kolaylaştırırsın.

Selam sana ki, cehennem ateşinden kurtulanlar sende çok olur; hürmetini gözeten saadete erişir.

Selam sana ki, günahları silmekte, ayıpları örtmekte üstüne yok.

Selam sana ki, suçlulara çok uzundun; inananların gönlünde pek heybetliydin.

Selam sana ki, günler seninle rekabet edemez.

Selam sana ki, her yönden esenlik olan bir aysın.

Selam sana ki, birlikteliğin bıkkınlık getirmez; muaşeretin kınanmaz.

Selam sana ki, bize bereket getirdin; bizden günahların kirini yıkayıp giderdin.

Selam sana ki, seninle vedalaşmamız bıkkınlıktan, orucunu terketmemiz yorgunluktan değildir.

Selam sana ki, vaktinden önce aranırsın; kaybetmeden önce üzüntün yaşanır.

Selam sana ki, bereketinle birçok kötülük bizden uzaklaşır; birçok hayır bize ulaşır.

Selam sana ve içindeki bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesine.

Selam sana ki, dün sana pek düşkün iken yarın özleminle yanıp tutuşacağız.

Selam sana ve artık mahrum kaldığımız faziletine; elimizden alınan geçmişteki bereketlerine.

Allah’ım! Biz, bu ayla şereflendirdiğin; bedbahtların, onun vaktini bilmeyip bedbahtlıkları yüzünden faziletinden mahrum kaldığı bir zamanda lütfunla ondaki ibadetlere muvaffak ettiğin, bu ayın ehli kullarınız. Onunla tanışmak için bizim seçilmemizin, ondaki ibadetlere hidayet edilmemizin velisi sensin. Hakkını ödeyemedikse de onda tuttuğumuz orucu, kıldığımız namazı, az da olsa yaptığımız iyilikleri senin yardımına borçluyuz.

Allah’ım, o halde kötülüğümüzü ikrar, ihmalkârlığımızı itiraf etmekle birlikte iyi işlerimizin övgüsü sana aittir. İçten gelen bir pişmanlık, gerçeği ifade eden bir mazeret bildirmekle katından, o ayda kaybettiğimiz faziletleri bizim için telafi etmeni diliyoruz. Allah’ım, o ayda senin hakkını ödeyemediğimiz için bizi mazur gör; ömrümüzü önümüzdeki gelecek ramazana ulaştır. Ulaştırdıktan sonra da layık olduğun kulluğu sunmakta, o ayın hakkettiği itaati yerine getirmekte bize yardım et ve bizi zamanın aylarından bu iki ayda (bu ve gelecek ramazanda) hakkını ödeyebilecek iyi işlere muvaffak eyle.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu ayda işlediğimiz küçük ve büyük suçları, içine düştüğümüz günahları, bilerek veya unutkanlıkla kendimize yaptığımız zulümleri ya da başkalarına ettiğimiz hakaretleri bize bağışla; örtünü kaldırarak bizi rüsvay etme; bu ayda düşmanlarımızı halimize sevindirme; kınayanların dilini üzerimize uzun etme; tükenmeyen şefkatin, eksikliği olmayan lütfunla bu ayda bizden yadırgadığın şeylere keffaret olacak, onları bağışlatacak amellere muvaffak et bizi.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu ayın gitmesiyle başımıza gelen musibeti telafi et; bayram ve iftar günümüzü bizim için mübarek eyle ve bu günü, geçirdiğimiz en hayırlı, affını en çok çekici, günahı en iyi silici gün kıl.

Allah’ım, bu ayın sıyrılmasıyla bizi de günahlarımızdan sıyır; onun çıkmasıyla bizi de kötülüklerimizden çıkar. Bizi onunla en çok mutlu olanlardan, onda payı en bol olanlardan ve ondan en fazla nasip alanlardan kıl.

Allah’ım, kim bu aya hakkıyla riayet ettiyse; hürmetini hakkıyla koruduysa, gerektiği gibi hükümlerini yerine getirdiyse, layık olduğu gibi günahlardan sakındıysa, hoşnutluğunu kazanacak, rahmetini cezbedecek bir amelle sana yaklaştıysa, kudretinle aynısını bize de nasip et; fazlınla onun kat kat fazlasını bize ver. Çünkü senin fazlın eksiksizdir; hazinelerin kesinlikle azalmaz; ihsanının kaynakları asla kurumaz ve bağışın minnetsiz, tertemiz bağıştır.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bize, kıyamet gününe kadar onu oruç tutanların, onda sana ibadet edenlerin tümüne vereceğin sevap kadar sevap yaz.

Allah’ım, mü’minler için bayram ve sevinç günü, İslam ümmeti için toplanma, bir araya gelme günü kıldığın bu iftar günümüzde, işlediğimiz tüm günahlardan, geçmişteki tüm kötü işlerimizden, gönlümüzden geçen tüm kötü düşüncelerden, tekrar günaha dönme düşüncesi olmayan, bir daha hata yapmamaya azmeden biri olarak, şek ve şüpheden arınmış, halis bir tövbeyle tövbe edip sana yöneliyoruz. Bu tövbeyi bizden kabul buyur; bizden razı ol ve bizi bu hal üzre sabit kıl.

Allah’ım, içimizde cehennem azabına karşı öyle bir korku, cennet sevabına karşı öyle bir özlem meydana getir ki, tüm varlığımızla ibadetin tadını, günahın üzüntüsünü duyalım. Katında bizi, sevgini kazanan, itaate dönüşlerini kabul buyurduğun tövbe edenlerden kıl, ey adillerin adili.

Allah’ım, babalarımızı, annelerimizi ve şimdiye kadar gelip geçen, kıyamete kadar gelecek olan tüm dindaşlarımızı bağışla.

Allah’ım, mukarreb meleklerine salat ettiğin gibi peygamberimiz Muhammed ve âline salat eyle. Mürsel peygamberlere salat ettiğin gibi ona ve âline salat eyle. Salih kullarına salat ettiğin gibi ona ve âline salat eyle. Onların hepsine ettiğin salattan üstün bir salatla ona ve âline salat eyle. Öyle bir salat ki, bereketi bizi kuşatsın, faydası bize ulaşsın ve sayesinde duamız kabul olsun. Hiç kuşkusuz, sen, kapısına gelinen en kerim, kendisine güvenilen en yeterli ve ihsanı dilenilen en cömert zatsın; ve sen her şeye kadirsin.

46

Ramazan Bayramı Namazını Kıldıktan

Sonra Ayağa Kalkıp Kıbleye Yönelerek

ve Cuma Günleri Okuduğu Dua

Ey, kulların acımadığı kimseye acıyan; ey, kentlerin kabul etmediği kimseyi kabul eden; ey, kendisine muhtaç olanları küçültmeyen; ey sürekli kendisinden bir şeyler isteyenleri nasipsiz bırakmayan; ey, kendisine doğru kılavuzluk edenleri reddetmeyen; ey, ithaf olunan küçük şeyi de kabul buyuran; ey, hoşnutluğunu kazanmak için yapılan az ameli de ödüllendiren; ey, az amele büyük karşılık veren; ey kendisine yaklaşana yaklaşan; ey kendisinden yüz çevireni kendisine doğru çağıran; ey nimeti değiştirmeyen, cezalandırmakta acele etmeyen; ey, iyiliği kat kat artıran, kötülüğü bağışlayıp ortadan kaldıran! Arzular, kereminin sonuna ulaşmadan hacetlerine kavuştu; dilek kapları bol bağışınla hemen doluverdi; sıfatlar, seni anlatamadan dağılıp gitti. Çünkü her yücenin üstünde en yüce yücelik ve her ululuğun üstünde en onurlu ululuk sana aittir. Her büyük, senin katında küçüktür; her onurlu, senin onurunun yanında hakirdir.

Senden başkasına gidenler eli boş geri döndüler; senden başkasını arayanlar hüsrana uğradılar; senden başkasına konuk olanlar mahvolup gittiler ve senin fazlından nimet isteyenlerin dışında diğer nimet isteyenler kıtlığa duçar oldular.

Kapın isteyenlerin yüzüne açık; ihsanın dileyenler için mubah; imdadın imdat isteyenlere yakındır. Sana ümidi olanların ümitleri boşa çıkmaz; ihsanını isteyenleri mahrum bırakmazsın; mağfiretini dileyenleri azabına duçar etmezsin.

Sana karşı gelip muhalefet edenlerden rızkını esirgemezsin; seninle düşmanlık edenlere hilminle davranırsın; kötülük yapanlara iyilik yapmak âdetindir; haddi aşanlara mühlet vermek sünnetindir. O kadar mühlet verirsin ki, mühletine aldanarak, hakka geri dönmez, batıldan el çekmezler. Oysa sen, emrine dönmeleri için onlara mühlet verir; saltanatının sürekliliğine güvendiğin için onları hemen cezalandırmazsın. Sonuçta; saadet ehlinden olanları saadete kavuşturur, şekavet ehlinden olanları şekavetle baş başa bırakırsın. Hepsi de sonunda hükmüne dönecek, emrine boyun eğecektir. Uzun süre onlara mühlet verişin saltanatını gevşetmez; onları cezalandırmakta acele etmeyişin aleyhlerindeki açık kanıtını geçersiz kılmaz.

Kanıtın dimdik ayaktadır, geçerliliğini kaybetmez. Saltanatın sabittir, zevali olmaz. O halde, sürekli azap, senden yüz çevirenindir; hor edici ümitsizlik, senden ümidini kesenindir ve en kötü bedbahtlık, müsamahana aldananındır. Böyle biri azabında ne de çok bocalayıp duracak; cezanı çekmesi ne de uzun sürecek; kurtuluşla arası ne de uzak, içinde bulunduğu durumdan çıkması ne de zor olacak! Bütün bunlar, adil yargınla, insafa dayalı hükmünle olacak, kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. Çünkü sen daha önce kanıtlarını sergilemiş, mazeretlere yer bırakmamışsın; cehennemden korkutmuş, cennete teşvik etmişsin; örnekler vermiş, kıssalar anlatmışsın; uzun süre mühlet vermiş, cezalandırmayı geciktirmişsin; oysa hemen cezalandırmaya kadirdin. Süre tanıman âcizlikten, mühlet vermen gevşeklikten, azap etmekten sakınman gafletten, beklemen iyi geçinme isteğinden değildir. Böyle yapıyorsun ki, kanıtın daha açık, keremin daha kâmil, ihsanın daha bol, nimetin daha eksiksiz olsun. Bu, şimdiye kadar böyle olmuş, böyle devam edecek.

Kanıtın bütünüyle anlatılmaktan çok daha yüce; büyüklüğün künhüyle belirlenmekten çok daha yüksek; nimetin tamamıyla sayılmaktan çok daha fazla ve ihsanın en azının bile şükrü yerine getirilmekten çok daha büyüktür. Suskunluk, seni övme gücünü almış benden; çekingenlik, seni ululamaktan âciz kılmış beni. Yapabileceğim en fazla şey, Tanrım, aczimi itiraf etmektir. Bu yüzden kapına gelmiş, ihsanını dilenmekteyim.

O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve râz-u niyazımı işit; duamı kabul buyur; günümü başarısızlıkla sonuçlandırma; isteklerim hususunda reddetme beni; katından ayrılışıma ve tekrar sana dönüşüme değer ver. Hiç kuşkusuz, sen, dilediğini yapmakta güçlük çekmez, istenenden âciz kalmazsın. Çünkü sen, her şeye kadirsin. Günahlardan sakınmamız, itaate güç bulmamız ancak yüce ve büyük Allah’ın yardımıyladır.


47

Arefe Günü Okuduğu Dua

Hamd, âlemlerin rabbi Allah’ındır. Allah’ım, hamd senindir; ey gökleri ve geri yaratan; ululuk ve ikram sahibi; rablerin Rabbi; her tapılanın Tanrısı; her yaratılanın yaratıcısı ve her şeyin varisi. Hiçbir şey O’nun gibi değildir; hiçbir şeyin bilgisi O’na gizli kalmaz; O her şeyi kuşatmış, her şey üzerinde gözeticidir.

Sensin Allah; senden başka ilah yok. Teksin, benzerin yok; birsin, eşin yok.

Sensin Allah; senden başka ilah yok. Cömertsin, cömertlik sana yakışır; ulusun, ululanmak senin hakkın; büyüksün, büyüklenmek sana ait.

Sensin Allah; senden başka ilah yok. Yücesin; yüceden de yücesin. Cezalandırman pek şiddetlidir.

Sensin Allah; Rahman’sın, rahîmsin; ilim ve hikmet sahibisin.

Sensin Allah; senden başka ilah yok. İşitensin, görensin; kadîmsin, her şeyden haberin var.

Sensin Allah; senden başka ilah yok. En kerim kerimsin; en sürekli süreklisin.

Sensin Allah; senden başka ilah yok. Herkesten önce ilksin; her sayıdan sonra sonsun.

Sensin Allah; senden başka ilah yok. Yüceliğinle birlikte yakınsın; yakınlığınla birlikte yücesin.

Sensin Allah; senden başka ilah yok. Zarifsin, güzelsin; ululuk, büyüklük ve övgü sahibisin.

Sensin Allah; senden başka ilah yok. Nesneleri, aslı esası olmaksızın yarattın; şekillendirdiklerini örneksiz şekillendirdin; var ettiklerini birinin işine bakarak var etmedin.

Sensin ki, her şey için bir ölçü koydun; her şeyi kolaylaştırdın ve her şeyi belli bir düzene soktun.

Sensin ki, yaratmanda kimse sana yardım etmedi; işinde kimseye danışmadın; ne gözlemcin, ne benzerin olmamıştır.

Sensin ki, irade ettin, irade ettiğin kesinleşti; yargıladın, yargın adalet üzere oldu; hükmettin, hükmün tam yerini buldu.

Sensin ki, hiçbir mekân seni içine alamaz; saltanatın karşısında hiçbir sultan dayanamaz ve hiçbir kanıt ve açıklama seni susturamaz.

Sensin ki, her şeyin sayısını bilirsin; her şey için bir son öngörmüşsün ve her şeyi belli bir ölçüyle yaratmışsın.

Sensin ki, benliğin tahayyüllere sığamaz; düşünceler niteliğini derk edemez ve gözler bulunduğun yeri göremez.

Sensin ki, sınırlandırılmazsın ki, sınırlı olasın; temessül etmemişsin ki, bulunasın; ve doğurmamışsın ki, doğrulmuş olasın.

Sensin ki, karşıtın yok ki, sana karşı gelsin; dengin yok ki, sana üst olmaya yeltensin ve benzerin yok ki, seninle yarışmaya kalkışsın.

Sensin başlayan, icat eden, oluşturan, yepyeni bir şey ortaya çıkaran ve yaptığını güzel yapan.

Münezzehsin sen! Şanın ne kadar yüce; yerin ne kadar yüksek ve hakkı batıldan ayırışın ne kadar net!

Münezzehsin sen! Ne kadar da lütfu bol bir latifsin; ne kadar da merhametli bir şefkatlisin ve ne kadar da bilgili bir hikmet sahibisin!

Münezzehsin sen! Ne de güçlü bir meliksin; ne de eli açık bir cömertsin ve ne de makamı yüksek bir makam sahibisin. Güzellik, büyüklük, ululuk ve övgü sahibisin sen.

Münezzehsin sen! Elini iyiliğe açmışsın; hidayet senin katından bilinmiştir. Seni din için de, dünya için de arayan bulur.

Münezzehsin sen! İlminde geçen herkes sana boyun eğmiş; Arşının altında olan her şey büyüklüğünün karşısında küçüklüğünü itiraf etmiş ve tüm yaratıkların sana teslim olmuştur.

Münezzehsin sen! Sezilmez, duyulmaz, dokunulmazsın. Kimse sana hile yapamaz; seni azarlayıp kovamaz; seninle çekişemez; seninle yarışamaz; seninle tartışamaz; seni aldatamaz.

Münezzehsin sen! Yolun düz, emrin doğru ve sen ihtiyaçlar için başvurulan yegane dirisin.

Münezzehsin sen! Sözün hikmet, yargın son karar ve iraden kesindir.

Münezzehsin sen! Dilediğini kimse geri döndüremez; kelimelerini kimse değiştiremez.

Münezzehsin sen! Ey, ayetleri akılları durduran, gökleri meydana getiren, canları yaratan.

Hamd senindir; sürekliliğinle sürecek bir hamd.

Hamd senindir; nimetinle devam edecek bir hamd.

Hamd senindir; ihsanına paralellik arz edecek bir hamd.

Hamd senindir; hoşnutluğunu artıracak bir hamd.

Hamd senindir; bir hamd ki, her hamd edenin hamdiyle birlikte olsun ve hiçbir şükredenin şükrü ona ulaşmasın. Bir hamd ki, başkasına değil, yalnızca sana yaraşsın; onunla başkasına değil, yalnızca sana yaklaşılsın. Bir hamd ki, ilki (önceki nimetleri) sürdürsün; sonu (sonraki nimetleri) kalıcı kılsın. Bir hamd ki, gün geçtikçe kat kat artsın, durmadan çoğalsın. Bir hamd ki, koruyucu melekler onu sayamasın; yazıcı meleklerin kaydettiğinden çok çok fazla olsun. Bir hamd ki, yüce Arşına ve yüksek Kürsüne denk olsun. Bir hamd ki, sevabı katında tam olsun; mükâfatı her mükâfatı kapsasın. Bir hamd ki, dışı içiyle tutsun; içi samimiyet dolu olsun. Bir hamd ki, daha önce kimse öyle bir hamd etmemiş olsun; değerini senden başkası bilmesin. Bir hamd ki, sayısını çoğaltmaya çalışana yardımcı, hakkıyla yerine getirmek isteyene destekçi olsun. Bir hamd ki, yarattığın tüm hamdleri bir araya toplasın; daha sonra yaratacaklarını bir ipe dizsin. Bir hamd ki, sözüne ondan daha yakın bir hamd olmasın; onunla hamd edenden daha iyi hamd edici bulunmasın. Bir hamd ki, kereminle bolluğa sebep olsun, ihsanını kat kat artırsın. Bir hamd ki, büyüklüğüne, cömertliğine yakışsın; izzet ve celaline uygun olsun.

Rabbim, soylular soylusu, seçkinler seçkini, değerliler değerlisi, mukarreb kulun Muhammed’e ve Muhammed’in âline salatlarının en üstünüyle salat eyle; bereketlerinin en kâmiliyle ona bereket ver; rahmetlerinin en yararlısıyla ona rahmet et.

Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, durmadan artsın; artışı ondan çok olan bir salat olmasın. Ona salat eyle; bir salat ki, sürekli büyüsün; ondan daha çok büyüyen bir salat olmasın. Ve, ona salat eyle; hoşnut olacak bir salat ki, onun üstünde bir salat olmasın.

Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, onu hoşnut etsin; hoşnutluğunu artırsın. Ona salat eyle; bir salat ki seni hoşnut etsin; hoşnutluğunu artırsın. Ve ona salat eyle; bir salat ki, onun (Muhammed) için ondan başkasına razı olmaz, ondan (Muhammed) başkasını da ona ehil görmezsin.

Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, hoşnutluğundan öteye geçsin; varlığın devam ettikçe ardı arkası kesilmesin; kelimelerinin bitmediği gibi asla bitmesin.

Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki; meleklerinin, nebilerinin, resullerinin ve itaat edenlerinin salatlarını derleyip toplasın; cinlerden ve insanlardan davetine icabet eden kullarının salatlarını kapsasın; yarattığın tüm yaratık türlerinin salatlarını bir araya getirsin.

Rabbim, ona ve âline salat eyle; bir salat ki, geçmiş gelecek tüm salatları kuşatsın. Ona ve âline salat eyle; senin ve herkesin beğeneceği bir salat ki, onunla birlikte diğer salatlar meydana getiresin; onu kaç katına katladıkça o salatları da öyle yapasın; günler geçtikçe onları senden başka kimsenin sayamayacağı bir şekilde kat kat artırasın.

Rabbim, onun tertemiz Ehl-i Beytine de (ayrıca) salat eyle. Onlar ki, işin (insanları doğru yola hidayet etmek) için onları seçtin; onları ilminin bekçileri, dinin koruyucuları, yeryüzündeki halifelerin ve kullarının üzerindeki hüccetlerin kıldın. İradenle onları pislik ve kirden tam anlamıyla temizledin. Onları, sana ileten vesile, cennetine götüren yol kıldın.

Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki, onlar hakkındaki bağışlarını ve onurlandırmanı artırsın; onlara olan ihsan ve nimetlerini tamamlasın; senden edinilecek kâr ve yararlardan nasiplerini bol etsin.

Rabbim, ona (Muhammed) ve onlara (Ehl-i Beytine) salat eyle; bir salat ki, başlangıcının süresi, süresinin sonu, sonunun bitimi olmasın.

Rabbim, Arşının ve onun altındakilerin ağırlığıca, göklerinin ve onların üstündekilerin tuttuğuca, yerlerinin ve onların altındakilerin sayısıca onlara salat eyle; bir salat ki, onları sana daha bir yakınlaştırsın; senin ve onların hoşnutluğuna vesile olsun ve benzeri salatlar hep devam etsin.

Allah’ım, sen her zamanda dinini, kulların için hakkın bayrağı ve şehirlerde hidayet ışığı olarak diktiğin bir imamla güçlendirmişsin. Onun ipini kendi ipine bağlamış; onu hoşnutluğuna ulaşma vesilesi kılmış; ona itaati farz etmiş; ona karşı gelmekten sakındırmış; onun emirlerini yerine getirmeyi, yasaklarına uymayı, ondan öne geçmemeyi, ondan geri kalmamayı emretmişsin. O, sığınanların koruyucusu, inananların sığınağı, tutunanların sağlam kulpu ve âlemlerin güzelliğidir.

Allah’ım, velin olan o imamı, kendisine verdiğin nimetlerin şükrünü yerine getirmeye muvaffak et. Bizi de aynı şeye muvaffak eyle. Ona, kendi katından yardımcı bir güç ver. Ona kolay bir fetih nasip et. En güçlü desteğinle ona yardım et. Gücünü artır; pazısını kuvvetlendir; onu sürekli gözet; koruman altında bulundur; meleklerinin yardımıyla onu başarıya ulaştır; her zaman galip olan ordunu ona yardıma sevket; onunla Kitabını, sınırlarını, yasalarını ve Resulünün -salavatın ona ve âline olsun Allah’ım- sünnetlerini ayakta tut; dininin zalimlerce öldürülen nişanelerini dirilt; yolundaki zulüm paslarını, zorlukları gider; yolundan ayrılanları ortadan kaldır; dosdoğru yolunda eğrilik meydana getirmek isteyenleri mahv-u nabud eyle. Onu dostlarına karşı yumuşat; düşmanlarına karşı elini açık et; şefkatini, merhametini ve sevgisini halimize şamil eyle; bizi sözünü dinleyip itaat edenlerden, hoşnutluğunu kazanmaya çalışanlardan, yardımına koşanlardan, onu savunanlardan, bununla sana ve Resulüne -salavatın ona ve âline olsun Allah’ım- yakınlaşmak isteyenlerden kıl.

Allah’ım, onların makamlarını itiraf eden, takip ettikleri yolu takip eden, izlerinde yürüyen, kulplarından yapışan, velayetlerine sarılan, imametlerini kabul eden, emirlerine teslim olan, var güçleriyle onlara itaat etmeye çalışan, (ferec) günlerini bekleyen ve gözlerini onlara diken dostlarına da, büyüyüp artan, bereket dolu salatlarla sabah akşam salat eyle. Ve selam eyle onlara ve ruhlarına. Onların işlerini takva üzere bir araya topla; durumlarını düzelt; tövbelerini kabul buyur. Hiç kuşkusuz, sen, pek merhametlisin, tövbeleri kabul edensin ve bağışlayanların en iyisisin. Bizi de rahmetinle esenlik yurdunda onlarla birlikte kıl, ey merhametlilerin en merhametlisi.

Allah’ım, bu, Arefe günüdür. Şerefli, değerli ve büyük bir gündür. Bu günde rahmetini yaymış, affını yaygınlaştırmış, bağışını çoğaltmış ve onunla kullarına lütufta bulunmuşsun.

Allah’ım, ben ise, senin o (naçiz) kulunum ki, daha yaratmadan önce ve de yarattıktan sonra ona nimet verdin; onu dinine ilettiğin, hakkını ödemeye muvaffak ettiğin, (sağlam) ipinle koruduğun, hizbine (grubuna) aldığın, dostlarını sevmeye, düşmanlarına düşman kesilmeye hidayet ettiğin kimselerden kıldın. Daha sonra ona emrettin, emrini tutmadı; sakındırdın, sakınmadı; karşı gelmemesini öğütledin, karşı geldi. Ancak bunları, sana inat ederek ve sana karşı büyüklük taslayarak yapmadı. Tutkusu onu bu işlere sürükledi; düşmanın ve düşmanı (olan şeytan) da bu hususta ona yardımcı oldu. Yasaklarını irtikâp ederken tehdit ve korkutmalarını bildiği halde, affını ümit edip bağışlamana güveniyordu. Oysa kendisine verdiğin nimetlerle o işleri yapmamaya en çok layık olan kullarındandı.

Şimdiyse; hor, hakir, zelil, alçak ve azabından korkan biri olarak karşında durmuş, taşıdığım büyük günahları, işlediğim koca hataları itiraf ederek affına sığınıyor, rahmetini umuyorum. Kimsenin, beni senden koruyamayacağını, hakkımda verdiğin karara engel olamayacağını biliyorum.

O halde, suçlulara döndüğün rahmetinle bana dön; ellerini sana doğru uzatanlara verdiğin affını bana ver ve sana ümidi olanlardan esirgemediğin mağfiretini benden esirgeme. Bu günde benim için bir nasip ayır ki, onunla hoşnutluğundan bir pay elde edeyim.

Beni bu günde, sana kulluk sunan kullarının elde ettikleri şeylerden mahrum etme. Gerçi ben, onların sundukları iyi işleri sunmuş değilim ama, tevhidini sunmuş; zıddın, benzerin, ortağın olmaktan seni tenzih etmişim; emrettiğin kapılardan sana gelmiş, öyle bir vesileyle yakınlığını aramışım ki, kimse onun dışında başka bir vesileyle sana yaklaşamaz. Daha sonra bunu; tövbeyle sana dönüşüm, yüceliğin karşısında alçalıp küçülmem, hakkında iyi şeyler düşünmem ve katındakine güvenmem izlemiş; sana olan ümidim de -ki sana ümidi olup da ümidi boşa çıkan az olur- arkadan bunları desteklemiştir. Ve ben, böbürlenenlerin böbürlendiği gibi böbürlenerek, itaatleriyle övünenlerin övündüğü gibi övünerek, şefaat edenlerin şefaat edeceklerine güvenerek değil; hor, hakir, muhtaç, fakir, korkan, sığınak arayan biri olarak rahmetini dileniyorum. Bununla birlikte ben, azdan da az, alçaktan da alçak, zerre gibi veya zerreden de aşağıyım.

Şimdi, ey kötü işler yapanları hemen cezalandırmayan; şımarık zenginlere hadlerini bildirmekte acele etmeyen; ey lütfuyla sürçenleri affeden, fazlıyla suçlulara mühlet veren (yüce Allah)! Ben de sürçmüş, hata etmiş, kötü işler yapmışım ve suçumu itiraf etmekteyim. Sana karşı cüretkâr davranmış, bilerek karşı gelmişim; kullarından gizletmeye çalıştığım kötülükleri senin gözünün önünde irtikâp etmişim. Kullarından korkmuş, senden yana kendimi güvencede hissetmişim. Kahrından çekinmemiş, şiddet göstereceğinden korkmamışım. Aslında, kendime karşı cinayet işlemiş, kendi belama düşmüşüm. Utanmam yok; uzun sürecek bir zilletle karşı karşıyayım.

(Allah’ım,) Mahlukatından seçtiğin, kendin için ayırdığın, yaratıklarından beğendiğin, işin için uygun bulduğun kimsenin (Muhammed Mustafa’nın) hakkına ve ona itaati sana itaat, ona muhalefeti sana muhalefet, onu sevmeyi seni sevmek, ona düşmanlık etmeyi sana düşmanlık etmek olarak kabul ettiğin kimsenin (Hz. Ali’nin) hakkına, bu günde beni, günahlardan sıyrılarak sana sığınan, tövbe ederek mağfiretini dileyen kimseyi bürüdüğün rahmetinle bürü; sana itaat edenlerin, katında kurb ve menzilet sahibi olanların işlerini idare ettiğin gibi benim de işlerimi idare et; ahdine vefa edip uğrunda zorluklara katlanan, hoşnutluğunu elde etmek için çalışıp çabalayan kimseye yettiğin gibi bana da yet.

Huzurunda ihmalkâr davrandığım, sınırlarını aşıp hükümlerini çiğnediğim için beni hesaba çekme. Yanındaki hayrı benden esirgeyip nimetinin bana ulaşmasında seni ortak etmeyen (zengin) kimsenin yavaş yavaş helake doğru ilerlediği gibi beni yavaş yavaş helake doğru götürme.

Gafillerin uykusundan, israfkârların uyuklamasından ve kendi haline terkedilenlerin esneyip durmasından beni uyandır. Kalbimi, tevazu ile sana itaat edenlerin, içtenlikle sana kulluk sunanların yaptığı şeylere yönelt; ihmalkârların düştüğü durumdan kurtar. Beni, senden uzaklaştıracak, senden alacağım payla arama girecek ve katında aradığım şeyden alıkoyacak şeylerden koru. Sana götüren hayırların yolunu, emrettiğin yönden hayırlarda yarışmayı ve istediğin gibi hayırlara düşkün olmayı benim için kolaylaştır.

Azap vaadini hafife alanlarla birlikte beni helak etme. Gazabını talep edenlerle birlikte beni yok etme. Yollarından sapanlarla birlikte beni mahvetme. Saptırıcı fitnelerden, eğlendirici belalardan beni kurtar ve aniden yakalayıvermek üzere bana mühlet verme. Benimle beni saptıracak düşmanın, helak edecek tutkunun ve benliğimi bürüyecek hüsranın arasına gir. Gazabından sonra kendisinden razı olmayacağın kimseden yüz çevirdiğin gibi benden yüz çevirme. Sana olan ümidimi boşa çıkarıp da rahmetin hakkında ümitsizliğe düşürme beni. Sevginden kaynaklanan yükümlülüklerden gücümü aşanı bana yükleyip de zor durumda bırakma beni.

Kendisinden hayır umulmayan, kendisine ihtiyaç duyulmayan ve bir daha dönüşü (tövbesi) olmayan kimse gibi beni elinden salıverme. Gözünden düşen, benliğini horluk bürüyen kimse gibi beni atma. Elimden tutarak alçalanların düştüğü duruma düşmekten, yoldan sapanların duçar olduğu korkuya duçar olmaktan, aldananların sürçtüğü yerlerde sürçmekten ve helak olanların düştüğü vartaya düşmekten koru beni. Köle ve cariyelerinin (kullarının) çeşitli sınıflarını müptela ettiğin şeylere karşı bağışıklık kazandır bana. Özen gösterdiğin, nimet verdiğin, hoşnut olduğun, övgüyle yaşattığın ve mutlu olarak öldürdüğün kimselerin ulaştığı yerlere ulaştır beni.

İyilikleri yok edecek, bereketleri götürecek amellerden uzaklaştır beni. Çirkin kötülüklerden ve rüsvay edici günahlardan sakınmayı kalbime ilham eyle. Beni, ancak senin yardımınla elde edebileceğim şeyle uğraştırarak hoşnutluğunu kazanabileceğim şeylerden alıkoyma. Katındakinden mahrum eden, sana kavuşturacak vesileyi aramaya engel olan ve sana yakınlaşmayı unutturan alçak dünyanın sevgisini kalbimden sök at. Gece ve gündüz seninle baş başa kalıp râz-u niyaz etmeyi benim için süsle (bu işin güzelliğini benim için aşikâr eyle). Bana, beni azabından korkmaya yaklaştıracak, yasaklarını irtikâp etmekten alıkoyacak ve büyük günahların esaretinden kurtaracak bir koruyucu güç ver.

Sana karşı gelme pisliğinden temizle beni; suçlar pasını gider benden; afiyet gömleğini eğnime giydir; bağışıklık ridasını üzerime çek; bol nimetlerinle beni bürü ve lütuf ve fazlını benim için aşikâr eyle. İşlerimi yoluna koyarak, yönümü doğrultarak bana yardımcı ol. Beni iyi niyetli olmaya, beğenilen sözler söylemeye ve güzel işler yapmaya muvaffak eyle.

Senin güç ve kudretin olmaksızın hiçbir şey yapamayacağımdan beni kendi güç ve kudretimle baş başa bırakma. Huzuruna çıkmak için diriltileceğim gün beni utandırma; dostlarının önünde beni rüsvay etme. Seni anmayı unutturma bana; şükrünü giderme benden; yanlma zamanlarında, nimetlerine cahil olanlar gafletteyken, şükründen ayırma beni; verdiğin nimetlere karşı seni övmeyi, yaptığın iyilikleri itiraf etmeyi ilham et bana.

Sana yalvarıp yakarmamı, yalvarıp yakaranların yakarmasından ve sana hamd etmemi, hamd edenlerin hamdinden üstün kıl. Sana ihtiyaç duyduğum zamanlarda beni yardımsız bırakma. (İyi olduğunu zannederek) Sana sunduğum amellerim sebebiyle beni helak etme. Sana inat edenleri, alınlarına vurarak geri çevirdiğin gibi beni geri çevirme. Çünkü ben, (onların aksine) sana teslim olmuş; elinde aleyhime kanıtlar olduğunu bildiğim halde lütufta bulunmaya daha layık, ihsan etmeye daha alışık, takva ve mağfiret ehli, affetmeye cezalandırmaktan daha layık ve (suçları) örtmeye (onları) açmaktan daha yakın olduğunu da biliyorum.

Şu halde, bana; istediğimi elde edebileceğim, sevdiğime kavuşabileceğim, hoşlanmadığını yapmayacağım ve sakındırdığına yaklaşmayacağım tertemiz bir hayat ver. Ölümümü, nuru önünde ve sağında giden kimsenin ölümü gibi kıl. Senin önünde zelil, yaratıklarının yanında aziz kıl beni. Seninle baş başa kaldığım zaman beni alçalt; kullarının arasında yücelt. Beni, bana muhtaç olmayan kimseye muhtaç etme; sana muhtaçlığımı arttır. Beni, düşmanlarımı sevindirecek duruma düşmekten, belaya duçar olmaktan, zillet ve zahmetten koru. Benden bildiğin kötülükleri, hilmi olmasaydı yakalamaya gücü yeten, teennisi olmasaydı hemen cezalandırabilecek durumda olan biri gibi, rahmetinle ört.

Bir kavme bir fitne veya bir kötülük dilediğin zaman, beni sana sığındığım için, ondan kurtar. Beni sahibi olduğun dünyada rüsvay etmediğin gibi, maliki olduğun ahirette de o duruma düşürme. Nimetlerinin evvellerini de, sonlarını da; yararlarının eskilerini de, yenilerini de bir arada bana ver. Yüreğimin taşlaşmasına sebep olacak bir mühlet verme bana. Güzelliğimi götürecek bir musibet indirme bana. Kadrimi küçültecek bir hakirliğe düşürme beni. Değerimin bilinmemesine sebep olacak bir eksiklik verme bana. Ümitsizliğe düşürecek, yüreğimi hoplatacak bir şekilde korkutma beni.

Azap vaadinden korkmamı, mühlet vermen ve korkutmandan sakınmamı ve ayetlerini tilavet ederken titrememi sağla. Gecemi sana ibadet etmek için beni uyandırmakla, yalnızlığımı senin için teheccüd etmekle, tenhalığımı sana ünsiyet, ihtiyaçlarımı sana açmak, ateşten kurtuluşumu dilemek ve azabından sana sığınmakla mâmur kıl.

Bir süreye (ölüm vaktine) kadar taşkınlığımda bocalayıp durmama, gaflet içerisinde sapıklığımı sürdürüp gitmeme müsaade etme. Beni, öğüt kabul edenler için öğüt, ibret alanlar için ibret ve bakanlar için fitne kılma. (Hilelerine karşı) Kendilerine hile yaptığın kimseler arasında bana hile yapma. Beni başkasıyla değiştirme; ismimde bir değişiklik yapma; bedenimi değişime uğratma. Beni, halkın gözünde gülünç bir duruma düşürme; kendin için alay konusu edinme; hoşnutluğundan başkasına uymaz ve senin için öç almaktan başka bir şey için zorluklara katlanmaz kıl.

Affının serinliğini, rahmetinin, merhametinin, katından olan rahatlığın ve nimetlerle dolu cennetinin tatlılığını bana hissettir. Bol lütfunla tüm zamanımı senin sevdiğin şeye ayırmanın ve var gücümle beni sana yaklaştıracak şeyler için çalışmanın tadını tattır bana; ve bana, armağanlarından birini armağan et.

Ticaretimi kârlı, dönüşümü zararsız kıl. Makamından korkut beni. Seninle görüşmeye müştak kıl beni. Küçük büyük, açık gizli hiçbir günah bırakmayacak halis bir tövbeyle bana dön (tövbemi kabul ederek tüm günahlarımı bağışla).

Mü’minlere karşı kin beslemeyi gönlümden sök at. Sana karşı mütevazı olanlara kalbimi şefkatli kıl. İyilere nasılsan bana da öyle ol. Takvalıların süsüyle süsle beni. Gelecekler arasında benim için doğru bir dil (güzel bir ad), sonlar arasında büyüyüp gelişen bir anı bırak ve beni ilklerle aynı sahada buluştur.

Bol nimetlerini benim için tamamla. En değerli nimetlerini bana aşikâr eyle. Elimi yararlarınla doldur. En değerli bağışlarını bana doğru sevket. Seçkin kulların için süslediğin cennetlerinde beni temiz dostlarına komşu eyle. Dostların için hazırlanmış olan yüksek yerlerde kıymetli armağanlarınla beni bürü. Kendi katında benim için, güvenle sığınabileceğim bir sığınak, yerleşebileceğim ve gözümün aydınlanmasına sebep olacak bir mekân ver.

Büyük suçlarıma kıyasla bana muamele etme. Her türlü şek ve şüpheyi benden gider. Hak yolda her rahmetten bir kapı aç yüzüme. Bağışlarından olan payımı bol, ihsan ve fazlından olan nasibimi çok eyle.

Kalbimi katındakine güvenir kıl. Çabamı senin için olana ayır. Halis kullarına yaptırdığın şeyleri bana yaptır. Akıllar gaflette olduğu zaman kalbime sana itaat etmenin sevgisini içir.

Zenginlik ve afifliği, refah ve sağlığı, rahatlık ve bolluğu, güven ve afiyeti benim için bir araya topla. İyi işlerimi, onlara karışmış olan günahlar sebebiyle boşa çıkarma. Yalnız kaldığım zamanları deneme dürtüleriyle harap etme. Âlemlerden kimseye ağız açtırmayarak yüzümün suyunu koru. Fasıkların yanında olanı istememe engel ol.

Beni, zalimlerin destekçisi, Kitabını yok etmek üzere onların yardımcısı kılma. Bilmediğim bir yönden koruyucu bir kuşatmayla kuşat beni.

Tövbe, rahmet, şefkat ve bol rızkının kapılarını benim için aç. Çünkü ben, sana yönelenlerdenim. Benim hakkımda nimet vermeni tamamla. Hiç kuşku yok, sen, nimet verenlerin en iyisisin.

Ömrümün geri kalanını rızanı kazanmak için hac ve umrede geçirmemi kararlaştır, ey âlemlerin Rabbi.

Allah, Muhammed’e ve onun tertemiz âline salat eylesin. Ve, ebediyete kadar selam olsun ona (Muhammed’e) ve onlara (âline).


48

Kurban Bayramı ve Cuma Günleri

Okuduğu Dua

Allah’ım, bu, kutlu ve mübarek bir gündür. Yeryüzünün dört bir yanında müslümanlar bir araya toplanmış, biri rahmetini dilemekte, biri nimetini istemekte, biri ödülünü aramakta, biri azabından korkmakta. Ve sen, onların neye muhtaç olduğunu daha iyi bilirsin. Şu halde, cömertliğine, keremine ve isteğimin sana kolay oluşuna dayanarak senden, Muhammed ve âline salat etmeni istiyorum.

Ey (yüce) Allah, ey Rabbimiz, mülk de, hamd da sana aittir; senden başka ilah yoktur; hilim ve kerem sahibisin; şefkatlisin, büyük nimetler verirsin; yücelik ve ikram sahibisin; gökleri ve yeri yaratansın. Senden istiyorum ki, inanan kullarının arasında bir hayır, bir afiyet, bir bereket, bir hidayet, itaatin yönünde bir amel veya onları sana doğru iletecek, katındaki derecelerini yükseltecek, dünya ve ahiret hayrına sebep olacak bir hayır paylaştırdığın zaman benim payımı çok, nasibimi bol edesin.

Allah’ım, mülk de, hamd da senindir; senden başka ilah yoktur; senden, yaratıklarının arasından seçip beğendiğin kulun, resulün ve habibin Muhammed’e ve Muhammed’in iyi, seçkin ve tertemiz âline, senden başka kimsenin sayamayacağı bir salatla salat etmeni, bizi bu günde seni çağıran salih kullarının arasına katmanı ve bizi de, onları da bağışlamanı istiyorum, ey âlemlerin Rabbi. Hiç kuşkusuz, sen, her şeye kadirsin.

Allah’ım, hacetimi sana getirmişim; fakirliğim, muhtaçlığım ve miskinliğimle sana gelmişim. Amelimden çok mağfiretine ve rahmetine güveniyorum. Mağfiretin ve rahmetin günahlarımdan daha geniştir. Şu halde, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle ve tüm ihtiyaçlarımı gider. Çünkü sen, buna kadirsin ve bu iş sana kolaydır; ben sana muhtacım, senin bana ihtiyacın yok. Kesinlikle senden başkasından bir hayra ulaşmış değilim; senden başka kimse kesinlikle benden bir kötülüğü defetmiş değil; ne ahiretim için, ne de dünyam için senden başkasını ummuyorum.

Allah’ım, kim, ihsanını ve bağışını umarak, bahşişini ve ödülünü temenni ederek bir mahluka gitmeye hazırlanırsa hazırlansın, ben, ey Mevlam, bu gün affını ve ihsanını umarak, bahşişini ve ödülünü temenni ederek sana gelmeye hazırlanmış bulunuyorum. Allah’ım, şu halde, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle ve bu gün benim bu ümidimi boşa çıkarma; ey isteklerden dolayı zor durumda kalmayan, bağışta bulunmaktan dolayı hazinesi azalmayan (yüce Allah). Çünkü ben, daha önce yapmış olduğum iyi bir amele güvenerek ve Muhammed ve Ehl-i Beytinin -salavatın ve selamın ona ve onlara olsun- şefaatinin dışında herhangi bir mahlukun şefaatini umarak sana gelmiş değilim. Suçumu ve kendime kötülük ettiğimi ikrar ederek sana gelmişim; uzun süre büyük günahlarda direnmelerine rağmen günahkârları affetmene, rahmet ve mağfiretinle onlara dönmene sebep olan büyük affını umarak sana gelmişim. O halde, ey rahmeti geniş, affı büyük olan, ey büyük, ey büyük; ey kerim, ey kerim, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle ve rahmetinle bana dön; fazlınla bana lütufta bulun ve mağfiretinle beni huzura kavuştur.

Allah’ım, bu makam (bayram ve cuma namazı kıldırma makamı) senin halifelerin ve seçkin kullarına aittir. Emin kullarına özgü kıldığın bu yüksek makamı, zorla onların elinden aldırlar. (Kullarını imtihan etmek için) Bunu böyle takdir eden sensin; emrin yenilgiye uğramaz; kesin kazânın ötesine geçilmez; dilediğin şey, dilediğin gibi dilediğin yerde ve dilediğin zamanda gerçekleşir. Daha iyi bildiğin ve irade ettiğin bir işten dolayı yaratıkların tarafından suçlanmazsın. Durum öyle oldu ki, seçmiş olduğun halifelerin yenik düştüler; zulme uğradılar; hakları ellerinden alındı; hükmün değiştirildi; Kitabın uzaklara atıldı; farzların öngördüğün yönlerinden saptırıldı; Peygamberinin sünnetleri terkedildi.

Allah’ım, evvelden sona kadar onların düşmanlarına, düşmanlarının yaptıklarına razı olanlara, düşmanlarına uyanlara lanet eyle.

Allah’ım, seçkin kulların İbrahim ve âl-i İbrahim’e olan salatların, bereketlerin ve selamların gibi, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle. Hiç kuşkusuz, sen övgüye layıksın; büyüklük sahibisin. Onlar için mukadder buyurduğun kurtuluşu, esenliği, zaferi, iktidarı ve desteğini çabuklaştır.

Allah’ım, beni tehvid ehlinden, sana inanan, Resulünü ve itaatlerini farz ettiğin imamları doğrulayan, bunu uygulamaya geçiren kimselerden eyle; âmin ya Rabbe’l-âlemin!

Allah’ım, gazabını hilminden başka bir şey defedemez; öfkeni affından başka bir şey geri çeviremez; azabını rahmetinden başka bir şey engelleyemez ve sana yalvarıp yakarmamdan başka bir şey de beni senden kurtaramaz. O halde, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle ve bize kendi katından, ey Tanrım, ölen kullarını dirilttiğin ve ölü şehirleri canlandırdığın kudretinle bir kurtuluş ver.

Tanrım, bana icabet etmedikçe, duamı kabul buyurduğunu bana bildirmedikçe beni üzüntüden öldürme; ecelim gelip çatıncaya kadar sağlık tadını bana tattır; düşmanlarımı sevindirecek duruma düşürme beni; onları bana musallat etme.

Tanrım, eğer sen beni yüceltecek olursan, artık kim beni alçaltabilir?! Ve eğer sen beni alçaltacak olursan, artık kim beni yüceltebilir?! Eğer sen bana değer verecek olursan, artık kim beni hor kılabilir?! Ve eğer sen beni hor kılacak olursan, artık kim bana değer verebilir?! Eğer sen bana azap edecek olursan, artık kim bana acır?! Eğer sen beni yok edecek olursan, artık kim sana engel olabilir, kim seni sorgulayabilir?! Ne var ki, senin hükmünde zulüm olmadığını, öç almakta acele etmediğini biliyorum. Çünkü, ancak elinden çıkacağından korkan acele eder; güçsüz olan zulme ihtiyaç duyar. Sen ise, ey Tanrım, bundan çok çok yücesin.

Allah’ım, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle ve beni belaların hedefi, intikamının konusu kılma; bana mühlet ver; üzüntümü gider; hatalarımdan vazgeç ve bela ardından belaya duçar eyleme. Çünkü ve beni korumana al. Bu gün öfkene karşı senden güven diliyorum güçsüzlüğümü, çaresizliğimi ve sana yalvarıp yakarmamı görüyorsun.

Allah’ım, bu gün gazabından sana sığınıyorum. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni korumana al. Bu gün öfkene karşı senden güven diliyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana güven ver. Azabından kurtuluş istiyorum senden. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni (azabından) kurtar. Senden hidayet istiyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni (doğru yola) hidayet et. Senden başarı diliyorum. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana başarı ver. Senden rahmetini diliyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve rahmetini benden esirgeme. Bana yetmeni istiyorum. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana yet. Senden rızk istiyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana rızk ver. Senden yardım diliyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana yardım et. Senden, geçmiş günahlarımı bağışlamanı istiyorum. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni bağışla. Senden, beni (günahlardan) korumanı diliyorum. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve beni (günahlardan) koru. Sen dilersen, artık hoşlanmadığın hiçbir işe dönmeyeceğim.

Ey Rabbim; ey Rabbim; ey çok şefkatli olan; ey büyük nimetler veren; ey celal ve ikram sahibi! Muhammed ve âline salat eyle ve senden istediğim, katında aradığım ve elde etmek için sana yöneldiğim tüm şeyleri bana ver. Onları benim için iste, mukadder et ve geçerli kıl. Onlardan benim için mukadder buyurduklarında bana hayır ve bereket ver. Onları vermekle bana lütufta bulun. Onlardan bana verdiklerinle beni mutlu eyle. Lütf-u kereminden ve indindekinin bolluğundan, istediğimden fazlasını ver bana. Çünkü sen, çok zengin, çok cömertsin.

Bunların ardından da ahiretin daha iyi olan nimetlerini ver bana; ey merhametlilerin en merhametlisi!

(Sonra dilediğin duayı eder ve Muhammed ve âline bin defa salavat getirirsin. İmam aleyhisselam öyle yapıyordu.)


49

Düşmanların Hilelerinin Uzaklaştırılması

ve Şerlerinin Geri Çevrilmesi İstemiyle

İlgili Duası

Tanrım, Sen bana doğru yolu gösterdin; ben boş şeylerle uğraştım. Sen, bana öğüt verdin; ben taş yürekli oldum. Sen, bana güzel nimetler verdin; ben sana karşı geldim. Sonra da, beni gaflet uykusundan uyandırdığın zaman çağrını duyup bağışlamanı diledim; bağışladın. Tekrar kötü işlerime geri dönünce de beni rüsvay etmedin. Şu halde, hamd sana özgüdür, ey Tanrım.

Pervasızca kendimi helak vadilerine attım; yokluk yollarına girdim. O vadilerde kahrınla ve o yollara girmekle cezalandırmanla karşılaştım. Beni sana yaklaştıracak tek şey, tevessül edebileceğim tek vesile ise, tevhid inancım ve hiçbir şeyi sana ortak koşmamış, seninle birlikte bir ilah edinmemiş olmamdır. Benliğimle sana kaçmış bulunuyorum. Çünkü günahkârın kaçacak yeri, nasibini zayi edip de iltica peşinde olanın sığınağı sensin.

Nice düşmanlar, düşmanlık kılıcını üzerime çekmiş, bana karşı bıçağının ağzını bilemiş, keskin tarafını benim için inceltmiş, öldürücü zehirlerini benim için hazırlamış, hedeften sapmayan oklarını bana doğru yöneltmiş, gözünü benden ayırmayarak bana bir kötülük dokundurmak ve acısını tattırmak için fırsat kollamıştır. Ama sen, benim bunlara dayanamayacağımı, benimle savaşmaya niyetlenenlerle baş edemeyeceğimi, bana kötülük etmek isteyenlerin çokluğu karşısındaki yalnızlığımı, aklım ermediği yerlerde bana pusu kurduklarını görünce, ey Tanrım, bana yardım etmeye başlamış; gücünle beni desteklemiş, düşmanımın keskin kılıcını köreltmiş; kalabalık bir topluluğu varken onu yalnız bırakmış; beni ona üst etmiş ve beni hedef alan oklarını kendisine geri çevirmiş; böylece, öfkesi yatışmamış, kini dinmemiş ve neye uğradığının şaşkınlığı içinde parmaklarını ısırarak geriye dönünce de ordusunu arkasında bulamamış bir halde onu benden defetmişsin.

Nice zalimler, bana entrikalar hazırlamış, tuzaklar kurmuş, sürekli beni denetlemiş, yırtıcı hayvanın pusuya yatıp avını yakalamak için münasip bir fırsat kollaması gibi pusumda yatmış, yüzüme güldüğü halde bakışlarıyla beni devirmek istemiştir. Ama sen, ey Tanrım, ne kadar yüce ve kutlusun, onun içinin hainliğini ve gizlediği şeyin çirkinliğini görünce, kazdığı çukura tepe takla kendisini düşürmüşsün; taşkınlığından sonra zelil bir halde, beni içinde görmek istediği tuzak ilmiğinde kendisini bulmuştur. Oysa senin rahmetin olmasaydı, onun başına gelen neredeyse benim başıma gelecekti.

Nice hasetçiler, beni çekemediğinden tükürüğünü yutamaz hale gelmiş; tükürüğü bir düğüm gibi boğazını tıkamış; bana olan öfkesi bir kemik gibi boğazına takılıp kalmış; keskin diliyle beni incitmiş; kendinde olan ayıplarla beni suçlayarak bana olan kinini açığa vurmuş; iftira oklarıyla haysiyetimi hedef almış; kendi zaaflarını bana isnat etmiş; hilesiyle bana kin beslemiş ve beni aldatmak istemiştir. Ama imdadını umarak, hemen icabet edeceğine güvenerek, rahmetinin gölgesine sığınanın yenilgiye uğramayacağını, desteğini arkasına alanın korkusu olmayacağını bilerek seni çağırınca, ey Tanrım, kudretinle beni onun şerrinden korumuşsun.

Nice felaket yüklü bulutları benden uzaklaştırmış; nimet yüklü bulutları üzerime yağdırmış; rahmet ırmaklarını akıtmış; sağlık elbiselerini giydirmiş; musibetlerin gözünü kör etmiş (kaynağını kurutmuş) ve üzüntü perdelerini kaldırmışsın.

Nice iyi zanları gerçekleştirmiş; ihtiyaçları gidermiş; düşenleri kaldırmış ve fakirlikleri zenginliğe dönüştürmüşsün.

Bütün bunlar, senin lütfun ve ihsanınla olmuştur. Oysa ben, tüm bu durumlarda sana karşı gelmek istemişim. Fakat bu kötü halim, ihsanını tamamlamana engel olmamıştır. Ve bunca ihsanın, beni gazabına sebep olan şeyleri irtikâp etmekten vazgeçirmemiştir. Ancak sen, yaptıklarından dolayı sorgulanmazsın.

Yüceliğine andolsun ki, senden bir şey istenildiği zaman vermişsin; istenilmediği zaman da kendin başlamışsın ve lütfun umulduğu zaman cimrilik yapmamışsın. Çünkü sen, ey Mevlam, ihsan, ikram, lütufta bulunmak ve nimet vermekten başka bir şey istemezsin. Ben ise, hep haramlarına düşmüş, sınırlarını aşmış ve azap vaadinden gaflet etmişim. Şu halde, hamd sana mahsustur, ey Tanrım, ey yenilmeyen güçlü ve acele etmeyen mühlet verici.

Bu; nimetlerin bolluğunu itiraf eden, onları kendi kusuruyla karşılaştıran ve kendisi hakkında (ömrünü) zayi etme tanıklığında bulunan kimsenin durumudur.

Allah’ım, ben, Muhammed’in yüce hakikatini ve Ali’nin parlak gerçekliğini vesile edinerek sana yakınlık arıyorum; onları vasıta ederek şu ve şu kötülükten sana sığınıyorum. Zira zenginliğin karşısında bu iş sana zor değil; kudretin karşısında seni güçlüğe düşürmez. Çünkü sen, her şeye kadirsin.

Şu halde, ey Tanrım, rahmetin ve tevfikinin devam etmesi sayesinde bana, rızvanına doğru ağacağım ve cezandan korunacağım bir vesile ver; ey merhametlilerin en merhametlisi.


50

Allah’tan Korkma Hakkındaki Duası

Allah’ım, sen beni eksiksiz-özürsüz yarattın; çocuktum, büyüttün ve yeterli miktarda rızk verdin.

Allah’ım, ben, indirdiğin ve kendisiyle kullarını müjdelediğin Kitabında şöyle buyurduğunu gördüm: “Ey, kendi aleyhlerinde haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Kuşkusuz, Allah bütün günahları bağışlar.” (Zümer/53)

(Allah’ım,) Geçmişte benden vuku bulan kötülükleri biliyorsun, hem de benden daha iyi. Amel defterimde aleyhimde sıralanan suçlardan dolayı yazıklar olsun bana! Eğer her şeyi kapsayan affının halime şamil olacağını umduğum yerler olmasaydı, (ümitsizlikten) helak olup giderdim. Eğer kulun, Rabbinden kaçması mümkün olsaydı, senden kaçmaya en layık olan ben idim. Yeryüzünde ve gökte hiçbir şey sana gizli olmamakla birlikte, (kıyamet günü) tüm gizlilikleri açığa vuracaksın. Karşılık verici olarak sen yeterlisin; hesap görücü olarak sen kâfisin. Allah’ım, eğer kaçarsam beni bulursun; eğer firar edersem beni yakalarsın. O halde, işte mütevazı, zelil ve hakir biri olarak önünde durmuş bulunuyorum. Eğer cezalandırırsan, bunu hakketmişimdir ve adaletin bunu gerektirmektedir, ey Rabbim. Eğer affedersen, (buna da şaşmam; çünkü) eskiden de hep beni affetmiş; bağışıklık elbisesi giydirmişsin.

Allah’ım, şu halde, saklı isimlerin ve perdelerin örttüğü güzelliğin hürmetine senden, bu tahammülsüz cana ve bu güçsüz bedene acımanı istiyorum. Güneş sıcağına dayanamayan bu zayıf beden, cehennem ateşine nasıl dayanabilir?! Yıldırım sesini duymaya tahammülü olmayan, gazabının sesine nasıl tahammül edebilir?! Allah’ım, o halde bana acı. Çünkü ben, hakir ve değersiz bir adamım. Benim azaba çarptırılmam, zerre kadar olsun saltanatını arttıracak değil. Şayet bana azap edilmekle saltanatın artacak olsaydı, azaba karşı sabır dilerdim senden ve böyle bir şey senin olsun isterdim. Fakat, saltanat ve mülkün, itaat edenlerin itaatiyle artacak, günahkârların günahıyla azalacak olmaktan çok daha büyük, çok daha kalıcıdır, Allah’ım. O halde, ey merhametlilerin en merhametlisi, bana rahmeyle; ey celal ve ikram sahibi benden vazgeç ve tövbemi kabul buyur. Hiç kuşku yok, sen, tövbeyi kabul edensin, rahîmsin.


51

Allah’a Yalvarıp Yakarma ve

Boyun Eğme Hakkındaki Duası

Tanrım, bana olan ihsanının güzelliği, nimetlerinin bolluğu, bağışlarının çokluğu karşısında ve benden esirgemediğin rahmetin, bana tamamladığın nimetin için sana hamd ederim. Çünkü hamde layıksın sen. Gerçekten de şükründen âciz olduğum nimetler vermişsin bana. Eğer senin ihsanın ve bol nimetlerin olmasaydı, nasibimi elde edemez, kendimi düzeltemezdim. Ne var ki, ben istemeden sen ihsanda bulundun; tüm işlerde bana yeterlilik verdin; tahammülü zor belaları benden uzaklaştırdın ve sakınılan kaderi başıma getirmedin.

Tanrım, nice zor belaları benden uzaklaştırdın; nice bol nimetlerle gözümü aydınlattın ve nice büyük iyilikler ettin bana! Çaresiz kaldığımda çağrıma icabet ettin; ayağım sürçtüğünde hatamdan geçtin ve düşmanlardan hakkımı aldın!

Tanrım, senden bir şey istediğimde cimri bulmadım seni; seni irade ettiğimde çekingen görmedim seni. Tam tersine, seni, duamı işitici, istediklerimi verici olarak buldum. Her halimde ve her anımda nimetlerini bol buldum. Şu halde sen, benim yanımda övülmüş birisin; ihsanın da pek makbul, pek güzeldir.

Canım, dilim ve aklım, hamdin hakkını ödeyecek, şükrün hakikatine ulaşacak, seni benden son derece razı edecek bir hamd ile sana hamd etmektedir. Şu halde, gazabından kurtar beni.

Ey, farklı görüşler beni yorgun düşürdüğü zaman sığınacak kale’m! Ey, hatamdam geçen (şefkatli Rabbim)! Eğer ayıplarımı örtmeseydin, rezil olurdum. Ey yardımıyla beni destekleyen! Eğer senin yardımın olmasaydı, yenik düşerdim. Ey, padişahların, kendisi için boyunlarına zillet boyunduruğu koyduğu, galebesinden korktuğu kimse! Ey takva ehli ve ey güzel isimler sahibi! Senden, beni affetmeni ve beni bağışlamanı istiyorum. Zira ne suçum için bir mazeret gösterebilirim; ne galip olacak güce sahibim; ne de kaçacak bir yerim var. Senden, hatalarımdan geçmeni, beni mahveden ve beni kuşatıp helak eden günahlarımı bağışlamanı istiyorum. Rabbim, o günahlardan tövbe ederek sana kaçmış bulunuyorum. O halde, tövbemi kabul buyur. Onlardan sana sığınıyorum; sığınma talebimi kabul et. Senden yardım istiyorum; yardımsız bırakma beni. Rahmetini dileniyorum; esirgeme benden. İpine sarılmışım; başkasına teslim etme beni. Seni çağırıyorum; eli boş geri çevirme beni.

Rabbim; miskin, düşkün, korkan, yoksul ve çaresiz biri olarak seni çağırıyorum.

Tanrım, dostlarına vaad ettiğin şeylere doğru koşmadaki zaafımı, düşmanlarını korkuttuğun şeylerden kaçınmadaki güçsüzlüğümü, üzüntülerimin çokluğunu ve tutkularımın dürtüsünü sana şikâyet ediyorum.

Tanrım, batınımın kötülüğünden dolayı beni rüsvay etmedin; günahlarımdan dolayı beni helak etmedin. Sen beni çağırdığında ağır davranmama rağmen, ben seni çağırdığımda hemen icabet ediyorsun. Dilediğim zaman ihtiyaçlarımı senden isteyebiliyorum. Nerede olursam olayım sırrımı sana açabiliyorum. Bu yüzden, senden başkasını çağırmam; senden başkasına ümit bağlamam. Lebbeyke lebbeyk! (Davetine icabet ettim, emrindeyim!) Sana şikâyette bulunanı duyarsın; sana güvenene yetersin; ipine sarılanı kurtarırsın ve sana sığınanın üzüntüsünü giderirsin.

Tanrım, şu halde, şükrümün azlığından dolayı beni ahiret ve dünya hayrından mahrum etme ve bildiğin günahlarımı bağışla. Eğer bana azap etsen, (bunu hakketmişim; çünkü) ben, ömrünü zayi eden, günahkâr, suçlu, ihmalkâr, nasibinden gaflet eden bir zalimim. Bağışlarsan da, sen, acıyanların en merhametlisisin.


52

Haceti Israrla Allah’tan İsteme

Hakkındaki Duası

Ey, ne yerde ve ne de gökte kendisine hiçbir şey gizli kalmayan Allah! Ey Tanrım, kendi yarattığın şey nasıl sana gizli kalabilir?! Kendi yaptığın şeyi nasıl bilmezsin?! Kendi yönettiğin şey nasıl senden gizlenebilir?! Hayatı senin rızkına bağlı olan, nasıl senden kaçabilir?! Senin mülkünden başka gidecek bir yeri olmayan, nasıl senden kurtulabilir?!

(Her türlü eksiklikten) Münezzehsin sen! Yaratıklarının senden en çok korkanı, seni en iyi tanıyanıdır; sana karşı en mütevazı olanı sana en çok itaat edenidir ve katında en değersiz (hor) olanı, senin rızkını yiyip senden başkasına ibadet edenidir.

Münezzehsin sen! Sana ortak koşan ve resullerini yalanlayan, saltanatından bir şey eksiltemez. Yargından hoşlanmayan, emrini geri çeviremez. Kudretini yalanlayan, kendini senden koruyamaz. Senden başkasına ibadet eden, senin elinden çıkmış sayılmaz. Ve, seninle karşılaşmak istemeyen, dünyada ebedi yaşatılmaz.

Münezzehsin sen! Makamın ne de büyük; saltanatın ne de galip; gücün ne de şiddetli ve emrin ne de geçerlidir!

Münezzehsin sen! Bütün yaratıklarına ölümü yazdın; seni birleyene de, seni inkâr edene de. Herkes ölümü tadacak, herkes sana dönecektir. Ne kadar kutlu, ne kadar yücesin sen. Senden başka ilah yoktur; teksin, ortağın bulunmamaktadır. Sana inanmış, elçilerini doğrulamış, Kitabını kabullenmiş, senin dışında her mâbudu inkâr etmiş ve senden başkasına ibadet edenlerden uzak olduğumu haykırmışım.

Allah’ım, ben her zaman amelimi az bularak, günahımı itiraf ederek ve hatalarımı kabullenerek sabahlayıp akşamlamaktayım. Kendi aleyhimde haddi aşıp ölçüyü taşırmam, beni hor kıldı; amelim beni helak etti; tutkularım beni alçalttı ve şehvetlerim (nefsanî isteklerim) beni (her hayırdan) mahrum bıraktı.

Şu halde, ey Mevlam; uzun arzulara takılarak nefsi boş şeylerle uğraşan; damarlarının atmayışından bedeni gaflet içinde bulunan; nimetlerinin çokluğundan kalbi azmış olan; döneceği yer (ahiret) hakkındaki düşüncesi pek sığ olan; arzularına yenik düşmüş; tutkularına uyarak azmış; dünyanın sultası altına girmiş; ölümün gölgesini üzerinde hissetmiş; günahları çok olan; hatalarını itiraf eden; senden başka Rabbi, senin dışında velisi olmayan ve kendisini senden kurtaracak biri bulunmadığının, senden ancak sana kaçabileceyiğinin bilincinde olan biri olarak senden rahmetini dileniyorum.

Tanrım, bütün yaratıklarına farz olan hakkın; Resulüne, seni onunla tesbih etmesini emrettiğin büyük ismin ve eskimeyen, değişmeyen ve fani olmayan Kerîm Zâtının yüceliği hürmetine, senden, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat etmeni ve ibadetinle beni her şeyden müstağni kılmanı, korkunla dünya sevgisini benden gidermeni ve rahmetinle beni bol bağışlarına geri döndürmeni istiyorum.

(Tanrım,) Sana kaçıyor, senden korkuyor, senden medet bekliyor, seni çağırıyor, sana sığınıyor, sana güveniyor, senden yardım istiyor, sana inanıyor, seni vekil ediniyor ve senin lütf-u keremine itimad ediyorum.


53

Yüce Allah’a Boyun Eğmekle İlgili Duası

Rabbim; günahlarım beni susturmuş, konuşamaz olmuşum. Hüccetim (mazeretim) yok çünkü. Kendi belamın esiri, amelimin rehini olmuşum. Hatalarım arasında bocalayıp durmaktayım; yolumu şaşırmış, ne yapacağımı bilmiyorum. Bulunduğum yer; hor ve zelil günahkârların, sana cüret eden bedbahtların ve vaadini küçümseyen yazıkların yeridir.

Münezzehsin sen! Hangi cüretle sana karşı geldim?! Neye aldanarak kendimi tehlikeye attım?!

Ey Mevlam, sürçüp yüz üstü yere yığılmama ve ayağımın kaymasına acı. Hilminle cahilliğimi, ihsanınla kötülüğümü bağışla. Çünkü ben günahımı ikrar, hatamı itiraf etmekteyim. İşte elim ve işte perçemim! Yaptıklarımdan dolayı kısas edilmeye hazırım! Fakat sen, yaşlılığıma, günlerimin bitmesine, ecelimin yaklaşmasına, güçsüzlüğüme, düşkünlüğüme ve çaresizliğime acı.

Ey Mevlam, dünyadan eserim kesildiği, yaratıklar arasında anım silindiği ve unutulanlar gibi unutulup gittiğim zaman bana acı.

Ey Mevlam, cismim eskidiği, uzuvlarım dağıldığı, eklemlerim birbirinden ayrıldığı zaman çehrem ve durumum değiştiğinde bana acı. Yazıklar olsun bana, ne de gaflet içindeyim! Başıma neler gelecek neler!

Ey Mevlam, kabirden çıkartılıp diriltileceğim gün bana acı; o gün beni dostlarınla mahşur eyle; sevdiklerinin içine kat ve (rahmetinin) komşuluğunda yer ver bana, ey âlemlerin Rabbi.


54

Allah’tan Üzüntülerini Gidermesini

İstediği Zaman Okuduğu Dua

Ey üzüntüleri gideren, kederlere son veren; ey dünyada da, ahirette de Rahman ve Rahîm olan; Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle ve benim üzüntümü gider, kederime son ver.

Ey bir; ey tek; ey samed (ihtiyaçlar için başvurulan mutlak gani); ey doğurmamış, doğmamış ve dengi olmayan (yüce Allah)! Beni koru, temizle ve üzüntümü gider.

(Bu arada Ayete’l-Kürsi ile Nâs, Felak ve İhlas surelerini okuyup sonra şöyle de:)

Allah’ım, ben; oldukça muhtaç, gücü az, günahları çok ve senden başka ihtiyacını giderecek, güçsüzlüğünü güçlendirecek ve günahlarını bağışlayacak birini tanımayan biri olarak senden rahmetini dileniyorum.

Ey celal ve ikram sahibi, senden; yapanını sevdiğin bir amel ve emrinin geçerliliği hususunda gerçek yakine sebep olacak bir yakin istiyorum.

Allah’ım, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle ve canımı doğruluk üzere al; dünyadan ihtiyacımı kes (dünyaya ihtiyacım kalmasın); katındakini arzu etmeye ve sana kavuşmaya müştak kıl beni ve gerçek anlamda sana güvenmeyi nasip et bana.

(Allah’ım,) Bu güne kadar yazılmış (mukadder edilmiş) olan en iyi şeyi senden istiyorum ve bu güne kadar yazılmış olan en kötü şeyden sana sığınıyorum. Senden; sana kulluk sunanların korkusunu, yüceliğinin önünde alçalanların ibadetini, sana güvenenlerin (tevekkül edenlerin) yakinini ve sana inananların güvenini (tevekkülünü) istiyorum.

Allah’ım, dileklerime olan rağbetimi, dostlarının dileklerine olan rağbeti gibi; korkumu da dostlarının korkusu gibi kıl. Hoşnutluğun doğrultusunda beni öyle bir amele muvaffak et ki, artık yaratıklarından herhangi birisinin korkusuyla dininden hiçbir şeyi terketmeyeyim.

Allah’ım, işte benim isteklerim! Onlara karşı içimde büyük bir rağbet oluştur; onlardan dolayı beni mazur gör; onları istemek için ileri süreceğim delilleri bana ilham et ve o isteklerde bedenime bağışıklık ver (onlara layık olduğumu sınamak için bedenimi musibetlere duçar etme).

Allah’ım, kim senden başkasına güveni veya ümidi olarak sabahlarsa sabahlasın, ben, tüm işlerde sana güvenerek ve sana ümidim olarak sabahlamışımdır. Şu halde, işlerin sonuç bakımından en iyi olanını benim hakkımda mukadder eyle ve rahmetinle beni saptırıcı fitnelerden kurtar; ey rahmedenlerin en merhametlisi!

Allah, efendimiz olan elçisi Muhammed Mustafa’ya ve onun tertemiz âline salat etsin.



[1] - “Bize tahdis etti” diyen ravi, Hicrî 609 yılında vefat eden “Amidürrüesa” lakabıyla tanınan Razıyyüddin Ebu Mansur Hibetüllah b. Hamid el-Hillî’dir.